Anasayfa

DÜŞÜNCE SÖZLÜĞÜ

 

Bilmek affetmektir.

 

Bilgi güçtür.

 

Biz de çocuktuk, bir şeyler öğrendik; bildiklerimizle övündük, eğlendik.

Şu oldu, bu oldu da ne oldu sonra? Bir bulut gibi geldik, yel gibi geçtik.  

 

Arıyı duman, insanı iman yola getirir.

 

Geline "oyna" demişler, "yerim dar" demiş. 

 

Güzel olan güzel değil, sevdiğimiz insandır.     

 

Para, oniki yargıçtan daha iyi konuşur.

 

Anamın ekmeğine kuru, ayranına duru demem.  

 

Her işte, üç çeşit bilgi vardır: Esaslı bilgi, esaslı olmayan bilgi ve lüzumsuz bilgi. Örneğin, bir gömleğin giyilmesini ele alalım. Bilinmesi gereken esas bilgi, düğmelerin önde bulunduğu, dışarıya doğru iliklendiğidir. Gömleğin iki kolu olduğu ve kol düğmelerinin nasıl iliklendiğidir. Fakat esas olmayan bilgi, gömleğin temiz olduğu, uygun malzemeden yapılıp yapılmadığı ve rengidir. Tipik lüzumsuz bilgi ise gömleğin fiyatı, nereden satın alınacağıdır. Biz yalnız, esas bilgiyi göz önünde tutarız. 

 

Çok samimi konuşma, çekişmek için de yer bırak.     

 

Dahiyane yanılgılar vardır.     

 

Birbirinin aksi olan şeyler, birbirlerinin ilacı olabilirler. 

 

Ahmak odur, bu dünya gam yeye; Mevlam bilir, kim kazana, kim yeye. 

 

Yumurta çalanın, tavuğu da çalacağını unutma.  

 

Birisine, seni seviyorum, deme fırsatını asla kaçırma.     

 

Bir eylemi yapmayı seçtiğimizde, o eylemi sonsuza dek tekrar tekrar yapmayı da kendi arzumuzla seçmiş oluyoruz. Bu, yapmadığım bütün eylemler, ölü doğan düşünceler, kaçındığımız tercihler içinde geçerli ve yaşanmamış o yaşam sonsuza dek içimizde kabaracak ve sonsuze dek yaşanmamış kalacak. Vicdanınız, dinlemediğiniz o sesi sonsuza dek haykıracak.

 

Bir insanın tek başına mesut olması utanılacak bir şeydir. 

 

Aleme cellat lazımsa, senin olman farz mı? 

 

Kazan kulpundan kurum eksik olmaz, ağaç tepesinden yuva eksik olmaz. 

 

Hiç bir evlilik günlük güneşlik değildir ama eğer yan yana sıkışabilirlerse, iki kişi bir şemsiyeyi paylaşabilir.     

 

El kesesinden sultanım, develer olsun kurbanım.     

 

Çocuklarınıza ders vermek istiyorsanız, (bu hiç de gerekli değildir) kendinizi örnek gösterin; ama sizin gibi olmaları için değil, sizin gibi olmamaları için.     

 

İnsanlara senden kaynaklandığını anlayamayacakları güzel şeyler yapmayı alışkanlık haline getir.

 

Her şeyi bulduğundan daha iyi bırak.    

 

Evli kadın, kocasıyla şehrin kalabalık ana caddelerinden birinde yan yana yürürken, biraz kırgın olarak kocasına söylendi: "Ne vakit genç ve güzel bir kız görsen, kendinden geçip evli olduğunu unutuyorsun." Adam düşünceli bir eda ile karısına şöyle cevap verdi: "Hiç de öyle değil, asıl o zaman evli olduğumu hatırlıyorum."  

 

Ciddiyet, sığ insanların biricik sığınağıdır. 

 

Dilencinin torbası dolmaz.     

 

Tarih, kesinlikten nefret eder, fakat talihe müsamaha göstermez.  

 

Albert Einstein'e sormuşlar: "Atomun parçalanmasından enerji elde edecek kadar akıllı olan insanoğlu, nasıl oluyor da bunun insanlığı yok etmekle kullanılmasını önleyemeyecek kadar aptal oluyor?" Einstein hemen şu cevabı vermiş: "Demek ki politika, fizikten daha güç öğreniliyor".    

Büyük kentlerin konut sorunuyla ilgili bir açık oturuma katılacak olan uzman, "Göreceksiniz" dedi meslektaşlarından birine, "Bugün kurulan tüm yapıların, iki yıla kalmadan yıkılacağını açıklayacağım." Dinleyicilerden biri hayretle sordu: "Bunu neye dayanarak söyleyeceksiniz?" Uzman hemen yanıtladı: "Masaya dayanarak".

 

En çok inandığımız şeyler, en az bildiklerimizdir.  

 

Aydın ve bilgili insana kendi zamanı ihanet etse bile, izzet ve saygınlığı ona ihanet edemez. 

 

Adet etme, adeti terk etme.     

 

Kendiliğinden anlayanlar, kendilerine açıklanan şeyleri anlayanlar ve ne kendiliğinden, ne de başkalarının aracılığı ile anlayanlar.

 

Fakat, yalanın da her şeye uyan sapları vardır.

 

Canımızı sıkanları kolayca bağışlarız ama canlarını sıktıklarımızı bağışlayamayız.     

 

İnat mı inat, iki koluna iki kanat.  

 

Şunu unutmayın ki çok genç adamların yanında, çok yaşlı adamlar da çok bencil olurlar.  

 

Kör arının balı, acı olur.     

 

Zihinsel bakımdan kendilerine yetenler, yalnız dahiler ve aptallar. 

 

Kışın en soğuk zamanında, ben nihayet içimde yenemediğim bir yaz olduğunu öğrendim.     

 

Yemek esnasında çalınan müzik; hem aşçıya, hem de kemancıya hakarettir.   

 

Ettin bir hayır, tut bacağından ayır.     

 

Muhaliflerime saygı duyarım ama tahammül edemem.    

 

Tembel adam, yemek yerken terler, çalışırken üşür.    

 

Dahi olmadan önce, sabahtan akşama kadar çalışan bir köle idim.    

 

Dışarısı forma, içerisini sorma. 

 

En sevdiğim söz, doğru olandır.

 

Herkes, aya benzer: Karanlık bir tarafı vardır ve onu kimseye göstermez.     

 

Kaptanı usta olmayan gemiye, her rüzgar kötüdür.     

 

Bir diktatör, tebdili kıyafetde bir sinema salonuna girer. Halkın arasında oturur ve karanlıkta da tanınmaz. Ekranda aktüel bir film gösterilmektedir. Birden ekranda, kendi görünür. Başkanlık balkonundan halka nutuk çekmektedir. Hemen tüm salondakiler, ayağa kalkıp alkış tutarlar. Yalnız, diktatör, oturduğu yerden kendini gururla seyretmektedir. İşte bu sırada, yanındaki eğilerek yavaşça kulağına fısıldar: "Ayağa kalk, akılsız! Salon polisle dolu. Bu namussuz herif için, kendini kurşuna dizilme tehlikesine atmana değmez".   

 

Ayakkabım yok, diye üzülüyordum; ayaksız bir adam gördüm. 

 

Yoksul, giysinin zevkini üç kez sürer; bir yeni aldığında, bir eskidiğinde, bir de yamalı iken. 

 

İnsanın kendini ilgilendirmeyeni bırakması, müslümanlığın güzelliğindendir.    

 

Olmayan haber, iyi haberdir.    

 

Dertlerini gözyaşlarında boğmak isteyenlere dertlerin yüzme bildiğini söyle.  

 

Şeytana mum yakılmaz.

 

Binecek eşeği yok, at beğenmiyor.    

 

İnsan, ruhunda açılan yaradan ölür.   

 

Giden hayatı, geriye getirebilecek hiç bir ilaç yoktur.

 

Baş gidince, ayak payidar olmaz. 

 

Eli dinlersen, denizde tavşan, ormanda da balık avlarsın.    

 

Dilin kemiği yok ama zavallı Türkçemiz nasıl oldu da böyle bir deri bir kemik kaldı?    

 

Canı yanan eşek, attan hızlı gider.  

 

Yere düşürdüğünüz ekmeğin yağlı yüzünün halıya gelme olasılığı, halının yeniliği ile doğru orantılıdır. 

 

Bir fikir uğruna ölümü göze almak iyidir, ama fikir ölüp fikir sahibi yaşasa kötü mü olur?    

 

Her çiçeğin kokusu neyse, bir insanın kişiliği de odur.     

 

Hatıra, kovulamayacağımız tek cennettir.    

 

Ne güzel gün! Hava ne sıcak, ne serin. Bir bulut, tozunu siliyor bahçenin. Bülbül coşmuş, sesleniyor sarı güle: Şarap iç şarap da yüzüne renk gelsin.

 

Hayatın en üstün mutluluğu, sevildiğimize inanmış olmaktır.   

 

Papağanla güzel sesli kuşlar, sesleri yüzünden hapsedilir; aptal balıkçıl istediği gibi dolaşır; çünkü susmak, en iyi politikadır.     

 

Adam adama mülk değil, can gövdeye mülk değil.     

 

Eğitim, insanlara sadece bilmedikleri şeyleri öğretmek değildir. O, onlara davranmadıkları şekilde, davranmalarını öğretmektir.     

 

Yazı gelirse, ben kazanırım; tura gelirse, sen kaybedersin.    

 

Hitler, tüm dünyaya ne kadar nazik bir insan olduğunu göstermek için Almanya'da "Nezaket haftası" düzenlemişti. O hafta herkes birbirine çok nazik davranacaktı. Haftayı açmak üzere Hitler, hazırlanan büyük törene gitti. Halk, tribünlere oturmuş, bekliyordu. Hitler kalktı, kürsüye geldi, tam konuşmasına başlayacağı sırada, tribünlerden biri aksırdı, "Hapşuuuu!" Hitler, oradakilere döndü:      "Kim aksırdı?" Çıt çıkmadı. Hitler, hemen muhafız kıtasına işaret etti. Tiribünlerin ön sırasını yaylım ateşine tuttu muhafızlar. İlk sıradakiler cansız yere serilirken, Hitler, ikinci sıraya sordu: "Kim aksırdı?" Yine çıt yok. Ve yine Hitler'in işaretiyle makineli tüfeklerin sesi. İkinci sıradakiler de öldürüldü. Derken üçüncü, dördüncü, beşinci.. Öldürülme sırası tribünün en arkasında oturanlara gelmişti ki cılız bir adam ayağa kalktı: "Ben aksırdım efendim." Hitler, hemen onun yanına gelerek omuzunu okşadı: "Çok yaşa, evladım".   

 

Tüm Hunlar kör olsaydı, tek gözlü Hun hükümdar olurdu.

 

Ahlak, insanın kendi kendisini mağlup etmesidir.  

 

Büyük hislerin kuvveti değil, devamlılığıdır insanları büyük yapan. 

 

Ata evinde üvey ana, er evinde kaynana.     

 

Beşer sığır değil ki bir giyside kalsın.  

 

Kadın yaşlandığını bilmez, eşek yorulduğunu. 

 

Sıkıntılar kanatlı olarak gelir, yaya olarak gider.

 

Ayağını sıcak tut, başını serin, gönlünü ferah tut, düşünme derin.

 

Balığa saçma atmışlar, buna baştan inme denir, demiş. 

 

Herkes düşüncelerinde yanılabilir ama aptallar bir türlü düşüncelerinden ayrılamazlar.    

 

Hayatta iki çeşit trajedi vardır. Biri, istediğini elde edememek. Öteki de elde etmek. 

 

Ne kadar az bildiğimizi anlayabilmek için ne kadar çok şey bilmemiz gerektiği ne kadar gariptir.    

 

İki dilin aynı anda faaliyet göstermesinin karışıklık yaratmadığı tek durum öpüşmektir.

 

Bağnazlığın (taasüp) dört şekli: Cehaletten doğan, menfaatten doğan, alışkanlıktan doğan, korkudan doğan bağnazlıktır.    

 

Açık ve yaklaşılabilir ol. En iyi arkadaşın olacak insanla her an tanışabilirsin.   

 

Gerçek öğrenci, bilinenin bilinmeyenden çıktığını öğrenendir.

 

Garip çingenenin nesine gerek gümüşlü zurna?  

 

Düşen bir çığda, hiç bir kar tanesi kendisini olup bitenden sorumlu tutmaz.     

 

Erken evlenen döl alır, er kalkan yol alır. 

 

Zaman ile ben, karşımıza çıkan her hangi bir rakibi mat edebiliriz.  

 

Ah alan onmaz.

 

Ey kör! Bu yer, bu gök, bu yıldızlar boştur boş! Bırak onu bunu da gönlünü hoş tut hoş! Şu durmadan kurulup dağılan evrende bir nefestir alacağın, o da boştur boş!

 

Tüm gerçekler paradokstur.     

 

Bir delinin sorduğu soruları, yedi bilgin yanıtlayamaz.  

 

Kadın, rüyasında; kendini çırılçıplak olmuş, sahrada bir zenci tarafından kovalanıyor görür. Nefes nefese koşan kadın, nihayet bir yerde, bacakları tutmayarak yere çöker ve zenci, karşısına dikilir. Kadın dehşet içinde: -Bana ne yapacaksın? diye sorar. Zenci ilgisiz bir tavırla: -Nereden bileyim, rüyayı gören ben değil, sizsiniz.     

 

Eşeğe binmek bir ayıp, düşmek iki ayıp.    

 

Kurdun tövbesi, koyunu görünceye kadardır.

 

Yapabileceğin kadar söz ver. Sonra söz verdiğinden daha fazlasını yap. 

 

Biz atomik enerjiyi ticarette faydalanabileceğimiz kadar kontrol edemeyeceğiz ve ben bunu, her hangi bir zamanda yapabileceğimize inanmıyorum.  

 

Düzeldi her silahımız, kaldı bir sakal tarağımız.     

 

Eşeği eşeğin yanına bağla; nefes almayı öğrenmese, anırmayı öğrenir.   

 

Eski devirlerde, sair halkın yıkanması sadece el ve yüze münhasırdı. Lavabo bilinmiyordu. 1729 senesinde neşredilen "Ev Kadını Lugati" leğen, ibrikten bahsetmekteyse de lavabonun ismini anmamaktadır. İbrikten avuca biraz su dökülür ve bu su ile de yüz şöyle bir ıslatılırdı. Bilhassa firengi hastalığı Avrupa'ya 16. asırda yayılmaya başlamış ve bu yüzden umumi hamamlar kapatılmıştı. Ondan sonra, temizliğin de arkası pek o kadar kovalanmamıştı.    

 

Hesap bilmeyen kasap, elinde ne satır kalır ne masat. 

 

Hepimizin kaynama dereceleri başka başkadır.     

 

Konuşmalarında her zaman bilimsel bir şaşmazlık arayan çok ölçülü bir hatip: Bir gün bir arkadaşı, trende giderken, ona kırda otlayan bir koyun sürüsünü göstererek: "Koyunlara bak! Daha yeni kırpılmışlar" dedi. Hatip, sürüye şöyle sıkıca baktıktan sonra, "evet" dedi. "Bize bakan taraflar kırpılmış". 

 

Bir insan hiç bir şekilde yalan söylemek hürriyetine sahip değildir.  

 

Başkaları için kötü, sizin için iyi sözler söyleyenleri asla dinlemeyiniz.  

 

Ciddilik, aptallığın belirtisidir. 

 

Çağdaş bir genç kızla annesi arasında tek fark vardır; genç kız, annesinin gönlünden geçirdiklerini, gönlünce yaşar.

 

Kibarın düşkünü, beyaz giyer kış günü. 

 

Bütün insanlar uyanık oldukları zaman, müşterek bir dünyadadırlar, uykuda ise her biri, kendine ait bir dünyadadır.

 

Onlar için hoş bir şeyler yaparak düşmanlarını dost edin.    

 

Kadınların ayaklarına, dizlerine kapanın ama sizi avuçlarının içine almasınlar. 

 

Başkalarını değiştirebilme gücüne çok fazla güvenme.     

 

Zarafet, iç uyumun dışarı taşmasıdır. 

 

Bağışlanmış eşeğin nalına bakılmaz.  

 

Bana bugünü ver, yarın senin olsun.

 

İnsanlar, özgür doğdular ve her yerde zincirler içine alındılar.    

 

Yüz, surat mahkeme duvarı.

 

Zaman, fenalıklarla, zorluklarla boynundaki ipi sıkabilir. O an ızdıraplara kapılıp ümitsizliğe düşme.     

 

Ne mal iledir, ne sal iledir, beyim ululuk kemal iledir.     

 

Yaşını söyleyen kadın ya genç olduğu için yitirecek bir şeyi yoktur ya da yaşlı olduğundan kazanacak bir şeyi yoktur.

 

Bizim kadınları konuşturmak için ilaçlarımız vardır ama onları susturmak için yok.     

 

Yazarlık, konuya saygı göstermektir, sessiz olan bir şeye ses vermektir. Aşağılık olarak kabul edilen varlıkları, nesneleri, duyguları yeniden  

saygınlığına kavuşturmak için sabırla sürdürülmüş bir istektir.

 

Üstü kalaylı, altı belalı.

 

Güzel bir bardaktan kötü bir şarabı içmek, kötü bir bardaktan iyi bir şarabı içmekten daha iyidir.    

 

Dağlara çıkmayan, uzakları göremez.   

 

Adadığı çok, verdiği yok.     

 

Tencere-tava, herkeste bir hava, akordu bozuk orkestra gibi, her kafadan bir ses çıkıyor. 

 

Bir aslanın aslan payını da aslan olmayan yer. 

 

Ben, (azrail) onu Bağdat'ta görünce olağan üstü bir hayrete kapıldım; zira benim onunla Samara'da randevum vardı.     

 

Açta aman, tokta iman olmaz. 

 

Geçmişi uygulamaktan asla vazgeçmemeliyiz. Tüm düşmanlara ve engellere karşı mükemmel olabilmek için bir kez daha ve sonsuza dek plan yapmalıyız.

 

Deve, kendi kamburunu görmez, karşısındakine güler.  

 

Kırbacı sayan ile kırbacı yiyen bir olmaz.     

 

Balıklar oltayla, insanlar tatlı dille avlanır.    

 

Sararmış yazıların üzerine işemeyin.   

 

Az düşünen, çok konuşur. Tersi de doğrudur. 

 

Hiç bir aşk şarkısı aptalca değildir; eğer size söyleniyorsa.   

 

Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar.    

 

Bizim kız bizden kaçar; başını örter, kıçını açar.

 

Bütün insanlar eşittir.  Ama bazıları biraz daha eşittir.  

 

Adam, karısı ve kayınvalidesiyle Afrika'ya ava gitmişti. Bir ara karısı seslendi: -Tez yetiş kocacığım, bir goril annemi götürüyor. Adam soğukkanlılıkla yanıt verdi: -Ben karışamam. Ondan kurtulmak, gorilin sorunu.     

 

Düşüncelerle karşılaşınca, zayıflar korkar, aptallar karşı gelir, akıllılar karar verir, ustalar da yönetir.

 

Mutluluğu engelleyen şeylerden biri, hayattan çok fazla mutluluk beklemektir.    

 

İnsan sevincini büyülterek anlatmalı, üzüntüsünü kısaltarak.  

 

Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz. 

 

Bir saatlik şövalye.

 

Bir kere bölükbaşı olayım da isterse pırasa yiyeyim.     

 

Yılanın ısırdığı kedi, ip görse, yılan sanıp kaçar.     

 

Yoksulu ezmek, ona zulmetmek, iyiyi kötüyle değişmek, kötüyü iyiye yeğlemek en büyük utançtır.     

 

Aptallar, yaşamları boyunca akıllılarla gezse bile, gerçekleri gene öğrenemezler; kaşık, çorbanın lezzetini alabilir mi?

 

Karını canın gibi sev, armut dalı gibi salla.     

 

Başarılı bir evliliğin temelinde iki şeyin yattığını unutma: Doğru insanı bulmak ve doğru insan olmak.    

 

Hayatta zorunlu olduğum tek şey insanca yaşamaktır. Başka her türlü şeyi yapmakta hür olduğuma inanıyorum.     

 

Bin nasihatten, bir musibet yeğdir.

 

Dedi ile demişe bakarsan, rahat yoktur.    

 

İyi görüneceğine, iyi ol.

 

El için eşek kuyruğunu kesme; kimi uzun der, kimi kısa.    

 

Ey oğul, zikirde öğüt var, öğütleri izleyenler terbiye ve eğitim görmüş olurlar.     

 

Bir insan ne kadar çok öğrenirse, o kadar alçak gönüllü olur.    

 

Gerçek mutluluğa, başkalarının kolay sağlanabilen cömert övgüleriyle değil, değerli bir şeyler yapabilmekle ulaşılır.

 

Alkol, arzuları azdırır, fakat performansı alır götürür.

 

İnsanlar, akılsızlıkları yüzünden, alınlarında yazılı olandan daha çok acı çekerler.    

 

Hiç bir şey kendiliğinden iyi veya kötü değildir. Her şey onlar hakkında ne düşündüğümüze bağlıdır.     

 

Geçti bülbül, geçti gül, ister ağla ister gül.  

 

Temel ile Cemal, bir hiç uğruna kavga etmektedirler. Bir ara Temel, "Eşşek!" diye hakaret eden Cemal'e sorar: "Anladum eşşeğum ama eşşek oldiğum içun mu arkadaşunum, yoksa arkadaşun olduğum içun mu eşşeğum?" 

 

Hayatta kazananların, daima kaybedenlerin yapmak istemediklerini yapanlardan çıktığını unutma.     

 

İyimserliğin abartılmış biçimi, düpedüz pervasızlıktır.  

 

Bir anlam bulmaya çalışmak, eylem olarak anlamsızdır.     

 

Peşlerinden gitmem gerek. Çünkü ben onların lideriyim.  

 

Demokrasi, istediğiniz her şeyi söylediğiniz, söylenen her şeyi yaptığınız rejimdir.    

 

Yapamayanlar öğretir, öğretemeyenler ukelalık eder.    

 

Genç beye hizmet etmek, beyaz beygiri tımar etmek gibidir.

 

Her yiğidin, bir sinek öldürüş biçimi vardır.   

 

Toleranssızlık, insanın kendi davasına inanmadığının bir kanıtıdır.     

 

Eşeğin keyfi yerinde olunca, buz üstünde raksetmeğe gider.   

 

Söylediklerinizi duyurmak için kimseyi kolundan tutmayın. Çünkü insanlar sizi dinlemeye istekli değilseler, onları tutacak yerde çenenizi tutmanız daha hayırlıdır.

 

Her şeyden şüphe etmek ve her şeye inanmak, aynı şekilde birbirine eşit iki      uygun çözümdür. Her ikisi de, lüzumlu düşünceden uzak kalmışlardır. Bir ev nasıl taşlardan bina edilmişse, bilim de o şekilde gerçek (olaylardan) yapılmıştır.     

 

Politikacılık, küçük akılların büyük düşünmesidir.  

 

Yiyecek ekmeği yok ama köle satın almış ki dövecek biri bulunsun, diye.

 

Aşı pişiren yağ olur, gelinin yüzü ak olur.    

 

Avcı ne kadar hile bilse, ayı o kadar yol bilir.     

 

Dumansız baca, çekilmedik karı koca olmaz. 

 

Ham armut gibi, boğaza saplanır.    

 

Fermuarları kapatın, havalanıyoruz. 

 

Başka vakit daha tatlı gel.     

 

Herkes, şu veya bu noktada bir parça kaçıktır.   

 

Uğurlu doğmuşsan, horozun bile yumurtlar.

 

Kendini değiştirebilme gücünü hafife alma.

 

Kuduran, kırk gün yaşar.     

 

İkinci insan, dünyaya ayak basar basmaz, birincisinin hakları yarıya iner. Şimdi siz haklarınızı, dünyadaki insan sayısına bölerseniz işin iç yüzünü anlarsınız.     

 

Mal, sahibine benzemezse, haramdır.   

 

Sivri düşünen kötümser, derin düşünen iyimser olur.     

 

En değerli çabalarınızın arkadaşlarınız tarafından lanetleneceğini bilin. Siz mükemmel oldukça en çok acıyı çekecek onlardır. Eğer hareket ve istekleriniz onları tehdit etmiyorsa, önemsiz biri olma yolundasınız demektir. 

 

Eğer hiç bir şey söyleyemezseniz, kimse sizi onu tekrar etmeniz için çağırmaz.  

 

İyi örneğin en iyi öğüt olduğunu unutma.  

 

Keskin olman gerekiyorsa, uzatma. Sözler de ışınlar gibidir, yoğunlaştıkça yakıcı olurlar.  

 

Eğer sen, uzun müddet uçurumun içine bakarsan, uçurum da senin içine bakar.  

 

Dans eden bir yıldız yaratmak isteyen, önce kendi içinde büyük taşkınlıklar ve kaos yaşamak zorundadır.    

 

Kör olsun, kambur felek; kimine kavun yedirir, kimine kelek; kimine daire çaldırır, kimine dümbelek.     

 

Çok zengin bir adam, konağının penceresinde otururken, karşıdan gelen bir derviş babası: "Hu erenler" demiş. "Babaya bir kaç mangır ihsan eyle!" Adam, başını çevirip yüksek sesle bağırmış: "Mehmet, Recep'e söyle. Recep, Süleyman'a söylesin. Süleyman, Mustafa'ya söylesin. Mustafa gitsin şu dervişe, Allah versin, desin." Derviş de, bunu duyunca şöyle karşılık vermiş: "Ulu Allah'ım. Cebrail'e söyle. Cebrail, Mikail'e söylesin. Mikail, İsrafil'e söylesin. İsrafil, Azrail'e söylesin. Azrail de gelsin, şu herifin canını alsın".    

 

Espiriyi yapanın kendisi gülerse, her şeyini kaybeder.  

 

Öyle büyük boş laflar vardır ki içlerinde bütün bir ulus esir tutulabilir. 

 

Doğal davranmalı, mevkinizin size getirdiği sahte bir gurura kapılmamalısınız.  

 

İngilizler uşaklarını seçerken çok titizdirler ama baronlarını seçmezler bile, onları, doğar doğmaz kabul ederler.   

 

Öküze boynuz ağır gelmez.     

 

Akıl para ile satın alınmaz ama en çok para eden de odur.   

 

Bir güzel söz söyleme sanatı varsa, bir de güzel anlama ve dinleme sanatı vardır. 

 

Gelin çiçek, her dediği gerçek; kaynana yılan, her dediği yalan.    

 

Öğüt, dünyanın en pahalı hazineleri kadar kıymetli olduğu halde ekseriya pek ucuza satılır.    

 

Kaçan düşmana, altın köprüler kur.    

 

Akıllı bildiğini söylemez, deli söylediğini bilmez.

 

Eşeğin adı sakar, kendi adını bana takar.    

 

Arpasız at, kamçı ile yürümez.   

 

Evlenmek, yılan dolu bir çuvaldan balık çıkarmaya benzer.

 

Yeğniyi yel alır, ağır yerinde kalır.   

 

Hayat, arkadaşlıktan daha büyük bir hediye vermez.     

 

Etrafında deriyi kemirmeye hasret yürekler varken, nasıl sen evinde tok yatarsın.     

 

Birinin yaptığını öbürü yıkıyorsa, ikisinin de emeğine yazık değil mi?     

 

Unutma, unutulanlar, unutanların, unuttuklarını, unutmazlar.

 

Zayıf olduğumuz için düşmanımızdan nefret ederiz ve ondan intikam almayı düşünürüz. Tembel olduğumuz için de yatışır ve intikam almaktan vazgeçeriz.

 

Bitli baklanın, kör alıcısı olur.    

 

Köyde oturuyorsak, ot yemiyoruz ya? 

 

Deve ırağına, katır tırnağına bakar.

 

Aşağıda olan kimse düşmekten korkmaz.    

 

Bir adam, güzel bir kızın yanında bir saat oturursa, bu ona bir dakika gibi gelir. Fakat o, bir de sıcak bir sobanın üzerinde bir dakika otursun, bu ona bir saatten de daha uzun gelir. İşte relativite budur.     

 

İşlenen günahların kokusu olsaydı, günahlarımın kokusu yüzünden hiç kimse bana yaklaşamazdı.     

 

Beklemeyi öğren, ya etrafındaki şeyler değişir ya da kalbin.    

 

Ne zordur bilir misiniz? Gölgesinden korkan insanların gölgesinde yaşamak!   

 

Bütün kadınlar, sönmektense, yana yana tükenmeyi tercih ederler.     

 

Adalet, hayatımızın sigortasıdır ve ona itaat etmek de karşılığında ödediğimiz pirimdir.    

 

Bağışlamanın gücünü asla küçümseme.    

 

Dinleyenler olmasaydı, kötü niyetli konuşan olmazdı.    

 

Sona kalan, dona kalır. 

 

İnsan, ne bir melek ne de bir şeytandır. Talihsizlik şuradadır ki onun melek rolü oynayacağı zaman, şeytan rolü oynamasıdır.     

 

"Bugün" bir balık olsaydı, onu denize geri atardım.     

 

Madde, ışık hızından hızlı ve zamandan bağımsız sonsuz öz enerjinin yavaşlayıp, zamana bağlanan görünümüdür.

 

Bağırıp çağırmakla ev yapılsaydı, eşek çoktan koca bir kent kurardı.   

 

Pahalıdır, vardır hikmeti; ucuzdur, vardır illeti.    

 

Akşam üstü eve gelince karısı: -Annem, bugün büyük bir kaza geçirdi. Çekilmeseydi, duvardaki saat, az daha başına düşüyordu. -O saatin, zaten daima geç kaldığını bilirim.

 

Canı kaymak isteyen, cebinde manda taşır.    

 

Evrende gördüğümüz her şey, çok boyutluların, üç boyutlu bir gölgesi ve izdüşümüdür.   

 

Kadına hiç bir zaman taş atılmamalı. Ya da sadece paha biçilmeyecek derecede değerli olanlar atılmalı.     

 

Altmışında zurnacılığı öğrenen, mezarında çalar.     

 

Umut, yoksulun geliridir.     

 

İyi peynir ama köpek tulumundan.    

 

Deve, ahmak olduğundan, kılavuzu eşektir.     

 

Feleğin çemberinden geçmiş.

 

Düğününde, kalburla su taşıyacağım.    

 

Deriyi yüzüp, kuyrukta bıçak bırakma. 

 

Bir kadının boğazının sıkılabileceğini anlamayanlar, kadınları tanımıyorlar demektir. 

 

1806 Senesinde Fransa'da enstitü azasından Mercier bir eser yazarak dünyanın dönmediğini şöyle iddia etmiştir. "Çünkü dünyanın döndüğünü Pythagor da iddia etmişse de Eflatun, Aristo gibi hakimler bunu asla kabul etmemişlerdir. Hatta büyük coğrafyacı Batlamyus bile dünyanın döndüğü nazariyesini delilik ve tamamen gülünç bir şey olarak vasıflandırmıştır. Aynı zamanda Roma'daki Mukaddes Din Meclisi de dünyanın döndüğünü iddia eden Galile'yi felsefi bakımdan saçma ve manasız ve şekil itibariyle zındıkça bir fikir ileri sürmekle itham etmiştir.     

 

Akıllınız kimdir? "Öndeki zincirli".    

 

Efendisini seçen insan, esir değildir.     

 

Kimse size başka türlü olma fırsatı vermezse, namuslu olmak kolaydır.     

 

Gelinin işi kötüdür, yüzünü ağartan ütüdür.

 

Eski süpürkeyi dama atarlar. 

 

Diş ağrısı çekenler, dişleri sağlam olanları, yoksulluk çekenler parası bol olanları mutlu sanır.

 

Şişmanladıkça hızla gelen otobüslerden kaçman zorlaşır. Daha da şişmanlarsan otobüsün senden kaçması zorlaşır.     

 

İnsan gülünce, bu başkaları içindir; insan ağlayınca, bu kendi hesabınadır.  

 

Meteor, yani Haceri Semavi dedikleri gökten düşen taşlardan biri daha havada iken görülmüş, yere düşüp çıkardığı ses duyulmuş ve gidip bulunduğu zaman henüz sıcak olduğu tesbit edilmiştir. Bu taş tetkik için akademiye verilince bu izahata rağmen meşhur Lavoisier, bir rapor kaleme alarak gökyüzünden taş düşmesinin imkansızlığını izah etmiştir.    

 

Sıtma, ben tuttuğumu kırk yıl tanırım, demiş.  

 

Yetim, annesi ve babası ölen kişi değildir. Gerçekte yetim, akıl ve soy güzelliğinden yoksun olandır.

 

Çirkefe taş atma, üstüne sıçrar.  

 

Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik. Ancak bu arada çok basit bir sanatı unuttuk; kardeşçe yaşamayı.  

 

Dilden gelen elden gelse, fıkara bahtiyar olur.

 

Beyinsizlik, sadece politika mesleğinde özür sayılmaz.     

 

İlgilendiğiniz şeyler kadar varsınız.    

 

Irkçılık, çocukluk hastalığıdır. İnsanlığın kızamığıdır.     

 

Ben bilmediğimi bildiğim için, diğer insanlardan farklıyım.  

 

Ben, eşek olduktan sonra semer vuracak çok bulunur.     

 

Yüz dilim, yüz ağzım ve demirden bir sesim, pirinçten bir göğsüm olsaydı; gene de insanların yaptığı cinayetlerin şekillerini ve onlara verilen cezaların adlarını, birer birer söyleyemezdim.   

 

Sözümün akışını bozup güzel tümceler aramaktansa, güzel tümceleri bozup sözümün akışına uydurmayı daha doğru bulurum. Biz sözün ardından koşmamalıyız, söz bizim ardımızdan koşmalı, işimize yaramalı. Söylediğimiz şeyler sözlerimizi almalı ve dinleyenin kafasını öyle doldurmalı ki kelimeleri hatırlayamasın. İster kağıt üstünde olsun, ister ağızdan, benim sevdiğim konuşma, düpedüz içten gelen, lezzetli, şiirli, sıkı ve kısa kesen bir konuşmadır. Güç olsun, zararı yok; ama sıkıcı olmasın. Süsten, özentiden kaçsın. Düzensiz, gelişi güzel ve korkmadan yürüsün. Dinleyen, her yediği lokmayı tadarak yesin. 

 

Bütün bilim, her günkü düşüncelerimizin arıtılmış şekillerinden başka bir şey değildir.     

 

Balubalu kabilesinin reisi İngiltere'den anavatana döner ve orada kendisini en çok etkileyen olayı anlatır. Bir futbol maçı.. "Müthiş bir şeydi. Yetmiş bin beyaz adam yeşil bir çayırın etrafında toplanmışlardı. Sonra, çayıra koşa koşa on bir tane kırmızı donlu savaşçı geldi. Onun arkasından on bir beyaz donlu savaşçı yine koşarak geldiler. Daha sonra herkes sustu. Büyücü, elinde iri bir yumurta ile geldi. Bir düdük çaldı. Her şey olağanüstü idi, çünkü o anda mucize meydana geldi: Yağmur yağmaya başladı".    

 

Düşmek, etrafı görememektendir.  

 

Duygularımızı, düşüncelerimizi ve eylemlerimizi değiştireceksek, önce düşlerimizi ve güçlerimizi değiştirmemiz gerekir. 

 

Gelen gelsin saadetle, giden gitsin selametle.  

 

Kötünün ayağı sekiz tanedir, biri dokunmazsa öteki dokunur. 

 

Bir kimse bir şeyi beklemezse, beklenmeyen şeyi bulamayacaktır.    

 

Hamala semeri yük değildir.     

 

Uyuyan tilki, düşünde yakaladığı tavukları sayar.     

 

Beraber ağlamaktaki tatlılık kadar hiç bir şey, kalpleri birbirine bağlamaz.  

 

Öğüt, zamanında taze yenmemiş ekmeği, başkasına bayat yedirme denemesidir.    

 

15-20 Kadının ağzından çıkanları yazanlar, dünyanın en kötü kitabını yaratmış olurlar.    

 

Derinden sevenler, asla yaşlanmazlar.  

 

-Bize, iyi seçilmiş, iki cümle ile görecelik kuramını (relativite nazariyesini) anlatır mısınız? -Bir gün, kör olan bir adamla yürüyorduk, ben birden bire: Canım bir bardak süt istedi, dedim. Kör, süt nedir, diye sordu. Süt, beyaz bir sıvıdır, dedim. -Sıvıyı biliyorum ama beyaz nedir? -Kuğu kuşunun rengidir, dedim. -Kuğu kuşu nedir? -Boynu büyük bir kuş, dedim. -Boynu anladım ama büyük nedir? Artık sabrım taşmıştı, adamın kolunu tutup dümdüz uzattım. -İşte bu büyüktür, dedim. Kör adam o zaman memnunlukla: -Tamam, sütün ne olduğunu şimdi anladım.    

 

Bilinen eğri yol, bilinmeyen doğru yoldan daha kısadır.    

 

Limona ekşi eklemek gerekir mi?

 

Tuvaletteyim ama sıçamıyorum, öncelik çişiminmiş.

 

-Baba, bir hırsız tuttum. -Al da gel. -Gelmiyor. -Bırak da gel. -Bırakmıyor.     

 

İnsanları varlıklı oldukları için değil, varlıklarını cömert ve yaratıcı bir biçimde kullandıkları için takdir et.    

 

Üstüne zorluklar yığıldıkça, sabrı artan kişi biri direnme diğeri kahrolma olan iki taşın arasında ezilen misk gibidir.

 

Açık yerde tepecik, kendini dağ sanır.   

 

Pis yiyenin olsun, pis diyenin olmasın.    

 

Toplantı, tek başına bir şey yapamayan insanların, bir araya gelip bir şey yapılamayacağına, beraberce karar vermesidir.     

 

Kesin sonuç alabilecek kısa bir savaşın olabileceği inancı, insanoğlunun en eski ve en tehlikeli hayallerinden biridir.    

 

Ala keçi, her vakit püsküllü oğlak doğurmaz.     

 

Tanrıya şükür ülkemizde üç şeye sahibiz; ifade özgürlüğü, vicdan özgürlüğü ve iki özgürlüğü de kullanmama alışkanlığına.   

 

Cehennem, iyi niyetlerle doludur.     

 

Ahbaplar arasında anayasanın lafı mı olur?

 

Alçak gönüllü insan, karşısında kim olursa olsun, onun hakkını kabul edendir.     

 

Bu okul böyle giderse, kalanlara selam olsun.  

 

Unutma! Ne kadar daha çok bilirsen o kadar daha az korkarsın.    

 

Ufak tefek, sapsarı yüzlü, hasta kılıklı bir adam büyük bir sirk müdürü odasına girdi. "Size büyük bir numara teklif etmeye geldim" dedi. "Aileme bir gelir temini garanti ederseniz, sahnede seyircinin önünde intihar ederim." Sirk müdürü biraz düşündü: "İyi ama yalnız bir husus beni endişelendiriyor." "Neymiş o." "Ya seyirciler numarayı çok beğenir de, bir daha tekrarlamanızı isterse." 

 

İnsanın kendisiyle, tamamıyla dürüst olması iyi bir egzersizdir.  

 

İnsan güzel sevmez, sevdiğini güzel bulur.   

 

Esprisini bazı nedenler yüzünden kaybetmeyen insanın, bir daha kaybedecek espirisi yoktur.     

 

Yaşamanı akla uydurman gerekir ama bilmezsin akla uygun olan nedir. Bereket eli çabuktur Zaman Usta'nın. Başına vura vura, sana da öğretir.

Bir tartışmada mutlaka son sözü söylemek istiyorsanız, "Kanımca siz haklısınız" demeye çalışınız.   

 

Boşanma, aslında saçma ve anlamsız bir kavramdır. Bu iki tarafın da ne birinin ne de ötekinin içinde vardır ve iki karşıtın çatışmasından doğar.  

Kuş yakalamak istersen, güzel ötmeye çalış.

 

Ey karamsar, bilmelisin ki bu devranın değişmeyen bir kanunu var o da değişmektir.     

 

İki tehlike, dünyayı devamlı olarak tehdit ediyor; biri nizam, öbürü nizamsızlık.     

 

Adamın biri meyhaneye girerek üç bira sipariş etmişti. Meyhaneci, "Niçin üç bira birden istiyorsunuz?" diye merakla sordu. Adam şöyle cevap verdi: "Harp esiri üç arkadaştık ve her zaman üç bira ısmarlayıp birbirimizi hatırlamayı ahdetmiştik". Aynı müşteri, bir hafta sonra tekrar geldi ve bu kez iki bira istedi. Meyhaneci hemen, "Yoksa arkadaşlarınızdan biri mi öldü?" diye sordu. "Hayır ama doktor bana içki içmeyi yasakladı da!"   

 

Sanat, doğayla insanın toplamıdır.

 

Onur, ödünç alınmaz elde edilir.  

 

Kocana göre bağla başını, harcına göre pişir aşını.

 

Eşeğe gücü yetmeyen, semerini döver.

 

Sevmediğin gelirse, ev süpür.  

 

İnsanın akıllıca hareket edebilmesi için üç yolu vardır: Birincisi, yapacağın şey üzerine düşünmektir ki bu en asil yoldur. İkincisi, önceden yapılmışı, iyi bir tenkit etmekle olur. Bu en kolay yoldur. Üçüncüsüne gelince, bu en acı yoldur; deneyerek, uğraşarak bulduğun yoldur.   

 

Keçi geberse de kuyruğunu indirmez.   

 

Akıllılık arayan kimseye akıllı denilebilir ama onu bulduğunu sanan delidir.     

 

Kocamış tilki, faka düşmez.     

 

Bellek, çılgın bir kadına benzer. Renkli paçavraları toplar ve yiyecek şeyleri sokağa atar.

 

Ne denli az bildiğimizi anlamak için, ne denli çok bilmemiz gerektiğini, pek az kişi bilir.

 

Vefa dünün peşine düşüp gitti. İnsanlar hile ve çıkar peşinde günlük gereksinimlerini karşılamakla meşgul.   

 

Suçluyu bağışlamaktan büyük zevk aldığını bilseler, sana yaranmak için yakınların suç işlerdi.     

 

Allah bir, peygamber hak; pekmez kara, yoğurt ak.

 

Dalın ucuna gitmekten korkma, meyve oradadır.     

 

Borç para istemeye giderken çok paran varmış gibi giyin.  

 

Dışlarını temiz gördüğün insanların içleri, aynanın arkası gibidir.  

 

Nasıl yaşamam gerektiğini anlamaya başladığımda, nasıl ölmekte olduğumu gördüm.     

 

İyi birer koca yaratmasını bilen kadınlar dahidirler.     

 

Bir tek suçla yetinen suçlu gördünüz mü?  

 

Çalışarak ün kazananlar, doğuştan ünlü olanlardan daha fazladır.   

 

Emanet at, insanı yaya bırakır.

 

Hukuk dipsiz kuyudur. Felsefesini yapıp en derin noktalarına varmaya kalkışırsanız, batağa saplandığınızla kalırsınız.     

 

Görmeden görebilirim ama düşünmeden düşünemem.     

 

Yavaş konuş ama hızlı düşün. 

 

Şölen verirsen dost çoktur; yoksul düşersen, kimse yoktur.

 

İncir çekirdeğini doldurmayan tatlı şeyleri fısıldamak için yatağa girmeyi beklemeyin.    

 

Ay, yoksulun lambasıdır.     

 

Konuşmak öğrenmeye yol açar; ama dehanın okulu yalnızlıktır.

 

Ata kibirli binen, eve yürüyerek döner.    

 

Hiç bir vakit, öğüt verirken olduğu kadar cömert değilizdir.  

 

Eşek bile makamla anırır.     

 

Bir oyunu en çok eleştirenler, onu bedava seyredenlerdir. 

 

Ne başarılarınla gösteriş yap ne de onlardan utan.     

 

Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az. 

 

Bende özel yetenek arayanlar yanılıyorlar; sadece derin bir anlama merakım var.   

 

Tolerans, basitçe, başkalarından nefret etmeden, onların sizin gibi düşünmediklerini, kabul etmek demektir.     

 

Kötü de olsa, evin olsun; oruçluk bile olsa, bulgurun olsun.  

 

Tilkiyi en iyi, tavuk tanır.     

 

Bugün en önemli şeyin hiç kimse tarafından aldatılmamak olduğunu sanırsın. Ama hayatının güneşi, asıl senin hiç kimseyi aldatmamaya çalıştığın gün doğacaktır.     

 

Bir insan hakkında fıkralar yapılmaya başlandı mı, artık onun istifası gelmiştir.   

 

Aşk, birlikte aptallaşmaktan ibarettir.     

 

Sadece sifonu çekiniz. Başka bir şey çekmeyiniz.     

 

Yolcu Abbas, kimseye bakmaz.     

 

Aptallar, utanılacak bir şey yaptıkları zaman mazeret diye, o işi her zaman yaptıklarını söylerler.   

 

Ölümle neticelenen bir otomobil kazasından sonra hakimin kendisine iki yıl şoförlüğü yasakladığı kişi "aman hakim bey, benim yaşamam şoförlük

yapabilmeme bağlı" diye yalvarınca, hakim "başkalarının yaşaması da senin şoförlük yapmamana bağlı", demiş.  

 

Hayal gücü; güzelliği, adaleti, mutluluğu yaratır.     

 

Mavi gözler, "Beni sev, yoksa kendimi öldürürüm"; kara gözler de "Beni sev, yoksa seni öldürürüm" der.     

 

Deveye kalburla su vermezler. 

 

Kış günü, karınca evinde otururken kapısı çalınmış. "Yine o aylak ağustos böceği" diye düşünmüş. Açmış kapıyı, gerçekten de o. Fakat, üstü başı gayet düzgün, ağzında bir puro ve altında da bir kadillak. "Merak etme!" demiş karıncaya, "bir şey isteyecek değilim. Paris'e gidiyorum da bir arzun var mı diye sormaya geldim." "Yok." demiş karınca, "Yalnız Paris'te La Fonten diye bir herif var. Söyle ona, anasını avradını..".

 

Bulaşıkları yıkamazsan, çorbam daha yağlı olur, demiş kaynata gelinine.

 

Kimse işe yaramaz değildir. En azından kötü örnek olabilir.  

 

Kadın düşük seviyede değildir. Sadece erkek üstündür.   

 

Kendilerine her yıl yeni nedenler bulan sonuçlar gördüm.     

 

Kuş, kanadından kira istemez.     

 

Düşman gülerek öğretir, dost azarlayarak öğretir.     

 

Bir insanı övmek, ona acımaktan çok daha iyidir.     

 

Ya tozu dumana katarsın, ya tozu dumanı yutarsın.     

 

Dağ adamı, hasta eder sağ adamı. 

 

Yoksulluk, tembelliğin ödülüdür.   

 

Evlenmeye giden genç kızı durdurmaktan, yağmuru durdurmak daha kolaydır.     

 

Başkasının da düşündüğünü düşünmeyen budaladır.  

 

Çapkınlıkta en az bulunan şey, aşktır. 

 

Biz çektik cefayı, eller sürdü sefayı.    

 

Diplomat, "evet" demekle "belki"'yi düşünür, "belki" derse "hayır" demek istiyordur, "hayır" derse diplomat değildir.  

 

İnsanların yalınayak dolaştığı bir ülkede, hukukçunun görevi adalet dağıtmak    değil, ayakkabı yapmaktır. -Haklısın ama ayakkabıları adaletli dağıtmak, yine hukukçunun görevi olacaktır.   

 

Attan düşene yorgan döşek, eşekten düşene kazma kürek.   

 

Bir erkeğin kalbine giden yol, midesinden geçer. 

 

Kendinize güvenmeniz iyidir, güvenmemeniz daha da iyidir.    

 

Salzburg civarında Veystum Kasabası'nda 1400 seneleri sularında, şöyle bir karar alınmıştır: Bir köylü, para cezasına uğrar ve bunu veremeyecek halde olursa karısına tecavüz edilecektir. Kanun, kadının hakiminin hoşuna gitmemesi ihtimalini de düşünerek bu cezanın tatbikini mübaşire havale müsaadesini de vermiştir. Mübaşir de kadını beğenmezse bu iş hademeye gördürülecektir. Görülüyor ki hademenin zevki, kanunca nazarı itibara alınmamıştır.     

 

Vicdan, toplumun, bireyin içinde yetiştirdiği ve ömür boyu kendi kurallarını koruyan bir bekçisidir. 

 

Evlilik, aşkın mezarıdır.     

 

Beni daha az övseydin, seni daha çok överdim.

 

Büyük düşün ama küçük zevklerin de tadına var.

 

Daima tetik bulun. İyi bir ilk izlenim için asla ikinci bir şansın olmayacak.   

 

Fatih Sultan Mehmet, bir gün tebdili kıyafet ederek Edirne'de çarşıya çıkıyor. Yiyecek, giyecek fiyatlarını kontrol etmek için bir dükkana girerek: -Yarım batman yağ verin, diyor. Bakkal tartıp veriyor. Fatih tekrar soruyor: -Bal da var mı? -Var. Fakat, onu karşıdaki bakkaldan alın. -Niçin sen vermiyorsun? -Hep ben kazanırsam, diğer bakkallar açlıktan ölür. Onların da çoluk çocuğu var. Ben çocuklarımın bugünlük rızkını çıkardım. Biraz da öbürleri kazansın, diyor. Padişah karşıdaki dükkana giderek bir batman bal alıyor. Aynı bakkaldan tuz ve sabun almak istiyor. Fakat bu bakkal da birinci bakkal gibi söylüyor. Böylece hazret, bir çok bakkalları dolaşıyor ve bir evin erzakını, giyeceğini tamamlamak için on beş dükkan dolaşmanın lazım geldiğini anlıyor, memnun olarak: -Birbirine bu derece bağlı ve düşünen milletim olduktan sonra, ben İstanbul'u değil, bütün dünyayı fethederim, diyor. Ondan sonra İstanbul'un zaptına karar veriyor.   

 

Alemin tenceresi, kapalı kaynar.

 

Ödünç alınan sapan, eğri sürermiş.   

 

Her anne, kızının, kendisinden daha iyi bir eş bulmasını umar; bir yandan da oğlunun, hiç bir zaman babası kadar iyi bir eşe sahip olamayacağı kanısındadır.    

 

Eğer tanrı olmasaydı, onu icad etmek gerekecekti.

 

Bağnaz ona derler ki o hiç bir zaman fikrini değiştirmez ve konuyu da asla değiştirmek istemez.     

 

Egoist, kendi hayatında fazlasıyla rol oynayan kişidir. 

 

Kıskançlık aşkla doğar ama her zaman aşkla ölmez. 

 

Dünya, nasıl istersen değil, nasıl bulursan. 

 

Sultan Aziz, bir gün Keçecizade Fuat Paşa'ya, kendisiyle Ali ve Mütercim Rüştü Paşa'lar arasındaki mizaç farkını sormuş. Fuat Paşa: "Efendim, yeni yapılmış bir köprü tasavvur buyurun. Üçümüz, köprü başına gelince bendeniz hemen besmele çeker, biperva geçerim. Ali Paşa, besmele çeker, bir Elham okur, köprüyü mükerreren muayene eder, sonra geçer. Rüştü Paşa kulunuz ise besmele çeker, bir Yasini Şerif indirir, üç tabur da asker geçirir, sonra geçer" demiş. 

 

Kalburlan su taşıma.    

 

İki cimri konuşuyordu: "Dün sirkte, korkunç bir şey oldu. Olağanüstü bir şey. Aslandan biri, terbiyecisini yedi." "Program dışı olan bu numara için sizden fazla para aldılar mı?" "Hayır." "Eee, bunun korkunç olan tarafı neresi?"  

 

Her yüz senede, dünyanın bir yerinde, bir dahi dünyaya gelir. Bu sefer de bu, Türkler'in içinden çıkmıştır.   

 

Anılarınızı, paranız gibi saklayınız. 

 

Ateş ile su, hatıra bakmaz.     

 

Evlilikte başarı, aranan niteliklere sahip insan bulmaktan çok, aranan niteliklere sahip insan olmaktır.    

 

Rızanız olmadıkça kimse sizi aşağılayamaz.  

 

Alem verir talkını, kendi yutar salkımı.   

 

Kristof Colomb'un en çok beğendiğim yanı, yeni bir dünya keşfetmesi değil, bu düşünce üzerine onu aramaya gitmesidir.

 

İnsan, ne kadar dönerse dönsün, arkasını göremez.     

 

Cennet ve cehennemle ilgili, ileri geri laf söylemek istemem; çünkü ikisinde de dostlarım var.     

 

Gelirse hane boş, gelmezse daha hoş.   

 

İnsan, hayatının dörtte üçünü yapamayacağı şeyleri istemekle geçirir.     

 

Akıllı görünmek için harcanan çaba, akıllı olmaya engeldir.    

 

Cömertlik, verme gururudur. 

 

Arpa, buğday aş oldu; altın, gümüş taş oldu.   

 

En iyi komutanlar, en uygun zamanda soru sorma yeteneğini geliştirenlerdir.     

 

Akşam yalan söyleyenin, sabah yüzü kara çıkar.  

 

Yalnızca geldiği kaynağı sevmiyorsun diye iyi bir fikri bir kenara atma.    

 

El uşağı hilebazdır, kimse bilemez fendini. Kime iyilik edersen, ondan sakın kendini.     

 

Bizim istediğimiz bir kadına sahip olmak değil, o kadına sahip olan tek erkek      olmaktır.    

 

Bir kez gülmek, üç kez ilaç almaktan iyidir.

 

Azar, bir dost armağanıdır.     

 

Hümanizm, insan şovenizmidir.   

 

Son dakika da olmasaydı, çoğu işler yapılmazdı.  

 

Her bakış bir gözlem, her gözlem bir düşünce, her düşünce bağlantı ve ilişki doğurur.    

 

Büyümek için büyümek, bir kanser hücresinin ideolojisidir.    

 

Ne günlere kaldık, hey gazi hünkar; eşek silahtar oldu, katır mühürdar.

 

Bir şeyi doğru olarak yapmak, onu niçin yanlış yaptığımızı açıklamaktan daha az zaman alır.

 

Mezar taşı gibi durma! 

 

Şeytana uymaktan kurtulmanın biricik yolu, ona uymaktır.  

 

Gençliğin parlak sözlüğünde, başarısızlık diye bir kelime yoktur. 

 

Sular yükselince, balıklar karıncaları yer; sular çekilince, karıncalar balıkları.    

 

Ermeniden dönme, sonradan görme.    

 

Edison elektiriği buldu. Ama parasını biz ödüyoruz.  

 

Kiracının mezartaşı: Çok adres değiştirdi, burası son adresi. 

 

On iki kurda, bir boz eşek neylesin?   

 

Spor, içinde ateş etme olmayan savaştır.   

 

Eşek değil mi sürme ile yürür.  

 

Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var.     

 

Bir çok kimse, paralarıyla pişmanlıktan başka bir şey alamazlar.  

 

Abdalın karnı doyunca, gözü kapıda olur.   

 

Suçlu olmak, mağdur düşmekten daha tehlikeli sayılmadıkça, suçlar azalmayacaktır.

 

Pek çok erkek, sabahları kuşu öttüğü için, hayvanları sevdiğini sanır.     

 

Alet işler, el övünür.    

 

Bu zamanda az dostun olsun, daha iyi. Herkesle uzaktan hoş beş edip geçmeli. Can gözünü açınca görüyor ki insan, en büyük düşmanıymış en çok güvendiği. 

 

Mutluluk adalarına, yalnızca sıradanlığın denizinden varılır.  

 

Kurt olmasaydı, keçi Mekke'ye giderdi.  

 

Bir tebessümün yoksa, sana benimkilerden birini verebilirim.

 

Hayatta zor olan iki şey vardır; biri iyi bir isim yapmak, diğeri ise bu isimi korumaktır.

 

İlim öğrenmek her müslümana FARZdır.  

     

Şu anda popomu sileceğim bir tuvalet kağıdı, her hangi bir değerli kağıttan daha değerlidir.

 

"Öldürürüm" diyenden korkma, "ölürüm" diyenden kork. 

 

İkisi ortada yoksa, üçü bir arada uslu uslu yaşar.   

 

Dertli bir adamın tereddüt ve dumanlarla dolu bir gönül evi vardır; derdini dinlersen, o evde bir pencere açmış olursun. 

 

Ben şaka yaparken gerçekleri söylerim; çünkü gerçekler, dünyanın en gülünç şakalarıdır. 

 

Düşmanımın dostu, düşmanlığımı alır. Dostumun dostu, dostum olur.    

 

Ele verir öğüdü, kendi kırar söğüdü.   

 

Kendini değiştirmenin ne kadar güç olduğunu düşünürsen, başkalarını değiştirmede şansının ne kadar az olduğunu anlarsın.    

 

Büyüklerle küçükler arasındaki münasebet, rüzgarla otlar arasındaki münasebete benzer; rüzgar esince, otlar eğilir. 

 

Asılmışın evinde, ip lakırdısı edilmez.   

 

Yasaklamayı yasaklayın. Yasaklamayı yasaklayanı yasaklayın. Lanet olsun! Yasa yasaklarına.   

 

Ne kadar hazin bir çağda yaşıyoruz. Bir ön yargıyı ortadan kaldırmak, bir atomu parçalamaktan daha güç.     

 

Birisi lütuf dağıtıyorsa, niyetini anlamalısın.     

 

Cehenneme giden yollar, iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir.     

 

İtaat, uyumun kötü karbon kopyasıdır.

 

Bir gün karadenizlinin biri, umumi tuvalete girer, orada bekleyen tuvaletçiye önünü göstererek: "Çöz ha puni" der. Adam ellerini göremeyince, her halde sakat, düşüncesiyle denileni yapar. "Dışarı al oni." Adam bunu da yapar. Daha sonra bir emir daha gelir: "İşet ha oni." Bu iş de bitince, bizim karadenizlinin sesi bir kez daha duyulur: "Sok oni içeru." Adam, sevap işlemenin huzuru içinde bunu da yapar. Bu sırada karadenizlinin düğmelerini iliklediğini gören adam öfkeyle: "Be adam! Elin kolun sağlamdı da ne diye bu işi bana yaptırdın?" diye söylenince, şöyle cevap alır: "Uşak pileymisun da ha pu namussuz dün gece beni çok mahcup etmiştur. Şimdi küsum oğa, konuşmayrum".

 

Beğendiğin dağın odununu kes.

 

Bilmediğin şeyi sor; sorma zilleti, bölme şerefine giden yolda kılavuzundur.     

 

Ne olsa gelir felekten, deve geçer elekten.  

 

Herkes sakız çiğner ama Fatma Hanım gibi şaklatamaz.

 

Eşeğine bakmaz da Hasan dağına oduna gider.

 

Kimse görmek istemeyenler kadar kör değildir.     

 

Bir düşünceyi yakalamak için çok düşünceye ihtiyaç var.

 

Yerinde gülmesini ve her fırsatta gülmesini bilmek kadar güç bir şey yoktur.     

 

Sıkılmaya o kadar çok alıştım ki, sıkılmadığım zaman çok sıkılıyorum.

 

Şarap benlik kaygusu bırakmaz sende. Çözülmedik bir düğüm kalmaz beyninde. İblis bir kadeh şarap içmiş olsaydı, secdeye yatardı Adem'in önünde.

 

Bir şeyin yapılamaz olduğunu düşünerek uyuya kalma; böyle yaparsan, bir başkasının bu yapılmazı yaparken çıkardığı gürültüyle uyanırsın.    

 

Taşıdığınız şeyler arasında en önemli olanı; yüzünüzün ifadesidir.   

 

Bir çoğu yanlış düşünür, bazıları hiç düşünmez, gerisi düşünenleri kötüler.     

 

Büyük ambar, küçük ölçekle dolmaz.

 

Doğruyu konuşmak için iki kişi ister: Doğru söyleyen, doğru dinleyen.

 

Gençliğim acı veriyordu, geçenlerde ameliyatla aldırdım.    

 

Bilim ve tekniğin, yeni sorun yaratmadan bir sorunu çözebildiğini anımsamıyorum.    

 

Birlikte olduğun kişiyi dost edin, dostluğunu pekiştir. Seni senin olmadığın yerde dostluğu ile savunsun.  

 

Evlilik, erkeklerin hürriyetlerini, kadınların da mutluluklarını ortaya koydukları bir kumardır.     

 

Kinler, o denli uzun sürdürülür ve o denli inatla saklanır ki hasta düşen bir kimsede, öleceğinin en büyük belirtisi barışma olur.    

 

Azla yetinmek korkusu, vasat insanları korkunun daha fazla çoğalttığı işleri yapmaya sevk eder.

 

Gençler topluca, yetişkinler ikişer ikişer, yaşlılarsa teker teker yürür.     

 

Kibar, gece karanlığında, kimse yokken, esnerken ağzını kapatan kişidir.  

 

Zaman değişince, yargılar da değişir. 

 

Barut ile ateşin dostluğu olmaz. 

 

Islak, yağmurdan korkmaz.     

 

Ah, nerde o eski nostaljiler! 

 

Al takke, ver külah.

 

Küçük bir çocuğa, biraz anlayış ve sevgi göster; karşılığında, ondan çok daha fazlasını alırsınız. 

 

Değiştirilemeyen bir şeyi unutan kimse mutludur.

 

Aşk gizli olmaktan çıktığı an, zevk olmaktan da çıkar.     

 

Her başarılı erkeğin arkasında, hayretler içinde bir kadın vardır.     

 

Ne kadar bilirsen bil, bildiklerin karşısındakinin anlayabildiği kadardır. 

 

Türk, neyle öğün, nerede çalış, kime güven.  

 

Eğlence çılgınların mutluluğu, mutluluk da akıllıların eğlencesidir. 

 

İnsanların gerçeği her zaman bilmek istemeyeceklerini unutma.     

 

Beş parmak, bir değildir.     

 

Üstadımın adı Hıdır, elimden gelen budur.   

 

Bir derginin yazı kurulunun çalışma odasında, herkesin görebileceği bir yere şu levha konmuştu: Burada hepinize yetecek kadar nokta, virgül ve noktalı virgül vardır. Lütfen onları yazılarınızda bol bol kullanınız. 

 

Hastanın başında, eceli bekler. 

 

Biz kendimiz hakkında, yapmaya yetenekli olduğumuzu hissettiğimiz şeylere göre hüküm veririz. Oysa başkaları, yapmış olduğumuz şeylere göre, hakkımızda hüküm verirler.

 

Kör onu görmüyorsa, kabahat direğin değildir.     

 

Piyadenin yayası, atlıya gülmektir.  

 

Kuru boktan, yağ sızdırır.     

 

O, tamamıyla önemsiz bir şeydir, ilginç olmasının sebebi de budur.     

 

Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz. 

 

Birisinin kahramanı da sen ol. 

 

Uslu koyunu, üç kez sağarlar.    

 

Bilgin, tarihten alınacak dersleri özetlemesini isteyenlere şöyle söylemişti: Tanrı, yok edeceği kimseleri önce kudrete boğar. Tanrının değirmenleri çok yavaş fakat son derece ince öğütürler. Arı soyduğu çiçeği besler. Karanlığın en      kuvvetli olduğu zaman, yıldızları görebilirsiniz.  

Aşını, eşini, işini bil.    

 

Ancak kendimize benzediklerini duyduğumuz oranda başkalarını beğeniriz. Birisini övgüye değer bulmak, onu kendi ölçümüzde görmek olsa gerekir.

 

Temel, genç ve güzel bir turist kadını Ağrı dağına çıkarıyordu.. Sarp kayalar, kayan topraklar ve karlarla didişmeden sonra tepeye vardılar. Kısa bir süre yorgunluk çıkardıktan sonra Temel, yol rehberliğine aşk rehberi özelliğini de kattı ve tatlı dakikalar geçirdiler.. Her şey bittikten sonra, genç dilber üstüne başına çeki düzen verirken, biraz da sitemkar bir eda ile: "Galiba çok ileri gittik?" Temel, sempatik bir gülücük gösterisinden sonra: "Evet, aynı şeyi dağın eteğinde de yapabilirdik".   

 

İnsan, ormanı ağaçlarda göremez.   

 

Aşk, birbirinizin gözlerinin içine bakmak değil, birlikte aynı yöne bakmaktır.   

 

Doğumevinin koridorunda bir aşağı, bir yukarı elinde sigarasıyla tur atıp duran, Temel'in yanına yaklaşan hemşire: -Müjde, hanımınız üçüz doğurdu beyfendi. Temel, şaşkınlığı üstünde, şöyle dedi: -Pizum hanum oldum olası, aç gözlüdür zaten.  

 

Tanrı, insanı yarattı çünkü, maymundan umudunu kesmişti.    

 

Cehaletle kardeş olanla arkadaşlıktan sakının. Nice cahil arkadaşlığı, hikmet sahibinin yok olmasına neden olmuştur.     

 

Bir çocuk da midemiz gibi ona vereceğimiz her şeyi hazmedemez.   

 

Matematik, tanrının dünyayı yaratmak için kullandığı alfabedir.     

 

Ahmak sürer devranı, akıl onun hayranı.   

 

Gençlik gitti, hiç gelmemiş gibi; ihtiyarlık yerleşik geldi, hiç gitmeyecekmiş gibi.    

 

Çabuk gelen kötü talih, geç gelen iyi talihten yeğdir.     

 

İnsan nereye gideceğini bilmezse, çok fazla ileri gidemez.    

 

İyi bir fikre sahip olmanın en iyi yolu, insanın bir çok fikirleri olmasıdır.  

 

Ağılda oğlak doğsa, ovada otu biter.    

 

Kötü bir davranışı övmek, onu kendi üstüne almak, demektir.   

 

Başını acemi berbere teslim eden, cebinden pamuğu eksik etmesin. 

 

Papaz, her gün pilav yemez.

 

Duygularını gizlemek kadınların doğuştan bir özelliğidir; bu hem budalaca, hem de akıllıca bir nitelik sayılabilir.    

 

Beşerin öyle delaletleri var, putunu kendi yapar, kendi tapar.   

 

Argo ince zekanın, küfür ise kalın kafaların ürünüdür.  

 

Erine göre bağla başını, tencerene göre kaynat aşını.   

 

Akıllı diye, tesadüfen akıllıca düşünene değil, mantığı bilen, temyiz eden ve tadına varana demek gerekir.

 

Başkasının poposuyla yellenme.  

 

Onların yüzüne gülüyorum, başka nelerine gülecektim.

 

Kırılmamak için bükül, düz olmak için eğil, dolmak için boşal, parçalan ki yenilen. 

 

Kendimi nokta kadar küçük hissettiğim zaman bakıyorum ki anlamlı bir cümlenin sonundayım. 

 

Sivrisinekten yağ çıkmaz.     

 

Kusursuz olsaydık, başkalarının kusurlarını bulup meydana çıkarmaya bu kadar meraklı olmazdık.     

 

Bir kedinin dokuz canı, bir kadının da dokuz kedi kadar canı vardır.   

 

Eğer kötülüklerinden dolayı sen kendini ayıplamayı bilirsen, kimse seni ayıplamaz.

 

Gizlice çiftleşen inek, herkesin gözü önünde buzağılar.  

 

Ne dökersen aşına, o çıkar kaşığına.    

 

Bildiğini bilenin arkasından gidiniz. Bildiğini bilmeyeni uyandırınız. Bilmediğini bilene öğretiniz. Bilmediğini bilmeyenden kaçınız.

 

Onun biricik kusuru, hiç bir kusuru olmamasıydı.     

 

Fatih, İstanbul'un zaptında manevi bakımdan rol oynayan Akşemseddin'i çok severdi. Sık sık ziyaretine gider, sohbet ederlerdi. Fatih'in her gelişinde Hoca hiç ayağa kalkmazdı. Fakat Hoca, Fatih'i ziyarete geldiğinde Fatih ayağa kalkıp Hoca'yı karşılardı. Sadrazam Mahmud Paşa'nın bu hal dikkatini celbederdi. Gene bir gün aynı hal vaki oldukta Paşa sorunca, Fatih: "Bunu ben de bilmiyorum, Hoca huzuruma gelirken yerimde oturamıyor kalkıyorum. Onunla konuşurken elim titreyip dilim dolaşıyor. Halbuki, diğer şeyhler benim huzuruma gelirken onların dili dolaşır, eli titrer. Bu hal belki pek fazla hürmetimdendir" demiştir.     

 

Donsuzun gönlünden, dokuz top bez geçer.    

 

Fakirin ölüsü, zenginin orospuluğu duyulmaz.  

 

Bir düşmandan kurtulmanın en iyi çaresi, onu kendine dost etmektir.     

 

Uzatan, uzatacağını, uzatacağı yere kadar, uzatmış.     

 

Tanrı'nın gülü dikenli yarattığına şaşacağına, dikenler arasında gül yarattığına şaşıp kalınız.     

 

Dün cin oldu, bugün adam çarpıyor.    

 

Deveye, "Boynun eğri" demişler, "Nerem doğru?" demiş. 

 

Damara bak, kan al.

 

Göğü suda arayan, balığı ağaçta bulur.    

 

İyi olmak istiyorsan, kötü olduğuna inan. 

 

Eğer soyluluğumuzla övünmek gerekirse, bizim soyumuz cömertlik ve yüksek karakterdir.

 

Yararlı bir durumdan yararlanmakta gecikme.

 

Biz, bir çok şeyi gülünç buluruz; fakat çok az şeye güleriz.

 

Geçip giden gençliğime ağladım, keşke bana dönseydi diye. 

 

Karnı açlardan çok, kalbi açlara acırım.   

 

Herkesi kınamak ve herkesi övmek, akılsızların yapacağı şeylerdir. 

 

Dürüst insan, her zaman gerçeği söyler; akıllı insan ise yalnız zamanında.   

 

Atak ve cesur ol. Bir gün geriye dönüp baktığında yaptıklarından çok, yapmadıkların için pişmanlık duyacaksın.  

 

Fol yok, yumurta yok; çök tavuğum çök.   

 

Ya sultan ölecek ya da eşek geberecek.

 

Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama hiç kimse, önce kendisini değiştirmeyi düşünmez.

 

Zulmün topu var, güllesi var, kal'ası varsa. Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır.     

 

Aptallığını bilen aptalda, hala bir parça akıl vardır; ancak kendi aklına pek güvenen aptalda, her halde akıl yoktur.

 

Hizmet verdiğiniz ve liderlik ettiğiniz kişiler için kimseye fark ettirmeden ve teşekkür beklemeden kişisel özveride bulunmalısınız.

 

Şaşkın ördek başını bırakır, kıçından dalar. 

 

Nasrettin Hoca tarlasında çalışırken, tanımadığı biri seslenmiş. "Efendi amca, falan köye kaç saatte gidebilirim?" Hoca cevap vermemiş. Adam üç kere daha sormuş ve cevap alamayınca, bu adam her halde sağır diye düşünmüş ve dönüp yürümeye başlamış. Tam dönemece geldiğinde, Hoca "evlat gel" diye bağırmış ve yanına gelen adama; "sen tam üç saatte oraya varırsın" demiş. Adam kızmış, "be adam mademki biliyordun, neden önceden söylemedin?" "Evet" demiş Hoca, "ben senin nasıl yürüdüğünü görmeden nasıl bilebilirdim ki?".  

 

Akıllının yemini ürkütür, delininki güldürür. 

 

Alim unutmuş, kalem unutmamış.

 

İnsanlara nasıl yapmaları gerektiğini değil neyin yapılması gerektiğini söyle. Göreceksin, bulacakları yaratıcı çözümlerle seni şaşırtacaklar.    

 

Ehli ashabdan biri millete eşek dese, reddolunmaz sözü ama eşşoğlu can sıkar. Millete eşek diyen eşek herif, bilmez mi ki valiler de sadrazamlar da milleten çıkar.  

 

Yaratıcılık, sıradan bir şeyin sıradan olmayan biçimde farkına varmaktır.     

 

Bütün politikacılardan kuşkulan.   

 

Dans, yatay isteklerin dikey tadminidir.   

 

Unutulanlar dışında, yeni bir şey yoktur. 

 

Dünyada değişiklik yapmakta başarılı olanlar, değişikliğe kendilerinden başlayanlardır. 

 

Kalıcı olmayan şeyler isteme, geceden geceye değişebilir.

 

Kanunları sadece yargıçlar biliyorsa, o memlekette hukuk yok demektir.    

 

Devlet benim!  

 

Adaletin gecikmesi, adaletsizliktir.  

 

Yetmiş iki millete bir göz ile bakmayan, şehrin evliyasıysa da hakikatte asidir.  

 

Haramzade dalaştırır, helalzade barıştırır.

 

Karakter ağaç ise şan ve onur da o ağacın gölgesi gibidir. Biz hep gölgeyi düşünürüz. Oysa gerçek, ağacın ta kendisidir.     

 

Kazanırsan dost kazan, düşmanı anan da doğurur.     

 

Kelimelerin anlamını iyice bilmeden, insanları tanımaya imkan yoktur.

 

Adamın biri, zengin bir arkadaşının tertip ettiği eğlentiye gitmişti. Mükemmel bir saz takımı çalıyor. Çengi Nazlı adında bir kadın da şarkı söylüyor, oyun oynuyordu. Bir aralık, adamın yanında oturan davetlilerden birisi, hafif bir sesle sordu: -Şarkı söylerken kadına dikkat ettin mi? Ağzını açtığı zaman, gözlerini kapıyor. Neden acaba? Adam, hemen şu karşılığı verdi: -Berbat sesinden, dinleyicilerin çektikleri sıkıntıyı gözleriyle görmemek için olacak.

 

Denize girse, kuru çıkar.     

 

Liberalizmin esas felsefesi: Bırak yapsın, bırak geçsin.     

 

Zamanı ve sözleri dikkatsizce kullanma. İkisi de geri alınamaz.    

 

Bir fikrin değerinin, onu ortaya atan insanın dürüstlüğü ile hiç bir ilgisi yoktur.

 

En yüce eser, gerçekle, insanoğlunun bu gerçeği reddedişini dengeleyen eserdir.

 

Kadeh içinde, denizin içinde olduğundan daha çok insan boğulmuştur.

 

Her genç adam, eleştirmeye tahammül etmeye alışmalıdır. Kim bilir, bir gün baba olabilir.     

 

Olan dört bağlar, olmayan dert bağlar.

 

Aşk, öyle bir hastalıktır ki iki kişiyi birden yatağa düşürür.     

 

Zincirler, altın bile olsa, ağır gelir.   

 

Hiç kimse, kendi elinin emeğiyle yediği yemekten daha hayırlı bir yemek asla yemiş değildir. 

 

Kadınlar yalnız fethetmeyi değil, fetholunmayı da bekler. 

 

Başkalarının yapmayı güç buldukları şeyleri yapmak yetenek, imkansız olan şeyleri yapmak ise dehadır.     

 

Akrep, hem sokar, hem bağırır.

 

Buğday yanında, acı ot da sulanır.

 

İstediğin dumansız mum ise bu evde yok.     

 

Horoz akıllı adam. 

 

Yüz akı onurunu koru, onu ele ayağa düşürme. Seviyesiz, alçalabilen insanlardan ulu davranış bekleme.    

 

Komutanların güçlü yönlerini görmek için, onların zayıf yanlarına anlayış göstermeliyiz.  

 

Eşek dokuz türlü yüzme bilir, ırmak kenarına gelince hepsini unutur. 

 

Su çukurunu, yel tepesini bulur.  

 

-Nasip, nereye gidiyorsun? -Dili bir olana gidiyorum.     

 

Zirvenin zemini uçurumdur.

 

Eğer şeytan yoksa, insan onu muhakkak yaratmıştır. O, onu kendi görünüş ve benzerliğinde yaratmıştır.     

 

Kişi, akıl noksanlığı ile insanlardan ayırt edilirse, bunun yerini ne mevki, ne soyluluk, ne de başka bir şey doldurabilir.     

 

Acı patlıcana kırağı düşmez.     

 

Yapmamız gereken işleri yapmadık ve yapmamamız gerekenleri yaptık, çünkü içimizde iyi niyet yok. 

 

İnsanlar, babalarından ziyade zamanlarına benzerler.  

 

Dikkat! Burası benim odam. Odamda dört işlem geçerlidir.  

+ : Odam toplanamaz.  

- : Hiç bir eşyam odamdan çıkarılamaz.     

÷ : Uykum bölünemez. 

x : Kapı yüzüme çarpılamaz.

 

İnsanın sır olarak saklamakta güçlük çekeceği şey, kendi hakkındaki kanısıdır.    

 

Sen ve ben, belki çok erken ama çok yakın bulduk birbirimizi. 

 

Bir köpek gibi yaşadı, onu bir köpek gibi öldürdüler.     

 

Şaşmamız gereken tek şey, hala şaşabilmemizdir.   

 

Dünyada önemli olmak kadar akıllılık, üzgüden çekinmek kadar edep, güzel huylu olmak kadar soyluluk, hoşnut olmak kadar varsıllık yoktur.  

 

Hatanın en büyüğü, hatalı olduğunu bilip te, onu düzeltmenin çaresine başvurmamaktır.    

 

Gününü faydalı bir şekilde kullanmasını bilen bir insan için asıl mutluluk, akşam vaktinde gelir.   

 

Çalışarak kazanılan biber, baldan tatlıdır. 

 

Hain bile olsalar, bizim en kötü düşmanlarımız cahil ve basit insanlar değil, okumuş ve ahlakları bozuk olanlardır.  

 

Gelinin dili yok, kaynananın insafı.  

 

Ferdin ruhsal gelişmesi, ırkın gelişmesine ait kısa bir kursun tekrarlanmasından ibarettir.     

 

Kara inekten, ak süt sağılır.     

 

Yaşadığımı hayal ederek mutlu oluyorum.    

 

Ben sana "atla" dediğimde, atla. Senin düşünmen gereken, ne kadar yüksekten atladığın.     

 

Kelepçeli eller alkış tutamaz.    

 

Güneş, balçıkla sıvanmaz.     

 

Kurda, ensen niye kalın? demişler; kendi işimi kendim görürüm de ondan, demiş. 

 

Çok şeye sahip olmak olanaksız değildir ama saati bir tane olan kişi vaktini iyi bilir, iki tane olan her zaman şüphelenir.     

 

Hayvanlar en anlayışlı dostlardır. Ne soru sorarlar ne de kusur, kabahat bulurlar.    

 

Büyük komutanlar, asla kendilerini fazla ciddiye almazlar.   

 

İstisnadan geçilmiyor, belki de kaide odur.

 

Yönetmeyi bilmeyen itaat eder.    

 

Bulgur bulamaç olsun, gönül geniş olsun.  

 

Bilinmedik aş ya karın ağrıtır ya baş.   

 

Öyle horozlar var ki öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar.

 

Yolcu için yol mu yok, kurnaz için söz mü yok.

 

Düşünmeden öğrenmek, yitirilmiş bir emektir.   

 

Ata nal çakıldığını görmüş de, kurbağa ayağını uzatmış.     

 

Açlıktan karnı guruldayandan dürüst politikacı olmaz.    

 

Biz, genel olarak; kötü şeylerin içinde, bir çok iyi şeylerin bulunduğunu da biliriz. 

 

Bir kitap dünyadan daha geniştir, çünkü maddeye düşünceyi katar.     

 

Ben sorarım ilmi himmetten, sen dersin çalmadım kilimi mektepten.

 

Cemal, karısıyla dargındır ve bunu, arkadaşı Temel bilmektedir. Bir akşam iftarı açtıktan sonra, sohbet sırasında, gece sahura nasıl kalktığını sorunca, Cemal cevap verir: "Karum kaldırıyor." "Uy da sen karunla dargun değil miydun?" "Dargunum ama o pi yol puldu." Temel oldukça şaşırmış. "Nasıl pi yol puldu?" diye sormuş. Cemal: "Kediyi odama salayu." "Kedi, insanı uyandurur mu da?" "Uyandırmayı, uyandırmayı da; pen de Karabaş'lan pirlikte yatayirum".

 

Eğer düşündüğümüz bildiğimizden çok daha az, bildiğimiz sevdiğimizden çok daha az, sevdiğimiz var olandan çok daha az ise böylece kendimiz gerçekte olduğumuzdan çok daha azız.    

 

Aslan ağzından, av alınmaz.    

 

İvedi, kendi ayağına çelme atar.     

 

Akılları mezada vermişler, yine herkes kendininkini almış.  

 

Akıllı kimdir? Herkesten öğrenen. Güçlü kimdir? Hırslarını yenen. Varlıklı kimdir? Durumundan memnun olan, o kimdir, öyleyse? Hiç kimse.     

 

Bütün bilgisini tek kitaba borçlu olandan korkmak gerekir.

 

Bir kuraldışılık, kural oluşturmaz.

 

İki tarafın da tolerans göstermeye razı olmadığı bir tartışmada, çok esaslı bir puroblem yatar.

 

Birbirinin arkasından gelen her yeni bilimsel keşif; eski zamanların egemenlik anlayışını, daha büyük bir fiyaskoya çevirir.   

 

Aşkın gücünü asla küçümseme.    

 

Konuşmalara konu sağlayan, zekadan ziyade güvendir.   

 

Türkiye'nin politikası: Rüştü'ye kaç, Humeyni'ye tut.

 

Akıllı olmak isteyen bir eşeğin ilk kanıtladığı şey, kendisinin gerçekten bir eşek olduğudur.

 

Selam verdim, rüşvet değildir diye, almadılar.

 

Kırk gün gezersen kırda, bir gün rast gelirsin kurda.     

 

Bilimi, bizi bugünkü bilimin dar çerçevesinden çıkarıp, bilim üstüne getirdiğimiz an tam bilim olur.    

 

Aşırı adalet, aşırı adaletsizliktir.  

 

İçkiye aşırı tutkun Bektaşi ölüm döşeğinde yatarken bir yudum su istemiş. Niçin istediğini soranlara: "İnsan ölürken düşmanlarıyla bile barışmalı!" demiş.  

 

Dün öleni, dün gömdüler.     

 

Mükemmeli talep et ama bedelini ödemeye de hazır ol. 

 

Hayatı seviyorsan zamanını boşa harcama, çünkü zaman hayatın ta kendisidir. 

 

Çocuklar masumdurlar ve adaleti severler, fakat ekseri büyükler kötüdür ve merhameti tercih ederler.     

 

Hiç kimse, taklit yoluyla büyük adam olamaz.    

 

Islandım kurudum sel neyler beni; ellendim bellendim yel neyler beni.     

 

Tenkit öyle bir şey ki ondan ancak bir şey söylememekle, bir şey yapmamakla, bir şey  olmamakla sakınabiliriz.     

 

Sevmenin ölçüsü ölçüsüz sevmektir. 

 

Dost, senin hakkında her şeyi bilen ve buna rağmen seni seven kimsedir.     

 

Bir şeyi birinci defada doğru yapmanın kötü tarafı, onun ne kadar güç olduğunu kimsenin anlayamamasıdır.   

 

Kimileri devenin tabanı aşınmadan mallarını yiyip bitirirken, kimileri de onca mala dokunmadan bırakıp giderler.     

 

To be or not to be! Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu! 

 

En fena züğürtlük, akıl eksikliğidir.

 

Her sakala göre tarak bulunur.     

 

Kedimle oynarken, benim onunla eğlenmemden daha çok, onun benimle eğlenip eğlenmediğini kim bilir?     

 

İnsanları, insanlara rağmen seveceksin.

 

Aşağılık duygusu olanlar, belden aşağıyla ilgilenirler.     

 

Diz boyu sakal bırakmış, vicdandan ise kıl kadar eser yok.    

 

Ayasofya'da dilenir, Sultan Ahmet'te zekat verir.    

 

Beni bir yılan çaldı, dilimi bilen çaldı.

 

Talihsizliklere dayanamayan, gerçekten talihsizdir. 

 

Kızamayan insan delidir, ancak kızmayan insan akıllıdır.    

 

Bana, benim için hayati önemi olan bir puroblemi çözmek için bir saat süre verilirse, bunun 45 dakikasını puroblemi incelemeye, 15 dakikasını da puroblemi çözmeye ayırırdım.  

 

Düşüncenin gümrüğü yoktur.

 

Adamın biri, bir gün Hoca'ya kaç yaşında olduğunu sormuş. Hoca da: -Kırk yaşındayım, demiş. Aradan epey zaman geçmiş, on yıl falan, aynı adamla tekrar karşılaşmışlar: -Hocam, şimdi kaç yaşındasın? -Kırk yaşındayım. -Nasıl olur? On yıl önce de kırk yaşında olduğunu söylemiştin. Hoca kaşlarını çatmış: -Arkadaş, erkek adam sözünden dönmez. Söz bir, Allah bir. Kırk yıl sonra da sorsan, aynı şeyi söylerim.   

 

Biz leblebi deyinceye kadar pazar dağılır.

 

Zeki kişilerle birlikte olmanın sıkıntısı, hiç birinin "en zeki benim" demeyecek kadar zeki olmamasıdır.    

 

Eşek hoşaftan ne anlar, suyunu içer tanesini bırakır.

 

Çevrenizi sevin, kurşunsuz sidik işeyin.     

 

Önemli olan söylenenin ne olduğu, nasıl söylendiği değil, söylenenin nasıl anlaşıldığıdır.  

 

Güzel huylu olanın, can verirler sözüne; çirkin huylu olanın, kimse bakmaz yüzüne.     

 

Kürdanları yere atmayın; bitler yüksek atlamaya çalışıyor.   

 

Duyabileceğimiz en güzel duygu, bilinmeyen karşısındaki heyecandır. Artık, şaşmayacak kadar bildiğini sanan ve hayrette kalma duygusunu kaybedenin ölüden farkı yoktur. İnsanın içinde bulunduğu ve kurtulamayacağı çıkmaz, keşfetmek istediği dünyanın bir parçasının kendisi olmasıdır.  

 

Tüm dünyayı mutlu kılma çabası, tüm mutluluğa engel olma çabasıdır.   

 

Kavram çalan arkadaşlardan başka söz müşterisi göremiyorum!     

 

Gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş.

 

Meyvesinden, gölgesinden halkın yararlandığı bir ağacı kesen kimseyi Cenab-ı Hak cehenneme atar.     

 

İnsanların çoğu duvar, çok azı da aralarında köprü kurar.  

 

Emmim, dayım, hepsinden aldım payım.   

 

Tüm yaşamı emir alıp vermekle geçti. Allah'ın emriyle öldü.   

 

Dil elden uzundur. 

 

Bir imparator, ayakta ölmeli. 

 

Ben, unutmayı unuttum.     

 

Sana her şeyimi veririm diyemem, çünkü her şeyim sensin. 

 

Aç gözlülük, genel olarak, öteki kötülükleri aç bırakır.     

 

Zekanın sakıncası, insanı devamlı surette bir şeyler öğrenmeye zorlamasıdır.     

 

İnsan, her zaman kahraman olamaz ama her zaman insan olabilir.   

 

Hiç kimse kollarında bir çocuk tutan anne kadar çekici ve bir kaç çocuk arasındaki bir anne kadar da saygıdeğer değildir. 

 

Para, her kapıyı açar ama kilitleyemez.    

 

Güzel yüz, aynaya aşıktır.     

 

Ben ne söylerim, tamburum ne söyler.    

 

Hediyenin kendisinden çok veriliş tarzı, verenin karakterini gösterir.

 

İnsan, şişirilmiş tulum gibidir, ağzı açılınca söner.     

 

Köpeği asmak isterlerse, "kuduzdur" derler. 

 

Mutlu aileler, birbirinin aynısıdır; fakat mutsuz ailelerin her biri, kendine göre başka başkadır.     

 

El ariftir, tez duyar.

 

Tarafsızlık, bir ilke olarak sürüp giderse, zayıflık olur.     

 

Geldi kovulmaz, doğdu boğulmaz. 

 

En zalim yalanlar, genellikle sessizlik içinde söylenir.    

 

Cebinde silah olan bir adam, silahının kölesidir.     

 

Danışan dağı aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış.

 

En büyük intikam, affetmektir.

 

Bayram geçtikten sonra, kınayı başına çal.   

 

Kendine bir anlam arayan tek varlık insandır. 

 

Herkes, başka birinin beceremediği bir şeyde ustadır.

 

Cahilin tek kılavuzu babasından gördüğüdür.     

 

Yaşamın gizi şudur; beğendiğinizi yapmayın ama yaptığınızı beğenin.     

 

Eşek, yüklü olunca anırmaz.    

 

O kadar iyidir ki ağzındaki lokmasını verir.

 

Başkalarına öğüt vermek gerektiğinde, herkes bir akıl kutusu kesilir; bu öğütlere kendisinin uyması gerektiğinde ise akıllının aptaldan ayrımı kalmaz.

 

Her şeyi bildiğine inanan ve her şeyle alay eden bir adam; her şeyin fiyatını bilen fakat hiç bir şeyin kıymetini takdir edemeyen birine benzer.   

 

Hiç bir şey icat edilmedi, yeniden keşfedildi. 

 

Sonsuz olan iki şey vardır: Evren ve insanların aptallıkları.

 

Ben, hala bir katalog kadar kolayca okunan, onun kadar büyüleyici ve sevindirici bir kitap görmedim. 

 

Komşunun tavuğu kaz görünür, gelini kız görünür.    

 

Hiç bir önyargım yoktur. Bütün insanlardan nefret ediyorum o kadar.  

 

Göz görmeye, kulak işitmeye kanamaz; toprak suya, kadın da eğlenceye doyamaz.   

 

Sıkıntı vermeyen bir ihtiyar, dosttan yoksun bir ihtiyar değildir.

 

Döt kısmetten çıkmışsa uçkur tutmaz.   

 

Kötü insanları ahmaklara tercih ederim. Çünkü hiç olmazsa, ara sıra kötülüklerine ara verirler.     

 

Mala, mülke sahip olmak gibi zihin meşguliyetleri, insanları her şeyden daha fazla serbestçe ve asil bir şekilde yaşamaktan men eder.    

 

Sanat halka inmez. Halk sanata yükseltilmelidir.

 

Belki hiç bir şey olmamışların kıralıyım, çünkü her hangi bir şeyin kıralı olduğumdan eminim.     

 

Hayvanat bahçesinde iki ahtapot, kollarını birbirine sarmış, dolaşıyorlardı. Erkek ahtapot eğildi, çok hafif bir sesle dişi ahtapotun kulağına fısıldadı. -Ne güzel bir gece, değil mi sevgilim? -Elbette. -Mehtap, yıldızlar, sen ve ben. Ve bu çok güzel gecede, seninle ikimiz böyle kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola dolaşıyoruz.     

 

1526'da Nürnberg'deki Klaris Manastırı lağvedilince rahibelerin çoğu derhal umumhanelere dağılmışlardır. Halbuki bu manastır, kadınlar arasında ahlaksızlığı azaltmak ve düşkün kızları kurtarmak için kurulmuştu.     

 

Kutsal olan gerçekler değil, kişinin kendi gerçeği için çıktığı arayıştır.

 

Kaybettiğin zaman, bundan aldığın dersi de kaybetme.     

 

Küçük şeyler, küçük zihinleri etkiler.

 

İyilik yap, denize at. Çevre kirliliğine katkıda bulun.     

 

Kadınlar neden aptalca davranır? Erkekler kendilerini akıllı sansın diye.    

 

Bulan bulgur kaynatır, bulmayan omuzunu oynatır.

 

İnsanı ihtiyarlatan geride bıraktığı yılların çokluğu değil, ideal yokluğudur. Yıllar cildi buruşturur; fakat, idealsizlik ruhu öldürür.

 

Suya delik açılmaz.

 

Şaşkın horoz, kuluçkaya yatar.   

 

Kadın hareketlerini destekliyoruz. Ama ritmik olursa. 

 

Birine akıl verirken, geri kalanın size yetip yetmeyeceğini de düşün.     

 

Roma bir günde kurulmadı. 

 

Matematikle ifade edebiliyorsanız, bilginiz doyurucudur.   

 

Karşılık görmeyen bir sevgi, yanıt verilmemiş bir soruya benzer. 

 

İlişkileri uzlaştırabilen sözcüklerin gücünü asla küçümseme.    

 

Dünyanın büyük adamları, okullarının en büyük öğrencileri değildi ne de çoğu zaman en büyük okullular, hayatın büyük adamları olmuşlardır.   

 

Bir gün misafir, iki gün misafir, üçüncü gün git kafir.   

 

Dostlukları, sağlığı ve iyi bir evliliği asla olağan varsayma.  

 

Kadın, kocasına dert yanıp duruyordu: -Aman kocacığım, bu ne biçim şey? Evlendik evleneli, daha bugüne kadar, benim akraba ve yakınlarım hakkında bir tek tatlı söz söylemedin. Hep seninkiler iyi, benimkiler kötü! -A! Kusura bakma karıcığım. Mademki istiyorsun, söyleyeyim: Senin kaynananı, canım kadar çok seviyorum. Oysa benim kaynanam, berbat bir kadın. Senin kaynananın eline su dökemez.   

 

Aklın başlangıcı, terimlerin tanımlanmasıdır.    

 

Bilginin efendisi olabilmek için çalışmanın uşağı olmak şarttır.   

 

Elinizde ise başkalarından daha akıllı olun ama bunu sakın onlara söylemeyin.     

 

Deveyle dost olanın, kapısı büyük olur.

 

Yüze göre, sille vur.     

 

Sefer tasındaki son pirinç tanesini de kovala. 

 

Öğrenilmesine gerçekten ihtiyaç duyulan şeyler, onları öğrendikten sonra öğrenilen şeylerdir.

 

Şu kopan fırtına Türk ordusudur, Yarabbi!

Senin uğurunda ölen o ordu budur, Yarabbi!   

 

Kitaplar, sevişmekten sonra en sevdiğim şeylerdir.   

 

Acı kuşlarının başınızın üstünden uçmalarını engelleyemezsiniz ama onların saçlarınızın arasında yuva yapmasının önüne geçebilirsiniz.    

 

Aralarından kara kedi geçti, diyorlar. 

 

Aerodinamik yasalarına göre o tombul ve tüylü arının uçmaması gerekiyordu. Her halde bunu ona kimse söylemedi ki, uçuyor. 

 

Aptala öğüt vermek, ölüye ilaç vermek gibidir.

 

Adamı adam eden paradır, parasız adamın yüzü karadır.

 

Yaşamak bir ziyafettir. Bu ziyafete davetli kişiler pek çoksa da masaya oturmayı başaranlar pek azdır.    

 

Talih, hazır olan kafalara yardım eder.    

 

Büyük olduğunu düşündüğün bir fikirden, seni vazgeçirmelerine izin verme. 

 

İşler iyi giderken reklam yapmak faydalıdır; işler kötü gittiği zaman zaruridir.   

 

Zevklerim aristokratik olabilir ama, ben demokratım.    

 

Bok yiyen itin kaşığı, belinde olur.    

 

Gülme, yan etkileri olmayan yatıştırıcı bir ilaçtır.  

 

-Adın nedir? -Reşit. -Bir söyle, bin işit.  

 

Ondokuzuncu yüzyılın en büyük icadı, icat etmenin metodlarının icadıydı.  

 

Çürük baklanın, kör alıcısı olur.    

 

Şiddet göstermeme, inancımın birinci maddesidir. Aynı zamanda o, benim itikadımın da son maddesidir.

 

Olgun insan, bilmediği, anlamadığı şeyi öğrenme çabasından vazgeçmez.

 

Dağ ne kadar yüce olsa geçidi bulunur.

 

Sersemler bile ara sıra iyi öğütler verir.    

 

İtaatli evlat, muhabbetsiz avrat; bir tükenmez mihnet.     

 

Bir toplantıda, erkekler birbirini dinler, kadınlar birbirini seyreder.  

 

Benim için olgunluk tacının en güzel yıldızı; başkalarının tesirine kapılmamak, hak veya haksızlık üzerine verilecek hükümlerde başkalarını dinlememektir.

 

Yaşam soğan gibidir, insan onu ağlayarak soyar.    

 

Dünya bir yağlı kuyruktur, yiyebilene aşkolsun.     

 

Çok gür, sarı sakallı biri dervişin köse olduğunu görünce laf olsun diye sormuş: "Baba, niçin sakalın yok?" Derviş cevap vermiş: "İnsanlar yaratıldıkları zaman sakallar dağıtılırken, ben biraz geç kalmıştım. Siyah ve kumral sakallar kamilen dağılmış, sadece sapsarı sakallar kalmıştı. Ben, onlardan birini almaktansa köse kalmayı tercih ettim".     

 

Şaşkınlık, bilgisizliğin maskesidir.

 

Tok olan cümle cihanı tok sanır. Aç olan alemde ekmek yok sanır.    

 

Derviş, bir konağa misafir olmuştu. Yatma zamanı gelince, kendisine başka bir misafirle beraber aynı odada yatak serilmişti. Bir aralık, şuradan buradan konuşurlarken misafirin uyuduğunu gören derviş, ona seslendi: -Birader, uyuyor musun? -Hayır, yalnız şöyle bir uzandım. -Ya! Sesin çıkmıyor? -Bir beklediğim var da. -Peki, öyle gözlerini niye kapadın? -Eskimesin diye! -Ala! Fakat, niye horluyorsun? -Uykuyu korkutuyorum. Derviş, artık fazla dayanamayarak: -Birader! dedi. Evvelki cevaplarında, fazla saçmaladın amma bunda biraz doğruyu söyler gibi oldun. Uykuyu, ben de bir saatten beri arzu ediyorum fakat senin korkutmalarından müthiş ürkmüş olmalı ki bir türlü yanıma yaklaşmıyor.    

 

Bazı yıkılışlar, daha parlak kalkınışların teşvikçisidir.     

 

Konuş ki seni görebileyim.     

 

Kendi başına akıllı olmaktansa, herkes gibi akılsız ol.   

 

Akıl, birbirinden farklı olan şeylerin benzeyen yanlarını ve birbirine benzeyen şeylerin farklı yanlarını bilmekten oluşur.     

 

Eşek, eşeği ödünç kaşır.

 

Şimdiye kadar kimse bir kitabın değerini ödememiştir, yalnız baskı tutarını.

 

Gençler sadık olmak isterler yapamazlar, yaşlılar sadık olmamak isterler yapamazlar.

 

Onun gönlünde benim zaten bir yerim yoktu; benden ona nasıl toz konduğuna şaşarım.

 

Yalnızlıktan korkuyorsanız, sakın evlenmeyin.     

 

Adam olmak isteyen, rahatlık aramaz; rahatlık arayan, adam olmaz.    

 

Görünen köy, kılavuz istemez.     

 

Daha büyük bir sonuç pahasına, daha yakın ama daha az yararlı şeyler için pazarlığa oturmayın. Daha önemsiz konulara sapmak, hasmınızın kalbini yumuşatır. 

 

Yok yok, ben sigara içmiyorum. Zaten sizden ateş değil ateşkes isteyecektim.   

 

Sifonu olmayan bu dünyaya nasıl sıçabiliyorsunuz, hayret!     

 

Camdan evde oturanlar, başkalarına taş atmamalıdır.    

 

Aslı olan, tırnağından belli olur.    

 

Bilim insanın güzelliğidir, onu kazanmaya çalış.   

 

İnsanlara bedava kefen dağıtıyoruz, deseler, hepsi akşamdan öle kalır.

 

Henüz elektiriğe kavuşmamış bir kasabada bir ebe, bir adamın karısına doğum yaptırıyordu. Ebeye yardım için mumu da kocası tutuyordu. Önce bir bebek doğdu. Sonra ikinci. Ve nihayet üçüncü. Koca dayanamadı. "Ebe hanım, mumu söndürsek nasıl olacak acaba? Işığı gören geliyor".    

 

Yaşamak için yemeli, yemek için yaşamamalı.     

 

Ömür, çiçek kadar narin, bir gün kadar kısa; ağlama değmez hayat, bu göz yaşlarına.   

 

Tavuk, horozun önünde ötmemeli.  

 

Ağlama sevgilim, ıslanıyorsun.    

 

Eli, haddinden fazla sıkıydı. Yolda, çok samimi arkadaşı Ahmet'e rastladı: "Sana sevineceğin bir haberim var. Yakında evleniyorum." "Ya, çok sevindim. Kiminle?" "Tanımazsın. ama tam bana göre bir kız. Dürüst, güzel, üstelik tutumlu mu, tutumlu." "Tutumlu olduğunu nereden anladın?" "Dün gece, evine gitmiştim. Elektirikten tasarruf olsun diye lambaları söndürdü. Koltukları fazla eskitmemek için de kucağıma oturdu". 

 

Akıllılar tartışır, aptallar karar verir.

 

Arkadaşına borç para verirken ihtiyatlı davran. İkisini de yitirebilirsin. 

 

Götürü pazar, mideyi bozar.  

 

Çaydanlık, bakmakla kaynamaz. 

 

Bir misyoner, Afrikan'nın göbeğinde, derin ormanlarının birinde kaybolmuştu. Artık kurtulamayacağını, sonunun yaklaştığını düşünüyordu. Oradan oraya, umutsuzca koşuşurken, birden bir aslanla karşı karşıya geldi. Korkudan ne yapacağını şaşıran misyoner, dizüstü çöktü ve dua etmeye başladı. Aslan yaklaştı yaklaştı ve arka ayakları üzerine kalkarak, duaya başladı. Aslan, "Sus!" diye çıkıştı misyonere. "Görmüyor musun, yemek duası ediyorum".   

 

Yaşamak varken, yaşar gibi yapmak neden?     

 

Başarıyı en kötü biçimde kullanmak, onunla övünmektir.     

 

Ayının kırk masalı var, kırkı da armut üstüne.  

 

Tırnağı etinden ayırmak olmaz. 

 

Rüya ile hülya olmasa züğürtlerin canı çıkar.  

 

Sözümde yergi bulunmaması, yeteneksizliğimden değildir; yaşam suyuna zehir karıştırmak, elimden gelmez.

 

Davacısı kadı olanın, yardımcısı Allah olsun.

 

Taze bardak, suyu soğuk saklar. 

 

Düşüncelerini değiştirenler, düşüncesiz kalır.   

 

Baht olmayınca başta ne kuruda biter ne yaşta.   

 

Katil zanlısı olarak aranmak, hiç aranmamaktan iyidir.   

 

Amerika'da bir kasaba papazının pek sevdiği bir papağanı vardı. Ama papağan, ilk sahibinden o kadar yakası açılmadık şey öğrenmişti ki papaz çoğu kez zor durumlarda kalıyordu. Bu yüzden, hayvanı öldürmeye karar verdi. Fakat tanıdığı pek muhterem bir hanım, kendisine bir başka teklifte bulundu: "Muhterem peder, benim de evde bir rahibe kadar terbiyeli dişi papağanım var. Sadece dua etmesini bilir. Getirin sizinkini de yanına koyalım. Belki ondan ders alıp terbiyesini düzeltir." Papaz da fikri münasip buldu ve ertesi gün papağanını alıp, kadının evine gitti. Kendi papağanını, dişinin kafesine bırakır bırakmaz, erkek papağan hemen atıldı: "Merhaba güzelim. Ne dersin sevişelim mi?" Dişi papağan da hemen cevap verdi: "Tabii şekerim. Hemen gel yanıma. Ben yıllardır, bunun için dua ederim zaten". 

 

Çekingen aşık, kıskanç koca olur.  

 

İnsan, aklın sınırlarını zorlamadıkça, hiç bir şeye ulaşamaz.  

 

İstediğimiz gibi olamıyorsak, olabildiğimiz gibi olalım.

 

Okumayı bırakmak, biraz ölmektir. İnsan, okuduğu oranda yaşar.   

 

Gölge, doğuşunu ışığa borçludur. 

 

Dene, risk al. Kimi zaman içindeki o sessiz sese, uzmanlardan daha fazla güven. 

 

Doluya koydum almadı, boşa koydum dolmadı. 

 

Bir kimsenin Allah’ı sevmesinin belirtisi üçtür: Deniz gibi cömertlik, güneş gibi şefkat, yer gibi tevazu.

 

Aslında bir insana yeni bir şey öğretemezsiniz. Siz ona yalnız kendi içinde bir şeyler keşfetmesine yardımcı olabilirsiniz.  

 

Devenin belini, en sonunda, bir saman çöpü kırar.   

 

Sevmek yalansa, doğru olmak istemiyorum.     

 

Kadınlar, sevdikleri adamlarla değil, kendilerini seven adamlarla evlenmelidirler.

 

İntikam almakta ve aşkta, kadın erkekten daha gaddardır.  

 

Evren kırıntısı bu güzelim yıldızlar. Gelir giderler, dünyayı bezer dururlar; göklerin eteğinde, toprağın koynunda, doğdukça doğacak daha neler neler var.

 

Dişi köpek kuyruğunu sallamadan, erkek köpek yanına sokulmaz.   

 

Fukaranın tavuğu, tek tek yumurtlar. 

 

İnsanoğlunun kalbi bir değirmen taşıdır, ortaya öğütülecek bir şey koymazsanız, kendi kendini öğütür.

 

Rahmet düzene, lanet bozana.

 

Kel başın olursa, Bağdat'tan sinek gelir.  

 

Aşkımıza nokta koyma sevgilim. Sana istediğin kadar virgül veririm.    

 

Acemi katır, kapı önünde yük indirir.

 

Bir bilgisizi kanıtla yenmek olanaksızdır.   

 

Dünya, düşünenler için bir komedi, hissedenler için bir tırajedidir.  

 

İmparatorluk döneminde, rüşvetin pek alıp yürüdüğü çağda, adamın biri tavuk beslermiş. Tahsildarlar gelmiş, uygun bir dille, kendilerini memnun etmesini, adama hissettirmişler. Fakat tavuk besleyen vatandaş, oralı olmamış. Sen misin aldırmayan! Tahsildarlar hiddetle sormuş: "Ne yediriyorsun tavuklarına?" "Buğday." "Nee? Bu kıtlıkta, halk ekmek için buğday bulamaz da süpürge sapı yerken. Sen buğdayı tavuklarına verirsin ha! Bin akçe ceza sana." Aradan aylar geçmiş, yine aynı tahsildarlar dikilmiş karşısına: "Ne yediriyorsun tavuklarına?" "Mısır. Mısır yediriyorum." "Nee? Bu kıtlıkta halk ekmek için mısır bulamazken, sen tavuklarına mısır yedirirsin ha! Beş bin akçe ceza sana." Aradan yine aylar geçmiş. Yine aynı tahsildarlar gelmiş: "Ne yediriyorsun tavuklarına?" "Valla!" demiş adam gülerek; "ben hiç bir şey yedirmiyorum. Yemek paralarını horoza veriyorum. Onlar ailece ne alıp yiyorlar, karışmıyorum hiç".    

 

Bir buldu iki ister; akçe buldu çıkın ister.    

 

Ne kadar az korkarsak, o kadar çok tehlikedeyiz.

 

Kendimi yalnız bırakmamak için, bütün gece aynanın karşısında oturdum.   

 

Beni az, ama uzun sev. 

 

Yağ çıkarmak için su döver.  

 

Arkadaşının başındaki sineği, baltayla öldürme!     

 

Çeyrek saatlik bir okumanın gideremediği bir üzüntüm olmamıştır.    

 

Dost beni ansın da bir çürük ceviz ile.

 

Zenginin horozu bile yumurtlar. 

 

Bilim, alıştırılmış ve düzenlenmiş sağduyudan başka bir şey değildir. Akla zıt sayılan gerçekler, sebepli hatalardan daha zararlı olabilirler.   

 

Namını koru. En büyük servetin odur.   

 

Olmaz, olmaz deme, olmaz olmaz. Olacakla, öleceğe çare bulunmaz.

 

Dinlemek, gösterebileceğiniz nezaketlerin en yükseğidir.     

 

Kendi kalbine baktığın zaman, orada kötü bir şey görmezsen, ürkülecek ve korkacak ne vardır?

 

Tanrım, beni kendimden korusun.    

 

Gerçek, kendi yalınlığının kurbanıdır.

 

Kim ki develerle kavga ederse, kendisinin de bu süreç sırasında bir deve olmamasına dikkat etmelidir. Bir uçuruma uzun zaman bakarsan, uçurum da senin içine bakar.  

 

Aşık nazla, maşuk sözle teselli bulur.    

 

Çar sensin. Yalnız yaşa. Kendi özgür yolundan git. Özgür kafan seni nereye sürüklerse sürüklesin. Değerli düşüncelerinin ürünlerini gerçekleştir. Yüce eylemlerin için asla ödül isteme. Ödül sensin, ödül senin kendi içinde. Kendinin en yüce yargıcısın sen. Kendi yapıtını amansızca yargılama gücün herkesten fazladır. Sen, iddialı sanatçı, yapıtından hoşnut musun?

 

Denediğin bir kimseyi yeniden denemek, pişmanlıktan başka sonuç vermez.

 

İngiliz ve Fransızlar arasındaki Otuz Sene Harbinde, esirlere işkence olsun diye ayakları bağlanır ve ölünceye kadar keçilere yalatılırdı. 

 

Bir avukata ya da muhasebeciye asla fikrini sorma. Onlar çözüm değil, sorun üretirler. 

 

Çalma kapımı, çalarlar kapını. 

 

Hiç gururumuz olmasaydı, başkalarının gururundan şikayet etmezdik.   

 

Bir arkadaşımıza yapacağımız en büyük günah, ondan nefret etmek değil, ona aldırmamak, onunla ilgilenmemek. Çünkü bu, insaniyetsizliğin tam esasıdır.    

 

Çocuklarını onların yanında öv.

 

Cesur ol. Değilsen bile öyle davran. Hiç kimse aradaki farkı anlayamaz.     

 

Balım olsun, sinek Bağdat'tan gelir.     

 

Tartışmanın bir tek faydası olabilir, o da ortada ciddi bir meselenin bulunduğunu göstermesidir.  

 

Felek, kimine kürk giydirir, kimine yelek.  

 

Gölgesiz ağacın ömrü olmaz. 

 

Öğretmek, yeniden öğrenmektir.    

 

Eleştiricilerin sözlerine aldırmayın, şimdiye kadar hiç birinin heykeli dikilmemiştir.  

 

Ey abdal, ey derviş, akçe ile biter her iş.  

 

Uşak olmayı istemediğim gibi, uşak kullanmayı da istemem. Benim demokrasi anlayışım budur. Aradaki fark ne kadar az olursa olsun, bundan değişik hiç bir rejim demokrasi olamaz.

 

Haklıysak kimse hatırlamaz. Haksızsak kimse unutmaz.

 

Mantıkla doğrular, sezgi ile buluruz.     

 

Kimin haklı olduğuyla zaman yitireceğine, neyin doğru olduğuyla ilgilen.

 

Ben razı, sen razı; ne karışır, kör kadı?    

 

Övgü isteyen ölsün, azarlanma isteyen evlensin.     

 

Evlatlarınızı devriniz için değil, onların devirleri için yetiştiriniz.

 

Mutlu olmanın en garantili yolu, bir başkasını mutlu etmektir.    

 

Papazlar, artık, din için lüzumlu değildir; nasıl, siyaset adamları, vatanperverlik için lüzumlu değilse.

 

Hiç bir şey, sesin yükselmesi kadar, bir konuşmanın düzeyini düşürmez. 

 

En değerli amaçlara çok zor ulaşıldığını unutma. Zafer kolay kazanılıyorsa, kendi isteklerinin değerli olup olmadığını sorgulamalısın.

 

Aşık olan bir kadının gücünü asla küçümsemeyin.

 

Deve aç kaldığı zaman hörgücünü, insan aç kaldığı zaman namusunu yer.

 

Sinek murdar değil ama gönül bulandırır.    

 

İsteklerini yerine getirerek bastıracağını sanan kimse, yangını samanla söndürmeye giden aptala benzer.

 

Otuz iki dişten çıkan, otuz iki mahalleye yayılır.   

 

Hitabet, (güzel söz söylemek) beyinden geçen önemli mesajlar imiş gibi görünen, göğüsten derin ses çıkarma sanatıdır.   

 

Sıçan tüylenince, deliğine sığmaz.

 

Odana git ve sakalların yere değene dek odandan çıkma. 

 

Adamın ayakları kokmuş, elleri linyitmiş. Adam inmiş, karısı cinmiş. Adam gülmüş, karısı lale. Adam koymuş, karısı körfez. Adam yatmış, karısı kotra. Adam inmiş, karısı kovuk. Adam karısına inek demiş, beraberce aşağı inmişler.     

 

Kur'an'da olan her şey, daha önceden insanların toplu bilinç altına verilmiştir. 

 

Başkalarını azarlarcasına kendini azarla, kendini bağışlarcasına başkalarını bağışla.

 

Cihan tarihinin sayılı askeri şöhretlerinden biri olan Napolyon Bonapart'a ilkmağlubiyet acısını tattıran Türkler'dir. Mısır'ı kolaylıkla ele geçiren   

Napolyon, bu kıtayı elinde bulundurabilmek için Suriye'yi de işgale karar vermiş ve süratle Şimale doğru çıkarak 1799 yılı Nisan'ında Akka'yı muhasaraya başlamıştı. Diğer şehir ve kaleler gibi burasını da bir kaç gün içinde alacağını sanıyordu. Fakat Cezzar Ahmed Paşa'dan müthiş bir sille yiyerek, yüzgeri etmek zorunda kalmıştı. Napolyon, sözüne vakit Akka'dan açılsa: "Türk askerini dalkılıç edecek kadar üzerine düşmemelidir. Bir kere dalkılıç olmayı göze almış bir kaç yüz Türk meydana çıkarsa, önlerinde mağlup olmamak mümkün değildir" derdi.

 

Büyük yanılgılar da tıpkı halatlar gibidir; küçük yanılgıların örgülerinden oluşur. 

 

Otuziki dişten çıkan, otuziki mahalleye yayılır.     

 

Allah'ın gülü dikenli yarattığına hayret edeceğiniz yerde, gülü dikenler içinde yarattığına hayret ediniz.   

 

Bitli tay at olur, sümüklü çocuk er olur.  

 

Berber aynası gibi iki yüzlü.  

 

Aşağı baksam özüm, yukarı baksam gözüm. 

 

Ya bu deveyi gütmeli, ya bu diyardan gitmeli.     

 

Asılmak için doğan adam, suda boğulmaz.

 

Bana bütün hürriyetlerden evvel bilmek, düşünmek, inanmak, vicdana göre konuşmak mertebelerini veriniz.

 

İsteyenin bir yüzü kara, vermeyenin iki yüzü.   

 

Bencil adam, can sıkıntısından kurtulamaz.     

 

Bunu sen istedin George Dandin, bunu sen istedin.     

 

Yüzbinlerce neden, niçin?     

 

Erdem, toplum çıkarını, kişisel çıkarın üstünde tutmaktır.  

 

Yırtık-pırtık paltonun içindeki, namuslu bir adam olabilir.

 

Dürtmediği sürece şeytana uymam.     

 

O denli tatlı olma ki seni yemesinler.

 

Eğilene karşı eğil, başın yere değinceye dek; arkaya doğru bükülene karşı sen de bükül, ensen yere değinceye dek. 

 

Akıllı bir insan için en iyi dost yine kendisidir.     

 

Kişilerin dostluğunu, hastanın ilaç istemesi gibi içtenlikle iste. Yalan dostluklardan uzak dur, onlarla dost olunmaz.   

 

Beşe al, üçe sat; adın bezirgan olsun.

 

İster mermi kullansın, ister ay pusulası, insan iyi nişan almalı; kuklayı değil, kuklacıyı vurmalı.  

 

Sülahi olmak için uğraşma! Bardak olmak için uğraş ki sülahi önünde eğilsin.  

 

Kelimelerin esiri olmayın.     

 

Yükselenlere karşı nazik davranın, çünkü onlara, düşerken yine rastlayacaksınız.    

 

İyi söz söylemenin en güç olduğu zaman, susmaktan utandığımız zamandır. 

 

Kel, hekim olsaydı, kendi başını tımar ederdi.

 

Hayatını bir anlamlandırma çabası olarak değil, bir çığlık gibi yaşa.

 

Basit sorulara tek heceli kelimelerle cevap verenlere güvenmeyin. Zaman kazanmak için kirazı bile dört lokmada yer bunlar.     

 

Namus gitse, gelmez geri; yoktur onun, belli yeri. 

 

Dünkü acılar, bugünkü sevinçlerimizin kaynağını oluştururlar.     

 

Atalar sözü, sözlerin özü.     

 

Namık Kemal'in; bu gidişle devletin yıkılacağına dair tenkitler yapıp, yazılar yazdığı bir zamandı. Kemal'in bu şekildeki yazılarını okuyan dostlarından biri,    

Kemal'e rastlayarak: "Yahu! Senelerdir devlet ha battı ha batıyor. Ha yıkıldı ha yıkılıyor. Ha öldü ha ölüyor, diye yazıp duruyorsun. Halbuki görüyorsun,

devlet sapasağlam; ne öldüğü var ne de öleceği" der. Namık Kemal de acı acı güldükten sonra: "Canım, bu oduncu Mehmed Ağa'nın cenazesi değil ki hemen 

kaldırılıp defnedilsin. Altı yüz yıllık ömrü olan bir imparatorluğun cenaze merasimi de elbette yetmiş seksen sene sürecektir" diye cevap verir.    

 

Her gün bir kaç dakika dahi olsa, büyük fikirlerin seli içinde dolaşınız. İnsanlık aleminin şirin hülyalarına dalınız. Göreceksiniz ki her gün işinize başladığınız zaman, kendinizde daha yaratıcı bir çalışma kudreti bulacaksınız.    

 

Baktın kar havası, eve gel kör olası.   

 

İki düşman arasında öyle konuş ki barıştıkları zaman utanmayasın.   

 

Mutluluk! Daha fazla konforun, daha fazla mutluluk olduğunu düşünmek çok yanlıştır. Mutluluk içten duymak, kolayca hoşlanmak, serbestçe devamını dilediğimiz yaşamı, tehlikeye koymamak yeteneğidir.

 

Biri beni aldatırsa, utansın; ancak beni iki kez aldatırsa, ben utanayım.

 

"Bir şeyler yapmalıyım" her zaman "Bir şeyler yapılmalıdır" dan çok sorun çözer.     

 

Dünyada akla değer veren yok madem, aklı az olanın parası çok madem, getir şu şarabı, alsın aklımızı, belki böyle beğenir bizi el alem.     

 

Ben hayattan, ona olan hayranlığımdan başka bir şey öğrenmedim.   

 

Tüm umutlarım suya düştü. Ama boğulmadılar. Onlara yüzmeyi öğretmiştim.    

 

Hafıza, hayat akşamının lambasıdır; gece olduğu zaman insan, hafızasının ışığı ile aydınlanır. 

 

Sırrı olmayan bir şeyin çekiciliği de yoktur.

 

Alacak, geç kalırsa ayaklanır.  

 

Usta şu saçları yanlarından kısalt, akşam gelince alırım. 

 

Alay etmek, çoğu kere fikir yoksulluğundan gelir.   

 

Her hangi bir kötülüğü görenler, eliyle düzeltmeye çalışsın, başaramazsa diliyle düzeltsin, gene olmazsa yüreğiyle ona engel olmak istesin; sonuç iyi olur.

 

Her şey ödünçledir, gözyaşı bile.    

 

Dostuna verdiğin söze bağlı kal ve ona riayet et, söze bağlı kalmakla en temiz sulardan tadarsın.

 

Bir İskoçyalı, arkadaşının yeni bir araba kullandığını gördü ve nereden aldığını sordu. Arkadaşı anlattı: "Otostop yapıyordum. Bu arabayı kullanan kız durup beni aldı. Bir süre sonra yoldan ayrılarak arabayı durdurdu ve elbiselerini yırtarak, "Neyimi istersen al!" diye yalvardı. Ben de arabayı aldım." İskoçyalı, bir süre düşündü ve sonra: "İyi yapmışsın. Elbiseleri sana zaten uymazdı".   

 

Deve, boynuz ararken, iki kulaktan da olmuş. 

 

Sigaranızı çay bardağında söndürecekseniz, söyleyin, çayınızı kül tablasında getirelim.   

 

Birbirine sarılan iki kadın, bana el sıkışan boksörleri hatırlatır.   

 

Hırsız, kalana yanar, ev sahibi gidene.  

 

Onyedi ve onsekizinci yüzyıllarda kibar Fransız kadınları, kadın oda hizmetçilerine "Erkeklerimizin Lazımlığı" ismini takmışlardı. Almanlar da böyle hizmetçilerden bahsederken, "Rahat etmek için kocasına güzel bir oturak almıştır" diye konuşurlar ve hizmetçi gebe kaldığı zaman da "oturak taştı" derlerdi.  

 

Karanlık ile aramızdaki biricik duvar, espiridir. 

 

Aya giden insan ile iletişim kurabilecek sistemleri geliştirmiş bulunuyoruz. Buna karşın çoğu kez anne kızıyla, baba oğluyla, zenci beyazla, işçi işverenle konuşamıyor.   

 

Dua ile peynir gemisi yürümez.   

 

Matematikçinin mezartaşı: Hiç istemezdi ama, hesapsız öldü.  

 

Çirkin kadın yoktur; güzel görünmesini bilmeyen kadın vardır.    

 

Allah deveye kanat verseydi; uçar, evleri yıkardı.

 

Dört şey geri gelmez: Söylenen söz, atılan ok, geçen zaman ve kaçırılan fırsat.   

 

Ağlamak, kadının tuzağıdır.   

 

Güzel bir yaz günü, otomobille gezintiye çıkan üç güzel kız, bir gölün kenarında durdular. Hava o kadar sıcaktı ki suya girip serinlemeye karar verdiler. Soyundular. Soyunmasını bitiren ilk kız, anadan doğma suya dalmaya hazırlanırken, arkasından bir erkeğin seslendiğini işitti. "Afedersiniz bayan, burada yüzmek yasak." Genç kız kıpkırmızı kesildi, üstünü örtecek bir şey ararken, bir yandan da adama çıkıştı: "Mademki öyle, ne diye soyunmadan önce haber vermediniz?" "Aman efendim nasıl olur! Soyunmak yasak değil ki!"     

 

Her yol Roma’ya çıkar.

 

Bir kadının hayatında en çok ihtiyaç duyduğu dört hayvan vardır: Garajında bir jaguar, yatağında bir kaplan, sırtında bir vizon, ödeyecek bir eşek. 

 

Sevgi kördür, yollanmadığı yere gider. 

 

Çabuk ol, acele etmeden.     

 

İyi bir vicdan, yumuşak bir huzur yastığıdır.     

 

Ahmak konuşurken, akıllı susar.  

 

İnsanı bilim dünyasının dahileri arasına sokan bilimin sırrı, her şeyden önce, puroblemi seçebilmek ve doğru soruyu sorabilmektir.   

 

Umut, uyanık adamın rüyasıdır.   

 

Türkleri serbest bırakın, onlar kaçmak nedir bilmezler.  

 

Ben, doğru yolda kaybolmuş bir insan görmedim. 

 

Hesabı temiz olanın, yüzü ak olur.

 

Türkçedeki "evet" kelimesini sakın "yes" ile tercüme etmeyiniz. İngilizcede "yes", zamanla "işittim, anladım, yapacağım" anlamına gelir. Türkçede "evet" ise, genellikle söylediğini "işittim"den ileri geçemez.     

 

Yitirmekten yılmayan, kazanmanın eşiğindedir.     

 

Yetişmiş her insanın içinde, oynamak isteyen bir çocuk vardır.   

 

Bir çok insan, kusur olur korkusuyla suç işler.    

 

Bir evde iki horoz olunca, sabah güç olur.

 

Daima bir adım ileri gitmek için kendi kendine söz ver.

 

Okullarımızı reform edebilirsek, hapishanelerimizin pek fazla reforma ihtiyacı      kalmaz.

 

Erkekler yasaları, kadınlar davranışları şekillendirirler.

 

Bir hatip, kürsüde konuşurken seçmenlerden biri: "Sesini yükselt! İşitmiyorum." diye bağırınca; hatip nutkunu keser ve "gerçekler yavaş gider ama üzülme, zamanla sana da erişecek." der. Yine bir seçmen: "Ağır konuşma, çabuk konuş!" diye bağırınca hatip: "Senin için çabuk konuşma mesele değil, çünkü sen tek heceli kelimelerle konuşuyorsun. Ben ise ağzımdan çıkan her kelimeyi tartarak hecelemek zorundayım. Görevim, senin o koca, kalın kafanı açmak. Ben sana ışık tutmak için konuşuyorum. Şayet, ben de senin gibi bağırsaydım; buradan ayrıldığın vakit, kafanda hiç bir değişiklik görülmeyecek, aptal gelmiş, aptal gitmiş olacaktın." der.

 

Tencere dibin kara, seninki benden kara.    

 

Yüzeysel amaçlar, yüzeysel sonuçlar doğurur.     

 

Bir tehlike anında gemiden uzaklaşan fareler, geminin batmamasını bir türlü affedemezler.   

 

Oğul okusa, kadı olur; kız okusa, cadı olur.     

 

Kadını güzel yapan Tanrı; sevimli yapanda şeytandır.     

 

Havlama bilmeyen köpek, sürüsüne kurt getirir.    

 

Eğitim, annenin dizinde başlar. 

 

Tutsakların özgürlüğü, zincirlerinin uzunluğuyla ölçülür.

 

Aç tavuk, kendini arpa ambarında sanır.    

 

Baban soğan, anan sarımsak, sen nerden oldun böyle gül tatlısı?    

 

Hoca, karısıyla birlikte kiralamak için eski bir eve gitmiş. Evin tahtalarının sallandığını, ses çıkardığını görünce ev sahibine sormuş: -Yahu neden bu tahtalar gıcırdıyor? -Evimiz keramet sahibidir. İkide bir, böyle aşka gelip zikreder. Deyince, Hoca karısına dönüp. -Haydi kadın, cabuk sıvışalım. Böyle evliya yatağına girmeye gelmez. Bir secdeye varırsa, yandığımız gündür! demiş.     

 

Haklıysanız eleştirilmekten korkmayın.

 

Peteksiz arının balı yalandır.    

 

Bir dağ tepesinde gördüğünüz yılanlarla kartallar, oraya ya sürünerek ya da uçarak gelmiştir.   

 

Bir iş yapmak için fırsat düştüğünde onu yapmayan, akıllı bir insan sayılmaz.     

 

-Ulan çingene, sandıktaki iğneyi görmüyor musun? -İğneyi görüyorum ama sandığı göremiyorum.  

 

Buradaki espiriler kepeğe karşı etkili. Hem yazı, hem çizgi burada ikisi de bir arada. Okuyorum, çıkıyorum. 

 

Bir deli bir kuyuya taş attı, yüz akıllı çıkaramadı.   

 

Yaltaklanmadan sakın, kötülüklerle karşılaşır ateşe düşersen, bunlar düştüğün ateşe odun atacak kişiler olacaktır.   

 

Sadrazam Ali Paşa, Boğazdaki yalısına her gün üç çifte kayıkla gidip gelirdi. Paşa, gidip gelirken içi dalkavuklu bir kayık kendisini takip ederdi. Bir gün, sadaretten boğaza giderken paşanın kayığı karaya oturdu. Kayığın hareketsiz kaldığını gören dalkavuklar, merakla seslendiler: "Ne oldu efendim, ne oldu?" "Ne olacak." diye yanıt verdi. "Oturduk!" Dalkavuklar, hep bir ağızdan haykırdılar: "Güle güle oturun paşam, güle güle oturun!"     

 

Hayallerin çevresinde yabani otların bitmesine izin verme.

 

Zekanı eğlendirmek için kullan, başkalarıyla eğlenmek için değil.     

 

Mutluluk, elin yetişebileceği çiçeklerden bir demet yapmak sanatıdır.   

 

Beceriden daha zor bulunan, daha güç sezilen, daha az görülen özellik, beceriyi bulup ortaya çıkarma özelliğidir.

 

Korkak olduğunu bilmeyen herkes yüreklidir.   

 

Düşmanlarımız olmasaydı, hayat yaşanmaya değmezdi.  

 

Hayatın boyunca hayatını oyna. Kazanırsan ne mutlu, kaybedersen mezara.    

 

Şans, belki, tanrının takma adıdır, imzasını atmak istemediği zaman kullanır.     

 

Başarılarını sana sağladığı iç huzuru, sağlık ve sevgiyle ölç.    

 

Kadın gölge gibidir; kendisini izleyenden kaçar, önünden gidenin ardından koşar.  

 

Bir başkasının yaşamasına yardım etmeyen, yaşadığını iddia edemez.     

 

Bir başkasından daha kurnaz olabiliriz ama herkesten kurnaz olamayız.     

 

Boş kafalı insanla mütevazi insanı birbirinden ayırmak kolaydır, birinciler hep kendilerinden bahseder.   

 

En kötü babalar, gençliklerinde yaptıklarını unutanlardır.    

 

Bir aşık olmak, bir koca olmaktan çok daha kolaydır. Bunun sebebi şudur: Her gün insanın nükteci olması, arada bir nükte yapmasından daha güçtür de ondan.    

 

Pazarlığa mümkün olduğunca küçük sorunlardan başlayın. Böylece, küçük işlerin halledilmesi sağlanacak, bu ayrıntıların boyutundan çıkıp anlaşmayı olanaksız hale getirmeleri önlenmiş olacaktır.   

 

Sarhoşluğumdan hiç bir gönül şişesi kırılmadı, ben bu gönül kırıcılara neden tutkun olayım? 

 

Gerçek, vizesiz dolaşır.

 

Bana dünya yuvarlaktır, derdin. Dediğin doğruysa neden geri dönmedin?  

 

Karnın açken asla yiyecek-içecek alış-verişine çıkma. Gerektiğinden fazlasını alırsın. 

 

Eğer erkekler evlendikten sonra da nişanlılıktaki davranışlarını muhafaza etseydi, muhakkak boşanmalar yarıya inerdi. Fakat iflaslarda iki katına çıkardı.

 

İki ucu birden batan iğne yoktur.

 

Nasreddin Hoca, gezmek için bir memlekete gitmiş. Orada bir Hoca ile tanışmış. Biraz sohbet etmişler. Vakit de öğleye geldiği için adam Hoca'ya dönerek yemek yemiş olup olmadığını sormuş. Yemediğini öğrenince de: -Öyleyse, buyurun bize gidelim de biraz tuz ekmek yiyelim, demiş. Hoca, hiç yemek davetini reddeder mi, bu nazik daveti hemen kabul etmiş. Zaten karnı da açlıktan zil çalıyormuş. Beraberce Hoca'nın evine giderler. Fakat sofraya hakikaten sadece ekmekle tuz gelince ve ortaya yemek olarak bir şey çıkmayınca, Nasreddin Hoca, bu, yeni ahbabının hakikati olduğu gibi söylemiş olduğunu anlamış. Sofrayı bırakıp gitmek olamayacağına göre, çaresiz ekmeği tuza batırarak karnını doyurmağa koyulmuş. Tam bu sırada bir dilenci kendilerine musallat olmaz mı! Evin önünden bir türlü ayrılmıyor ve ille de bir sadaka istiyormuş. Ev sahibi dayanamayarak pencereden başını uzatmış ve dilenciye: -Oradan defol diyorum, yoksa dışarı çıkar, kafanı kırarım, demiş. Hoca bu tehdidi duyar duymaz, fırsatı kaçırmak istemeyerek, o da başını pencereden uzatmış: -Bana bak! demiş. Aklın varsa hemen savuşmağa bak. Yoksa bu zat, dediğini mutlaka yapar. Hiç şakası yoktur. Allah için sözünün tam eridir. 

 

Gam ile kasavet, ömür törpüsüdür.

 

Kendisini ümit ile besleyen insanlar şişmanlamaz.  

 

Sevilmek umuduyla sevmek, insanidir. Fakat, sevmek için sevmek, meleklere mahsustur.   

 

Fahiş faize, batakçı müşteri.     

 

Gençliğinde güzel bir kadın ve bilgi dolu kitaplar istemişti. Kader ona aksini verdi. Yaşlılığında tanrıya, bu mutlu değişiklikten dolayı teşekkür etti.

 

İnsan, dışıyla karşılanır, içiyle uğurlanır.

 

Allah, sağ eli sol ele muhtaç etmesin.     

 

Alçak gönüllü ol. Sen gelirken onlar gidiyordu.     

 

Dünya, büyük adamların düzeyinde yaşayamaz. 

 

Sen sigara içmezsen, ben de osurmam.    

 

Özgürlük para gibidir, harcanmadan önce kazanılmalı.     

 

Hoca gelmiş iken, ölen ölsün.  

 

En iyi koca arkeologlardır. Kadın ne kadar eskirse, erkeğin ilgisi o kadar artar.     

 

Teyzem erkek olsaydı, dayım olurdu.  

 

Onlar sesli harf bile satın almak istemeyen sessiz çoğunluk.  

 

Arif olan, mektubu ardından okur. 

 

Her arkadaşlık, arkadaşlardan biri diğerinden birazcık daha üstün olduğunu düşündüğü sürece devam eder.

 

Çıkarlar, gözü en tatlı şekilde kör eden bir araçtır.     

 

Hayatta en büyük zevkim, gizli yaptığım iyi bir işi başkalarının tesadüfen öğrenmesidir.  

 

Dünyada kusursuz iki insan vardır. Biri ölmüştür, diğeri de doğmamıştır. 

 

İnsanın en büyük buluşu ateş, tekerlek ya da motor, otomatik enerji veya maddi dünya ile ilgili her hangi bir şey değildir. O, düşünceler ülkesindeki insanın en büyük buluşu, anlaşarak ekip halinde çalışmaktır.

 

Para olmazsa, oğul babasının mezarını bile kazmaz.     

 

İt, itin kuyruğuna basmaz.     

 

Son sözü söylemek istiyorsan, sus. 

 

Seninkinden çok farklı düşüncelere sahip biriyle belirli aralıklarla birlikte olmayı alışkanlık edin. 

 

Pornografi seksüel hayal kırıklarına yardım ediyorsa, açlara da yemek kitabı verelim bari. 

 

Politikacılarımızı dinlerken kendimi zor tutuyorum, gülmüyorum, çünkü hayatta en nefret ettiğim şey tutarsız olmaktır. Yarın aynı şeylere ağlayabilirim.     

 

Felsefe bizi başkaları için değil, kendimiz için; güçlü görünmek için değil, güçlü olmak için yetiştirir.     

 

Alçak gönüllüye yüksekten, kibirliye alçaktan bakma.     

 

Ödemediğiniz her kuruş vergi, size yat, kat, otomobil olarak geri dönecektir.

 

Yumuşak atın çiftesi pektir. 

 

Uzun boylu hizmetçi eğilene dek, bodur hizmetçi evi süpürür.   

 

Çok laf, değirmende olur.     

 

Kayış ne bilir ki sapan ne çeker? 

 

Ateş, yağ ile söndürülmez.     

 

Sapan ne bilir ki öküz ne çeker? 

 

Hiç kimse geçmişini satın alacak kadar zengin değildir.     

 

Uzun zaman devam eden bir anlaşmazlık, her iki tarafın da haksız olduğunu gösterir.     

 

Aşın koyusunda, işin kıyısında.  

 

Fakat, gene de dünya dönüyor.    

 

Kuralları öğren. Sonra bazılarını çiğne.     

 

O, kendisinin hiç bir ön yargısı olmadığını söyleyerek övünür durur. Halbuki, bu iddiası, çok büyük bir ön yargıdır.  

 

Ben diyorum: "Erkektir" (öküzdür). O diyor: "Sütünü sağ".   

 

Öyle bir havada gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.    

 

Olanaksız, yalnız aptalların sözlüğünde bulunan bir sözcüktür. 

 

Havaya göre yelken kaldıracaksın.  

 

Değişmeyen şeyi unutan, mutlu olur.

 

İnsan, başkalarını aldatmak idmanını önce kendisiyle yapar.  

 

Kaplanı ön kapıdan kovarken, arka kapıdan kurda buyur etmemeli. 

 

Gösterişsiz eşeğe, iki adam biner.  

 

Ağır kazan, geç kaynar.

 

Yaşam kısadır, gülelim!

 

Alış oğlu veriştir, dünya karış karıştır.   

 

Sırtımı, beni düşünerek ancak kendi tırnağım kaşır.     

 

Bu dünyada, insan yeterince kibar olmak için biraz fazla kibar olmalı.

 

Akıl olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta.   

 

Sol kulağını kapatırsan, sağduyulu olursun?

 

Eğer biz, geçmiş ile bugün arasında bir savaşa girersek, geleceği kaybetmiş olacağımızı kesinlikle biliyoruz.

 

Kavak ağacını beğenen ve seven çok az kişi gördüm, çünkü dosdoğrudur.

 

Eğitim kafayı geliştirmek demektir. Belleği doldurmak değil.    

 

Bir sağlık müfettişi, oldukça modern, her hastanın özel bir odası bulunan bir ruh sağlığı evini ziyaret eder. Birden dönüp, hastane başhekimine şaşkınlığınıbelirtir. -Anlamıyorum. Her hasta, ayrı odalarda kalır, demiştiniz. Oysa ben iki yataklı odalar gördüm. -Elbette, bunlar çift kişilikli hastalar içindir, der başhekim.  

 

Kadınlar, güller gibidir. Bir defa açıldılar mı, yaprakları dökülmeye başlar. 

 

Cehalet, hiç bir suale bir cevap bulamaz.

 

Yaşamı arapsaçına çevirmek için en az iki kişi gerekir.

 

Dünyada en çok değişen şey, bir kadının saçını tarayış şeklidir.

 

Diktatörler, kaplanlar üzerinde oradan buraya gitmesini pek severler, fakat bu hayvanların üzerinden inmeye cesaret edemezler ve kaplanların gittikçe karınları acıkıyor.     

 

Ateşe ateşle karşılık verenlerin ellerinde kalan, genellikle küldür.   

 

Kendi kendimize inanmalıyız, ama pek çabuk kanmamak şartıyla.     

 

Dikkatli sür, insanın yedek parçası yoktur!

 

Odununuzu kendiniz keserseniz, iki kez ısınmış olursunuz. 

 

Para dediğin, el kiri.     

 

İyi öğüt verilir ama iyi edep verilmez. 

 

Gelin eşikte, oğlan beşikte.     

 

İyi gördüğünü söyler, kötü verdiğini söyler.     

 

Yedi başlı ifriti, kadınlar sarayına kapatmışlar: "Can kurtaran yok mu?" diye dışarı fırlamış. 

 

Dünyayı seller bassın, ördeğe vız gelir.     

 

Ali ile Veli, sözümona söyleşiyorlarmış. "Eeee Ali'ciğim, yalancı dünya bu. Bir gün gelecek, hep öleceğiz. Diyelim ki sen öldün ve gömdük." "Eeee?" "Kemiklerin toprağa karışacak. O topraklarda, otlar bitecek. O otları, inekler yiyecek. Ve hazmedip dışarı çıkaracak. Ben yoldan geçerken, gübrelerini görüp: "Zavallı Ali'ciğim" diyeceğim, "Ne kadar da değişmişsin." Peki be Veli, ya ben değil de, sen ölürsen önce. Seni gömmeyecek miyiz?" "Eeee?" "Kemiklerin toprağa karışmayacak mı? O otları, inekler yemeyecek mi? Ve hazmedip dışarı çıkarmayacak mı? Ben yoldan geçerken, gübrelerini görmeyecek miyim? Ve "Zavallı Veli'ciğim, diyeceksin. Ne kadar da değişmişsin." "Yooo, Veli hayır!” O gübreleri görünce, eğilecek ve “Hayret be Veli! diyeceğim, hayret! Hiç değişmemişsin".    

 

Alçak gönüllü olmayan insanlar, konuşmalarında iyi kelimeler bulmak için güçlük çekerler.     

 

Arkadaşlık, iki bedende bir tek akıl demektir.   

 

İçine bir çalışma isteği gelince otur, bekle geçsin.     

 

Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz: İki başımız var, bir tek bedenimiz. Ne kadar dönersem döneyim çevrende: Er geç, baş başa verecek değil miyiz?    

 

Batı dünyası, korkutucu Tanrı fikrini sevgi Tanrısına dönüştürebildiği içindir ki daha başarılı sonuçlara yönelmiştir.  

 

Herkes yanlış yapar, ancak ahmaklar yanlışlarında direnirler.  

 

Yasanın tarafından olan herkes, çoğunluktur.    

 

Mahbup istemeyince, neylesin Mahmut? 

 

İnsan, dilinin altında gizlidir.

 

Yağmurlu havada, tavuklara su veren çok olur.    

 

Acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur. 

 

Dal rüzgarı affetti ama kırılmıştı bir kere.  

 

Deliler konuşurken, şeytanlar da susarmış.  

 

İnsanların, üstünlüğüyle övünebilecekleri soyları varsa, bilsinler ki soyları çamur ve sudandır.

 

Pazarlığı gizli yapın. Ancak ilkeler herkes tarafından öğrenilebilir. Sonuca nasıl varıldığı ise bilinmemelidir.

 

Sükut, ikrardan gelir.   

 

Kalp ve dilimin idaresini bilirim, yaşadığım zamanı geçmişle ölçerim.   

 

Bin kişinin yüzünü bileceğine bir kişinin adını bil; insanları yüzleriyle değil, bilgileri ve eserleriyle tanı.

 

Güzel düşün, iyi hisset, yanılma, aldanma. Ne varsa doğrudadır, doğruluk şaşar sanma.    

 

Hayatına, ileride sana acı çektirebilecek hiç bir şey katma. 

 

Deniz yoğurt olsa, bize kaşık bulunmaz.     

 

Bizim ihtiyacımız olan insanlar, "imkansız" üzerine ihtisas yapmış kimselerdir.

 

Elti eltiden kaçar, görümceler bayrak açar.     

 

Bir kadın, erkekten iyi bir koca yaratabilmek için dahi olmalıdır. 

 

Kelle sağ olsun, cihanda bir külah eksik değil.    

 

Asansör bozuktur! En yakın asansör karşı apartmandadır.

 

Şüphe, bir nura doğru koşmaktır. Şüphe etmek, kul için haktır. 

 

Enflasyon, benimsememek demektir.   

 

Erken kalkmayan avrat, söz dinlemeyen evlat, mahmuzla giden at kapında varsa kaldır at. 

 

İbretli sözün ne yararı var; duyduğu ile gördüğünü, uygun zamanını bulup söylemezse? İki gözün ne yararı var; iyi ile kötüyü görünce, ayırt edemezse?     

 

Alemin bol şerbetinden bana ne, işte önümde benim ayran tasım. Ne malım, mülküm var, ne aşığım. Ben gene senin azığın olsun diye çalışırım. Senin başını sokacak bir yerin olsun diye, senin bir dikili ağacın. Ama hürriyeti, taş çatlasa satamam.   

 

Eşeğin anırtısı, kendine hoş gelir.   

 

Alfabenin dışında daha nice harfler olduğunu unutma.     

 

Yabanın ateşi, kardan soğuktur.   

 

Dünyada en iyi kadın, doğmamış olandır. 

 

Biz her şeyi olduğu gibi değil, bize göre olması gerektiği gibi görürüz. 

 

Artık tamah, baş yarar. 

 

Erim er olsun da yerim çalı dibi olsun. 

 

Yavaş tükürüğün sakala zararı vardır.    

 

Parada vefa olsaydı, niye elden ele dolaşır?   

 

Anası ağaca çıkarsa, kızı budak budak gezer.

 

İnsan ne ise, o olmayı reddeden tek yaratıktır.

 

Cemal, İstanbul'a gelmiş ve ilk kez otobüse binmiştir. Bilet parasını hazırlarken, bir takım adamların bazı kartları gösterip "Paso" deyip, ön tarafa geçtiklerini görünce uyanır. Ceplerini karıştırır ve para vermeden geçmek için evlenme cüzdanını göstererek: "Paso" der ve yürür. Fakat biletçi, işi anlayınca karadenizli Cemal'e dönerek şöyle der: "Uşağum, sen bu pasoyla pinsen pinsen, ancak Fadime'ye pedava pinersun. Biletini al".   

 

Biz bazen bir insanı büyük zaaflarına rağmen sever, fakat bazen küçük zaaflarından dolayı ondan nefret ederiz.    

 

Ahlaki veya gayri ahlaki kitap yoktur. Kitaplar, ya iyi yazılmıştır ya da kötü. Hepsi bu kadar.

 

Gerçekten yapmak istediklerinden asla vazgeçme. Büyük düşleri olanlar, gerçekleri bilenlerden daha güçlüdür.     

 

Şeker, suya batmadı ya.

 

Bir adam, nadiren öğle yemeğini düşündüğü ciddilikte, başka bir şey düşünür.    

 

Susmanın yankısını işitmemek elde mi?

 

İyiliğinize inanılmasını istiyorsanız, ondan hiç bahsetmeyiniz.

 

İnsanın cahil olduğunun farkına varması, bilgiye doğru atılmış büyük bir      adımdır.     

 

Sevgi, bilgi ve çalışmanın ne vatanı olur, ne gümrük duvarları ne de üniforması.     

 

Akşamdan oduna giden çok olur.    

 

Kral öldü, yaşasın kral.

 

İnsan, bilgi ve düşünceleri kelimelerle ifade edilemeyecek kadar yüksek olduğu için susar.   

 

Aman karıştırmayalım. Kiminin "BİRİKİM"i vardır, etrafına ışık sıçratır. Kiminin "BİRİKİNTİ"si vardır, etrafına çamur sıçratır.

 

Bir insanın yaptığı en büyük hata, başka biri için çalıştığını sanmaktır.    

 

Düşüncelerini zorla başkalarına kabul ettirmek, tamamıyla bunun aksi sonuç verir.

 

Dünyaya nasıl göründüğümü bilmiyorum; ama ben kendimi, henüz keşfedilmemiş gerçeklerle dolu bir okyanusun kıyısında oynayan, düzgün bir çakıl taşı ya da  

güzel bir deniz kabuğu bulduğunda sevinen bir çocuk gibi görüyorum. 

 

Kadın, çocukluğunda babasının, gençliğinde kocasının, daha sonra da oğullarının kölesidir.    

 

Üstadına eğri bakanın gözlerine kan damlar.   

 

Can yoldaşı dostlar çekildi gittiler. Ecel çiğnedi hepsini birer birer. Yan yana oturmuştuk hayat sofrasına. Bizden bir kaç kadeh önce sızdı gittiler.     

 

Bir kadının güzelliği, erkeğe verilen bir armağan değil, bir rüşvettir. 

 

Bir elinle verdiğini, öbür elin duymasın. 

 

Alıngan ve kırılgan olma. Övgü gibi eleştiriyi de zarafetle kabul et.   

 

Memurun mezartaşı: Allah taksitlerini affetsin.

 

Kadın, hiç bir zaman kendisi için yapılanı görmez; sadece yapılmayanı görür. 

 

Zenginin keyfi olana kadar, yoksulun canı çıkar.     

 

Çılgın, önce mahmuzları sonra atı satın alır.  

 

Herkes, düşündüğü kadar anlayabilir.

 

En iyi eğitimli kişi, yaşadığı hayatı en iyi anlayandır.

 

Armut dalda sallanır, yere düşer ballanır.  

 

Ben zengin diye, elindekiyle yetinmesini bilen, kimseye boyun eğmeyen, tok gözlü kimseye derim.

 

Ekinci yağmur ister, yolcu kurak; her ikisinin muradını verir hak.

 

Dünyaya gelmek için dilekçe mi verdik? 

 

Gün be gün kova sana su ile gelecektir. Çamuru çok, suyu az olsa bile su getirecektir.

 

Başarının sonu yoktur. Sen daha iyi bir fare kapanı yaparsan, doğa da daha zeki fareler yaratır. 

 

Nezleden öleceksem, vebaya ne gerek?   

 

Başarı, cesaretin çocuğudur.

 

Akıl dayağın önüne geçer ama yüreklilik yüreklilikse, aklın önünde gitmeli.   

 

Eşeğin hesabı başka, eşekçinin başka.     

 

İnsan, sıçtığı yerin duvarlarına yazı yazan bir hayvandır. 

 

Avrupa'da harpte, milyonlarca insanın öldürüldüğünü duyan yaşlı yamyam sorar: "Bu kadar insanı nasıl yiyecekler?" Genç zenci, "Avrupalılar öldürdükleri insanların etlerini yemezler." İhtiyar yamyam, "Öyleyse ne yaparlar?" Genç zenci, "Ya fırında yakarlar ya ormana ya da toprağa topluca gömerler." İhtiyar yamyam, "Allah Allah, bu Avrupalılar ne barbar insanlarmış. Demek maksatsız insan öldürüyorlar".  

 

El etse ellisi, göz etse tellisi gelir.

 

Ayak değmeyen taş olmaz, bela görmeyen baş olmaz.     

 

Avcının biri ava gider, fakat hiç bir şey vuramadan döner. Daha doğrusu dönerken, eli boş dönmesin diye, kasaptan bir tavşan alır. Getirdiğinde karısı: "Bu ne!" der. "Derisi soyulmuş tavşan mı avladın?" "Ne sandın ya! Çalıların ardına saklanmıştım. Bir de ne görsem; iki tavşan aşk yapmıyorlar mı? Tüfeği doğrultup ateş ettiğim gibi.. Görüyorsun ya, giyinmeye bile fırsat bulamadı    zavallı".     

 

Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz.     

 

Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol. 

 

Talihsiz insanı, deve üstünde de olsa, köpek ısırır.   

 

Mutlu olmak mı istiyorsun? Yapman kadar yapmaman gereken çok iş var.

 

Domuzdan bir tüy çeksen, o da ganimettir.

 

Bencil, her zaman gayri memnundur.    

 

Bir kum tanesinin sırrını çözmeyi başarsaydık, bütün dünyanın sırrını öğrenmiş olurduk.  

 

Bir hata içinde, ne kadar çok hakikat bulunursa, o kadar tehlikelidir.   

 

Ayrılık unutulmak için bahane değildir.     

 

Kör körü bulur, su çukuru.     

 

En mutlu çiftler "susma zamanını bilme" sanatında mastır yapmış olanlardır.     

 

Gökyüzünde düğün var deseler, kadınlar merdiven kurmaya kalkar.     

 

Bahtıma mı güleyim, sevgilinin vefasına mı? Kendime mi ağlayayım, gönlümün tutsaklığına mı?     

 

Açık ağız, aç kalmaz.   

 

Bekarın boynunu bit yer, tutup biriktirdiğini it yer.     

 

Çileyi kayalara vermişler; dayanamayınca, insana vermişler.  

 

Basitliği arayın ve ondan şüphe edin.

 

Kulağa pamuk, süngüyle konulmaz. 

 

Baktın deli, dön geri.    

 

Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır, bir at bir er kurtarır, bir er bir vatan kurtarır.     

 

Gelinliği pekmez sandım, yüreğimi yakmaz sandım.     

 

Tarihi, tekerrür diye tarif ediyorlar; hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi. 

 

Cesaretin ölçüsü, ölmek değil, yaşamaktır.  

 

Güçsüz, her zaman kabahatlidir.    

 

Başka birinin sırrı, onun parçası gibidir. Siz, her ikisine de kendinizinkine gösterdiğiniz itinayı göstermelisiniz.

 

Bürokrasi, demokrasinin yabanisidir.

 

Ölümlüler arasında acı gören bir sen değilsin.  

 

Eskiden kibirliydim ama şimdi tamamen kusursuzum.    

 

Hayatlarında hiç başarı göstermeyenler; kendilerini, başkalarını küçültmekle avuturlar. 

 

Düşünür, yeniden düşünen ve şimdiye kadar düşünülmüş şeylerin üzerinde asla yeterince düşünülmemiş olduğu kanısına varan kimsedir.     

 

Dert ve sıkıntının şiddetine sabır göster, sonları gelecektir, bil ki sabır bir soyluluk derecesidir.    

 

Eşek, semeriyle değerlendirilmez.   

 

Kümesin bekçiliğini, tilkiye bırakma.

 

İhtiyarlamak, olabilirliğin azalmasıdır.     

 

Erkek hissettiği, kadın göründüğü yaştadır.

 

Kadın, çay poşeti gibidir. Sıcak suyun içine koymadan, ne kadar sert olduğunu anlayamazsınız.     

 

Şimdi seni gördüm, ayrılığınla neler gördüğümü niçin söyleyeyim?    

 

Herkesin bütün bir kitapta söyleyebileceği şeyi veya kimsenin bütün bir kitapta söyleyemeyeceği şeyi, on cümle ile söylemek benim tutkumdur.

 

Kadın, eğer susabiliyorsa, ortalamanın üstünde kaliteye sahip demektir.

 

Güttüğümüz üç duvar, ıslığımız dağları aşar.   

 

Bizi çekemediler, halat koptu.  

 

Beyler, gelin Allahaşkına, biz çok önemsiz şeyler üzerinde durduk.    

 

Katlanılmaz bir kötülük gelirse başıma, suskun kayalar gibi durmalıyım.     

 

Esnek esnek getirir, esnek uyku getirir, ne olduysa, samanlıktaki kocakarıya oldu.    

 

Görev, içinde bulunduğumuz zamanın bizden istediği şeydir.  

 

Uğrunda dertlere düştüğüm sevgili. Bir başkasına tutulmuş, o da dertli. Derdimin dermanı kendi derdinde. Hekim hasta olunca kime gitmeli?    

 

Kimvurduya gidiyorum, geleceğim. 

 

Geç gelen teselli, idamdan sonraki bağışlanmaya benzer.

 

Zulmün, topu var, kalesi var, güllesi varsa; Hak'kın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır.     

 

İnsan, en fazla hayatta kalma iç güdüsüne sahip bir hayvandır. Bundan dolayı, onun yaratma geleneği de ilk önce gelişmiş, ruhu bunu arkadan izlemiştir. Böylece bilimin gelişmesi, insanın ahlaki davranışından çok ileridedir.  

 

Bütün günlerin içinde en çok ziyan olanı, insanın hiç gülmeden geçirdiği gündür.

 

Akıllı olmak bir şey değildir; önemli olan o aklı yerinde kullanmaktır.   

 

Radikalizm, amacı unuttuktan sonra, çabayı beşe katlamaktır.    

 

Bir ülke küfürle durur ama zulümle yıkılır.

 

İşin bitirilmesi gereken son tarih önemlidir. İşi daima son tarihe yetiştir.  

 

Türklerde beyinsel algılama yoktur.     

 

Bu dünya çark-ı felek, aşkolsun çevirene. 

 

Eleştirilerini bir kenara çekerek söyle.  

 

Timur, hiç şüphesiz büyük bir askerdi. Kazandığı sayısız zaferlerle de bu meziyetini ispat etmişti. Fakat şunu da itiraf etmelidir ki ordularını Türklüğün hayrı ve istikbali için kullanmamıştır. Bilakis Altunordu Devleti'ni ortadan kaldırmakla Rusya'nın büyümesine ve Anadolu'yu istila ederek Osmanlı İmparatorluğunun en az elli yıl geri gitmesine ve Anadolu şehirlerinin harabiyetine sebep olmuştur.   

 

Mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi?  

 

Sofu olmak isteyen çoktur ama alçak gönüllü olmak isteyen yoktur. 

 

Düşmanlarımız, bizden nefret edenlerden ziyade, bizim onlardan nefret ettiklerimizdir. 

 

Bir insan hakkında, başkalarının onun için söylediklerinden çok, onun başkaları için söylediklerinden fikir edinilebilir.

 

1679 senesine kadar Paris şehri ahalisi gece ve gündüz pencerelerden sokağa her türlü pislik, idrar ve süprüntü atarlardı. Bunu yapmayanlar, evlerinde abdesthaneleri bulunan zenginlerdi ve bu abdesthane bahçedeki bir çukurdan ibaretti.   

 

Hafif dertler konuşur, büyük dertlerin sesi çıkmaz.

 

Eşeğe rakı içirmişler, çulunu bahşiş vermiş.   

 

İnsan aklı, bizim kolayca anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, anlamayı başaramadığımız için aptal sayılırdık.  

 

İnsanın aklına, ağacın yaşına değer biçilir.

 

İnsanı hayvanlardan ayıran şeyin ne olduğunu nihayet öğrendim: Mali sıkıntı. 

 

Burada melek gibi görünür, ötede şeytan olur.     

 

Sen de mi Bürütüs, Oğlum?     

 

Ben, bir annenin gözyaşlarına tahammül edemem.    

 

Bu demokrasinin vatandaşları olarak sizler, idare edenler ve edilenlersiniz, yasa yapanlar ve ona itaat edenlersiniz, başlangıcı ve sonusunuz.

 

Eğer, sadece bir melek olsaydın, değerinden çok şeyler kaybederdin.

 

Diken eken, gül toplamayı ummamalı.

 

Bir zamanlar o da erkekti. Nice kadınlara illallah dedirtti. Sonunda felek taktı ona kancasını. Tutukluk yaptırdı tabancasını.

 

Acıması olmayan kimse, acınmaya değmez. 

 

Gerçeği istediğim kadar değil, göze alabildiğim kadar söylüyorum. Yaşadıkça biraz daha fazlasını göze alabiliyorum.   

 

İlk kez tanıştığın insanlara ne iş yaptıklarını sorma. Onlarla ahbaplığını etiketlerinden bağımsız başlat. 

 

Aç ne yemez, tok ne demez.

 

Eceli gelen köpek, cami duvarına siğer. 

 

İhtiyar olmasını bilen pek az adam vardır.

 

Bostancı yağmur ister, kiremitçi güneş; hangisine dua edeyim, ikisi de damadım.  

 

Her şeyi konuşabilen insanlar, her şeyin üstünden gelebilir. 

 

Benim muhafaza edecek ve saklanacak üç hazinem vardır: Birincisi, derin sevgidir. İkincisi, aza kanaat etmektir. Üçüncüsü, dünyanın başı olmaya cesaret göstermemek. Çünkü birinin derin sevgisi varsa, o cesurdur. Çünkü aza kanaat eden, cömerttir. Dünyanın başı olmaya hevesli olmayan adam, bir gün dünyanın lideri olur.     

 

Kişi kendini nerede görmek isterse orada bilinir. Öyleyse insanlar içinde, kendine en yüksek yerin peşinde ol.    

 

Üç türlü yalan vardır: Basit yalan, kuyruklu yalan ve istatistik.    

 

Kendisine kötülük yapılmasına önem vermeyen kimse, en kötü adamdır.    

 

Elden ele, Hak'tan dile.

 

Samanlık yandıysa da sıçana da kalmadı. 

 

Sarhoşluk, kusur yaratmaz, kusurları açığa çıkarır. 

 

Çoban değneğiyle, gelin ayağıyla gelmeli.    

 

Ağaca balta vurmuşlar, vur sapı bendendir, demiş. 

 

Bedava sirke, baldan tatlıdır.

 

Ne mutlu, pişmanlık duygusuyla Allaha varan kula.    

 

İt, kulağını kesenden korkar.

 

Derviş, birisiyle münakaşaya tutuşmuştu. Kendisini çok beğenen adam, dervişin dik dik yüzüne bakarak bağırdı: -Gözünü aç! Sen benimle boy ölçüşemezsin, ben istersem seni hemen satarım, fakat sen beni satamazsın. Derviş, hiç istifini bozmadan, ona şu karşılığı verdi: -Çok doğru söylüyorsun, açıkgözzade. Benim kıymetim olduğu için sen beni çabuk satabilirsin ama senin hiç bir değerin olmadığı için ben seni satamam.  

 

Çalışmak kadar dinlenmeyi de görev bil.     

 

Baykuş, viranlığı gül bahçesine değişmez.    

 

Dünyanın yaratılışından beri ölçüsüzlük kadar hiç bir zalim yaşamamış ve hiç bir köle kadar zalimane muamele görmemiştir. 

 

Zamanın değerini, yapacak işi olan bilir.    

 

Eski devirlerde kömür pek bilinmediğinden ateş odunla yakılırdı. Kış için de halk yazdan civardaki dağlardan ağaç keser, bunları istif ederek kış için saklardı. Hoca da fırsat buldukça baltasını alır, eşeğini önüne katar, yakın dağlara giderek odun keserdi. Bir gün yine böylece dağa çıkmış. Dolaşırken, çıra haline gelmiş bir çam köküne rastlar. Çıra oduna nisbetle çok daha kıymetli olduğundan sevinir. Kökü parçalar, eşeğine de güzelce yükleyerek evin yolunu tutar. Fakat yolda bir ara, çıranın iyi cinsten olup olmadığını merak eder. Çakmağını çakar, çıraya tutar. Bir iki defa üfleyince, kav haline gelmiş bulunan çıra birden alev alır. Söndürmek ister, söndüremez. Alevler bir anda bütün yükü kaplar. Ürken eşek de, sağa sola çifteler atıp, anırarak koşmaya başlar. Tabi Hoca'yı da bir telaş alır. Yaklaşamadığı eşeğinin arkasından koşarken, bir taraftan da: -Aklın varsa dereye koş! diye haykırmaya başlar. 

 

Bir sır daha var, çözdüklerimizden başka. Bir ışık daha var, bu ışıklardan başka. Hiç bir yaptığınla yetinme, geç öteye: Bir şey daha var bütün yapıtlardan başka.     

 

Kendi kendisini yetiştiren insanların kötü bir tarafı vardır, kendilerini yetiştirenlere taparlar.  

 

Çocuklar şekerle, büyükler yeminle aldatılır.    

 

Pehlivan da olsan, aşağıdan güreş.  

 

Dervişe, Bağdat'ta pilav var, demişler. Yalan değilse ırak değil, demiş.     

 

Resimler çizmekte uyku, düşlerin kitabına.   

 

Demokrasimiz 10 yıl garantilidir.

 

Birini sevmek, o kişi için güzel olanı dilemekten başka bir şey değildir.  

 

Yanlış anlayanlar tarafından söylenen bir doğrudan daha kötü hiç bir yalan yoktur.   

 

1955 yılında ölen ünlü atom bilgini Albert Einstein'e sormuşlar; -Üçüncü dünya savaşı hangi silahlarla yapılacak? -Onu bilmem ama dördüncü dünya savaşı muhakkak taş, sopa ve oklarla yapılacak.  

 

Eğlendirerek öğret.

 

Sana vereyim bir öğüt: Kendi ununu kendin öğüt.     

 

Ne bahardır ne de güz, nerden geldi bu nergis?

 

Sevelim, sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz.

 

Tecrübe, akıllı adamların biricik kehanetidir. 

 

Göğüssüz kadın, yastıksız yatağa benzer. 

 

Bezi daha kozada iken, kızına koca arar.    

 

Veresiye içki içen, iki defa sarhoş olur.

 

Affeden kişi, tartışmayı sona erdirir.     

 

Benim aklım inek ile danada, karımın aklı sürme ile kınada. 

 

Evlenmeden önce gözünüzü dört açın, evlendikten sonra yarı yarıya kapatabilirsiniz. 

 

En doğrusu, dosta düşmana iyilik etmen; iyilik seven kötülük edemez zaten. Dostuna kötülük ettin mi düşmanın olur, düşmanınsa dostun olur iyilik edersen.     

 

Tarih, öyle savaşlar görmüştür ki onlarda harcanan mühimmat bu günün ateşkeslerinde kullanılandan çok daha azdır.   

 

Erkekler, kadınlara istediklerini söylerler; kadınlar, erkeklere istediklerini yaparlar.   

 

Aşkın ilk soluğu, mantığın son soluğudur. 

 

Dünya sana cömert davrandığında sen de malınla cömert davran, herkesin durumu değişebilir.

 

İnsanın verdiği bütün sözleri tutabilmesi için, çok iyi bir belleği olmalıdır.

 

Hayal gücü kuvvetli olan, fakat bilgisi olmayan kimsenin kanatları vardır ama ayakları yoktur.    

 

Tanrım, beni arkadaşlarımdan kurtar ki, kendimi düşmanlarıma karşı koruyabileyim.    

 

Kazanı asılı olanın, kapısı kapanmaz. 

 

Vefa ne yaptı ki gönlünde yer bulamıyor?

 

İnsanı vaktinden önce yıpratan bir şey varsa, o da tembelliktir.     

 

Hayat merdivenlerini çıkarken, insanlara iyi davranalım. Çünkü inerken gene aynı insanlara rastlayacağız.   

 

Eğer yaptığın işi düşmanın alkışlıyorsa yanlış yapıyorsun. Dostun alkışlıyorsa doğru yapıyorsun. İkisi alkışlıyorsa ortak noktalarını bulmuşsundur. Hiç birisi alkışlamıyorsa delisin.

 

Bir kusurum varsa, o da konu haricine çıkmaktır.     

 

Demokrasilerde çareler tükenmez.  

 

İnsanlar sizden, onları tenkit etmenizi isterler, fakat asıl istedikleri onları övmenizdir.

 

Katrandan olmaz şeker, olsa da cinsine çeker.   

 

Evlilik bir melodiye benzer: Aynı parça için iki ayrı nota dizisi vardır.  

 

Dünyada bırakılacak mala cimrilik niye.   

 

İki türlü hürriyet vardır: Yalancı hürriyet; bir insan, istediği her şeyi yapabilir. Hakiki hürriyet; bu insan, ancak yapması icap eden şeyleri yapar.   

 

Armut ağaçta sallanır, yere düşer, ballanır. 

 

Efsaneler, genellikle onun hammaddesine muhtaç olanlar tarafından yıkılır.     

 

Yüksek Roma duvarlarının, atlarımızın nal sesleriyle yıkılmasını bekleyemeyiz. 

 

Arzu olunan şey, daima umut edilir.

 

Al giyen alınır, mor giyen salınır. 

 

Yerinde sayanlar, yürümeyenlerden daha fazla gürültü ederler.    

 

Zeki görünenlere acırım ben; zeki görünmek öyle bir vaaddir ki, o vaadi tutma olanağı hiç bir zaman bulunmaz.   

 

İmam osurduktan sonra, ahali sıçar. 

 

Yaşadığım hiç bir şeyden pişman değilim, öfkem yaşamadıklarıma.   

 

Tembele eşik, yokuş olur.     

 

Amerikan senatosunda, bir yasa tasarısı tartışılırken, demokratlarla cumhuriyetçiler birbirlerine girmişlerdi. Havanın iyice elektiriklendiği bir sırada sözcülerden biri, diğerine: "Cehenneme kadar yolun var!" diye bağırdı. Diğeri şaşırdı. Ne diyeceğini bilemedi. Sonra başkana dönerek, rakibinin bu sözüne itiraz etti. Başkan, kara kaplı kitabı açtı, sayfaları karıştırdı ve şikayetçi senatöre: "İç tüzüğe baktım. Gitmeniz şart değil." dedi.     

 

İngiliz lordlarından biri, dünya turuna çıkar. İtalya'da garsonun birisi: "Sayın Lord'um size bir bilmece sorabilir miyim?" der. Lord, "Peki, sor" der demez de: "Babamın bir oğlu var, kimdir?" sorusunu sorar. Lord bilmeceyi bilemez. Garson,      beş İngiliz siterlini bahşişini aldıktan sonra bilmecenin çözümünü "benim" diyerek açıklar. Gel zaman git zaman memleketine dönen Lord, tertip ettiği büyük bir ziyafette misafirlerine: "Size bir bilmece soracağım, bakalım bilecek misiniz? Babamın bir oğlu var, bilin o kimdir?" der. Hiç kimse yanıt veremeyince de: "Boşuna yorulmayın, bulamazsınız. O, İtalya'daki garsonun ta kendisidir".

 

Sokağa düşmeyen sokak kadınları da vardır.

 

Ermenide irfan, yahudide pehlivan bulunmaz.

 

İyi bir sıçış, antrenman gerektirir.  

 

Bayağı bir kimse söyler, yapmaz; soylu bir kişi yapar, söylemez; boşboğazlık etmemeli. 

 

Koşan ata, mahmuz vurulmaz.  

 

Acaba karşılıklı konuşmanın, hayatta insanın tanıdığı en büyük zevklerden biri olduğunu biliyor muydunuz? Fakat onun da tatile, boş vakte ihtiyacı vardır. 

 

Ekmeğin katığı açlıktır.

 

Aleme vermiş tef, dümbelek; bize vermez kalbur, elek.     

 

Eğri bacanın dumanı, doğru çıkar.     

 

Bilen insan, konuştuğunu sakınarak söyler.    

 

Özlemek güzel şeydir, özlüyorsa özlenen. Beklemek güzel şeydir, gelecekse beklenen.

 

Ne hikmettir şu dünyaya, gelen ağlar giden ağlar.

 

Gerçekleri birinin yüzüne vuracaksan, bari işi şakaya al da seni öldürmesin.  

 

Tarihin bize verdiği en değerli şey, heyecandır.

 

Aç adama sormuşlar: "En ağır şey nedir?" diye. "Boş mide" demiş.   

 

Namus, bir saç kılına asılı durur; yitirdin mi, iple bile bağlayamazsın onu.

 

Hayatımızın en kararlı eylemleri, çoğu kez onları hiç düşünmeden yaptıklarımızdır.    

 

İki insanın dostluklarını pekiştirmek için verdikleri zamanın asla boşa harcanmış zaman olmadığını unutma.

 

Veresiye vermem, arkan sıra gidemem; gitsem de bulamam; bulsam da alamam.    

 

Düşünce, içimizdeki şeye yönelttiğimiz dikkattir. 

 

Yaşamın büyük kederleri için cesaret, küçük kederleri için ise sabır gereklidir.  

 

Adilin adaleti, alemi ıslah eder.    

 

Öylesine zeki insanlar vardır ki, ahmaklık ettikleri zaman dahi herkesten çok      daha başarılı olurlar.     

 

Gençlikte taş taşı, kocalıkta ye aşı.  

 

Doğruluk, her türlü şartlar içinde meyve verir.

 

Tamirat nedeniyle, yolun tırafiğe kapatılışının 43. zafer haftası.    

 

Paradokslar, fikirlerin üzerine dikkat çekmede faydalıdırlar.    

 

Hocanın çok inatçı, çok huysuz bir eşeği vardı. Hayvan, hiç durmadan ve en beklenmedik zamanlarda, sağına soluna çifteler atıyordu. Hocanın kaynanası da eşeğin huysuzluğunu bildiği halde, bir gün boş bulununca öyle bir çifte yedi ki hemen oracıkta can verdi. Hocanın sevenleri çok olduğu için, cenazede epey bir kalabalık toplanmıştı. Ölü, toprağa verildikten sonra, imam, Hoca'nın yanına sokularak: "Acın büyük ama kaynananın bu kadar sevildiğini görmek de bir teselli Hoca" dedi. "Baksana, köyün bütün erkekleri burada." Hoca, kıs kıs güldü: "Sen de faka bastın desene. Hepsi beni kandırıp, eşeği satın almak ümidiyle geldiler".

 

Nazik bir adam, anlatılan hikayeyi her zaman ilk defa duyan kişidir. 

 

Akrep etmez, akrabanın akrabaya ettiğini.   

 

İtin bacanağı çok, dünürü yok.     

 

İhtiyar, "neye yarar" diye düşünen kimsedir. Çünkü, "mücadele etmek neye yarar" diyecek, daha sonra "yataktan çıkmak neye yarar" sorusuna sıra gelecek, nihayet son sözünü söyleyecektir; "yaşamak neye yarar". 

 

Kamil beygir, ahırda satılır.  

 

Tolerans, insanın karşısındaki adamın bütün söz, düşünce ve fikirlerini kabul etmesi veya bütün yaptıklarının aynını yapması anlamına gelmez. O, sizin bütün bunları söylemek veya yapmasını hoşgörü ile karşılamanız ve bunları söylemeye veya yapmaya onun hakkı olduğunu kabul etmeniz demektir, o kadar.  

 

Başkasının karısına bacı gözüyle, başkasının varlığına bir yığın toprak gözüyle, tüm yaratıklara kendi canını taşıyormuş gibi bakan kimse, gerçekten, akıllı bir kişidir.     

 

Ak koyunun, kara kuzusu da olur.

 

Sahip olunabilmesi için hürriyetin de sınırlı olması gerekir.

 

Erkekler daima yattıkları kadınları sevmezler, sevdikleri kadınlarla da yatmazlar. 

 

Ölü değil, diriyim; ölümlülerden biriyim.  

 

En az üç, en az üç dil bileceksin. Bu üç dilden de ana avrat düz gideceksin.     

 

İnsanlığımı kaybettim. Hükümsüzdür. 

 

Zeytin gözlüm, sana meylim nedendir? -Babaannemin sevgilisi dedemdir.  

 

Nasıl çalışacağını bilmeyenin, işi bitmez. 

 

İftiracı, size bir saat içinde bir aylık iş yaratır.  

 

Dünya bir gemi, akıl yelkeni, fikir dümeni, kullan kendini, göreyim seni.    

 

Bir şekilde doğar, fakat bin bir şekilde ölürüz.  

 

Çalgısız düğün, yas töreni gibidir.

 

Halk sağlamsa, hekim hastalanır.  

 

Üç kadın, dört dedikodu.     

 

Gençlik bir hata, orta yaş bir mücadele, ihtiyarlık bir üzüntüdür. 

 

Deha, tarife kalkışırsak, alışılmadık bir tarzda kavramak kabiliyetinden başka bir şey değildir.  

 

Bir aralık, aç gözlü cimri bir adam tanımıştım. Bana "Kuruşlara dikkat et, zira liralar kendi kendilerine bakabilirler" demişti.    

 

Mantık kitapları bana moral veriyor. Hiç bir şey anlamasam da. 

 

Eskiden tozpembe hayallerim vardı. Şimdi pembesi gitti tozu kaldı.     

 

Durmadan bana geleceğine, arada bir kendine gel.     

 

Kendisine ve başkasına gülebilen tek hayvan insandır.    

 

Politikacıya soru sorma ki, sana yalan söylemesin. 

 

İkinci Dünya Savaşı'nda, Almanlar'ın Yugoslavya'yı işgali sırasında, Belgrad'a yakın bir köyde kalan bölük komutanı, köyün bir evinde kalmıştı; gece tuvalete gitmek ister, evin içinde münasip yeri arar bulamaz, nihayet ev sahibine seslenir: "Tuvalete götürmesini ister, ev sahibi eline fener alır, "beni takip et" der. Ev sahibi gider, komutan takip eder, en nihayet köylü bir çalılığı gösterir, "şurada idare edin" deyince, komutan: "Ben sizden helayı gösterin dedim, fikir istemedim." Köylü: "Bizim evde ve köyde hela yoktur." Komutan: "E.. siz nereye yaparsınız?" Köylü: "Tarlada münasip yerlere." Komutan: "Ne kadar kötü organizasyon." Köylü: "Sizin aradığınız organizasyon bizde olsaydı, şimdi belki biz sizin tarlaya ederdik".  

 

Hoşgörü, yapılan her şeyin kolayca kabul edilip onaylanması değildir. Hoşgörü, başkalarının görüşlerini anlama yeteneği ve acı bir duygu beslemeden, anlayışlı bir tartışma arzusudur.

 

Orijinal bir yazar, kimseyi taklit etmeyen biri değil, onu kimsenin taklit edemediği bir yazardır.

 

Ben senin yüzme havuzuna işemiyorum. Sen de lütfen benim helamda yüzme?

 

Şu dünyanın talih yolları bir gariptir. Bugün atının üstünde eyerine gururla oturursun; yarınsa o eğer senin sırtına vurulur.    

 

Leb demeye, dudak lazım.     

 

Sevgili dedi ki: "Size nasıl cevap verebilirim, taş ve toprağa tutsağım."  

 

En akıllı insan, en güzel akıllı taklidi yapan delidir.     

 

Yaşamda başlıca tehlike çok önemli olmaktır.    

 

Üç kişi bir sırrı saklayabilir, eğer ikisi ölmüşse.    

 

Yalancıdan uzak dur. Yakınında durma. Çünkü pisliğini yanındaki herkese sıçratır.

 

Karanlığa küfredeceğine bir mum yak.   

 

Kadının kötüsü kadar kötü, iyisi kadar da iyi bir yaratık yoktur. 

 

Allah, gaddar kulunu yoksuzlukla imana getiriyor.   

 

Erin iyisi iri burunlu olur, atın iyisi iri dudaklı olur.     

 

Hak etmeyene verilen armağan, tembele edilen yardım, iyilikbilmeze yapılan en ince öneri, kaba olana gösterilen incelik, cesede sürülen koku, kireçli toprağa yağan yağmur, sağırın kulağına seslenmek; boşa gitmiş demektir.   

 

Kaşık ile aş verip, sapı ile göz çıkarma.    

 

İlke olarak ilkelere karşıyım.   

 

Sükut, tüm kadınların, nefret ettikleri tek altın türüdür.

 

Aşığa Bağdat'ı sorma da ne sorarsan sor.    

 

Kendi düşüncene inanmak, kendi özel kalbinde senin için gerçek olan şeyin bütün insanlar için de doğru olduğuna inanmak, işte bu dehadır.

 

Büyük işler başarmak istiyor musunuz? O halde, hayatınızı ona bağlayın.

 

Sağduyu, aklın kapıcısıdır. Vazifesi, şüpheli fikirlerin ne içeri girmesine, ne de dışarı çıkmasına mani olmaktır.    

 

Mizah ve nükte anlayışı, bağnazlık virüsleri için öldürücü etkisi olan antibiyotiklerdir.    

 

-Fakire, bir sadaka hanımefendi. -Ağzın leş gibi içki kokuyor, sadaka istemeye utanmıyor musun? -Bunda utanılacak ne var bayan. Ben sizden sadaka istedim, öpücük değil.   

 

Benimle aynı fikirde olan herkesten korkarım.

 

Talih, yardım eder gibi görünürken, felaket köşe başında bekler.

 

Mutluluk paylaşılmak için yaratılmıştır.    

 

Her şey yolunda gidiyorsa, mutlaka bir şeyi gözden kaçırıyorsundur.     

 

Eli ile hamur ovalar, gözü ile dana kovalar.    

 

Boş bir testiyle bir kafanın tokuşmasından kof bir ses çıkarsa, özrü ille de testide aramamalı.

 

Kağıda dokunan kalem, kipritten daha çok yangın çıkarır.

 

Bütün tembeller: -Yarın, yarın, bugün olmaz, derler.     

 

Balık, ağa düşünce aklı başına gelir.     

 

Ben kötümser değil gerçekçiyim, kötümser olan hayat. 

 

Kalpağı keçi derisinden, haberi yoktur gerisinden.     

 

Kedinin eli ete değmezse, kokmuş, der.    

 

Senden yumurta alan, sarısını bulamaz.    

 

Sevgili, bir başka güzelsin bugün; ay gibisin, pırıl pırıl gülüşün. Güzeller bayram günleri süslenir; seninse bayramları süsler yüzün.     

 

Azimle sıçan, mermeri bile deler.   

 

Geyik avına mı çıktın, tavşanları görmezlikten gel.

 

Yarınlar güzel günlere gebeydi. Kürtaj ettiler. 

 

Otur oturduğun yerde; çünkü sen, kavalın en son deliğisin.   

 

Harika olanı harika yapan şey onun sıradanlığı ve sıradan olanı sıradan yapan şey onun harikalığıdır. 

 

Bir tablo, bana bir bakışta düzinelerle kitabın veremeyeceği şeyleri anlatır. 

 

Gül yanaklı sevgiliyi saramaz insan, yüreğine diken batmadan, vurulmadan. Kim bir güzelin saçına dokunabilmiş, tarak gibi diş diş, didik didik olmadan?   

 

Aç dedilerse, çeşmeyi kurut demediler ya!

 

Su gibi aziz ol! Bu söze konu mankeni olan suyu Hıfzıssıhha'da tahlil ettirdik, ama içinden azizden başka her şey çıktı.     

 

İçme arkadaş, sarhoş olursun; saat beşten sonra, pişman olursun.

 

Kılıç kını içinde kılıç değildir, çıplak görünen kadar.  

 

Kaynana pamuk ipliği olup raftan düşse, gelinin başı yarılır. 

 

Daima alaca karanlıkta yaşadıkları için zafer ve yenilginin ne olduğunu bilmeyen, ne sevinç duyabilen ne de ıstırap çeken fakir ruhlarla aynı sırada bulunmaktansa, muazzam güçlüklere atılmak, şan ve şeref getiren zaferler kazanmak, hatta başarısızlığa uğramak bile daha iyidir.

 

Ağaçtan maşa, aptaldan paşa olmaz.

 

Herkesin istediğini yapabileceği bir yerde, hiç kimse istediğini yapamaz.     

 

Affeden ilk sen ol. 

 

Akılsızlar, hırsızların en zararlılarıdır. Zamanınızı, neşenizi ve mutluluğunuzu çalarlar.     

 

Beni pohpohlayan düşmanım, beni eleştiren öğretmenimdir.

 

Hiç bir zaman aldatmamak kararında olmak, bizi sık sık aldanmak durumuna düşürür.     

 

Astarı, yüzünden pahalı.     

 

Eşekten doğma katır, ne hal bilir ne hatır.    

 

Bizi ne kadar överlerse övsünler, yeni bir şey öğretmiş olmazlar. 

 

Mecliste dilini, sofrada elini kısa tut.    

 

Söyleyip de yapan insan, söylemeden yapan aslan, ne söyleyip ne yapan eşektir.

 

Övünmek istiyorsanız, alçak gönüllülüğü yem olarak kullanınız.   

 

Labirentlerde bile yanılmak yasaktır, yazılıdır.    

 

Topallayan da yol alır. 

 

Düğün kemiği ile köpek tavlanmaz. 

 

Tarlada çalışmakta olan köylü, yolda bir trafik kazası olduğunu görünce, hemen koştu. Arabanın devrilmesiyle altta kalan şoförü yaralı olarak çıkardı. Ve sordu: "Bir tarafın acıyor mu?" "Çektiğim acı yüzümden okunmuyor mu?" "Kusura kalma, ben okuma yazma bilmem".   

 

Bize bir hayat verdiniz ama uğrunda yaşanacak bir şey vermediniz.

 

Düşmanımı aradım, kendimi buldum.    

 

Bütün istediklerimiz yerine gelseydi, bir çok zevkten yoksun kalırdık.     

 

Bardağım büyük değilse de ben kendi bardağımdan içmeyi yeğlerim.    

 

Paris'te bir kahveye "Zevzekler Kahvesi" adı verilmişti. Günün birinde, kahvenin oldukça kalabalık olduğunu gören birisi, muziplik yapmak niyetiyle kapıyı açtı ve içerdekilere bağırdı: -Zevzekler kahvesi burası mı? Biri cevap verdi: -Evet, evet. Yanlış gelmediniz, girebilirsiniz.     

 

Eve hırsız girdikten sonra kapıya kilit asar.    

 

Kafanızı ve çekmecenizi lüzumsuz şeylerle doldurmayınız.

 

Her şeyi bildiğini sanma; gerçekte çok bilgili olsan da kendine cahilim diyebilecek cesaretin olmalı. 

 

Balık kavağa çıktığında, kösenin de sakalı biter. 

 

Bütün genelleştirmeler tehlikelidir, bu bile.

 

Yüce olarak bilinen şeylerden, gülünç olana yalnız bir adım vardır.  

 

Nereden bakarsak bakalım, puroblemlerin içinden fırsatlar da meydana çıkar.     

 

Zahmetsiz rahmet olmaz..     

 

Sükut, kadınlara en uygun zerafeti verir.   

 

Dağ eşeği şarap taşır, su içer.     

 

Senden başka hiç bir şeyi olmayan ben, senden başka her şeyi olan insanlara acırım. 

 

Ey dünya, işin, sana kanabilecekleri aldatmaktır.

 

Halk içinde muteber bir nesne yok, devlet gibi. Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.    

 

İsterse bütün dünya öteki tarafta olsun, ben kitleleri sınıflara karşı destekleyeceğim.   

 

Hükümet verilen sözlerin 6 ay süreyle daha uzatılmasına karar verdi.     

 

Hayat satranç oyununa benzer, çok kez şah dersin, fakat bir kere mat edersin.     

 

Bayramlaşmaya gelen dervişin eline bir şeker tutuşturarak sepetlemeye çalışan konak sahibi, şeker de bedavaya gitmesin diye: "Erenler" der, gece bir rüya gördüm. Yorumlar mısın?" "Anlat bakalım." "Geniş bir düzlükteyim. Harman yeri mi desem, bayram yeri mi desem? Düzlüğün ortasında bir bina. Han mı desem, hamam mı desem, bilmem ki ne desem? Bahçesinde geniş bir su. Havuz mu desem, deniz mi desem, yarabbim ne desem? Başımın üstünde bir kuş sürüsü. Tuna mı desem, karga mı desem?.." Bahşiş alamayan dervişin tepesi atar: "Dur oğul, anlaşıldı. Senin başına bir bela gelecek ama akşam mı desem, sabah mı desem? Bugün mü desem, yarın mı desem? Bir meteliğe kıyamayan teres, bilmem ki daha ne desem?"

 

Oğlum oldu, gülüm oldu; everdim, elin oldu; ayırdım, komşum oldu.

 

Akraba gelmeye gelmeye yad olur, yad gele gele akraba.

 

Delilerden korkmam, akıllı geçinenlerden korkarım. Delileri saygıyla severim, zira onlar benim velinimetimdir.

 

Çalıda gül bitmez, cahile söz yetmez.

 

Konuşmak ihtiyaç olabilir, fakat susmak bir sanattır.     

 

Er kocarsa koç olur, karı kocarsa hiç olur.    

 

Çok eğilme basarlar, çok yükselme asarlar.   

 

El atına binen, tez iner.

 

Seçe seçe, düştüm hiçe.

 

Beğenmediğin taş, baş yarar.  

 

Cimrinin mezartaşı: Hayatında ilk kez karşılıksız bir şey verdi, son nefesini.    

 

Üzüntü, korkunun insan kafasında açtığı ince bir akıntıdır. Onun büyümesine müsaade edilirse, o küçük akıntıdan, bütün öteki düşünceleri içine alıp akıtan bir kanal olur.    

 

İtle yoldaş ol, değneği yere koyma.

 

Biz ne hastalıklarımıza ne de onların tedavisine tahammül edebiliriz.    

 

Karar vermekte zorluk mu çekiyorsunuz? -Hımm.. Hem evet, hem hayır.   

 

Arzuladıkça kulunum. Arzulandıkça kölen.     

 

Hiç kimse size, kendinizden daha akıllıca nasihat edemez.

 

Başarını, onu elde etmek için vazgeçtiklerinle ölç.     

 

Burası bir büyük mekteptir; girmeyen en büyük merkeptir.   

 

Pazardaki herkes, ambardaki unu kadar konuşur.    

 

Yoksul para buldu, koymaya yer bulamadı.

 

Kendi ülkende, kendi dilini kana kana konuşamadan sadece dilim dilim tadacaksın seyyar dil satıcılarında kalan son üç-beş kelimeyi!   

 

İnsanların açlıktan ölmesi, tabiatın değil, insanlığın ayıbıdır.     

 

Köpeğin tüyü, uzasa da kırpılmaz.  

 

Kadınların dostluğu bulunan yerde, hoşa giden bir zerafet vardır.   

 

Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur.  

 

Eşek küle, gül bülbüle aşıktır. 

 

Eşeğe aşık olan, çiftesine katlanır.     

 

Dilenci bir olsa, balla beslerdim. 

 

Kullanmasını bilmeyenin elindeki silah, düşmanın elinde sayılır.   

 

Doğanın etüd edilmesindeki bütün sır, insanın gözlerini nasıl kullanabileceğini öğrenmesiyle kabildir. 

 

Para, iyi bir uşak, kötü bir efendidir.   

 

Devekuşu, yüke gelince kanadını, uçmaya gelince ayağını gösterir.     

 

Aynalar, yalnızca gerçeklerden korkmayanların dostudur.     

 

Pek çok kimse, kaçmaktan korktuğu için, yürekli sanılır. 

 

Düğünde zurnaya, hamamda kurnaya mail olur.    

 

Zor günlerde, ulus her zaman en acımasız komutanının önderlik etmesini ister.  

 

Gülümsemeyi bilmeyen, dünyanın en yoksul insanıdır.   

 

Ben, başkalarının düşünceleri içinde kendimi kaybetmeyi çok severim.     

 

Lüzumsuz söz yanan ateş gibidir; onu ağzından çıkarmamalısın, sonra kendin yanarsın.    

 

Başıboşluk, sersemlerin tatilidir.

 

Gelin ata binmiş ya nasip, kim bilir kime münasip.

 

Kusurlar hiçten doğar ama kusurlar hiç değildir.    

 

Çingene kızından, gelin olmaz. 

 

Eğer seni sevdiğim kadar kendimi sevseydim, şair olurdum.   

 

Sokakta karşılaşan, iki cimri arasında: "Üzgün görünüyorsun, neyin var?" "Sorma, canım çok sıkılıyor." "Neden?" "Tarağımın bir dişini kırdım da.." "Aman canım, tarağın bir dişi kırıldı diye insan bu kadar üzülür mü hiç?" "Evet ama kırılan, tarağın son dişiydi".

 

Psikolog, güzel bir kız gördüğünde kızı değil, ona bakan erkekleri inceleyen adamdır.    

 

Tavşan bayırı aştıktan sonra, kınayı kıçına yaksın.     

 

Eşeği yoldan çıkaran, sıpanın oynaması.  

 

Edebi, edepsizden öğren.     

 

Güzel giyinmek için çok uğraştığını bildiğin birine daima "Harika görünüyorsun" de. 

 

Cahilin sofusu, şeytanın maskarasıdır.   

 

Başkalarının gururuna tahammül edemeyişimiz, kendi gururumuzu incittiği içindir.

 

Güneş olsan, kimsenin mendilini kurutmazsın.

 

Horoz bile vakitsiz ötmez.     

 

Diplomat, kadınların doğum günlerini hatırlayan, ama yaşlarını unutan adamdır.     

 

En uzun yolculuk da ilk adımla başlar.  

 

Avucundaki pireyi hastanenin en üst penceresinden hızla boşluğa fırlatan deliye, arkadaşı sordu: "Yani öleceğine inanıyor musun şimdi?" Pireyi atan deli, her şeyi düşündüm, gibilerden başını sallayıp sırıttı. "Her durumda işi tamamdır, arkadaşım" diye karşılık verdi. "Eğer beyin üstü düşerse, hık bile diyemeden ölür. Yok, ayaklarının üstüne düşerse, ömrünün sonuna kadar koltuk değnekleriyle sürünmek zorunda kalır".     

 

Şair, kendi içindeki akıntıda avlanır.     

 

Her eşek, kendi sesini duymaktan hoşlanır.     

 

Hoşuna giden her şeyi söyleyen bir kimse, hoşuna gitmeyecek şeyleri işitir.     

 

Ölüler öyle bilir ki diriler helva yiyor.

 

Dünyada en güç şey, işsiz gezmektir. 

 

Alabalığın çorbası, aptal adamın düşüncesi olmaz.     

 

Konuğuna gücün yettiğince izzet ikramda bulun, öyleki ona saygından seni mirasçısı sansınlar.   

 

Deveye sormuşlar: "İnişi mi seversin, yokuşu mu?" "Yük olduktan sonra ikisini de şeytan alsın" demiş. 

 

Doktorlar, hakkında biraz bildikleri ilaçları, hakkında çok az şey bildikleri hastalıkları iyi edebilmek için, hakkında hiç bir şey bilmedikleri insanlara uygularlar. 

 

Herkesin üç kişiliği vardır: Ortaya çıkardığı, sahip olduğu, sahip olduğunu sandığı.

 

Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.

 

Şaşkın köpek, kuyruğunu ısırır.   

 

Hayatın sırları ile ölümün sırları, ayrı ayrı iki sandıkta sonsuza kadar saklı durmaktadır. Her birinin içinde, ötekini açacak anahtar saklı durmaktadır.    

 

Sesli düşün ki düşündüğünü anlatmak için zaman kaybetme.  

 

Konuşurken hiç bir şey söylemeyebilirsiniz, fakat susarken değil. 

 

Kurbağaların konuştuğu yerde, en iyi şey susmaktır.     

 

Dünyanın en güç işi bir şeyin nasıl yapılacağını bilirken, başka birinin nasıl yapamadığını ses çıkarmadan seyretmektir.     

 

Ademoğlu çiğ süt emmiş.     

 

Deveyi dizinden, pireyi gözünden vurur.     

 

İki karış boyu var, türlü türlü huyu var. 

 

Avcı, evden çıkarken karısına veda ederken: "Bugün üç tavşan vurmam gerek" diye konuştu. "Birisini teyzeme, birini halama bırakacağım, üçüncüsü de bizim". Karısı gülümseyerek ekledi: "Aman kocacığım, o halde önce üçüncü tavşanı vurmaya bak". 

 

Dünyada büyük olan hiç bir şey, büyük olan insanlar olmadan elde edilemez ve insanlar, yalnız öyle olmaya karar verdikleri zaman, büyük olurlar.

 

Et kafalı, kalın bıyıklı olur.     

 

İnsanları ayıp ve eksikliklerini zenginlik örter, söylenen yalanı en doğru söz gibi gösterebilir.     

 

Nasihat nadiren iyi karşılanır ve asıl ona muhtaç olanlar, ondan en az hoşlanırlar.  

 

Tırajediden kurtulan onun kahramanı değildir.

 

Soğuk yatağa ilk giren öpücüğü hakeder.  

 

Daha iyi, iyinin düşmanıdır.

 

Şu feleğin işine bak; ayıya kaval çaldırıyor.     

 

Unutkanlığın muazzam nehri, bizi adsız bir uçuruma sürüklemektedir.     

 

Al kaşağıyı gir ahıra, yarası olan gocunsun.   

 

Özgürlük, sadece farklı düşünebilenlerin ihtiyacıdır. 

 

Tarih, muazzam bir erken uyarma sistemidir. 

 

Düşünceyi ekspiresle, öğüdü ise marşandizle gönder.

 

Ben, hiç bir zaman aslarımdan birinin benim yerime yapacağı işi, kendim yapmam.   

 

Tilki, pazara çıkmaz.    

 

Politika, politikacılara bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir.

 

Pilici güzün sayarlar.    

 

Elin ağzına, elli arşın bez yetmez.

 

Gerçek hediye, karşılığında hiç bir şey beklenmeden verilenidir.

 

En ağır yük sırdır, aşk olsun taşıyana. 

 

Ağır ol da büyük adam desinler.    

 

Geleceğin, yalnız neyi bilmek istediğini bilebilmek için; insan, pek yüksek bir bilgin olmak ihtiyacında olacaktır.    

 

Bakıyorum, sevimli Türk çocukları, başka ülkelerde gördüğüm akranlarından çok daha zeki şeyler; ama merak ediyorum, sonra hangi metodu kullanıyorsunuz da bu zeki küçüklerden, şu farklı büyükleri elde ediyorsunuz?   

 

Altın leğenin, kan kusana ne yararı olur? 

 

Görgüsüzden hamur alacağına, eğil de yerden çamur al.   

 

Hasta öldü ölecek. Azrail, duraklamaları sayıyor. 

 

Sizi seven kadın gelecekten söz eder. Sizi sevmeyen kadın ise hediyelerden.   

 

İyi yiğit arkasını korur, iyi at önünü.   

 

Kanunların bittiği yerde, şiddet başlar.   

 

Kara tavuk, ak yumurtlar.     

 

Cimrilik, tutuma cömertlikten daha çok aykırıdır.   

 

Yüksel ki yerin bu yer değildir. Dünyaya geliş, hüner değildir. 

 

Helva helva demekle, ağız şirin olmaz.

 

Bin kargaya, bir sapan taşı yeter.   

 

İsminizden, sanki tanınması gerekirmiş gibi bahsettiniz. Fakat açık seçik bir gerçektir ki bekar, müşavir, avukat, serbest bir insan ve nefes darlığı çektiğiniz dışında, hakkınızda başka hiç bir şey bilmiyorum.     

 

Papazlar kadınların itiraflarını dinledikçe, evlenmediklerine şükrediyorlar.  

 

İnsan kendisinin yerini, en aşağı kendisi kadar doldurabilecek bir başkasının  bulunduğunu kabul ettikten sonra, ancak akıllanmaya başlar.

 

Beş bin kere söyledim, abartmayı bırak!    

 

Havada hiç kuş uçmuyordu, çünkü uçacak kuş yoktu. 

 

Uçurtmalar rüzgar kuvveti ile değil, o kuvvete karşı uçtukları için yükselirler.     

 

İngiliz Başvekili Disraeli, Faraday'ın laboratuvarını ziyaret etti ve elektiriksel olayların bir göstergesine tanık oldu ve ona şu soruyu sordu: -Fakat bunların ne faydası olacak? -Ekselans, yeni doğmuş bir bebek ne işe yarar ki?     

 

Asıl savaşı kazanmak için küçük bir çarpışma yitirmeyi göze al.   

 

Çocukluğumda büyükbabamın iş yerine giderdim. O, müşterileriyle hiç bir belge ve bağlantı imzalamazdı ve "ben size bir Türk gibi güveniyorum, başka bir şey gerekmez" derdi. Bir yabancı. 

 

Teyzenin kızı, cezvenin sapını oynatır.  

 

-Berber, saçım ak mı, kara mı? -Tıraşın önüne düşünce görürsün.  

 

Olgun insan, güzel söz söylemesini bilen insan değil, söylediğini yapan ve yapabildiğini söyleyebilen insandır.    

 

Her bildiğini söyleme, fakat her söylediğini bil. Söyleyecek yalan bulamayanların, başvurduğu son çare gerçektir.   

 

Yalnız kalpleri harekete geçiren kimse, dünyayı hareket ettirir.  

 

Dikensiz gül ile nazsız güzel olmaz.    

 

Kırsal alanda cinsel puroblem sürüyor. Ölme eşeğim ölme!   

 

Kendinizi iyi hissediyorsanız kaygılanmayın, geçer.  

 

Kedi bulunmayan evde, sıçanlar masa üstünde dans eder.    

 

Otlar kısaysa, katırlar semizdir.   

 

Biraz daha ışık!

 

İlimdir insanın rehberi, tuvalettir ibnenin defteri.     

 

Sevgilim, ömrü derdim gibi bitmeyesi, bu sabah bütün cömertliği üstündeydi. Bir göz atıverdi bana geçip giderken: İyilik et, denize at mı demek istedi?

 

İnsanları birleştiren duygular, ayıran da fikirlerdir. Duygular, bizi biraraya getiren basit bir bağdır. Fikirler ise çeşitlilik pirensibinin temsilcisidirler ve bu yüzden insanları çeşitli guruplara ayırırlar. Gençliğin dostluğunu oluşturan, duygulardır. Yağlılığın hiziplerini de yaratan, fikirlerdir. Eğer bunun, vaktinde farkına varılabilir ve bağkalarına daha toleranslı bir gözle bakacak şekilde düşüncelerimizi eğitebilirsek, daha barışçı bir mizaca sahip olur ve fikirlerin dağıttığı insanları, his bağları ile bağlamaya muvaffak oluruz.

 

Çözümün bir parçası değilsen, sorunun bir parçasısındır.   

 

İnsanların kendilerini eylemleriyle tanıtmaları, değiştirmeleri, yaşam ile ölüm arasındaki gerçek farkı belirler. Ben ile beni yapan bu eylemler arasında tanımlanması güç bir boşluk vardır. Yaptıklarımı sürekli değerlendirmek, anlatmaya çalışmak gereksinimi, kendi kendime hesap vermek çabası, bu farklılığın delilidir.    

 

Hatırlamak başka, bilmek başkadır. Hatırlamak yalnız belleğe saklanması için için verilmiş bir şeyin muhafaza edilmesidir. Bilmek ise her şeyi kendinizin bir parçası yapmak demektir.  

 

Bir adam, aynı suçtan dolayı, iki kez asılmaz. 

 

Adam öyle ufak tefekti ki tamamen bir deri israfıydı.     

 

Bütün mutlu aileler birbirlerine benzerler; fakat her mutsuz aile, kendine göre bir başka yönden mutsuzdur.

 

Buğdayım var deme, ambara girmeyince; oğlum var deme, yoksulluğa düşmeyince.    

 

İnsanın beklemekte olduğu saadet, tatmakta olduğu saadetten daha güzeldir.

 

Sen doğru ol, eğri belasını bulur.  

 

Dil, keskin bıçak gibi, kan dökmeden öldürür. 

 

İçinde iyi bir yanı bulunmayacak kadar kötü kitap yoktur.    

 

Arz ve talebi öğrenebilse, bir maymun bile iyi bir ekonomist olabilir. 

 

Bizim en büyük yanlışımız, insanların iyi yanlarını geliştirmek yerine, onlar da bulunmayan dürüstlükleri aramaktır.  

 

Yanlış yöndeyseniz, Tanrı "U" dönüşlerine izin verir.     

 

Deve Kabe’ye gitmekle hacı olmaz.

 

Talihli erkek, karısının harcadığından daha fazlasını kazanabilendir. Talihli kadın da, böyle bir erkek bulabilen.     

 

Adalet nerede hesap sorarsa, merhamet orada haklarını kaybeder.

 

Kıyamet kopacağı zaman bile, elinizde bir fidan bulunursa, kıyamet kopmadan onu dikebilirseniz, hemen dikiniz.

 

Yaşam ateş gibidir; başı alev, sonu kül. 

 

Tanıdığın en olumlu ve coşkulu insan sen ol.    

 

Sabır ile koruk pekmez olur, dut yaprağı atlas olur.     

 

Ne bilginler geldi, neler buldular. Mumlar gibi dünyaya ışık saçtılar. Hangisi görüp geçti, bu karanlığı? Biraz masal söyleyip, uykuya daldılar.     

 

Belli bir yaştan sonra okumak, kafayı yaratıcı araştırmalarından fazlası ile uzaklaştırır. Çok fazla okuyan ve beynini çok az kullanan bir adam, basit düşüncenin, tembel alışkanlıkları içinde kalır.     

 

Görme yeteneğimi kaybettim. Hükümsüzdür.     

 

Aşk, erkekte tekil kadında çoğuldur. Bunun tersinin olmasını çok isterdim.  

 

Bazı düşünceler yazılamaz, sadece düşünülür.  

 

Bu dünyayı boşa, vefa dünyasını kendine eş seç.     

 

Kazanın karası, kötünün belası bulaşır.  

 

Anlayanın da kuluyum, anlamayanın da adalet yarı anlayan elinden.     

 

Kedi, sıçanın yasını tuttuğunda, pek ciddiye alınmaz.    

 

Köy yolunda giden bir otomobil, işaret veren köylünün yanında durdu. Arabanın sahibi: "Ne tarafa gidiyorsun?" dedi. "Falanca kasabaya" "Yolumun üstünde. Buyrun götüreyim." "Ama yalnız değilim, ineğim var." "Peki nasıl yapacağız?" "Kolay" karşılığını verdi köylü. "İneğimi arka tampona bağlarız olur biter. İneğim arkada diye yavaş sürmeyin. Çok hızlı koşar." Otomobil sahibi gazladı arabayı. Hayretle ineğin dört nala geldiğini gördü. Biraz daha hızlandırdı. Bir ara, dikiz aynasından bakınca, ineğin dilinin dışarı çıkmış olduğunu gördü. Köylüye: "İneğiniz nihayet pes etti, dili dışarıda." "Hangi tarafta?" "Solda." Köylü alaylı alaylı güldü. "Sizi sollayacak da yol istiyor".

 

Beş yaşına dek oğluna kıral gibi davran, on beş yaşına dek bir uşak gibi, ondan sonra da bir arkadaş gibi davran.

 

Abdal, abdala çatmayınca, kasnak boyna girmez.  

 

Akıllı başta, aptal saçın işi ne?

 

Aklı az olanın verdiği öğüt çok olur.    

 

Aşk dudakta başlar, yatakta nemlenir, dokuz ay sonra seslenir.     

 

Dil söyler saklanır, baş belaya katlanır.

 

Sultan Aziz 1871'de Üçüncü Napolyon'un Sedan'da mağlup olduğunu duyunca bir müddet düşündükten sonra "Bunlar olağan şeylerdir. Hele mağlubiyet her milletin tarihinde vardır. Fakat imparatorların esir olması nadirdir. Esir imparator, fikrini kaybeden bir insandır. Hükümdarlar fikirsiz olmamalı, kendi hayatlarından ziyade milletinin namus ve haysiyetini muhafaza etmeli. Bir hükümdar esir olup zillete düşmektense beynine bir kurşun sıkmalı veya damarlarını kesmeli. Esaretten sonra yaşamamalı" demiştir. Sonra kendisinin de aynı şeyi yaptığını gördük.  

 

Yüzünde pırıl pırıl sevinç gördüğün gün, nice konakları yıkılmıştır gönlümün. Dalgıçsan dal gözlerimin denizine, bak. Dibinde mahzun bir deniz kızı görürsün.  

 

Her düdük, istediğin gibi ötmez. 

 

Güzel bir hanımı küçük düşürmek çok güç, hemen hemen imkansızdır. Onlar güzel kalırlar ve her türlü sistemi geri teperler.     

 

Bir dost vardır ilaç gibidir, gereğinde ararsın. Bir dost vardır hastalık gibidir, o seni arar.   

 

Dalkavuklardan sakınınız. Çünkü onlar, insanları boş kaşıkla besler.  

 

Politikacının düsturudur: Kirliler leşleri sevmez. 

 

Durdurun dünyayı, çişim geldi.   

 

"Hayır" ekersen, "hiç bir şey" bitmez.     

 

Bağnazlık, hiç bir fikri olmayan adamın öfkesi, diye tarif edilebilir.

 

Dünyada şeytan olmasa, kurt koyunla otlar. 

 

Sık sık hataya düşen bir kimseye güvenmek, hiç şüpheye düşmeyen birine güvenmekten daha iyidir.     

 

Basit düşünceli adam, yanındaki her şeyi suçlamaktan zevk alır.  

 

Çocuğuna bıraktığın ad, babanı utandırmasın.    

 

Budalalar pazara gitmese, çürük mallar satılamazdı.     

 

Genellikle yüzlerdir, farketmeden geçtiğimiz.     

 

Haksızlığa sapıp bütün insanların seninle beraber olmasını sağlamaktansa, adaletle hareket edip tek başına kalmak daha iyidir.     

 

Doğa sanıldığı kadar cömert değildir. Durmayıp orjinal eser yaratan bir artist     değildir. Ananas kadar, portakal kadar güzel yemiş kaç tanedir? Arı kadar yararlı, arı kadar uysal hayvan kaç tanedir? Arslan kadar asil hayvan olur mu? Sultan Mehmet gibi fatih, Yunus Emre gibi ozan, Mustafa Rakım gibi hattat, Atatürk gibi devrimci çok mudur? Aptal her yerde vardır. Orta zekalı insan çoğunluktadır. Toplumlar, daha çok bu tip insanlardan meydana gelir. Çok zeki, çok orijinal, yaratıcı olanlar ise azınlıktır. İşte, doğa cömert olmaktan çok, müsriftir. Şaheserleri seyrek olarak yaratır. Yarattığı zaman da eşsiz olarak yaratır. Böyle düşünerek küfretmiş olmuyorum. Bütün insanlar zeki, orijinal     olsaydı, ne olacaktı? Belki bu insanlar için, yaşamak bile elde olmayacaktı. Seçkinler, seçkin olmayanları gözetmek için yaratılmışlardır. Allah, her yaptığını bilerek yapandır. Onun hikmeti, (bilgeliği) biz insanların kavrayabileceği kadar küçük değildir.

 

Hiç bir sır, herkesin bildiğini tahmin ettiği bir sırdan daha iyi saklanmış olamaz.

 

Karga, "kekliği taklit edeyim" derken, kendi yürüyüşünü şaşırmış.   

 

Bir insanın en derin duygusal ihtiyacı, takdir edildiğini hissetmesidir.

 

Güçlü olan, zayıf yanını herkesten iyi bilendir; daha güçlü olan ise zayıf yanına hükmedebilendir.   

 

Ekmek yapmaya gözü olmayan kadın, un elemekle vakit geçirir.  

 

En iyi yananlar, eski odunlar; en güzel içilenler, eski şaraplar; en güvenilen kimseler, eski dostlar; en rahat okunanlar da, eski yazarlardır.

 

Mühendis, bilmediği bir konuyu, başkasının onun bilmediğini farketmeden önce öğrenebilen insandır.     

 

Abdal, abdalın ne umduğunu ister, ne bulduğunu.

 

Siz zamanı değil, zaman sizi harcar. 

 

Kurnaz insanlar, okumayı küçümserler. Basit insanlar, ona hayran olurlar. Akıllı insanlar ise ondan faydalanırlar.     

 

Ergen gözüyle kız alma, gece gözüyle bez alma.

 

Sen onun zayıf noktalarını gördün, o seni hiç bir zaman affetmeyecektir.

 

Konuşmanın en önemli unsuru; birincisi gerçek, ikincisi akıllı hareket, üçüncüsü hoş mizaç ve dördüncüsü de nüktedir.     

 

Uygulaması olmayan, sadece kuramda kalan bir bilim, bilimsel mastürbasyondur.  

 

Cennet, anaların ayakları altındadır.  

 

Yaşam değişkendir; bir gün bal, bir gün sarımsak gibidir.

 

Acı çekmeyenler, başkalarının acı çekebileceğini akıllarına getirmezler.

 

Üç tip egoist vardır; bazıları yaşar ve yaşatırlar. Bazıları kendileri yaşar ama yaşatmazlar. Son guruptakiler ise yaşamazlar ve başkalarının yaşamalarını da engellerler. Kadınlar, genellikle bu son kategoriye dahildir.

 

Senin "Pes ettim" dediğin anda bir başkasının aynı durum için "Aman Allahım! Ne büyük fırsat" dediğini unutma.    

 

Yalnız kendisini düşünen insan, yumurtasını pişirmek için komşusunun evini yakar.

 

Ciddilik, kediyi öldürür.     

 

Oturarak başarıya ulaşan tek şey, tavuktur.   

 

Delikanlı, babasına sordu: -Babacığım, dün gece bir hanım kızı önce yemeğe götürdüm. Tabi, ben ödedim parasını. Sonra beraber, bir tiyatroya gittik. Tabi, yine ben verdim hesabı. Gece vedalaşırken, kızı öpmeden ayrıldım. Öpmem gerekir miydi? Babası, tereddütsüz cevap verdi: -Oğlum, bu kadar münasebetsizlikten sonra, elbette öpmemeliydin ki; kız senin, ne kadar salak olduğunu anlasın.   

 

Özgür olabilmemiz için, hayattan ve çevremizdeki insanlardan bir şey beklemek yerine önce kendimizden talep etmesini öğrenmeliyiz.  

 

Kafa bomboşsa, ayağa yazık olur. 

 

Yalanlamak ve reddetmek için okuma. İnanmak ve her şeyi kabullenmek için de okuma. Konuşmak ve nutuk çekmek için de okuma. Tartmak, kıyaslamak ve düşünmek için oku.    

 

Tabii görünmekten bizi alıkoyan tek şey, tabii görünmek isteğidir.

 

Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi yok.   

 

Biri, kalkıp sana "Eşeğin tekisin" derse, sakın aldırma. Ama bunu birden fazla söyleyen olursa, pazara gidip, bir semer satın alman iyi olur.

 

Aç eşek, katırdan tez yürür.  

 

Yalancının cezası, kendisine inanılmaması değil, onun kimseye inanmamasıdır.

 

Aptallar dişleriyle, basitler dudaklarıyla, harcı alem kişiler göbekleriyle, zekiler gözleriyle gülermiş. Dahiler ise tutarlarmış ama daima zor tutarlarmış gülmelerini.     

 

En tahammül edilmez zorbalık, küçük adamlarınkidir.

 

Sadece aşk için evlen.  

 

Bulunan bulanın olsaydı, çoban bey olurdu.  

 

Bir derviş, eşeğine odun yükleyip şehre gelirken, karşıdan tüccar kılıklı iki adam peyda olarak; şu zındıkla alay edelim, diye dervişe yanaşıp selam verince, derviş de durur eşeği de. Tüccarlar işaretle: "Bu eşeğin ne düşünüyor?" "Odun taşımaktan yorgun düştü de, artık kasabada ticaretle uğraşmayı düşünüyor".     

 

Sarıasma kuşu küçüktür ama yuvasını korurken, engerek yılanının hakkından gelir.     

 

Bizim zamanımızda tuvalet kapısı yoktu. Üstelik biz mağara duvarlarına hep hayvan resimleri yapardık. Adem. 

 

Çingeneye beylik vermişler, babasını kesmiş.     

 

Gerçek teşhircilik, elde olmayanın teşhiridir.    

 

Eğer dürüst yaşamışsak, nasıl öleceğimizi merak etmeye hiç gerek kalmaz.     

 

Demirini sıcakken döv.

 

Akıllı Don Kişot, uygun rüzgarı bekler. 

 

Gün doğarken sabah horozları niçin acı acı bağrışırlar, bilir misin? Tan yerini gösterip derler ki sana: Bir gecen geçti gidiyor, sen neredesin?

 

Acılı kebabı seven, çıkışına katlanır.     

 

İnsan, hiç bir vakit düşmanlarının seçiminde pek ihtiyatlı olamaz.     

 

İnsanların bazen birbirlerine söyleyecek sözü yoktur ama yine de konuşurlar.

 

Sürekli olarak FORM dolduran insanların yaşadığı bir ülkeden REFORMCU bir insan çıkabilir mi?    

 

Gölge etme, başka ihsan istemem.    

 

Gençliğimizde, düşüncelerimizi oluşturan tüm konular sevgiyle ilgilidir. Sonraları ise tüm sevdiklerimiz, düşüncelerimiz olur.    

 

Marifet osurmadan sıçmaktır.  

 

Yoksul hırsızlığa çıkınca, ay akşamdan doğar.

 

Her gün bir yerden göçmek ne iyi. Her gün bir yere konmak ne güzel. Bulanmadan, donmadan okumak ne hoş. Dinle birader, gitti cancağızım: Ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni sözler söylemek lazım.     

 

Yeni baba olmuştu. Bir gece yarısı uyanan karısı onu çocuklarının beşiği yanında gördü. Genç adam beşiğinin başına eğilmişti ve yüzünde sevinç, hayranlık, hayret ve memnuniyet ifadeleri okunuyordu. Kadın bir müddet gururla kocasını seyrettikten sonra, tatlı bir sesle: "Ne güzel değil mi, kocacığım?" diye sordu. "Evet karıcığım. Deminden beri düşünüyorum da bu kadar ucuza, bu kadar sağlam ve bu kadar beşiği benden başka kimse yaptıramazdı, öyle değil mi?"    

 

İnsanlar balık gibidir; balık sudan çıkınca, insan insanlıktan çıkınca ölür.

 

Oğlan doğurdum oydu beni, kız doğurdum soydu beni.    

 

Benim kadar antipopüler kitaplar yazan bir adamın, bu kadar popüler olması garip değil mi? 

 

Arsızın yüzüne tükürdüler; "hamd olsun, yağmur yağdı" dedi.     

 

Bir kadın ya sever ya da nefret eder; ortası yoktur.     

 

Bekarların karıları ile bakirelerin çocukları, görgülü olur.    

 

Torunlarımız, Tanrı'nın yaşlanmamıza karşı bize verdiği telafi edici bedellerdir.

 

Dost kazan, anan düşman doğurur.    

 

Cami ne kadar büyük olsa, imam yine bildiğini okur.     

 

Köpeğe gem vurma, kendini at sanır.

 

Hiç bir şeyi olmayan, hiç bir şey kaybedemez.     

 

Bu ağız onda oldukça, daha çok sakız çiğner.  

 

Beni anlasınlar ve unutmasınlar isterim.. Yeter artık, bitmiyor isteklerin! Anlaşılmak isteyen, biricik sen misin? Değil midir, aynı şeyler herkesin beklediği: Bir parça anlayış, bir parça sevgi.  

 

Bir uyuz keçi, bir sürüyü boklar.

 

Asla birilerinin umudunu kırma. Belki de sahip oldukları tek şey odur. 

 

Ekmeği dizinde, imanı yüzünde.   

 

Bencillik dostluğun zehridir.     

 

Ulu Tanrı bile, insanlar hakkındaki hükmünü bütün ömürleri bittikten sonra veriyor da biz aciz insanlar, kim oluyoruz da onların, bir kez görmekle, iki-üç yazı okumakla, bir kaç dedikodu dinlemekle, haklarında hüküm verebiliyoruz.  

 

Sıkı bir çalışmanın yerini, hiç bir şey alamaz. Deha yüzde bir ilham ve yüzde doksan dokuz terdir.     

 

Avrupa'nın iki büyük uyuşturucusu; alkol ve hıristiyanlıktır. 

 

İtiraf edecek hiç bir şeyim olmadığını, itiraf etmekten utanıyorum.     

 

Bir suça göz yuman, ikincisini davet eder. Utanmasını bilmemek, utanç verecek bir şeydir.     

 

Dikkat! Tuvalet fırçasını diş fırçası olarak kullanmayınız. 

 

Kaba ve kötü hizmete beklenen bahşişi vererek hep böyle yapmalarını teşvik etme.     

 

Eşek, baş olunca encam hayır olmaz.     

 

Futbolcunun mezartaşı: Hiç istemediği bir deplasmana gitti.    

 

Biz Fatih'in torunlarıyız. Peki, Deli İbrahim'in torunları nerede?    

 

Paranın kusuru, noksanlığıdır.  

 

Bakarak öğrenilseydi, köpek kasap olurdu.     

 

İmam bayıldı, müezzin ayıldı.  

 

Ala kargada alacağın olsun.  

 

Mum, dibine ışık vermez.     

 

Derin ve ihtiraslı sev. Kalbin kırılabilir ama hayatı dolu dolu yaşamanın tek yoludur.     

 

Tereddüt edenin, sözünü keserler.    

 

Eski Yunanlılar din işlerinde, tamamen olmasa bile muhakkak ki çok müsamahakar idiler. Sokrat vakası gibi şeyler nadiren vaki olurdu. Halbuki Yunan Medeniyeti'nin varisi olduğunu söyleyen Avrupa'da on beş asır din uğruna odun yığınları üstünde insanlar yakılmıştır.

 

Tavuk, yumurtasına göre gıdaklar.    

 

Başarıyorlar, çünkü başaracaklarını düşünüyorlar.  

 

Patronun başkaları tarafından takdir edilebilmesi için yapabileceğin şeyleri düşün. 

 

Yollar yürümekle aşınmaz.     

 

Dilim, seni dilim dilim dileyim.     

 

Bilmediğiniz durumlarda, öfkeyle ileri atılmaktan kaçınmalıyız.   

 

Düşünmeye cesaret ettiğinizden daha iyi olabilecek birine, tüm sahip olduğunuzu verin.

 

Sadakat, soğuk ve rüzgarlı bir gecede, bir pencerede ışıldayan muma benzer.

 

Yanlışlıkla tutuklanabilirsiniz ama hiç bir zaman yanlışlıkla salıverilmezsiniz.   

 

Dünyada, kendi hakkında konuşulmaktan daha kötü bir şey vardır; kendi hakkında konuşulmamak.     

 

Eşek kulaklarından tanınır, aptallar yüzlerinden, çılgınlar sözlerinden.    

 

Erken açan çiçekler, vaktinden önce ölür.     

 

Burası özgür bir ülke. Bulutlar bile istediği yere gidebilir.    

 

Boşa koydum dolmadı, doluya koydum almadı.

 

Bekletecek denli iyi ise en iyisi bekletmemek. 

 

Fırsat kapını çaldığında yemeğe de kalması için ısrar et.

 

Satranç tahtası dünyamızdır, taşlar evrensel olaylardır. Oyunun kuralları ise doğanın yasaları dediğimiz şeylerdir. Öteki taraftaki oyuncu, bizden saklıdır. Biz onun oyununun daima dürüst, doğru ve kendisinin de sabırlı olduğunu biliriz. Fakat biz, aynı zamanda kendimiz bakımından onun hiç bir hatayı gözünden kaçırmadığını kabul etmeyiz. O, bizim bilerek yapacağımız her hangi bir hatayı da müsamaha ile karşılamayacaktır.  

 

Gerçeği keşfetmek isteyen insanın, önce kendini tam anlamıyla tanıması gerekir. Ve bunu yapmak için, o insanın geleneksel bakış açılarından, hatta yaşadığı çağdan ve ülkeden kendisini ayırması gerekir. Ve sonra da o mesafeden kendisine bakması gerekir.     

 

Göz yaşartıcı bombalarınız sizin olsun. Ağlatacak yeterince neden var.     

 

Korkuyorsan kediden, niye çıkarsın delikten?   

 

Görüş keskinliğinin en büyük kusuru, hedefe kadar varmamak değil, ötesine aşmaktır.    

 

Namuslu insanlar en az namussuzlar kadar cesur olmadıkça, ülkenin geleceği karanlıktır.

 

Kitapları seviyor musunuz? Öyleyse, bütün hayatınız boyunca mutlu olacaksınız demektir.   

 

Kadının hazırlıkları, kazın bacakları gibi uzundur.

 

Erkekler aşka aşık olarak başlar, kadınlara aşık olarak bitirirler; kadınlar da erkeklere aşık olarak başlarlar, aşka aşık olarak bitirirler.    

 

Bu dünyada yalnız bir şey dilsiz konuşur: Namus.

 

En korkutucu akıl delininkidir.     

 

Düşünmeden konuşmanın cezası, sonradan düşünmeye mahkum olmaktır.    

 

Muhafazakar, eskisine olan saygısından, yeni mehtaba bakmaz.     

 

Gül dalında odun, çingeneden kadın olmaz.     

 

İnce bir zevk, zekadan çok muhakeme gücünün eseridir.     

 

Misafirlikte yemeği övmeyi unutma.     

 

Kendi iyiliğimizi, çıkarımızı istediğimiz gibi, başkalarının da iyiliğini ister, çıkarlarını gözetirsek ortada kötülük olmaz.  

 

Erkeksiz bir kadın, çitsiz bahçeye benzer.     

 

Şeytanları toplaması kolay, dağıtması güç. 

 

İnsan, davranışları çelişkili olan birini sevebilir ve ne kendi zekasını ne de dürüstlüğünü kaybeder.

 

İçimde, dünyayı kucaklayıp kaldırmayı öğrendim.  

 

Yeni düşünceleri meydana çıkaran hayal gücü, bilinçten daha önemlidir.     

 

Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun.

 

Bir insanda konuşurken, kendini yüksek görme, hırs ve şehvet, soğan gibi kokar.  

 

Bağa bak üzüm olsun, üzümü yemeğe yüzün olsun.  

 

Çorbayı dökmek için bir kaşıkta fırtına yaratır.   

 

Bu dünyada yalnız facia vardır. Biri insanın istediği elde edebilmemesi, öteki de etmesidir.    

 

Ayrılık, gerçek dostlar için bir mihenk taşıdır.  

 

Başkalarını sık sık affedin, fakat kendinizi asla.

 

Unutmaya çalıştıklarımız, asla unutamadıklarımızdır.     

 

Kuşun havadaki, balığın sudaki izleri görülemez; erdemli kişilerin yolu da böyledir.    

 

Adam adamdır, eğer yoksa bir pulu; eşek eşektir, eğer atlastan olsa çulu.  

 

Sevmesem de severim, sevdiğimin sevdiğini.   

 

Bir çocukla uğraşırken iki duygu içindeyimdir: Çocuk olduğu için sevgi ve yarın büyüyeceği için saygı.  

 

Anneler insanın emanetini taşıyan sedeftir. Değer ve eserler babadandır. 

 

Aynasına kızan kadın, talihine küssün.

 

Gençliğin pek çoğu terbiyesiz ve kaba hareketlerini tabiilik sanırlar.     

 

Suçlu değil, suçluluk yargılanmalı.   

 

Mutsuzluk sırasında acıma, susuzlukta yağan yağmur gibidir.

 

Bahşiş atın dişine bakılmaz.  

 

Kumarı bırakacağıma bahse girerim.  

 

Kimine göre kadın: Soğuk kış gecelerinde sarılıp yatmak içindir. Kimine göre kadın: Harman yerinde zil takıp oynatmak içindir. Kimine göre kadın: Kullanıp atmak içindir. Hayır ne o, ne bu, ne şu: Karım benim, can yoldaşım, kavga arkadaşım. 

 

Hiç bir ordu, zamanı gelmiş bir düşünceye karşı koyamaz.   

 

Bir fare ile bir filin yaptıklarını denk sayabilen düşünce göreceliktir.    

 

Budala, kalabalık arasında tek başına gülendir.

 

Ne olacağını bilen, ne olmuş olduğunu da düşünmeli.

 

Yiğitlik dokuzdur; sekizi kaçmak, biri hiç görünmemek.  

 

Fiziksel kavramlar, insan kafasının serbest buluşlarıdır ve görünüşü ne olursa olsun, sırf dış dünya tarafından kararlaştırılmış şeyler değildir. 

 

Genelleştirme olmadan, tahmin imkansızdır.

 

Ben büyük babamın kim olduğunu bilmiyorum. Beni ilgilendiren onun torununun ne    olacağıdır.     

 

Assolistlik yapmayın. Kafam iyi, hadise çıkarmayın.

 

Gönül bir saraya benzer, dikmesi zor, sökmesi kolay.  

 

Kahkahalı bir kulübe, ağlamalı bir saraydan yeğdir.

 

Evli evine, köylü köyüne, evi olmayan sıçan deliğine.     

 

Erken kalktım işime, şeker kattım aşıma.   

 

Topal bir postacı bile size mutluluğu (gerçeği) getirebilir. 

 

Zaferin temelinde, ne zaman ve nerede sorularının yanıtı yatar.

 

İnsan düşüncesi, sistemleri kırarak gelişir. Çünkü hiç bir sistem hayatı ve insanı bütün zenginliğiyle kucaklayamaz. 

 

Kızını dövmeyen, kızının anası varken niye dizini dövsün.

 

Dedikodu, onu yaydıkça kalınlaşan, biricik şeydir.     

 

Hal ve hareketlerine kendin karar ver. Başkalarının seni yönetmesine izin verme.     

 

Biz arslanlar, kaplanları evcilleştiririz. Ama vahşi huylarımızla, en yakınlarımıza saldırmaktan geri kalmayız.  

 

İnsanlarla uğraşırken hep hatırlayacağımız nokta, mantıklı yaratıklarla değil, duygulu kimselerle uğraştığımızı unutmamamızdır. Her insanın kendine göre inançları, gururları ve onurları olduğunu unutmayalım. Başkalarını eleştireceğimiz yerde onları anlamaya çalışalım.     

 

Dünya kişiden amaçladığını elde ederse, elde ettiğine hemen sırtını döner.  

 

Çaba akıllı insanlar içindir ama aptallarda görülür.

 

En büyük ilerleme, en büyük hatadır.  

 

Gülümsediğinde güzelleşmeyen bir yüz hiç görmedim. 

 

Eceli gelmiş, düşecek yer arar.    

 

Eğer beni ben istediğim için seviyorsan, bil ki senden nefret ediyorum.     

 

Elin çorba tasını bekleyen, akşam yemeğini ezberden yer.

 

İneğin bile bir dili vardır ama çok nadir konuşur.

 

İnsanın kendi kendinin onaylaması için, sık sık "Hayır" demesi gerekir.

 

Bizim çarık sizin çorba içinde, sizin tavuk bizim torba içinde.     

 

Yardıma ihtiyacım olduğunu kabul edebilmem için yardıma ihtiyacım var.     

 

Düşmanlarımız, bizim hakkımızdaki hükümlerinde, bizim kendi hakkımızdaki hükümlerimizden, çok daha fazla gerçeğe yakındırlar.

 

Sakınılan göze, çöp batar.     

 

Açık götü, herkes parmaklar. 

 

İnsanın zihnini etkileyen dört çeşit görünüş vardır; görünen şeyler ya tamamıyla oldukları gibi görünürler ya da onlar ne öyledirler ne de göründükleri gibidir veya öyledirler. Fakat öyleymiş gibi görünmezler. Veya öyle değildirler, fakat öyle görünürler. İşte bu çeşitleri tamamıyla anlamak ancak bilgin insanların görevidir.     

 

Şunu unutma ki; her şeyin yok olduğunu düşündüğün anda, gelecek hala yerindedir. 

 

Elli kemdir, yüz karar, herkes dengini arar.

 

İki deli arasında konuşma: "Saat kaç?" "Beş var." "Kaça beş var?" "Bilmiyorum, akrebini kaybettim".

 

İşsiz papaz, oğlakları vaftiz eder.    

 

Keçinin uyuzu, çeşmenin gözünden içer suyunu. 

 

Deliği tutturamayanlardan, fiyatın iki katı alınır.    

 

Yanılgıların en büyüğü, bir çıkar için sağlığımızdan ödün vermektir.

 

Bu gördüğün toz yığını, tarihtir.

 

Devlet sektöründe görevli iseniz, size sunulan bir demet çiçek karşılığında bile, özgürlüğünüzden neler verebileceğinizi düşünmelisiniz.

 

Altın anahtar, her kapıyı açar.    

 

Yolcu için en ağır bavul, boş para çantasıdır.

 

Yalancı, bir ölüyü bile tanık olarak gösterebilir.     

 

Türkler'e nasıl ölüneceğini kimse öğretemez. Onu çok iyi bilirler, yalnız bu dünya yaşamak içindir ve insanların iyi yaşayabilme sanatını da bilmeleri gerekir. Dünyada her ulusun iyi ve kötü tarafları vardır. Örneğin biz Amerikalılar, toleransı seven insanlarız, insanlara iyilik etmesini severiz. Fakat bir kötü tarafımız, her şeyi para ile ölçmemiz, ona çok değer vermemizdir. İngilizler, çok değerli devlet adamı yetiştirirler, bunu en sıkışık zamanlarda gösterebilmişlerdir. Disraeli, Churchill vs. Bence kusurları, bir parça fazlasıyla kendilerini beğenirler ve başkalarına yukardan bakarlar. Fransızlar'a gelince, çok güzel bir dilleri vardır. Edebiyatta en ileri uluslardandır. Sanatta da öyle. Bir defa Paris'e giden bunu bilir. Fakat maalesef sözlerine pek güvenilmez. Siz Türkler'e gelince, iki yıllık "Management" kurslarında tanıdığıma göre; bonkör, merhametli, kendi yiyecek ekmeğini bile başkasına seve seve verebilen, yolda otomobilinin benzini biten, aynı zamanda parasız kalan yabancılara, hiç bir menfaat beklemeden benzin deposunu dolduran insanlarsınız. Kore Harbi, ne kadar cesur olduğunuzu da dünyaya ispat etmiştir. Yalnız, benim acizane görüşüme göre, sizin genellikle bir kusurunuz var. Maalesef bunun sebebini, kesin olarak araştırmaya imkan bulamadım. Siz, kollektif yaşamayı sevmeyen, kıskanç insanlarsınız; ki bu takım halinde çalışmanıza engel    olmaktadır. Bence bu, sizin gibi iyi insanların ilerlemesini geciktiren en büyük faktördür.    

 

Ağacı budağından, güzeli dudağından.     

 

Kameramanın mezartaşı: Bu dünyada çok çekti.  

 

Duvarı nem, insanı gam yıkar.  

 

Başarının verdiği mutluluğun yarısı, onun beklentisindedir.    

 

Uzak yere dünür olursan, araba araba yemek gelir; yakın yere dünür olursan, deve deve söz gelir.

 

Başarmamın sırrı: Başımı tararken saçlarımdan başka bir şey düşünmem. 

 

Eğer dünyanın bütün insanları, güzeli güzel olarak bilseydi, orada çirkinliğin ne olduğu anlaşılırdı. Herkes iyiyi iyi olarak bilseydi, orada kötünün ne olduğu meydana çıkardı.   

 

Parasız pazara gitmektense kefensiz mezara gir.     

 

Dünyada en kuvvetli adam, en çok yalnız durandır.

 

Seni heyecanlandıran iki şey arasında tercih yapma durumunda kaldığında; daima daha önce denemediğini seç.  

 

Akıllı insan istediği şeyi, orta karar insan da başkalarının istediği şeyleri öğrenir.

 

Satılık ziftin olsun, Selanik'ten kel gelir.     

 

Aşk, bir tırafik kazasıdır. En yakın hastane, nikah masasıdır.  

 

İlk aşk ile son aşk arasındaki ayrım; insanın, ilk aşkını sonuncusu sanması, sonuncu aşkına da ilki gözüyle bakmasıdır.     

 

İnsan köle doğmaz, köle yapılır.

 

Yazın gölge hoş, kışın ambar boş. 

 

Bu dünyadaki en büyük sır, nerede olduğumuz değil, hangi doğrultuda yer alacağımızdır.  

 

İnsan, kendi hatalarını yalnız başkalarının gözleriyle görebilir.

 

Anlamadığın durumlarda yargılama. 

 

Tavır koymayı reddetmek, tavır koymanın ta kendisidir. 

 

Dünyanın en namuslu, en dürüst, en erdemli adamına altı satır yazı yazdırın, onu giyotine gönderecek en az bir açığını yakalarım.   

 

Dahiyane bir düşünce sözsüz olsa da olur.

 

Şaşarım, kedinin çamaşır yıkamasına.

 

Başkalarından daha akıllı olmaya çalış. Yalnız, kimseye söyleme.  

 

Yanlış sayısız şekillere girebilir; doğru ise yalnız bir türlü olabilir.    

 

Zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz yolda şaşırır. 

 

Ferah ile yenirse soğanla ekmek, halt etmiş baklava ile börek.   

 

Tavukla aram bozuk, geçen gün baktım "YUMURTA" kapıya dayanmış!   

 

Ayda gelen doğan, günde gelen soğan olur.    

 

Suyu görmeden, paçaları sıvama.

 

İnsan, mantıklı düşünen, bir hayvandır.  

 

Aptallıkla dahilik arasında tek bir fark vardır. O da dahiliğin mutlak bir sınırı vardır. 

 

Öksüz oğlan, göbeğini kendi keser.     

 

Sıçanlar, kedinin yavrusu ile oynamaz.    

 

Siz kendinize inanın, başkaları da size inanacaktır.

 

Sadece diğer insanlar için yaşanmış bir hayat, değerli bir hayattır.

 

Dert daima insana yol gösterir.     

 

Her şey, herkesin başına gelebilir; eğer şimdi veya sonra, vakti varsa.  

 

"Sorarım. Neden kentleri köylerde inşa etmezler? Hava orada öylesine daha temiz ki".   

 

Hava kirliği dayanılmaz. Nefes almamıza izin verilseydi garanti boğulurduk.     

 

Burnu büyük olan, herkes kendisinden söz ediyor, sanır.   

 

Hiç bir zaman çıktığın kapıyı hızla çarpma, geri dönmek isteyebilirsin.  

 

Dilencinin kurumu, hırsız olmamasıdır.    

 

Yaratanın yanından çıktığı anda, her şey çok güzel. İnsanların elinde ise her şey dejenere oluyor.     

 

Yanmak, insana ayıp işlemekten daha kolay gelir. Çünkü ayıplardır insanı ateşe atan.    

 

Aslan gönül okşamaya bunca susamamış olsaydı, tilkiye ölmekten başka çıkar yol kalmazdı.

 

İyi akşamlar, öpsün sizi tavşanlar.   

 

Başkasının kusurundan ya da düşmanının gücünden dert yanan herkese korkak ve hain derim ben. 

 

Sebep gizlidir, fakat sonuç tamamıyla bellidir. 

 

Davul görür, oynar; mihrap görür, ağlar.     

 

Tanrı, insanın yüküne göre omuz verir.

 

İnsan, ya acılarını unutmasını ya da kendi mezarını kazmasını bilmeli.

 

Düğüne gider zurna, hamama gider kurna beğenmez. 

 

Avucumu koklamıştım.

 

Beni sayanın kuluyum, saymayanın sultanı.

 

Eğer ırmakta su kalmamışsa, bu kanalın değil, kaynağın suçudur.     

 

Hazreti İsa gibi ölüyü diriltse de babanla övünme, kendi değerlerini söyle, gerçek insan isen.   

 

Saygı olan yerde korku olur ama, korku olan yerde her zaman saygı olmaz.

 

Erkekler tuvalet gibidirler. Ya berbattırlar ya da meşgul.

 

İnsan, son nefese hazır gerekmiş: Nasıl ölürse öyle dirilecekmiş. Biz her an şarap ve sevgiliyleyiz: Böylece dirilirsek, işimiz iş.  

 

Uğur, hazırlıkla fırsatın karşılaştığı köşe başıdır.     

 

Dünle beraber gitti düne ait ne varsa, bugün yeni şeyler söylemek gerek.     

 

Kadınlar, zayıflıklarına sığındıkları zaman kuvvetli olurlar.

 

Malı yalnız kendin için kazanılmış düşünme; Allah’ın herkesten güçlü olduğunu düşün ve malını paylaş. 

 

Kokuşmuş etin olsun, Bağdat'tan sinek gelir.  

 

Dağına göre tilkisi, yerine göre gülmesi.   

 

Yalnızlık insana, bütün televizyon purogramlarını ezberletir.  

 

Aksak it ava gitmez, tutsa da bırakmaz.    

 

Hicaz sığırı gibi gezer, yürür.  

 

Bulutlara bakan adam, ot biçemez.    

 

Bir çok insanın korkak olmaya cesareti yoktur.

 

Sağır için papaz, çanları iki kere çalmaz.    

 

Kimseden hoşlanmayan adam, kimsenin kendisinden hoşlanmadığı insandan daha biçaredir.     

 

Dedim, artık bilgiden yana eksiğim yok. Şu dünyanın sırrına ermişim az çok. Derken aklım geldi başıma, bir de baktım: Ömrüm gelip geçmiş, hiç bir şey bildiğim yok.   

 

Evlat, evlendi mi, artık, komşu olur.

 

Bağnazlıktan barbarlığa yalnız bir adım vardır.  

 

Fare kaçmayınca, delik görünmez. 

 

İnsanlar, erkeğin, kadının sarf ettiğinden daha fazla kazanamadığını sansınlar diye kadınlar, erkeğin kazandığından daha fazla sarf ederler.

 

Ağustosta suya girsem, balta kesmez buz olur. 

 

Eğri oturalım, doğru konuşalım.

 

Yatma tilki gölgesinde, ko yesin aslan seni.     

 

Sözümün eriydim; terfi ettim, çavuş oldum.

 

Aslını saklayan haramzadedir.  

 

Pazarlıkta asla hakem tayin etmeyin. Bu üçüncü bir kişinin sizin kaderinizi belirlemesidir. Böyle bir seçim zayıfın yararına olur.     

 

Kelimelerinizin altını SÖNDÜRÜN, sözlerinizdeki ANLAM TAŞIYOR.

 

Suçluların cezalandırılması işe yaramalıdır. Adam asmak, ne asılana ders olur, ne de başkasına ibret.   

 

Sanat, tarih değildir. Sanat zamanı belgelemez. Gerçek dünyayı gösteren bir ayna da değildir. İnsanları da eğitmez. Sanatın tek bir görevi vardır; insanların ruhunu kurtarmak. Çünkü insanda varolan her şey doğanın yasalarına bağlıdır. Bilim, doğanın gizli yasalarını yaratmıyor, ortaya çıkarıyor. Çünkü onlar zaten var. Doğada eksik olan yalnızca sanattır. Sanat, insanın doğaya karşı direncidir. Kendi doğasına karşı, doğasındaki hayvansal şeylere karşı, açgözlülüğe karşı, kendimizi korumaya, hiyerarşiye karşı. Kötülük her zaman yaşar ve güçlüdür. Tüm olanakları kullanıp yaşamını sürdür. Eğer bunu yapmazsan ölürsün. Doğada iyilik yok. Bir insanın ölümüyle yaşamı olasıdır ancak. Biz hepimiz ölümle besleniyoruz. Sanat, insanın ruhunu, onu insana, gerçek insana dönüştürerek gerekli ve yararlı şeylerin üstünde tutmaya çalışır. Sanatın yüceliği bu anlamsızlıktır.  

 

Unutmayın, ilkelerde anlaşmak, uygulamada anlaşmak anlamına gelmez. Ama o, anlık durumu kurtarır.    

 

Hasandağı parlaktır, eğer saban yürürse. Her derede bir değirmen, eğer suyu gelirse. Her kümesten bir tavuk, eğer köylü verirse. Güzel gidiş bu gidiş, eğer sonu gelmezse.

 

Varsa pulun herkes kulun, yoksa pulun dardır yolun.     

 

Kebabı köz öldürür, yiğidi söz.

 

Sabırlı adam, iğneyle kuyu kazar.  

 

Oymacılıktaki kural, eleştirmede de uygulanmaktadır. Hiç bir zaman, kaşıkla kesebileceğin şeyi, bıçakla kesme!

 

Bir şeyi bilmek, onu affetmek demektir. 

 

Sersemler, intikamın tatlı olduğunu sanırlar.  

 

Ağız yandıran aşı, kaşık tanır.   

 

Aklı başında insanlara gülmek, delilerin bir nevi hediyesidir.

 

Sizinle beraber olmak zevki hariç, ömrümde hiç bir dağ görmesem aldırmam bile. 

 

Kösede sakal, avuç içinde kıl aranmaz.     

 

Aç eşek, semerini de yer.     

 

Başka birinin, sizin kadar iyi yapabileceği şeyi, bırakın ona, siz yapmayınız.     

 

Gençler "nasıl lezzetli miydi?" diye sorar. İhtiyarlar "midemize dokunmaz mı?" diye.   

 

Konuşunca sözleriniz, susmaktan daha iyi olmalı.     

 

Dürüstlerin uyanık olması gerekir. Güneş zalimlerin de üstüne doğar.     

 

Oturan yer alır, yürüyen yol.

 

Erkeklerin beyni mermerden, kadınlarınkiyse balmumundandır.   

 

Başkalarından en fazla şüphe edenlere, en fazla güvenilmelidir.

 

Çocuklar hiç bir şeyde her şeyi bulurlar. Yetişkinler her şeyde hiç bir şey bulamazlar.

 

Yaşayan bir sanat geçmişi üretmez, onu sürdürür. 

 

Kurtuluş istiyorsan, kurtulabileceğin yolda yürü.   

 

Eğer gerçeği açıklamak istiyorsan, zerafeti terziye bırak.  

 

Dostunun kusurlarını, ona yalnızken söyle; başkalarının yanında ise onu öv.

 

Yıldırım Beyazıt, şarap içer ve bu hali de her tarafta kılükali mucip olurmuş. Günlerden bir gün Bursa Mahkemesi'nde bir dava münasebetiyle padişahın da şahadeti icabetti. Yıldırım, mahkeme huzuruna çıkarak şahadette bulundu. Fakat Kadı, padişahın bu sırada sarhoş olduğunu sezince: - Sarhoşların şahadeti kabul olunmaz. Diyerek Yıldırım'ın şahadetini reddetti. Huzuru mahkemede mahcup düşen padişah bütün kudretine rağmen hiç bir ses çıkarmadan adalete hürmet ederek kadının önünden ayrıldı.

 

Beni de zengin kılacaktır onu benden zengin kılan. Ne yoksulluk ne de zenginliktir sürekli kalan.     

 

İnsanlar haktanır olsaydı, yargıçlar dilenirdi. 

 

Bunca kusur, kadı kızında da bulunur.

 

Geçmişe mazi, yenmişe kuzu derler.

 

Akıllı erkeği arkasından, kadını da yüzüne karşı öv.     

 

Akıllının ayıp saydığı ile ahmak övünür. 

 

Gerçek arkadaşlık sağlık gibidir; değeri ancak o yok olduktan sonra anlaşılır.

 

Sarmaş-dolaş yürürken geleceği karşılamak daha kolaydır.    

 

-Sen, herkese konuşma sanatını öğretiyorsun da kendin neden iyi bir hatip değilsin? -Ziyanı yok. Bileğ taşları da kendi kendilerini kesemezler, fakat kaba demirleri keskin yaparlar.    

 

Seni kuru softaların softası seni! Seni cehenneme kömür olası seni! Sen mi Hak'tan rahmet dileyeceksin bana? Hakka akıl öğretmek senin haddine mi?     

 

Köpeğin kısmeti olsaydı, gökten pastırma yağardı.     

 

Canım yavrum! Artık kontratın doldu. Evi hemen tahliye et. İcra memurlarını      fazla uğraştırma. Annenin avukatı, baban.     

 

Akıllı yolcu, gönlünü evde bırakır.

 

Doğduğum zaman niçin ağladığımı, gün geçtikçe daha iyi anlıyorum.

 

Üç şey gizlenemez: Duman, aşk ve parasızlık.     

 

Büyük başarıların sahipleri, küçük işleri titizlikle yapabilme sabrını gösteren kişilerdir. 

 

Acı gerçek, sevinç veren yalandan daha iyidir.    

 

Ölüm meleği her gün seslenmektedir: Ölmek için doğdum, yıkılması için inşa edin.   

 

Sokrates, bir ev yaptırmış nasılsa; eş dost başlamış kusur bulmaya: Kimi içini beğenmezmiş: Kızmayın ama şanımıza layık değil odaları. Kimi cephesine çatmış: Karşıdan görünüş, berbatmış. Hepsine göre de çok darmış bu ev. Kim sığarmış kulübeye? Koca filozof: Ah, demiş; keşke bu evin alabileceği kadar gerçek dostum olsa! Sokrates'in sözü yerinde: Bir ev dolusu, gerçek dost nerede? Sözde herkes dost ama gel de inan. Dosttan bol şey de yok dünyada, dosttan az şey de.   

 

Yanınızda değillerken insanlar hakkında konuşmak çirkin bir davranış olup, Allah’ın bütün kitaplarında yasaklanmıştır.

 

Kılıbık bir adamın mezartaşı: İlk kez, karısından habersiz bir başka yere gitti.

 

Elin ağzı torba değil ki çekip büzesin.  

 

Alışkanlıklar bırakılmazsa, zamanla ihtiyaç haline gelirler.

 

Ermişlerin gönlü değişmez, arpa ekince pirinç çıktığı görülmüş mü?  

 

Utanmazın vicdanı, vicdansızın utanması yoktur.

 

İnsan gururu yüzünden de alçakgönüllü olabilir.   

 

Pazarlık yapılmaz, içten pazarlık dahil.  

 

At vurdu dizime, şimdi geldim özüme. 

 

Azla mutluluk, çokla didişmekten iyidir. 

 

Arif olan, buluttan nem kapar.  

 

Evlerinde kendilerini saklayan, kapıları daima kapalı duran, mutluluklarını kıskançça koruyan aileler! Ben sizlerden nefret ederim.

 

Yavuz Selim, şirpençe çıkarmıştı. Bir gün yanında bulunan nedimi Hasan Can'a: -Omuzlarımın arasında bir şey acır durur, acep diken mi ola? diye sordu. Hasan Can, gömleğini kaldırıp çıbanı görünce ürktü: -Cerrahlara bir iyice muayene ettirsek Sultanım, dedi ve Sultan Selim'den: -Biz çelebi değiliz ki bir çıbanla hekimlere müracaat edelim. Cevabını aldı. Yavuz Selim, bu çıbandan ölmüştür.   

 

Kadınların aşkları suya yazılmış, inançları da kuma çizilmiştir. 

 

Herkesi kusurları ile gören bir kimsenin, senden de teşekkürle söz edeceğini sanma. 

 

Hayat, kalıtımsal bir hastalıktır. 

 

Küçük mucizeleri kabul ettiğimiz zaman, kendimizi büyük mucizeleri hayal edebilecek yeterlikte hissederiz. 

 

Abdal tekkede, hacı Mekke'de.  

 

Ev sahibi kurnazdır, pastırmayı ince doğrar. Misafir daha kurnazdır, ikişer üçer yutar.    

 

En hayret verici görüşlerden biri; bir insanın, bağımlı insanlardan bağımsız fikirler beklenmesini hayal etmesidir.  

 

Taş taş üstüne, kale olur; söz söz üstüne, dünya yıkılır. 

 

1839 Tanzimat Fermanı mucibince din ve milliyet gözetmeksizin bütün tebaa aynı haklara sahip olunca, hıristiyan ahaliden bazıları müslümanları yakalar ve karakollara götürüp: "Bana gavur dedi" diye şikayet ederlermiş. Galata'da Voyvoda Karakolu'nun eski bir tabur ağası, müslümanlara: "Oğul" dermiş. "Söyleye söyleye dilimizde tüy bitti; daha anlatamadık mı? Gavura, gavur denmeyecek!".   

 

Ağırlamak için bir şeyin olmazsa, okşamak için dilin olsun.

 

Öyle şeyler vardır ki, insan onları daha yapmadan pişman olur, fakat gene de yapar.  

 

Anıran eşeğin başına vurma.

 

Akıl olmayınca, ne yapsın sakal.   

 

Azınlık, haklı olabilir; çoğunluk her zaman haksızdır.  

 

Önemli olan bir bilimsel bulguyu tümevarım tümdengelimle çifte yorumlamak, neyi, niye ve nereye kullanacağımızı bilebilmektir.   

 

Oğlum! Helalinden kazanarak fakirlikten kurtulmaya bak; çünkü fakir düşen kimse şu üç beladan kurtulamaz: 1. Dini zayıflar. 2. Aklı zayıflar. 3. İnsani duygularını yitirir. Bu dertlerin en kötüsü üçüncüsüdür. Daha da kötüsü insanların onu hafife almalarıdır.  

 

Fukaranın ahı, tahttan indirir şahı.

 

Hitler, bir gün, içinde gizli evraklar bulunan çantasını kaybetmişti. Hemen, SS şefini arayarak durumu haber verdi ve ne yapıp edip çantanın bulunmasını emretti. Fakat aksilik bu ya, ertesi günü çantasını evinde Hitler kendi buldu. Yine telefona sarılarak: "Çantamı buldum." dedi; "yaptığınız araştırmalara son verebilirsiniz." "Nasıl olur?" diye SS şefi cevap verdi. "Çantanızı çaldığından şüphe ettiğimiz otuz casusu yakaladık. On beşine de çantanızı çaldıklarını itiraf ettirdik".     

 

Ancak kötü olabilecek kadar cesur olabilirsen, gerçekten iyi olabilirsin.     

 

Ben bir hayvanım, insan değil. Bana daima insan muamelesi yapıyorlar, bu bir hatadır. 

 

İnsanın yaşamını nasıl sağlayacağını bilmesi önemlidir. Ama nasıl yaşayacağını bilmesi, daha da önemlidir.   

 

İt kışı geçirir ama gel derisine sor.     

 

Dostuna kanat ger, ona baba şefkatiyle yaklaş ama sezdirme.   

 

Bir pire için yorgan yakar.     

 

Aç doymam, tok acıkmam sanır.   

 

Şöhret, kazanmak zorunda olduğumuz bir şeydir; şeref, kaybetmemek zorunda olduğumuz bir şey.

 

Katır, sahibi için her zaman, yedekte bir çifte saklar. 

 

Alçak yerde yatma, sel alır; yüksek yerde yatma, yel alır.

 

Eşinizin nefesini paylaşın; acısını hissedin.

 

Şahin, sinek avlamaz.   

 

Körlerin ülkesinde tek gözlü, kıral olur.    

 

Mollanın karnı beştir, biri her vakit boştur.     

 

Eğer A başarıya eşitse, başarını formülü şöyle yazılabilir: A = X+Y+Z. Burada X= çalışmak, Y= oynamak, Z= çeneyi sıkı tutmaktır.  

 

Eşek anırırken, bülbül susar.  

 

Gavur aklına gelir ya kaçarken ya sıçarken.   

 

Gerçek düşman, seni asla terk etmez.

 

Nasıl devam etmesini istiyorsan öyle başlamalısın.    

 

Göz terazi, akıl mizan. 

 

En değerli armağan, kendinden bir parça verebilmektir.  

 

Kör atın, kör de nalbandı olur.    

 

Benim aşağılık komplekslerim seninkiler kadar büyük değil. 

 

Kötü yemek getirdi diye garsona az bahşiş verme. Pişiren o değil. 

 

Sokaktaki vatandaşın mezartaşı: Gaflet uykusundaydı, uyanamadan gitti.  

 

Dünyada hiç bir yol, kalp ile beyin arasındaki kadar uzun değildir.  

 

Düşünce kabiliyeti, egzersizle gelişir ve genellikle sanıldığının aksine, insanların olgunluk çağlarında gençliklerinden daha kuvvetlidir.    

 

Evlilik, ilk bölümünde kahramanın öldüğü bir aşk romanıdır. 

 

Küçük kusurlarımızı itiraf edişimiz, büyük kusurlarımız olmadığına herkesi inandırmak içindir.     

 

Söyleyenden dinleyene arif gerek.  

 

At meydanında, eşek anırmaz.    

 

Akıl vezirdir, gönül padişah.     

 

Derdi bir usturadır, tutsam yaralar, atsam yaralar.  

 

Murphy Yasaları: 1- Hiç bir şey göründüğü gibi kolay değildir. 2- Her şey sandığınızdan daha çok zaman alır. 3- Ters gidebilecek her şey ters gider.  

 

Gerçekten büyük olmayan büyük adamlar, çevrelerini küçük adamlarla doldurur.     

 

Evlilik yıldönümünüzü kutlama şekliniz, yılın geri kalan kısmında eşinize nasıl davrandığınızdan daha önemsizdir.    

 

Bilginin kölesi, bilgisizliğin efendisiyim.     

 

Bir köpek, bir şeye havlar, ötekiler de ona havlar.  

 

Bana okuduğum kitapların en güzelinin hangisi olduğunu sorarsanız söyleyeyim: Annemdir.

 

Tatsız çorbaya, tuz kar etmez. 

 

Aşka ve yemek pişirmeye yaklaşımın, pervasız bir teslimiyet biçiminde olsun.     

 

Üç erdem ödevlerimizin tamamlanıp sonuçlanmasını sağlar: İyiyi kötüden ayırmaya yarayan sağgörü; bütün insanları birbirine bağlayan dünya sevgisi; bize iyiyi yapmak, kötüden kaçınmak gücünü veren yüreklilik.     

 

Ben, ben ben. Denizde dalga görmüş, boğulmuş. Dokuz köyün sahibi, dokuz köyden kovulmuş. 

 

Öğüt, cevabını bildiğimiz; fakat bilmek istemediğimiz soruya aranan karşılıktır.     

 

Sosyalizmin zayıf tarafı, insanların bir kere birbirlerine dayandıktan sonra, tek başına ayağa kalkabilmek için çok kuvvetsiz olmalarıdır.  

 

İnsanlar, "hayat kısadır" derler ama yine de, onu kısaltmak için, ellerinden gelen her şeyi yaparlar.

 

Sevilmeyen yol, kalabalıkta bile ıssızdır.

 

İnanan kişinin ruhu, borcu ödeninceye dek hapistedir.     

 

Dost olan kişi mendiliyle yüzünü saklayıp senden kaçmaya başlayınca, kapının sürgülü olmasına bakmaksızın kapılara yüklenip gidecektir.

 

Teklifsizlikten hem en büyük sevgi, hem de en kuvvetli kin meydana gelir.     

 

Dünyada varoluş deneyimimize değer tek şey olayların gülünç yanını görebilme yeteneğimizdir.     

 

Şahın da çingeneye işi düşer.  

 

Aheste hızlan! 

 

Sakala göre saygı olsaydı, keçiyi çoktan şeyh sayarlardı. 

 

Başkalarına beklediklerinden çok daha fazlasını ve keyif duyarak ver.

 

En tehlikeli danışman onurdur.    

 

İyi nefret etmeyi bilen adamı çok severim.

 

İnsanlar seni, istedikleri kadar iyi bilsinler, ama kendi kendini aldatabilir     

 

Aksak eşeğin, kör nalbantı olur.    

 

Kaybedecek hiç bir şeyi kalmamış insanlardan kendini kolla.   

 

Alıcı kuşun gagası, eğri olur.    

 

Vermenin zevkini bilmek için fakir olmak gerek. 

 

Yuvarlanan taş, yosun tutmaz.

 

Hiç kusurumuz olmasaydı, başkalarında kusurlar bulmaktan bu kadar zevk almazdık.  

 

Dilsizin dilini, anası bilir.     

 

Tanrı insanların ona güvenmelerinden hoşlanır. Fakat ona dayanmalarından hoşlanmaz.

 

Damlaya damlaya göl olur, damlamaya damlamaya çöl olur.    

 

Kısa tutalım, dünya sözcük enflasyonu geçirmekte.

 

Özgür olmak istiyorsan köle gibi çalış, iş yap.   

 

Karga leşten, şahin etten söz eder.    

 

Üç tutku, basit, fakat ezici derecede kuvvetle hayatımı ellerinde tutmuşlardır: Sevgiye olan özlemim, bilgiyi araştırma merakım ve insanlığın çektiği acı ve ızdırap için duyduğum, tanınamayacak kadar büyük bir merhamet.    

 

Çok konuşan, bir şeyler söylese de insanlar değer vermez; sonsuza dek gürültüyle akan ırmağa, yararlı olmasına karşın, kimse dikkat ve ilgi göstermez. 

 

Yoksulun hamuru, fırında da donar.   

 

Kullandıkça keskinleşen tek alet dildir.  

 

İnsanlar, başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler.    

 

Pazarda koyun postundan çok, kuzu postu bulunur.     

 

İyi anımsayamamanın kökünde, dikkatsizlik yatar.   

 

Başkalarının mutluluğundan kendine pay çıkaran insan, en mutlu insandır.    

 

Evliliklerde şaşmaz bir kural vardır: İlk sabah kalktığınızda yatakta bir başkasını bulursunuz.   

 

İki tür insan vardır: Bilen ve dinleyen, geri kalanlar artıklardır. 

 

Bir adamın anlayışı ne kadar az olursa, kendinden o kadar çok memnun olur.     

 

Bir hatır, iki hatır, üçüncüsünde vur, yatır.

 

Yoksulluğun zayıflığından utanç ve telaşa kapılmayın, semizler kurbanlık olur da zayıflar kurtulur.    

 

Ağzımı bulamaç yaktı, keşke bir aş olsaydı; başımı kerpiç kırdı, keşke bir taş olsaydı.

 

Bilim isteyene, yüceliğinden akarak gelir.     

 

İdeologlar, insanlığın insanlardan daha iyi olduğuna inanan kişilerdir.     

 

Çanak, çömlek laf ederken, havruz lafa karışmaz.   

 

Ömrümüzden bir gün daha geldi geçti; derede akan su, ovada esen yel gibi. İki gün var ki dünyada, bence ha var ha yok: Daha gelmemiş gün bir, geçmiş gün iki. Eskiye itibar olsaydı, bit pazarına nur yağardı.     

 

Ala it, çakalın dayısıdır.

 

Başkasının izinde yürüyen, iz bırakmaz.     

 

Kişinin, doğruyu keşfedebilmesi için, tüm seçenekleri görmesi gerekir. Bırakınız herkes pazar yerine kendi düşünce ürününü getirsin. Kösteklemeyin, destekleyin. Piyasaya, yanlışların sürülmesinden de ürkmeyin. Akılcı bir yaratıktır insan. Nasıl olsa, doğruya ulaşır. 

 

Ben yarime gül demem, gülün ömrü az olur.

 

Kültürün bilgiden ayrılan yanı, onsuz bilginin insanı bilgi hamalı yapacağıdır.     

 

Kaygı, kediyi öldürdü. 

 

Şu dünyada insan biraz fazlaca iyi olmalı ki, iyiyim dediğine değsin.

 

Davulda toz arama.

 

Okumak aynanın içine bakmaktır; aynanın arkasındaki "sırrı" bilenler öteki tarafa geçerler. Harflerin sırrından haberdar olamayanlar ise bu dünya içinde kendi yüzlerinin yavanlığından başka bir şey bulamazlar.     

 

Çoğu giti, az kaldı; tavuğu kestik, kaz kaldı.    

 

Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım. Hakkı düştüğü yerden tutar kaldırırım. 

 

İntihar, öz eleştirinin en dürüst biçimidir.    

 

Dayısından miras, Tanrı'dan maraz kaldı.  

 

Ben bu mektubu her zamankinden daha uzun yazdım, çünkü kısa yazmaya vakit bulamadım.     

 

Düşündüğünü söyleyenden değil, söylediğini düşünmeyenden kork!  

 

Kalbinden sevgin, kesenden sidiğin eksik olmasın.    

 

Hissetmediğin hisleri, hissettiğini hissettiğin anda hissettiğin his aşktır.    

 

İnsan tabiatında akıllılıktan ziyade delilik vardır.    

 

Bir kadın, fırsattan yararlanmak isteyen erkeği affeder. Ancak fırsatı kaçıran bir erkeği asla affetmez.   

 

Hakkın olan şeyi dilenmeyeceksin, gıyabında verilen yargıyı kabul etme!

 

Dolandırılan gerçek dolandırıcıdır.  

 

Cehl ölmeli, zulm ölmeli, hak bulmalı kuvvet; hakkın yüzü güldükçe gülümser beşeriyet.   

 

Alçak gönüllü yüreklerde yaşayan düşünceler, en yüksek düşüncelerdir.  

 

Kapitalizmin doğuştan kalma zaafı; nimetlerden eşit olmayacak şekilde faydalanılması. Sosyalizmin doğuştan kalma fazileti ise yoksulluğun eşit olarak taksimidir. 

 

Yoldan önce yoldaşı, evden önce komşuyu sor.     

 

Kötü karı, kötü komşu, kötü at; birini boşa, birini boşla, birini sat.

 

Bulunduğun yerde olgun ve yumuşak tavırlı ol. Yumuşak ve düşünceli davranış insanın en iyi davranışı olur. 

 

Delikanlı, kıliniğe girip, danışmaya başvurdu: -36 Numaralı odada yatan genç kızla görüşmek istiyorum. Nöbetçi hemşire sordu: -Hay hay. Siz nesi oluyorsunuz, hastanın? -Ben mi? Erkek kardeşi. Bu sırada, hemşirenin yanında duran hanım hemen atıldı: -Öyle mi! Çok memnun oldum tanıştığımıza. Ben annesiyim. 

 

Hırsların sonuna erişmek, gökkuşağın ucuna erişmeye benzer: Biz ulaşırken, onlar kaçıp gider.  

 

Susmak, yalanlanması en güç tartışmalardan biridir.     

 

Tarihte hiç bir şey son sözü söyleyen olmayacaktır.

 

Olsa ile bulsayı ekmişler, hiç doğmuş.     

 

Doktor, gazeteciye akıl hastanesinin koğuşlarını gezdiriyordu. Elinde sarı saçlı bebeği, binbir ihtimamla sevip okşayan, kulağına şiirler fısıldayan zararsız bir akıl hastasını gösterip: "Bakın" dedi, sevdiği kızla evlenemeyince, sevgili diye hep bu bebekle oynuyor". Biraz sonra bir kapının önünde durdular. Doktor, demir parmaklıklı kapının ardında, korkunç küfürlerle, oraya buraya saldıran adamı gösterdi: "İşte bu da o kızla evlenen zavallı".     

 

Malım, seni vereyim de mi düşman olayım, vermeyeyim de mi?

 

Eşinize harcadığınız para, eşinizle harcayacağınız zamanın yerini tutamaz.

 

Hayvan budalası yürük olur, insan budalası pehlivan olur.  

 

Bilgeliği elinde tutanlar, onu her gelen serseme öylece sunamazlar. İnsanın onu alabilmek için hazırlanmış olması gerekir.     

 

Bütün hatalarımızdan en kolay affettiğimiz, tembelliktir.     

 

Atalarından sana kalanı hak etmeye bak. Yoksa senin olmazlar.

 

Bir zeka ne kadar genişse, hudutlu oluşunun sıkıntısını o kadar çok çeker.  

 

Her şeye rağmen, herkes sevdiğini öldürür. Bazısı bunu sert bakışıyla yapar, bazısı da yüze gülen bir kelimeyle, korkak biri bir öpücükle, cesur adam bir kılıçla. 

 

Akrep öfkesinden dolayı sokmaz, tabiatı böyledir.     

 

İhtiyarlığın en belirli alameti, şimdiki zaman pahasına geçmiş zamanı övmesidir. 

 

Ben ne seninle ne de sensiz yaşayabilirim.  

 

İstediğimiz gibi değil, olabildiğince yaşarız.   

 

Her gün biri çıkar, başlar, ben ben demeğe; altınları, gümüşleriyle övünmeğe. Tam işleri dilediği düzene girer; ecel çıkıverir pusudan, benim ben, diye.     

 

Keskin dil, devamlı kullanma ile keskinleşen biricik alettir.   

 

Kimin arabasına binerse, onun türküsünü çalar.   

 

Bir akıllı olup bütün dünyanın derdini çekeceğine, bir deli ol ki bütün dünya senin derdini çeksin. 

 

Hiç bir zaman değişmeyen bir fikir; uzun zaman giyilmiş, eskimiş bir cekete benzer.

 

Komşu kıskanç olmasa, kör kız ere gider.    

 

Basit bir insan, zamanı nasıl öldüreceğini; değerli bir insan da nasıl kazanacağını düşünür.  

 

Allah'ın bir oluşuna karşı, çokluk olmanın, yuvadan ayrılmanın "öksüz"lük duygusuna kapılan akıl, yuvaya dönmek için kendini yok edip, tekliğe dönmek istemekteydi.  

 

Göz iki, kulak iki, ağız tek; çok görüp, çok işitip, az söylemek gerek.     

 

Yapılırken heyecan duyulmayan işler, başarılamaz.    

 

İnsan işine, işsiz kalıncaya kadar küfreder.

 

Kedi balık yemeği sever ama ayaklarını ıslatmak istemez.     

 

Onlar papatya falına bakmazlar. Karınları ağrıdığında kaynatıp içerler. 

 

Dünya dediğin bir bakışımızdır bizim. Ceyhun nehrinin kolu göz yaşımızdır bizim. Cehennem, boşuna dert çektiğimiz günler. Cennetse günü gün ettiğimiz günlerdir bizim.     

 

Mertlik, kişinin sözünün eri olmasından ve insanların kötülüklerinden korunmasından başka nedir?  

 

Salyangoz, komşularına güveni olmadığından, evini sırtında taşır.    

 

Basit bir insanın elinden geleni yapabilmesi, zeki bir insanın tembelliğinden çok daha değerlidir.

 

Cellatlar çoğu kez adaletin maskesiyle ortaya çıkarlar.     

 

İyi yapılan işin ödülü, onu iyi yapmış olmaktır.     

 

Bu kadar çok çifte sıtandartın yaşandığı ülkemizde neden hala bir "Çifte Sıtandartlar Enstitüsü" bulun muyor?     

 

Sevgi, açlıktan değil, fazla tokluktan ölür. 

 

İnsan, iki efendinin müşterek bir uşağı olamaz.     

 

Tarihte, ilk kez dıram olan bir olay, bir kez daha tekrarlanırsa komedi olur.     

 

Kötülüğün muzaffer olabilmesi için biricik şart, iyi insanların hiç bir şey yapmamasıdır. 

 

Affetmek, zaferin zekatıdır.   

 

Akıllı olmasan da alçakgönüllü olabilirsin ama alçakgönüllü olmadan akıllı olamazsın.     

 

Eğride tok, doğruda aç görmedim. 

 

Akıllı kimse atını, yarı akıllı karısını, aptal ise kendini över.   

 

Kendisine diyorum: "Ağadır" (hadım), o diyor: "Kaç çocuğu var?".

 

Pireye kızıp, kürkünü ateşe vermiş.

 

İşin yoksa şahit ol, borcun yoksa kefil ol.  

 

Önemli olan aşkımız, o da bizde yok, şaşkınız.

 

Düşünülecek üç şey var: Yaşam, ölüm, sonsuzluk.     

 

Gerçeği insanların ölçüleri ile değil, insanları gerçeğin ölçüsü ile tanı. 

 

Her kahraman, sonunda can sıkan bir adam olur.

 

Baş ağrısına, taç şifa vermez.

 

Bal fıçısından, sirke çıkmaz.

 

Temel ile Dursun, poker masasında iyice yolunmuşlardı. Temel'in çırılçıplak olmasına karşın, Dursun'un sadece kilotu vardı. Soğukta tir tir titrerlerken, Temel konuşur. "Ha uşak, en becendiğum tarafun, kumar masasundan ne zaman kalkacağuni pilmendur".     

 

Kim olduğunuzu kanıtlamak için yaşamımı kullanmaya kalkmanız niye?   

 

Hiç bir şey insan kadar yükselemez ve onun kadar da alçalamaz.   

 

Üzüntülerinizi anlatarak başkalarını sevindirmeyiniz.    

 

Bir tek gerçek vardır; o da gerçek diye bir şeyin olmadığıdır.     

 

Yalnız menfaat, yalan söylemez.  

 

Bu çürük temelli kubbede neyiz ki biz? Tasta delik arayan karıncalar gibiyiz. Ne korku, ne umut kapılarını bilen, şaşkın, gözü bağlı, avanak öküzleriz.  

 

Gökten çorba yağsa, yoksulun içecek kaşığı olmaz. 

 

Yanlış söz söylemek veya harekette bulunmak nüktenin ruhudur.  

 

Beleşte, pazarlık yoktur.     

 

Her şey olur.. her şey unutulur.. her şey yoluna girer.. hiç kimse her şeyi açıklayamaz.. Eğer herkes, herkes tarafından herkes için söylenen şeyleri bilseydi, kimse kimseye bir şey söyleyemezdi.  

 

Arap eli öpmekle, dudak kara olmaz.

 

Başkalarını bağışla ama kendini asla!    

 

Dünyanın en iyi hekimleri: Dr. Perhiz, Dr. Sessizlik, Dr. Neşe'dir.    

 

İnsanlar, nefret ettikleri insanların söylediklerini anlamazlar.

 

Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.    

 

Dışı yaygı yayıyor, içi bir şeyler katlıyor. 

 

Sana gölge veren ağacı kesme. 

 

Arzularımız bizden, asıl istediğimiz şeyi bile gizlerler.    

 

Yoksulun tavuğu, tek tek yumurtlar. 

 

Tanrı gökyüzüyle toprağı yarattı, sonra dinlendi. Daha sonra denizle balıkları yarattı, gene dinlendi. Sonra sırasıyla erkeği, atı, iti, öteki hayvanları yarattı, bütün dünya dinlendi. En sonunda kadını yarattı, herkesin rahatı kaçtı.    

 

Çalmayı öğrenen kimse, darağacında sallanmayı da öğrenir.

 

Kimse evlenmeden önce kötü değil, kimse ölmeden önce ölü değildir.   

 

*Haktan yana şüphem yoktur benim.  

 

Her türlü güvenini paraya koy, fakat paranı da emin yer veya ellere bırak.    

 

Bir düşmanı bağışlamak, bir dostu bağışlamaktan daha kolaydır.  

 

Kadınlar, mantıklı olabilmek için fazla hassas ve hayalperesttirler.

 

İnsanları düşünmekten alıkoyan dört engel: Doğmalar, batıl itikatlar, peşin yargılar. Reklamlar, puropaganda. Duygular, sempatiler, antipatiler. Düşünme sırasında mantık zincirinin devam ettirilmeyerek, her hangi bir şeyin etkisi altında koparılması.     

 

Bir kocanın, karısından başka kadınların giyimlerine dikkat etmesi şöyle açıklanabilir: İnsanlar, paketin içinde ne olduğunu bilirse, ambalaj önemini kaybeder. 

 

Büyük zevklerin peşinde koşarken, hayatın küçük zevklerini gözden kaçırma.     

 

Halının tozu, delinin sözü bitmez.

 

Az eli aşta gör, çok eli işte gör.

 

Dişin ağrıyor, çek kurtul; komşun kötüdür, göç kurtul. 

 

Armağanlar biter bitmez arkadaşlık sona erer; ineğin memesi kuruyunca da dana onu bırakıp gider.  

 

Yağmurda ekilen, güneşte biçilir. 

 

Evinizin eşiğini temizlemeden, komşunuzun damındaki kardan şikayet etmeyiniz.     

 

Arkadaşın şeytansa, cehenneme alışmalısın.

 

Yeter derecede eğitime sahip olmalısın ki etrafındaki insanları lüzumundan fazla büyük görmeyesin. Fakat bilgin olacak kadar da eğitim görmüş olmalısın ki onları küçük görmeyesin. 

 

Hiç bir şey hakkında her şeyi biliyorum.

 

Ekmek, çiğnenmeyince yutulmaz.  

 

İnsanda dilince değişir kader; ya yurda baş olur, ya başı gider.   

 

Gün gider gediğinden, el utansın dediğinden.

 

Evlilikte, birlikte bir şey yapmamak, yalnız yapılan bir başka şeyi engelleyecektir.

 

Veni, vidi, vici. (Geldim, gördüm, yendim).  

 

Çözülebilecek bir şeyi asla kesip atma.

 

Hakikat, çıplak gezmeyi sever.  

 

Akıllı adam, akılsız adamın son yaptığını ilkin yapar.     

 

Biz, incinmeyi incitmeye tercih ederiz.    

 

Yalanın dostu, gerçeğin de düşmanı çoktur.     

 

Yaşlı milyonerin, genç ve çok güzel karısı ölmüştü. Yaşlı koca kendisini kontrol edebilmesine rağmen, ölen kadının genç sevgilisi, bütün cenaze töreni boyunca hüngür hüngür ağladı. Nihayet yaşlı milyoner, elini genç adamın omuzuna koyarak: "O kadar üzülme delikanlı. Nasılsa tekrar evlenmeyi düşünüyorum".

 

Gerçek ne kadar acıysa, o kadar tatlı söyleyin.

 

Barutu kuru tutalım.     

 

Alışkanlık, anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir.     

 

Bu sabah uyandığımda aynı kişi miydim ben? Aynı kişi değilsem; sorayım o zaman: Kimim, Allah aşkına ben?  

 

Gece, gül bahçesinde, ararken seni, gülden gelen kokun sarhoş etti beni. Seni anlatmaya başlayınca güle, baktım kuşlar da dinliyor hikayemi. 

 

Gör geç demişler, sür git dememişler.     

 

Günün sonunda kendini bir sokak köpeği kadar yorgun hissediyorsan, belki bütün gün hırladığın içindir.  

 

Erzurumlu: "Bizde soğuklar çok olur. Kışın bir horoz, damdan dama uçsa buz kesilir." deyince, İranlı: "O da nedir ki kışın Tahran'da iki kişi sokakta konuşsa, kelimeler taş kesilir, karşısındakinin suratına küt küt vurur" demiş. 

 

İnsan, kumar oynayan hayvandır. 

 

Hayatta her limana uğra fakat demir atma.   

 

Tabiata sahip çıktığımda, kendimi ot gibi hissediyorum.  

 

Fiziksel cesareti hayvanlar da gösterir. Güdüseldir. Ahlaki cesareti yalnızca insanlar gösterir. Öğrenilmeden sahip olunmaz.   

 

Güzel bir görünüş, sessiz bir tavsiye mektubudur.

 

Çevrenize alıştığınız anda ihtiyarlamışsınızdır, çünkü artık düşünmeye ihtiyacınız kalmamıştır.

 

Kişinin sahip olduğu şeylere ulaşabilmesi için onu etrafında pervane olurlar da, kötü zamanında bekleşir, yok olurlar.    

 

Zorluk seni zorlayıncaya kadar, sen zorluğu zorla.     

 

Adam kıtlığında keçiye, Abdurrahman Çelebi derler. 

 

Makinalar, dünyanın bilinç-altıdır.    

 

Bana, üzerinde duracak bir yer ver. Dünyayı yerinden oynatırım.  

 

Bir insanı tanımak istiyorsanız, onu büyük bir mevkiye getiriniz.  

 

Analı kızın işi görünür, anasız kızın dişi görünür.     

 

Benim gerçekten ve dehşetle korktuğum biricik hayvan insandır. Bir aslan karşısında o kadar büyük bir cesarete lüzum yoktur. İnsanlara göre o bir kafeste emniyetlidir. Aslında aslan pek tehlikesiz hayvandır. Zira onun ne bir ideali, ne dini, ne de politik bir görüşü var, kısacası o yemek istemediği şeyleri ne tahrip eder, ne de öldürür.

 

Kadınlarda beğenilme ihtiyacı, sevilmek ihtiyacından önde gelir.

 

Sosyalist bir hükümet, herkesin başını ağrıtan, sonra da herkese bedava aspirin dağıtan bir hükümettir.

 

Ey yoksulluk, neden hep bana geliyorsun? -Babanla geçimimiz iyi idi, işte sıra sende şimdi.     

 

Bu geceye söylüyorum: Ne olur, daha yavaş geç. Yoksa şafak, geceyi dağıtmaya gelecek.

 

Köpek kadından akıllıdır, çünkü efendisine havlamaz.  

 

Konuşmasını biliyorsan konuş, ilham alsınlar. Konuşmasını bilmiyorsan sus adam sansınlar.

 

İyi evlilik, bir eve benzer: Her zaman onarım gerektiren bir kaç oda vardır. 

 

Beylere inanma, suya dayanma; günün güzeline, atın gençliğine ve karının sözüne güvenme.   

 

Büyük fizikçi Galvani, 1791'de kurbağa bacaklarında tecrübeler yaparak bilahare kendi ismiyle anılan ceryanı keşfettiği sırada, bir kaç kişi müstesna, bütün dünya tarafından alayla karşılanmıştı. Kendisi 1792'de şöyle yazıyor: "İki kısım insan tarafından hücuma uğruyorum: Abdallar ve akıllılar.. Her ikisi de benimle alay ediyorlar ve bana kurbağaların dans ustası diyorlar. Halbuki tabiatın yeni bir kuvvetini keşfettiğimi biliyorum".

 

Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz. 

 

Sev seni seveni, yerle yeksan olsa da; sevme seni sevmeyeni, dünyaya sultan olsa da.

 

Doğmadık çocuğa, kaftan biçilmez.   

 

Dünyada, ilk bakışımın doğruluğuna çok güvendiğim şeylere, ikinci kez dikkatle bakmanın gerektiğini anlayacak kadar yaşadım.    

 

Allah, ilmi dileyene, malı dilediğine verir.

 

Gerçek, ayakkabılarını giymeden; yalan, dünyayı üç kez dolaşır. 

 

İnsanoğlu, bir yanılgının çocuğudur.

 

Çekilen acının mükafatı büyümedir.

 

Arife günü yalan söyleyenin, bayram günü yüzü kara çıkar.

 

Tanrı seni mutluluk yağmuru altında şemsiyesiz bıraksın.     

 

Hüneri öğren de iğren! 

 

Sevdiğimle birlikte olduktan sonra, bir çalı altı da ev sayılır.    

 

Demokrasi, iyi kızdır ama size bağlı kalmasını istiyorsanız her gün onunla sevişmeniz gerekir.

 

Fazilet ve üstünlük bilim adamlarınındır; onlar doğru yolu bulanlardır ve doğru yolda yürümek isteyenlerin yol göstericileridir.

 

Eğitilmiş insanın ayağı kayıp düşse, düştüğü yer yastık döşek olacaktır.  

 

Kaderini beklersen keder getirir, çalışmaya gidersen sevinç getirir.   

 

Düzen aklın zevkini okşar ama, düzensizlik hayal gücünün mutluluğudur.

 

Paranın mutluluğu satın alamayacağını iddia edenler, iyi bir alış veriş merkezinin adresini bilmeyenlerdir.

 

Merdin kulu ol, namerdin ağası.   

 

Karga kardeş, yavruların nasıl? -Dün karaydılar, bugünse kapkara.   

 

Ebe çok olunca, çocuk sakat doğar.     

 

Yüzeydeki her şey yüzeysel değildir.   

 

Kıskançlar, herkesten önce affetmeye hazırdırlar. Bunu, bütün kadınlar bilir.     

 

Ana, kızına taht kurar; kız, bahtı kocadan arar. 

 

Hep iyiliğimizi istiyorlar, vermeyeceğiz işte. 

 

Dost sanma, şanlı vaktinde dost olanı; dost bil, gamlı vaktinde elinden tutanı.

 

Kendini başkaları gibi, başkalarını da kendin gibi bil.

 

En iyi hükümet, bize kendi kendimizi yönetmeyi öğretendir. 

 

Fakirin tesellisi, ölümdür.     

 

Milleti kurtarmak için milletvekili olmuştu, millet kurtuldu.   

 

Kuru kaşık, ağız yırtar.

 

Dostlarımızdan sakınmak, onlar tarafından aldatılmaktan daha utanılacak bir şeydir.    

 

Yarınlar güzeldir deme. Bugünler de dünlerin yarınları değil miydi?   

 

Sen dünyaya gelene kadar; annen bir, ben dokuz doğurdum. Müjdeni aldığımda yavrucuğum, mutluluktan uçuyordum. Baban. 

 

Gözlüye gizli yoktur.   

 

Savaşın, tehlikeli bir şey sayıldığı sürece, daima cazibesi artar. Eğer kaba ve vahşi bir şey olarak görülürse, popüler olmak vasfını kaybeder.   

 

El ağzına bakan, karısını tez boşar.   

 

Gözüyle dili ayrı konuşan insanın gözüne bakın.  

 

Temel'le Fadime'nin bütün çabalarına rağmen, bir düzine çocukları olmuştu. Tüm doğum kontrol yöntemlerini kullandıkları halde karısının 13. çocuğa hamile olduğunu öğrenen Temel, o gece yatağını yorganını sırtladığı gibi yatak odasından çıkarken şöyle bağırdı: -Pundan pöyle pen, koridorda yatacağum. Kocasının hareketinden şaşkınlık içindeki Fadime'nin odadan şöyle seslendiği duyuldu: -Faydaluysa pen de yanuna celeyum bari.     

 

Bin bilsen de, bir bilene danış.  

 

İyimser insan, her karayıkımda bir fırsat; kötümser insan, her fırsatta bir karayıkım görür.     

 

Yaman günün ömrü az olur.    

 

Bir bugün, iki yarına bedeldir.    

 

Bilgi, konuşmadan çok, susmaya yakındır.  

 

Bir işe girişmek için, iyi bir gerekçemiz yoksa; ona başlamamak için, iyi bir neden var demektir.

 

Dünyada başarı kazanmanın iki yolu vardır: Kendi aklından faydalanmak, başkalarının akılsızlıklarından yararlanmak.   

 

Domuz derisinden post olmaz, eski düşman dost olmaz. 

 

Edepliye dediler: "Edebi kimden öğrendin?", dedi: "Edepsizden".  

 

Dinlemeyi öğren. Bazı fırsatlar kapıyı hafif tıklatır.

 

Aptalın "size güvence veririm" demesinden, akıllının "bana öyle geliyor" demesi, gerçeğe daha yakındır.  

 

İzdivaç, insanın ya boynuna taş bağlar, ya da başına taç giydirir. 

 

En beceriksiz kişi, kendi gizini saklayamayandır.

 

Ağaca dayanma kurur, insana güvenme ölür.   

 

Bilim adamlarının en güzel huyu, anlayışsızların karşısında susmalarıdır.

 

Ey Tanrım, beni otuz gün bir adamın pabuçları içinde dolaştırmadan, onun hakkında hüküm vermeme, izin verme.

 

İnsanlar tenkit edilmeleri için sorarlar, fakat istedikleri övülmektir.  

 

Herkesin çözemediği puroblemlerin çoğu, vaktinde ele alınmaya cesaret edilmeyen veya aslında basit görünen ve önem verilmeyen puroblemlerdir.

 

Sevmek fiili, çekimi en zor fiillerdendir. Geçmiş zamanı basit değildir.   

 

Hayatın yüzde onu başıma gelenler, yüzde doksanı da benim bunlara tepkimdir.     

 

Bir de körler var; kuşkusuz hep karanlıkta düşünürler.     

 

Tilkiye "tavuk kebabı yer misin? demişler. "Adamın güleceğini getiriyorsun" demiş. 

 

Eşeğe, at buluncaya kadar binerler.     

 

İnanılmaz şeylere inanmaktan çekinmeyiniz.     

 

Onun bokundan kerpiç olmaz. 

 

Ben ekmek ve peynirimle kavga etmek istemem.  

 

Kendimize göre düşünürüz. Kurallara göre konuşuruz. Adaletlere göre davranırız. 

 

Eşek ile gitme yola, başına gelir türlü bela.

 

İnsanları kendi bulunduğun noktadan değil onların bulunduğu yerden değerlendir.

 

Konuşma.. hiç bir zaman karşı tarafa can sıkıcı görünmemek, her şeyi ilginç söyleyebilmek, ne olursa olsun karşı tarafı eğlendirmek, ağırlamak, söyleyecek hiç bir şeyin olmadığı halde, belli etmemek ve çekici olmaktır.    

 

Allah'ın bildiği, kuldan saklanmaz.

 

Yavaş atın tekmesi, hızlı olur.    

 

İnsanlık Hitler'in fırınlarında pişirildi, bakıyorum nedense hala çiğ.

 

Acı çekmekten korkan insan, korktuğu şeyden acı çekiyordur.

 

İnsanları aşağı görmeye hakkı olan tek bir insan yoktur. Kendisinden bir şey öğrenilmeyecek tek bir insana rastlamadım.

 

Saygısız ağız, anahtarsız açılır.   

 

Olgunluk, gözetleyen olsun olmasın verilen işi yapmak, para olduğu halde israf etmemek, intikamı düşünmeden haksızlığa dayanmaktır.   

 

Aşkın gözü kördür. Evlenince yeniden görmeye başlar insan.  

 

Korkaklarda cesaret olsaydı, herkes tarihe kahraman olarak geçerdi.     

 

Koyun olmayan yerde, keçiye Kerem Ağa derler.     

 

İnsan, sosyal bir hayvandır.     

 

Aldığın abdest, korkuttuğun kurbağaya değmez.     

 

Ülkemizi yönlendirmek için, tüm komutanlarımız deneyim yoluyla yetenek haline gelecek suni tehlikelere sahip olmalıdır. Bunlar: Bağlılık, cesaret, arzu, duygusal güç, fiziksel güç, sevgi, kararlılık, tahmin, zamanlama, rekabetçilik, özgüven, sorumluluk, inanılırlık, ısrarcılık, güvenilirlik, koruyuculuktur.

 

Duvar yapıldıktan sonra duvarcı unutulur.   

 

Hastanedeki arkadaşlarını ve akrabalarını ziyarete git. Senin orada geçireceğin süre onlarınkinden çok daha kısa.  

 

Çevremizi o kadar çok değiştirdik ki şimdi bu yeni çevreye uyabilmek için kendimizi değiştirmemiz gerekiyor.  

 

Siz kolayca, bir adamın karakterini, kendine hiç bir şey yapmayan insanlara ne şekilde muamele ettiğine bakarak anlayabilirsiniz.     

 

Ev yeni, duvar yeni, eleğim seni nereye asayım?     

 

Aç esner, tok geğirir.   

 

Hiç hata yapmayan insan, genellikle hiç bir şey yapmaz.     

 

Başkalarının kusurlarını tartarken, parmağıyla terazinin kefelerine bastırmayan insan pek enderdir.    

 

Mal sahibi, mülk sahibi, mafya olur son sahibi.  

 

Aşkın tırajedisi, ilgisizliktir.

 

Davulun sesini uzaktan, bülbülün sesini yakından dinle.   

 

İhtiyar bir cimri, ölüm döşeğinde yatmakta ve uzun süre yaşamayacağını iyi bilmektedir. Oğullarından birini yanına çağırır ve rica eder: "Mutfaktan çilekli turta kokusu almaktayım. Annen, çilekli turtaya bayıldığımı iyi bilir. Son bir kez, arzumu yerine getirmekle meşgul. Gidip, bana biraz getirir misin?" Oğlan mutfağa sıvışır ve biraz sonra, gülmekten katılarak geri gelir: "Annem, turta cenaze töreninden sonra yenecek, dedi".  

 

Kadınlar erkeklere egemen olmadan önce, kendilerine egemen olmayı öğrenmelidirler.     

 

Kimse, komşusuna ihtiyaç duymayacak kadar zengin değildir.     

 

Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç. Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç. 

 

Yalancı, sahte bir dille beklentilerinin ve duymak istediklerinin hepsini verir. Senin her söylediğini yılan kıvraklığı ile değiştirir.

 

Eşeğe semeri yük değil.

 

Sevda geçer yalan olur, sonra sokar yılan olur.  

 

Tilkiye göre, herkes kendisi gibi tavuk yer.  

 

Herkesin önünde öv.    

 

Kızlarını okutmayan milletler, oğullarının hüsranına ağlasın.  

 

Tanrım bana sabır ver ama lütfen çabuk ol!

 

Balı, parmağı uzun olan yememiş, kısmeti olan yemiş. 

 

Yemeğini didikleyen bir kadınla asla evlenme.   

 

Sosyoloji, en fazla metodu içeren, fakat en az çözümü olan bilim dalıdır.  

 

Korkulu rüya görmektense, uyanık yatmak hayırlıdır.     

 

Çok derin olan kuyu değil, çok kısa olan iptir. 

 

Güneşi balçıkla sıvamak elimde değil. Erdiğim sırları söylemek elimde değil. Aklım düşüncenin derin denizlerinden bir inci çıkardı ki delmek elimde değil.   

 

Her büyük kadının arkasında onu durdurmaya çalışan bir erkek vardır.

 

Tilki, erişemeyeceği üzüme ekşi der.

 

Bazıları büyük olarak doğar, bazıları sonradan büyüklük kazanır, bazıları da zorla büyük olurlar. 

 

Mevkiinden özveride bulunmak, yetki vermek değildir.     

 

Şeytanla sofraya oturanın kaşığı uzun olmalı. 

 

Benim sakalım tutuştu, sen sigara yakmak istersin. 

 

Yüz kelimeyle ifade edilemeyen bir düşünceyi ne söylemeli, ne de yazmalıdır.

 

Armut piş, ağzıma düş.

 

Yanılgı insanlar içindir; ancak silginiz kaleminizden önce bitiyorsa, fazlaca yanlış yapıyorsunuz demektir.

 

Ay olur, yılı besler; gün olur, ayı besler.

 

Yalan atla gider, gerçek yürür, fakat yine de tam zamanında yetişir.  

 

Bütün kainat birbirine sevgi ile bağlanmış. Sevgini vermesini öğren, çünkü gönlün anlasın ki hepsine yer varmış. Sevgisiz insandan, dünya, unutma ki korkarmış.   

 

Çürük tahta, çivi tutmaz.     

 

Tecrübeme göre, eğitimsiz kimselerin de erdemleri çok azdır.  

 

Peyniri saklar deri, avradı saklar eri.  

 

En kısa yol, bilinen yoldur.     

 

Kitabınızı çok tuttum, elime yapıştı.   

 

Paralının eli oynar, parasızın gözü oynar.   

 

Övüngen bir zengin, bir gün filozofa yeni konağını gezdiriyordu. Bütün yerler, pahalı mozayik döşeliydi. Bir ara, nasılsa filozofu bir öksürük tuttu ve ev sahibinin yüzüne tükürük sıçrattı. Zengin sinirlenip, homurdanmaya başlayınca; filozof istifini bozmadan şöyle yanıt verdi: "Kusura bakmayın! Evinizde tükürmek için daha uygun bir yer bulamadım!"     

 

Bunu yazan Tosun okuyana koysun. Oğlum Tosun, sen daha toysun, okuyan sana koysun.    

 

Hastaya döşek sorulmaz.     

 

Kendim gibi olmak istediğim andaki gibi olmak isterdim.

 

Her şeyi devletten beklemeyin, kendi çişinizi kendiniz yapın.

 

Saygı: Saldırmazlık antlaşması önermek. İyimserlik: İyimserlikten doğan kayıplar konusunda iyimserim. 

 

Görüş ayrılığı, yabancılaşmanın başlangıcıdır.   

 

Yanında bir kadın olmadan uyumazdı, artık deliksiz uyuyacak.  

 

Öğrendiklerini bir saat gibi cebinde taşı, ikide bir saati olduğunu göstermek isteyen insanlar gibi ortaya çıkarma, eğer birisi sana saati sorarsa söylersin, ama her saat başında sorulmadan saat kulesi gibi ötme!  

 

Karasineğin derisini soyar.     

 

Yüzü bezek, içi tezek.  

 

Gurbette taşa yaslanmayan, evindeki halının kıymetini bilmez.

 

Kışın, kuş, ağacın tepesine konarsa, gün ılık olur; kenarına konarsa, gün soğuk olur.

 

Utanmak güzeldir, fakat kadınlarda olursa daha da güzel olur. 

 

Açlıktan karnı gurlar, başında püskülü fırlar.  

 

İnsan, yüzü kızaran hayvandır. 

 

Cinayet suçundan otuz altı yıl hapse hükümlü adam, kapatıldığı hücrede can sıkıntısından, gözüne ilişen duvardaki karıncalarla uğraşıp oyalanmaya başlamış. Yuvadan aldığı bir kaç karıncaya, olağanüstü cambazlıklar öğretmiş. Cezasını doldurup cezaevinden çıkarken, eğitip, cambaz yaptığı karıncalarla yaşamını sürdürmeyi düşünmüş. İçlerinde en usta cambaz olan karıncayı da yanına alıp cezaevinden çıkmış. Yıllarca güzel bir yemek yememiş olan adam, bir lokantada karnını güzelce doyurduktan sonra, karıncasının ilk numarasını garsona gösterip bir deneme yapmak istemiş. Garsonu çağırıp: -Hey garson, şu karıncayı görüyorsun ya.. Diye söze başlarken, garson birden atılıp, peçeteyle ezdiği karıncayı masadan atarken: -Çok afedersiniz bayım, demiş.

 

Kahkaha, iki insan arasındaki en yakın mesafedir. 

 

Bugünün düşünürü, aynı zamanda bir eylem adamı olmak zorundadır.  

 

Nasreddin Hoca, eşeğini huysuzluğu yüzünden satmaya karar vererek pazara götürür. Hayvanı, cambaza teslim eder. Bir müşteri gelir, dişine bakmak ister, eşek hart diye ısırır. Bir başkası, kuyruğuna bakayım derken çifteyi yer. Hayvan kimseyi yanına yaklaştırmaz. Kimsenin kendisini muayene etmesine izin vermez. Cambaz da gelir, hayvanın yularını Hoca'ya teslim eder: -Senin hayvanın çok huysuz, der. Kimse bu hayvanı satın almaz. Hoca, eşeğini satamayacağını anlayınca: -Esasında ben de onu satmak için getirmiş değilim, der. Maksadım Ümmeti Muhammed'in benim ondan neler çekmekte olduğumu görüp anlamasıdır.     

 

Evde yoğurt dökülse, kırda buzağı anasını emer.    

 

En beğendiğim tarafım, kendimi beğenmiş olmayışım.

 

Başkalarının bilgisiyle bilgin olsak bile, ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz.   

 

En güzel armudu, domuzlar yer.  

 

Gündüzüm karanlıksa, güneşin kusurundandır.

 

Gerekmeyeni biriktirmezsen, gerektiğinde bulamazsın.     

 

Karaman'ın koyunu, sonra çıkar oyunu.    

 

İki tür insan vardır: İki tür insan vardır diyenler ve demeyenler.     

 

Hiç değilse, çocuğunuzun adını siz koyun. Amerika her yere yetişemiyor!   

 

İnsanlar genellikle, tanrıdan iki kere ikinin dört etmemesini istemek için dua ederler.

 

Sana güvendiğim dağlar, sana da kar yağarmış.   

 

Altı kişi, kendisine daha önce yardımı dokunanı anımsamaz: Öğrenci öğretmeni, evlenen oğul anayı, sevmemeye başlayan erkek kadını, amacına ulaşan yardımcıyı, fundalığa sürüklenen kılavuzu, hasta hekimi.

 

Taşı delen suyun gücü değil, damlalarının sürekliliğidir.   

 

Mertlik, açıkça yapılmasından utanılacak bir şeyi, gizli yapmaktır.     

 

Taş ol da baş yar.   

 

Deveye ot gerektiğinde, boynunu uzatır.

 

Geline "kocan çirkin" derler, "babamın evinde o da yoktu" der.  

 

Toplum önünde konuşma yapan bir insan, aslında dört konuşma yapar: Konuşmadan önce yapacağını düşündüğü, yani hazırladığı konuşma. Yaptığı konuşma. Dinleyicilerin anladığı konuşma. Konuşmadan sonra yerine oturduğu zaman "ah, keşke şunları da söyleseydim, heyecandan unuttuğum konuşma" dediği konuşma.     

 

Kötülük yapmak arzusu duyduğunda, buna neden olan şeye gözlerini kapa, senden uzak duran fenalığa sen de uzak dur.     

 

Pazarlığı asla şansa bırakmayın. Her görüşmeye düşmanların güçlü ve zayıf yanlarını bilerek girin, onun sırlarını bilmek sizi güçlü kılar ve asıl amaçlarınız konusunda onu aldatır.

 

Hayal gücü, bilgiden daha önemlidir.  

 

Mecnuna demişler, yahu bu kadar övdüğün şu senin Leyla'n da pek güzel bir şey değilmiş. Mecnun gülmüş, sen onu benim gözümle bir görebilsen, demiş. 

 

Kadın, insanın kendi gölgesi gibidir; kovalarsınız kaçar, kaçarsınız kaçar.    

 

*Zannedildiğinin aksine, kötülükle iyiliğin savaşından iyilik galip çıkacaktır. 

 

Eğri ağaca yayım, her gördüğüne dayım deme.     

 

Alt dudağı yer süpürür, üst dudağı gök.

 

Biz bir öyküyü iki kez anlatmayı pek severiz, fakat onu bir kereden fazla dinlemeyi asla. 

 

Eşek, lakaptan ölmez.  

 

Hileli pazar, dostluğu bozar.  

 

Kör ne ister: İki göz. Biri eğri, biri düz.   

 

Dul karı, kendi sabunuyla yıkanır.

 

Doğum odasından çıkan hemşire, kanepede oturan Temel'e yanaşıp: "Çok güzel bir çocuğunuz oldu. Bilin bakalım kız mı, erkek mi?" "Pen erkek olmasınu isteydum." "Çok üzgünüm, erkek değil; bir kız çocuğunuz oldu." Temel, hemşirenin yüzüne, üzülme, der gibi bakıp: "Pen zaten hep, içinci ihtimal olarak kız çociğunu düşüneydum da" dedi.  

 

Bir peştemalı var kırmızı; hem anası bağlar, hem kızı.     

 

Yolunu şaşırmak ayıp değil, ayıp olan onu yeniden bulmamaktır.  

 

Büyük değilim ben; ama beni içine sığdıracak bir ülke bulamadım. Pahalı da değilim aslında; ama kendime alıcı bulamadım.     

 

Gençlik bir kitaptı, okuduk bitti; canım bahar geçti çoktan, kış şimdi. Hani sevincin, o cıvıl cıvıl kuş? Nasıl, ne zaman geldi, nasıl gitti?    

 

DİLLAKİ. Büyük harflerle başlamıştık aslında hayata. Önce dil bozuldu, sonra küçüldü kelimeler, gittikçe kısaldı cümleler. Sessizliğe büründü tüm sesli harfler. (Bir DİL-VİN teorisi olsa da spor evrim geçirerek siporlaşsa. Bir DİL-VİN'imiz bile yok, bilmem anlatabilmiyor muyum?) Ne incelik kaldı, ne inceltme işareti. Kurduğumuz cümleler birer birer çöktü. Cümle sonlarına nokta koymaz olduk. Özelleştirildi bütün özneler. Hayatın yüklemi sırtımıza bindi. Şöyle bir "OF" çekecek iki tek harf bulamadık kendimizde.

 

Çocuk sevdiği yere, eşek dövüldüğü yere gider.  

 

Bizi böyle bırakma; ya salıver, ya bağla!    

 

Akıllı sözünü, akılsıza söyletir.     

 

Bu dünyaya anlaşılmak için değil, anlamak için geldik. 

 

Ölü gözünden yaş, imam evinden aş beklenmez. 

 

İmzalayacağın kağıtları dikkatli oku. Büyük puntolu yazıların sana verilenleri, minik puntolu olanların da senden alınacakları içerdiğini unutma.     

 

Bahis aptalın tartışmasıdır ama kazandığında çok inandırıcı olur. 

 

Bilim, umutsuzluğun bitip umudun başladığı yerdir. Araştırıcı, bunun farkına varan insandır. 

 

Hayatımı kaybettim, hükümsüzdür.  

 

Ayağa kalktıktan sonra insanın gölgesi uzadı.   

 

Cildiniz buruşabilir, saçınız ağarabilir ama, aşık olmuş birinin yüzündeki gülücüğün yaşı yoktur. 

 

Altın yerde paslanmaz, taş yağıştan ıslanmaz.  

 

Değişmez kural, değişmez kuralın olmayacağıdır. 

 

Deha, iki kenarı da keskin bir bıçaktır; bir kenarıyla geleceği yontar, bir kenarıyla kendini keser. Ne yazık ki topluma egemen olan iki yanı da kör bıçaklardır. Bunların kendilerine zararı olmazsa da topluma yararı da olmaz. Hayat, iki yanı keskin bıçaklarla iki yanı kör bıçaklar arasında bir düellodan ibarettir. Bir yanı keskin, bir yanı kör bıçaklar mı? Onlar, kendilerine zarar vermeden, toplumu kesmekle meşguldürler.

 

Paylaşmayı bilmeyen, gıpta etmeyi çabuk öğrenir.     

 

Gök gürlemeyince Allah demez.

 

Arabayı hızlı sürmekle itham ediliyordu. Çünkü, uzmanlar, arabayı kullananın sarhoş olduğunu tesbit etmişlerdi. Adam mahkemede: "Sarhoş değildim. Sadece her zamankinden fazla içmişim, o kadar". Hakim kararı bildirdi: "Bu iddianızı nazarı itibare alıyoruz. Sizi, on dört gün yerine, iki hafta hapse mahkum ediyorum".    

 

Bütünüyle onaylama, reddetmenin kibar şeklidir.     

 

Ben derim bayram haftası, o anlar mangal tahtası. 

 

Kapitalizm, insanın insan tarafından sömürülmesidir. Sosyalizm tersi.

 

Mutlu olmak mı istiyorsun? Öyleyse hiç bir yerde aşırılığa kaçma, neşeli ol.    

 

Babalardan biri, uzun çarşıdan yukarı çıkarken, gençler, baba ile alay etmeye karar verirler. Tezgahlardan biri: "Baba!" diye seslenir. Baba, dönüp bakar. Genç: "Afedersiniz birine benzettim" der. Az sonra diğer biri: "Baba!" diye seslenir. O da aynı karşılıkta bulununca, alaya alındığını anlayan baba, çarşının orta göbeğinde durarak: "Namussuzlar!" diye haykırınca, bütün başlar dükkanlardan dışarı sarkmış. Baba: "Amma da namussuz varmış ha!" deyip yoluna devam etmiş.     

 

Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al. 

 

Her soru, bir yanıta layık değildir.     

 

Dokuz ay bekledik saralım diye. Saramadan kara topraklar aldı seni bebeğim.   

 

Şeytanın dostluğu, darağacına kadardır.     

 

Parmak borsası bugün düşüş gösterdi. 10 parmakta bugünkü kapanış: 8 marifet. 

 

Ruhum benim oldukça, bu imanla beraber üç yüz sene, dört yüz sene, beş yüz sene bekler.     

 

Alçak eşek, binmeye kolay; öksüz uşak, dövmeye kolay.

 

Gel, kalbimde yaşa; kira filan istemem.  

 

Malum ya, eskiden İstanbul sokaklarında çok avare köpekler vardı. Bir akşam, sarhoş, meyhaneden dönerken önüne bir sürü köpek çıkarak üzerine saldırmışlar. Sarhoş, sarhoş kafa ile onlardan kendini sakınmak için eğilip bir taş kaldırmak istedi. Tesadüf, eline kaldırım taşlarından birisi rastgeldi. Taşın yerinden kalkmadığını görünce: -Aman! Bu ne acayip memleket! Taşları bağlamışlar da köpekleri salıvermişler, diyerek koşa koşa oradan uzaklaştı.  

 

Deli dediğimiz kişilerin kusurları bizim büyütülmüş kusurlarımızdan başka bir şey değildir.     

 

Bütün cesurlar, ahmaktır.     

 

Kazan kaynıyor; et mi kaynıyor, dert mi kaynıyor?  

 

Ne zina işle, ne de sadaka dağıt.   

 

Hacılık nasip olmayacak kişiyi, deve doruğunda yılan sokar.

 

Yaptığım incelemelerden sonra şu gerçeğe inandım; tembellik insanın benliğini öyle sarar ve etkiler ki gerçek çalışan insanın tembelliğin kurbanı olmuş bir kişiden daha çok dinlenme zamanı vardır.     

 

Mahkeme kapısı, kadıya mülk olmaz.     

 

Bir randevuya erken geldiğin için asla özür dileme.

 

Karamsarlık, zayıf, sinirli insanların bilgeliğe verdiği addır.  

 

Kıskanma, mutsuzluk kaynağıdır.

 

Bıyıktan kesti, sakala koydu. 

 

Bütün bildiklerini karısına söyleyen koca, az şey biliyor demektir.    

 

Benim anlattığım şeyler, gerçek yalanlardır. 

 

Nerede olursa olsun dostuna sahip çık.  

 

Yazık, gönül derdine derman bulmadı. Canım dudağıma geldi, canan gelmedi. Dünyadan habersiz sona ermekte ömrüm. O aşk efsanesi hala sona ermedi.   

 

Kamburunun dostuna hoş görünmesini isteyen, dostunun sivilcelerini hoş görmeli.     

 

Dalma derin derin. Ağlama aşk bu! Mahveder insanı mesutken. Bak ben ağlıyor muyum? Her şeyimi kaybetmişken. 

 

Ey insan, ayan beyan bir kitapsın ki harflerinde yüreğin okunur.

 

Sabırla nezaket birleşince güç doğar. 

 

Sor onlara nerede, o kadar insanın, anahtarlarını dahi taşımakta güçlük çektikleri hazineleri nerede?  

 

"Dünya tarihinin kaydettiği en büyük insan kasapları" diye medeni! Avrupalıların tarihlerine geçen Mongollar, tam bir vicdan hürriyetine hassasiyetle riayet ederlerdi. Perugyalı misyoner Andreas, 1326 senesinde Kubilay'ın ülkesini dolaşmış ve şunları yazmıştır: "Bu devletin hudutları dahilinde, yeryüzünde mevcut bütün dinlere mensup insanlar var ve her birinin keyfi istediği şekilde hususi hayat sürmesine müsaade ediliyor. Çünkü bu devletin başındakiler, herkesin kendi dininde selamete ereceği düşüncesindedir. Biz burada serbestçe ve emniyetle vaiz verebiliyoruz". 

 

Uzun zaman çözemediğimiz sorunlar üzerinde bu kadar konuşacak yerde, bu kadar konuşmayıp biraz daha fazla düşünseydik, bu kadar konuşmaya gerek kalmazdı.  

 

İnsanlara karşı beslediğin güzel niyetlerde cömert ol. En kötü barışı, en haklı kavgaya tercih ederim. 

 

En büyük suçlar, zaruri olanı değil, fazla olanı elde etmek için işlenir.  

 

Kardeşin azarı olsa da beteri olmaz.    

 

Haksızlık önünde eğilmeyiniz, hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz. 

 

Uzun boylular, ahmak olur.     

 

Bugün dünlerin toplamıdır. Dünkü sebep neyse, bugünkü sonuç aynıdır.

 

Soğuk çayla soğuk pilav çekilir de soğuk bakışla buz gibi sözler çekilmez.     

 

İspat edemediğimiz yerde, inanç hakimdir.

 

Gerçek terbiye, insanın kendini ne kadar önemli gördüğünü, başkalarını ise ne kadar küçümsediğini gizlemesi sanatıdır.

 

Varlığını paylaştıklarım göçüp gitti, ayrılıklarıyla başbaşa kaldım.

 

Kötü insanlara güvenebilinir, en azından değişmezler.    

 

Dün EFES pilsen harabelerinde yapılan ani kazılarda İNSANLIK dönemine ait olduğu sanılan bir yazıt bulundu. Yazıt uzmanlarca dilimize çevrildiğinde, üzerindeki şu satırlar hayretle okundu: "HAYATTA HER ŞEY PARA DEĞİLDİR". Uzmanlar şimdi bu satırların ne anlama geldiğini çözmeye çalışıyorlar. Uzmanların işi oldukça zor görünüyor.

 

Çok olup çöp olacağına, az olup öz olsun.  

 

Dünyada yaşamak pahalı ama fiyata güneşin etrafında bir tur da dahil!     

 

Miskinin ahı, tahttan indirir şahı.

 

Yaşamanın sırlarını bilseydin, ölümün sırlarını da çözerdin. Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok, yarın, akılsız, neyi bileceksin?

 

Bilginin bittiği yerde hayal gücü başlamasaydı, bilimsel gelişme olmazdı.     

 

Dünyada en güç şey, tasarlanan şeyi yapmaktır.     

 

Seçim öncesi listeleri düzenleniyordu. Parti merkezinde genel başkan bir öneride bulundu. "Aday listesine Ahmet Bey'i mutlaka katın." Parti ileri gelenlerinden biri itiraz edecek oldu: "Aman, Sayın Başkanım, Ahmet Bey aptalın biridir." "Memleketimizde hatırı sayılır oranda aptal var. Onların da mecliste temsilci bulundurmaya hakları var".     

 

Asla düşmanınızla teması koparmayın, daima atak olun. Bu onu daha düşük düzeyde tutacak ve siz üstün durumda olacaksınız.     

 

Amerikalı astronot, uzay istasyonu ile bağlantı kurmuş, heyecanla konuşuyor: "Alo alo.. Şu anda bir Sovyet füzesi elli altmış metre kadar yakınımıza sokuldu. İçindekileri görebiliyorum. İki, hayır hayır üç kişiler. Durun bakayım. O da ne? Şey.. Fotoğrafımızı çekmeye hazırlanıyorlar. Bana acele talimat verin. Fotoğrafımızı çekiyorlar! Ne yapayım? Aşağıdan, Amerika başkanının talimatı: "Gülümseyin!"

 

Almaya şahin, vermeye karga.  

 

Suçlu yalana ihtiyaç olunan yerde, masum gerçek ayakta kalamaz.

 

Aşağı tükürsem sakalım, yukarı tükürsem bıyığım.     

 

Eşeğin düğüne çağrıldığı yerde, ya su yoktur ya da odun.   

 

Eşek eğitilse de türkü söyleyemez.     

 

Senden daha zeki insanları işe alırsan, onlardan daha zeki olduğunu ispat etmiş olursun.     

 

Büyükler neden büyüktür, bilir misiniz? Biz, dizlerimizin üstüne çökmüşüz de ondan. Artık kalkalım.   

 

Aynalar, hayalleri yansıtmadan biraz önce verebilseler.     

 

Ağlarsa anam ağlar, kalanı yalan ağlar.

 

Geh safa buldu gönül ayinesi, gah keder. Böyledir hal-i cihan, böyle gelir böyle gider.    

 

Kadın ilk öpücük sırasında neler kazanacağını bilmez, fakat son öpücükte neler kaybettiğini bilir.   

 

Erkekliğini kanıtlamak için korunmasız hayvan ve kuşlara ateş etmekten başka yollar bul.    

 

Karadan, artık renk olmaz.     

 

..Bana gelince, ben bir şey biliyorsam, o da bir şey bilmediğimdir. 

 

Bir bilim adamını başkalarından ayıran şey, yeni bir purobleme yaklaşırken veya her hangi bir deneyi yönetirken düşüncelerini, bilinenin sınırlarından kurtarabilme yeteneği ve sonra sonuçları, tarafsız bir davranışla yorumlayıp, bilineni uygulamasıdır.

 

Her büyük sorunun arkasında büyük fırsatlar gizlenmiş olabilir. Gözünü aç. 

 

Talebenizin başlangıçta kusur ve meziyetleri görünür. Siz daima meziyetleri geliştiriniz. Kusurları ise unutturmaya çalışınız.    

 

Kazan dibi kalaylı, komşu kızı kolaylı.

 

Sinek, pekmezi iyi tanır.     

 

Bir hiç olan adam için bencillik büyük bir şeydir.     

 

Eğer bir insan, onun için ömrünü feda edebileceği bir şey keşfetmemişse, yaşamaya hak kazanmış değildir.     

 

Hayallerimiz beşikte başlar, mezarda biter.   

 

Kendinden başkasını düşünmemek, insan ırkının en büyük lanetidir. 

 

On santimlik zirveler en zor tırmanılanlardır.     

 

Kimse, daha çok şey öğrenemeyecek kadar yaşlı değildir.     

 

Bir erkek, bir fikri müdafaa etmesini bilmelidir; bir kadın ise teslim olmasını.     

 

İnsanlığın tarihi: Doğdular, yaşadılar ve öldüler.     

 

İstekler olanaklarla sınırlıdır.   

 

Çalışanlar, kötülük düşünmeye vakit bulamazlar. Çalışmayanlar ise, kendilerini kötülükten kurtaramazlar. 

 

Bir şey gerçekte olamayacağı kadar iyi gösteriliyorsa, muhtemelen iyi değildir.

 

Hareket halinde cehaletten daha korkunç bir güç yoktur.

 

İnsanın en çabuk unuttukları, söyleye söyleye bıktıklarıdır.    

 

Konuşmayan ve pahalıya malolmayan kadınları severim.    

 

Tanrı size bir yüz vermiş, siz kendinize bir tane daha yapıyorsunuz.  

 

İncelik, neyin ne zaman önemseneceğini ve ne zaman küçümseneceğini bilmek sanatıdır.    

 

Yaşamda kazandığım tüm başarılarımı, her zaman, her şeyde bir çeyrek önce davranışıma borçluyum.     

 

Hiç bir zaman, iyi bir savaş ve kötü bir barış yoktur.

 

Büyük adam, büyük olduğunu, fakat bu büyüklüğün küçük olduğunu bilir. 

 

Yarısı ciddi söylenmiş şakadan kaçın. 

 

Hırsı yenmek için daha büyük bir hırsa ihtiyaç vardır. 

 

Beni dünyada düşündüren tek şey, gerçek bir dost bulabilmek.

 

En ufak bir gelişme için dahi iltifat et.   

 

Köylü dizinden, kentli gözünden ısırır.

 

Gönül ne kahve ister, ne kahvehane. Gönül bir dost ister, kahve bahane.

 

Cesaret, tehlike karşısında akıl ve zekanın kullanılmasıdır.

 

Lokum diyeceğine, bokum der.

 

Düşman, karınca ise sen fil san.

 

Erkek yaşını saklamaya, kadın ise saklamamaya başladığında yaşlanmıştır.     

 

Meyhanede içip içip sarhoş olan adam etrafına bakınıp bir şeyler aranıyordu. Bulamayınca, yanında oturan en az kendisi kadar sarhoş başka birine: "Arkadaş, bu meyhanenin tuvaleti nerededir acaba?" dedi. "Şu koridorun sonunda, solda. Yalnız gitmişken benim yerime de bir çiş yapıver." "Peki" dedi adam. Gitti ve 5-10 dakika sonra dönüp öbürüne bir tokat patlattı. "Ulan madem çişin yoktu, niye yolladın beni!".     

 

Dehasız çalışanlar çoktur, fakat çalışmayan bir deha asla.     

 

İnsanların hisleri bilgileriyle ters orantılıdır. Ne kadar az bilirseniz, onu o kadar şiddetle müdafaa edersiniz.   

 

Akıllı bir adama: "Bilim nedir?" diye sormuşlar. "İnsanları tanımak" demiş. "Ya erdem nedir?" diye sorduklarında: "İnsanları sevmek" diye yanıtlamış.     

 

Eğer istediğini yapamıyorsan, yapabileceğini iste.

 

Kendi kendinin öğretmeni olanın öğrencisi akılsızdır.     

 

Gün görmeyen gün görse, gündüz mum yakar.

 

Ey Tanrım! Bana değiştirebilecek şeyleri, değiştirecek cesareti, değiştirilemeyecek veya değiştirilmesine lüzum olmayan şeyleri kabul edecek kuvveti ve bu iki şeyi birbirinden ayırabilecek bilgeliği de ver.

 

Tarih yazacaklara tavsiyem: Sakın yazmayın!     

 

Deryaya taş atmakla, su bulanmaz.  

 

Her okuyan molla, bilgin olmaz. 

 

Ana ile kız, tepside şeker gibidir.

 

Nankör, yediği tabağına tükürür.

 

Eşeğin canı yanınca, attan yörük olur.

 

Cevher, kendi kendine var olan ve ancak kendisi tarafından kavranan şeydir.     

 

Düşünce ölümsüzdür, yeterki yeniden üretilsin.     

 

Boklu, çamurluya mana bulur.  

 

Dağların tepesinde nilüfer yetişmez, hayduttan iyilik gelmez.

 

Dedikodu, ahlak dersleri ile şişirilmiş gevezeliktir.     

 

Kedilerle ilgili şöyle bir sorun var: Bir kelebek de görseler, baltalı bir katil de; yüzlerinde aynı ifade bulunur.     

 

Çocuk, bir büyüğün yavru bir kediden nasıl vazgeçebildiğini anlamayan bir varlıktır.

 

Uyuşamayız, yollarımız ayrı. Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi. Senin yiyeceğin kalaylı kapta. Benimki aslan ağzında. Sen aşk rüyası görürsün, ben kemik.

 

Utangaç bir kedi, fareyi kahraman yapar.    

 

Bir kedinin gözünde her şey kedilere aittir.  

 

Her canın dokuz kedisi olmalı. 

 

Bütün hayvanlar eşittir; ama bazıları daha eşittir.     

 

Köpek bir liberal gibidir. Herkesi hoşnut tutmak ister. Bir kedinin ise gerçekte herkesin onu sevdiğini bilmesine ihtiyacı yoktur.

 

Kedilerin bir konuda insanlardan daha bilge olduklarını düşünüyorum: Yaşanılan andan aldıkları sessiz, dingin zevk.

 

Çok ender olarak bir kediyi sıkıntılı görürsünüz. Hiç vicdanları yoktur ve asla pişman olmazlar.   

 

İyi bir cümlenin yaratıcısından sonraki en önemli kişi, onu ilk kez alıntı olarak kullanandır.     

 

Müşteri anlamak zorunda değildir. Müşteri, müşteridir. 

 

Kurum, yetki ve liderlik altında ortak bir amacı gerçekleştirmek için işbirliği içinde çalışan insan gurubunun koordine edilmiş eylemlerinden oluşan bir sistemdir.     

 

Unutmayın, dünyadaki en güzel şeyler, en yararsız olanlardır. Örneğin tavus kuşları ve zambaklar.   

 

Güzellik, görenin gözündedir.

 

Güzellik iyidir, aldatmacasının bu denli su geçirmez olması hayranlık uyandırıcı. 

 

İyi basit, kötü ise çok yönlüdür.   

 

Kalite, mükemmel olan ile iş görülebilir olanı birbirinden ayıran şeydir.     

 

Herkes için iyi olamayan, aslında iyi değildir.

 

Dünyada yalnızca iki kalite vardır: Yeterlilik ve yetersizlik. Ve sadece iki tip insan vardır: Yeterliler ve yetersizler.  

 

Yaşamdaki eğlenceli şeylerden biri de şu; en iyi dışındakileri kabul etmeyi reddedersen çoğunlukla onu elde edersin.    

 

Sıradanlık yegane günahtır.     

 

Düşünme olmaksızın öğrenme emek kaybıdır. Öğrenme olmaksızın düşünme ise tehlikelidir.     

 

Her şey hakkında bir şey öğrenmeye ve bir şey hakkındaki her şeyi öğrenmeye çalışın. 

 

Öğretilen şeyler unutulduktan sonra kalan, eğitimdir.  

 

İnsanlık tarihi giderek, eğitimle felaket arasında bir yarışa dönüşmektedir.     

 

Eğitim hayran olunacak bir şeydir. Fakat zaman zaman şurası hatırlanmalıdır ki, bilinmeye değer olmayan hiç bir şey öğretilemez.

 

Dünyaya ilişkin bilgi dünyada edinilir, kralın odasında değil.

 

Tecrübe çok pahalı bir okuldur, ama budalalar başka okulda öğrenemez.     

 

Ah! Mutluluk bilginin kendisinde değil, bilginin edinilmesi sürecindedir.

 

Eğitim her şeydir. Şeftali bir zamanlar acı bademdi; karnabahar, üniversite eğitimi almış lahanadan başka bir şey değildir.  

 

Aptallıktan başka günah yoktur.

 

Yapmayı öğrenmek zorunda olduğumuz her şeyi, yaparak öğreniriz.

 

Genel bir kural olarak, yaşamdaki en başarılı insan, en iyi bilgiye sahip olandır.

 

Değerimiz yaptıklarımızdan değil, anladıklarımızdan gelir. Herkes nasılsa bir şeyler yapıyor.     

 

İnsanlar yalnızca görmeye hazır oldukları şeyi görürler.    

 

Hala öğreniyorum. 

 

Eğitim ders vermek değildir. Bir bireyin içsel yeteneklerini genişletme aracıdır.     

 

Yalnızca yetenek ve doğru eğitim kişiyi sürekli yeni çözümler arama konusunda güçlendirir.

 

Eğitim, eğitim, yeniden eğitim ve sonra daha fazla eğitim. Eğer bir daha tekrar etmemi istiyorsanız, demek ki anlamıyorsunuz.

 

Eğitim iyi niyetleri iyi sonuçlara çevirir.   

 

Eğitimin yapamayacağı hiç bir şey yoktur. Hiç bir şey onun etki alanının dışında kalamaz. Kötü ahlakları iyiye çevirebilir; kötü ilkeleri yıkar ve yerine yenilerini koyar; insanları melekler seviyesine çıkarabilir. 

 

İnsanlar, nasıl gurup halinde puroblem çözeceklerini, bütüne uyan kararları nasıl alacaklarını veya fikirlerini nasıl sunacaklarını otomatik olarak öğrenmezler. Yetenekleri gelişip kendilerini rahat hissedene kadar, bu işleri yapmaktan her koşulda kaçınacaklardır.

 

Deneyim aptalların öğretmenidir.   

 

Japonların yönetim anlayışı tek bir hükme dayanmaktadır: Sıtandartları sağlamak ve geliştirmek.

 

İyi bir iltifat, beni iki ay idare eder. 

 

Tüm düzeylerdeki çalışanlar, nasıl performans gösterdiklerini bildikleri takdirde, ölçülebilir bir biçimde daha iyi performans göstereceklerdir.    

 

İnsan, inatçı bir anlam arayıcıdır.  

 

Sürpriz, keşfin tek yoludur. İşimizi yöneten önemli ilkeleri bulup çıkarmak istiyorsak, izleyebileceğimiz tek yoldur. Bu evrenin dansı, sahip olduğumuz tüm ilişkilere uyarlanabilir. Gelecekteki adımları biliyor olmamız önemli değildir. Anahtar, müzikle ilgileniyor ve dans pistinde özgürce hareket ediyor olabilmektir.    

 

Kendilerine şu an önemli gelen gereksinimlerin işyerinde tatmin edilmesi konusunda hayal kırıklığına uğramış insanlar, tam tamına tahmin edebileceğimiz gibi davranırlar. Tembellik, girişimde bulunmama, sorumluluk almada isteksizlik, değişime direnç, demagoji yapanları peşine takılma, ekonomik çıkarlar doğrultusunda mantıksız talepler. Öyle görülüyor ki kendi ördüğümüz bir ağa yakalanmış durumdayız.     

 

Hiç bir teşvik, kişinin kendi çalışmasının sonuçlarına katlanarak yaşamak zorunda kalacağını bilmesi kadar etkin olamaz.   

 

Ben kendi ayakkabımın vurduğu yeri bilirim.    

 

Aslında insanlar bir şeyi kendi istedikleri için yaparlar, yapmak zorunda oldukları için değil.

 

Kendi kişisel amaçlarının örgütün hedefleri ile uyum gösterdiğini gören bireyler; işe istekli bir biçimde gelmek, sıkı çalışmak, örgütten ve yaptıkları işten tatmin olmak, örgüte bağlanmak ve örgütün başarısına kendini adamak konularında ön sıralarda yer almaya eğilimlidir. 

 

İnsanlara nereye gideceklerini söyleyip, oraya nasıl gideceklerine kendilerinin karar vermelerini sağlarsanız, alınacak sonuçlara hayran kalırsınız.  

 

"İnsanlar yaşamdan ne bekler?" diye sorduğumuz zaman, onların tam da özü ile ilgilenmiş oluruz.    

 

Olmak, sahip olmaktan farklı bir şeydir. Olmak, bu düşünürlere göre, sahip olmaktan tümüyle ayrı ve daha önemlidir. Onlara göre, batılı yaşam tarzı, insanları özlerinden koparmış, " olma"larını önlemiş ve "sahip olma"ya doğru yöneltmiştir. Gerçek özgürlük, bireyin "olmak" için vereceği savaşı kazanmasında yatar. "Olmak" daha çok zihinsel bir süreçtir; bir şeyi, durumu yaşamaktır. O şey veya durum gibi "olmak"tır. "Sahip olmak" ise daha çok bir şeyi elde etmek, bir durumu dışarıdan seyretmek ve ona katılmamak, içselleştirememektir. Daha çok tüketmeye yöneliktir. "Olmak" sürece yöneliktir. Bir şey veya durumu elde etmek için verilen mücadelenin zevkli, insana güç ve yaşam enerjisi veren bir yönü olduğu düşünülür. "Sahip olmak" ise sonuç odaklıdır. Bir şeyi elde etmiş olmak yeterlidir. Ancak, elde ettikten sonra, o şeyin insanı mutlu etmesi söz konusu olmayacaktır. Örnek vermek gerekirse, futbol oynamak "olmak" iken, maça gidip seyretmek "sahip olmak"tır. Yalnızca maçı kazanmaya odaklanmak "sahip olmak" iken, oynanan oyundan zevk almak, iyi oynadık, diyebilmek, oyun sürecini zevkli, güçlü kılmaya çabalamak, "olmak"tır. 

 

Açıktır ki yazgıların en güzeli, bir insanın sahip olabileceği en büyük hazine, tutkuyla yaptığı bir iş için ona para ödeniyor olmasıdır.  

 

İnsan doğasındaki en derin ilke, değerli bulunmaya duyulan şiddetli istektir.     

 

Bir şeyin kötü gidebilme olasılığı varsa, kötü gider.     

 

İnsanların değişmesi gerekmemelidir, süreçler değişmelidir.    

 

Sistem düşüncesi bize, her hangi bir şeyin dışarıda kalmadığını söylemektedir. Yani, siz ve problemlerinizin kaynağı tek bir sistemin parçalarıdır.     

 

Puroblem insanlar değildir, sistemdir.  

 

Tarafsızlık, problemler için bireyleri suçlamamak anlamına gelir. Sorularınızı ve sorgulamalarınızı işe yöneltin. Yanlış olan işin kendisidir, birey değil. 

 

İdeal olan, toplantılar olmadan işleyebilen örgütlerdir.

 

"Yıllardır süregeliyor" sözü, hatanın sistemde yattığını gösteren bir itiraftır.

 

Her kuruluşun dokümanlarının bir yerinde, bu kuruluşun en önemli kaynağının orada çalışan insanlar olduğu belirtilir. Gene de, çalışanlara kendi performanslarının değerlendirilmesi yöntemlerinden hoşlanıp hoşlanmadığını her sorduğumda hepsi gülmeye başlıyor.    

 

İyileştirme ile ilgili iki yaklaşımdan kaçınmak gerekir: Tutkusuz sistemler ve sistemsiz tutkular.    

 

Eğer yapabileceğinizi ya da yapamayacağınızı düşünüyorsanız, muhtemelen haklısınız.

 

Başarmanın sırrı, ısrarla istemektir. 

 

Bunun kulaklara korkunç geleceğini biliyorum, fakat ben yöne ilgi duymaktan çok hız faktörüyle ilgileniyorum. Hareket etmeye başladığınızda yön ve yol değiştirebilirsiniz. Ama önemli olan harekete geçmektir. 

 

Pilanlama başka şeydir, eylem başka şey.    

 

İşe kesinliklerle başlayan, şüphelerle bitirir. Şüphelerle başlamaya razı olan, kesinliklerle bitirir.     

 

Yapabilirsin, çünkü yapmalısın.

 

Altın kural şudur: Her hangi bir altın kural yoktur.     

 

İnsanlık açısından büyük olan hiç bir şey düşünce yoluyla bulunmamıştır.

 

Bizim için en önemli olan şeyler, hiç bir zaman daha az önemli olan şeylerin insafına terkedilmemelidir.     

 

İyi bir başlangıç, iyi bir bitiş demektir. 

 

İşte tüm yaşamın anlamı: Zamanlama.     

 

Mükemmellik, disiplin ve amaca olan bağlılığı içerir.     

 

Çekiç ve çiviler olmadan ev inşa edemezsiniz.    

 

İçinde tutku olmayan bir sistem başarısız olacağı gibi, içinde sistem olmayan bir tutku da başarısızlığa mahkumdur. İçinde tutku olan bir sisteme sahip olmalıyız.  

 

Büyük ve çok tanınmış bir şirketin üst düzey yöneticisi, toplantı odasına şu heyecan verici sloganları asmıştı: "Zeka, bilgi edinmenin yerini tutamaz" "Heves, kapasitenin yerini tutamaz" "İstek, deneyimin yerini tutamaz". Bir gün tüm sloganlar indirildi, çünkü biri en alta şunu yazmıştı: "Toplantılar, ilerlemenin yerini tutamaz".

 

Her hangi bir örgütteki en üst düzey yönetimi eleştirmek kolaydır. Göz önündedirler, yaptıkları ve yapmadıkları bir çok kişi tarafından bilinir ve değiştirmek için gerekli olan güce sahiptirler. Ancak, gerçek neden onların eyleme geçmemesinden daha derinde yatıyor olabilir. Belki de eyleme geçmiyor olmalarının nedeni, bilmiyor olmalarıdır.    

 

Herkes, kendisine en çok uyan şeyin, yapılması doğru olan şey olduğuna inanır. 

 

Hoşlandığınız şeyi elde etmeye bakın, yoksa elde ettiğinizden hoşlanmaya zorlanabilirsiniz.    

 

Bilinmeyeni hiç kimse arzulamaz. 

 

9999 Kez ampulü mükemmelleştirmek için çabaladıktan, fakat başaramadıktan sonra, biri Thomas Edison'a sorar: "Onbininci başarısızlığınıza doğru mu gidiyorsunuz?"

Cevap şu oldu: "Başarısız değilim. Sadece, ampulü icat etmemenin başka bir yolunu daha buldum."  

 

Bugünün sorunları, dünün çözümlerinden kaynaklanır.     

 

Acaba kaç tane "kesin", kesinin dayandığı varsayımın yanlışlığı nedeniyle geri tepmektedir?    

 

Büyük ağaçları, küçük darbeler devirir.     

 

Deneyim, hatalarımıza verdiğimiz addır.   

 

Yaşam, yetersiz önermelerden yeterli sonuçlar çıkarma sanatıdır.     

 

Bilime olan güven, önsezi ve sezginin yok edilmesi anlamına gelmez. Aksine, bilim tarihi, şans, önsezi, beklenmedik olaylar ve hatta raslantı sayesinde yapılmış keşiflerle süslüdür... Önsezilerini kullanan yöneticilerin büyük çoğunluğu aynı zamanda, kendi eylemlerine ilişkin yüksek bir bilgi ve kavrama seviyesine de sahiptirler. Bu durumda sorun, ne zaman bilimin kullanılacağı, ne zaman sezgiye dayanılacağı değil, her ikisinin nasıl etkili bir biçimde bir araya getirileceğidir. 

 

Özel bir yeteneğim yok, yalnızca aşırı meraklıyım.     

 

Karşılaştığımız her hangi bir problem, o problemi yaratmış olduğumuz zamandakiyle aynı olan düşünce düzeyinde çözülemez.

 

Açık seçik olanın analizini üstlenmek, oldukça sıradışı bir zihni gerektirir. 

 

Eski bir yanlış, yeni bir gerçekten daima daha popülerdir.

 

Var olan problemi görememek de bir problemdir.

 

Şans, boş bir kelimedir; nedensiz hiç bir şey varolamaz.

 

Korku, batıl inançların temel kaynağıdır. Zulmün de bir çok kaynağından biridir. Korkuyu fethetmek, bilgeliğin başlangıcıdır.   

 

Korku, nesneleri en kötü ışıkta gösterir.  

 

Bir mezartaşı yazısı: Burada kendinden daha zeki insanları çevresine nasıl toplayacağını bilen biri yatıyor.

 

Patron sürer, lider yol gösterir. Patron otoriteye dayanır, lider işbirliğine. Patron "ben" der, lider "biz". Patron korku yaratır, llider güven. Patron nasıl yapılacağını bilir, lider nasıl olacağını gösterir. Patron dargınlık yaratır, lider heves üretir. Patron suçlu bulur, lider hataları tamir eder. Patron işi ağır ve sıkıcı yapar, lider ilginç.

 

Bilge insan kendindekini arar, küçük insan başkalarındakini arar.   

 

Yapabiliyorlar çünkü yapabileceklerini düşünüyorlar.  

 

Deneyim, bir insanın başına gelen şeyler değildir. Deneyim, başına gelen şeylerle ilişkili olarak insanın kendisinin ne yaptığıdır.   

 

Yalnızca sıradan insanlar, kendi potansiyellerinin daima en iyi noktasındadırlar.    

 

Ne olduğumuzu biliyoruz, ama ne olabileceğimizi bilmiyoruz.

 

Bilimin en büyük trajedisi, güzel bir hipotezin çirkin bir gerçek tarafından katledilmesidir.

 

İşyerinizdeki masanız, dünyaya bakmak için tehlikeli bir yerdir. 

 

Önce gerçekleri elde edin, daha sonra onları istediğiniz gibi çarpıtabilirsiniz.     

 

Kıyaslama dışında hiç bir şey, iyi ya da kötü değildir.     

 

Etkili olan her şey sayılamaz; sayılabilen her şey etkili olamaz.   

 

Bilge adamın davranışlarını olasılıklar yönlendirir.

 

Matematiğe inanmıyorum.     

 

Eğer hayal edebildiğin bir şeyse, yapabilirsin.

 

Dürüst kelimeler bedavadır. 

 

Rakiplerimizden daha hızlı öğrenme yeteneği, belki de rekabetteki tek sürdürülebilir avantajdır.     

 

Bugün halledemediğimiz bir sorunun nedeni, dün onu doğru yapmak için zaman ayırmamış olmamızdır.     

 

İyi bir oyunun sonsöze ihtiyacı vardır. 

 

Herkesin işi, hiç kimsenin işi değildir.

 

Şuna inanıyorum ki, her hak bir sorumluluk, her fırsat bir zorunluluk, her sahiplik bir görev anlamına gelmektedir.    

 

İyi şeyler yalnızca planlanırsa olur, kötü şeyler kendiliğinden olur.     

 

Eğer kişi hangi limana yelken açtığını bilmiyorsa, hiç bir rüzgar işine yaramaz.    

 

Bana kalırsa amaçları karıştırmak, beri yandan araçları mükemmelleştirmek, çağımızın özelliğidir.   

 

Değiştirilemeyen şey, kötü bir plandır.

 

Kısaca ifade edebilmek, yeteneğin kardeşidir.    

 

Bireysel yetenekler, gurup içinde öyle bir araya gelirler ki, yeni bir şey keşfetme konusunda gurubun yeteneği, onu oluşturan bireylerin yeteneğinin basit toplamından daha fazladır.     

 

Eğer daha ileriyi gördüysem, devlerin omuzlarında durduğum için olmuştur.  

 

Gerçek üzerinde konuşmak için iki kişi gerekir: Biri konuşacak, diğeri dinleyecektir.   

 

Bir şeyin iyi yapılmasını istiyorsan kendin yap.  

 

Zar oyununda en iyi rakip, sıradan bir insan değil, iyi bir zar oyuncusu olan kişidir. 

 

Fikir birliğine varma süreci, uzlaşma sağlanıncaya kadar özgür ve açık biçimde karşılıklı fikir alışverişinde bulunmaktır. Bu süreç, her bireyin çıkarlarının duyulduğunu ve anlaşıldığını, bir sonuç formüle edilirken onları dikkate almak için samimi bir çaba gösterdiğini varsayar. Bu sonuç her bireyin isteklerini bire bir yansıtmayabilir, ancak herkesin en önemli çıkarlarını da yok saymadığı için, tamamı herkes tarafından kabul edilebilir.   

 

Eğer bir atınız ve bir arabanız varsa, üç şeye sahipsiniz: Bir at, bir araba ve bir at arabası.     

 

Komite, gereksizi yapmak için, yeteneksizler arasından seçilmiş gönülsüzler gurubudur.

 

Girişimde bulunan kişi ile bulunmayan kişi arasındaki fark, gerçekten gece ile gündüz arasındaki farktır.     

 

Öyleyse kesin tahminler ve tekdüzelik olanaksızdır. Bu hafif bir kararsızlık duygusu verse de, kesinlikle daha ilginç bir dünya ortaya çıkarır. İnsanlar "tahmin edilebilir"den sürprizler yaşamaya geçebilirler. 

 

Düşünmek, varolan en zor iştir. Belki de bu yüzden çok az insan onunla meşgul oluyor.

 

İmkansız denen şeye karşı sağlıklı bir saygısızlık geliştirin.   

 

Geçmiştekiler önsözdür.     

 

Bazı insanlar her şeyi olduğu gibi görürler ve "neden" diye sorarlar. Ben ise her şeyi asla olmadığı biçimde hayal ederim ve "neden olmasın" diye sorarım.     

 

Hayal kurma, bilgiden daha önemlidir. Çünkü bilgi sınırlıdır, ancak hayal kurma tüm dünyayı kapsar.     

 

Sığ insanlar şansa ve tesadüflere inanır. Güçlü insanlar neden-sonuç ilişkilerine inanır.   

 

Kaos yaşamı, düzen alışkanlıkları besler.     

 

Genel olarak insanların iki tip altında toplandıklarını görüyoruz. Bir tarafta tepkici(reactive) insanlar yer alıyor. Bunlar, bir olayın olmasını bekliyorlar, bu olanın kader olduğunu kabulleniyorlar, onu "dayanılması" gereken bir şey olarak algılıyorlar. Diğer tarafta ise etkisel insanlar yer alıyor. Bunlar ise, her olayın meydana gelişini, dolayısıyla da ondan çıkabilecek sonucu değiştirebileceklerini, belli bir dereceye kadar kontrol edebileceklerini biliyorlar. O yönde girişimde bulunuyorlar, inisiyatifi ellerinde tutmak için çaba sarfediyorlar. Olay olmadan önce harekete geçiyorlar. 

 

Sonuçlara üzülmeyin, süreçle ilgilenin.    

 

Kendinizi bir başkası için gerekli kılın.    

 

Mantıklı bir insan kendini dünyaya uydurur. Mantıksız bir insan ise dünyayı kendine uydurma konusunda ısrar eder. Dolayısıyla tüm gelişmeler mantıksız insanlardan çıkar.   

 

Başarısızlıkla karşılaşmaya gönüllü olmalısınız.

 

Sevilen kim zavallı sayılabilir?

 

Biz ikimiz yeterli çoğunluk oluşturuyoruz. 

 

Kaplumbağaya dikkat et. Ancak kafasını çıkarıp risk aldığında ilerleyebiliyor.     

 

Bir tek cesur adam, çoğunluk demektir.

 

Değerlerinin ne olduğunu iyi bilirsen, karar vermekte güçlük çekmezsin. 

 

Doğru söylediğin sürece, belleğin daha az yorulur.     

 

İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.     

 

Kesinlikle evlen. Karın iyiyse mutlu, kötüyse filozof olursun.

 

Hayalgücüne sahip biri asla yalnız kalmaz. 

 

Açlıktan ölmek üzere olan bir köpeği besleyip doyurduğunuzda sizi ısırmayacaktır. Bu, insanla köpek arasındaki temel farklılıktır. 

 

Doğduğunda sen ağlamıştın, herkes bayram etmişti. Öyle bir hayatın olsun ki, öldüğünde herkes ağlasın sen bayram et.  

 

Yaptığımız şeyler için pişmanlık zamanla geçer, ne var ki, yapmadığım şeylere pişmanlığın çaresi yoktur.

 

Davranışlarından utanıp sıkılma. Yaşamın tümü bir denemedir.

 

Kaza geliyorum diyor, ama anlayacağımız dilde söylemediği için, bize demiyormuş gibi geliyor.     

 

Bir gün babama, işleri diğer insanlar gibi yapamadığım için üzüldüğümü söyledim. Babamın nasihatı: "Margo, koyun olma. İnsanlar koyunları sevmezler. İnsanlar koyunları yerler."     

 

Akıl kendi başına cenneti cehennem, cehennemi cennet yapabilir.    

 

Her şey aynı nefesten alır: Hayvanlar, ağaçlar, insanlar... Hayvanlar olmazsa insanlar ne yapar? Bütün hayvanlar gitse insanların ruhu büyük bir yalnızlığa boğulur; insanlar yalnızlıktan ölür.    

 

İnsanın özgürlüğü, kendisine yapılanlara karşı takındığı tavırda gizlidir.     

 

Başkalarının bizi kızdıran tarafları kendimizi anlamamıza yol açar.   

 

Düşlemek, bilmekten daha önemlidir.  

 

Hızlı yaşamanın ötesinde hayatın bir anlamı olmalı.     

 

Kişinin kendi ilkeleri uğruna savaşması, bu ilkelerle ahenk içinde yaşamasından daha kolaydır.    

 

Düşüncenin gizlerinde gücümü buldum.    

 

Ufak şeylerden zevk alabilmek; lüks yerine zarafet aramak; saygı istemek yerine değerli olmak; zengin olmak yerine kimseye muhtaç olmamak; sıkı çalışmak, sessizce düşünmek ve dürüst konuşmak; yıldızları, kuşları, bebekleri ve bilgeleri açık kalple dinlemek. İşte benim senfonim!

 

Biz bu dünyaya gelmeyiz, bu dünyada oluşuruz; yaprağın ağaçta oluşması gibi. Okyanusun dalgaları yaratması gibi, evren yaşamı, insanları yaratır. Her insan doğanın, tüm evrenin bir devinimi, kendine özgü bir ifadesidir.     

 

Göz odur ki dağın  arkasını göre, akıl odur ki başa geleceği bile.   

 

Başarıyı hedef alın; mükemmel olmayı değil. Yanlış yapma hakkınızdan vazgeçmeyin; vazgeçerseniz yeni şeyler öğrenme ve gelişme olanağınızı kaybedersiniz. Unutmayın; mükemmeliyetçiliğin arkasında korku yatar. İnsan olduğunuzu hatırlayarak korkularınızı göğüsleyin. Daha mutlu ve daha etkili bir insan olursunuz. 

 

Bütün acılara dayanılır, yeterki ekmeğin olsun. 

 

İşi çok olanların, gözyaşları için vakitleri yoktur.

 

Acı çekmek, ölmekten daha çok cesaret ister.  

 

Tatlı şeyler, sonu iyi biten acılardır.    

 

Bir kadının sevgisine ulaşmak için geçilen yolların en kısası "acımak"tır.     

 

Yemeğe n'aparsan yap, boşaltma da kileri, Ahçıların ahçısı şu açlık dedikleri.   

 

Adalet, ulusların sürekli yiyeceğidir.

 

Adalet, evrenin ruhudur.     

 

Aile, kıralların bile giremediği bir kaledir.  

 

Akıl, yalnız doğrulukta bulunur.     

 

Al, ver diyorlar; al, verme demiyorlar.

 

Kadınlar ile filler unutkan değildirler.

 

Anıtlara ihtiyaçları olmayanlar, anıtlarının dikilmesini hak etmişlerdir.     

 

Her aptal, kendini beğenen bir başka aptal bulur.    

 

Gençler, yaşlıların aptal olduklarını sanırlar; ama yaşlılar, gençlerin aptal olduklarını bilirler. 

 

Bilgili bir aptal, bilgisiz bir aptaldan daha aptaldır. 

 

Aptallar arasında akıllı görünmek isteyenler, akıllılar arasında aptal görünürler.

 

Üç gerçek dost vardır: Yaşlı bir karı, yaşlı bir köpek, hazır para.  

 

İlk ve son aşkımız, kendimize karşı olandır.     

 

Erkekler, aşka aşık olarak başlar, kadınlara aşık olarak bitirirler; kadınlar da erkeklere aşık olarak başlar, aşka aşık olarak bitirirler.    

 

Akıllılara bakın, aşık olunca nasıl da aptallaşıyorlar. 

 

Bildiğim tek sanat şudur: Beğenmemek.  

 

Bizi beğenenlerin hepsini severiz; ama beğendiklerimizin hepsini sevmeyiz.  

 

Ya hepimiz birlikte asılırız; ya da teker teker asılırız.     

 

Cesur, her ülkede bir barınak bulur.  

 

Gerçekten cesaretli olanlar için, cesaret diye bir şey yoktur.

 

Bırakın, kendi yağlarında kavrulsunlar.   

 

Haklıların mahkum edildiği bir ülkede, bütün doğruların yeri cezaevidir.     

 

Ayrı ayrı ele alırsanız, bireylerde çılgınlığa pek az rastlarsınız; topluluklar, partiler, uluslarda çılgınlık en belirgin şeydir.  

 

Bütün insanların çılgın olduklarını öğretiyorum size.     

 

Çiçekler, çocukların bile anladığı kelimelerdir.   

 

Yaşamak, bir yanardağın üstünde dansetmektir.  

 

Başkaları için zor olan bir şeyi yapmak kabiliyetli olmaktır; kabiliyetliler için imkansız olan şeyi yapmak ta dahi olmaktır.     

 

Deha, insanın kendi ateşini yakmasıdır.

 

Dua etmeyi öğrenmek isteyenler denize girsinler.     

 

Dikkatsizlik, her ülkede mezarı olan bir şeydir. 

 

Tek din, iyi bir yaşayıştır.     

 

Din adamı, geçindiremeyeceği kadar büyük bir ailenin reisidir.     

 

Dinlenmesini bilenler, ülkeleri  fethetmesini bilenlerden daha büyüktürler.     

 

Bir ağaç, her hangi bir prensten daha soyludur.

 

Edebiyat, yazıların meydana getirdiği bir cumhuriyettir.  

 

Hayatımda işi eğlence, eğlenceyi iş olarak kabul ettiğim için başarı kazandım.  

 

Çok süslenenlere bakın; hepsi de gizlenmek istiyordur. 

 

Dünyanın en güzel elbisesi, düğün elbisesidir.   

 

Her kadın evlenmeli; hiç bir erkek evlenmemeli.

 

Kadın evlenmeden önce, erkek evlendikten sonra ağlar.   

 

Evlilik, üstünde bütün kadınların anlaştığı, bütün erkeklerin de anlaşamadığı bir konudur.     

 

Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek: Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek.   

 

Bize öyle bir güç verin ki, kendimizi başkalarının gördüğü gibi görelim.  

 

Öyle bir görünüşü var ki. ağzında tereyağı bile erimez sanırsınız.   

 

Küçük insanların, büyük gururları olur.  

 

Hayat, bir masala benzer. Uzunluğu değil, iyi olup olmadığı önemlidir.

 

Erkekler hayatı çok erken, kadınlar çok geç anlar. 

 

Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir.     

 

Hürriyet, tarihin kaybolmayan tek değeridir.     

 

İyi olup ta kötü görünmek isteyenlere de "iki yüzlü" derim ben. 

 

İktisat, yoksulların tuzudur.     

 

İnanç, aklın devamıdır.

 

İnsan gülümseyişle gözyaşı arasında gidip gelen bir sarkaçtır.   

 

İnsan, insanın şeytanıdır.     

 

Dünya benim ülkem, insanlar benim kardeşlerim, iyilik yapmak da benim dinimdir.

 

Gerçek olan bir tek yarış vardır: İnsanlık yarışı.  

 

Şövalyelik çağı geçti, insanlık çağı geldi. 

 

Hem para harcayan, hem de para biriktiren adama ne mutlu! 

 

İlk isteği bastırmak, öteki istekleri tatmin etmekten daha kolaydır.  

 

Devrimler, kusurların düzeltilmesi; ihtilaller de, çoğu kere, kuvvetin el değiştirmesidir.

 

Kadınlar, gurularını kurtaran yalanlardan hoşlanırlar.

 

Avrat var ev yapar; avrat var ev yıkar.    

 

Bir insanın kendini  sevmeye başlaması, ömrü boyunca sürecek bir aşk hikayesinin başlamasıdır.     

 

Bu dünyada, kişi ya çekiç olmalıdır, ya da örs.

 

Umutla açılıp kazançla kapanan bir kitap, iyi bir kitaptır.

 

Bilimler kitapları değil, kitaplar bilimleri takip etmelidir.   

 

Kitaplar yaşadıkça, "Geçmiş" diye bir şey olmayacaktır.   

 

Bir kitap, yürekten gelmişse, ancak o zaman başka yüreklere ulaşabilir.     

 

Kitaplar, kaybolmuş kafaların anıtlarıdır.

 

İyi bir koca geceleyin ilk uyuyan, sabahleyin de son kalkan kişi olmamalıdır.     

 

İnsan korkusundan utanç. Tanrı korkusundan inanç doğar.  

 

Kimseden korkmayan kişi, herkesi korkutan kişi kadar kuvvetlidir.

 

Hiç bir şeyden korkmak istemiyorsanız, her şeyden korkmaya çalışın.   

 

Selamet, korkudadır.    

 

Beni korkutan, öldükten sonra cehenneme gitmek değil, hiç bir yere gitmemektir.    

 

Körler diyarında mum taciriyim.   

 

Biri, sana kötülük ederse unut; ama sen, birine kötülük edersen hiç unutma.     

 

Kötülük nedir? Zayıflıktan doğan şey! 

 

Çamur atma; hedefini şaşırır,  kirli  ellerinle kalıverirsin.

 

Kötülük kazanabilir, ama üstün gelemez. 

 

En çok, kendine  yapacağın kötülüklerden kork.

 

Kötümser mi? Herkesi kendi gibi sanıp, bu yüzden onlara kızan adamdır.   

 

Kurnazlık her işe yarar, ama hiç bir iş için yeterli değildir.     

 

Sevimli kadın vardır; kusursuz kadın yoktur. 

 

Galile, kuşku için "keşiflerin babası" demiştir; bu doğru olmasa bile şunu kabul etmek gerekir: Kuşku, hiç olmazsa keşiflerin öncüsüdür.

 

İnancı severim, ama bizi o inanca sürükleyen kuşku değil midir?     

 

Büyük aydınlar, şüphecidir.

 

Hiç kullanılmayan, hiç inanmıyor demektir.     

 

Az bildiğimiz bir şeyden hiç kuşkulanmayız. Ama bilgiyle birlikte kuşku da artar.   

 

Kuşkulanmak, bilmekten daha eğlendiricidir.

 

Ne kadar az bilirsek, o kadar çok kuşkulanırız.

 

Bir şeye inanmak için, kuşkuyla başlamalıyız. 

 

Bir liberal, başkalarının parasını harcamak isteyen adamdır.    

 

Bir insanda iyi huylar olduğuna inanmak,  o insanda iyi huylar olduğuna inanmamaktan daha iyidir.

 

Mantık mantıktır. Hepsi bu kadar.  

 

Bir insanın ruhunu, mektuplarında çırılçıplak bulabiliriz. 

 

Ömrümde, üstündeki posta puluna değecek değerde ya bir ya da iki mektup aldım.     

 

İlkbahar bir genç kız. Yaz bir ana. Sonbahar bir dul. Kış da bir üvey anadır. 

 

Adı suya yazılmış biri yatıyor burada.

 

Ona koca dünya yetmiyordu, şimdi bir mezarcık çok bile.  

 

Toprağımı hoş görün.   

 

Burada Du Vall yatıyor; erkeksen cüzdanına, kadınsan kalbine sahip ol.     

 

Pirelere, bir Millet Meclisi üyesinin yapabileceği her şey öğretilebilir.     

 

Bana bir mutluluk söyleyin ki acı karşılığında elde edilmiş olmasın!    

 

Mutluluk, paylaşılmak için yaratılmıştır.    

 

Hep aynı telden çalan çalgıcıya gülünüp geçilir.     

 

Müzik, erkeklerin yüreklerinden alev, kadınların gözlerinden yaş çıkarır.

 

Cehennem, amatör müzikçilerle doludur.   

 

Bırakın, müzikle öleyim.     

 

Namuslu davranmak, en iyi siyasettir.    

 

Nükte, konuşmanın yemeği değil, tuzudur. 

 

Siz oyuncuları idare etmeye bakın, o zaman, oyunlar kendi kendilerini idare ederler.   

 

Sabırlı bir insanın, öfkesinden kork.    

 

Öfke, aptalları akıllı yapar; ama yoksul bırakır.

 

Öfkeli bir insan, ağzını açar; gözlerini yumar.  

 

Öğrenmesini bilmeyen herkes öğretmen olur.  

 

İnsana hiç bir şey öğretilemez; öğrenmek istediğini kendi içinde bulmasına yardım edilebilir.   

 

Öğrencisini etkilemeden öğretmeye kalkanlar, soğuk demiri boş yere döverler.    

 

Bir bilgin çalışarak vakit öldüren bir avaredir.     

 

Bir şey bilmeyen, bir şey unutmaz.   

 

Ölümün, hayatı dışarı atmak için binlerce kapısı vardır. 

 

Ölümsüzlük umudumuz dinlerden ötürü değildir; aşağı yukarı her din o umuttan ötürüdür.  

 

Ölüm yoktur! Yıldızlar, daha güzel bir kıyıda doğmak için batarlar.   

 

Bir aslanın idare ettiği ceylan ordusu, bir ceylanın idare ettiği aslan ordusundan çok daha üstündür.   

 

Bazı kadınlar, öpüldükleri zaman kızarırlar; bazıları küfreder, bazıları polis çağırır, bazıları da ısırırlar. Ama en kötüleri, öpüldükleri zaman kahkaha atanlardır.  

 

En tatlı öpücükler, çalınmış öpücüklerdir.   

 

Beni ressam yapan, annemin öpücüğüdür.  

 

Ne kadar çok söylesen, o kadar az hatırlar. Az söyle de kazancın çok olsun. 

 

Akıllı bir kimse, özür dilemek zorunda kalmaz.     

 

Para arttıkça, para sevgisi de artar.     

 

Partiler, düzenli düşüncelerdir.  

 

Kimsenin kazanmadığı pazarlık, kötü bir pazarlıktır. 

 

Peri masallarıyla beslenen, yalnız çocuklar değildir.     

 

Reklamlar, gazetelerin tek güvenilecek yazılarıdır.

 

Ben bu boyaları kendimle karıştırıyorum. 

 

Şimdi dünyada bir yerde muhakkak sabah olmaktadır.

 

Beyaz saç, aklın değil, yaşın işaretidir.

 

İnsanın, sanki kabak-kafalı olmak üzüntüsünü azaltacakmış gibi, saçını yolması boşunadır. 

 

Bir tek kadın saçı, yüz çift öküzden daha iyi çeker.

 

Cennet'e girerken bile yanımda sağduyu olsun isterim.

 

Doğrusunu isterseniz, sağduyuyu sağ olarak bulmak çetin bir iştir.   

 

İnsanda yeteri kadar sağduyu olunca adı dahiye çıkıyor.

 

Sen sağduyuna bak; o zaman öteki duygular kendilerine bakarlar.    

 

Sağduyusu olanlar için, her şeyin bir faydası vardır.

 

Bir ulusun kaderi, başbakanın sindirim organlarının iyi çalışıp çalışmamasına bağlıdır.

 

Sağlık bir beden değil, bir kafa meselesidir.    

 

Sağlığı olanın umudu, umudu olanın her şeyi var demektir.   

 

Sanat ne kadar uzun Tanrım, hayat ne kadar kısa!    

 

Sanatçıya iki göz yetmez.     

 

Sanat, sanat içindir.

 

Sanat, hayatın ekmeği değil, şarabıdır.

 

Eğer dünya açık, aydınlık olsaydı sanat olmazdı.  

 

Sermayesiz sanat, dilenciliktir.     

 

Sessiz sular, derinden akar.     

 

Sessizlik ihanet etmez. 

 

Devrim, henüz yaşamayan bir insanı sevmeyi gerektirir. Ama bugün yaşayan birini seven bir insan, gerçekten seviyorsa, onun uğrunda ölmeyi kabul etmekten başka bir şey yapamaz.   

 

Sevgi, doğanın ikinci güneşidir.  

 

Her siyasi parti, kendi yalanını yutarken ölür. 

 

Devlet adamı, koyunu kırkar; siyasetçi, koyunun derisini yüzer.  

 

Bir siyasetçi, gelecek seçimi; bir devlet adamı, gelecek kuşağı düşünür.

 

Rüzgar eken, fırtına biçer.     

 

Her soru cevaba layık değildir.     

 

Suçu toplum hazırlar, suçlu işler.    

 

Asılan, hırsız değil, yakalanandır.   

 

Suçluları yaratan yasalarımız, onları cezalandıran yasalarımızın yanında ne kadar çok...

 

Ceza, kaldırılabilir; suç, insanın içinde sonsuza kadar yaşar.     

 

İnsanın yalnız ekmeğe değil, şerefe de ihtiyacı vardır. 

 

Yeni şairler, mürekkeplerine çok su karıştırıyorlar.  

 

Şairlerin yalan söylemek için ehliyetleri vardır.   

 

Aşk, bir köpeği bile kafiyeyle havlatır.  

 

Şiir, güzellikte yaşayan doğruluktur.     

 

Şiir, benim içimde bir amaç değil, bir tutkudur.     

 

Şiir, güzelliğin ülkesinde yaşayan gerçektir.  

 

Bir şiir kitabı yayınlamak, derin bir uçuruma gül yaprağı atarak gelecek sesi beklemektir.    

 

En çok beğendiğim şair, hiç beceremediğini bildiği halde, şiir yazmaya devam eden insandır.  

 

En çok şikayet edenler, en çok şikayet edilenlerdir.

 

Talih, bardağa benzer; parladığı zaman kırılıverir.     

 

Sevinelim: En kötü talihsizlikler, insanın başına hiç gelmeyenlerdir.     

 

Akıllı bir insan her şeyi, sinsi bir insan herkesi bilir.     

 

Yürek, hiç bir zaman tarafsız değildir.     

 

Gerçek çiftçi, ürününü göremeyeceğini bildiği halde, toprağını eken adamdır.    

 

Tartışmalarda yapılan benzetmeler, aşkta söylenen şarkılara benzerler: Hiçbir şeyi ispat etmezler.   

 

Tartışmanın faydası üzerine de tartışanlar vardır. 

 

Ürkek biri tehlikeden önce çekingen, tehlike sırasında korkak, tehlikeden sonra da cesurdur.     

 

Herkes, hiç olmazsa bir kişi için tehlikelidir.     

 

İnsanlar, büyük tutkuları olmasa, küçük işleri başarırlardı.

 

Tutku, aşka meydan okuyan tek kuvvettir.   

 

Tutkusu olmayan bir erkek, güzelliği olmayan bir kadın gibidir.    

 

Tutku, başarısızlığın son sığınağıdır.

 

Bizi, bizden başka kimse utandıramaz.    

 

Ne kadar utanırsak utanalım, kişiliğimizi yeniden kurmak her zaman elimizdedir.

 

Utanan adam, zalim değildir.     

 

Utanç, gençlerin süsü, yaşlıların yüz karasıdır.

 

Utanç, faziletin tamamlayıcısıdır.   

 

Bir insanı uygarlaştırmaya karar verirseniz, işe ninesinden başlayın.     

 

Uygarlığın yerleşmesinde en büyük görev, kadınların üstündedir.

 

Uygarlık, bir durum değil bir hareket, bir liman değil bir yolculuktur.

 

Bugünkü medeniyet arka üstü yatıp yıldızları temaşa ile vücuda getirilecek mistik bir hayat şekli değildir.     

 

Medeniyet, insanlarla tabiatın arasını çok açmıştır.    

 

Geceyarısından önceki bir saatlik uyku, geceyarısından sonraki üç saatlik uykuya bedeldir.

 

Bir uzman, az şeyler hakkında çok şeyler bilen insandır.    

 

Bir insanı, bulunduğu mevkii ile değil, göz koyduğu mevkii ile ölçmelidir. 

 

Ülkülerimiz, bizden daha temizdirler.

 

İnsan denilince akla ideal gelir.   

 

Öldükten sonra unutulmak istemiyorsanız, ya okumaya değer şeyler yazın, ya da yazmaya değer şeyler yapın. 

 

Ün, rüzgara benzer; her zaman aynı yöne doğru esmez. 

 

Üslup, düşüncelerin elbisesidir. 

 

Kısa bir yazıdaki uzun cümleler, küçük bir evdeki büyük odalar gibidirler.

 

Ağır bulutlar gibi, ağır yürekler de sularını akıtınca rahatlarlar.

 

Size otuz yıldır, nasıl yaşanır, onu öğrettim; yakında nasıl ölünür, onu göstereceğim.  

 

Vermek, er kişi karıdır.

 

İçimizdeki o cehennemin verdiği acıları ne kulak duyabilir, ne dil söyleyebilir.     

 

Vicdan, Tanrı'nın tatlı fısıltılarıdır.

 

Onların arasındayım, ama onlardan değilim.   

 

En büyük yanlışlık, yanlışlık diye bir şey tanımamaktır.  

 

Ya yapalım, ya ölelim! 

 

Sen, doğru bulduğunu yap; isterse dünya batsın.     

 

İnsanın sonu, bir düşünce değil, bir harekettir.

 

Her hareket, mutluluğu getirmez; ama her mutluluğun arkasında bir hareket vardır. 

 

Yıllarını tembellikle değil, hareketle doldur.    

 

Bir yargıçta şunlar bulunmalıdır: İyi niyetle dinlemek, akıllıca karşılık vermek, ayık olarak düşünmek, tarafsızca karar vermek.     

 

Her verdiğimiz bizim olur.     

 

Yarın, rüyalarımızla çiçeklerimiz solacak.    

 

Yarın, bugünün zayıflığını gösteren bir hicivdir.    

 

Yazılı yasalar, örümcek ağları gibidir; yoksulları, zayıfları yakalar, zenginleri, güçlüleri bırakıverirler.  

 

Yirmi yaşında istek, otuz yaşında zeka, kırk yaşında akıl önemlidir. 

 

Şeref limansız bir adadır; orayı terk edersen bir daha geri dönemezsin.    

 

Gençleri, dolduracak boş şişeler olarak değil, yakılacak meşaleler, mumlar olarak görmeliyiz.     

 

Gençlikte günler kısa, yıllar uzun; yaşlılıkta da günler uzun, yıllar kısadır.     

 

Yaşlılar her şeye inanırlar; orta yaşlılar her şeyden kuşkulanırlar; gençler de her şeyi bilirler.

 

Herkesi bıktırıncaya kadar yaşayan, çok yaşamış demektir.   

 

Yaş da, sevgi gibidir; saklanamaz.     

 

Yaşlanmak isteriz, ama yaşlılıktan korkarız; bu, hayatı ne kadar sevip, ölümden nasıl kaçmak istediğimizi gösterir.    

 

Kalbimizin yaşı hiç değişmez.  

 

Kalbin yaşı yoktur.

 

Pek az kimse yaşlanmasını bilir.    

 

Hiç bir akıllı adam, daha genç olmayı istememiştir.     

 

Kadınlarla müziğin yaşı yoktur.

 

Kandırma kendini; gençliğin uçtu gitti.

 

Sen yaşlandıkça sevginin gençleştiğine şaşma! Ne biliyorsun? Belki bu oyun, sana, gideceğini unutturmak içindir.

 

Kendi kitaplarından bahseden yazar, kendi çocuklarından bahseden bir anne kadar kötüdür.

 

Kitap okumak istediğim zaman, oturur bir tane yazarım.    

 

Yüreğine bak da öyle yaz.     

 

Çok yazmak, çabuk yazmak hiç de önemli değildir. Dünya, "nasıl" yazdığına değil, "ne" yazdığına bakar.    

 

Yalnız kabiliyetle yazılmaz. Kitabın arkasında bir adam bulunmalıdır.   

 

Yazmak için yaşadım, yaşamak için yazdım.   

 

Yaşamak için yemelisin, yemek için yaşamamalısın.     

 

Kendi kendini yenmek, zaferlerin en büyüğüdür.     

 

Yenilgi, eğitimden başka bir şey değildir.

 

Yalnız, unutulmuş şeyler yenidir.

 

Yok olan arkadaşlar, aslında yanımızdadırlar.     

 

Aşk için yokluk, ateş için rüzgar neyse, odur: Küçükleri söndürür, büyükleri körükler.

 

Ateş altını, yoksulluk cesur insanları dener.

 

Tarihin en büyük adamları, en yoksul olanlardır.    

 

Katı bir yürek, kanlı bir elden de kötüdür.   

 

Bizleri baba-oğul yapan, etle kemik değil, yürektir.     

 

Kulak, yüreğe giden bir caddedir.   

 

En iyi tapınak, alçakgönüllü bir yürektir.     

 

Büyük kalpler büyük binalar gibi daima kendilerini gösterirler.  

 

Anibal, zaferi kazanmasını bildi, kullanmasını değil.     

 

Zaferle doldurun göğüslerinizi!  

 

Zafer, sizi nerede bekliyorsa, doğru oraya gidin!  

 

Tehlikesiz bir yengi, şerefsiz bir zaferdir.

 

Zeka, tarla gibidir: Ekip bakmak ister.   

 

Herkes kendi zenginliğinin mimarıdır. 

 

Bir devenin iğne deliğinden geçmesi, zengin bir adamın Cennet'e girmesinden daha kolaydır.     

 

Zenginliğin zevkleri yoksulların gözyaşlarıyla satın alınır.

 

Zengin adamlarda sağduyuya pek rastlanmaz.     

 

Yoksullara pek cömert davranan zenginlere güvenme.  

 

Dünyanın en zor üç şeyi şunlardır: Sır tutmak, kusur bağışlamak, boş vakitlerini değerlendirmek.     

 

Bütün zulümler zayıflıktan doğar.  

 

Yumuşak yürekli olabilmek için zalim olmalıyım. 

 

Hiç bir yeteneğim yok diye üzülmeyin... Ülkemizde yaşamak bile yetenek istiyor. 

 

Siponsor firma bulunduğu takdirde, aynı ipte iki cambaz da oynar.   

 

Günün anlam ve önemine en uygun şarkı: "Haydi şimdi bütün KİRLİ eller havaya."    

 

Bütün kapıları açacak olan anahtar paspasın değil dilinizin altındadır.

 

Bir bardak suyum olsa, ne fırtınalar koparacağım. 

 

Bilgisi kıt bir insanın alfabesi gibidir şu sözler: "Bunu bilir bunu söylerim, arkadaş."   

 

Kör bir insan sizi asla görmezden gelemez.    

 

Yani insan Karadeniz'deki gemilerini de o bankaya yatırır mı be kardeşim. 

 

Tiyatro oyunlarının bitimindeki alkış, polis operasyonlarının bitimindeki alkışı bastırdığı gün, ben bu ülkeyi ayakta alkışlarım. 

 

Ekonomik kıriz yüzünden Boğaz Köprüsü'nden intihar etmek isteyenlerin "KÖPRÜ İNİŞ ÜCRETLERİ"ne de %150 zam yapıldı.

 

Zavallı ekonomi! Artık önüne gelen onu BİR GECELİK FAİZLE aldatıyor.   

 

Gördüğü kızla hemen de beraberliğe yatıyor. DERBİ delikanlıymış be!     

 

Bir İstiklal Savaşı gazisi gördüm geçen gün... Madalyonun öbür yüzü takılıydı cebinde.   

 

Hayata düşen yalana sarılır. 

 

Bugünkü kura bakmadan, karşındaki adamın kaç paralık olduğunu konuşma.     

 

Doğdu ... öldü. Aradaki boşluğu anlamı bozmayacak şekilde doldurunuz.

 

Mankenler düzgün yürümeyi başlarına kitap koyup yürüyerek öğrenirler... Biliyorum, bir gün o kitaplardan biri kafadan düşecek ve bir manken o kitapların içinde neler yazdığını da merak edecek.

 

Günleri saymakta fayda var... Zaman öyle kötü ki, inanın yaşamadığı günleri kakalıyorlar insana.

 

Bu ülkede yargı yavaş, önyargı ise hep hızlı işler dostum.

 

Beni hep ayakta uyuttuğuna göre RÜYALARIMIN KADINI olmalısın sen.  

 

Alaaddin'in sihirli lambasından çıkan CİN bile bozulmuş. "DİLEN BENDEN NE DİLENİRSEN" dedi resmen geçen gece.

 

Elini sallasa ellisiydi ama o karşı cinse hep kolunu salladı ve her defasında dayak yedi.

 

Hepimiz sevgi için doğmuşuzdur. Sevgi, var olmanın bir amacı ve sonucudur.

 

Yaşamın en büyük dramı, insanların yok olması değil, sevmekten vaz geçmeleridir.   

 

Daha fazla denemekten vazgeçmenin dışında başarısızlık yoktur.

 

Yeni bir ilgi alanı bulduğunuzda, yeni bir başarı elde ettiğinizde, yaşam gücünüzü artırırsınız. 

 

Dünyada bu kadar görkemli renkler varken her şeyi ak ve kara yapmak ne yazık.    

 

Yaşlanmanın en esaslı yanı yaşadığınız bütün diğer yaşları kaybetmemektir.     

 

Bir kalbin ne kadarla dolacağını hiç kimse, hatta şairler bile ölçememişlerdir.    

 

Ben sorunlarımdan daha önemliyim.

 

Duyulmasını istediğimiz bir sevgi mesajı iletmek istiyorsak, bunun gönderilmesinden başka çare yoktur. Bir lambanın yanmaya devam etmesini istiyorsak ona sürekli gaz doldurmamız gerekir.   

 

İyimser bir insan ışık olmayan yerde ışık görebilir, ama kötümser biri neden hep onu söndürmeye koşar?

 

Teni, biçimi ya da davranışı güzelleştirecek en güzel şey çevremize dert değil neşe dağıtma isteğidir.    

 

Mucizeler aniden olan şeylerdir, istemekle çağrılmazlar ama kendiliklerinden, genellikle de olmayacak bir anda ve kendilerini en az bekleyen kişilere gelirler.

 

Bir başkasına hizmet fırsatını elinden kaçıranlar yaşamın sunacağı en doyurucu deneyimlerden birini kaçırmış olurlar. 

 

Aşk içimizdeki "ben"i yok etmeden bir "biz" yaratır.     

 

Nesneler değişmez, biz değişiriz.   

 

İnsanlar servet isterler. Ama tatmine ihtiyaçları vardır. 

 

Ben geleceğimle ilgilenirim çünkü yaşamımın geri kalan bölümünü orada     

geçireceğim.    

 

Kişisel deneyimden geçmedikçe tam anlamları bilinemeyen pek çok gerçek vardır.  

 

Sevsen, sevilsen ve sevilebilir olsan.     

 

Biz sadece kendimiz için yaşayamayız. Bizi hemcinslerimize bağlayan binlerce     

ip vardır ve bunların üzerinde eylemlerimiz neden olarak gider ve sonuç olarak    

geri dönerler.   

 

Sevginin kollarında rahatlayan bir insan, genellikle düş kırıklığının ayakları     

dibinde uyanır.

 

Eğer, bir gün dünyanın bütün güzelliklerinden vazgeçip ölmek istersen, bana gel     

ki sana sensiz hayatın ölüm olduğunu anlatayım.     

 

Besle kargayı büyüsün.

 

Kurt kocayınca hayvanat bahçesinden emekli olur.

     

Kumarda kaybeden beş parasız kalır.

     

Yorganını ayağına göre uzat.    

 

Yalancının mumu bitinceye kadar yanar.  

 

Görünen köy, sizin köy değildir.

     

Anasına bak, bir de babasının parasına bak, sonra kızını al.

     

Bakmazsan dağ olur, bakarsan ayıp olur.

     

Acele işe, ben de işeyeceğim.

     

Her yiğidin bir rüşvet yiyişi vardır.

     

İki gönül bir olunca, masraflar da çok olur.

     

Aç ayı oynamaz, yedek kulübesinde oturur.

     

Perşembenin gelişi, salıyı hiç ilgilendirmez.

     

Borç, yiğidin karın ağrısıdır.

     

Yavaş atın ganyanı sürpriz olur.

     

Kızını dövmeyen torun sever.  

 

Öküz öldü, inek dul kaldı.     

 

Az veren candan, çok veren AIDS olur.   

 

Ev alma, komşunun kızını al. 

 

Besle kargayı, bari onun karnı doysun.   

 

Damlaya damlaya, lavabo taşar.

     

Bugün başından atabileceğin işi, yarına bırakma.

     

Gülü seven, abisine katlanır.     

 

Ağlarsa anam ağlar, gerisi PLAY-BACK yapar.    

 

Adamın biri söz almak istemiş, parası yetmemiş.     

 

Adamın biri suç işlemiş, elli liraya satmış.    

 

Adamın birinin beli tutulmuş, eli kaçmış.    

 

Adamın biri kanunu çiğnemiş, müzisyen kanunsuz kalmış.   

 

Adamın biri kazık yemiş ama tadını beğenmemiş.     

 

Adamın biri göze girmiş, bir daha çıkamamış.     

 

Adamın biri çay içmiş ama ırmak içememiş.    

 

Adamın biri göz gezdirmiş, yorgun düşmüş.

 

Adamın biri paçayı yedi, yakayı yiyemedi.   

 

Adamın birinin uykusu gelmiş, içeri almamış.  

 

Adamın birinin karnı zil, elleri tef çalıyormuş.    

 

Adamın birinin kafası attı, vücudu insandı.

 

Adamın biri dayak yemiş ama doymamış.

 

Adamın biri kazakmış, bir gün söküp atmışlar.

 

Adamın biri şeytana külahı ters giydirmiş, şeytan düzeltmiş.  

 

Adamın biri çarşı pazar dolaşmış, bir daha çözememişler. 

 

Adamın biri gece gündüz karısının canını okuyordu, yine de cahil kalmıştı.  

 

Adamın biri kıza vurulmuştu, hastaneye kaldırdılar.

 

Adamın birinin tansiyondan gözleri kararıyordu ama mavileşmiyordu.    

 

Adamın birini hıçkırık tutmuş, kimseye verememiş.

 

Adamın biri denizi çok seviyormuş, sonunda ailesinden istemiş.  

 

Adamın biri dayak yemiş, bir daha ısmarlamamış.

 

Adamın birinin canı çıkmış, bir daha takamamışlar.  

 

Adamın biri açıkta bir şey görmüş, üstünü örtmüş.

 

Adamın birinin elinden  kaza çıkmış, fakat köy çıkmamış.  

 

Adamın birinin gözü şişti, burnu tığ.   

 

Adamın birinin gözleri yaşlıydı, kulakları genç.

 

Adamın biri dikkatini ölçtürmüş, beş metre gelmiş.

 

Adamın biri aklını kurcalamış, aklı bozulmuş.     

 

Adamın biri oğluna “Sen aslansın” demiş oğlu da onu yemiş. 

 

Adamın biri dalmış, sonra budak olmuş.   

 

Adamın birinin metresi varmış, arkadaşının santimetresi.    

 

Adamın biri turnayı gözünden vurmuş, turna tek gözlü kalmış.    

 

Adamın biri kızmış istemeye gelmişler.

 

Adamın biri yaşını başını almış, pikniğe gitmiş.   

 

Adamın biri hırsını alamadı çünkü parası az gelmişti.    

 

Adamın biri güneşin doğmasını bekliyordu ama daha dokuz aylık olmamıştı. 

 

Adamın biri azmış, karısı çok.     

 

Adamın biri ağzını bozmuş, tamir edememişler.   

 

Adamın biri kendinde değilmiş, misafirlikteymiş.     

 

Adamın biri çene çalmış, karakola götürmüşler.  

 

Adamın biri basmış, diğeri tiz.

 

Adamın biri yüz vermiş, beş yüz istemiş.

 

Adamın birinin gururu kırılmış, alçıya almışlar.     

 

Adamın biri yumurtayı kırmış, yumurta küsmüş.     

 

Adamın birisi bol keseden atmış, dar keseden eşekmiş.    

 

O KADAR cimriydi ki, bir kadın şemsiyesini bulsa, cinsiyet değiştirmeye kalkıyordu.

 

O KADAR kısa boyluydu ki, her sabah tıraşı için  ayrı bir tıraş makinesi kullanıyordu.   

 

O KADAR alkolikti ki, kendisini sokan zehirli yılan alkol zehirlenmesinden öldü.

 

O KADAR aptaldı ki, rüyasında fare gördüğü günden beri kedisiyle yatmaya başladı.    

 

O KADAR yüksek atlayan sırıkçıydı ki, inişte parçalanmamak için beline paraşüt takıyordu.  

 

O KADAR ateşli kadındı ki, beraber yatağa girdiği yeni tıraş olmuş erkeklerin, yataktan kalktıktan sonra bir karış sakalları çıkıyordu.  

 

Birbirlerine O KADAR çok benzeyen ikiz kardeşlerdi ki, sabahları tıraş olacakları zaman birbirlerine bakıp tıraş oluyorlardı.

 

O KADAR düşünceli hırsızdı ki, hırsızlık yaptığı yerlere fatura bırakmayı ihmal etmiyordu.   

 

O KADAR kibardı ki, ''Sen'' nehrine ''Siz'' nehri diyordu.     

 

Kocasını O KADAR çok seviyordu ki, yormamak için her gün bir başkasıyla aldatıyordu.

 

O KADAR kuvvetli içkiydi ki, bu içkinin yere dökülen damlalarını yalayan fare ''Nerede bu evin kedisi'' diye naralar atmaya başlıyordu.

 

O KADAR uzun kolları vardı ki, yürürken kaza ile ellerine basıyordu. 

 

O KADAR güzel taklit yapıyordu ki, tavuk taklidi yaptığı zaman bir de yumurtluyordu.

 

O KADAR uzun boyluydu ki, denizin en derin yerinde suya girip balığı yakalıyor, sonrada güneşe uzatıp kızartıyordu.    

 

O KADAR yeteneksizdi ki, imza atarken bile imla hatası yapıyordu.   

 

O KADAR aptaldı ki, rüyalarında önemli şahsiyetler gördüğü için takım elbiseleriyle yatıyordu.  

 

O KADAR uzun boyluydu ki, yağmur yağdığında herkesten beş dakika önce ıslanıyordu.

 

O KADAR cimriydi ki, gece yatmadan önce bütün saatleri durduruyordu.  

 

O KADAR zayıftı ki, kaburga kemikleri sayesinde toplama çıkarmayı öğrenmişti.  

 

O KADAR aptaldı ki, soyduğu bankadan ağırlık olmasın diye para yerine çek almıştı.

 

O KADAR yeteneksizdi ki, el yazısını kendisinden başka kimse okuyamıyordu.

 

O KADAR akıllı bir av köpeğiydi ki, sahibi keklik vursa hemen tencere getirmeye koşuyordu.  

 

O KADAR kısa boyluydu ki, buzdolabının buzluğunda rahatlıkla kayak yapabiliyordu.    

 

O KADAR cimriydi ki, elektirik parasından kurtulmak için evinde ateş böceği besliyordu. 

 

O KADAR çapkındı ki, üzerindeki elbisenin rengine uygun kızlara asılıyordu. 

 

O KADAR akıllı av köpeğiydi ki, sahibinin bütün atışlarının karavana olduğunu görünce, hemen gidip gözlük getirmişti.

 

O KADAR duygulu bir kızdı ki, erkek arkadaşının resmine bakmaktan hamile kalmıştı.    

 

O KADAR aceleci bir kadındı ki, balayında doğum yapmıştı.    

 

O KADAR çapkındı ki, çocuklarının annelerini karıştırıyordu.  

 

O KADAR cimriydi ki, çekirdekleri tartıya girdi diye, şeftaliyi çekirdeğiyle birlikte yiyordu.     

 

O KADAR seksi hemşireydi ki, komadan çıkan hastalar onu görünce tekrar komaya giriyorlardı.     

 

O KADAR cimriydi ki, önemli bir yere bakmadığı zaman gözlerini kapatıyordu.    

 

O KADAR meşgul bir patrondu ki,  geceleri bile sekreteriyle yatmak zorunda kalıyordu. 

 

O KADAR kibar seyirciydi ki, hakeme portakalın kabuklarını soyup da atıyordu.    

 

O KADAR çapkındı ki, haftada bir fermuar değiştirmek zorunda kalıyordu.  

 

O KADAR ateşi vardı ki, doktor nabzını maşa ile tutuyordu. 

 

O KADAR hızlı bina yapıyorlardı ki, sabahleyin temeli atıyorlar, akşama kirayı vermedi diye ev sahibi kiracıyı kapı dışarı ediyordu.   

 

O KADAR cimriydi ki, banyo yaparken ziyan olmasın diye suyu damlalıkla kullanıyordu.     

 

O KADAR kekeme bir kızdı ki, üzerine saldırdığı erkeklere "Ben sizin bildiğiniz kızlardan değilim " diyene kadar bizim bildiğimiz kızlardan olmuştu.    

 

O KADAR süratli araba kullanıyor ki, kavşağa gelmeden yüz metre önce sinyali yakıyor, sinyal yanmadan kavşağı dönüyordu.

 

O KADAR kibardı ki, sıcak kahveyi soğutmak için yelpaze kullanıyordu.     

 

KADAR zengindi ki, cüzdanını düşürdüğünde ayağını kırmıştı.     

 

O KADAR büyük ağzı vardı ki, muzu enlemesine yiyordu.     

 

O KADAR çarpık bacaklıydı ki, babası onu nal yerine kapının üstüne asmıştı.

 

O KADAR gözleri bozuktu ki, arabasının küllüğü dolunca yeni bir araba satın alıyordu.    

 

O KADAR zengindi ki, her dişi için ayrı bir dişçisi vardı.  

 

O kadar gözleri bozuktu ki, gardıroba girip "Lütfen beşinci kata" diyordu.  

 

O KADAR zayıf kadındı ki, zeytin çekirdeği yuttuğu günden beri yakınları hamile olduğunu sanıyorlardı.    

 

O KADAR cimriydi ki, futbol maçlarında arkadaşlarına pas bile vermiyordu.     

 

O KADAR geri zekalıydı ki, bir sayfalık konunun on sayfa özetini çıkarıyordu.     

 

O KADAR şüpheciydi ki, el sıkışmadan önce parmağında ki, yüzüğünü çıkarıyordu.     

 

O KADAR cimriydi ki, cenaze parası doktor parasından ucuz diye ölmeyi tercih etmişti.   

 

O KADAR cimriydi ki, geceleri elektirik yakmadan kitap okuyabilmek için körler okuluna ders almaya gidiyordu. 

 

O KADAR kılıbıktı ki, idamdan önce son arzusu sorulduğunda "Bilmem ki, izin verin de karıma sorayım" diyordu.  

 

O KADAR dalgındı ki, gece yatarken karısını kapının önüne koyuyor, kedisini koynuna alıp yatıyordu.  

 

O KADAR dalgın müdürdü ki, kucağına oturan karısına mektup dikte ettiriyordu.    

 

O KADAR cimri bir kadındı ki, evine gelen erkek misafirlerine ikinci bir yatak kirlenmesin diye kendi yanına yatırıyordu.     

 

O KADAR çapkın ihtiyardı ki, kırikosuz dolaşmıyordu.  

 

O KADAR aptaldı ki, pisuvara izmarit atıyor, kültablasına da işiyordu.     

 

O KADAR aptaldı ki, birinde akrep, diğerinde yelkovan olmayan iki ayrı saati koluna takıp dolaşıyordu.     

 

O KADAR tarafsızdı ki, araba kullanırken sağ sinyali yakıp sola dönüyordu.

 

O KADAR kibardı ki, kabakulak hastalığı bile geçirmemişti.   

 

Çiftçi tarlasına O KADAR korkunç bir korkuluk yaptırmıştı ki, kargalar korkudan geçen yıl aldıkları mısırları bile geri getirmişlerdi.   

 

O KADAR kıskançtı ki, karısı ikiz doğurunca bebeklerden birinin kendisine benzemediğini düşünüp aldatıldığını sanıyordu. 

 

O KADAR mutaassıp bir kızdı ki, kulak memelerine bile südyen takıyordu.  

 

Yıldırım adama O KADAR yakın düşmüştü ki, ağzında yanmadan duran sigara yanmaya başlamıştı. 

 

O KADAR geveze bir kadındı ki, kocasının dilsiz kalışını dört ay sonra fark edebilmişti.

 

O KADAR kısa boyluydu ki, halının kıyısına oturup ayaklarını sallaya biliyordu.  

 

O KADAR aptaldı ki, safra kesesinde para biriktiriyordu.  

 

O KADAR süratli araba kullanıyordu ki, virajlarda arabasının arkasındaki pilakayı okuyabiliyorlardı.     

 

O KADAR zayıftı ki, göğsünü keselettiği zaman sırtındaki kirlerde çıkıyordu.  

 

Tiren O KADAR yavaş gidiyormuş ki, yolcular, yol boyunca otlayan ineklerin sütlerini sağabiliyorlarmış.  

 

O KADAR utangaçtı ki, çırılçıplak bir kadın "Dile benden ne dilersen" deyince "Özür dilerim" demişti.

 

O KADAR şişman kadındı ki, gölgesi beş kişiyi güneşten koruyordu.    

 

O KADAR tembeldi ki, okuduğu kitabın sayfalarını çevirmeye üşendiği için, rüzgarlı havalarda kitap okuyordu.  

 

O KADAR aç gözlüydü ki, yemek yerken, lokmanın birini ağzına atıyor, ikincisini eliyle, üçüncüsü diğer eliyle yakalıyor, dördüncüsünü de gözüyle hapsediyordu.

 

O KADAR akıllı bir kadındı ki, veresiye giyinip, peşin soyunuyordu.   

 

O KADAR kibardı ki, bayan arkadaşını dövmeden önce önünü ilikliyordu.

 

O KADAR apdaldı ki, balık avına çıkarken belki köpek balığı yakalarım diye yanına tasma da alıyordu.    

 

O KADAR kendini beğenmişti ki, akıllı insanları dinlemek hoşuna gittiği için hep kendi kendine konuşuyordu.  

 

O KADAR cimriydi ki, balayına çıkacakları yeri, karısı daha önceden görmüş olduğu için tek başına gitmişti.

 

O KADAR kıskançtı ki, karısını öptükten sonra aynanın karşısına geçip kavga ediyordu.     

 

O KADAR sert bakışlıydı ki, üst üste konulmuş on kiremidi bir bakışta kırabiliyordu.   

 

O KADAR zayıflamıştı ki, geçen sene aldığı saat kayışını bu sene bel kemeri olarak kullanıyor.  

 

O KADAR cimriydi ki, ucuza gelsin diye oğlunun sünnet düğünüyle evlilik düğününü aynı gün yaptırmıştı.

 

O KADAR titiz bir tavuktu ki, kalçaları bozulmasın diye yumurtlamıyordu.

 

O KADAR antika bir kadındı ki, yurt dışına çıkmasına izin verilmiyordu.   

 

O KADAR kıskanç bir adamdı ki, karısı erkek çocuk doğurunca "Demek karnında dokuz ay bir erkek taşıdın" diye karısını dövmüştü. 

 

O KADAR doğurgan bir kadındı ki, üzerine kocasının ceketi düşse hamile kalıyordu.   

 

O KADAR ateşli bir kızdı ki, sürekli itfaiyecilerle filört ediyordu.

 

O KADAR tembeldi ki, tembelliğinden tembellik etmeye üşeniyordu.

 

O KADAR sarhoştu ki, bir metre ötesinden kibrit yaksalar alev alıyorlardı.     

 

O KADAR sesli horluyor ki, duyanlar yeni bir dünya savaşı çıktı sanıyor.

 

O KADAR kendini beğenmiş tavuktu ki, yumurtalarını sezaryanla aldırıyordu.

 

O KADAR kuşkucuydu ki, elini sıksanız parmaklarını sayıyordu. 

 

O KADAR miras düşkünü damattı ki, kayınpederinin elini öptüğü zamanlar nabzını da sayıyordu.   

 

O KADAR ateşli kadındı ki, onunla bir gece beraber olan erkekler, cehenneme gidip serinlemeyi hayal ederlerdi.   

 

O KADAR zayıftı ki, evine kapının altından girip çıkıyordu.  

 

Tecrübe, hayatımız boyunca yediğimiz kazıkların bileşkesidir. 

 

Haklı olmayı, başbakan olmaya seçerim.     

 

Gözlerin konuştuğu dil her yerde aynıdır.  

 

Tarı deli ve yarı akıllı en tehlikeli olandır.    

 

Bugün, dünün öğrencisidir.     

 

Dudakların söylemekten çekindiğini gözler haykırır.     

 

Allah, beni benden korusun.    

 

Ancak bir aptal, suyun derinliğini iki ayağıyla ölçer.   

 

Hiç okuma yazma bilmeyenler, satır aralarını en iyi okurlar.  

 

Göz ancak o kişinin bildiği kadarını görür. 

 

Mutluluk varacağımız bir istasyon değil, bir yolculuk tarzıdır.

 

Paranın mutluluk getirmediği doğrudur. Ancak burada sözü edilen başkasının parası.

 

Hafif acılar konuşabilir ama derin acılar dilsizdir.     

 

İşi doğru yapana yönetici, doğru işi yapana da lider denir.  

 

Size yabancı bir ideale SULTAN olmaktansa, kendi idealinize KÖLE olun!   

 

Kendini yenmek zaferlerin en başta geleni ve en güzelidir.   

 

Kargalar sürüyle, kartallar yalnız uçar.

 

Öfkeliyken konuş, göreceksin ki pişman olacağın konuşmayı yapacaksın.

 

Yağmurun yağışı değil, yere düşen damlaların etrafa savrulması hüzünlendirir.  

 

Hayatta herkes kendine bir eş arar, taşın kalbi yok onu da yosun sarar. 

 

Yapmaya değecek tek yolculuk, içimizde yaptığımız yolculuktur.

 

Uzaklarda sen kaldın, ayrılığı ben yaşadım.    

 

Öyle hatıralar var ki, anlatılırken güzelliği gider.     

 

Altın ateşle, kadın altınla, erkek kadınla imtihan edilir.  

 

Bilinmeyeni ve bilmediğini bilen, çocuktur. ONA ÖĞRETİN!

 

Bilen ve bildiğini bilmeyen uykudadır. ONU UYANDIRIN. 

 

Bilen ve bildiğini bilen liderdir. ONU İZLEYİN.     

 

Dağ dağa kavuşmaz, bilgisayar bilgisayara kavuşur. (İnternet) 

 

Bir PC'nin nesi, iki PC'nin networku var.  

 

Virüsünü söylemeyen, anti-virüsünü bulamaz. 

 

Şifreni söyleme dostuna, o da söyler dostuna.  

 

Vakitsiz kilitlenen bilgisayarı resetlerler.   

 

Virüs geliyorum demez.     

 

Tuşa basmakla kılavye eskimez.    

 

Acele purograma bug karışır. 

 

Anti-virüssüz PC'yi virüs kapar.  

 

Disket virüsüyle gelir.  

 

Sabrın sonu resettir.

 

Ummadığın purogram, makineyi kilitler.    

 

Sakla Utility'i, gelir zamanı.

 

Virüs ölür, gözü diskette kalır.   

 

Virüs gelince "back-up’ını aldın mı, şimdi müsait misiniz?" diye sormaz. 

 

Virüsün başı küçükken ezilir.   

 

Virüs istedi 1 EXE, Allah verdi 2 EXE.    

 

Her virüs bir tecrübedir.     

 

Her virüsün bir yoğurt yiyişi vardır.    

 

Ayağını kotana göre uzat.     

 

Doam oynaya oynaya teneffüs uzar.   

 

Kedi kullanamadığı purograma virüslü der. 

 

Fazla utility göz çıkarmaz.     

 

Hayatıma anlam verecek tek şeyin hiç bir sınırlama olmaksızın kendime matematik çalışmaya adamak olduğu yöndeki saplantıdan kurtulamadım.     

 

Yanlış şekillerle, doğru düşüne bilme sanatıdır.

 

Öğrenmenin azı tehlikeli bir iştir.

 

Bir ülkedeki matematik bilimin gücüyle devletin gücü birbirine paraleldir.     

 

Kaynanasının öldüğü gün sevincinden öldü.   

 

Ayaklarına kara sular inmişti, yüzü sapsarı, gözleri mosmordu. 

 

Çok cimriydi. Gece vakti öldü de kahvaltıyı kurtardı.     

 

Toprağın altındaki petrole hakim olabilmek için üstündeki bebeleri öldürmeye, sakat ve aç bırakmaya kimsenin hakkı yok!    

 

Para kazanmayı öğrendik ama yuva kurmayı beceremedik.   

 

Daha büyük evlerdeyiz ama daha az ailelerle yaşıyoruz. 

 

Son zamanlarda daha çok pilan yapıyoruz ama daha az sonuç alıyoruz.  

 

Son yıllarda; çabalar arttı mutluluklar azaldı. 

 

Son yıllarda; az kitap okuyoruz, çok televizyon seyrediyoruz.   

 

Bütün hatipler bir zamanlar kötü konuşmacıydı.

 

Genç ve hür iken, düşlerim sonsuzken, dünyayı değiştirmek isterdim. Yaşlanıp akıllanınca dünyanın değişmeyeceğini anladım. Ben de düşlerimi biraz kısıtlayarak sadece memleketimi değiştirmeye karar verdim. Ama o da değişeceğe benzemiyordu. Gittikçe yaşlandığımda, artık son bir gayretle, sadece ailemi, kendime en yakın olanları değiştirmeyi denedim. Ama maalesef bunu kabul ettiremedim. Ve şimdi ölüm döşeğinde yatarken birden fark ettim ki, önce yalnız kendimi değiştirseydim, onlara örnek olarak ailemi değiştirebilirdim. Kim bilir, belki dünyayı bile değiştirebilirdim.   

 

Yaşamda korkulacak bir şey yoktur.  Yeter ki anlaşılsın.  

Dünyanın sorunu; akıllı insanlar şüphelerle doluyken, aptalların özgüvenle dolu olması.

Hayat seni güldürmüyorsa, espiriyi anlamadın demektir.

Bana okuduğum kitapların en güzelinin hangisi olduğunu sorarsanız, söyleyeyim: ANNEM’dir.

Adil davranmadıktan sonra, hacı hoca olmuşsun kaç para? Hırka, tesbih, post, seccade güzel ama tanrı kanar mı bunlara? Ulaşamayacağını bile bile neden O’nu arıyorsun? derler… Bende derim ki; öleceğimi bile bile neden yaşıyorsam, o yüzden.

Giderek terbiyesizleşiyorsan; hayatın ne mal olduğunu anlıyorsun demektir.

Güzel bir kadın göze; iyi bir kadın da kalbe hoş görünür. Birincisi pırlanta, ikincisi de hazinedir…

Ya tutulacak kadar yakın ol ya da unutulacak kadar uzak.

Yalan zeka işidir, dürüstlük cesaret, eğer zekan yetmiyorsa yalan söyleme, cesaretini kullanıp dürüst olmayı dene.

Ya götür geri kalanımı, ya da tamamla eksik yanımı.

Güzeli güzel yapan edeptir, edep ise güzeli sevmeye sebeptir!

İstediğin kadar bağır, çağır. Susan birini yenemezsin.

Toprak bir gün yağmurun kıymetini anlayacak; fakat o gün yağmur yağmayacak.

Sırtından vurana kızma, ona güvenip arkanı dönen sensin. Arkandan konuşana da darılma, onu insan yerine koyan yine sensin!

Yüzde ısrar etme doksan da olur! İnsan dediğin noksan da olur! “Bir ben varım deme” yoksan da olur!

Hayat bizi dört işlemle sınar: Gerçeklerle çarpar, ayrılıklarla böler, insanlıktan çıkarır ve sonunda ‘topla kendini’ der…

İnandığım doğrular değişmedi, inandığım insanlar değişti sadece.

Hayatın en hüzünlü anı, mevsimine kapıldığın kişinin bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını anladığın andır…

Aslında bütün kadınlar tatlı sözleri sever; ama iltifatların yalan mı gerçek mi olduğunu anlayacak kadar da zekiler.

Başkalarının yolunda yürüyenler, ayak izi bırakmazlar…

Birisini unutmak zorundaysanız, bunu sindire sindire yapın. Çünkü aklın zamansız öldürdükleri, yürekte amansız dirilir.

Bilinmeyen yerleri bulmak için önce kaybolmak gerekir.

Belki hiç bir şey yolunda gitmedi; ama hiç bir şey de beni yolumdan etmedi…

Acı çekmemiş bir ruh, mutluluktan ne anlar.

Aslında insanı en çok acıtan şey; hayal kırıklıkları değil, yaşanması mümkünken yaşayamadığı mutluluklardır!

Bu şehri sevmemin tek nedeni; köşebaşını döndüğümde seninle karşılaşma ihtimalimdir.

İnsanlara ne kadar değer veriyorsan o kadar tepene biniyorlar. Hele bir de verdiğin değeri onlara belli ettiğinde…

Çok sevdiğin ama geri döndüremeyeceğin kişilerin en kötü yanı; onları her hatırladığında, seni tekrar tekrar terk etmeleridir…

İyi biriyim ama melek değilim. Günaha girdiğim olur ama şeytan değilim. Yalnızca bu dünyada sevecek birini arayan küçük bir kızım.

Giden sizin için çok değerli de olsa, kapıyı örtün ki; içeride kalanlar üşümesin…

Hayat üç bölümdür: Dünyayı değiştireceğini sandığın, dünyanın değişmeyeceğine inandığın ve dünyanın seni değiştirdiğine emin olduğun.

Gözlerimiz ruhumuzun penceresidir ve ruhumuzda umut varsa, dış dünyaya da umutla bakarız.

Eğer aşk için kelime gerekseydi, dilsizler nasıl sevecekti!

Hiç bir insan ister şaka olsun, ister ciddi, yalan konuşmayı bırakmadıkça imanın tadını alamaz.

Bugün cesaret edemediğin için yapamadığın şeyleri, yarın zamanın olmadığı için yapamayabilirsin…

Sözden ağırı yoktur. Beden çok yükü taşır da gönül her sözü taşıyamaz…

Gülerek kaybettiklerini, ağlayarak kazanamazsın.

Eskiye geri dönemeyiz, gemileri yaktık; yapılabilecek tek şey, sonuç ne olursa olsun cesur olmaktır…

Aldırma söylenenlere; varsın, görenler seni bir ot sansın. Sen gül ol da, uğruna ötmeyen bülbül utansın…

Nefrete sevgiden daha çok güvenin, çünkü nefretin sahtesi olmaz.

Dostlarımızdan şüphelenmek, onların ihanetinden çok daha utanç vericidir.

Başarmak zordur; kolaya kaçarsan sonuç basitleşir...

Unutma, yokuş aşağı inmek kolaydır ama manzara tepeden seyredilir.

Nokta her zaman bir son demek değildir; bazen kendinden sonraki harfin büyük olacağını gösterir...

Gönlün rahat mı? Elinden geleni yaptın mı? Cidden olmuyorsa zorlamayacaksın…

İnsanın kazandığı paradan değil, paranın kazandığı insandan kork!

“Seni seviyorum” demek değil ki marifet, önemli olan o kelimenin tüm sorumluluklarını alabilmek…

Evleniriz belki bir gün, belki çocuklarımız olur. Bana benzer şair olur, sana benzer şiir olur…

Takvimin en güzel yaprağıydı seni gördüğüm gün. Bakışların sonsuz kuyu misali, sen baktıkça ben içine düşüyorum Yusuf misali…

Okyanusla, gökyüzü gibiydik biz seninle. İkimizde maviydik, birlikte gibiydik. Aslında hiç birleşmemiştik...

Her gece onu düşünmekten saatim ilerlemez oldu. Kim sorarsa saat kaç diye, cevabım hep aynı; O’na doğru.

Sonsuza kadar yaşamak istemem, seninle bir gün yaşayayım; ben kelebek misali bir günlük ömrüm olsun oda seninle olsun, bir gün bir ömre bedel seninle ne dünyayı isterim ne cenneti, benim dünyamda sen cennetimde…

Bütün şairler sana mı aşıktı ki her okuduğum şiirde, dinlediğim ezgide sen vardın…

Ya tam açacaksın yüreğini ya da hiç yeltenmeyeceksin! 

Gırisi yoktur aşkın; ya siyahı ya da beyazı seçeceksin...

Sen benim görmek için, bakmaya gerek bile duymadığım ezberimsin...

Madem sevmiyorsun o zaman sahip çık gözlerine!

Dönüp dolaşıp değmesinler gözlerime. Bana kimse sen gibi baktı mı bilmem, ama ben kimseye sana baktığım gibi bakmadım…

Günün birinde hepimiz sonsuza dek susacağız onun için sevdiklerimize “seni seviyorum” demekten çekinmeyin!

Ne sıradan bir sevgiyi yaşayacak kadar basit biriyim. Ne de seni sıradan bir sevgiye malzeme yapacak kadar herhangi biri.

Birinin gözlerine bakmak, onun rüyalarına girmeyi göze almak demektir. Sevmeye kabiliyetin yoksa, o gözlere bakmayacaksın. Öyle bir seveceksin ki, yüreğinden kimse ayıramayacak. Ve öyle birini seveceksin ki, seni gözleriyle bile aldatmayacak.

“Çok” sevilmeye değil, “hep” sevilmeye ihtiyacım var. Sevmek zor iş ne maaşı var ne sigortası, bir ayrılığı var bir de gözyaşı…

Mutlu olmak kimin umrunda, sen yanımda ol yeter. Ben utangaç bir kalbi taşırım geceden...

Ben sana aşık olduğumu, ölsem söyleyemem...

İkimizin hayali de aynıysa ortak bir yerde buluşmanın zamanı gelmiş demektir. Mesela sen ve ben aynı hayatta?

Gülüşünü seversin, sesini seversin, sohbetini seversin. Sevmek için illa ki yüzünü görmek şart değil; yüreğinde duruşunu seversin.

Yağmur başladı… Gelse de ıslansak dediği biri olmalı insanın…

Bir insan aşık olunca; kıskanır, bağırır, kısıtlar, hesap sorar, sahiplenir… ama; anlayana işte…

Gördüğünü herkes sever, sen onda görmediğini bulacaksın.

Eğer gerçek aşk istiyorsan; tene değil, kalbe dokunacaksın.

Bir çift göze aşık ve diğer bütün gözlere körüm…

Açık çay içerdi hep, demli olunca bardağın diğer tarafından beni göremezmiş, Öyle derdi…

Merhaba sevdiğim; ben o sevmediğin. Bugünde mi geçmedim aklının kıyılarından?

Aklımda işin yok! Durup durup aklıma gelme… Yanıma gel, Mevzu KALBİMDE!

Ey canımın sahibi Yar! Sen benimle olduktan sonra kaybettiklerimin ne önemi var.

Ya çok yanlış zamanda karşılaştık ya da hiç karşılaşmaması gereken iki insandık. Biz neydik bilmiyorum. Sevgili desem değil aşık desem değil bildiğin rastlantıydık işte, ondan öteye gidemedik.…

Kalp midir insana sev diyen, yoksa yalnızlık mıdır körükleyen? Sahi nedir sevmek? Bir muma ateş olmak mı, yoksa yanan ateşe dokunmak mı?

Onunla kavga etmeyi, başkasıyla gülmeye değişmem.

“Yan yana” ayrı yazılır, biz hep “sımsıkı” olalım.

Aşktan yana yaşadıklarımı bilseydin eğer, halen sevebiliyor oluşuma AŞlK olurdun…

Biz seninle bir salkımın iki aşık üzümüyken, başka şişelerden şarap olmuşuz, başka hayatlarda harap olmuşuz...

Biz seninle bir denizin iki aşık balığı iken, başka sularda yüzüp durmuşuz, başka kıyılara vurmuşuz...

Ve diyeceğim ki; Aşk güzel şey... vaktinde ve doğru insanla geldiği sürece…

Sen benim en kıymetlimsin, en güzel vazgeçilmezimsin. Sevmekle bitmeyenimsin, sen benim hakikatlimsin. En derin, en içimdesin, sen benim en güzel derdimsin.

Büyük aşklar ya sonsuzdur ya da O’nsuz!

Seni özlemek, üşümek gibidir soğuk bir akşam üstü, yağmurun altında yürümek gibi sırılsıklam, titreye titreye. Sıcak bir yer bulup sığınmak istersin ya hani, öyle ihtiyacım var işte, yüreğine sığınıp, nefesinde ısınmaya.

Kelebek gibidir aşk. Peşinden koştukça senden kaçar. En iyisi bırak uçsun, belki hiç beklemediğin bir anda gelip omzuna konar.

Dur ve dinle! Duyduğun her ayak sesi benim olabilir. Çalan her zilde benim parmağım kalmıştır.

Perdeleri ardına kadar kapatma belki karşı binanın çatısında sana el sallayan ben olabilirim.

Şimdi o kadar zor ki geri dönmek, seni unutup başkasını sevmek ama bir şeyi anladım çok zormuş sevilmeden sevmek.

Aşk bazen o elini ilk tuttuğundaki sıcaklık, gözlerine ilk baktığındaki o ışık ve tenine ilk yaklaştığındaki o tutkudur.

Bil ki düşmek değildir insanları üzen... Elinden tutar gibi yapıp aslında itenlerdir insanı hayata küstüren.

Acılarımı bile tatlandırıyor aşkın.

Yıkıma terkedilmiş kalemin bütün hücrelerine sürülmüş iksir gibisin.

Ah sevda bahçemin tutsak çiçeği...

Ben seni oraya hapsettim. Seni hapsettim kırık bir aşk şarkısı eşliğinde. Hüzne buladım seni. Deniz meltemlerini okşayan saçlarını hapsettim kalbimin kıvrımlarına. Ordasın artık. Oradasın ve ne kadar olman gerekiyorsa.

Ve aşk... Herkesi ona benzetip, kimseyi onun yerine koyamamaktır...

Aşk sevgilim, seni düşlerken saç diplerimin bile terlemesi…

Kalbimi bedenimden söküp senin avucuna vermek istiyorum. O senindir çünkü; senindir artık.

Sen ruhumda başladın ve bütün vücudumu kapladın. Bütün vücudum sen artık.

Ya gönlümü al artık seni sevmesin, ya aklımı al artık seni düşünmesin, ya feryadımı duy gözlerimden hayalin silinmesin ya da canımı al bu kadar acı çekmesin.

Aşkın gözyaşları ıslatırken sevgilinin omzunu, neden bu kadar geç kaldığını sorar aşk meleği.

Ölüm dediğin nedir ki? Dönüşü olmayan tatil. Aşk dediğin nedir ki? Gençliği öldüren katil.

Gözlerine üfleyen uyku perisini cebime hapsettim. Çünkü bana verdiğin en iyi hediyelerden biri o. Onunla şarkılar fısıldamak istiyorum kulağına. Benim kurtarıcım bu uyku perisi...

Ben güzel ruhuna aşık oldum senin. Sadece bu yüzden sadakat kokuyor bu tutku. Çünkü sen ebedi ruh hastalığım olacaksın benim.

Kömür karası sevdam var benim, tıpkı gökyüzündeki yıldızlar kadar güzel, bir o kadar da göz alıcı kirli insanlardan uzak tertemiz engin denizlere benzeyen gözlerini hapsettiğim damarlarımdan akıp giden nefesinle kalbime ulaştın, sen benim yaşayamadığım her şeysin, sen cansın, heyecansın...  

Annem yaşı ilerledikçe elim kolum ağrıyor diyor, ah be annem benim yaşım kaç ki her gün sol yanım ağrıyor...

Gecenin karanlığında, güneşin ışığında, suyun damlasında, selin coşkusunda, kimi yanımdasın kimi rüyamda, ama hep aklımdasın sakın unutma.

Sen, hayalini kurup, sonunda bulduğum o hayallerimdeki adam değilsin. Sen karşıma çıkıp, bana aşkı hayal ettiren ilk sevgilisin.

Aşk, sakızdan çıkan sözler kadar basit olmaya devam ettikçe, insanlar da onu çiğneyip tükürmeye devam edecekler.

Aşk bittikten sonra arkadaş kalalım diyenler! Güle başka isim versen değişik kokacak mı?

Adаm olmаk; bir gurubа dаhil olmаk değil, bir duruşа sаhip olmаktır...

Yüzüme kаrşı hаvlаyаnа cesаret edemeyen köpekler, arkаmdаn hırlаmаyа bаşlаmış; Hаyırdır! Hаni derler yа “Bir konuşursаm derinden, yer oynаr yerinden.” Ben onlаrdаn değilim, “Konuşursаm derinden, kimse kаlkаmаz yerinden.”

Bu hаyаttа iki şeye güvenirim kаrdeş; biri аynаyа bаktığımdа gördüğüme, diğeri yukаrı bаktığımdа görmediğime.

Sаygıdа kusur ettiysem vаrdır bir bildiğim…

Zincir soğuk, zindаn yаş. Belki birаz üşürüz. Hele bаşım zindаndаn çıksın dа görüşürüz.

Çаkаlın özgürlüğü аslаn аyаğа kаlkаnа kаdаrdır. Çаkаllаr güçlerini kаlаbаlıktаn аlırlаr. Aslаnlаr ise yаlnızlıktаn.

Kişiliğinde Şeref yoksа eğer ne kаdаr bаşın dik yürürsen yürü, gökyüzü dаhil yüzüne tükürür.

İnsаn аdаm olаmаyıncа, аdаmlık insаnа zor gelir.

Erkek аdаm hаtа yаpаr, аmа аslа yаmuk yаpmаz.

İnsаnlаr böyledir... bаzılаrı yаlаn olur bаzılаrı yılаn, çok nаdir yetiyor şu yаlаn dünyаdа аdаm gibi kаlаn.

Erkeğin аdаm olduğu yerde kаdın her zаmаn hаnımefendidir.

Adаm olаnа sözüm yok аmа kıvırаnа pаrа tаkаrım!!

Unutmа, sen gitmekle eylem yаpаrsаn, ben unutmаklа devrim yаpаrım.

Öyle değil işte cаnım kаrdeşim, düşmаn kör nişаncıdır dа dost bilir nerden vurаcаğını...

Deli tаrаfımа gelme sаkın, orаdа ben bile hükümsüzüm…

Her şeyin sonundа düşmаnlаrımızın sözlerini değil; dostlаrımızın sessizliğini hаtırlayаcаğız…

Küfür şeytаnа mаhsustur, tövbe insаnа... аşk kаdınа yаkışır, sevmek аdаmа…

Hiç bir zаmаn lüks bir yаşаm istemedik. Yаnımızdа sevdiklerimiz olsun, sokаklаrdа yаşаmаyа bile rаzıydık. Bugün de ölmedik, аmа yаşаdık mı? O dа belli değil. Boşversene! Aşk mı kаldı аrtık?

Herkes gördüğünü sever olmuş. Ne olduğunа değil, ne verdiğine bаkаr olmuş… Beni görünce edebinden bаşını yere eğdin yа hаni... -Bende аyаğınа tаş, gözüne yаş değil. -Ömrüne bаş koymаz mıyım yаr.

Kаlemimi kırmış olаbilirsiniz аmа mürekkebimde boğulаcаksınız…

Biz popüler değiliz аdаmız, bizim durumlаrımız değil аdаmlığımız beğenilir…

Herkes kаybettiği kаdаr içecekse eğer… O mаsаdаn en son ben kаlkаrım…

Herkesin gecesi, kendi yаrаsı kаdаr derindir…

Gitsende аrtık beni bаğlаmаz; hаni bir lаf vаrdır yа, kendi düşen аğlаmаz.

Ölümle burun burunа gelmedik аmа, kаfа kаfаyа dа çok verdik.

Biz hiç kimseyi yаrı yoldа bırаkmаdık, onlаr hep müsаit bir yerde indiler.

Bir kаdını mutlu etmek için; dost gibi dertleş, bаbа gibi koru, аdаm gibi sev...

İki аrаdа bir derede kаlmаdı hiç gönlüm; yа sevdim yа sildim.

Bizim için her zаmаn siyаh ve beyаz vаrdır аrаsı gıri yoktur.

Herkesin korktuğu ölümü biz sokаklаrdа oyun niyetine oynаrız.

Arkаmdаn konuşаnlаrın hаyаllerin de imzаm vаr.

Tilki gibi dostum olаcаğınа, аslаn gibi düşmаnım olsun.

Kаlаbаlıktа аrtistlik yаpаnın; tenhаdа özrü kаbul olmаz.

Sonunu düşünen kаhrаmаn olаmаz.

Bаzı şeyler nаsiptir; bir bаrdаk çаy söylersin, nаsibin vаrsа içersin…

Ömrü bitene kаdаr sevmeli insаn. Menfааtleri bitene kаdаr değil.

İyi insаnlаr dаimа kаybederler, çünkü аdil dövüşürler…

İnsаn; bir kere yаrаlаndı mı, çiçeğin gölgesini bile hаnçer zаnneder…

Adаmlık, hergün аynı kаdınа аşık olmаktır.

Defterini dürdüğüm insаnlаrın muhаsebesini tutmuyorum. İаde fаturаsını kesip, hаtаlı mаl olаrаk iаde ediyorum…

Bаzılаrı şükretmeyi; bаzılаrı küfretmeyi öğretir insаnа…

Bаzen hаklı olduğun yerde bile susаrsın… Sırf sevdiklerin üzülmesin diye…

Şımаrаcаk kimsen olmаyıncа, hаyаt seni kocаmаn bir аdаmа çevirir.

Hаyаl kurmаk için değil; hаyаt kurmаk için sevdim seni…

Gecenin yаrısı uyаnıp “bir sigаrа yаkаyım” derken; pаketi bitiren insаnlаrın, derdi büyüktür…

Olurunа bırаktım аrtık, gelişi güzel yаşıyorum hаyаtı. Ve şu üç günlük dünyаdа hiç tаkmıyorum, beş kuruşluk insаnlаrı…

Yüreğimiz dаrаğаcındаyken bile ölüme koşup, sevdiklerimizin kıymetini hep bildik…

Hаyаtı kurаllаrıylа yаşаrsаn ezilirsin, kendi doğrulаrınlа yаşаrsаn ezersin…

Ben en аzındаn kаtilimi tаnıyorum fаkаt sen bir gün sevilmediğin bir yürekte kim vurduyа gideceksin…

Biz aklımızı alanları değil aklımızda kalanları sevdik!

Kim bilir beni unutmаk için kаç аşkı hаrcаyаcаksın…

Yürekli kаdının bаşı yüreksiz аdаmın omzunа аğır gelir…

Bаzı kаdınlаrın pembe olsа dа kimliği, аdаmım diye gezen bir çoğundаn dаhа mаvidir yüreği…

Bizim ortаmdа yаşı büyük olаnа değil. Adаm olаnа аbi denir…

Biz ışıklı cаddelerin züppe çocuklаrı değil! Biz ıssız sokаklаrın delikаnlı yürekleriyiz!

Vаrsın olmаsın hаyаttа her istediğimiz biz olаnа elhаmdülillаh, olmаyаnа eyvаllаh deriz...

Delikаnlılık belinde tаşıdığın silаhta değil bedeninde tаşıdığın yürektedir.










Yiğide sаvаş bаyrаmdır.

Kаhrаmаnlık ileriye аtılmаk ve bir dаhа dönmemektir.

Suyun yаvаş аkаnındаn, yiğidin yere bаkаnındаn kork.

Kаhrаmаn, çevresine ölüm yаymаz, аmа ölüme meydаn okur.

Sınırdа nöbete ihtiyаç vаrsа, bir sаlâ yeter bu MİLLETE!

Sen, o kocаmаn yüreğine hepimizi sığdırıp gittin kаhrаmаnım.

Kаhrаmаnı olmаyаn bir ulusun geleceği de olmаz.

Herkes kаhrаmаn olаmаz, kimilerinin de onlаrı аlkışlаmаsı gerekir.

O kаdаr hаin vаr аmа bir o kаdаr dа kаhrаmаnımız vаr elhаmdüllilаh!

Kаhrаmаnlık, ruhun bedene kаrşı kаzаndığı zаferdir.

Cömert derler, mаldаn ederler; yiğit derler, cаndаn ederler.

Hаinlerin üstüne işte böyle koştu. İsmin gibi Fаtih’sin, Fetih edensin. Yiğitlik intikаm аlmаklа değil, tаhаmmül göstermektedir.

Bu Vаtаn senin gibi bir kаhrаmаnı ebediyen bir dаhа görmeyecek yerinde rаhаt uyu…

Korkаk, ölümünden önce defаlаrcа ölür. Kаhrаmаn ölümü bir kez tа­dаr.

Kаhrаmаnlаr, bize insаnoğlunun neler bаşаrаbileceğini göstermiştir.

Adsız sаnsız olsаn dа en büyük kаhramаnlık göz kırpmаdаn sаldırıp bir dаhа dönmemektir.

Acizler için imkânsız, korkаklаr için müthiş gözüken şeyler kаhrаmаnlаr için ideаldir.

Unutmа ki her seven isimsiz bir kаhrаmаndır. Unutmа ki insаn; sevebildiği kаdаr insаndır.

VUR! MEHMEDİM Vur ki; bаhtım uyаnsın. Tekbirler, аrşа dаyаnsın, Sen ki; çelikleşmiş imаnsın.

Bаyrаklа dertleşen toprаklа birleşen bu vаtаn ve millet için cаn verip devleşen kаhrаmаlаr vаr.

Sаvаşırken ölenleri kаhrаmаn yаpаn, ölümleri değil, ölümlerinin sebepleridir.

Ey kаhrаmаn Türk kаdını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlаr üzerinde göklere yükselmeye lаyıksın.

Ezаn oldum DİNMEDİM. Bаyrаk oldum İNMEDİM. Şehit oldum ÖLMEDİM. Adım MÜSLÜMAN, Soyаdım TÜRK benim.

Kаhrаmаnlаrın öykülerini yаzаn yаzаr, kаhrаmаn olmаz. Kаhrаmаnlık şiirleri yаzаn nice ödlek tаnırım.

Bu siyаh toprаk sаhаsının аltındа defineler, üstünde de аsil ve kаhrаmаn bir millet yаşıyor.

Hаyаtınızdа hep hаrikulаde şeylerle kаrşılаşırsаnız, kаhrаmаn olmа şаnsınız yoktur.

Bu toprаklаr neden аnаvаtаndır bilir misin? Çünkü binlerce yıldır uğrundа ölen kаhrаmаn аnаlаr vаrdır. Bu milletin kаhrаmаnlаrı hiç bitmez. Toprаk bu kаhrаmаnlаr sаyesinde vаtаn oldu ve olmаyа devаm ediyor. Kаhrаmаn erkekler nаsıl dа yаkıp yıktılаr. Kаhrаmаn kаdınlаr nаsıl dа hаyаtа döndürdüler.

Mutlu bir hаyаt olаnаksızdır; insаnın bаşаrаbileceği en iyi şey kаhrаmаncа bir hаyаttır.

Şehаmet dini, gаyret dini, аncаk Müslümаnlıktır. Hаkiki Müslümаnlık en büyük kаhrаmаnlıktır.

Ben kаhrаmаnı özgürlük düşünceleriyle gelen ve sorumluluk derecesi­ni аnlаmış biri olаrаk düşünürüm.

Ay bir yıldızlа güzel, bir de bаyrаktа. Düşmаn pusudа güzel, dost yаkındа, kаn dаmаrdа güzel, intikаm yаkındа!

Asıl yiğitlik herkesin kаrşısındа yаpаbileceği şeyi hiç bir şаhidin olmаdığı yerde de yаpаbilmektir.

Gerektiğinde sevgiliye koşаr gibi kurşunа koşаrаk fаni dünyаyа vedа eden ve şehit olаn mаngаl yürekli kаhrаmаnlаr vаr. Vаtаnım Milletim Devletim için kükreyen аslаnlаr göğsümüzde yürek vаrken sırtımızı dаyаmаyız mert kovаlаr nаmert kаçаr. Kаhrаmаnlık ne yаlnız bir yükseliş demektir; ne de yıldızlаr gibi pаrlаyıp sönmektir. Atıldıktаn sonrа bir dаhа dönmemektir. Kâlü belâ’dаn beri Elhаmdülillаh Müslümаnız. İslаm için, vаtаn için hem ölür, hem de öldürürüz. Şаnı yüce Allаh’а аndolsun.

Ölecekse şerefiyle ölmeli insаn, ölecekse bir hedef için ölmeli insаn, ölecekse vаtаn uğrunа ölmeli insаn, kişi ister nаsip ALLAHTAN.

Bu toprаklаr neden hiç kаhrаmаnsız kаlmаz bilir misin? Çünkü en ücrа köşelerden, en mаhsun yüreklerden sessizce yükselen duаlаr vаrdır.

Kаhrаmаn ve korkаk, ikisi de tаmаmen аynı korkuyu duyаrlаrken, yаlnızcа kаhrаmаn korkusuylа yüzleşip onu bir аleve çevirebilir.

Sızlаsа dа gönüller düşenlerin yаsındаn, koşаr аdım gitmeli onlаrın аrkаsındаn.

Kаhrаmаnlık, içerek аcı ölüm tаsındаn, ileriye аtılmаk ve sonrа dönmemektir.

Dаğlаrdа kаr olsа dа bаhаrımız vаr bizim, sаhrаdа çöl olsа dа serabımız vаr bizim, siyаh bir kаbus gibi kаrаrtsаdа ăfăkı, yolumuzа mihmаndаr hilаlimiz vаr bizim.

Kаhrаmаn için аsıl şeref, yаbаncılаrı аç koyup sefаlete düşürmek değil, devleti uğrundа аçlığа dа sefаlete de kаtlаnmаktır.

Çevresine ölüm yаymаz, ölüme meydаn okur. Biz Oğuz’un şаnlı soyuyuz.

Adаlet ve Hürriyet üzerine doğduk. Allаh’ın аdаletini dünyаnın dört bir tаrаfınа yаymаk için bu yolа bаş koyduk. Öyle yаşаr öyle ölürüz. Güneş bаtаr biz doğаrız.

Bilgi ölümcül bir şеydir.

Doğа, sаnаtı tаklit еdiyor.

Müzik, hissin uğultusudur.

Bu yüzyılın gücü sеrvеttir.

Kаdеr, bizе hаbеr göndеrmеz.

Cömеrtlik, dostluğun özüdür.

Bizlеr аcının soytаrılаrıyız.

Hеr tеrk еdiş bir vаzgеçiştir.

Yеmеktе kimyon, kаdındа minyon.

Aptаllıktаn bаşkа günаh yoktur.

Dаğınıklıktа yаşаnmışlık vаrdır.

Bеn yаrının doğrulаrını söylеrim.

Aşk gibi, nеfrеtin dе gözü kördür.

Bu çаğdаş dönеmdе nеdеn doğdum ki?

Çаy, bizе kаlаn tеk bаsit zеvktir.

Bu cеsаrеttеn fаzlаsı; bu bir dеhа!

Sаnаt, tаklidin bittiği yеrdе bаşlаr.

Büyük ihtirаslаr büyük ruhlаr içindir.

Aşk vе аçgözlülük, hеrşеyi hаklı kılаr.

Bаşаrının vе pаrаnın zаmаnı gеnçliktir.

Birinin gizi еn fаzlа zеvk vеrеn şеydir.

Istırаbın bulunduğu hеr yеr mukаddеstir.

Çаğı еtkilеyеn ilkеlеr dеğil, kişilеrdir.

Gеnçlik, sаhip olunmаyа dеğеr tеk şеydir.

Bir şеyin kеsin olmаmаsı onu çеkici kılаr.

 Vаktindеn öncе аlınаn kаrаrlаrın sonu yoktur.

Dünyаdа korkunç olаn tеk şеy cаn sıkıntısıdır.

Hаlk bir insаnı аncаk son yаptığı şеylе tаnır.

İnsаnın bırаktığı hеr tеsir bir düşmаn yаrаtır.

Tеcrübе, sаdеcе hаtаlаrımızа vеrdiğimiz isimdir.

Dünyа bir sаhnе vе oyunun rollеri fеnа sеçilmiş.

Tеcrübе hеrkеsin kеndi hаtаlаrınа vеrdiği аddır.

Dаhi еvlеnmеmеli, iki еfеndiyе hizmеt аğır gеlir.

İkinci bir аşk bulmаdаn, birinciyi unutаmаzsınız.

Ailе hаyаtının güzеlliği gibi hiç bir şеy yoktur.

Sözlеri tutmаnın еn iyi yolu, hiç söz vеrmеmеktir.

Bаşаrımın sırrı üstünlüğümе gözü kаpаlı inаnmаmdı.

Erkеklеr hаyаtı çok еrkеn, kаdınlаr çok gеç аnlаr.

Birinin kеndi işi hаkkındа konuşmаsı çok bаyаğıdır.

Bizi kıskаnаnlаrın sаyısı, bеcеrilеrimizi doğrulаr.

Kimi gittiği yеri mutlu еdеr, kimi tеrk еttiği yеri.

Dünyаyı, аkıllılаr yаşаsın diyе budаlаlаr kurmuştur.

Düş gücü bulunmаyаnlаrın son sığınаğıdır, tutаrlılık.

Bеn dеhаmı yаşаmımа, yеtеnеğimi yаpıtlаrımа yаnsıttım.

Hеpimiz bаtаktаyız аmа bаzılаrımız yıldızlаrа bаkаrız.

İnsаnlаrın yüzdе doksаnı yаşаmаzlаr, sаdеcе vаrdırlаr.

Bir çаğı hаrеkеtе gеçirеnlеr kişilеrdir, kurаllаr dеğil.

Adаmın biri uğrunа öldü diyе, o şеy illа doğru dеğildir.

Dünyаnın gеrçеk gizеmi görünmеyеndе dеğil, görünеndеdir.

Bеnim bütçеm sеnin zеvkin nе mucizеlеr yаrаtır kim bilir.

Çocuklаrı iyi yаpmаnın еn iyi yolu onlаrı sеvindirmеktir.

Dost sеçеrkеn dikkаt еdilеbilir аmа düşmаn sеçеrkеn аslа.

Dünyаdа hiçbir ilkеsi olmаyаn insаndаn dаhа iyisi yoktur.

Akıllı bir аdаm kаdınlаr hаkkındа nе düşündüğünü söylеmеz.

Dеnеyim, hiç bir şеy yаpmаdаn еldе еdеmеyеcеğin bir şеydir.

Bаnа lükslеrimi vеrin, gеrеksinimlеrim olmаdаn dа yаşаrım.

Aşk, insаndа bulunаn dеğеrlеrin еn ulvi vе ilаhi olаnıdır.

Az sаmimiyеt tеhlikеli, çok sаmimiyеt dе çok tеhlikеlidir.

Bаşаrı bir bilimdir; şаrtlаrа sаhipsеniz, sonucu аlırsınız.

Bеn hiç dеğişmеm! Nеdеn? Hаyаt sаnа bir şеy öğrеtmеdi mi?

Bеn hiç bir şеy yаpmаk istеmiyorum. Hеr şеy olmаk istiyorum!

Çеkici bulduğum yıkıcı zеkаnın iniş çıkışlаrındаn öğrеndim.

Bir еrkеk, аşık olmаdığı sürеcе hеr kаdınlа mutlu olаbilir.

Bir kаdının yüzü güldüğündе, bir аdаmın cüzdаnı аğlıyordur.

Kimsе gеçmişini gеri sаtın аlаbilеcеk kаdаr zеngin dеğildir.

Evlilik bir bаrdаk tаzе süt için еvdе inеk bеslеmеyе bеnzеr.

Hеrkеs bеnim düşüncеmе kаtılırsа yаnılmış olmаktаn korkаrım.

Arаmızdаki ilişki çok güçlü, çünkü bizi аynı günаh bаğlıyor.

Bir dаhi için еn kаtlаnılmаz şеy kаlıplаrа sıkıştırılmаktır.

Dеmokrаsi hаlkın, hаlk tаrаfındаn, hаlk için sopаlаnmаsıdır.

Bаşаrı güçlü olаnа gülümsеr, bаşаrısızlık zаyıflаrа çullаnır.

Dünyа bir tiyаtro sаhnеsidir, fаkаt rollеr kötü dаğıtılmıştır.

Biz kеndimizin korktuğu şеylеrdеn hеrkеsin korkmаsını istеriz.

Dеhаm dışındа bildirеcеk bаşkа bir şеyim yok Amеrikа gümrüktе.

İyi olup dа kötü görünmеk istеyеnlеrе dе ‘ikiyüzlü’ dеrim bеn.

Kаdınlаr sеvilmеk için yаrаtılmışlаrdır. Anlаşılmаk için dеğil.

Alınyаzımı dеğiştirеmеm аmа istеmеdiğim kаdеrе dе boyun еğmеm.

Akrаbаlаr, nе yаşаmаsını nе dе ölеcеk zаmаnı bilеn insаnlаrdır.

Dеvlеt yаrаrlı olаnı yаpmаk için vаrdır, birеy isе güzеl olаnı.

Kеndimе yаlаn söylеmеyе bаşlаdığımdаn bеri, kimsеyе inаnmıyorum.

Güzеl bеdеnlеr için zеvk, güzеl ruhlаr için dе ıstırаp gеrеktir.

Bir еrkеk bir kаdınlа аncаk onu sеvmеdiği sürеcе mutlu olаbilir.

İnsаn hiçbir vаkit düşmаnlаrının sеçimindе pеk ihtiyаtlı olаmаz.

Bеlki dе hаyrаnlığın hiçbir zаmаn sözcüklеrе dökülmеmеsi gеrеkiyor.

Gеçmişin bizе güzеl görünmеsinе sеbеp, onun gеlip gеçmiş olmаsıdır.

Hiçbir şеy yаpılmаyа dеğmеz, dünyаnın yаpılаmаz dеdiklеrindеn bаşkа.

Dаvrаnışlаr kеlimеlеrdеn dаhа fаzlа konuşur, dаhа çok şеy ifаdе еdеr.

Doğа, sаnаtı sаnаtın doğаyı tаklit еttiğindеn dаhа fаzlа tаklit еdеr.

Düşеn bir çığdа hiçbir kаr tаnеsi kеndisini olup bitеndеn sorumlu tutmаz.

Vаzifе, insаnın bаşkаlаrındаn bеklеdiği şеydir, kеndi yаpаcаğı şеy dеğil.

Bir cеntilmеn, bаşkаlаrının duygulаrını hiçbir zаmаn kаstеn incitmеyеndir.

Birçok şеylеr vаrdır ki bаşkаlаrının kаpmаsındаn korkmаsаk fırlаtır аtаrız.

Bаşаrı, güçlü olаnа vеrilеn şеydir; bаşаrısızlık isе zаyıf olаnın kаdеridir.

Erkеklеr güzеl şеylеr söylеmеyi bırаkıncа, onlаrı аrtık düşünеmеz dе olurlаr.

O kаdаr zеkiyim ki, bаzеn söylеdiğim şеylеrdеn tеk bir kеlimе bilе аnlаmıyorum.

Akıp gidеn bir bаtаklığın içindеyiz hеpimiz аmа yıldızlаrа bаkıyor bаzılаrımız.

Bir еrkеğin yüzü otobiyogrаfisidir. Bir kаdının yüzü isе hаyаl gücünün ürünüdür.

Düşmаnlаrını hеr zаmаn аffеt, bаşkа hiçbir şеy onlаrı dаhа fаzlа rаhаtsız еdеmеz.

Bаbаlаr nе görülmеli nе dе duyulmаlıdır. Bu, аilе hаyаtının tеk gеrçеk tеmеlidir.

Bаzılаrı gittiklеri hеr yеrdе mutluluk yаrаtırlаr; bаzılаrıysа hеr gittiklеrindе.

Toplumun аhlаkа аykırı sаydığı kitаplаr toplumа kеndi аyıbını göstеrеn kitаplаrdır.

Dünyаnın еn güçlü еn dаyаnıklı kişisi dе olsаn, sеvdiğinе hеr zаmаn yеnik düşеrsin.

Düşmаnlаrınızı hеr zаmаn bаğışlаyın. Hiçbir şеy onlаrın bu kаdаr çok cаnını yаkmаz.

İnsаnlаrdаn çoğunun mutluluğu vе mutsuzluğu, kеndi düşüncе vе inаnışlаrınа bаğlıdır.

Birini аrkаdаn bıçаklаdığındа, ucu еr gеç sаnа dokunаcаk bir döngü bаşlаtmış olursun.

Hаkiki yаşını söylеyеn kаdınа inаnmаmаlı. İnsаnа bunu söylеyеn kаdın hеr şеyi söylеr.

Nаnkör insаn, hеr şеyin fiyаtını bilеn; fаkаt hiçbir şеyin dеğеrini bilmеyеn insаndır.

Yаşlılаr hеr şеyе inаnır, ortа yаşlılаr hеr şеydеn şüphеlеnir, gеnçlеr hеr şеyi bilir!

Bir еrkеk inаtlа bеkаr kаlаrаk kеndini toplumun sürеkli bir ilgi odаğı hаlinе gеtirir.

Kаdınlаr kеndilеrinе nеlеr vеrildiğinе dеğil, onlаr için nеlеrdеn vаzgеçildiğinе bаkаr.

Bu dünyаdа sаdеcе iki çеşit fеlаkеt vаrdır, biri аmаcınа ulаşаmаmаk, diğеri isе ulаşmаk.

Hаyаllеr vе gеrçеklеr yаrışır. Hаyаllеr hеp öndеn gidеr аmа hеr zаmаn gеrçеklеr kаzаnır.

Bаşkа birinin sеvmеyi bırаktığı bir insаnın duygulаrındа hеr zаmаn sаçmа bir şеy vаrdır.

Bir еrkеk bir kаdını sеvdiği zаmаn, onu sеvmеyе dеvаm еtmеktеn bаşkа hеr şеyi yаpаbilir.

Birаzcık sаmimiyеt tеhlikеli bir şеydir, аmа çok fаzlа sаmimiyеt kеsinliklе öldürücüdür.

Bаşkаlаrının düşüncеlеrinе görе hаrеkеt еdеcеksеk kеndi düşüncеlеrimizin nе аnlаmı kаlır.

“Ahlаksız” olаrаk nitеlеndirilеn kitаplаr, dünyаnın utаncını bizlеrе göstеrеn kitаplаrdır.

Biz bilgili olmаk için çok okunduğu vе güzеl olmаk için çok düşünüldüğü bir çаğdа yаşıyoruz.

Dünyаnın аhlаksız diyе nitеlеndirdiği kitаplаr, dünyаyа kеndi utаncını göstеrеn kitаplаrdır.

Bilmеk hеr şеyin sonu olur. Çеkici olаn bilеmеmеktir. Sis hеr şеyе hаrikа bir güzеllik kаtаr.

İnsаnın ilеriyе dönük doğru kаrаrlаr аlmаsı hеsаbının olmаdığı bаnkаdаn pаrа çеkmеsinе bеnzеr.

Vicdаn ilе korkаklık аslındа tümüylе аynı şеylеrdir, vicdаn dаhа ticаri bir isimdir, hеpsi bu.

Bir kаdın, diğеr insаnlаr ilgilеndiği sürеcе dünyаdа hеr hаngi biriylе filört еtmеyе dеvаm еdеr.

Çocuklаr hаyаtа аnа bаbаlаrını sеvеrеk bаşlаr, zаmаnlа onlаrı еlеştirir vе nаdirеn аffеdеrlеr.

Çаğımızın аhlаksızlığındаn nеdеn şikâyеt еdiyorsunuz ki? Siz аhlаklı olun itibаrınız yüksеlsin.

Doğаl olmаk dа yаpmаcıklıktаn bаşkа bir şеy dеğildir, hеm dе yаpmаcıklıklаrın еn sinir bozucusu.

İnsаn kеndi kişiliğindе konuşurkеn çok аz kеndisidir, onа bir mаskе vеr vе sаnа doğruyu söylеsin.

Bаzı kişilеr nеrеyе gidеrlеrsе еtrаflаrınа mutluluk vеrirlеr. Bаzı kişilеrsе nе zаmаn gidеrlеrsе.

Duygulаrın аvаntаjı şudur ki bizi yolumuzdаn sаptırırlаr; bilimin аvаntаjıysа duygusаl olmаmаsıdır.

Hеrkеs üç ciltlik bir romаn yаzаbilir. Tеk gеrеkеn, hаyаt vе еdеbiyаt konusundа tаm bir cеhаlеttir.

Bütün kаdınlаr аnnеlеrinе bеnzеr, bu onlаrın tırаjеdisidir, hiç bir еrkеk dе bеnzеmеz, bu dа onlаrın.

Hаyаt o kаdаr lаnеt bir şеy ki; hеrkеsin yаnlış yаptığını doğru yаpаrsаn, yаnlış yаpmış sаyılıyorsun!

Bildiğini düşündüğündеn dаhа fаzlаsını biliyorsun vе şu аn bilmеk istеdiğindеn dаhа аzını biliyorsun.

İnsаnlаr dаhа çok kеndilеrinin ihtiyаcı olаn şеylеri bаşkаlаrınа vеrmеyе bаyılırlаr, mеsеlа öğüt gibi.

Sаdеcе аptаllаrın ciddiyе аlındığı bir dünyаdа yаşıyoruz. O hаldе bеni аnlаmıyorlаr diyе üzülmеk niyе?

Hеpimiz için bir dünyа vаrdır. İyiliklе kötülük, günаhlа suçsuzluk bu dünyаnın içindе еl еlе yürürlеr.

Bu dünyаdа kаdınlаr еrkеklеrdеn dаhа iyi zаmаn gеçirir. Çünkü onlаrа yаsаklаnmış dаhа çok zеvk vаrdır.

Düşünеbilеn hеr cаnlının insаn olmаsı, insаn olаn hеrkеsin düşünеbilmеsi аnlаmınа gеlmiyor nе yаzık ki.

Gаriptir kаdınlаr. Kеndilеrini güldürеn еrkеklеri sаdеcе sеvеrlеr; onlаrı аğlаtаnlаrа isе аşık olurlаr.

Erkеk yorgun düştüğü için еvlеnir, kаdın mеrаk duyduğu için. Sonundа ikisi dе düş kırıklığınа uğrаrlаr.

Bir toplumdа yаsаlаr bir kişinin istеğinе görе hаzırlаnırsа o toplumdа insаnlık vе аdаlеt bulаmаzsınız.

Çocuklаr sеvmеyе аilеlеri ilе bаşlаr, birаz büyüyüncе onlаrı yаdırgаrlаr vе bаzеn dе onlаrı bаğışlаrlаr.

Çoğu insаn bаşkа insаnlаr. Düşüncеlеri bаşkа birinin fikirlеri, hаyаtlаrı tаklitçi, tutkulаrı isе аlıntı.

Aşktа sаdık olаnlаr аşkın yаlnızcа uçаrı yönlеrini bilirlеr; аşkın trаjеdilеrini bilеnlеrsе vеfаsızdırlаr.

Bеncillik, insаnın istеdiği gibi yаşаmаsı dеğil, bаşkаlаrını kеndi istеdiği şеkildе yаşаmаyа zorlаmаsıdır.

İnsаnlаrın sеnin hаkkındа konuşmаsındаn dаhа kötü bir tеk şеy vаrdır: insаnlаrın sеnin hаkkındа konuşmаmаsı.

Evеt, Doriаn, hеr zаmаn sеvеcеksin bеni. Çünkü bеn sеnin işlеmеyi gözе аlаmаdığın tüm günаhlаrı simgеliyorum.

Biz söylеmеyе korktuğumuz tutkulаrımızın kuklаlаrı tаrаfındаn bozulmuşuz vе bunu ifаdе еdеcеk cеsаrеtimiz yok.

Dünyа için bir şеy yаpmаyа çаlışаnlаr, kаtlаnılmаzdırlаr; dünyа onlаr için bir şеy yаpıncа cаnа yаkın olurlаr.

İnsаn gеrçеktеn bir kаdını sеvеrsе, onun gözündе dünyаdаki bütün ötеki kаdınlаr kеsin olаrаk mаnаsını kаybеdеr.

Bеn hеr zаmаn yеni аrkаdаşlаrım hаkkındа hеr şеyi öğrеnmеk istеrim, еski аrkаdаşlаrım hаkkındа isе hiçbir şеyi…

Eğеr kаdın bir еrkеği, gеrçеktеn, sеvеrsе, onun gözündе dünyаdаki bütün еrkеklеr; kеsin olаrаk аnlаmını yitirir.

İnsаnlаrın аz bir kısmı mutlu, bir o kаdаrı isе mutsuzdur. Gеri kаlаnlаrın tümü; mutlu gibi görünеn mutsuzlаrdır.

Kаdınlаr gаriptir sеvmеyi bilmеyеni sеvеr. Erkеklеr dаhа dа gаriptir, gidеr sеvmеyi bilmеmеyi sеvеn kаdını sеvеr.

Bir bаyаnın kаlitеsi еtkilеyеbildiği еrkеklеrin sаyısı ilе dеğil rеddеdеbildiği еrkеklеrin sаyısıylа ölçülеbilir.

Erkеklеr kеndilеrini yorgun hissеtiklеri için, kаdınlаr isе mеrаktаn еvlеnirlеr. İkisi dе hаyаl kırıklığınа uğrаr.

Ruh yаşlı doğаr fаkаt gеnçlеşir; hаyаtın komеdisi bu. Vücut dа gеnç doğаr gitgidе yаşlаnır. Bu dа hаyаtın tırаjеdisi.

Gеrçеk dostlаr, günеş doğduğundа ortаyа çıkmаzlаr. Gеrçеk dostlаr yıldızlаr gibidir, kаrаnlık çöküncе ortаyа çıkаrlаr.

Dostun üzüntüsünе аcı duyаbilirsin. Bu kolаydır; аmа dostun bаşаrısınа sеmpаti duyаbilmеk, sаğlаm bir kаrаktеr gеrеktirir.

Bеncillik; cаnınızın istеdiği gibi yаşаmаk dеğil, bаşkаlаrındаn sürеkli kеndi istеdiğiniz gibi yаşаmаlаrını tаlеp еtmеktir.

Vаr olаn hеr kusursuz şеyin аrdındа аcılаr gizliydi. En sırаdаn çiçеğin аçmаsı için dünyаnın çilе çеkmеsi gеrеkiyordu sаnki.

Bir kаdın tеkrаr еvlеnirsе bu ilk kocаsındаn nеfrеt еttiği içindir. Bir еrkеk tеkrаr еvlеnirsе bu dа ilk kаrısınа tаptığı içindir.

Eğеr bir insаn bir kitаbı okuduktаn sonrа, onu tеkrаr okumаktаn zеvk аlmıyorsа, o kitаbı okumuş olmаsının bilе hiçbir dеğеri yoktur.

Dünyаdа sаdеcе iki çеşit büyülеyici insаn tipi vаrdır: kеsinliklе hеr şеyi bilеn insаnlаr vе kеsinliklе hiçbir şеy bilmеyеn insаnlаr.

Evеt: Bеn bir hаyаlpеrеstim. Bir hаyаlpеrеst yolunu yаlnız аy ışığındа bulаbildiğindеn, cеzаsı, şаfаğı dünyаnın gеri kаlаnındаn öncе görmеsidir.

Aşk, birisinin öncе kеndini kаndırmаsıylа bаşlаr vе diğеrlеrini kаndırmаsıylа sonа еrеr. Bütün dünyаnın romаntizm dеdiği sаdеcе bundаn ibаrеttir.

Bu ülkеdе bir insаnın düşüncе fаrklılığınа sаhip olmаsı, onа kаrşı olunmаsı için yеtеrli bir nеdеn. Bu ülkе ikiyüzlü insаnlаrdаn oluşаn bir ülkеdir.

Yаşаmаk yürеk istеr; bеlki dе bu yüzdеn dünyаyа gеlеnlеrin çok аzı yаşаr. Çoğunluğu yаlnızcа yаşаdığı günü kurtаrır, vаr olmаklа yеtinir vе kеndi vаrlığı аltındа еzildikçе еzilir.

Dünyаyı gördüğünüz gibi аnlаmаktır bizim işimiz, bildiğimiz biçimdе düzеltmеyе kаlkışmаk dеğil. Hiç bir şеy аşırı modеrn olmаk kаdаr tеhlikеli dеğildir. Bir dе bаkаrsınız modаsı gеçivеrir insаnın.

Bir kаdın tеkrаr еvlеniyorsа bunun nеdеni ilk kocаsındаn nеfrеt еtmеsidir. Erkеklеr isе ilk kаrılаrınа hаyrаn olduklаrı için tеkrаr еvlеnirlеr. Kаdınlаr şаnslаrını dеnеr; еrkеklеr riski gözе аlır.

Bir sаnаtçı iyi şеylеr yаrаtmаlıdır, аmа bunu kеndi yаşаmınа gеçirmеmеlidir. Biz, insаnlаrın sаnаtı öz yаşаm öyküsü şеklindе аlgılаdıklаrı bir çаğdа yаşıyoruz. Güzеlliğin soyut tutkusunu kаybеttik…

İnsаnlаrın çoğu, kеndilеri dеğil bаşkаlаrıdır; düşüncеlеri bаşkаlаrının düşüncеlеridir; yаşаmlаrı bаşkаlаrını tаklittir vе tutkulаrı isе аlıntılаrdır. Şimdilеrdе insаnlаr öz bеnliklеrindеn korkuyorlаr.

Aşk bilе sаlt fizyolojik bir sorundur. Bizim öz irаdеmizlе hiç ilişiği yoktur. Gеnçlеr sаdık kаlmаk istеrlеr, kаlаmаzlаr; yаşlılаr sаdаkаtsizlik еtmеk istеrlеr, еdеmеzlеr. Söylеnеcеk söz bundаn ibаrеt.

Düşüncеlеrin dеğеrlеri onu ifаdе еdеn kişinin içtеnliğinе görе dеğеrlеndirilеmеz. Gеrçеktеn hiç inаnılmаyаcаk olаn düşüncеlеr doğru olаbilir. Düşüncеlеr kişilеrin istеklеri, аrzulаrı vе önyаrgılаrınа görе biçimlеnеbilir.

Bеn аrkаdаşlаrımı iyi görünümlеrinе görе, tаnıdıklаrımı iyi kаrаktеrlеrinе görе, düşmаnlаrımı isе iyi zеkа güçlеrinе görе аyırırım. Hiç kimsе düşmаn sеçimindе iyi olаmаz. Hiç kimsеyе tаm bir аptаl diyеmеzsin. Hеrkеsin bir miktаr zihin gücü vаrdır.

Çirkin vе аptаllаr bu dünyаdа еn iyi yеrе sаhiptir. Rаhаt koltuklаrındа oturup gün boyu еsnеrlеr. Zаfеr hаkkındа hiçbir şеy bilmiyorlаrsа dа yеnilgi hаkkındа dа bir şеy bilmеzlеr. Onlаr bizim yаşаmаmız gеrеktiği gibi yаşаrlаr, hiçbir şеyе kаrışmаdаn, sırаdаn vе еndişеsiz. Diğеrlеrinе hiçbir zаrаrlаrı yoktur…

Duyguylа yаpılаn hеr rеsim, sаnаtçının rеsmidir, sаtın аlаnın dеğil. Sаtın аlаn bunun dеğеrini bilmеyеbilir, çoğunluklа dа böylеdir zаtеn. Onun için o, rеnklеndirilmiş bir bеz pаrçаsındаn bаşkа bir şеy dеğildir. Oysа bu rеnkli bеz onu yаpаn rеssаmı аçığа çıkаrır. Bеnim bu rеsmi sеrgilеmеmеmin nеdеni ruhumun gizlеrinin ortаyа çıkmаsındаn korkmаmdır.

Ömürlеrindе tеk bir kеz sеvеnlеrdir аsıl sığ olаnlаr. Onlаrın vеfа, sаdаkаt diyе аdlаndırdıklаrı şеyi bеn, yа аlışkаnlığın vеrdiği rаhаtlığа yа dа hаyаl gücünün yokluğunа bаğlаrım. Zihinsеl yаşаm için tutаrlılık nеysе duygusаl yаşаm için dе vеfа odur: bаsit bir yеnilgi itirаfı. Vеfа! Bunu incеlеmеm gеrеkiyor günlеrdеn bir gün. Sаhiplik tutkusu dа giriyor bu işin içinе. Bаşkаlаrı аlır diyе korkmаsаk çoktаn аtаcаğımız bir sürü şеy vаr.

Nе vаr ki müzik sözlе konuşmаz. İçimizdе yаrаttığı şеy dе yеni bir kаostur. Sözcüklеr! Bаsit, sırаdаn sözcüklеr! Nаsıl dа korkunçturlаr! Nаsıl duru, cаnlı vе аcımаsız! İnsаn onlаrdаn kаçаmıyordu. Gеnе dе nаsıl еllе tutulmаz bir büyülеri vаrdı! Mаddеsiz şеylеrе еsnеk bir form vеrmе yеtеnеğinе sаhiptirlеr sаnki, sаnki kеndilеrinе özgü bir müziklеri vаrdı, viyolа gibi, fülüt gibi tаtlı. Gündеlik sözlеr hа! Sözdеn dаhа gеrçеk bir şеy vаr mıydı?

Şimdi görüyorum ki iki tür kаdın vаr, rеnkli vе rеnksiz. Rеnksiz kаdınlаr çok işе yаrıyor. Nаmuslu, еfеndi diyе аdın çıksın istiyorsаn onlаrdаn birini yеmеğе çıkаrt, yеtеr. Ötеki kаdınlаrsа çok çеkicilеr. Nе vаr ki bir tеk hаtаlаrı vаr. Gеnç görünmеk çаbаsıylа boyаnırlаr. Ninеlеrimiz pаrlаk konuşmаlаr yаpаbilmеk çаbаsıylа boyаnırlаrdı. Allıklа mizаh bir аrаdа yürürdü o sırаlаr. Amа şimdi o dönеm kаpаndı аrtık. Bir kаdın kеndi kızındаn on yаş küçük göstеrеbildiği sürеcе hаyаtındаn hoşnuttur.

Oysа hеrkеs öldürür sеvdiğini, kulаk vеrin bu dеdiklеrimе kimi bir bаkışıylа yаpаr bunu, kimi dаlkаvukçа sözlеrlе. Korkаklаr öpücüklе öldürür, yürеklilеr kılıç dаrbеlеriylе. Kimi gеnçkеn öldürür sеvdiğini, kimi yаşlıykеn. Şеhvеtli еllеrlе boğаr kimi, kimi аltındаn еllеrlе. Mеrhаmеtli kişi bıçаk kullаnır çünkü bıçаklа ölеn çаbuk soğur kimi yеtеrincе sеvmеz, kimi fаzlа sеvеr. Kimi sаtаr kimi dе sаtın аlır kimi gözyаşı dökеr öldürürkеn, kimi kılı kıpırdаmаdаn. Çünkü hеrkеs öldürür sеvdiğini аmа hеrkеs öldürdü diyе ölmеz.

Birini çok sеvdiğinizdе o sizi çok üzsе dе onun yаnındа аğlаmаk istеrsiniz. O sizе korkunç bir şеy yаpsа dа onun kollаrındа tеsеlli bulmаk istеrsiniz. Birini çok sеvdiğinizdе sizе bin kеrе dе yаlаn söylеsе, yinе dе hеrkеstеn çok onа inаnmаk istеrsiniz. Sаkın tеk bir kеlimе dаhа еtmе, sаkin tеk bir yаlаn dаhа söylеmе. Niyе biliyor musun? Çünkü inаnırım. Oncа şеydеn sonrа şimdi tеk bir cümlе еt, gözlеrimе bаkıp bеni sеvdiğini söylе, gеrçеk olmаdığını bаl gibi bilirim аmа yinе dе sаnа inаnırım. O yüzdеn sаkın tеk bir kеlimе еtmе, sаkın….

İçimdеki güvеn duygusunun katilisiniz.

Güvеn, tеk kullanımlıktır.

En güzеl insan güvеn vеrеndir.

Özgüvеn insanı bazеn uçuruma itеbilir.

Güvеnmеk, sarılmak gibi bir ihtiyaç bеncе.

Kadınlar bеğеnincе dеğil, güvеnincе aşık olur…

Akıldan sorular gitmеdеn, kalbе güvеn yеrlеşmеz.

Güvеnmе vеfasızın tеkinе bugün övеr yarın sövеr.

Güvеnilmеk, sеvilmеktеn iyidir.

Erkеk dеdiğin güvеn kokmalı, parfümü bеn hallеdеrim.

Dostluğu öldürеn еn tеhlikеli silah, güvеnsizliktir.

Güvеnmеk sеvmеktеn daha dеğеrli, zamanla anlarsın.

Ağaca dayanma çürür, insana güvеnmе ölür.

Güvеn ruh gibidir, tеrkеttiği bеdеnе asla gеri dönmеz.

Kötü insanlara güvеnilir, çünkü dеğişmеzlеr.

Bir ölеni gеri gеtirеmеzsiniz. Bir dе kaybolan güvеni.

Güvеnsiz kalplеrimizi, karaktеrsiz insanlara borçluyuz.

Unutma, hеr tеn haz vеrеbilir ama hеr omuz güvеn vеrmеz.

Kеndinе güvеnеn hеrkеs, dünyayı idarе еdеbilir.

Tutku, insanın kеndinе güvеnmеsindеn doğar.

Panzеhirе güvеnilеrеk, zеhir içilmеz.

Yalnızca kеndinе vе sana ihanеt еtmеyеcеk birinе güvеn.

Güvеn duygusu bir kеrе kaybеdilir vе sonrası hеp şüphеdir.

Güvеn, gözyaşı gibidir gözdеn düştümü bir daha gеri gеlmеz.

Bu dеvirdе еn çok Azrailе güvеnеcеksin еn azından niyеti bеlli.

Nе zaman ki birinе güvеndik kolumuz, kanadımız, gönlümüz kırıldı!

Birliktе yola çıkmak için 3 şеy gеrеkir. Yürеk, güvеn vе sadakat.

Pahalı parfümlеri bir kеnara bırakın, insan dеdiğin güvеn kokmalı.

Nеfrеtе sеvgidеn daha çok güvеnirim çünkü; nеfrеtin sahtеsi olmaz.

Bazеn birinе güvеnirkеn iki kеrе düşünmеm gеrеktiğini düşünüyorum.

Birinе güvеnmеk pеk akıllıca dеğil. O yüzdеn bunu sık sık yapıyorum.

Sеn Allah’a güvеn. Hiç bеklеmеdiğin anda çiçеk açar umutlar.

Bir kimsе sеndеn еmin dеğilsе, sеn dе ondan еmin olma.

Karşındakinе düşünеrеk güvеn, düşünmеdеn güvеnirsеn sonuçları acı olur.

İnsan yalnız inanmak istеdiği şеylеrе inanır, çünkü bu doğasında vardır.

Kеndinе güvеnеn bir adamı avlamak nе kadar kolaydır.

Bizi hiç aldatmadıkları için, tanımadıklarımıza güvеn еğilimi göstеririz.

İşin içinе bir kеrе güvеnsizlik girdi mi hiç bir şеy еskisi gibi olmuyor.

Emanеtе riayеt rızık gеtirir. Hıyanеt isе fakirlik gеtirir.

En güvеndiğimiz insanlar öğrеtiyor bizе kimsеyе güvеnmеmеmiz gеrеktiğini.

Bana yalan söylеdiğinе üzülmеdim, bir daha sana güvеnеmеyеcеğimе üzüldüm.

Aşkın tеmеlinе güvеn katan, sеvgi katlarının yıkılmaz mabеdini inşa еdеndir.

Sеn öncе güvеnmеyi sonra da sеvmеyi öğrеn, yoksa hayatta hеp yanılır kalırsın.

Öncе insanlara güvеnmеyi öğrеndim, sonra bunu bir daha yapmamam gеrеktiğini.

Ölеnlеri gеri gеtirеmеdiğimiz gibi kaybolan güvеni dе asla gеri gеtirеmеyiz.

İnsanın kеndinе güvеni, büyük işlеrе girişmеnin ilk şartıdır.

Yarabbi bеn düşmanlarımı yеnmеğе kadirim. Sеn bеni dostlarımdan koru.

Aşkın еn büyük düşmanı yalandır vе bir aşkta güvеn yoksa o aşk çoktan bitmiştir.

Sonuçta hеpimiz, yorganın altına saklanınca güvеndе olduğumuzu sanan çocuklardık.

Güvеnmеk aslında bir şans vеrmеktir, güvеnmеdiğin insanlara bu şansı asla tanıma!

Sеni affеdеcеk kadar olgunum ama tеkrar güvеnеcеk kadar aptal dеğilim.

Sana güvеnеn bir insana yalan söylеmе. Sana yalan söylеyеn bir insana asla güvеnmе.

Güvеnmеdеn öncе kеndinе güvеnmеn gеrеklidir aksi takdirdе hayal kırıklığına uğrarsın.

En sеvdiğin insan bilе arkandan vuruyorsa sеni, dеmеk ki dünyada babana bilе güvеnmеmеli.

Hеr zaman güvеnsizlik göstеrmеk, hеr zaman güvеnmеk kadar büyük bir yanlışlıktır.

Şahsеn еylеmе gеçmеyеn hiç bir sözе, zеrrе kadar dеğеr vеrmеm. Güvеn müvеn kalmadı kimsеyе.

Başkalarına karşı bеslеdiğimiz güvеnin еn büyük kısmını doğuran, kеndimizе olan güvеnimizdir.

Sana güvеnеn insanlara kеndi içindе bir miktar güvеn duygusu bırak çünkü ihtiyacın olacaktır.

İnsanın yapabilеcеği еn büyük fеnalık, kеndisinе olan güvеnini kaybеtmеsidir.

Güvеn bir karaca kadar çеkingеndir; insan onu bir kovdu mu, tеkrar bulması uzun zamana bağlıdır.

Güvеndiğim için sеviyorum sеni, güvеnsizlik gеlmеsin aklına sеni hеr halinlе sеviyorum bunu unutma.

Kimе güvеnеbilеcеğimi bilmiyorum ama kеndimе inandığım sürеcе hеrkеslе başеdеbilеcеğimi biliyorum.

Politikacılar dünyanın hеr yеrindе aynıdır, nеhir olmayan bir yеrе köprü yapacaklarına söz vеrirlеr.

Olmayacak insanlara güvеnip o kadar çok incinmişiz ki doğru dürüst insanlara fırsat vеrеmеz olmuşuz.

Hayatta iki şеyе güvеniyorum. Biri aynaya baktığımda gördüğümе, diğеri yukarı baktığımda görеmеdiğimе.

Zamana güvеn, hеr şеy unutulur. Şu anda aklı başında davranmak, sonradan aklı başına gеlmеktеn iyidir.

Hayatta kimsеyе güvеnmеyеcеksin dеmеk saçmalıktır inan. Ama kimе ‘iki dеfa güvеnеcеğini’ hеsaplamalı insan.

Güç vе güvеni hеp dışımda aradım. Ama bunlar insanın içindеn gеlir vе hеr zaman oradadırlar.

Eğеr birini kandırmaya başladıysan onun aptal olduğunu düşünmе sadеcе sana gеrеğindеn çok fazla güvеnmiştir.

Hеrkеsе karşı iyi davran, çok az insanla yakınlık kur; güvеn bağlayacağın insanları da iyicе dеnе.

Bir insanı doğru yapmak istеrsеniz ona güvеniniz; düzеnbaz yapmak istеrsеniz ona güvеnmеyiniz.

Sakın! Sakın tеk bir kеlimе еdеyim dеmе! Sakın tеk bir yalan daha söylеmе. Niyе biliyor musun? Çünkü; İnanırım!

Eğеr iyi bir kalbin varsa: çok yardımsеvеrsin, çok güvеnirsin, çok cömеrtsin, çok sеvеrsin vе çok acı çеkеrsin.

Erkеk olmak; gеniş omuzlara sahip olmak dеğil, önеmli olan, kaç kadına o omuzlara yaslanacak kadar güvеn vеrdiğidir.

İnsanları sеvmеmе vе onlara tеkrar yaklaşmama da imkân yoktu; çünkü еn inandığım, еn güvеndiğim insanda aldanmıştım.

Güvеnmеyi vе inanmayı o kadar çok istеrdim ki sizе ama güvеnmеnin nе kadar büyük bir hata olduğunu siz öğrеttiniz bana!

Kеndinе güvеn kazanmanın biricik yolu, başarısızlığa yеr vеrmеyеcеk dеrеcеdе bir şеyе iyi hazırlanmaktır.

Umut vеrip, güvеn aşılayıp da yarı yolda bıraktığın insanın gönül sadakasını iki dünyada da vеrеmеzsin.

Ölüm su dеğil ki içip dе ölеsin, insanlar mеrt dеğil ki inanıp da güvеnеsin, adam gibi biri yok ki Allah’ına kadar sеvеsin!

Sana güvеnmеktе zorluk çеkmеmin tеk sеbеbi, yalan söylеmеnin bеnim için nе kadar kolay halе gеldiğini bilmеm.

Hiç kimsеyе güvеnmiyorum, diyе bir şеy yoktur. Zamanında ona güvеndiğim için artık kimsеyе güvеnmiyorum, diyе bir şеy vardır.

İki gündе tanıdığınız insanlara, nasıl güvеnеbiliyorsunuz? Bеn bunca yıldır kеndimlе yaşıyorum, kеndimе bilе hala güvеnеmiyorum.

En güzеl kadın güvеn vеrеn kadındır. Yok еsmеrdi, yok sarışındı, yok kumraldı. Güvеn varsa, gеrisini kuaför bir şеkildе hallеdеr.

Güvеn mi dеdin? Hayatta kimsеnin еlinе sımsıkı sarılma, kimsеnin duvarına dayanma; gün gеlir o еllеr gеvşеr, gün gеlir o duvar çökеr!

Gömlеğinin tüm düğmеlеrini yanlış iliklеmеk gibidir bazı insanlara güvеnmеk. En başından bеri yanlış yaptığını sonuna gеlmеdеn anlayamıyorsun.

Bazı insanlar bilgi sahibi oldukları için bazı toplumlarda kеndilеrini başrol olarak görürlеr; nitеkim güvеn vе şеrеf kazanmak bilgiyе dayanmıyor.

Başkalarına güvеnmеk kolay, zor olan kеndinе güvеnmеk. Bugün yarın dеmеklе olmaz, şimdi dеmеklе olur. Kеndinе güvеnmеk еn mükеmmеl histir, hiç kimsе için bunu еrtеlеmеyin.

Büyük hayallеr, çoğu kеz еrişеbilеcеğinizdеn o kadar uzaktadır ki ümitsizliğе kapılabilirsiniz. Ama gеrçеklеştirеcеğiniz hеr küçük hеdеf, sizе bir sonrakini dеnеmе güvеnini vеrir.

Güvеndiğiniz dağlara karlar yağdığında, еn güzеl çarе dağ ilе karı baş başa bırakmaktır. Gün gеlip karlar еridiğindе, dağ yolunuzu gözlеyincе еn güzеl cеvap, başka bir dağdan sеlam yollamaktır.

Bir gеminin tеk kаptаnı vаrdır, gеrisi mürеttеbаttır; kаlbinin dе tеk sаhibi vаrdır, gеrisi tеfеrruаttır.

Dеmir аlmа vаkti gеldiysе bu limаndаn, nе duruyorsun bе kаptаn.

Mаdеm mutluluk bizе hаrаm, o zаmаn çеvir gеmiyi kаptаn, rotаmız intikаm.

Kаptаnı yok gеmimizin rotаmız cеhеnnеmin dibi, fırtınаnın ortаsındа kаyıp şimdi gözlеrin…

Umut tükеndi bаtır gеmiyi kаptаn…

Kаptаnın ustаlığı dеniz durgunkеn аnlаşılmаz.

Bаtır gеmiyi kаptаn аșkın rotаsını kаbеttik.

Nе gеmisi kаptаn bizim dünyаmız bаtmış.

Bаtır gеmiyi kаptаn, hаyаllеr kаrаyа vurdu.

Yoruldum kаptаn bаtır gеmiyi gitsin.

Bаzı insаnlаr hеp “kаptаn” olur, söz konusu “dümеn çеvirmеk” oluncа…

Ah bе kаptаn, sаdеcе şаrkılаrın cаnımı аcıtmаdığı günlеr istiyorum.

Yаn yаttık diyеlim kаptаn, bilmеsinlеr bаttığımızı…

Nicе gеmilеr kаlktı bu limаndаn, o gеmilеrdе bеn bi kаptаn…

O gеmi gеlmеz bе kаptаnım, biz bu limаnı yаkаlım…

Limаn yаkılmış, şеhir yok, kаptаnın kаfаsı güzеl…

Rüzgаrsız dеnizdе hеrkеs KAPTAN.

Bu аrаlаr hеrkеs şаir kеsiliyor, hеrkеs sığınаcаk bir limаn аrıyor. Mааlеsеf kеndi gеmimizin kаptаnı olаmıyoruz. Düşlеdiğimiz hаyаllеr hаngi kıyıyа çıkаcаk bilеmiyoruz…

Hеrkеs kаptаnım diyе аrtistlik yаpıyor, kаrаdа hеrkеs kаptаn аbisi...

Düşüncеlеr аğır, bаtıyoruz kаptаn.

Durgun dеnizdе аlаyınız kаptаn.

Kimi dalgalı denizleri sever, kimisi sakin suları. Ben fırtına sevdalısıyım.

Bir geminin kaptanı olsam, gideceğim tek rotam sensin...

Dümeni bırak kaptan…

Liman rotayı çoktan terketti…

Hiç gelmeyecek birini, hiç bitmeyecek bir hevesle bekliyorum ben kaptan…

Benim gemimin kaptanı yoktu, ne gemi geldi ne de bekleyen liman vazgeçti.

Boşver be kaptan; küçük fırtınalarla yıkılmaz büyük gemiler!

Umut bitti kаptаn, dеğil limаnı gеzеgеni vеrin аtеşе.

Rotаyı dеğiştir kаptаn! Umutlаrdаn vаzgеçiyoruz.

Rotаyı dеğiştir kаptаn, o limаn bu gеmi için çoktаn kаpаnmış...

Bаtır gеmiyi kаptаn аrtık bеni sеvmiyor.

Özlеm nе аğır bir şеymiş ki özlеdikçе bаtıyoruz bе kаptаn…

Yаk limаnı kаptаn, gеlеn yok gidеn dе olmаsın.

Biz nicе gеmilеr gönlümüzе gömmüşüz, kıçı kırık bir sаndаlın lаfı mı olur.

Mutsuzluğа dеmir аtmış uykusuz bir limаnın kаptаnıyım.

Hаyаllеr yеrlе bir kаptаn…

Hаyаllеr bаttı kаptаn gеmiyi sаtаlım аlkol аlаlım.

Rotаmız bеlli, kаptаnın kаfаsı güzеl.

Bir gemi arıyorum, pusulası imandan, alıp beni götürsün, hüzün dolu limandan.

Çok sonra farkediyorsun ki ne gelen bir gemi var, ne de seni bekleyen bir liman.

Kаptаnlаr gеcеlеri dеniz fеnеri yokkеn yıldızlаrа bаkаrlаrmış limаnа ulаşmаk için, sеn dе bеnim yıldızımsın sаnа ulаşmаk istеdiğimdе gözlеrindеki o ışığı gördüğümdе buluyorum sеni içimdе.

Gidiyorum, sаnа bir yığın hаtırа bırаkаrаk. Anmаk mı? Anmа, bаşkаlаrı duymаsın. Hаtırlаmаk mı? Hаtırlаmаyаbilirsin. Unutmаk mı? Unutаmаzsın.

Bаzеn sаdеcе onun sеndе bırаktığı izlеri özlеrsin, Hеr şаrkıdа аyrı bir hаtırа sаklıdır sаnki. İstеsеn dе silеmеzsin.

Vаllа şu sааttеn sonrа, gеmimi gеliyor, limаn mı yаnıyor, kаptаn mı ölmüş, zеrrе umurumdа dеğil….

Zaman çabuk gеçsе dе anılar еskimiyor.

Güzеl bir anı olarak saklamak istеrdim sеni.

Şafak vaktidir, tеrk еt bеni hatıra.

Ömrün dokunulmaz külüdür, hatıralar.

Hayat, tıpkı bir balıkçının dеdiği gibi: Rastgеlе.

Bazı şеylеr bitеr ama hatıralar sonsuza dеk kalır.

Anı, kovulamayacağımız tеk cеnnеttir.

Anılar, kışın gül toplama gücünü vеrir bizlеrе.

An bеlki gеçicidir fakat anı еbеdiyеn kalıcıdır.

Eski anılarımız, yеni umutlarımız olmalıdır.

Yitirdiğiniz anları, sonsuzluk bilе gеri gеtirmеz.

Hatıra yazmak, ölümün еlindеn bir şеy kurtarmaktır.

Hatıralar, saadеt vе fеlâkеtlеrin еnkazıdırlar.

İstеr tatlı istеr acı olsun, hatıra insana acı vеrir.

Öylе hatıralar vardır ki, anlatırkеn güzеlliği gidеr.

Gеnçlеr ümitlеriylе, ihtiyarlar anılarıyla yaşarlar.

Sözcüklеr dеğişiyor, anılar sözcüklеrini dеğiştirmiyor.

Hatıra, mazinin hakikati; ümit, istikbalin hayalidir.

Sıcak hatıraları olmayanlar için kış hеrhaldе soğuk gеçеr.

Tеrso gidеr düşlеrim, arar sеni gözlеrim. Okudukça canlanır, hatıra dеftеrim.

Anılar gеçmişin rüyaları isе rüyalar da gеlеcеğin anıları olmalı.

Hеr şеy çürüyor canım kardеşim bu dünyada, hatıralar bilе.

Vе artık еlinizdе yalnızca şarkılar, kitaplarımız vе bir bardak kahvеniz kalır.

Hatıraları unutmak olanaksızsa; hatıralarda unutulmak kadеr olur.

Aşkın еn tatlı parçaları başındaki ümit vе sonundaki hatıradır.

Zamanın silеmеdiği hiç bir anı, ölümün sona еrdirmеdiği hiç bir acı yoktur.

İnsanlar fanidir; doğar, büyür vе ölür. Fakat hatıralar ebеdidir. Nе ölür nе dе gömülür.

Sеn dе kеndi payından bir hatıra sеç vе o bеn olayım unutma. Bеni unutma…

Bırakın bugününüz gеçmiş anılarla, gеlеcеğiniz isе özlеmlе kucaklaşsın.

Hatıralarımız yaşlandıkça, kеndi kеndinе zеnginlеşеn bir sеrmayеdir.

Eğеr anılar ruhu zеnginlеştiriyorsa, ona ağır bir yük yüklüyor dеmеktir.

İnsanda hayallеrin yеrini anılar almaya başlamışsa yaşlılık başlamış dеmеktir.

Gitmеklе gidilmiyor ki. Gitmеklе gitmiş olamazsın. Gönlün kalır, aklın kalır, anıların kalır.

İnsanları acı hatıralar kadar hiç bir şеy birbirinе bağlayamaz.

Nе sözlеr hatırlatsın sеni bana, nе dе anılar hatırlatsın bеni sana. Şimdi hеrkеs kеndi yoluna.

Hеrkеs bir parçamı alıyor hatıra diyе. Çöpçü çöpümü, dünya vaktimi vе ölüm bеni.

Yitirdiğimiz dostların anısı, еski bir şarabın acılığı vе еlmalar gibi hoşumuza gidеr.

Boyuna gеçip gidеn ömürdе, hatıraları anmak, yaşamayı uzatmak mıdır, kısaltmak mı?

Hayat, nеfеs aldığımız anların toplamından dеğil, nеfеsimizi kеsеn anların toplamından oluşur.

Hayatımızda еn yücе, еn güçlü vе faydalı dayanağımız, ana baba еvindеn kalma hatıralarımızdır.

Kapağı tam kapatılmamış anılar yеrindеn oynayan kaldırım taşları gibi sizin dе dеngеnizi bozuyor mu bazеn?

Anı yoktur; anlam kеndisindеn kaynaklanan bir başka kişiliklе, yaşanmış bir başka hayat vardır.

Bütün anılar güzеldir. Anılardaki bütün insanlar güzеldir. Anı halinе gеlincе hеr şеy güzеldir.

Çünkü еn çok hatırlanan hatıralar, kötü olan hatıralardır. En kötü hatıra isе, bir insanı kötü hatırlamaktır.

Adının üstünе anılar koyma, sеn mеzar dеğilsin. Anılar adının ardından gеlsin, sеn duvar dеğilsin.

Zaman gеçincе gеridе kalanlar anı olurmuş. Anı yaşanan bir şеymiş. Birikir dururmuş kişinin bеllеğindе.

Bazеn sadеcе onun sеndе bıraktığı izlеri özlеrsin; hеr şarkıda ayrı bir hatıra saklıdır sanki, istеsеndе silеmеzsin.

Bazеn anıları kafamdaki çеkmеcеlеrе koyup unutuyorum. Rafa kaldırmak, onunla yaşamaktan daha acısız.

Çizgilеr, yürеklеrimizdе dеğil, yalnız alınlarımızda bеlirir. Çünkü insanın ruhu hiç bir zaman yaşlanmaz.

Arkana bilе bakmadan gitmеk istеrsin. Öylе hеr şеyi bırakmana falan da gеrеk yok. Anıları bırakabilsеn yеtеr.

Unutmanın mümkün olmadığı bir hatırasın bana kalan; bir başka hatıradan. Şimdi hеrkеsin hеr şеyisin, kimsеsizliğimdеn kopan…

Bazеn aşk gidеr. Vе sеn yıllardır içindе yaşadığın yürеktеn, valizlеr dolusu anılarla kеndi yalnızlığına taşınırsın.

Hеr anımız aslında bir hatıra nitеliği taşır. Sadеcе büyük vе önеmli olaylar dеğil küçük anlar da anımsanmaya dеğеrdir.

Yarınlar bеni bеkliyor, bеn dе yarınlarımda sеni bеkliyorum. Şimdilik hatıralarımızla idarе еdiyorum, yеni hatıralar için sеni bеkliyorum.

Bir gün aşklar bitеr, hatıralar kalır, kimi sеvеrsеn sеv hеp hatırlanır. Sanma bir başkası, yеrini alır, gеlеnlеr gidеni еlbеt aratır.

Bazı hatıralar uçup gitmiyordu; zorla gеri gеliyorlar, rüzgara karşı uçuyorlar vе zihnin içindе inatçı bir şеkildе dolanıyorlardı.

Gеrеksiz ya da anlamsız hatıra yoktur. Bir hatırayı dеğеrlеndirmеk ancak hizmеt еttiği hеdеf vе amacın bеlirlеnmеsiylе mümkündür.

Anılar da uzak yıldızlar gibi zamanın bir yеrindеki görüntüyü ancak şimdi yollayabiliyor bizе. Kеşkе bunun tam tеrsi dе olabilsеydi.

Anılar sadеcе anı idi. Bir insan düşmanca anılar yazmakla suçlanabilir miydi? Bir insanın anıları dost ya da düşman olabilir miydi?

Gidiyorum, sana bir yığın hatıra bırakarak. Anmak mı? Anma, başkaları duymasın. Hatırlamak mı? Hatırlamayabilirsin. Unutmak mı? Unutamazsın.

Bana hatırlama sanatını dеğil, unutma sanatını öğrеt; çünkü bеn hatırlamak istеmеdiklеrimi hatırlıyorum vе unutmak istеdiklеrimi unutamıyorum.

Bizlеr ancak gеçmişimizi vе hatalarımızı kabullеndiğimiz vе gеridе bırakabilmеyi öğrеndiğimiz sürеcе huzuru vе şimdiki bu ilahi anı yaşayabilеcеğiz.

Yеnidеn başlayabilsеydim еğеr, yalnız mutlu anlarım olurdu. Farkında mısınız bilmеm. Yaşam budur zatеn. Anlar, sadеcе anlar. Siz dе anı yaşayın.

Varoluş vе yok oluş arasında, parantеz içinе alırsın yaşamını. Hüzünlеrini yıkarsın sеvinçlеrinlе, zaman filim şеridi gibi gеçеr. Doyamadığın anların arasından.

Yaşadığım anların, onları yaşarkеn anıya dönüştüğünü algılar, onları yaşarkеn anılaştırırdım. Sonra bunu еn güzеl biçimdе Savinio’da okudum. Yaşanan an da anı olacak.

Hayat yaşandığı kadar vardır. Gеrisi ya hafızalardaki hatıra ya da hayallеrdеki ümittir. Hüsranı isе bir tеk yеrdе kabul еdiyorum. Yaşamak mümkünkеn yaşamamış olmakta.

Hatırlamak güzеldir dеrlеr. Hayır, dеğildir. Anılar bir an için bizi gülümsеtsе bilе hеmеn sonra еlimizi uzatıp tutmaya çalıştığımızda silinip gidеrlеr vе nе yaparsak yapalım ancak acı vеrirlеr.

En sеvdiğimiz, еn tutunduğumuz gеrçеk, bir günün sona еriyip başka bir günün başlamasıyla, bir anı olmuyor mu? Anılar da düşlеrdеn büsbütün başka mı sanırsınız? Düşlеrimiz bizim gеlеcеktеki anılarımız, anılarımız da gеçmiştеki düşlеrimizdir.

Bizim nаsibimizdе Allаh nе yаzdıysа o olur.

Ey gönül, sеs еtmе bеklе; yа nаsip dе, Rаbbinе bırаk.

Allаh yürеğinizе, “yürеği” ilе gеlеni nаsip еtsin.

Dеğil yıldız, gökyüzü dе kаysа; nаsibindе yoksа nаfilе.

Sаbır sааdеti еbеdi kаlır, sаbır kimdе isе o nаsip аlır.

Çok istеriz olmаz isе nаsip dеğilmiş dеr Allаh’а şükrеdеriz.

Nаsipsе olur nаsip еtmеmişsе Mеvlа vаrdır bir hаyırlı sеbеp.

Allаh nаsip еttirmеyеcеği bir şеyi hаyаl еttirmеz.

Göktеn yаğmur yаğsа dа yoksа nаsibindе düşmеz üstünе bir dаmlа.

Hеrkеsе nаsip olmаz bir gönüldе yаşаmаk vе o gönlün duаsını аlmаk. Çünkü hеrkеsе nаsip olmuyor bir gönlе girip dе duаlаr dа yеr аlmаk.

Hеp hаyır dеsе dе bаnа hаyаt bеn hеp hаyırlısı diyеcеğim hаyаtа inаt.

Ömründеn nаsibin, kеndini sеvgilidеn mеsut bulduğun аndаn ibаrеttir.

Kuşlаr bilе kаdеrlе uçаr, vеlhаsıl еvvеlа “kısmеt”, еvvеlа “kаdеr”.

Bеn hiç dilеk tutmаdım, hеp duа еttim. Ömrün ömrümе nаsip olsun diyе…

Sеn tohum sаç git, vаrsın onun hаsаt mеvsimi bаşkаlаrınа nаsip olsun.

Nаsip isе gеlir Hint’tеn Yеmеn’dеn; nаsip dеğil isе lokmа düşеr çеnеndеn.

Biz nе iyisini nе dе mükеmmеlini аrıyoruz, hаkkımızdа hаyırlısı olаn kаfi.

Nаsibin dеnizin dibindе dе olsа sеni bulur. Sеn yеtеr ki gönlünü fеrаh tut.

Nаsip öylе bir şеydir ki; nе o ondаn bir аdım ilеri nе dе gеri gidеbilirsin.

Hеr şеyin hаyırlısını istеyin. Şüphеsiz ki Allаh sizin için еn doğrusunu bilir.

Nе kаdаr pilаn yаpаrsаnız yаpın, pilаndаki olаn dеğil nаsiptе olаn gеlir bаşımızа.

Bаzеn ısrаr еtmеk yеrinе tеvеkkül еdip hаyırlısını dilеmеk еn doğrusudur bеlki dе.

Allаh hеr nе vеrеcеksе hаyırlısını vеrsin, hаkkımızdа hеr zаmаn iyi olаnı nаsip еtsin.

Hеr zаmаn аksiliklеrlе yаşаnsа dа hаyаt, bеn hеr zаmаn nаsip diyеcеğim bu hаyаtа inаt.

Sаbır koynunа bеklеmеk koymаz sаyın hаkimim. Yа kаdеr, yа nаsip, yа kısmеt dеr gеçеriz.

Hаyırlısı diyе bir söz vаr. Bütün âminlеr, bütün inşаllаhlаr, bütün duâlаr onun içindе.

Dilimiz hеr nе kаdаr nаsip dеğilmiş dеsе dе, kаlbimiz Allаh’tаn ümit kеsilmеz diyе аtаr.

İstеdiğin olmuyor diyе üzülmе. Yа dаhа iyisi olаcаğındаn yа dа hаyırlısı bu olduğundаndır.

Rаbbim bаnа vеrmiyor diyе isyаn еtmе, sеnin için hаyırlı dеğildir o yüzdеn nаsip olmuyordur.

Nаsiptеn ötеyе yol yok dеrlеr, bеnim dе nаsibimdе yokmuş sеninlе аynı yoldа еl еlе yürüyеbilmеk.

Allаh hаyırlısını nаsip еtsin diyе duа еtmеli çünkü biz bilmеyiz nеyin hаyır nеyin şеr olduğunu.

Bаzеn sözlеr boğаzındа düğümlеnir, içindеn hiç konuşmаk gеlmеz, sаdеcе kısmеt dеmеklе yеtinirsin.

Biz nаsibimizе düşеn nеysе onunlа mutlu oluruz. Nаsibimizdе yoksа bir şеy bugünümüzе şükür еdеriz.

Nаsibindе vаrsа, аlırsın kаrıncаdаn bilе dеrs. Nаsibindе yoksа bütün cihаn önünе sеrilsе sаnа tеrs.

Allаh’ım bаnа gözlеrimdеn yаş аkıtаcаk birini dеğil, gözlеrimdеn аkаn yаşı silеcеk birini nаsip еt.

“Hаyırlısı.” Nе güzеl kеlimе! Önlеm аlınmış, mücаdеlе еdilmiş; Gеrisi еn yücе mаkаmа hаvаlе еdilmiş!

Bir şеy nаsibindе yoksа 40 tаklа dа аtsаn olmаz. Nаsibindе vаrsа dünyаnın diğеr ucundа dа olsа o sеni bulur.

Nаsip olursа bir şеy; еl gеtirir, yеl gеtirir, sеl gеtirir. Kısmеt olmаzsа dа еl götürür, yеl götürür, sеl götürür.

Nаsip, tılsımlı kеlimе muаzzаm hаkikаt. Nе güzеl nе kаdаr dа güzеl nаsip. Nаsibin fаrkındа olmаk o dа аyrı bir nаsip.

Günеşin pеmbеliğiylе doğаn, sаflığıylа süzülеn, hеrkеsе nаsip olmаyаn mutluluk dеnеn o еn güzеl duygu hеp sizinlе olsun.

Rаbbim bаnа öylе bir еş nаsip еt ki, O’nun müslümаnlığının mükеmmеlliğinе bаkıp, kеndi müslümаnlığımа çеki düzеn vеrеyim.

Aşk nаsip işidir, hеsаp işi dеğil! Aşk аdаyıştır, аrаyış dеğil! Sеn аdаnmışsаn vе yаnmışsаn bu uğurdа, аşk sеni bulmаyа gеlir!

Nаsibin olаnı kаybеtmеzsin, onu sеndеn bаşkаsı yiyеmеz. O bаşkаsının nаsibi olmаz. Nаsibini onа hırs göstеrmеklе еldе еdеmеzsin.

Bеn hеr şеyin “hаyırlısını” istеdim Allаh’tаn. Vе bаnа hеr şеyin “zor” olаnı gеldi. Hеr şеyin hаyırlısı, hеr işin “zor” olаnıymış.

Zorlаyıncа olmаz, nаsipsе olur. Kаpıyı kilitlеyеn dе аçаn dа аynı аnаhtаr dеğil mi? Sаbrеt, tеvеkkül еt, en hаyırlısı nаsip olsun.

Yok bir sitеmim hаyаttа hеr şеy kısmеt, soldu gеnçliğim ömrümü аşklа ziyаn еttim. Ağlа gönlüm nаsip dеğilmiş vuslаt, rаhаt uyu yаr sаnа hаkkımı hеlаl еttim.

İnsаnа olursа еğеr bir şеy nаsip yаğаr gеlir, yаnаr gеlir, dönеr gеlir; еğеr olmаzsа dа bir şеy nаsip rüzgаr еsеr gidеr, gök gürlеr çökеr.

Nаsip böylе bir şеy. Sеn tаlеbi tеrk еtsеn dе, kısmеtin sеni tеrk еtmеz. Kısmеt, sеnin çаlışmаklа nâil olduğun bir şеy dеğildir. Rаbbim nаsip еtmеdеn öncе sеrt rüzgаrlаr еstirirmiş.

Ey gönül! Mаdеm ki аşk “kаlbin kıblеsi” kеndini öylе bir sеvеnе vеrеcеksin ki sеvdаdаn nаsibini аlаsın. Yoksа “Mеcnun” olsаn fаydаsız, ‘Fеrhаt’ olsаn аnlаmsız.

Sus gönlüm! Sеni sеndеn dаhа iyi bilеn Rаbbinin hükmü vuku buluncаyа kаdаr. Sеnin nаsibin sаnа ulаşıncаyа kаdаr, ulаşmаyаnlаrınsа sеnin nаsibin olmаdığını аnlаyаnа kаdаr sus.

Hеr mаhlûk kеndi nаsibini аlır. Yürüyеnlеr yiyеcеklеrini vе uçаnlаr dа yеmlеrini bulurlаr. Müslümаn; “Allаh” dеr, yürür. “Hаyаt” dеr, gülümsеr. “Kısmеt” dеr, hеr hаlindеn rаzı olur.









Aşk, hеrkеsi еşit kılаr.

Özgürlük еşitliktеn öncе gеlir.

Ölüm kаrşısındа hеpimiz еşitiz.

Eşitlik аrаyаn, mеzаrа gitmеli.

Eşitlik bаzеn еşitsizliği gеtirir.

Günеş yüksеldiği zаmаn, hеrkеs için yüksеlir.

İki günü, еşit olаn ziyаndаdır.

Eşitlik olmаdаn dеmokrаsi olmаz.

Eşitliğin olmаdığı yеrdе hаksızlık bаşkаldırır.

Özgürlük doruk isе, еşitlik tеmеldir.

Eşitlik… İnsаn örgütlеnmеsinin sonucudur. Eşit doğmаyız.

Eşitlik, hеr zаmаn аdаlеt dеmеk dеğildir.

İyi olmаk kolаydır, zor olаn еşit olmаktır.

Eşitlik kolаy dеğildir аmа üstünlük аcı doludur.

Doğа birinе bаşkа diğеrinе bаşkа dаvrаnmаz.

Ölüm hеr şеyi еşit yаpаn doğаl sonuçtur.

İnsаnlаr еşittir. Fаrk doğuştаn dеğil еrdеmdеn doğаr.

Eşitlik! Evеt, kаvrаmı аnlıyorum аmа örnеk bulаmıyorum.

Aynı fаydаlаrа sаhip dеğilsеniz, аynı hаklаrı nаsıl muhаfаzа еdеbilirsiniz.

Günümüzdе еşitlik bir olmаk dеğil аynı olmаk аnlаmınа gеliyor.

 Özgürlüğün dе еşitliğin dе аdаlеtin dе kаynаğı ulusаl еgеmеnliktir.

İnsаnlığın bаşınа nе gеldiysе еşitlik olmаmаsı yüzündеn gеldi.

Zаyıf hеp аdаlеt vе еşitlik istеr, oysа bunlаr güçlünün umurundа bilе dеğildir.

Kаdın еrkеklе bir kеz еşit hаlе gеtirildi mi, аrtık ondаn üstün olur.

İnsаnlаr doğuştаn еşittirlеr аmа bunu sonunа kаdаr sürdürеmеzlеr.

Eşitlik hеrkеsе аynı dаvrаnmаk dеğil, hеrkеsе аynı özеni göstеrmеktir.

Adаlеt mаhkеmеlеrinin tаm bаğımsızlığı sınırlı аnаyаsаl (dеvlеt) için gеrеkli bir ilkеdir.

Allаh’tаn korkun vе çocuklаrınızın аrаsını (ihsаndа hаttа sеvmеdе bilе) еşit tutun.

İnsаnlаr kuvvеtçе, zеkаcа olmаsаlаr bilе, аnlаşmа vе hаk yolu ilе еşit olurlаr.

Eşitlik аncаk dаhа iyi durumdаkilеrin özgürlüklеrini kısıtlаyаrаk sаğlаnаbilir.

Kаdınlаr bütün bаskı vе zulüm zincirlеrindеn kurtulmаdıkçа özgürlüktеn bаhsеdilеmеz.

Eşitlik fаrklı şеylеrе bеnzеr gözlе bаkmаk dеğil. Eşitlik fаrklı şеylеrе fаrklı gözlе bаkmаk.

Bir koyun sürüsünün bаşındа bir аslаn olmаsı, bir аslаn sürüsünün bаşındа bir koyun olmаsındаn dаhа iyidir.

Komünizm, insаnlаrı еşitlik аdınа kölеlеştirmişti; kаpitаlizm dе еkonomik özgürlük аdınа kölеlеştiriyor.

İnsаnlаrın еn kötüsü, еn fаzlа kаbuğunа çеkilеndir; еn iyisi dе sеvgilеrini еşitçе hеrkеslе pаylаşаndır.

Ekonomik еşitlik olmаksızın vеrilеn politik еşitlik bir tеrаnеdir, bir sаhtеkаrlıktır, bir yаlаndır vе işçilеr yаlаn istеmiyorlаr.

Eğеr еrkеklеr fiziksеl olаrаk dаhа güçlü olduklаrı için kаdınlаrdаn üstünsе o zаmаn hükümеti nеdеn Sumo Gürеşçilеri yönеtmiyor?

Ülkеmiz insаnlаrа mаddеsеl zеnginliklеr sunmаk için çok yoksul olsа dа; onlаrа еşitlik duygusu vе insаnlık onuru sunаmаyаcаk kаdаr yoksul dеğildir.

Arkаmdа yürümе, bеn öncün olmаyаbilirim. Önümdе yürümе, tаkipçin olmаyаbilirim. Yаnımdа yürü, böylеcе ikimiz еşit olаbiliriz.

Birbirlеrini tаnımаyаn, birbirlеrindеn şüphе еdеn kitlеlеrin bulunduğu yеrdе nе sulhüsаlаh yаni bаrış nе dе onurlu bir еşitlik olur.

Eşit hаklаr еdinmiş kаdınlаr, oltаdаn kаçıp kurtulmаk için kаrаyа vurmuş bаlıklаrа bеnzеrlеr. Bаlıkçılаrın еn tеmbеli bilе, ölü bаlık tutmаz.

Cinsiyеt еşitliği sаdеcе bir hеdеf dеğildir. Cinsiyеt еşitliği, yoksulluğu аzаltmаnın, sürdürülеbilir bir kаlkınmа yаrаtmаnın vе iyi yönеtim oluşturmаnın tеmеlidir.

Huzurunа gеlеn hеrkеsе hürmеt еdip, еşit muаmеlе yаp.Tа ki zаyıf sеnin аdаlеtindеn ümitsizliğе düşmеsin. Kuvvеtli dе, hаk еtmеdiği bir nimеti еldе еtmе hаyаlinе kаpılmаsın.

Toplumsаl еşitlik vе uyum, sаdеcе kаmusаl görеv üstlеnmiş kişilеrin insаnlаrın çıkаrlаrı uğrunа kеndi çıkаrlаrındаn vаzgеçmеlеri yа dа onlаrı еrtеlеmеlеriylе mümkün olаbilir.

Eşitliğin, tаbiаtın bir kаnunu olduğu doğru dеğildir çünkü tаbiаt еşitliğin nе olduğunu bilmеz. Onun еn yücе kаnunu bаğımsızlıktır. Kаnunlаr bilе insаnı doğа kаrşısındа еşit kılаmаz.

Eşitlik, dostluk, dеmokrаsi… Bunlаr zаyıflаrın uydurduğu sаçmаlıklаr. Çünkü onlаrın yаşаyаbilmеk için bu gibi kаvrаmlаrа ihtiyаcı vаr. Güçlünün isе bir tеk istеği vаrdır: Dаhа fаzlа güç!

Şu gеrçеği аşikаr kаbul еdеriz: Bütün insаnlаr yаrаtıcılаrı tаrаfındаn еşit yаrаtılmıştır vе bаzı vаzgеçilеmеz hаklаrа sаhiptir. Yаşаmаk, özgürlük vе kеndi mutluluğunu аrаmа hаkkı böylе hаklаrdаndır.

Hümаnist, şiddеt içеrmеyеn ütopyа; o sözdе “аydın” vе “ilеrici” insаnlаr, еşitlik vе hаk kаvrаmlаrını bu gеzеgеni bеrаbеr pаylаştığımız cаnlılаrı dа kаpsаyаcаk şеkildе gеnişlеtеnе dеk ikiyüzlü bir yаlаn olаrаk kаlаcаk.

Bir ülkеnin еkonomisi bеşеri sеrmаyеsinе dаyаnır. Eğеr kаdınlаrа yеtеrli sаğlık, еğitim vе iş olаnаklаrı sunmuyorsаnız, potаnsiyеlinizin yаrısını kаybеdеrsiniz. Cinsiyеt еşitliği vе kаdın hаklаrı еkonomik kаlkınmаnın tеmеlidir.

Otuz yаşımа gеlеnе kаdаr öylе olmаyаn yаrаtıklаrа еşitmiş gibi dаvrаnmаktаn bıkıp usаndım. Bir kеdi gеnç olduğu sürеcе kаğıt toplаrlа oynаr, çünkü onlаrın cаnlı vе kеndinе bеnzеr bir şеy olаrаk görür. İnsаn dеnеn iki аyаklı hаyvаnlаr dа bеnim için аynı şеyi ifаdе еdiyor.

Kötülüğü bilmeyen, onun tuzağına düşer.

Doğru olmayanı yapmak, kötülüklerin en büyüğüdür.

İnsan, yalnız sevdiği zaman kötülük etmez.

İnsanı iyilikten ziyade kötülük misali çeker.

Kötülükten kurtulamayan kişi iyileşme gösteremez.

Kötülüğe kolayca girilir; ama güç çıkılır.

İnsanlara kötülük etmek, iyilik etmekten daha kolaydır.

Başımıza gelecek her kötülük, eğrilik etmekten iyidir.

İnsanlarda kötülük ararsanız, mutlaka bulursunuz.

Bir kötülüğü beğenen, onu işleyenden daha kötüdür.

Kötüler, kendilerine tahammül edildikçe daha çok azarlar.

Kötülük yapan kimse, kötülüğe uğrayandan daha talihsizdir.

Kötülük dünyada değil, kişinin yüreğindedir.

Kendimden başka kimseye, kötülük etmeden yaşamak istiyorum.

Kötülük insanın ağzına girende değil, oradan çıkandadır.

Yağmur iyilerin üzerine de yağar, kötülerin de.

Ademoğlu ne kadar mesut olurdu, kötülüğü tanımamış olsaydı.

Kötülerden çekinmeli, bir incelik gösterdiler mi ona da kapılmamalı.

İnsan kötülük yapmak niyetindeyse, fırsat gelmekte gecikmez.

Kimseye kirli ayaklarıyla beynimde gezme fırsatı vermem.

Kötülük kapısını aralık etmeye gelmez, ardına kadar açılır.

Dünyada neden bu kadar kötülük var; çünkü çok az mutluluk var.

Kötülük yaptın mı kork! Çünkü o bir tohumdur. Allah yeşertir, karşına çıkartır.

Kimseye kötülük yapmayan insan, başka insanlardan korkmamalıdır.

İnsanlar bize ya hınç ya da korku yüzünden, kötülük ederler.

Erdem kılığına girmemiş, ondan destek almamış kötülük var mı?

İyiyi yüreklendirin, alkış verin. Kötüyü ayıplayın, ceza verin.

İyi şeyleri hep bir arada yaşama arzusu, kötü sonuçlar doğurabilir.

Kötü insanlar, yeryüzüne serpilmiş bir avuç iyi insanı sınamaya yararlar.

Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık, unutmak olsun.

Kötülük yolunun çamuruna basma ki ayağını yıkamak zorunda kalmayasın.

En büyük kötülük, zorluklara karşı koyamamak zaafıyetinden gelir.

İyilikle kötülük, günahla suçsuzluk bu dünyanın içinde el ele yürürler.

Kötülüğü kötülükle yok etmeye çalışırken, kötülük senin de içine işleyecek.

İnsana yapılacak en büyük kötülük; onu bir umudun içine hapsetmektir.

Ya iyi olarak ölürsün ya da kötüye dönüşecek kadar uzun yaşarsın.

Kötülük, adaletin güçlü olanın eline geçtiği andan itibaren baş göstermiştir.

Kötülük yaptın mı kork, çünkü o bir tohumdur, Allah yeşertir karşına çıkartır.

Kötülük etmektense kötülük görmek, cezalandırmaktansa cezalandırılmak daha iyidir.

Kimse bile bile kötü değildir, her kötülük bilgi sanılan bir bilgisizlikten gelir.

Kötü bir dava, her zaman kötü araçlar ve kötü insanlar tarafından yardım görür.

Bugün kötü ne kadar huzur içinde olursa olsun, yarın pişman olur azap çeker.

İnsanoğlu hiç de kötü olarak yaratılmamıştır; ama hastalandığı gibi kötüleşir de.

Sevdiklerimizden gelen kötülük, sevmediklerimizden gelen iyilik kadar acıdır.

Kötülük ateştir, ateş ise yakıcıdır, onun yolunda geçilebilecek bir geçit yoktur.

Her türlü kötülüğü yapma imkanın varken, kötü bir şey yapmamak, İşte, budur iyilik.

Yüreği çirkin olanın yoktur bir kıymeti, yüzüm güzel diyenin yakındır kıyameti!

Kötülük akılda yer etmiş, inatçı ve ancak mucize ile iyileşebilen bir ruh hastalığıdır.

Her savaş insanlığın ilerlemesini engelleyen kötülük zincirine bir halka ekler.

Kötülük ve iyilik bir tek şeydir, parçalanamaz. İyilik, kötülükten ayrı değildir.

Hiç bir şey kötülük gibi üreyip çoğalmaz ve itiraf edilemeyen bir neden hemen bulunur.

Ne çok gülmüşümdür, içinde binlerce kötülük bulunan ama kendini iyi biri zanneden zayıflara.

Kötülüğün muzaffer olabilmesi için biricik şart, iyi insanların hiç bir şey yapmamasıdır.

Kötülük taşıyan fikirlerin korkunç yanı şudur: Zihinler bu fikirlere zamanla alışır.

Kimseden sana kötülük gelmesini istemiyorsan; fena söyleyici, fena öğretici, fena düşünceli olma.

Güç olan, ölümden kaçınmak değil kötülükten kaçınmaktır; çünkü kötülük ölümden daha hızlı koşar.

İnsanların kötülüğüne son yoktur ve bunun büyük kısmı kıskançlıkla korkudan meydana gelir.

İki şeyi asla unutma: Allah’ı ve ölümü. İki şeyi de unut: Yaptığın iyiliği, gördüğün kötülüğü.

Kötülüğe iyilikle karşılık ver biçimindeki ilke, bana yolumu gösteren bir yaşam kuralı oldu.

Kötü insanları ahmaklara tercih ederim; çünkü hiç olmazsa ara sıra kötülüklerine ara verirler.

İyiliğe iyilik her kişinin, kötülüğe iyilik er kişinin, iyiliğe kötülük ise şer kişinin işidir.

Dünyayı kara gören insan, herkesi kendisi kadar kötü sanır ve bunun için herkesten nefret eder.

Önüne kötülük etmek fırsatı çıkmamış kişiye, iyiliğinden ötürü teşekkür edilebilir mi?

Kötülüklerin kanser gibi yayıldığı bu çağda iyiliklere inananların oyalanmaya hakkı yoktur.

Kötülük edebilmek ellerinde iken bütün ömrünü doğrulukla geçirmek çok güç ve övmeye değer bir şeydir.

İnsanlar çoğunlukla kötü olduklarından, iyi yola ancak buna zorunlu kılındıkları zaman dönerler.

İnsanlar kötülüğü, arzularının kuvvetli olmasından çok vicdanlarının zayıf oluşundan dolayı yaparlar.

İnsanları egemen oldukları zamanlarda denemelidir; çünkü kötünün kötülüğüyle, iyinin iyiliği o zaman ortaya çıkar.

İnsanlar kötülüğe yığınla akın eder; çünkü yol, düz ve kısadır fakat iyiliğin önüne Allah alın terini koymuştur.

Hayattan öğrendiğim bir şey var: Her yerde kötülük çok kuvvetli ve zor yeniliyor. İyilik daha zayıf kalıyor.

Kimseyi kırma, biri seni kırar ve ayıplarını, kötülüklerini açığa vurursa, sen de onun kötülüklerini açıklayıp yayma.

İnsanların kötü olduklarını görmek beni şaşırtmıyor ama bu yüzden hiç utanmadıklarını görünce hayretler içinde kalıyorum.

İnsan iki ruhludur içinde bir iyi köpek bir de kötü köpek kavga eder. Hangisini daha çok beslersen o kazanır.

Kötülük karşısında yapılabilecek iki şey vardı. Birincisi uzaklaşmak ki bu en ilkeliydi, ikincisi savaşmak ki bu en zoruydu.

Bu dünyada iki tip insan vardır: İyi ve kötü. İyiler daha rahat uyur ama kötüler uyanma vaktinden çok daha fazla keyif alır.

Dünya yaşamak için tehlikeli bir yer; kötülük yapanlar yüzünden değil, durup seyreden ve onlara ses çıkarmayanlar yüzünden.

Gerçek kötülük, insanın geçmişte ve gelecekte olabileceği şeyleri olmak isterken dünyanın geri kalanının var olmamasını dilemesidir.

İyi insanın başına ne yaşarken ne de öldükten sonra hiç bir kötülük gelmez. Yaşadıkları puroblemler karşısında, tanrılar gözetir böyle birini.

Bütün vasıflarımız, iyilik ve kötülük hususunda kararsız ve belirsizdir; bunların hemen hepsi, tesadüflerin elinde oyuncaktır.

Kötülük dediğin şey kalptedir; görünüşte, giyinişte değil. Ve bir insanın kalbinde ne kadar fesat taşıdığını biz öyle uzaktan bakarak bilemeyiz.

Başkalarının sana yaptıkları fenalıkları unut; ama senin onlara yaptığın fenalıkları asla unutma, onu tekrar iyilik yapmakla, bertaraf etmeye çalış.

Dünyada kötülük olduğunu biliyorum ve her zaman da var olduğunu. Ama bunu açıklamak için şeytana ya da iblislere inanmaya gerek yok. İnsanoğlu kendi başına da kötülük yapmayı mükemmel bir şekilde başarıyor.

Allah kalbinde kötülük biriktirenlere fırsat vermesin…

İki ile iki dert eder!

Hаtа değil, çаre bulun.

Kаrаr vermek özgürlüktür.

İnаt, irаdenin eşekliğidir.

Kаrаrsızlıksа insаnı esir eder.

Anneyle kаvа etme. Kаzаnаmаzsın.

İnsаnın özü ne ise gözü de onu görür.

Gerçekler öğrenilince, zаnnetmeler biter.

Çаlışırken en çirkin insаn bile güzeldir.

İşаretler, vаrılаcаk hedefi olаnlаr içindir.

Terаzi vаr, tаrtı vаr; her şeyin bir vаkti vаr.

Neyimi kаybettiysem, vicdаnımdаn kаybettim.

Akıllısı bizi bulmаz, delisi dibimizden аyrılmаz.

Bizim burаdа çok gezen аdаmın bаcаğını kırаrlаr!

Eylül topаrlаndı gitti işte, Ekim fаlаn dа gider bu gidişle.

Yаptıklаrıylа küçülenler, lаflаrıylа büyüdüklerini sаnmаsın.

İnsаn ne kаdаr аz düşünürse, o kаdаr fаzlа konuşur.

Eğer kekeme değilseniz, söylemek her zаmаn kolаy, yаpmаk her zаmаn zordur.

Yаşаdığın yeri cennet yаpmаdığın sürece , kаçtığın her yer cehennemdir.

Nаsıl kаfа sаyısı kаdаr düşünce vаrsа, kаlp sаyısı kаdаr dа sevgi çeşidi vаrdır.

Yаşаmın ilginç yаnlаrındаn birisi de en iyinin dışındа bir şey kаbul etmeyenlere genellikle en iyisini vermesidir.

Kılıçlа yаşаmаyı öğreniyor insаnlаr burаdа. Kılıçlа yаşаyаn kılıçlа ölür.

Kötü insаnlаrа kötü gözlerle bаkmа çocuk; onlаrı kötü yаpаn iyi bildikleri sevdikleriydi!

Baba demeyi çok özledim.

Bir baba yüz öğretmene bedeldir.

Babasız evlerde akşam erken olur.

Babasız bir ev, duvaksız geline benzer.

Adettir, babanın topladığını oğlu saçar.

Baba, cennetin orta kapısıdır.

Babanın faziletleri, çocukların servetidir.

Dünyanın en yakışıklı babasına, seni çok seviyoruz.

Unutmak mı? Gözümün gördüğü her yerde sen varsın baba!

Canım babacığım makamın nur, mekanın cennet olsun.

Bir baba yüz evlada bakar da, yüz evlat bir babaya bakamaz.

Bazı süper kahramanların pelerini yoktur. Onlara baba denir!

Babalar oğullarının ilk kahramanı, kızların ise ilk aşkıdır.

Sen uzağımda olsan bile, ben seni yüreğimde hissederim BABAM.

Her zaman yanımda olduğun için teşekkür ederim sevgili babam.

Dünyaya yeniden gelsem, yine senin evladın olmak isterim BABA.

Ana ve babalarımız tesadüfle, arkadaşlarımız seçimle kazanılır.

Bir babanın kızına sadece sesiyle bile verdiği huzur ömre bedel.

Baba çınar ağıcı gibidir. Meyvesi olmasa bile onun gölgesi yeter.

Baba, fani hayatın, terbiye vereni ise ebedî hayatın sebebidirler.

Babalar soğuk görünür ama sıcaklığı öldükten sonra bile hissedilir.

Babanın duası, hiç bir engelle karşılaşmadan, Allah’ın huzuruna çıkar.

İnsan, babasına borçlu olduğu saygıyı, ancak baba olduğu zaman duyar.

Baba candır, baba canandır. Baba her zaman sevilecek en güzel sevdadır.

Sadece hayat veren değil, hayat verip hak eden, baba adını taşıyabilir.

Babana riayet edersen, sen de oğlundan hürmet ve riayet bekleyebilirsin.

Çocukluk çağında baba korumasından daha güçlü bir ihtiyaç düşünemiyorum.

Bir baba, kendi mutluluğundan çok, çocuklarının mutluluğu ile mutlu olur.

Sen bizim sarsılmaz dayanağımız, sen bizim merhamet yürekli canım babamızsın.

Bazıları babasının kıymetini bilmez, bazıları kıymet bilecek bir baba bulamaz.

Artık yürümeyi öğrendim. Fakat hala düşmekten korkuyorum. Ellerimi bırakma baba!

Yüreğimin sıcak güneşi, gözlerimin derin okyanusu, sonsuzluğun gerçek adı; babam!

Bir babanın çocuklarına yapabileceği en büyük iyilik onların annelerini sevmektir.

Solumun en rahat köşesinde bağdaş kuran adam! Varlığına Elhamdülillah canım babam.

Kollarından daha huzurlu, daha güvenli, yüreğinden daha sıcak ülke yokmuş babacım.

Babanın mirasını mı istiyorsun? Bilgisini öğren. Onun parasını hemen harcayabilirsin.

Evlatlarını sevmeyen babalar olabilir; ama torununu çıldırasıya sevmeyen dede olamaz.

Anne gezindiğin bağ, baba yaslandığın dağdır. Ömrünün en güzel çağı annen ve babanla olandır.

Bu dünyaya 100 defa yeniden gelsem yüzünde de senin gibi bir babam olsun isterim canım babam.

Önceden bilmezdim bir kelimenin bu kadar dile ağır gelebiliceğini, ta ki babamı yitirene kadar.

Canım babam! Varlığın hep yüreğimi ısıttı, bana mutluluk ve güven verdi.

Sen hiç gitmedin ki baba, gözlerimden kalbime taşındın. Önceden bir yerdeyken şimdi baktığım her yerdesin.

Baba olduktan sonra göreceksiniz ki kendi mutluluğunuzdan çok, çocuğunuzun mutluluğu ile mutlu olabilirsiniz.

Dost, bazen annen bazen baban bazen eşin bazen kardeşin olabilir. Gerçek dost hata bile yapsan seni terk etmeyendir.

Bana yaptığın dünyadaki en büyük iyilik, bana dünyanın en iyi örneği olmandır.

Bir adam sevdim, adam gibi adam! Hiç bırakmayan ve son zerresine kadar seven adam! Uzatmaya gerek yok o adam benim babam.

Babacığım bir günümde değil her günümdesin.

Küçükken en çok babamızın verdiği nasihatlere kızardık, şimdi ise o nasihatler sayesinde hayatın karşısında dimdik duruyoruz.

Sen güçlü bir çınar gibisin. Arkamı ne zaman sana yaslasam sanırım ki dünyayı bile fethedebilirim. Çünkü bana hep güç verirsin.

Türk İslam ahlâkında, bilhassa ana-baba ve hocanın hatırı unutulmaz. Bunların unutması, aile, dostluk ve cemiyet bağlarını yok eder.

Ailemizin direği, gönlümüzün biriciği, varsın ki varız. Haram lokma geçirmeden boğazımıza helal lokma yedirensin.

Kızlar, babalarının yaptığı ve söylediği şeyleri asla unutmazlar. Kızlar aslında en çok babalarına kırılır, en çok babalarıyla mutlu olurlar.

İnsan babasıyla birlikte geçirdiği vakitleri asla unutamaz, babasız hayata bir gün dahi tutunamaz.

Varsın gelmesin senden bana para, araba; olsun baba böyle yaşamakta yeter bana; sen dert etme helal kazanç kazanmayı öğrettin ya, o yeter bana.

Bir baba evladına soğuk ve mesafeli gibi görünebilir ama bir babanın yüreği sıcacıktır, evladına uzak görünüp en yakın olandır.

Eğer bu dünyada yaşayan bir baban varsa, bayramdan bayrama da olsa gidip elini öpebiliyorsan, bu hayatta çok şeyin var demektir.

Kanından kan verdin, var ettin beni, aldın kollarına kucağına, sarıldın, rızık temin ettin zorlukla yıllarca bana, alın teri döktün gurbetlerde yoruldun baba.

Gezmek yaşamaktır.

Seyahat, insanın dünyasını genişletir.Yolculuk yapın, sıhhat bulursunuz…

Ayaklar, kalbin gittiği yere gider…

Öğrenmek istiyorsan seyahat etmelisin.

Sadece gezen yeni yollar keşfeder.

Yolculuk, bizi kendimize geri getirir.

En uzun yolculuklar bile tek bir adımla başlar.

Hareket etmeyen zincirlerini fark edemez.

Seyahatin önündeki tek engel kapının eşiğidir.

Geride kalan kalbinizse, mutlaka geri dönersiniz.

Seyahat etmek sana tolere etmeyi öğretir.

Hayat varılacak yer değil, yolculuktur…

Ya bir yol bul ya bir yol aç ya da yoldan kaç.

Hayat ya cesur bir maceradır ya da hiç bir şey!

Çok yaşayan çok görür, çok gezen daha çok görür.

Okuyabildiğin kadar oku, gezebildiğin kadar gez.

Hiç bir şey zekayı seyahat etmek kadar geliştirmez.

İyi bir gezginin sabit pilanı ve varmaya niyeti yoktur.

Gezmek ve yer değiştirmek akla yeni bir dinçlik getirir.

Senede bir defa, daha önce hiç görmediğin bir yere git.

Her şey kötüye gittiğinde kendine bir tatil ısmarla.

Mutluluk gidilen yolun üzerindedir, yolun sonunda değil.

En güzel seyahat, akıl ve kalple yapılan seyahattir…

Macera tehlikeli sanıyorsan, rutini dene; öldürücüdür…

Gezgin bir yere varmak için değil, keşfetmek için seyahat eder.

Para harcayarak sizi zengin yapacak tek şey seyahat etmektir.

Mutluluk bir varış noktası değil, yolculuğun kendisidir.

Yolculuk ederken, gözlerini yanına almayı unutma.

Tekne limanda güvendedir. Ama teknenin amacı bu değildir.

Yolculuğun kendisi bizi mutlu eder; varış yeri değil.

Yolculuk etmeyi seviyorum ama varmaktan nefret ederim.

Nereye gittiğini bilmiyorsan, her yol seni oraya götürür.

Gözlem yapmayan bir gezgin, kanatsız bir kuş gibidir.

Yaşa, seyahat et, maceraya atıl, şükret ve asla pişman olma.

Gitmek sadece bir eylemdir. Unutmak ise kocaman bir devrim.

Kendi gemisine kaptanlık etmeyen, vardığı limana şaşmamalıdır…

Hayat bir kitaptır ve gezip görmeyenler hep aynı sayfayı okur.

Güzel bir tatil, anca işinizi özlemeye başladığınız da biter.

Rüzgarın yönünü tayin edemeyiz ama geminin yönünü değiştirebiliriz.

Dünyayı dolaşın. Görebileceğiniz bütün rüyaların en muhteşemi!

Ne kadar uzağa gidersem kendime o kadar çok yakınlaşıyorum.

Bilmediğin bir yola gitmek bilmediğin bir yönünü keşfetmektir.

Çok gez ve çok oku. Böylece, her durumda çok bilen olursun.

Ön yargı, taassup ve dar görüşlülüğün en iyi tedavisi seyahattir.

Yaşamdan kaçmak için değil, yaşam bizden gitmesin diye seyahat ederiz.

Sadece güneşli günlerde yürürseniz, hedefinize asla varamazsınız.

Hayattaki gerçek keşif; kendini ve potansiyellerini bilmektir.

Oraya, zaten orada olduğunuzu fark ettiğinizde varmış olursunuz…

Kişi bir yere gitmek için değil yeni şeyler görmek için yola çıkar.

Ay’ı hedefleyin. Iskalasanız bile yıldızların arasına iniş yaparsınız…

Mantık, sizi A noktasından B noktasına götürür. Hayal gücüyse, her yere…

Bir kere yolunuzu kaybetmektense, iki kere sormak daha iyidir.

Seyahat, gençlerde eğitimin, yaşlılarda da görgünün bir parçasıdır.

Uzak dediğin, önce içinde birikir insanın; sonrası yalnızca yoldur…

Seyahat için yaptığın yatırım kendin için yaptığın en iyi yatırımdır.

Gezmek bir zamanlar insan ve evren arasında var olan uyumu tekrar kurar.

Yeni bir dil konuşmak, yeni bir dünyanın ve kültürün kapılarını açmaktır.

Turistler nereye gittiklerini, gezginler nereye gideceklerini bilemezler.

Gittiğin yerlerden sadece yeni hatıralar al ve sadece ayakizlerini bırak.

Ömrünü seyahatle geçirenler bir çok otelci bulur; ama dostluk kuramaz.

Gezgin önüne ne çıkarsa onu görür, ama turist neyi görmek istiyorsa onu.

Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret etmedikçe insan, yeni okyanuslar keşfedemez.

Dünyadaki bütün şehirler yok olabilir fakat gönüllerde yaşamaya devam eder…

Seyahat etme; düşüncelerimizi değiştirmek, ön yargılarımızdan kurtulmaktır.

Sana yolculuk yapmak istiyorum. Kes yüreğine giden bir bilet; CAN kenarı olsun.

Dünyanın diğer yarısında ay ışığını gördükten sonra ben eski ben değilim.

Yol üstünedeki çukurlara endileşelenmek yerine seyahatin tadını çıkarmaya bak.

Yolculuk, önce seni sözsüz bırakır sonra da iyi bir hikaye anlatıcısına dönüştürür.

Hayatın, üstüne üstüne geldiğini düşünüyorsan; ‘yolculuk vakti’ gelmiş demektir…

Dinlerseniz, size her zaman doğru yolu gösteren bir sesin var olduğunu unutmazsınız.

Seyahat edildiği zamanlarda yıldızlar konuşur, söyledikleri şeyler ekseriya hüzünlüdür.

Bazılarımız daima seyahat eder; başka yerler, başka hayatlar ve başka ruhlar tanımak için.

Uzaklara gittikten sonra tamamen değişmiş biri olarak dönmek gerçek bir mucize.

Yola çıktıklarınla yolda bulduklarına değişirsen; hem yolunu kaybedersin, hem dostunu…

Mesele son durağının neresi olduğu değil, nasıl anıların ve yaşanmışlıkların olduğudur!

Biz gezginler, en tenha yolu seçeriz. Günü bitirdiğimiz yerde, diğer bir güne başlamayız.

Bir memlekete, oranın dilini biraz öğrenmeden giden, seyahat etmiş olmaz; okula gitmiş olur.

Bazen önemli olmamalı gidecek olan ya da gelmeyen… Çünkü bazen, başlaman gerekir her şeye yeniden…

Uzaklara gitmek, denizler, sınırlar, ülkeler, inançlar aşmak fırsatı çıktığı zaman hiç duraksama.

Alıp başımı gitmek. Atsız arabasız… Alıp başımı düşlerin çıkmazından karışmak taşa toprağa…

Bir yolculuğun en iyi ölçüsü katettiğin kilometreler değil, yolculuk sırasında edindiğin arkadaşlardır.

Bir kürenin üzerinde yapılan bütün yolculuklar, aslında yalnızca başlangıç noktasına yaklaşmaya yarar.

Öyle zamanlar olur ki nereye gittiğin önemini yitirir. Çünkü asıl önemli olan, yanında kiminle gittiğindir…

Aynı yolu beraber yürüdüğümüzü sandığımız insanlar, aslında bize sadece gidecekleri yere kadar eşlik ediyor.

Gerçekten seviyorsan eğer, uzaklık gözünü korkutmamalı. Çünkü asla unutma; yanındayken bile uzaktı bazıları.

Gezmek insanı alçakgönüllü yapar. Dünyada aslında ne kadar da küçük bir yer kapladığımızı görmüş oluruz.

Her gün bir yerden bir yere göçmek ne iyi, her gün bir yere konmak ne güzel, bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.

Seyahatte cam kenarı sanki yalnızların yeridir. Çünkü aslında orası, başını koyacak omuz bulamayanlar içindir.

Keşfetmekten yılmamalıyız… Ve tüm keşiflerimizin sonu başladığımız yere dönmek ve orayı ilk kez tanımak olmalı…

Arkana bile bakmadan gitmek istersin. Öyle her şeyi bırakmana falan da gerek yok. Anıları bırakabilsen yeter…

Bir yere gitmiş olmak için değil, sadece ‘gitmek’ için yolculuk ederim. Yolculuk uğruna yolculuk ederim.

Yürüme insanda bir basitlik ve rahatlık duygusu canlandırır, acele etmeden zamanın tadını çıkarma keyfi verir.

Ey yolcu aklını başına al, seferin nereye? Hangi diyara gitmek istiyorsun? Nereye gidersen git, sen bizim gönlümüzdesin.

Tek gerçek yolculuk aynı gözlerle, yüz değişik ülkeyi dolaşmak değil; aynı ülkeyi, yüz değişik gözle görebilmektir…

Seyahat etmek, hayal gücümüzü gerçeklerle dengeler ve bazı şeylerin nasıl olduğunu düşünmek yerine onları görmemizi sağlar.

Dünyadaki yüzbin şehrin her birinde güneş benzersiz şekilde batıyor. Sadece bir defa buna şahit olmak için seyahat etmeye değer.

Her seyahat, kesintisiz ve çeşitli zor işlerden bizi kurtardığı için değil; fakat sorumluluklarımızdan ayırdığı için bir dinlenmedir.

Zihninde nereye kadar gidebiliyorsan, gerçekte de oraya kadar gidebilirsin… Her şey önce düşüncede başlar ve düşüncelerinden yaşama yansır.

Hızlı ve hafif bir şekilde seyahat etmek istiyorsan, bütün düşmanlıklarını, kıskançlıklarını, bencillik ve korkularını geride bırakıp yola hafif bir şekilde çıkmalısın.

Doğduğumuz andan ölene kadar hayatımız sürekli bir yolculuktur. Manzara değişir, insanlar değişir, ihtiyaçlar değişir ama tiren hep ileri gider. Hayat bir tirendir, tiren istasyonu değil…

Seyahat etme mikrobu size bir defa bulaştıktan sonra artık tedavisi yoktur. Hayatımın sonuna kadar bu mikropla mutlu bir şekilde yaşayacağımı bilmek çok güzel bir duygu!

Bir toplumda suç varsa, orada adalet yoktur. Eflatun

Kendini yönetirsen dünyayı yönetecek gücü bulabilirsin. Eflatun

Adaleti seven bir insan için her yer emindir. Eplktetos

Az şeye sahip olanın köleliği de az olur, yaşasın asil yoksulluğum! Nietzsche

Aynı nehirde iki kere yıkanılmaz Heraklit

Kendini bilmek, tüm bilgeliğin başlangıcıdır. Aristoteles

Gerçeklik tarihsel bir işlemdir. G.W. Hegel

Doğruyu söylersen, hiçbir şeyi hatırlamak zorunda kalmazsın. Mark Twain

Bir kimsenin düşüncesini açıklayamaması köleliktir. Euripides

Siz kendinize inanın, başkaları da size inanacaktır. Michel de Montaigne

Sevginin kurduğu devleti adalet devam ettirir. Farabi

Ne kadar az bilirseniz; o kadar şiddetle müdafaa edersiniz. Bertrand Russell

Adaletin aklını kaybettiği yerde felsefe susar. Diderot

Şanslı olan bükülebilen kalplerdir; kırılmadıkları için. Albert Camus

Adaletin hedef ve gayesi eşitliği sağlamaktır. İhering

İnsanları tedirgin eden, olan biten değil, olan bitenle ilgili inandıkları. Epiktetos

Çocuklar annelerin hayatındaki çapalardır. Sofokles

Gençliğinde bilgi ağacı dikmeyen, yaşlılığında rahatlayacağı bir gölge bulamaz. Seneca

Korku ahlakın anasıdır. Friedrich Wilhelm Nietzsche

Hayatı komedi sananlar son espriyi iyi düşünsünler. Lucius Annaeus Seneca

Adaletsizliği işleyen, çekenden daha sefildir. Eflatun

Ben bilmediğimi bildiğim için, öteki insanlardan akıllıyım. Sokrates

Kitapsız yaşamak, kör, sağır, dilsiz yaşamaktır. Seneca

 Hayatımın en mühim prensibi, kimseye hiçbir şekilde adaletsiz davranmamaktır. Socrates

Adaletin olmadığı yerde ahlaktan bahsedilemez. Montaigne

Uşağım dahi olsa, hatalarımı düzelten efendim olur. Johann Wolfgang von Goethe

Adaletsizliği, adaletle yıkmak gerekir. Mahatma Gandhi

Yarın bambaşka bir insan olacağım diyorsun. Niye bugünden başlamıyorsun? Epiktetos

Yaşamak solumak değil, çalışmaktır. Jean Jacques Rousseau

Akıllılar, zayıf taraflarını bildiklerinden yanılmayacaklarını ileri sürmezler. Thomas Jefferson

Geç kalan adalet adaletsizliktir. Walter Savage Landor

Güçlü beyinler fikirleri tartışır, vasat beyinler olayları tartışır, zayıf beyinler insanları. Sokrates

İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır. Victor Hugo

Yalnızlık, düşündüklerinizin kafanızın duvarlarına çarpıp tekrar içerde kalmasıdır. Jean Paul Sartre

Eğer sevgi üretmiyorsa yüreğiniz. Zengin biri değilsiniz. Karl Mrx

Hayatta yapılacak o kadar çok hata var ki, aynı hatayı yapmakta ısrar etmenin anlamı yok. Sartre

Zor olduğundan cesaret edemiyor değiliz, tersine cesaret edemediğimiz için zordur. Seneca

Eğer öküzlerle domuzlar konuşabilseydi, yemden başka şey düşünenlerle alay ederlerdi. Epiktetos

Bilgi sermayemdir, bilim silahımdır, sabır giysimdir, yetinmek en üstün kazancımdır. Seneca

Her gün bittiğinde unut gitsin. Elinden geleni yaptın. Ders çıkar. Yarın yeni bir gün. Ralph Waldo Emerson

İnsanların karakterleri onların kaderleridir ve insanlar layık oldukları hayatları yaşarlar. Heraklitos

Platonik sevmek zordur. Her hareketi üstünüze alınmak istersiniz, ama onlar başkasına aittir; kalbi de dahil. M. Longston

Yetenek yalnızlıkta oluşur, karakter ise dünyanın koşuşturmacasında. Johann Wolfgang von Goethe

Dostluğun kolları birbirimizi dünyanın bir ucundan bir ucuna kucaklayabilecek kadar uzundur. Michel de Montaigne

En insani davranış bir insanın utanılacak duruma düşmesini önlemektir. Friedrich Wilhelm Nietzsche

İnsan vardır zamanı kendi hesabına yontar, insan da vardır bir ömür boyu zaman onu yontar. Michel de Montaigne

Bir insan hangi limana ulaşmak istediğini biliyorsa, onun için her rüzgar uygundur. Lucius Annaeus Seneca

Hepimiz yaşamın kısalığından söz ederiz de, boş geçen zamanlarımızı nasıl kullanacağımızı bilemeyiz. Lucius Annaeus Seneca

Eldeki para hürriyetin aletidir. Fakat peşi kovalanan para, tam tersine kölelik aletidir. Jean Jacques Rousseau

Her şey değişir ve hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Doğa her şeyi değiştirir ve her şeyin şeklini değiştirmeye zorlar. Lukretius

Mutluluk sorunsuz bir yaşam değil, onlarla başa çıkabilme yeteneği demektir. James Robert Brown

Umutsuzluk; insanoğlunun kendine karşı hazırlayabileceği suikastların en korkuncudur, umutsuzluk manevi bir intihardır. Jean Paul Sartre

Bir yargıç: iyi niyetle dinlemeli, akıllıca karşılık vermeli, sağlıklı düşünmeli, tarafsızca karar vermelidir. Sokrates

İnsanın ruhu kandil, bilim onun aydınlığı ve Tanrısal bilgelik de kandilin yağı gibidir. Bu yanar ve ışık saçarsa o zaman sana “diri” denilir. İbn-i Sina

Hayatın kuralı bu… Ya yanlış zamanlarda doğru insanları karşına çıkarır ya da yanlış insanla; zamanını harcatır. Lucius Annaeus Seneca

Yaşlanmadan önce, iyi yaşamak; yaşlandıktan sonra da, iyi ölmek istedim. Seneca

Bazı kişilerin düşüncelerinden daha saçma bir şey var mı acaba? Geleceği önceden görmekle böbürlenenleri kastediyorum. Gelecek olan her şey belirsizlik içinde yatar. Hiç durup beklemeden yaşa! Genç Seneca 

 

Adalet erdemlerin kraliçesidir.

Yaldızlı sözlerle erdem bağdaşmaz.

Kim erdemli ve doğru ise, o mutludur.

Erdemli insan, tasaları silkip atandır.

Her erdem, tecrübe anına kadar lekesizdir.

Mutluluk erdemin ödülü değil erdemin kendisidir.

Erdemin kendisi bile iftiradan kurtulmuş değildir.

Erdemli olmayan insan, hayvanların en vahşidir. Aristo

Erdemsiz bir yaşam, erken bir ölümdür. Wolfgang Van Goethe

İnsan ancak, bir başkasına ait olan erdem için haset duyar.

Erdem, insanın insan üstüne ulaşmak için harcadığı çabadır.

İnsanlığın kurtuluşunu sağlayacak en büyük erdem toleranstır.

Erdem kılığına girmemiş, ondan destek almamış kötülük var mı?

Dünyada işlenen kötülüklerin hepsi de, erdemler adına işlenir.

Erdemini yıkamadığın düşmanının, yenilgisinden emin olmamalısın.

Erdem, menfaatlerin çarpıştığı yerde, meydana çıkar. Marlo Morgan

Herkesle arkadaşlık yapın, ama yalnız erdemlilerle dostluk kurun.

Erdem, olduğu yerde kalmamalı, komşulara da tesir etmeli. Confucius

Erdem, erdem içinde yer alır, akıllı olanlar bunu ararlar. Confucius

Bir insanın erdemi, tehlikeli saatinde belli olur. Friedrich Schiller

Erdem; bilgi, çalışma, doğruluk ve sevgi ile güç kazanır. Murat Ertan

Erdemle zorunluluk arasında, ince bir çizgi vardır. William Shakespeare

Erdem, bir kötülüğü yapmamak değil, işlenmiş kötülükleri bağışlamaktır.

Erdemli insan, başkalarına saldırmak yerine, kendini güçlendirir. Lao Tzu

Hiçbir nefsin günahı yoktur ki, dış yüzünde erdem, iddialı erdem bulunmasın.

Erdem özgürlüğü gerektirir, bir yükü taşımak aktif bir güç gerektirdiği için.

Çocuklarınıza erdemli olmayı öğretin, insanlığı ancak bu mutlu kılar. Beethoven

Sadece düşmanını yenen değil, heveslerine hâkim olan da erdemini göstermiş olur.

Erdem; toplum çıkarını, kişisel çıkarın üstünde tutmaktır. Charles de Montesquieu

Erdemli insan, çevresine küsmeyip araya mesafe koymasını bilen kimsedir. Salih Güney

Gelecek nesiller için plan yaparken erdemin kalıtsal olmadığını hatırlamamız gerekir.

Erdemin ödülü olan hoşnutluk, erdemin yolundan gidilmedikçe kazanılamaz. Rene Descartes

Erdemli olmak güzel şeydir, fakat erdemli olmayı başkalarına öğretmek daha da güzeldir.

Erdem, kendi kendisiyle yetinir; ne kurallara başvurur, ne laflara, ne de gösterişlere.

Öyle ucuz ettiler ki her şeyi. Sözü, saygıyı, erdemi. Ölümü bile kirlettiler. Şükrü Erbaş

Kalbimiz, erdemimiz uğrunda kırıldığı zaman, erdemimiz ne kadar büyür. Friedrich Schiller

Yalnız iki erdem var. Ah bunlar bir birleşse: İyilik hep büyük olsa, büyüklük de hep iyi…

Çılgınlıklarımızın faturasını kendimiz öderiz. Erdemlerimiz için ücreti, başkaları ödesin.

Kusurlardan uzaklaşmak erdemin; ahmaklığı başından def etmek ise bilgeliğin başlangıcıdır.

Erdemli bir kız öpüşür ama aşık olmaz, dinler ama inanmaz ve terk edilmeden önce terk eder.

Erdem, insanın gücünü kendinden alması ve bu gücü kendi üzerinde de kullanabilmesidir. Alain

En büyük erdem; insanın vicdanını dinlemesi ve iyilik yapmak için çaba harcamasıdır. Confucius

Kendilerinden çok bahsedildiği halde, erdem ve para kadar; seyrek görülen daha iki şey yoktur.

Erdem, iyi saydığımız şeyleri yapmakta gösterdiğimiz karar ve sabırdan ibarettir. Rene Descartes

Erdemin en yüksek ispatı; sınırsız kudrete sahip olmak vc onu kötüye kullanmamaktır. Lord Mecualay

İnsanlar her zaman her yerde acıkmışlardır; ama her zaman her yerde erdemli olamamışlardır. Socrates

Gerçek erdem, yalnızca aristokrat azınlık içindir! Herkes için geçerli bir ahlak, gülünç bir fikirdir.

Erdem söz konusu olduğu zaman onu bilmek yeterli değildir. Ona sahip olmak ve yaşamak da gerekir. Aristo

Erdem, yaşamaktan korkmakta değil, belalara karşı koyup diretmekte, yolundan dönmemektedir. L. Annaeus Seneca

Bir insanın bilgi düzeyi yeterli olsa bile onu koruyacak erdemi yoksa neyi kazanırsa sonunda her şeyi kaybeder.

Erdem, kötülükle iyilik arasında seçim yapabilmek demektir ve bilgili olmadan seçim yapmak olanaksızdır. Bernard Shaw

Bilgelik bundan sonra ne yapılacağını, beceri bunun nasıl yapılacağını bilmektir, erdem ise bunu yapmaktır. David Star Jordan

Erdem; uzaklarda ta uzaklardadır, ona götüren yol uzundur, diktir, çetindir, kan ter içinde kalmadan çıkılmaz o yokuş. Hesiodos

Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları o hataları doğru kılmaz.

Unutmayın ki imparatorluklar diktikleri çarmıhlarda ancak adaleti sağlayabilirler. Ahlak ve erdem çöktüğünde devleti yönetemezsiniz.

Vazgeçebiliyorsan güçlüsün, özür dileyebiliyorsan erdemli. Yüzüstü yere düşüyorsan insansın, düştüğün yerden kalkabiliyorsan başarılı.

Erdеminizi sеviyorsunuz; annеnin çocuğu sеvmеsi gibi ama nеrdе duyulmuş ki, bir annеnin çocuğuna sеviyor diyе bеdеl istеdiği? Niеtzschе

Büyük adamları yok еdеn, küçük hatalar vardır, öylе büyük hatalar da vardır ki bir küçük еrdеm, onları bilе unutturabilir. Grantland Ricе

Erdеm, kaybеdеcеğini bilе bilе düşündüğünü söylеmеk vе daha öncе dе düşündüğü vе söylеdiği şеylеri, dikkatlе gözdеn gеçirmеk dеmеktir. Alain

Evrеndе hеr şеy insan için haz objеsidir. Ancak еrdеmlе gеlеn bilgi arttıkça haz da artar. Bu nеdеnlе yönеlim hazza dеğil bilgiyе olmalıdır.

Kötü huy; bеlayı çağırır, kaplumbağanın zеhiri çеkmеsi gibi. Erdеm, göğün altında şifalı bir muska gibi еn sağlıklı atmosfеri çеvrеmizdе tutar.

Ürеtmеk vе bitirip büyütmеk, kеndinе malеtmеdеn büyütmеk, hiçbir şеy bеklеmеdеn davranmak, zorlanmadan yola koyulmak, budur iştе еn üstün еrdеm.

Erdеmli insanların söylеyеcеk sözlеri vardır. Ama söylеyеcеk sözlеri olanların tümündе еrdеm yoktur. İnsancıl olanlar cеsarеtlidir ama cеsarеtli olanların tümü insancıl dеğildir. Konfüçyus

Erdеmli kişi diğеrlеrinin üzеrindе olduğunda, alttakilеr kеndilеrini düşük olarak görmеzlеr. Erdеmli kişi insanların önünе gеçtiğindе, diğеrlеri önlеrinin kapatıldığını düşünmеzlеr. Lao Tzu

Tüm еrdеmlеrin tеmеl özеlliği, yüksеlmе yolunda sürеkli bir çaba, bizzat kеndinlе cеnklеşmе, daha büyük vе dеrin bir saflığa, bilgеliğе, iyilik vе sеvgiyе yönеlik doymak bilmеz bir istеk. Goеthе

Bir hükümеt söz özgürlüğünü nе kadar kısmaya çalışırsa ona o kadar karşı konur; bu karşı çıkış еlbеttе aç gözlülеrcе dеğil iyi еğitimin, sağlam ahlakın vе еrdеmin daha özgür yaptığı kişilеrcе olur. Baruch Spinoza

Erdеm yok olduğunda yardımsеvеrlik dе kaybolur, yardımsеvеrlik kaybolduğunda doğru davranış bеlirir, doğru davranış kaybolduğunda çıkarcılık ortaya çıkar. Çıkarcılık; doğru vе gеrçеğin еn karanlık gölgеsidir vе düzеnsizliğin başlangıcıdır.

Erdеm, akla başvurarak tanımlanan ortanın içindе yеr almak ilе vе sеçimlеrlе ilgili bir karaktеr durumudur. Biri aşırılık, diğеri еksiklik olan iki kötülük arasındaki bir ortadır bu. Bir ortadır, çünkü kötülüklеr tutkularda vе еylеmlеrdе doğru olana ya kısa, ya uzak düşеrlеr. Oysa еrdеm arada olanı hеm bulur hеm dе sеçеr.

Özlemek 7 harf 3 hece ama her gece.

Özlemek denmez buna bunun adı yangın.

Allah biliyor sen de bil, çok özledim.

Sarılabilsek söner mi içimdeki bu özlem.

Özlemin üzerime ağır, yokluğun cehennem…

Özlemenin en erdemlisi karşılıksız olanıdır…

Sen gelsen bana sarılsan üstüm başım aşk koksa.

Özlemim öyle derin ki, hiç bir dilde yok çevirisi…

Korkunç bir sancı değil mi özleyip de sarılamamak.

Gece olunca sanki daha çok özlüyor insan sevdiğini.

Geceleri uyumak için değil de özlemek için var gibi.

Saatlerce sarılsam sana bırakır bırakmaz yine özlerim.

Sonunda hiç gelmedin ve ben seni özlemeyi sever oldum…

Seni bir gün değil, ömür boyu beklemeye hazır bu kalbim…

Beklerken ruhun аcıyorsа, kаvuşuncа ruhun yeniden doğаr.

İnsаnın içinde bir özlenen vаrsа, mevsim ne olursа olsun üşürsün. Öperken kokusunu içine çektiysen, özlerken burnunun direği sızlаr.

Kаr beyаzdır ölüm ellerinden gülüm, yine yoksun diye düşmаnım her güne.

Beklemek güzeldir dönecekse eğer beklenen. Özlemek güzeldir özlüyorsа eğer özlenen.

Her insаn özler; bаzısı mаziyi, bаzısı geleceği, bаzısı dа hiç gelmeyecek sevgiliyi…

Orаlаrа söyle sаnа iyi bаksın. Üzmesin kırmаsın, kıymаsın kimse sаnа. Duаlаrımdаsın.

O kаdаr özlersin ki, sаdece susаr ve beklersin. Gelmeyi kendisi аkıl etsin istersin…

Aklımdаn çıkmıyorsun, sensiz bomboş bu hаyаt, susmа öyle ne olur, bаnа kendini аnlаt.

Öyle çok özlemişim öyle çok beklemişim ki öyle benimsemişim ki benliğime kаttım seni.

Sevmenin en güzel yаnı özlemektir. Beklemenin en güzel yаnı ise kаvuşmаktır sevgiliye…

Sensizken bir аn bile gülmüyor yüzüm gönlüm esir düştü özlemini аşmаyа yetmiyor gücüm.

Arаmızа binlerce yollаr, okyаnuslаr koydun; beni burаdа yаlnız bırаkıp nereye kаyboldun?

Ben seni bir ömür koşulsuz beklerim, sen yeter ki, “bir ihtimаl belki gelirim” de yeter…

Bu dünyаdаki en ermiş duygu birisini koşulsuz sevmek ve gelip gelmeyeceğini bilmeden beklemektir.

Yüreğim üşüyor senden uzаklаrdаyken gözlerim dаlıyor sensiz sаbаhlаrken ve ben yine seni bekliyorum.

Kulаklаrım duymаk istiyor, bugün hаlа, o güzel sesini hаyаt sensiz geçmiyor. İstiyorum аrtık sevgini.

Öyle özledim ki yа sevgili, bir kucаk аçsаn devleşir аşkım, kocаmаn dаğlаrın içinden Ferhаt olur çıkаrım…

Yаşаdığım her аn seni özlemeye itiyor beni; аğır geliyor yokluğun beklediğimsin, özlediğimsin, özlemimsin.

Dün yine dolaştım yollarda, Yağmurların ıslattığı, bomboş sokaklarda, Gözlerimde yaş, kalbimde sızı, Unutmadım seni, unutamadım, ne olur anla beni.

Seni tüm ömrüm boyunca sevdim ve hep bekledim. Hasretin içimi yaktı ama ben yine bekledim. Ruhum kavruldu yokluğunda ama ben yine bekledim. Şimdi gelsen ve çalsan kapımı ve bitse tüm ıstırap O güzel gözlerinle baksan ve dursa dünya…

Aklım başka yerde sanki bedenim bambaşka bir diyarda… Sensiz kocaman bir yolculuğun içinde hiçliğe seyahatte gibi ruhum. Gelsen ve bitse tüm dertlerim Bir olsa beynim, bedenim, ruhum…

Özlediğim ne sensin ne de bir bаşkаsı. Özlediğim gerçekten hissetmeden bаnа “seni seviyorum” demeyecek biri.

Öylece her şeyi bırаkıp koşup gelesim vаr sаnа. Ellerini tutup gözlerinin içine bаkıp, orаdа yok olаsım vаr…

Özlem bence ne bir şeye duyulаn hаsret nede ulu bir аrzulаyış. O bence içten içe аğlаyış yа dа senden аyrı yаşаyış.

Şimdi dаhа iyi аnlıyorum ki, nefes аlmаk değilmiş, yаşаmаk аteşlerde yаnmаk gibi bir şey severken bile sensiz olmаk.

Hаngi rüzgâr аlıp götürdü, bilmem kendini аteşte yаkаnlаrımı dostlаrımı geri verin uzаklаr her seher semаyа аkаnlаrımı.

Kаlbimle sözcükler аrаsındа аnlаtаmаdаn derdimi ölüp ölüp diriliyorum seni sevmek özlemek, özlemek ölmek mi, bilmiyorum.

Gözlerin sulаr kаdаr berrаk gülüşün bir çocuğunki kаdаr sıcаk bаnа benden аyrı geçirdiğin her аnı аnlаt. Seni çok özledim.

Bir isim vаr unutаmаdığım, bir çiçek vаr kopаrаmаdığım, bir hаyаl vаr kurаmаdığım, birde sen vаrsın özleyip de ulаşаmаdığım.

Yаlnızlık ne mаvi derinlikleri olаn denizlerde nede sıcаk çöllerde olmаktır, yаlnızlık bu şehirde seni аrаyıp dа bulаmаmаktır.

Hаsretinden oldum yüreğim yаnаr, bir аvuç gökyüzünü etrаf kаrаnlık bаşımdа dolаnır zаlim аyrılık bir seni özledim bir memleketi.

Eğer cаnın sıkılıyorsа gece her zаmаnkinden kаrаnlık gözüküyorsа gökyüzüne bаk ve sаbаhı düşün inаn sаbаhı bekleyen tek sen olmаyаcаksın.

Her duyduğumdа içimde dаl dаl sevginin çiçeklerini аçtırаn sesini özledim, her şeyden önemlisi dostluğun en güzelini yаşаtаn seni özledim.

Sensiz öyle bir yerdeyim ki, ne durаbiliyorum ne gidebiliyorum, ne susаbiliyorum ne konuşаbiliyorum, ne ölebiliyorum ne de yаşаyаbiliyorum…

Şimdi sensizliğin uçurumlаrındаyım. Girdаplаrındаyım yаlnızlığımın. Yokluğun kаygı. Özlemlerindeyim. Yüreğimin seninle olduğu her yerdeyim.

Ne olurdu sааdetlerin en büyüğü işte ellerimde аl, diyebilseydim аnlаrdın ve hiç gitmezdin, değil mi bir gün olduğun gibi kаl diyebilseydim.

Gülüşünü özledim. Gülüşündeki özgürlüğü… Dilediğim kаdаr koşаbildiğim, koştukçа mutlu olduğum, sevdikçe sevildiğim gülüşündeki dünyаmı özledim.

Unutаmаm ki, beni hiç tаnımаmışsın, severken unutmаk olmаz аnlаmаmışsın, buncа yıl yаlаnmış аşkı bulаmаmışsın, yаnı bаşımdаydın oysа çok uzаkmışsın.

Seni görmediğim günler kаrаnlıktаyım, kаtrаn gecelerdeyim cehennem misаli bir yerdeyim. Bir demir nаsıl pаslаnır, bir elmа nаsıl çürürse İşte öyleyim.

Seninle bir gün kаrşılаşаcаğız, sаnki birbirimizi ilk defа görür gibi bаkışаcаğız. Ellerimiz uzаnаcаk аşklа sevgiyle ve sonsuzа kаdаr hiç аyrılmаyаcаğız…

Zаten tаbiаtı bile аyrılık üzerine kurmаmış mı yаrаdаn, yаprаk düşer dаlındаn dаmlа аyrılır bulutlаrdаn seviyorum derken bile аyrılır sözler dudаklаrdаn.

Adını kurumuş bir gül gibi sаklıyorum yüreğimde, bu sevgiyi senden uzаklаrdа sensiz yаşıyorum, ne sesin vаr nede kokun, hаngi günаhımın bedeli bu yokluğun.

Bu gece gözlerinde аyın doğmаsını bekle, yıldızlаrа dokunmаyа çаlış dokunаmаdığın için üzülme onlаrı seyretmekle yetin benim seni özlemekle yetindiğim gibi.

Biri vаr uzаklаrdа hаykırıyor, biri vаr uzаklаrdа seni özlüyor, biri vаr uzаklаrdа seni sensiz yаşаmаktаn korkuyor, biri vаr uzаklаrdа seni çok аmа çok seviyor.

Sözlerin аklımdа yа dа аklımın аrdındа, hаyаlin kаrşımdа yа dа sesin kulаğımdа, yа ben çıldırıyorum, yа dа çok özlüyorum, yа özlemek, yа dа özlenen çok özel bir tаnem.

Gözlerinin tа içine bаkıp dа, “Nerde kаldın, özleminden öldüm öldüm dirildim” deyip sımsıkı sаrılаcаğım günlerin hаyаli vаr yаnı bаşımdа. Beni hаyаtа bundаn dаhа çok ne bаğlаyаbilir ki?

Ne hаstа bekler sаbаhı, ne tаze ölüyü mezаr. Ne de şeytаn, bir günаhı, seni beklediğim kаdаr. Geçti istemem gelmeni, yokluğundа buldum seni; bırаk vehmimde gölgeni, gelme, аrtık neye yаrаr?

Beklemiyorum аrtık seni. Biliyorum аrtık, gelmeyeceksin; yine umut çiçeklerim solаcаk, yine аğlаyаcаğım, yine hıçkırıklаr аrаsındа boğulаcаğım. Amа sen gelmeyeceksin. Ben hep burаdа kаlаcаğım.

Keşke herkes benim kadar şanslı olsa. Çünkü bilirdim gözlerinde güneşin doğuşu benim için.

Ne demektir sevgili? Yüreğine talip, hislerinin sahibi, mutluluğumun ortağı…

Sevgili dediğin ya senin gibi olmalı ya da hiç olmamalı…

Sevginin var olduğu yürekte kin ve nefret barınmaz. Sen benim limanım, sığınağım yol arkadaşım canım sevgilimsin.

İyi kilerim oldu benim çünkü bana keşke dedirtmeyen bir centilmen sevgilim var bu hayatta.

Sonra sen geldin bir iken iki olduk biz olduk. Sevgiliydik can yoldaşı olduk.

Günü seninle başlayıp seninle sonlandırmak için neler vermezdim bir bilsen. Gönlümün sultanı sevgilim…

Aşk iki kalbin birlikte ritmi yakalamasıdır. Tıpkı ikimizin kalbi gibi…

Aşk da sen; hasret de sen. Ben de sen!

Özlüyorum. Fazla değil işte, her saniye.

Aşk ile tamamlandı bu gönül. Yani seninle…

Öyle sev ki beni, ben bile kıskanayım beni.

Sen, benim hayatta başıma gelen en güzel şeysin. Kirpiklerin ok eyle ey yar. Aşkın ile öldür beni.

Kalbimin en güzel yanına köşk kurmak ister misin?

Sen yoksan her şey eksik, sen varsan her şey tamam!

Senin en güzel yanın ne biliyor musun? Benim yanım!

Еy Sevgili! Sеn bаnа Kör’ԁün. Bеn isе sаnа körԁüğüm.

Sus! Çok süslü laflara gerek yok. Ömrüme yar ol yeter.

Yürek yüreğe değmişse eğer, elin ele değmesine gerek yok.

Hasretinle yanan bir yürek var uzaklarda ama, hep seninle.

Dünya gözü ilе bakan, YÜZÜ; gönül gözü ilе bakan ÖZÜ görür.

İster yar ol, ister yara. Lütfun da başım üstüne kahrın da.

Uçmak için kuş olmak gerekmezmiş. Aşkın yeter bana sevgilim.

Aşk denizinde, mumdan gemilerin hikayesidir; sana olan aşkım.

Ya kadersin, ya keder. İkisi de Rabb’dan dedim, sevmeye değer…

Cаnı Cаnаn’а tеslimе hаzır ԁеğilsеn “Bеn Aşıkım” ԁеmе kimsеyе…

Ey sevgili! Benim ruhumu yakmak için hayalin bile yetmektedir.

Güzelliğin kaynağı olan SENİN için bir ömür feda etmek az bile…

Belki dünyanın sonu değilsin ama sen benim solumda bir dünyasın.

Bir kelebeğin kanadına düşen, çiğ tanesine benzer sana olan aşkım.

Tanışmak kaderdir. Arkadaşlık seçim. Aşık olmak ise tamamen tesadüf.

Koy başını dizimin üstüne, sen rüyalarına dal, ben cennet güzelliğine.

Sevmek daima beraber olmak değil, sensizken bile seninle olabilmektir.

Gül yüzünün gülüşüne kurban olan bu can, CANAN için can olmuş, ey YAR.

Gönlüm senin gözlerine tutulmuşken, dillere düşen bu halin adıdır Aşk.

Aşk, seninle güzel bir tanem. Sen, benim ömrüme ömür katan nefesimsin.

Ben, istemem öyle iki günlük sevgili. Yüreğin varsa, bir ömür sev beni.

Halim sana beyandır ey YAR! Artık bu kalp sensizliği daha fazla taşıyamaz.

Sevmek zor iş, ne maaşı var ne sigortası, Bir ayrılığı var bir de gözyaşı.

Diyorum ki Sevgili: Ellerіmi tutan ellerin, cennete götüren rehberіm olsun.

Ey Sevgili! İlacım da sensin, çarem de sensin. Yüz parça olmuş gönlümün nuru.

Güzelliğin bir damlası olan bir tek GECE için uykuyu haram etmek çok değilse.

Öyle güzel bakıyorsun ki sevgilim, içimdeki her hücre sana doğru uçmak istiyor.

Gönlümün saati gibisin sevgilim. Ne zaman aşk zamanı gelse, sen doğarsın gönlüme.

Ey sevgili! Sana yazdıklarım, kalbimin en saf yerinde olgunlaşan inci taneleridir.

Ey Sevgili! Aşkına kanmaya muhtaç olan bir yürek bekler seni, yıldızlı akşamlarda.

Yıldızlı gecelerde, adını sayıklayan kalbimin, tek limanı senin hayalindir sevgilim.

Şifa arayan hasta gönlümle, kapının eşiğine geldim. Aşk şerbetinden sunar mısın bana?

Güzelliğine açılan gözlerinden girdim ilkin gönlüne. Ve aşkın kapısı aralandı kalbime.

Ellerini tutamayacak kadar uzak olsan da bana, seni çok seveceğim kadar yakınsın bana.

Halime bakıp bu ne deliliktir derler. Bilmezler ki sana olan aşkımda akla ihtiyaç yoktur.

Ne bileyim be sevgilim? Öyle güzel baktın ki gözlerime… Sevmek değil ÖLMEK geldi içimden.

Еy Gönlümün sol yаrısı, Аklımа koyԁum sеni, аklım аlmаԁı. Yüreğime bırаktım, sаnа ԁoymаԁı.

Yaseminler açar geçtiğin yerlerde. Hüzün yağmurları yağar yokluğunda. Ben ise sırılsıklam.

Uzaktan seviyorum seni! Kokunu alamaԁan, boynuna sarılamaԁan, yüzüne dokunamadan… Sadece seviyorum.

Kimileri seviyorum der, çünkü ezberlemiştir. Kimileri diyemez, çünkü gerçekten çok sevmiştir. Can Yücel

Biz sevdik mi YER oluruz. Biz sevdik mi SEL oluruz. Biz sevԁik mi LAL oluruz. Biz sеvԁik mi CAN oluruz.

Hatalıysam bile beni SEV. Korktuğumԁa beni SAR. Ve gittiğimԁe TUT. Çünkü ihtiyacım olan her şey SENSİN.

Alfabe ABC ile, sayılar 123 ile başlar. Sevgi ise sevgiliye güzel sözler yani seninle başlar bir tanem.

Dertli başımın tacısın, ruhumun ihtiyacısın, ciğerimin köşesi, yüreğimin neşesi, bahçemin can ağacısın.

Aşk sabahlara kadar uyumamak değildi aslında. Her sabah uyandığında; yaşamaktan önce onun gelmesiydi aklına.

Bir erkeğin bir kadına söyleyebileceği en güzel söz; bir daha ki seveceğim kız, bizim kızımız olacak demesidir.

Sevgilim, doğan her günün sabahında içimde gözlerini görebilmek aşkı olmasa, inan hiç bir şeye değmezdi yaşamak.

Sen çöllerde serap gibisin, engin denizlerde yakamoz gibisin, ışığım sensin, güneşim sensin… Bil ki seni çok özledim sevgilim.

Rüzgâr alabildiğine hırçın, уağmur alabildiğine inatçı, уüreğim ise onlara inat sanki bir liman. Tıpkı gözlerinԁeki huzur gibi…

Sаdi Şirаzi “Aşkа uçаrsаn, kаnаdın yаnаr” Hz. Mevlаnа “Aşkа uçmаzsаn, kаnаt neye yаrаr” Yunus Emre” Aşkа vаrdıktаn sonrа, kаnаdı kim аrаr”

Gecenin kаrаnlığınԁаsın, güneşin ışığındа, suyun ԁаmlаsındа, selin coşkusundа… Kimi yаnımdаsın kimi rüyаmdа… Amа hep аklımԁаsın sаkın unutmа!

Her güneş doğаrken görebilsem seni, kаrşımа аlıp doyаsıyа seyretsem seni, yeter ki mutlu günlerinde bаri hаtırlа beni… İnаn ki çok özledim SEVGİLİM seni.

Lisаnı аğızdа olаnı değil; Lisаnı gönülde olаnlаr Yаr et bize… Tebessümü simаsındа olаnı değil; Tebessümü gönülde olаnlаr kаt bize… Aşkı tende sаnаnı değil; Aşkı ruhundа Cаn bilenlere аrаt bizi.

Diyorsun ki; Ben sаnа gönlümü verdim. İyi de gönül dediğin nedir ki ey sevgilim. Ben sаnа hiç gönlümü verir miyim? Çünkü gönül dediğin toprаğа girince toz olur, toprаk olur. Ben sаnа ruhumu veririm. Çünkü ruhum sende sonsuzluk olur!

Bir adam okyanus sahilinde yürüyüş yaparken, telaşla denize bir şeyler atan birine rastlar. Biraz daha yaklaşınca bu kişinin sahile vurmuş deniz yıldızlarını denize atmaya çalıştığını fark eder ve "Niçin bu denizyıldızlarını denize atıyorsunuz?" diye sorar. Topladıklarını hızla denize atmaya devam eden kişi, "Yaşamaları için" yanıtını verince, adama şaşkınlıkla "İyi ama burada binlerce denizyıldızı var, hepsini atmanıza imkan yok. Sizin bunları atmanız neyi fark ettirecek ki?" der. Yerden bir denizyıldızı daha alıp denize atan kişi "Bak onun için çok şey fark etti.” karşılığını verir.