DÜŞÜNCE SÖZLÜĞÜ
Bilmek affetmektir.
Bilgi güçtür.
Biz de çocuktuk, bir şeyler öğrendik; bildiklerimizle
övündük, eğlendik.
Şu oldu, bu oldu da ne oldu sonra? Bir bulut gibi
geldik, yel gibi geçtik.
Arıyı duman, insanı iman yola getirir.
Geline "oyna" demişler, "yerim
dar" demiş.
Güzel olan güzel değil, sevdiğimiz insandır.
Para, oniki yargıçtan daha
iyi konuşur.
Anamın ekmeğine kuru, ayranına duru demem.
Her işte, üç çeşit bilgi vardır: Esaslı bilgi, esaslı
olmayan bilgi ve lüzumsuz bilgi. Örneğin, bir gömleğin giyilmesini ele alalım.
Bilinmesi gereken esas bilgi, düğmelerin önde bulunduğu, dışarıya doğru
iliklendiğidir. Gömleğin iki kolu olduğu ve kol düğmelerinin nasıl
iliklendiğidir. Fakat esas olmayan bilgi, gömleğin temiz olduğu, uygun
malzemeden yapılıp yapılmadığı ve rengidir. Tipik lüzumsuz bilgi ise gömleğin
fiyatı, nereden satın alınacağıdır. Biz yalnız, esas bilgiyi göz önünde
tutarız.
Çok samimi konuşma, çekişmek için de yer bırak.
Dahiyane yanılgılar vardır.
Birbirinin aksi olan şeyler, birbirlerinin ilacı
olabilirler.
Ahmak odur, bu dünya gam yeye;
Mevlam bilir, kim kazana, kim yeye.
Yumurta çalanın, tavuğu da çalacağını unutma.
Birisine, seni seviyorum, deme fırsatını asla kaçırma.
Bir eylemi yapmayı seçtiğimizde, o eylemi sonsuza dek
tekrar tekrar yapmayı da kendi arzumuzla seçmiş oluyoruz. Bu, yapmadığım bütün
eylemler, ölü doğan düşünceler, kaçındığımız tercihler içinde geçerli ve
yaşanmamış o yaşam sonsuza dek içimizde kabaracak ve sonsuze
dek yaşanmamış kalacak. Vicdanınız, dinlemediğiniz o sesi sonsuza dek
haykıracak.
Bir insanın tek başına mesut olması utanılacak bir
şeydir.
Aleme cellat lazımsa, senin olman farz mı?
Kazan kulpundan kurum eksik olmaz, ağaç tepesinden
yuva eksik olmaz.
Hiç bir
evlilik günlük güneşlik değildir ama eğer yan yana sıkışabilirlerse, iki kişi
bir şemsiyeyi paylaşabilir.
El kesesinden sultanım, develer olsun kurbanım.
Çocuklarınıza ders vermek istiyorsanız, (bu hiç de
gerekli değildir) kendinizi örnek gösterin; ama sizin gibi olmaları için değil,
sizin gibi olmamaları için.
İnsanlara senden kaynaklandığını anlayamayacakları
güzel şeyler yapmayı alışkanlık haline getir.
Her şeyi bulduğundan daha iyi bırak.
Evli kadın, kocasıyla şehrin kalabalık ana
caddelerinden birinde yan yana yürürken, biraz kırgın olarak kocasına söylendi:
"Ne vakit genç ve güzel bir kız görsen, kendinden geçip evli olduğunu
unutuyorsun." Adam düşünceli bir eda ile karısına şöyle cevap verdi:
"Hiç de öyle değil, asıl o zaman evli olduğumu hatırlıyorum."
Ciddiyet, sığ insanların biricik sığınağıdır.
Dilencinin torbası dolmaz.
Tarih, kesinlikten nefret eder, fakat talihe müsamaha
göstermez.
Albert Einstein'e sormuşlar:
"Atomun parçalanmasından enerji elde edecek kadar akıllı olan insanoğlu,
nasıl oluyor da bunun insanlığı yok etmekle kullanılmasını önleyemeyecek kadar
aptal oluyor?" Einstein hemen şu cevabı vermiş: "Demek ki politika,
fizikten daha güç öğreniliyor".
Büyük kentlerin konut sorunuyla ilgili bir açık
oturuma katılacak olan uzman, "Göreceksiniz" dedi meslektaşlarından
birine, "Bugün kurulan tüm yapıların, iki yıla kalmadan yıkılacağını
açıklayacağım." Dinleyicilerden biri hayretle sordu: "Bunu neye
dayanarak söyleyeceksiniz?" Uzman hemen yanıtladı: "Masaya
dayanarak".
En çok inandığımız şeyler, en az bildiklerimizdir.
Aydın ve bilgili insana kendi zamanı ihanet etse bile,
izzet ve saygınlığı ona ihanet edemez.
Adet etme, adeti terk etme.
Kendiliğinden anlayanlar, kendilerine açıklanan
şeyleri anlayanlar ve ne kendiliğinden, ne de
başkalarının aracılığı ile anlayanlar.
Fakat, yalanın da her şeye uyan sapları vardır.
Canımızı sıkanları kolayca bağışlarız ama canlarını
sıktıklarımızı bağışlayamayız.
İnat mı inat, iki koluna iki kanat.
Şunu unutmayın ki çok genç adamların yanında, çok
yaşlı adamlar da çok bencil olurlar.
Kör arının balı, acı olur.
Zihinsel bakımdan kendilerine yetenler, yalnız dahiler ve aptallar.
Kışın en soğuk zamanında, ben nihayet içimde
yenemediğim bir yaz olduğunu öğrendim.
Yemek esnasında çalınan müzik;
hem aşçıya, hem de kemancıya hakarettir.
Ettin bir hayır, tut bacağından ayır.
Muhaliflerime saygı duyarım ama tahammül edemem.
Tembel adam, yemek yerken terler, çalışırken üşür.
Dahi olmadan önce, sabahtan akşama kadar çalışan bir
köle idim.
Dışarısı forma, içerisini sorma.
En sevdiğim söz, doğru olandır.
Herkes, aya benzer: Karanlık bir tarafı vardır ve onu
kimseye göstermez.
Kaptanı usta olmayan gemiye, her rüzgar
kötüdür.
Bir diktatör, tebdili kıyafetde
bir sinema salonuna girer. Halkın arasında oturur ve karanlıkta da tanınmaz.
Ekranda aktüel bir film gösterilmektedir. Birden ekranda, kendi görünür.
Başkanlık balkonundan halka nutuk çekmektedir. Hemen tüm salondakiler, ayağa
kalkıp alkış tutarlar. Yalnız, diktatör, oturduğu yerden kendini gururla
seyretmektedir. İşte bu sırada, yanındaki eğilerek yavaşça kulağına fısıldar:
"Ayağa kalk, akılsız! Salon polisle dolu. Bu namussuz herif için, kendini
kurşuna dizilme tehlikesine atmana değmez".
Ayakkabım yok, diye üzülüyordum; ayaksız bir adam
gördüm.
Yoksul, giysinin zevkini üç kez sürer; bir yeni
aldığında, bir eskidiğinde, bir de yamalı iken.
İnsanın kendini ilgilendirmeyeni bırakması, müslümanlığın güzelliğindendir.
Olmayan haber, iyi haberdir.
Dertlerini gözyaşlarında boğmak isteyenlere dertlerin
yüzme bildiğini söyle.
Şeytana mum yakılmaz.
Binecek eşeği yok, at beğenmiyor.
İnsan, ruhunda açılan yaradan ölür.
Giden hayatı, geriye getirebilecek hiç
bir ilaç yoktur.
Baş gidince, ayak payidar olmaz.
Eli dinlersen, denizde tavşan, ormanda da balık
avlarsın.
Dilin kemiği yok ama zavallı Türkçemiz nasıl oldu da
böyle bir deri bir kemik kaldı?
Canı yanan eşek, attan hızlı gider.
Yere düşürdüğünüz ekmeğin yağlı yüzünün halıya gelme
olasılığı, halının yeniliği ile doğru orantılıdır.
Bir fikir uğruna ölümü göze almak iyidir, ama fikir
ölüp fikir sahibi yaşasa kötü mü olur?
Her çiçeğin kokusu neyse, bir insanın kişiliği de
odur.
Hatıra, kovulamayacağımız tek cennettir.
Ne güzel gün! Hava ne sıcak,
ne serin. Bir bulut, tozunu siliyor bahçenin. Bülbül coşmuş, sesleniyor sarı
güle: Şarap iç şarap da yüzüne renk gelsin.
Hayatın en üstün mutluluğu, sevildiğimize inanmış
olmaktır.
Papağanla güzel sesli kuşlar, sesleri yüzünden
hapsedilir; aptal balıkçıl istediği gibi dolaşır;
çünkü susmak, en iyi politikadır.
Adam adama mülk değil, can gövdeye mülk değil.
Eğitim, insanlara sadece bilmedikleri şeyleri öğretmek
değildir. O, onlara davranmadıkları şekilde, davranmalarını öğretmektir.
Yazı gelirse, ben kazanırım; tura gelirse, sen
kaybedersin.
Hitler, tüm dünyaya ne kadar nazik bir insan olduğunu
göstermek için Almanya'da "Nezaket haftası" düzenlemişti. O hafta
herkes birbirine çok nazik davranacaktı. Haftayı açmak üzere Hitler, hazırlanan
büyük törene gitti. Halk, tribünlere oturmuş, bekliyordu. Hitler kalktı,
kürsüye geldi, tam konuşmasına başlayacağı sırada, tribünlerden biri aksırdı,
"Hapşuuuu!" Hitler, oradakilere döndü: "Kim aksırdı?" Çıt çıkmadı.
Hitler, hemen muhafız kıtasına işaret etti. Tiribünlerin
ön sırasını yaylım ateşine tuttu muhafızlar. İlk sıradakiler cansız yere
serilirken, Hitler, ikinci sıraya sordu: "Kim aksırdı?" Yine çıt yok.
Ve yine Hitler'in işaretiyle makineli tüfeklerin sesi. İkinci sıradakiler de
öldürüldü. Derken üçüncü, dördüncü, beşinci..
Öldürülme sırası tribünün en arkasında oturanlara gelmişti ki cılız bir adam
ayağa kalktı: "Ben aksırdım efendim." Hitler, hemen onun yanına
gelerek omuzunu okşadı: "Çok yaşa, evladım".
Tüm Hunlar kör olsaydı, tek gözlü Hun hükümdar olurdu.
Ahlak, insanın kendi kendisini mağlup etmesidir.
Büyük hislerin kuvveti değil, devamlılığıdır insanları
büyük yapan.
Ata evinde üvey ana, er evinde kaynana.
Beşer sığır değil ki bir giyside kalsın.
Kadın yaşlandığını bilmez, eşek yorulduğunu.
Sıkıntılar kanatlı olarak gelir, yaya olarak gider.
Ayağını sıcak tut, başını serin, gönlünü ferah tut,
düşünme derin.
Balığa saçma atmışlar, buna baştan inme denir, demiş.
Herkes düşüncelerinde yanılabilir ama aptallar bir
türlü düşüncelerinden ayrılamazlar.
Hayatta iki çeşit trajedi vardır. Biri, istediğini
elde edememek. Öteki de elde etmek.
Ne kadar az bildiğimizi anlayabilmek için ne kadar çok
şey bilmemiz gerektiği ne kadar gariptir.
İki dilin aynı anda faaliyet göstermesinin karışıklık
yaratmadığı tek durum öpüşmektir.
Bağnazlığın (taasüp) dört
şekli: Cehaletten doğan, menfaatten doğan, alışkanlıktan doğan, korkudan doğan
bağnazlıktır.
Açık ve yaklaşılabilir ol. En iyi arkadaşın olacak
insanla her an tanışabilirsin.
Gerçek öğrenci, bilinenin bilinmeyenden çıktığını
öğrenendir.
Garip çingenenin nesine gerek gümüşlü zurna?
Düşen bir çığda, hiç bir kar
tanesi kendisini olup bitenden sorumlu tutmaz.
Erken evlenen döl alır, er kalkan yol alır.
Zaman ile ben, karşımıza çıkan her
hangi bir rakibi mat edebiliriz.
Ah alan onmaz.
Ey kör! Bu yer, bu gök, bu yıldızlar boştur boş! Bırak
onu bunu da gönlünü hoş tut hoş! Şu durmadan kurulup dağılan evrende bir
nefestir alacağın, o da boştur boş!
Tüm gerçekler paradokstur.
Bir delinin sorduğu soruları, yedi bilgin
yanıtlayamaz.
Kadın, rüyasında; kendini çırılçıplak olmuş, sahrada
bir zenci tarafından kovalanıyor görür. Nefes nefese koşan kadın, nihayet bir
yerde, bacakları tutmayarak yere çöker ve zenci, karşısına dikilir. Kadın
dehşet içinde: -Bana ne yapacaksın? diye sorar. Zenci ilgisiz bir tavırla:
-Nereden bileyim, rüyayı gören ben değil, sizsiniz.
Eşeğe binmek bir ayıp, düşmek iki ayıp.
Kurdun tövbesi, koyunu görünceye kadardır.
Yapabileceğin kadar söz ver. Sonra söz verdiğinden
daha fazlasını yap.
Biz atomik enerjiyi ticarette faydalanabileceğimiz
kadar kontrol edemeyeceğiz ve ben bunu, her hangi bir
zamanda yapabileceğimize inanmıyorum.
Düzeldi her silahımız, kaldı bir sakal tarağımız.
Eşeği eşeğin yanına bağla; nefes almayı öğrenmese,
anırmayı öğrenir.
Eski devirlerde, sair halkın yıkanması sadece el ve
yüze münhasırdı. Lavabo bilinmiyordu. 1729 senesinde neşredilen "Ev Kadını
Lugati" leğen, ibrikten bahsetmekteyse de
lavabonun ismini anmamaktadır. İbrikten avuca biraz su dökülür ve bu su ile de
yüz şöyle bir ıslatılırdı. Bilhassa firengi hastalığı
Avrupa'ya 16. asırda yayılmaya başlamış ve bu yüzden umumi hamamlar
kapatılmıştı. Ondan sonra, temizliğin de arkası pek o kadar kovalanmamıştı.
Hesap bilmeyen kasap, elinde ne satır kalır ne masat.
Hepimizin kaynama dereceleri başka başkadır.
Konuşmalarında her zaman bilimsel bir şaşmazlık arayan çok ölçülü bir hatip: Bir gün bir
arkadaşı, trende giderken, ona kırda otlayan bir koyun sürüsünü göstererek:
"Koyunlara bak! Daha yeni kırpılmışlar" dedi. Hatip, sürüye şöyle
sıkıca baktıktan sonra, "evet" dedi. "Bize bakan taraflar
kırpılmış".
Bir insan hiç bir şekilde
yalan söylemek hürriyetine sahip değildir.
Başkaları için kötü, sizin için iyi sözler
söyleyenleri asla dinlemeyiniz.
Ciddilik, aptallığın belirtisidir.
Çağdaş bir genç kızla annesi arasında tek fark vardır;
genç kız, annesinin gönlünden geçirdiklerini, gönlünce yaşar.
Kibarın düşkünü, beyaz giyer kış günü.
Bütün insanlar uyanık oldukları zaman, müşterek bir
dünyadadırlar, uykuda ise her biri, kendine ait bir dünyadadır.
Onlar için hoş bir şeyler yaparak düşmanlarını dost
edin.
Kadınların ayaklarına, dizlerine kapanın ama sizi
avuçlarının içine almasınlar.
Başkalarını değiştirebilme gücüne çok fazla güvenme.
Zarafet, iç uyumun dışarı taşmasıdır.
Bağışlanmış eşeğin nalına bakılmaz.
Bana bugünü ver, yarın senin olsun.
İnsanlar, özgür doğdular ve her yerde zincirler içine
alındılar.
Yüz, surat mahkeme duvarı.
Zaman, fenalıklarla, zorluklarla boynundaki ipi
sıkabilir. O an ızdıraplara kapılıp ümitsizliğe düşme.
Ne mal iledir, ne sal iledir,
beyim ululuk kemal iledir.
Yaşını söyleyen kadın ya genç olduğu için yitirecek
bir şeyi yoktur ya da yaşlı olduğundan kazanacak bir şeyi yoktur.
Bizim kadınları konuşturmak için ilaçlarımız vardır
ama onları susturmak için yok.
Yazarlık, konuya saygı göstermektir, sessiz olan bir
şeye ses vermektir. Aşağılık olarak kabul edilen varlıkları, nesneleri,
duyguları yeniden
saygınlığına
kavuşturmak için sabırla sürdürülmüş bir istektir.
Üstü kalaylı, altı belalı.
Güzel bir bardaktan kötü bir şarabı içmek, kötü bir
bardaktan iyi bir şarabı içmekten daha iyidir.
Dağlara çıkmayan, uzakları göremez.
Adadığı çok, verdiği yok.
Tencere-tava, herkeste bir hava, akordu bozuk orkestra
gibi, her kafadan bir ses çıkıyor.
Bir aslanın aslan payını da aslan olmayan yer.
Ben, (azrail) onu Bağdat'ta
görünce olağan üstü bir hayrete kapıldım; zira benim onunla Samara'da
randevum vardı.
Açta aman, tokta iman olmaz.
Geçmişi uygulamaktan asla vazgeçmemeliyiz. Tüm
düşmanlara ve engellere karşı mükemmel olabilmek için bir kez daha ve sonsuza
dek plan yapmalıyız.
Deve, kendi kamburunu görmez, karşısındakine güler.
Kırbacı sayan ile kırbacı yiyen bir olmaz.
Balıklar oltayla, insanlar tatlı dille avlanır.
Sararmış yazıların üzerine işemeyin.
Az düşünen, çok konuşur. Tersi de doğrudur.
Hiç bir
aşk şarkısı aptalca değildir; eğer size söyleniyorsa.
Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar.
Bizim kız bizden kaçar; başını örter, kıçını açar.
Bütün insanlar eşittir. Ama bazıları biraz daha eşittir.
Adam, karısı ve kayınvalidesiyle Afrika'ya ava
gitmişti. Bir ara karısı seslendi: -Tez yetiş kocacığım, bir goril annemi
götürüyor. Adam soğukkanlılıkla yanıt verdi: -Ben karışamam. Ondan kurtulmak,
gorilin sorunu.
Düşüncelerle karşılaşınca, zayıflar korkar, aptallar
karşı gelir, akıllılar karar verir, ustalar da yönetir.
Mutluluğu engelleyen şeylerden biri, hayattan çok
fazla mutluluk beklemektir.
İnsan sevincini büyülterek anlatmalı, üzüntüsünü
kısaltarak.
Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz.
Bir saatlik şövalye.
Bir kere bölükbaşı olayım da isterse pırasa yiyeyim.
Yılanın ısırdığı kedi, ip görse, yılan sanıp kaçar.
Yoksulu ezmek, ona zulmetmek, iyiyi kötüyle değişmek,
kötüyü iyiye yeğlemek en büyük utançtır.
Aptallar, yaşamları boyunca akıllılarla gezse bile,
gerçekleri gene öğrenemezler; kaşık, çorbanın lezzetini alabilir mi?
Karını canın gibi sev, armut dalı gibi salla.
Başarılı bir evliliğin temelinde iki şeyin yattığını
unutma: Doğru insanı bulmak ve doğru insan olmak.
Hayatta zorunlu olduğum tek şey insanca yaşamaktır.
Başka her türlü şeyi yapmakta hür olduğuma inanıyorum.
Bin nasihatten, bir musibet yeğdir.
Dedi ile demişe bakarsan, rahat yoktur.
İyi görüneceğine, iyi ol.
El için eşek kuyruğunu kesme; kimi uzun der, kimi
kısa.
Ey oğul, zikirde öğüt var, öğütleri izleyenler terbiye
ve eğitim görmüş olurlar.
Bir insan ne kadar çok öğrenirse, o kadar alçak
gönüllü olur.
Gerçek mutluluğa, başkalarının kolay sağlanabilen
cömert övgüleriyle değil, değerli bir şeyler yapabilmekle ulaşılır.
Alkol, arzuları azdırır, fakat performansı alır
götürür.
İnsanlar, akılsızlıkları yüzünden, alınlarında yazılı
olandan daha çok acı çekerler.
Hiç bir
şey kendiliğinden iyi veya kötü değildir. Her şey onlar hakkında ne
düşündüğümüze bağlıdır.
Geçti bülbül, geçti gül,
ister ağla ister gül.
Temel ile Cemal, bir hiç uğruna kavga etmektedirler.
Bir ara Temel, "Eşşek!" diye hakaret eden
Cemal'e sorar: "Anladum eşşeğum
ama eşşek oldiğum içun mu arkadaşunum, yoksa arkadaşun olduğum içun mu eşşeğum?"
Hayatta kazananların, daima kaybedenlerin yapmak
istemediklerini yapanlardan çıktığını unutma.
İyimserliğin abartılmış biçimi, düpedüz
pervasızlıktır.
Bir anlam bulmaya çalışmak, eylem olarak anlamsızdır.
Peşlerinden gitmem gerek. Çünkü ben onların lideriyim.
Demokrasi, istediğiniz her şeyi söylediğiniz, söylenen
her şeyi yaptığınız rejimdir.
Yapamayanlar öğretir, öğretemeyenler ukelalık eder.
Genç beye hizmet etmek, beyaz beygiri tımar etmek
gibidir.
Her yiğidin, bir sinek öldürüş biçimi vardır.
Toleranssızlık, insanın kendi davasına inanmadığının
bir kanıtıdır.
Eşeğin keyfi yerinde olunca, buz üstünde raksetmeğe gider.
Söylediklerinizi duyurmak için kimseyi kolundan
tutmayın. Çünkü insanlar sizi dinlemeye istekli değilseler, onları tutacak
yerde çenenizi tutmanız daha hayırlıdır.
Her şeyden şüphe etmek ve her şeye inanmak, aynı
şekilde birbirine eşit iki uygun
çözümdür. Her ikisi de, lüzumlu düşünceden uzak
kalmışlardır. Bir ev nasıl taşlardan bina edilmişse, bilim de o şekilde gerçek
(olaylardan) yapılmıştır.
Politikacılık, küçük akılların büyük düşünmesidir.
Yiyecek ekmeği yok ama köle satın almış ki dövecek
biri bulunsun, diye.
Aşı pişiren yağ olur, gelinin yüzü ak olur.
Avcı ne kadar hile bilse, ayı o kadar yol bilir.
Dumansız baca, çekilmedik karı koca olmaz.
Ham armut gibi, boğaza saplanır.
Fermuarları kapatın, havalanıyoruz.
Başka vakit daha tatlı gel.
Herkes, şu veya bu noktada bir parça kaçıktır.
Uğurlu doğmuşsan, horozun bile yumurtlar.
Kendini değiştirebilme gücünü hafife alma.
Kuduran, kırk gün yaşar.
İkinci insan, dünyaya ayak basar basmaz, birincisinin
hakları yarıya iner. Şimdi siz haklarınızı, dünyadaki insan sayısına bölerseniz
işin iç yüzünü anlarsınız.
Mal, sahibine benzemezse, haramdır.
Sivri düşünen kötümser, derin düşünen iyimser olur.
En değerli çabalarınızın arkadaşlarınız tarafından
lanetleneceğini bilin. Siz mükemmel oldukça en çok acıyı çekecek onlardır. Eğer
hareket ve istekleriniz onları tehdit etmiyorsa, önemsiz biri olma yolundasınız
demektir.
Eğer hiç bir şey
söyleyemezseniz, kimse sizi onu tekrar etmeniz için çağırmaz.
İyi örneğin en iyi öğüt olduğunu unutma.
Keskin olman gerekiyorsa, uzatma. Sözler de ışınlar
gibidir, yoğunlaştıkça yakıcı olurlar.
Eğer sen, uzun müddet uçurumun içine bakarsan, uçurum
da senin içine bakar.
Dans eden bir yıldız yaratmak isteyen, önce kendi
içinde büyük taşkınlıklar ve kaos yaşamak zorundadır.
Kör olsun, kambur felek; kimine kavun yedirir, kimine
kelek; kimine daire çaldırır, kimine dümbelek.
Çok zengin bir adam, konağının penceresinde otururken,
karşıdan gelen bir derviş babası: "Hu erenler" demiş. "Babaya bir kaç mangır ihsan eyle!" Adam, başını çevirip yüksek
sesle bağırmış: "Mehmet, Recep'e söyle. Recep, Süleyman'a söylesin.
Süleyman, Mustafa'ya söylesin. Mustafa gitsin şu dervişe, Allah versin,
desin." Derviş de, bunu duyunca şöyle karşılık
vermiş: "Ulu Allah'ım. Cebrail'e söyle. Cebrail, Mikail'e söylesin.
Mikail, İsrafil'e söylesin. İsrafil, Azrail'e söylesin. Azrail de gelsin, şu
herifin canını alsın".
Espiriyi
yapanın kendisi gülerse, her şeyini kaybeder.
Öyle büyük boş laflar vardır ki içlerinde bütün bir
ulus esir tutulabilir.
Doğal davranmalı, mevkinizin size getirdiği sahte bir
gurura kapılmamalısınız.
İngilizler uşaklarını seçerken çok titizdirler ama
baronlarını seçmezler bile, onları, doğar doğmaz kabul ederler.
Öküze boynuz ağır gelmez.
Akıl para ile satın alınmaz ama en çok para eden de
odur.
Bir güzel söz söyleme sanatı varsa, bir de güzel
anlama ve dinleme sanatı vardır.
Gelin çiçek, her dediği gerçek; kaynana yılan, her
dediği yalan.
Öğüt, dünyanın en pahalı hazineleri kadar kıymetli
olduğu halde ekseriya pek ucuza satılır.
Kaçan düşmana, altın köprüler kur.
Akıllı bildiğini söylemez, deli söylediğini bilmez.
Eşeğin adı sakar, kendi adını bana takar.
Arpasız at, kamçı ile yürümez.
Evlenmek, yılan dolu bir çuvaldan balık çıkarmaya
benzer.
Yeğniyi yel alır, ağır yerinde kalır.
Hayat, arkadaşlıktan daha büyük bir hediye vermez.
Etrafında deriyi kemirmeye hasret yürekler varken,
nasıl sen evinde tok yatarsın.
Birinin yaptığını öbürü yıkıyorsa, ikisinin de emeğine
yazık değil mi?
Unutma, unutulanlar, unutanların, unuttuklarını,
unutmazlar.
Zayıf olduğumuz için düşmanımızdan nefret ederiz ve
ondan intikam almayı düşünürüz. Tembel olduğumuz için de yatışır ve intikam
almaktan vazgeçeriz.
Bitli baklanın, kör alıcısı olur.
Köyde oturuyorsak, ot yemiyoruz ya?
Deve ırağına, katır tırnağına bakar.
Aşağıda olan kimse düşmekten korkmaz.
Bir adam, güzel bir kızın yanında bir saat oturursa,
bu ona bir dakika gibi gelir. Fakat o, bir de sıcak bir sobanın üzerinde bir
dakika otursun, bu ona bir saatten de daha uzun gelir. İşte relativite
budur.
İşlenen günahların kokusu olsaydı, günahlarımın kokusu
yüzünden hiç kimse bana yaklaşamazdı.
Beklemeyi öğren, ya
etrafındaki şeyler değişir ya da kalbin.
Ne zordur bilir misiniz? Gölgesinden korkan insanların
gölgesinde yaşamak!
Bütün kadınlar, sönmektense, yana yana tükenmeyi
tercih ederler.
Adalet, hayatımızın sigortasıdır ve ona itaat etmek de
karşılığında ödediğimiz pirimdir.
Bağışlamanın gücünü asla küçümseme.
Dinleyenler olmasaydı, kötü niyetli konuşan olmazdı.
Sona kalan, dona kalır.
İnsan,
ne bir melek ne de bir şeytandır. Talihsizlik şuradadır ki onun melek rolü
oynayacağı zaman, şeytan rolü oynamasıdır.
"Bugün" bir balık olsaydı, onu denize geri
atardım.
Madde, ışık hızından hızlı ve zamandan bağımsız sonsuz
öz enerjinin yavaşlayıp, zamana bağlanan görünümüdür.
Bağırıp çağırmakla ev yapılsaydı, eşek çoktan koca bir
kent kurardı.
Pahalıdır, vardır hikmeti; ucuzdur, vardır illeti.
Akşam üstü eve gelince karısı: -Annem, bugün büyük bir
kaza geçirdi. Çekilmeseydi, duvardaki saat, az daha başına düşüyordu. -O
saatin, zaten daima geç kaldığını bilirim.
Canı kaymak isteyen, cebinde manda taşır.
Evrende gördüğümüz her şey, çok boyutluların, üç
boyutlu bir gölgesi ve izdüşümüdür.
Kadına hiç bir zaman taş
atılmamalı. Ya da sadece paha biçilmeyecek derecede değerli olanlar atılmalı.
Altmışında zurnacılığı öğrenen, mezarında çalar.
Umut, yoksulun geliridir.
İyi peynir ama köpek tulumundan.
Deve, ahmak olduğundan, kılavuzu eşektir.
Feleğin çemberinden geçmiş.
Düğününde, kalburla su taşıyacağım.
Deriyi yüzüp, kuyrukta bıçak bırakma.
Bir kadının boğazının sıkılabileceğini anlamayanlar,
kadınları tanımıyorlar demektir.
1806 Senesinde Fransa'da enstitü azasından Mercier bir eser yazarak dünyanın dönmediğini şöyle iddia
etmiştir. "Çünkü dünyanın döndüğünü Pythagor da
iddia etmişse de Eflatun, Aristo gibi hakimler bunu asla kabul etmemişlerdir.
Hatta büyük coğrafyacı Batlamyus bile dünyanın döndüğü nazariyesini delilik ve
tamamen gülünç bir şey olarak vasıflandırmıştır. Aynı zamanda Roma'daki
Mukaddes Din Meclisi de dünyanın döndüğünü iddia eden Galile'yi
felsefi bakımdan saçma ve manasız ve şekil itibariyle zındıkça bir fikir ileri
sürmekle itham etmiştir.
Akıllınız kimdir? "Öndeki zincirli".
Efendisini seçen insan, esir değildir.
Kimse size başka türlü olma fırsatı vermezse, namuslu
olmak kolaydır.
Gelinin işi kötüdür, yüzünü ağartan ütüdür.
Eski süpürkeyi dama atarlar.
Diş ağrısı çekenler, dişleri sağlam olanları,
yoksulluk çekenler parası bol olanları mutlu sanır.
Şişmanladıkça hızla gelen otobüslerden kaçman
zorlaşır. Daha da şişmanlarsan otobüsün senden kaçması zorlaşır.
İnsan gülünce, bu başkaları içindir; insan ağlayınca,
bu kendi hesabınadır.
Meteor, yani Haceri Semavi
dedikleri gökten düşen taşlardan biri daha havada iken görülmüş, yere düşüp
çıkardığı ses duyulmuş ve gidip bulunduğu zaman henüz sıcak olduğu tesbit edilmiştir. Bu taş tetkik için akademiye verilince
bu izahata rağmen meşhur Lavoisier, bir rapor kaleme alarak gökyüzünden taş
düşmesinin imkansızlığını izah etmiştir.
Sıtma, ben tuttuğumu kırk yıl tanırım, demiş.
Yetim, annesi ve babası ölen kişi değildir. Gerçekte
yetim, akıl ve soy güzelliğinden yoksun olandır.
Çirkefe taş atma, üstüne sıçrar.
Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini
öğrendik. Ancak bu arada çok basit bir sanatı unuttuk; kardeşçe yaşamayı.
Dilden gelen elden gelse, fıkara
bahtiyar olur.
Beyinsizlik, sadece politika mesleğinde özür sayılmaz.
İlgilendiğiniz şeyler kadar varsınız.
Irkçılık, çocukluk hastalığıdır. İnsanlığın
kızamığıdır.
Ben bilmediğimi bildiğim için, diğer insanlardan
farklıyım.
Ben, eşek olduktan sonra semer vuracak çok bulunur.
Yüz dilim, yüz ağzım ve demirden bir sesim, pirinçten
bir göğsüm olsaydı; gene de insanların yaptığı cinayetlerin şekillerini ve
onlara verilen cezaların adlarını, birer birer söyleyemezdim.
Sözümün akışını bozup güzel tümceler aramaktansa,
güzel tümceleri bozup sözümün akışına uydurmayı daha doğru bulurum. Biz sözün
ardından koşmamalıyız, söz bizim ardımızdan koşmalı, işimize yaramalı.
Söylediğimiz şeyler sözlerimizi almalı ve dinleyenin kafasını öyle doldurmalı
ki kelimeleri hatırlayamasın. İster kağıt üstünde
olsun, ister ağızdan, benim sevdiğim konuşma, düpedüz içten gelen, lezzetli,
şiirli, sıkı ve kısa kesen bir konuşmadır. Güç olsun, zararı yok; ama sıkıcı
olmasın. Süsten, özentiden kaçsın. Düzensiz, gelişi güzel ve korkmadan yürüsün.
Dinleyen, her yediği lokmayı tadarak yesin.
Bütün bilim, her günkü düşüncelerimizin arıtılmış
şekillerinden başka bir şey değildir.
Balubalu
kabilesinin reisi İngiltere'den anavatana döner ve orada kendisini en çok
etkileyen olayı anlatır. Bir futbol maçı..
"Müthiş bir şeydi. Yetmiş bin beyaz adam yeşil bir çayırın etrafında
toplanmışlardı. Sonra, çayıra koşa koşa on bir tane kırmızı donlu savaşçı
geldi. Onun arkasından on bir beyaz donlu savaşçı yine koşarak geldiler. Daha
sonra herkes sustu. Büyücü, elinde iri bir yumurta ile geldi. Bir düdük çaldı.
Her şey olağanüstü idi, çünkü o anda mucize meydana geldi: Yağmur yağmaya
başladı".
Düşmek, etrafı görememektendir.
Duygularımızı, düşüncelerimizi ve eylemlerimizi
değiştireceksek, önce düşlerimizi ve güçlerimizi değiştirmemiz gerekir.
Gelen gelsin saadetle, giden gitsin selametle.
Kötünün ayağı sekiz tanedir, biri dokunmazsa öteki
dokunur.
Bir kimse bir şeyi beklemezse, beklenmeyen şeyi
bulamayacaktır.
Hamala semeri yük değildir.
Uyuyan tilki, düşünde yakaladığı tavukları sayar.
Beraber ağlamaktaki tatlılık kadar hiç
bir şey, kalpleri birbirine bağlamaz.
Öğüt, zamanında taze yenmemiş ekmeği, başkasına bayat
yedirme denemesidir.
15-20 Kadının ağzından çıkanları yazanlar, dünyanın en
kötü kitabını yaratmış olurlar.
Derinden sevenler, asla yaşlanmazlar.
-Bize, iyi seçilmiş, iki cümle ile görecelik kuramını
(relativite nazariyesini) anlatır mısınız? -Bir gün,
kör olan bir adamla yürüyorduk, ben birden bire: Canım
bir bardak süt istedi, dedim. Kör, süt nedir, diye sordu. Süt, beyaz bir
sıvıdır, dedim. -Sıvıyı biliyorum ama beyaz nedir? -Kuğu kuşunun rengidir,
dedim. -Kuğu kuşu nedir? -Boynu büyük bir kuş, dedim. -Boynu anladım ama büyük
nedir? Artık sabrım taşmıştı, adamın kolunu tutup dümdüz uzattım. -İşte bu
büyüktür, dedim. Kör adam o zaman memnunlukla: -Tamam, sütün ne olduğunu şimdi
anladım.
Bilinen eğri yol, bilinmeyen doğru yoldan daha
kısadır.
Limona ekşi eklemek gerekir mi?
Tuvaletteyim ama sıçamıyorum, öncelik çişiminmiş.
-Baba, bir hırsız tuttum. -Al da gel. -Gelmiyor.
-Bırak da gel. -Bırakmıyor.
İnsanları varlıklı oldukları için değil, varlıklarını
cömert ve yaratıcı bir biçimde kullandıkları için takdir et.
Üstüne zorluklar yığıldıkça, sabrı artan kişi biri
direnme diğeri kahrolma olan iki taşın arasında ezilen misk gibidir.
Açık yerde tepecik, kendini dağ sanır.
Pis yiyenin olsun, pis diyenin olmasın.
Toplantı, tek başına bir şey yapamayan insanların, bir
araya gelip bir şey yapılamayacağına, beraberce karar vermesidir.
Kesin sonuç alabilecek kısa bir savaşın olabileceği
inancı, insanoğlunun en eski ve en tehlikeli hayallerinden biridir.
Ala keçi, her vakit püsküllü oğlak doğurmaz.
Tanrıya şükür ülkemizde üç şeye sahibiz; ifade
özgürlüğü, vicdan özgürlüğü ve iki özgürlüğü de kullanmama alışkanlığına.
Cehennem, iyi niyetlerle doludur.
Ahbaplar arasında anayasanın lafı mı olur?
Alçak gönüllü insan, karşısında kim olursa olsun, onun
hakkını kabul edendir.
Bu okul böyle giderse, kalanlara selam olsun.
Unutma! Ne kadar daha çok bilirsen o kadar daha az
korkarsın.
Ufak tefek, sapsarı yüzlü, hasta kılıklı bir adam
büyük bir sirk müdürü odasına girdi. "Size büyük bir numara teklif etmeye
geldim" dedi. "Aileme bir gelir temini garanti ederseniz, sahnede
seyircinin önünde intihar ederim." Sirk müdürü biraz düşündü: "İyi
ama yalnız bir husus beni endişelendiriyor." "Neymiş o."
"Ya seyirciler numarayı çok beğenir de, bir daha
tekrarlamanızı isterse."
İnsanın kendisiyle, tamamıyla dürüst olması iyi bir
egzersizdir.
İnsan güzel sevmez, sevdiğini güzel bulur.
Esprisini bazı nedenler yüzünden kaybetmeyen insanın,
bir daha kaybedecek espirisi yoktur.
Yaşamanı akla uydurman gerekir ama bilmezsin akla
uygun olan nedir. Bereket eli çabuktur Zaman Usta'nın. Başına vura vura, sana
da öğretir.
Bir tartışmada mutlaka son sözü söylemek istiyorsanız,
"Kanımca siz haklısınız" demeye çalışınız.
Boşanma, aslında saçma ve anlamsız bir kavramdır. Bu
iki tarafın da ne birinin ne de ötekinin içinde vardır ve iki karşıtın
çatışmasından doğar.
Kuş yakalamak istersen, güzel ötmeye çalış.
Ey karamsar, bilmelisin ki bu devranın değişmeyen bir
kanunu var o da değişmektir.
İki tehlike, dünyayı devamlı olarak tehdit ediyor;
biri nizam, öbürü nizamsızlık.
Adamın biri meyhaneye girerek üç bira sipariş etmişti.
Meyhaneci, "Niçin üç bira birden istiyorsunuz?" diye merakla sordu.
Adam şöyle cevap verdi: "Harp esiri üç arkadaştık ve her zaman üç bira
ısmarlayıp birbirimizi hatırlamayı ahdetmiştik". Aynı müşteri, bir hafta
sonra tekrar geldi ve bu kez iki bira istedi. Meyhaneci hemen, "Yoksa
arkadaşlarınızdan biri mi öldü?" diye sordu. "Hayır ama doktor bana
içki içmeyi yasakladı da!"
Sanat, doğayla insanın toplamıdır.
Onur, ödünç alınmaz elde edilir.
Kocana göre bağla başını, harcına göre pişir aşını.
Eşeğe gücü yetmeyen, semerini döver.
Sevmediğin gelirse, ev süpür.
İnsanın akıllıca hareket edebilmesi için üç yolu
vardır: Birincisi, yapacağın şey üzerine düşünmektir ki bu en asil yoldur.
İkincisi, önceden yapılmışı, iyi bir tenkit etmekle olur. Bu en kolay yoldur.
Üçüncüsüne gelince, bu en acı yoldur; deneyerek, uğraşarak bulduğun yoldur.
Keçi geberse de kuyruğunu indirmez.
Akıllılık arayan kimseye akıllı denilebilir ama onu
bulduğunu sanan delidir.
Kocamış tilki, faka düşmez.
Bellek, çılgın bir kadına benzer. Renkli paçavraları
toplar ve yiyecek şeyleri sokağa atar.
Ne denli az bildiğimizi anlamak için, ne denli çok
bilmemiz gerektiğini, pek az kişi bilir.
Vefa dünün peşine düşüp gitti. İnsanlar hile ve çıkar
peşinde günlük gereksinimlerini karşılamakla meşgul.
Suçluyu bağışlamaktan büyük zevk aldığını bilseler,
sana yaranmak için yakınların suç işlerdi.
Allah bir, peygamber hak; pekmez kara, yoğurt ak.
Dalın ucuna gitmekten korkma, meyve oradadır.
Borç para istemeye giderken çok paran varmış gibi
giyin.
Dışlarını temiz gördüğün insanların içleri, aynanın
arkası gibidir.
Nasıl yaşamam gerektiğini anlamaya başladığımda, nasıl
ölmekte olduğumu gördüm.
İyi birer koca yaratmasını bilen kadınlar dahidirler.
Bir tek suçla yetinen suçlu gördünüz mü?
Çalışarak ün kazananlar, doğuştan ünlü olanlardan daha
fazladır.
Emanet at, insanı yaya bırakır.
Hukuk dipsiz kuyudur. Felsefesini yapıp en derin
noktalarına varmaya kalkışırsanız, batağa saplandığınızla kalırsınız.
Görmeden görebilirim ama düşünmeden düşünemem.
Yavaş konuş ama hızlı düşün.
Şölen verirsen dost çoktur; yoksul düşersen, kimse
yoktur.
İncir çekirdeğini doldurmayan tatlı şeyleri fısıldamak
için yatağa girmeyi beklemeyin.
Ay, yoksulun lambasıdır.
Konuşmak öğrenmeye yol açar; ama dehanın okulu
yalnızlıktır.
Ata kibirli binen, eve yürüyerek döner.
Hiç bir
vakit, öğüt verirken olduğu kadar cömert değilizdir.
Eşek bile makamla anırır.
Bir oyunu en çok eleştirenler, onu bedava
seyredenlerdir.
Ne başarılarınla gösteriş yap ne de onlardan utan.
Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az.
Bende özel yetenek arayanlar yanılıyorlar; sadece
derin bir anlama merakım var.
Tolerans, basitçe, başkalarından nefret etmeden,
onların sizin gibi düşünmediklerini, kabul etmek demektir.
Kötü de olsa, evin olsun; oruçluk
bile olsa, bulgurun olsun.
Tilkiyi en iyi, tavuk tanır.
Bugün en önemli şeyin hiç kimse tarafından
aldatılmamak olduğunu sanırsın. Ama hayatının güneşi, asıl senin hiç kimseyi
aldatmamaya çalıştığın gün doğacaktır.
Bir insan hakkında fıkralar yapılmaya başlandı mı,
artık onun istifası gelmiştir.
Aşk, birlikte aptallaşmaktan ibarettir.
Sadece sifonu çekiniz. Başka bir şey çekmeyiniz.
Yolcu Abbas, kimseye bakmaz.
Aptallar, utanılacak bir şey yaptıkları zaman mazeret
diye, o işi her zaman yaptıklarını söylerler.
Ölümle neticelenen bir otomobil kazasından sonra hakimin kendisine iki yıl şoförlüğü yasakladığı kişi
"aman hakim bey, benim yaşamam şoförlük
yapabilmeme
bağlı" diye yalvarınca, hakim "başkalarının yaşaması da senin
şoförlük yapmamana bağlı", demiş.
Hayal gücü; güzelliği, adaleti, mutluluğu yaratır.
Mavi gözler, "Beni sev, yoksa kendimi
öldürürüm"; kara gözler de "Beni sev, yoksa seni öldürürüm" der.
Deveye kalburla su vermezler.
Kış günü, karınca evinde otururken kapısı çalınmış.
"Yine o aylak ağustos böceği" diye düşünmüş. Açmış kapıyı, gerçekten
de o. Fakat, üstü başı gayet düzgün, ağzında bir puro ve altında da bir kadillak. "Merak etme!" demiş karıncaya,
"bir şey isteyecek değilim. Paris'e gidiyorum da bir arzun var mı diye
sormaya geldim." "Yok." demiş karınca, "Yalnız Paris'te La Fonten diye bir herif var. Söyle ona, anasını avradını..".
Bulaşıkları yıkamazsan, çorbam daha yağlı olur, demiş
kaynata gelinine.
Kimse işe yaramaz değildir. En azından kötü örnek
olabilir.
Kadın düşük seviyede değildir. Sadece erkek üstündür.
Kendilerine her yıl yeni nedenler bulan sonuçlar
gördüm.
Kuş, kanadından kira istemez.
Düşman gülerek öğretir, dost azarlayarak öğretir.
Bir insanı övmek, ona acımaktan çok daha iyidir.
Ya tozu dumana katarsın, ya
tozu dumanı yutarsın.
Dağ adamı, hasta eder sağ adamı.
Yoksulluk, tembelliğin ödülüdür.
Evlenmeye giden genç kızı durdurmaktan, yağmuru
durdurmak daha kolaydır.
Başkasının da düşündüğünü düşünmeyen budaladır.
Çapkınlıkta en az bulunan şey, aşktır.
Biz çektik cefayı, eller sürdü sefayı.
Diplomat, "evet" demekle "belki"'yi düşünür, "belki" derse "hayır" demek
istiyordur, "hayır" derse diplomat değildir.
İnsanların yalınayak dolaştığı bir ülkede, hukukçunun
görevi adalet dağıtmak değil, ayakkabı
yapmaktır. -Haklısın ama ayakkabıları adaletli dağıtmak, yine hukukçunun görevi
olacaktır.
Attan düşene yorgan döşek, eşekten düşene kazma kürek.
Bir erkeğin kalbine giden yol, midesinden geçer.
Kendinize güvenmeniz iyidir, güvenmemeniz daha da
iyidir.
Salzburg civarında Veystum
Kasabası'nda 1400 seneleri sularında, şöyle bir karar alınmıştır: Bir köylü,
para cezasına uğrar ve bunu veremeyecek halde olursa karısına tecavüz
edilecektir. Kanun, kadının hakiminin hoşuna gitmemesi ihtimalini de düşünerek
bu cezanın tatbikini mübaşire havale müsaadesini de vermiştir. Mübaşir de
kadını beğenmezse bu iş hademeye gördürülecektir. Görülüyor ki hademenin zevki,
kanunca nazarı itibara alınmamıştır.
Vicdan, toplumun, bireyin içinde yetiştirdiği ve ömür
boyu kendi kurallarını koruyan bir bekçisidir.
Evlilik, aşkın mezarıdır.
Beni daha az övseydin, seni daha çok överdim.
Büyük düşün ama küçük zevklerin de tadına var.
Daima tetik bulun. İyi bir ilk izlenim için asla
ikinci bir şansın olmayacak.
Fatih Sultan Mehmet, bir gün tebdili kıyafet ederek
Edirne'de çarşıya çıkıyor. Yiyecek, giyecek fiyatlarını kontrol etmek için bir dükkana girerek: -Yarım batman yağ verin, diyor. Bakkal
tartıp veriyor. Fatih tekrar soruyor: -Bal da var mı? -Var. Fakat, onu
karşıdaki bakkaldan alın. -Niçin sen vermiyorsun? -Hep ben kazanırsam, diğer
bakkallar açlıktan ölür. Onların da çoluk çocuğu var. Ben çocuklarımın bugünlük
rızkını çıkardım. Biraz da öbürleri kazansın, diyor. Padişah karşıdaki dükkana giderek bir batman bal alıyor. Aynı bakkaldan tuz ve
sabun almak istiyor. Fakat bu bakkal da birinci bakkal gibi söylüyor. Böylece
hazret, bir çok bakkalları dolaşıyor ve bir evin
erzakını, giyeceğini tamamlamak için on beş dükkan dolaşmanın lazım geldiğini
anlıyor, memnun olarak: -Birbirine bu derece bağlı ve düşünen milletim olduktan
sonra, ben İstanbul'u değil, bütün dünyayı fethederim, diyor. Ondan sonra
İstanbul'un zaptına karar veriyor.
Alemin tenceresi, kapalı kaynar.
Ödünç alınan sapan, eğri sürermiş.
Her anne, kızının, kendisinden daha iyi bir eş
bulmasını umar; bir yandan da oğlunun, hiç bir zaman
babası kadar iyi bir eşe sahip olamayacağı kanısındadır.
Eğer tanrı olmasaydı, onu icad
etmek gerekecekti.
Bağnaz ona derler ki o hiç bir
zaman fikrini değiştirmez ve konuyu da asla değiştirmek istemez.
Egoist, kendi hayatında fazlasıyla rol oynayan
kişidir.
Kıskançlık aşkla doğar ama her zaman aşkla ölmez.
Dünya, nasıl istersen değil, nasıl bulursan.
Sultan Aziz, bir gün Keçecizade Fuat Paşa'ya,
kendisiyle Ali ve Mütercim Rüştü Paşa'lar arasındaki mizaç farkını sormuş. Fuat
Paşa: "Efendim, yeni yapılmış bir köprü tasavvur buyurun. Üçümüz, köprü
başına gelince bendeniz hemen besmele çeker, biperva geçerim. Ali Paşa, besmele
çeker, bir Elham okur, köprüyü mükerreren muayene eder, sonra geçer. Rüştü Paşa
kulunuz ise besmele çeker, bir Yasini Şerif indirir,
üç tabur da asker geçirir, sonra geçer" demiş.
Kalburlan su taşıma.
İki cimri konuşuyordu: "Dün sirkte, korkunç bir
şey oldu. Olağanüstü bir şey. Aslandan biri, terbiyecisini yedi."
"Program dışı olan bu numara için sizden fazla para aldılar mı?"
"Hayır." "Eee, bunun korkunç olan
tarafı neresi?"
Her yüz senede, dünyanın bir yerinde, bir dahi dünyaya
gelir. Bu sefer de bu, Türkler'in içinden çıkmıştır.
Anılarınızı, paranız gibi saklayınız.
Ateş ile su, hatıra bakmaz.
Evlilikte başarı, aranan niteliklere sahip insan
bulmaktan çok, aranan niteliklere sahip insan olmaktır.
Rızanız olmadıkça kimse sizi aşağılayamaz.
Alem verir talkını, kendi yutar salkımı.
Kristof Colomb'un en çok
beğendiğim yanı, yeni bir dünya keşfetmesi değil, bu düşünce üzerine onu
aramaya gitmesidir.
İnsan, ne kadar dönerse dönsün, arkasını göremez.
Cennet ve cehennemle ilgili, ileri geri laf söylemek
istemem; çünkü ikisinde de dostlarım var.
Gelirse hane boş, gelmezse daha hoş.
İnsan, hayatının dörtte üçünü yapamayacağı şeyleri
istemekle geçirir.
Akıllı görünmek için harcanan çaba, akıllı olmaya
engeldir.
Cömertlik, verme gururudur.
Arpa, buğday aş oldu; altın, gümüş taş oldu.
En iyi komutanlar, en uygun zamanda soru sorma
yeteneğini geliştirenlerdir.
Akşam yalan söyleyenin, sabah yüzü kara çıkar.
Yalnızca geldiği kaynağı sevmiyorsun diye iyi bir
fikri bir kenara atma.
El uşağı hilebazdır, kimse bilemez fendini. Kime
iyilik edersen, ondan sakın kendini.
Bizim istediğimiz bir kadına sahip olmak değil, o
kadına sahip olan tek erkek olmaktır.
Bir kez gülmek, üç kez ilaç almaktan iyidir.
Azar, bir dost armağanıdır.
Hümanizm, insan şovenizmidir.
Son dakika da olmasaydı, çoğu işler yapılmazdı.
Her bakış bir gözlem, her gözlem bir düşünce, her
düşünce bağlantı ve ilişki doğurur.
Büyümek için büyümek, bir kanser hücresinin
ideolojisidir.
Ne günlere kaldık, hey gazi hünkar;
eşek silahtar oldu, katır mühürdar.
Bir şeyi doğru olarak yapmak, onu niçin yanlış
yaptığımızı açıklamaktan daha az zaman alır.
Mezar taşı gibi durma!
Şeytana uymaktan kurtulmanın biricik yolu, ona
uymaktır.
Gençliğin parlak sözlüğünde, başarısızlık diye bir
kelime yoktur.
Sular yükselince, balıklar karıncaları yer; sular
çekilince, karıncalar balıkları.
Ermeniden
dönme, sonradan görme.
Edison elektiriği buldu. Ama
parasını biz ödüyoruz.
Kiracının mezartaşı: Çok
adres değiştirdi, burası son adresi.
On iki kurda, bir boz eşek neylesin?
Spor, içinde ateş etme olmayan savaştır.
Eşek değil mi sürme ile yürür.
Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var.
Bir çok
kimse, paralarıyla pişmanlıktan başka bir şey alamazlar.
Abdalın karnı doyunca, gözü kapıda olur.
Suçlu olmak, mağdur düşmekten daha tehlikeli sayılmadıkça,
suçlar azalmayacaktır.
Pek çok erkek, sabahları kuşu öttüğü için, hayvanları
sevdiğini sanır.
Alet işler, el övünür.
Bu zamanda az dostun olsun, daha iyi. Herkesle uzaktan
hoş beş edip geçmeli. Can gözünü açınca görüyor ki insan, en büyük düşmanıymış
en çok güvendiği.
Mutluluk adalarına, yalnızca sıradanlığın denizinden
varılır.
Kurt olmasaydı, keçi Mekke'ye giderdi.
Bir tebessümün yoksa, sana benimkilerden birini
verebilirim.
Hayatta zor olan iki şey vardır; biri iyi bir isim
yapmak, diğeri ise bu isimi korumaktır.
İlim öğrenmek her müslümana FARZdır.
Şu anda popomu sileceğim bir tuvalet kağıdı, her hangi bir değerli kağıttan daha değerlidir.
"Öldürürüm" diyenden korkma,
"ölürüm" diyenden kork.
İkisi ortada yoksa, üçü bir arada uslu uslu yaşar.
Dertli bir adamın tereddüt ve dumanlarla dolu bir
gönül evi vardır; derdini dinlersen, o evde bir pencere açmış olursun.
Ben şaka yaparken gerçekleri söylerim; çünkü
gerçekler, dünyanın en gülünç şakalarıdır.
Düşmanımın dostu, düşmanlığımı alır. Dostumun dostu,
dostum olur.
Ele verir öğüdü, kendi kırar söğüdü.
Kendini değiştirmenin ne kadar güç olduğunu
düşünürsen, başkalarını değiştirmede şansının ne kadar az olduğunu anlarsın.
Büyüklerle küçükler arasındaki münasebet, rüzgarla
otlar arasındaki münasebete benzer; rüzgar esince,
otlar eğilir.
Asılmışın evinde, ip lakırdısı edilmez.
Yasaklamayı yasaklayın. Yasaklamayı yasaklayanı
yasaklayın. Lanet olsun! Yasa yasaklarına.
Ne kadar hazin bir çağda yaşıyoruz. Bir ön yargıyı
ortadan kaldırmak, bir atomu parçalamaktan daha güç.
Birisi lütuf dağıtıyorsa, niyetini anlamalısın.
Cehenneme giden yollar, iyi niyet taşlarıyla
döşenmiştir.
İtaat, uyumun kötü karbon kopyasıdır.
Bir gün karadenizlinin biri,
umumi tuvalete girer, orada bekleyen tuvaletçiye önünü göstererek: "Çöz ha
puni" der. Adam ellerini göremeyince, her halde
sakat, düşüncesiyle denileni yapar. "Dışarı al oni."
Adam bunu da yapar. Daha sonra bir emir daha gelir: "İşet ha oni." Bu iş de bitince, bizim karadenizlinin
sesi bir kez daha duyulur: "Sok oni içeru." Adam, sevap işlemenin huzuru içinde bunu da
yapar. Bu sırada karadenizlinin düğmelerini
iliklediğini gören adam öfkeyle: "Be adam! Elin kolun sağlamdı da ne diye
bu işi bana yaptırdın?" diye söylenince, şöyle cevap alır: "Uşak pileymisun da ha pu namussuz dün
gece beni çok mahcup etmiştur. Şimdi küsum oğa, konuşmayrum".
Beğendiğin dağın odununu kes.
Bilmediğin şeyi sor; sorma zilleti, bölme şerefine
giden yolda kılavuzundur.
Ne olsa gelir felekten, deve geçer elekten.
Herkes sakız çiğner ama Fatma Hanım gibi şaklatamaz.
Eşeğine bakmaz da Hasan dağına oduna gider.
Kimse görmek istemeyenler kadar kör değildir.
Bir düşünceyi yakalamak için çok düşünceye ihtiyaç
var.
Yerinde gülmesini ve her fırsatta gülmesini bilmek
kadar güç bir şey yoktur.
Sıkılmaya o kadar çok alıştım ki, sıkılmadığım zaman
çok sıkılıyorum.
Şarap benlik kaygusu
bırakmaz sende. Çözülmedik bir düğüm kalmaz beyninde. İblis bir kadeh şarap
içmiş olsaydı, secdeye yatardı Adem'in önünde.
Bir şeyin yapılamaz olduğunu düşünerek uyuya kalma;
böyle yaparsan, bir başkasının bu yapılmazı yaparken
çıkardığı gürültüyle uyanırsın.
Taşıdığınız şeyler arasında en önemli olanı; yüzünüzün
ifadesidir.
Bir çoğu
yanlış düşünür, bazıları hiç düşünmez, gerisi düşünenleri kötüler.
Büyük ambar, küçük ölçekle dolmaz.
Doğruyu konuşmak için iki kişi ister: Doğru söyleyen,
doğru dinleyen.
Gençliğim acı veriyordu, geçenlerde ameliyatla
aldırdım.
Bilim ve tekniğin, yeni sorun yaratmadan bir sorunu
çözebildiğini anımsamıyorum.
Birlikte olduğun kişiyi dost edin, dostluğunu
pekiştir. Seni senin olmadığın yerde dostluğu ile savunsun.
Evlilik, erkeklerin hürriyetlerini, kadınların da
mutluluklarını ortaya koydukları bir kumardır.
Kinler, o denli uzun sürdürülür ve o denli inatla
saklanır ki hasta düşen bir kimsede, öleceğinin en büyük belirtisi barışma
olur.
Azla yetinmek korkusu, vasat insanları korkunun daha
fazla çoğalttığı işleri yapmaya sevk eder.
Gençler topluca, yetişkinler ikişer ikişer, yaşlılarsa
teker teker yürür.
Kibar, gece karanlığında, kimse yokken, esnerken
ağzını kapatan kişidir.
Zaman değişince, yargılar da değişir.
Barut ile ateşin dostluğu olmaz.
Islak, yağmurdan korkmaz.
Ah, nerde o eski nostaljiler!
Al takke, ver külah.
Küçük bir çocuğa, biraz anlayış ve sevgi göster;
karşılığında, ondan çok daha fazlasını alırsınız.
Değiştirilemeyen bir şeyi unutan kimse mutludur.
Aşk gizli olmaktan çıktığı an, zevk olmaktan da çıkar.
Her başarılı erkeğin arkasında, hayretler içinde bir
kadın vardır.
Ne kadar bilirsen bil, bildiklerin karşısındakinin
anlayabildiği kadardır.
Türk, neyle öğün, nerede çalış, kime güven.
Eğlence çılgınların mutluluğu, mutluluk da akıllıların
eğlencesidir.
İnsanların gerçeği her zaman bilmek istemeyeceklerini
unutma.
Beş parmak, bir değildir.
Üstadımın adı Hıdır, elimden gelen budur.
Bir derginin yazı kurulunun çalışma odasında, herkesin
görebileceği bir yere şu levha konmuştu: Burada hepinize yetecek kadar nokta,
virgül ve noktalı virgül vardır. Lütfen onları yazılarınızda bol bol
kullanınız.
Hastanın başında, eceli bekler.
Biz kendimiz hakkında, yapmaya yetenekli olduğumuzu
hissettiğimiz şeylere göre hüküm veririz. Oysa başkaları, yapmış olduğumuz
şeylere göre, hakkımızda hüküm verirler.
Kör onu görmüyorsa, kabahat direğin değildir.
Piyadenin yayası, atlıya gülmektir.
Kuru boktan, yağ sızdırır.
O, tamamıyla önemsiz bir şeydir, ilginç olmasının
sebebi de budur.
Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz.
Birisinin kahramanı da sen ol.
Uslu koyunu, üç kez sağarlar.
Bilgin, tarihten alınacak dersleri özetlemesini
isteyenlere şöyle söylemişti: Tanrı, yok edeceği kimseleri önce kudrete boğar.
Tanrının değirmenleri çok yavaş fakat son derece ince öğütürler. Arı soyduğu
çiçeği besler. Karanlığın en
kuvvetli olduğu zaman, yıldızları görebilirsiniz.
Aşını, eşini, işini bil.
Ancak kendimize benzediklerini duyduğumuz oranda
başkalarını beğeniriz. Birisini övgüye değer bulmak, onu kendi ölçümüzde görmek
olsa gerekir.
Temel, genç ve güzel bir turist kadını Ağrı dağına çıkarıyordu.. Sarp kayalar, kayan topraklar ve karlarla
didişmeden sonra tepeye vardılar. Kısa bir süre yorgunluk çıkardıktan sonra
Temel, yol rehberliğine aşk rehberi özelliğini de kattı ve tatlı dakikalar geçirdiler.. Her şey bittikten sonra, genç dilber üstüne
başına çeki düzen verirken, biraz da sitemkar bir eda
ile: "Galiba çok ileri gittik?" Temel, sempatik bir gülücük
gösterisinden sonra: "Evet, aynı şeyi dağın eteğinde de
yapabilirdik".
İnsan, ormanı ağaçlarda göremez.
Aşk, birbirinizin gözlerinin içine bakmak değil,
birlikte aynı yöne bakmaktır.
Doğumevinin koridorunda bir aşağı, bir yukarı elinde
sigarasıyla tur atıp duran, Temel'in yanına yaklaşan hemşire: -Müjde, hanımınız
üçüz doğurdu beyfendi. Temel, şaşkınlığı üstünde,
şöyle dedi: -Pizum hanum
oldum olası, aç gözlüdür zaten.
Tanrı, insanı yarattı çünkü, maymundan umudunu
kesmişti.
Cehaletle kardeş olanla arkadaşlıktan sakının. Nice
cahil arkadaşlığı, hikmet sahibinin yok olmasına neden olmuştur.
Bir çocuk da midemiz gibi ona vereceğimiz her şeyi
hazmedemez.
Matematik, tanrının dünyayı yaratmak için kullandığı
alfabedir.
Ahmak sürer devranı, akıl onun hayranı.
Gençlik gitti, hiç gelmemiş gibi; ihtiyarlık yerleşik
geldi, hiç gitmeyecekmiş gibi.
Çabuk gelen kötü talih, geç gelen iyi talihten yeğdir.
İnsan nereye gideceğini bilmezse, çok fazla ileri
gidemez.
İyi bir fikre sahip olmanın en iyi yolu, insanın bir çok fikirleri olmasıdır.
Ağılda oğlak doğsa, ovada otu biter.
Kötü bir davranışı övmek, onu kendi üstüne almak,
demektir.
Başını acemi berbere teslim eden, cebinden pamuğu
eksik etmesin.
Papaz, her gün pilav yemez.
Duygularını gizlemek kadınların doğuştan bir
özelliğidir; bu hem budalaca, hem de akıllıca bir
nitelik sayılabilir.
Beşerin öyle delaletleri var, putunu kendi yapar,
kendi tapar.
Argo ince zekanın, küfür ise kalın kafaların ürünüdür.
Erine göre bağla başını, tencerene göre kaynat aşını.
Akıllı diye, tesadüfen akıllıca düşünene değil,
mantığı bilen, temyiz eden ve tadına varana demek gerekir.
Başkasının poposuyla yellenme.
Onların yüzüne gülüyorum, başka nelerine gülecektim.
Kırılmamak için bükül, düz olmak için eğil, dolmak
için boşal, parçalan ki yenilen.
Kendimi nokta kadar küçük hissettiğim zaman bakıyorum
ki anlamlı bir cümlenin sonundayım.
Sivrisinekten yağ çıkmaz.
Kusursuz olsaydık, başkalarının kusurlarını bulup
meydana çıkarmaya bu kadar meraklı olmazdık.
Bir kedinin dokuz canı, bir kadının da dokuz kedi
kadar canı vardır.
Eğer kötülüklerinden dolayı sen kendini ayıplamayı
bilirsen, kimse seni ayıplamaz.
Gizlice çiftleşen inek, herkesin gözü önünde
buzağılar.
Ne dökersen aşına, o çıkar kaşığına.
Bildiğini bilenin arkasından gidiniz. Bildiğini
bilmeyeni uyandırınız. Bilmediğini bilene öğretiniz. Bilmediğini bilmeyenden
kaçınız.
Onun biricik kusuru, hiç bir
kusuru olmamasıydı.
Fatih, İstanbul'un zaptında manevi bakımdan rol
oynayan Akşemseddin'i çok severdi. Sık sık ziyaretine gider, sohbet ederlerdi.
Fatih'in her gelişinde Hoca hiç ayağa kalkmazdı. Fakat Hoca, Fatih'i ziyarete
geldiğinde Fatih ayağa kalkıp Hoca'yı karşılardı. Sadrazam Mahmud Paşa'nın bu
hal dikkatini celbederdi. Gene bir gün aynı hal vaki oldukta
Paşa sorunca, Fatih: "Bunu ben de bilmiyorum, Hoca huzuruma gelirken
yerimde oturamıyor kalkıyorum. Onunla konuşurken elim titreyip dilim dolaşıyor.
Halbuki, diğer şeyhler benim huzuruma gelirken onların dili dolaşır, eli
titrer. Bu hal belki pek fazla hürmetimdendir" demiştir.
Donsuzun gönlünden, dokuz top bez geçer.
Fakirin ölüsü, zenginin orospuluğu duyulmaz.
Bir düşmandan kurtulmanın en iyi çaresi, onu kendine
dost etmektir.
Uzatan, uzatacağını, uzatacağı yere kadar, uzatmış.
Tanrı'nın gülü dikenli yarattığına şaşacağına,
dikenler arasında gül yarattığına şaşıp kalınız.
Dün cin oldu, bugün adam çarpıyor.
Deveye, "Boynun eğri" demişler, "Nerem
doğru?" demiş.
Damara bak, kan al.
Göğü suda arayan, balığı ağaçta bulur.
İyi olmak istiyorsan, kötü olduğuna inan.
Eğer soyluluğumuzla övünmek gerekirse, bizim soyumuz
cömertlik ve yüksek karakterdir.
Yararlı bir durumdan yararlanmakta gecikme.
Biz, bir çok şeyi gülünç
buluruz; fakat çok az şeye güleriz.
Geçip giden gençliğime ağladım, keşke bana dönseydi
diye.
Karnı açlardan çok, kalbi açlara acırım.
Herkesi kınamak ve herkesi övmek, akılsızların
yapacağı şeylerdir.
Dürüst insan, her zaman gerçeği söyler; akıllı insan
ise yalnız zamanında.
Atak ve cesur ol. Bir gün geriye dönüp baktığında
yaptıklarından çok, yapmadıkların için pişmanlık duyacaksın.
Fol yok, yumurta yok; çök tavuğum çök.
Ya sultan ölecek ya da eşek geberecek.
Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama hiç kimse,
önce kendisini değiştirmeyi düşünmez.
Zulmün topu var, güllesi var, kal'ası
varsa. Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır.
Aptallığını bilen aptalda, hala bir parça akıl vardır;
ancak kendi aklına pek güvenen aptalda, her halde akıl yoktur.
Hizmet verdiğiniz ve liderlik ettiğiniz kişiler için
kimseye fark ettirmeden ve teşekkür beklemeden kişisel özveride bulunmalısınız.
Şaşkın ördek başını bırakır, kıçından dalar.
Nasrettin Hoca tarlasında çalışırken, tanımadığı biri
seslenmiş. "Efendi amca, falan köye kaç saatte gidebilirim?" Hoca
cevap vermemiş. Adam üç kere daha sormuş ve cevap alamayınca, bu adam her halde
sağır diye düşünmüş ve dönüp yürümeye başlamış. Tam dönemece geldiğinde, Hoca
"evlat gel" diye bağırmış ve yanına gelen adama; "sen tam üç
saatte oraya varırsın" demiş. Adam kızmış, "be adam mademki
biliyordun, neden önceden söylemedin?" "Evet" demiş Hoca, "ben
senin nasıl yürüdüğünü görmeden nasıl bilebilirdim ki?".
Akıllının yemini ürkütür, delininki güldürür.
Alim unutmuş, kalem unutmamış.
İnsanlara nasıl yapmaları gerektiğini değil neyin
yapılması gerektiğini söyle. Göreceksin, bulacakları yaratıcı çözümlerle seni
şaşırtacaklar.
Ehli ashabdan biri millete
eşek dese, reddolunmaz sözü ama eşşoğlu can sıkar.
Millete eşek diyen eşek herif, bilmez mi ki valiler de sadrazamlar da milleten çıkar.
Yaratıcılık, sıradan bir şeyin sıradan olmayan biçimde
farkına varmaktır.
Bütün politikacılardan kuşkulan.
Dans, yatay isteklerin dikey tadminidir.
Unutulanlar dışında, yeni bir şey yoktur.
Dünyada değişiklik yapmakta başarılı olanlar,
değişikliğe kendilerinden başlayanlardır.
Kalıcı olmayan şeyler isteme, geceden geceye
değişebilir.
Kanunları sadece yargıçlar biliyorsa, o memlekette
hukuk yok demektir.
Devlet benim!
Adaletin gecikmesi, adaletsizliktir.
Yetmiş iki millete bir göz ile bakmayan, şehrin
evliyasıysa da hakikatte asidir.
Haramzade dalaştırır, helalzade barıştırır.
Karakter ağaç ise şan ve onur da o ağacın gölgesi
gibidir. Biz hep gölgeyi düşünürüz. Oysa gerçek, ağacın ta kendisidir.
Kazanırsan dost kazan, düşmanı anan da doğurur.
Kelimelerin anlamını iyice bilmeden, insanları
tanımaya imkan yoktur.
Adamın biri, zengin bir arkadaşının tertip ettiği
eğlentiye gitmişti. Mükemmel bir saz takımı çalıyor. Çengi Nazlı adında bir
kadın da şarkı söylüyor, oyun oynuyordu. Bir aralık, adamın yanında oturan
davetlilerden birisi, hafif bir sesle sordu: -Şarkı söylerken kadına dikkat
ettin mi? Ağzını açtığı zaman, gözlerini kapıyor. Neden acaba? Adam, hemen şu
karşılığı verdi: -Berbat sesinden, dinleyicilerin çektikleri sıkıntıyı
gözleriyle görmemek için olacak.
Denize girse, kuru çıkar.
Liberalizmin esas felsefesi: Bırak yapsın, bırak
geçsin.
Zamanı ve sözleri dikkatsizce kullanma. İkisi de geri
alınamaz.
Bir fikrin değerinin, onu ortaya atan insanın
dürüstlüğü ile hiç bir ilgisi yoktur.
En yüce eser, gerçekle, insanoğlunun bu gerçeği
reddedişini dengeleyen eserdir.
Kadeh içinde, denizin içinde olduğundan daha çok insan
boğulmuştur.
Her genç adam, eleştirmeye tahammül etmeye
alışmalıdır. Kim bilir, bir gün baba olabilir.
Olan dört bağlar, olmayan dert bağlar.
Aşk, öyle bir hastalıktır ki iki kişiyi birden yatağa
düşürür.
Zincirler, altın bile olsa, ağır gelir.
Hiç kimse, kendi elinin emeğiyle yediği yemekten daha
hayırlı bir yemek asla yemiş değildir.
Kadınlar yalnız fethetmeyi değil, fetholunmayı
da bekler.
Başkalarının yapmayı güç buldukları şeyleri yapmak
yetenek, imkansız olan şeyleri yapmak ise dehadır.
Akrep,
hem sokar, hem bağırır.
Buğday yanında, acı ot da sulanır.
İstediğin dumansız mum ise bu evde yok.
Horoz akıllı adam.
Yüz akı onurunu koru, onu ele ayağa düşürme.
Seviyesiz, alçalabilen insanlardan ulu
davranış bekleme.
Komutanların güçlü yönlerini görmek için, onların
zayıf yanlarına anlayış göstermeliyiz.
Eşek dokuz türlü yüzme bilir, ırmak kenarına gelince
hepsini unutur.
Su çukurunu, yel tepesini bulur.
-Nasip, nereye gidiyorsun? -Dili bir olana gidiyorum.
Zirvenin zemini uçurumdur.
Eğer şeytan yoksa, insan onu muhakkak yaratmıştır. O,
onu kendi görünüş ve benzerliğinde yaratmıştır.
Kişi, akıl noksanlığı ile insanlardan ayırt edilirse,
bunun yerini ne mevki, ne soyluluk, ne de başka bir
şey doldurabilir.
Acı patlıcana kırağı düşmez.
Yapmamız gereken işleri yapmadık ve yapmamamız
gerekenleri yaptık, çünkü içimizde iyi niyet yok.
İnsanlar, babalarından ziyade zamanlarına benzerler.
Dikkat! Burası benim odam. Odamda dört işlem
geçerlidir.
+ :
Odam toplanamaz.
- :
Hiç bir eşyam odamdan çıkarılamaz.
÷ :
Uykum bölünemez.
x :
Kapı yüzüme çarpılamaz.
İnsanın sır olarak saklamakta güçlük çekeceği şey,
kendi hakkındaki kanısıdır.
Sen ve ben, belki çok erken ama çok yakın bulduk
birbirimizi.
Bir köpek gibi yaşadı, onu bir köpek gibi öldürdüler.
Şaşmamız gereken tek şey, hala şaşabilmemizdir.
Dünyada önemli olmak kadar akıllılık, üzgüden çekinmek
kadar edep, güzel huylu olmak kadar soyluluk, hoşnut olmak kadar varsıllık
yoktur.
Hatanın en büyüğü, hatalı olduğunu bilip te, onu
düzeltmenin çaresine başvurmamaktır.
Gününü faydalı bir şekilde kullanmasını bilen bir
insan için asıl mutluluk, akşam vaktinde gelir.
Çalışarak kazanılan biber, baldan tatlıdır.
Hain bile olsalar, bizim en kötü düşmanlarımız cahil
ve basit insanlar değil, okumuş ve ahlakları bozuk olanlardır.
Gelinin dili yok, kaynananın insafı.
Ferdin ruhsal gelişmesi, ırkın gelişmesine ait kısa
bir kursun tekrarlanmasından ibarettir.
Kara inekten, ak süt sağılır.
Yaşadığımı hayal ederek mutlu oluyorum.
Ben sana "atla" dediğimde, atla. Senin
düşünmen gereken, ne kadar yüksekten atladığın.
Kelepçeli eller alkış tutamaz.
Güneş, balçıkla sıvanmaz.
Kurda, ensen niye kalın? demişler; kendi işimi kendim
görürüm de ondan, demiş.
Çok şeye sahip olmak olanaksız değildir ama saati bir
tane olan kişi vaktini iyi bilir, iki tane olan her zaman şüphelenir.
Hayvanlar en anlayışlı dostlardır. Ne soru sorarlar ne
de kusur, kabahat bulurlar.
Büyük komutanlar, asla kendilerini fazla ciddiye
almazlar.
İstisnadan geçilmiyor, belki de kaide odur.
Yönetmeyi bilmeyen itaat eder.
Bulgur bulamaç olsun, gönül geniş olsun.
Bilinmedik aş ya karın ağrıtır ya baş.
Öyle horozlar var ki öttükleri için güneşin doğduğunu
sanırlar.
Yolcu için yol mu yok, kurnaz için söz mü yok.
Düşünmeden öğrenmek, yitirilmiş bir emektir.
Ata nal çakıldığını görmüş de,
kurbağa ayağını uzatmış.
Açlıktan karnı guruldayandan dürüst politikacı olmaz.
Biz, genel olarak; kötü şeylerin içinde, bir çok iyi şeylerin bulunduğunu da biliriz.
Bir kitap dünyadan daha geniştir, çünkü maddeye
düşünceyi katar.
Ben sorarım ilmi himmetten, sen dersin çalmadım kilimi
mektepten.
Cemal, karısıyla dargındır ve bunu, arkadaşı Temel
bilmektedir. Bir akşam iftarı açtıktan sonra, sohbet sırasında, gece sahura
nasıl kalktığını sorunca, Cemal cevap verir: "Karum kaldırıyor."
"Uy da sen karunla dargun
değil miydun?" "Dargunum
ama o pi yol puldu." Temel oldukça şaşırmış. "Nasıl pi yol
puldu?" diye sormuş. Cemal: "Kediyi odama salayu."
"Kedi, insanı uyandurur mu da?"
"Uyandırmayı, uyandırmayı da; pen
de Karabaş'lan pirlikte yatayirum".
Eğer düşündüğümüz bildiğimizden çok daha az,
bildiğimiz sevdiğimizden çok daha az, sevdiğimiz var olandan çok daha az ise
böylece kendimiz gerçekte olduğumuzdan çok daha azız.
Aslan ağzından, av alınmaz.
İvedi, kendi ayağına çelme atar.
Akılları mezada vermişler, yine herkes kendininkini
almış.
Akıllı kimdir? Herkesten öğrenen. Güçlü kimdir?
Hırslarını yenen. Varlıklı kimdir? Durumundan memnun olan, o kimdir, öyleyse?
Hiç kimse.
Bütün bilgisini tek kitaba borçlu olandan korkmak
gerekir.
Bir kuraldışılık, kural
oluşturmaz.
İki tarafın da tolerans göstermeye razı olmadığı bir
tartışmada, çok esaslı bir puroblem yatar.
Birbirinin arkasından gelen her yeni bilimsel keşif;
eski zamanların egemenlik anlayışını, daha büyük bir fiyaskoya çevirir.
Aşkın gücünü asla küçümseme.
Konuşmalara konu sağlayan, zekadan ziyade güvendir.
Türkiye'nin politikası: Rüştü'ye kaç, Humeyni'ye tut.
Akıllı olmak isteyen bir eşeğin ilk kanıtladığı şey,
kendisinin gerçekten bir eşek olduğudur.
Selam verdim, rüşvet değildir diye, almadılar.
Kırk gün gezersen kırda, bir gün rast gelirsin kurda.
Bilimi, bizi bugünkü bilimin dar çerçevesinden
çıkarıp, bilim üstüne getirdiğimiz an tam bilim olur.
Aşırı adalet, aşırı adaletsizliktir.
İçkiye aşırı tutkun Bektaşi ölüm döşeğinde yatarken
bir yudum su istemiş. Niçin istediğini soranlara: "İnsan ölürken
düşmanlarıyla bile barışmalı!" demiş.
Dün öleni, dün gömdüler.
Mükemmeli talep et ama bedelini ödemeye de hazır ol.
Hayatı seviyorsan zamanını boşa harcama, çünkü zaman
hayatın ta kendisidir.
Çocuklar masumdurlar ve adaleti severler, fakat ekseri
büyükler kötüdür ve merhameti tercih ederler.
Hiç kimse, taklit yoluyla büyük adam olamaz.
Islandım kurudum sel neyler beni; ellendim bellendim
yel neyler beni.
Tenkit öyle bir şey ki ondan ancak bir şey
söylememekle, bir şey yapmamakla, bir şey olmamakla sakınabiliriz.
Sevmenin ölçüsü ölçüsüz sevmektir.
Dost, senin hakkında her şeyi bilen ve buna rağmen
seni seven kimsedir.
Bir şeyi birinci defada doğru yapmanın kötü tarafı,
onun ne kadar güç olduğunu kimsenin anlayamamasıdır.
Kimileri devenin tabanı aşınmadan mallarını yiyip
bitirirken, kimileri de onca mala dokunmadan bırakıp giderler.
To
be or not to be! Olmak ya
da olmamak, işte bütün mesele bu!
En fena züğürtlük, akıl eksikliğidir.
Her sakala göre tarak bulunur.
Kedimle oynarken, benim onunla eğlenmemden daha çok,
onun benimle eğlenip eğlenmediğini kim bilir?
İnsanları, insanlara rağmen seveceksin.
Aşağılık duygusu olanlar, belden aşağıyla
ilgilenirler.
Diz boyu sakal bırakmış, vicdandan ise kıl kadar eser
yok.
Ayasofya'da dilenir, Sultan Ahmet'te zekat verir.
Beni bir yılan çaldı, dilimi bilen çaldı.
Talihsizliklere dayanamayan, gerçekten talihsizdir.
Kızamayan insan delidir, ancak kızmayan insan
akıllıdır.
Bana, benim için hayati önemi olan bir puroblemi çözmek için bir saat süre verilirse, bunun 45
dakikasını puroblemi incelemeye, 15 dakikasını da puroblemi çözmeye ayırırdım.
Düşüncenin gümrüğü yoktur.
Adamın biri, bir gün Hoca'ya kaç yaşında olduğunu
sormuş. Hoca da: -Kırk yaşındayım, demiş. Aradan epey zaman geçmiş, on yıl
falan, aynı adamla tekrar karşılaşmışlar: -Hocam, şimdi kaç yaşındasın? -Kırk
yaşındayım. -Nasıl olur? On yıl önce de kırk yaşında olduğunu söylemiştin. Hoca
kaşlarını çatmış: -Arkadaş, erkek adam sözünden dönmez. Söz bir, Allah bir.
Kırk yıl sonra da sorsan, aynı şeyi söylerim.
Biz leblebi deyinceye kadar pazar dağılır.
Zeki kişilerle birlikte olmanın sıkıntısı, hiç birinin "en zeki benim" demeyecek kadar zeki
olmamasıdır.
Eşek hoşaftan ne anlar, suyunu içer tanesini bırakır.
Çevrenizi sevin, kurşunsuz sidik işeyin.
Önemli olan söylenenin ne olduğu, nasıl söylendiği
değil, söylenenin nasıl anlaşıldığıdır.
Güzel huylu olanın, can verirler sözüne; çirkin huylu
olanın, kimse bakmaz yüzüne.
Kürdanları yere atmayın; bitler yüksek atlamaya
çalışıyor.
Duyabileceğimiz en güzel duygu, bilinmeyen
karşısındaki heyecandır. Artık, şaşmayacak kadar bildiğini sanan ve hayrette
kalma duygusunu kaybedenin ölüden farkı yoktur. İnsanın içinde bulunduğu ve
kurtulamayacağı çıkmaz, keşfetmek istediği dünyanın bir parçasının kendisi
olmasıdır.
Tüm dünyayı mutlu kılma çabası, tüm mutluluğa engel
olma çabasıdır.
Kavram çalan arkadaşlardan başka söz müşterisi
göremiyorum!
Gönülsüz yenen aş, ya karın
ağrıtır ya baş.
Meyvesinden, gölgesinden halkın yararlandığı bir ağacı
kesen kimseyi Cenab-ı Hak cehenneme atar.
İnsanların çoğu duvar, çok azı da aralarında köprü
kurar.
Emmim, dayım, hepsinden aldım payım.
Tüm yaşamı emir alıp vermekle geçti. Allah'ın emriyle
öldü.
Dil elden uzundur.
Bir imparator, ayakta ölmeli.
Ben, unutmayı unuttum.
Sana her şeyimi veririm diyemem, çünkü her şeyim
sensin.
Aç gözlülük, genel olarak, öteki kötülükleri aç
bırakır.
Zekanın sakıncası, insanı devamlı surette bir şeyler
öğrenmeye zorlamasıdır.
İnsan, her zaman kahraman olamaz ama her zaman insan
olabilir.
Hiç kimse kollarında bir çocuk tutan anne kadar çekici
ve bir kaç çocuk arasındaki bir anne kadar da
saygıdeğer değildir.
Para, her kapıyı açar ama kilitleyemez.
Güzel yüz, aynaya aşıktır.
Ben ne söylerim, tamburum ne söyler.
Hediyenin kendisinden çok veriliş tarzı, verenin
karakterini gösterir.
İnsan, şişirilmiş tulum gibidir, ağzı açılınca söner.
Köpeği asmak isterlerse, "kuduzdur" derler.
Mutlu aileler, birbirinin aynısıdır; fakat mutsuz
ailelerin her biri, kendine göre başka başkadır.
El ariftir, tez duyar.
Tarafsızlık, bir ilke olarak sürüp giderse, zayıflık
olur.
Geldi kovulmaz, doğdu boğulmaz.
En zalim yalanlar, genellikle sessizlik içinde
söylenir.
Cebinde silah olan bir adam, silahının kölesidir.
Danışan dağı aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış.
En büyük intikam, affetmektir.
Bayram geçtikten sonra, kınayı başına çal.
Kendine bir anlam arayan tek varlık insandır.
Herkes, başka birinin beceremediği bir şeyde ustadır.
Cahilin tek kılavuzu babasından gördüğüdür.
Yaşamın gizi şudur; beğendiğinizi yapmayın ama
yaptığınızı beğenin.
Eşek, yüklü olunca anırmaz.
O kadar iyidir ki ağzındaki lokmasını verir.
Başkalarına öğüt vermek gerektiğinde, herkes bir akıl
kutusu kesilir; bu öğütlere kendisinin uyması gerektiğinde ise akıllının
aptaldan ayrımı kalmaz.
Her şeyi bildiğine inanan ve her şeyle alay eden bir
adam; her şeyin fiyatını bilen fakat hiç bir şeyin
kıymetini takdir edemeyen birine benzer.
Hiç bir
şey icat edilmedi, yeniden keşfedildi.
Sonsuz olan iki şey vardır: Evren ve insanların
aptallıkları.
Ben, hala bir katalog kadar kolayca okunan, onun kadar
büyüleyici ve sevindirici bir kitap görmedim.
Komşunun tavuğu kaz görünür, gelini kız görünür.
Hiç bir
önyargım yoktur. Bütün insanlardan nefret ediyorum o kadar.
Göz görmeye, kulak işitmeye kanamaz; toprak suya,
kadın da eğlenceye doyamaz.
Sıkıntı vermeyen bir ihtiyar, dosttan yoksun bir
ihtiyar değildir.
Döt
kısmetten çıkmışsa uçkur tutmaz.
Kötü insanları ahmaklara tercih ederim. Çünkü hiç
olmazsa, ara sıra kötülüklerine ara verirler.
Mala, mülke sahip olmak gibi zihin meşguliyetleri,
insanları her şeyden daha fazla serbestçe ve asil bir şekilde yaşamaktan men
eder.
Sanat halka inmez. Halk sanata yükseltilmelidir.
Belki hiç bir şey
olmamışların kıralıyım, çünkü her hangi bir şeyin
kıralı olduğumdan eminim.
Hayvanat bahçesinde iki ahtapot, kollarını birbirine
sarmış, dolaşıyorlardı. Erkek ahtapot eğildi, çok hafif bir sesle dişi
ahtapotun kulağına fısıldadı. -Ne güzel bir gece, değil mi sevgilim? -Elbette.
-Mehtap, yıldızlar, sen ve ben. Ve bu çok güzel gecede, seninle ikimiz böyle kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola dolaşıyoruz.
1526'da Nürnberg'deki Klaris
Manastırı lağvedilince rahibelerin çoğu derhal umumhanelere dağılmışlardır.
Halbuki bu manastır, kadınlar arasında ahlaksızlığı azaltmak ve düşkün kızları
kurtarmak için kurulmuştu.
Kutsal olan gerçekler değil, kişinin kendi gerçeği
için çıktığı arayıştır.
Kaybettiğin zaman, bundan aldığın dersi de kaybetme.
Küçük şeyler, küçük zihinleri etkiler.
İyilik yap, denize at. Çevre kirliliğine katkıda
bulun.
Kadınlar neden aptalca davranır? Erkekler kendilerini
akıllı sansın diye.
Bulan bulgur kaynatır, bulmayan omuzunu oynatır.
İnsanı ihtiyarlatan geride bıraktığı yılların çokluğu
değil, ideal yokluğudur. Yıllar cildi buruşturur; fakat, idealsizlik
ruhu öldürür.
Suya delik açılmaz.
Şaşkın horoz, kuluçkaya yatar.
Kadın hareketlerini destekliyoruz. Ama ritmik olursa.
Birine akıl verirken, geri kalanın size yetip
yetmeyeceğini de düşün.
Roma bir günde kurulmadı.
Matematikle ifade edebiliyorsanız, bilginiz
doyurucudur.
Karşılık görmeyen bir sevgi, yanıt verilmemiş bir
soruya benzer.
İlişkileri uzlaştırabilen sözcüklerin gücünü asla
küçümseme.
Dünyanın büyük adamları, okullarının en büyük
öğrencileri değildi ne de çoğu zaman en büyük okullular, hayatın büyük adamları
olmuşlardır.
Bir gün misafir, iki gün misafir, üçüncü gün git
kafir.
Dostlukları, sağlığı ve iyi bir evliliği asla olağan
varsayma.
Kadın, kocasına dert yanıp duruyordu: -Aman kocacığım,
bu ne biçim şey? Evlendik evleneli, daha bugüne kadar, benim akraba ve
yakınlarım hakkında bir tek tatlı söz söylemedin. Hep seninkiler iyi,
benimkiler kötü! -A! Kusura bakma karıcığım. Mademki istiyorsun, söyleyeyim:
Senin kaynananı, canım kadar çok seviyorum. Oysa benim kaynanam, berbat bir
kadın. Senin kaynananın eline su dökemez.
Aklın başlangıcı, terimlerin tanımlanmasıdır.
Bilginin efendisi olabilmek için çalışmanın uşağı
olmak şarttır.
Elinizde ise başkalarından daha akıllı olun ama bunu
sakın onlara söylemeyin.
Deveyle dost olanın, kapısı büyük olur.
Yüze göre, sille vur.
Sefer tasındaki son pirinç tanesini de kovala.
Öğrenilmesine gerçekten ihtiyaç duyulan şeyler, onları
öğrendikten sonra öğrenilen şeylerdir.
Şu kopan fırtına Türk ordusudur, Yarabbi!
Senin uğurunda ölen o ordu budur, Yarabbi!
Kitaplar, sevişmekten sonra en sevdiğim şeylerdir.
Acı kuşlarının başınızın üstünden uçmalarını
engelleyemezsiniz ama onların saçlarınızın arasında yuva yapmasının önüne
geçebilirsiniz.
Aralarından kara kedi geçti, diyorlar.
Aerodinamik yasalarına göre o tombul ve tüylü arının
uçmaması gerekiyordu. Her halde bunu ona kimse söylemedi ki, uçuyor.
Aptala öğüt vermek, ölüye ilaç vermek gibidir.
Adamı adam eden paradır, parasız adamın yüzü karadır.
Yaşamak bir ziyafettir. Bu ziyafete davetli kişiler
pek çoksa da masaya oturmayı başaranlar pek azdır.
Talih, hazır olan kafalara yardım eder.
Büyük olduğunu düşündüğün bir fikirden, seni
vazgeçirmelerine izin verme.
İşler iyi giderken reklam yapmak faydalıdır; işler
kötü gittiği zaman zaruridir.
Zevklerim aristokratik olabilir ama, ben demokratım.
Bok yiyen itin kaşığı, belinde olur.
Gülme, yan etkileri olmayan yatıştırıcı bir ilaçtır.
-Adın nedir? -Reşit. -Bir söyle, bin işit.
Ondokuzuncu
yüzyılın en büyük icadı, icat etmenin metodlarının
icadıydı.
Çürük baklanın, kör alıcısı olur.
Şiddet göstermeme, inancımın birinci maddesidir. Aynı
zamanda o, benim itikadımın da son maddesidir.
Olgun insan, bilmediği, anlamadığı şeyi öğrenme
çabasından vazgeçmez.
Dağ ne kadar yüce olsa geçidi bulunur.
Sersemler bile ara sıra iyi öğütler verir.
İtaatli evlat, muhabbetsiz avrat; bir tükenmez mihnet.
Bir toplantıda, erkekler birbirini dinler, kadınlar
birbirini seyreder.
Benim için olgunluk tacının en güzel yıldızı;
başkalarının tesirine kapılmamak, hak veya haksızlık üzerine verilecek
hükümlerde başkalarını dinlememektir.
Yaşam soğan gibidir, insan onu ağlayarak soyar.
Dünya bir yağlı kuyruktur, yiyebilene aşkolsun.
Çok gür, sarı sakallı biri dervişin köse olduğunu
görünce laf olsun diye sormuş: "Baba, niçin sakalın yok?" Derviş
cevap vermiş: "İnsanlar yaratıldıkları zaman sakallar dağıtılırken, ben
biraz geç kalmıştım. Siyah ve kumral sakallar kamilen dağılmış, sadece sapsarı
sakallar kalmıştı. Ben, onlardan birini almaktansa köse kalmayı tercih
ettim".
Şaşkınlık, bilgisizliğin maskesidir.
Tok olan cümle cihanı tok sanır. Aç olan alemde ekmek
yok sanır.
Derviş, bir konağa misafir olmuştu. Yatma zamanı
gelince, kendisine başka bir misafirle beraber aynı odada yatak serilmişti. Bir
aralık, şuradan buradan konuşurlarken misafirin uyuduğunu gören derviş, ona
seslendi: -Birader, uyuyor musun? -Hayır, yalnız şöyle bir uzandım. -Ya! Sesin
çıkmıyor? -Bir beklediğim var da. -Peki, öyle gözlerini niye kapadın?
-Eskimesin diye! -Ala! Fakat, niye horluyorsun? -Uykuyu korkutuyorum. Derviş,
artık fazla dayanamayarak: -Birader! dedi. Evvelki cevaplarında, fazla saçmaladın
amma bunda biraz doğruyu söyler gibi oldun. Uykuyu, ben de bir saatten beri
arzu ediyorum fakat senin korkutmalarından müthiş ürkmüş olmalı ki bir türlü
yanıma yaklaşmıyor.
Bazı yıkılışlar, daha parlak kalkınışların
teşvikçisidir.
Konuş ki seni görebileyim.
Kendi başına akıllı olmaktansa, herkes gibi akılsız
ol.
Akıl, birbirinden farklı olan şeylerin benzeyen
yanlarını ve birbirine benzeyen şeylerin farklı yanlarını bilmekten oluşur.
Eşek, eşeği ödünç kaşır.
Şimdiye kadar kimse bir kitabın değerini ödememiştir,
yalnız baskı tutarını.
Gençler sadık olmak isterler yapamazlar, yaşlılar
sadık olmamak isterler yapamazlar.
Onun gönlünde benim zaten bir yerim yoktu; benden ona
nasıl toz konduğuna şaşarım.
Yalnızlıktan korkuyorsanız, sakın evlenmeyin.
Adam olmak isteyen, rahatlık aramaz; rahatlık arayan,
adam olmaz.
Görünen köy, kılavuz istemez.
Daha büyük bir sonuç pahasına, daha yakın ama daha az
yararlı şeyler için pazarlığa oturmayın. Daha önemsiz konulara sapmak,
hasmınızın kalbini yumuşatır.
Yok yok, ben sigara içmiyorum. Zaten sizden ateş değil
ateşkes isteyecektim.
Sifonu olmayan bu dünyaya nasıl sıçabiliyorsunuz,
hayret!
Camdan evde oturanlar, başkalarına taş atmamalıdır.
Aslı olan, tırnağından belli olur.
Bilim insanın güzelliğidir, onu kazanmaya çalış.
İnsanlara bedava kefen dağıtıyoruz, deseler, hepsi
akşamdan öle kalır.
Henüz elektiriğe kavuşmamış
bir kasabada bir ebe, bir adamın karısına doğum yaptırıyordu. Ebeye yardım için
mumu da kocası tutuyordu. Önce bir bebek doğdu. Sonra ikinci. Ve nihayet
üçüncü. Koca dayanamadı. "Ebe hanım, mumu
söndürsek nasıl olacak acaba? Işığı gören geliyor".
Yaşamak için yemeli, yemek için yaşamamalı.
Ömür, çiçek kadar narin, bir gün kadar kısa; ağlama
değmez hayat, bu göz yaşlarına.
Tavuk, horozun önünde ötmemeli.
Ağlama sevgilim, ıslanıyorsun.
Eli, haddinden fazla sıkıydı. Yolda, çok samimi
arkadaşı Ahmet'e rastladı: "Sana sevineceğin bir haberim var. Yakında
evleniyorum." "Ya, çok sevindim. Kiminle?" "Tanımazsın. ama tam bana göre bir kız. Dürüst, güzel, üstelik tutumlu
mu, tutumlu." "Tutumlu olduğunu nereden anladın?" "Dün
gece, evine gitmiştim. Elektirikten tasarruf olsun
diye lambaları söndürdü. Koltukları fazla eskitmemek için de kucağıma
oturdu".
Akıllılar tartışır, aptallar karar verir.
Arkadaşına borç para verirken ihtiyatlı davran.
İkisini de yitirebilirsin.
Götürü pazar, mideyi bozar.
Çaydanlık, bakmakla kaynamaz.
Bir misyoner, Afrikan'nın
göbeğinde, derin ormanlarının birinde kaybolmuştu. Artık kurtulamayacağını,
sonunun yaklaştığını düşünüyordu. Oradan oraya, umutsuzca koşuşurken, birden
bir aslanla karşı karşıya geldi. Korkudan ne yapacağını şaşıran misyoner,
dizüstü çöktü ve dua etmeye başladı. Aslan yaklaştı yaklaştı ve arka ayakları
üzerine kalkarak, duaya başladı. Aslan, "Sus!" diye çıkıştı
misyonere. "Görmüyor musun, yemek duası ediyorum".
Yaşamak varken, yaşar gibi yapmak neden?
Başarıyı en kötü biçimde kullanmak, onunla övünmektir.
Ayının kırk masalı var, kırkı da armut üstüne.
Tırnağı etinden ayırmak olmaz.
Rüya ile hülya olmasa züğürtlerin canı çıkar.
Sözümde yergi bulunmaması, yeteneksizliğimden
değildir; yaşam suyuna zehir karıştırmak, elimden gelmez.
Davacısı kadı olanın, yardımcısı Allah olsun.
Taze bardak, suyu soğuk saklar.
Düşüncelerini değiştirenler, düşüncesiz kalır.
Baht olmayınca başta ne kuruda biter ne yaşta.
Katil zanlısı olarak aranmak, hiç aranmamaktan iyidir.
Amerika'da bir kasaba papazının pek sevdiği bir
papağanı vardı. Ama papağan, ilk sahibinden o kadar yakası açılmadık şey
öğrenmişti ki papaz çoğu kez zor durumlarda kalıyordu. Bu yüzden, hayvanı
öldürmeye karar verdi. Fakat tanıdığı pek muhterem bir hanım, kendisine bir
başka teklifte bulundu: "Muhterem peder, benim de evde bir rahibe kadar
terbiyeli dişi papağanım var. Sadece dua etmesini bilir. Getirin sizinkini de
yanına koyalım. Belki ondan ders alıp terbiyesini düzeltir." Papaz da
fikri münasip buldu ve ertesi gün papağanını alıp, kadının evine gitti. Kendi
papağanını, dişinin kafesine bırakır bırakmaz, erkek papağan hemen atıldı:
"Merhaba güzelim. Ne dersin sevişelim mi?" Dişi papağan da hemen
cevap verdi: "Tabii şekerim. Hemen gel yanıma. Ben yıllardır, bunun için
dua ederim zaten".
Çekingen aşık, kıskanç koca olur.
İnsan, aklın sınırlarını zorlamadıkça, hiç bir şeye ulaşamaz.
İstediğimiz gibi olamıyorsak, olabildiğimiz gibi
olalım.
Okumayı bırakmak, biraz ölmektir. İnsan, okuduğu
oranda yaşar.
Gölge, doğuşunu ışığa borçludur.
Dene, risk al. Kimi zaman içindeki o sessiz sese,
uzmanlardan daha fazla güven.
Doluya koydum almadı, boşa koydum dolmadı.
Bir kimsenin Allah’ı sevmesinin belirtisi üçtür: Deniz
gibi cömertlik, güneş gibi şefkat, yer gibi tevazu.
Aslında bir insana yeni bir şey öğretemezsiniz. Siz
ona yalnız kendi içinde bir şeyler keşfetmesine yardımcı olabilirsiniz.
Devenin belini, en sonunda, bir saman çöpü kırar.
Sevmek yalansa, doğru olmak istemiyorum.
Kadınlar, sevdikleri adamlarla değil, kendilerini
seven adamlarla evlenmelidirler.
İntikam almakta ve aşkta, kadın erkekten daha
gaddardır.
Evren kırıntısı bu güzelim yıldızlar. Gelir giderler,
dünyayı bezer dururlar; göklerin eteğinde, toprağın koynunda, doğdukça doğacak
daha neler neler var.
Dişi köpek kuyruğunu sallamadan, erkek köpek yanına
sokulmaz.
Fukaranın tavuğu, tek tek yumurtlar.
İnsanoğlunun kalbi bir değirmen taşıdır, ortaya
öğütülecek bir şey koymazsanız, kendi kendini öğütür.
Rahmet düzene, lanet bozana.
Kel başın olursa, Bağdat'tan sinek gelir.
Aşkımıza nokta koyma sevgilim. Sana istediğin kadar
virgül veririm.
Acemi katır, kapı önünde yük indirir.
Bir bilgisizi kanıtla yenmek olanaksızdır.
Dünya, düşünenler için bir komedi, hissedenler için
bir tırajedidir.
İmparatorluk döneminde, rüşvetin pek alıp yürüdüğü
çağda, adamın biri tavuk beslermiş. Tahsildarlar gelmiş, uygun bir dille,
kendilerini memnun etmesini, adama hissettirmişler. Fakat tavuk besleyen
vatandaş, oralı olmamış. Sen misin aldırmayan! Tahsildarlar hiddetle sormuş:
"Ne yediriyorsun tavuklarına?" "Buğday." "Nee? Bu kıtlıkta, halk ekmek için buğday bulamaz da süpürge
sapı yerken. Sen buğdayı tavuklarına verirsin ha! Bin akçe ceza sana."
Aradan aylar geçmiş, yine aynı tahsildarlar dikilmiş karşısına: "Ne
yediriyorsun tavuklarına?" "Mısır. Mısır yediriyorum." "Nee? Bu kıtlıkta halk ekmek için mısır bulamazken, sen
tavuklarına mısır yedirirsin ha! Beş bin akçe ceza sana." Aradan yine
aylar geçmiş. Yine aynı tahsildarlar gelmiş: "Ne yediriyorsun
tavuklarına?" "Valla!" demiş adam gülerek; "ben hiç bir şey yedirmiyorum. Yemek paralarını horoza veriyorum.
Onlar ailece ne alıp yiyorlar, karışmıyorum hiç".
Bir buldu iki ister; akçe buldu çıkın ister.
Ne kadar az korkarsak, o kadar çok tehlikedeyiz.
Kendimi yalnız bırakmamak için, bütün gece aynanın
karşısında oturdum.
Beni az, ama uzun sev.
Yağ çıkarmak için su döver.
Arkadaşının başındaki sineği, baltayla öldürme!
Çeyrek saatlik bir okumanın gideremediği bir üzüntüm
olmamıştır.
Dost beni ansın da bir çürük ceviz ile.
Zenginin horozu bile yumurtlar.
Bilim, alıştırılmış ve düzenlenmiş sağduyudan başka
bir şey değildir. Akla zıt sayılan gerçekler, sebepli hatalardan daha zararlı
olabilirler.
Namını koru. En büyük servetin odur.
Olmaz, olmaz deme, olmaz olmaz. Olacakla, öleceğe çare
bulunmaz.
Dinlemek, gösterebileceğiniz nezaketlerin en
yükseğidir.
Kendi kalbine baktığın zaman, orada kötü bir şey
görmezsen, ürkülecek ve korkacak ne vardır?
Tanrım, beni kendimden korusun.
Gerçek, kendi yalınlığının kurbanıdır.
Kim ki develerle kavga ederse, kendisinin de bu süreç
sırasında bir deve olmamasına dikkat etmelidir. Bir uçuruma uzun zaman
bakarsan, uçurum da senin içine bakar.
Aşık nazla, maşuk sözle teselli bulur.
Çar sensin. Yalnız yaşa. Kendi özgür yolundan git.
Özgür kafan seni nereye sürüklerse sürüklesin. Değerli düşüncelerinin
ürünlerini gerçekleştir. Yüce eylemlerin için asla ödül isteme. Ödül sensin,
ödül senin kendi içinde. Kendinin en yüce yargıcısın sen. Kendi yapıtını
amansızca yargılama gücün herkesten fazladır. Sen, iddialı sanatçı, yapıtından
hoşnut musun?
Denediğin bir kimseyi yeniden denemek, pişmanlıktan
başka sonuç vermez.
İngiliz ve Fransızlar arasındaki Otuz Sene Harbinde,
esirlere işkence olsun diye ayakları bağlanır ve ölünceye kadar keçilere
yalatılırdı.
Bir avukata ya da muhasebeciye asla fikrini sorma.
Onlar çözüm değil, sorun üretirler.
Çalma kapımı, çalarlar kapını.
Hiç gururumuz olmasaydı, başkalarının gururundan şikayet etmezdik.
Bir arkadaşımıza yapacağımız en büyük günah, ondan
nefret etmek değil, ona aldırmamak, onunla ilgilenmemek. Çünkü bu,
insaniyetsizliğin tam esasıdır.
Çocuklarını onların yanında öv.
Cesur ol. Değilsen bile öyle davran. Hiç kimse aradaki
farkı anlayamaz.
Balım olsun, sinek Bağdat'tan gelir.
Tartışmanın bir tek faydası olabilir, o da ortada
ciddi bir meselenin bulunduğunu göstermesidir.
Felek, kimine kürk giydirir, kimine yelek.
Gölgesiz ağacın ömrü olmaz.
Öğretmek, yeniden öğrenmektir.
Eleştiricilerin sözlerine aldırmayın, şimdiye kadar hiç birinin heykeli dikilmemiştir.
Ey abdal, ey derviş, akçe ile
biter her iş.
Uşak olmayı istemediğim gibi, uşak kullanmayı da
istemem. Benim demokrasi anlayışım budur. Aradaki fark ne kadar az olursa
olsun, bundan değişik hiç bir rejim demokrasi olamaz.
Haklıysak kimse hatırlamaz. Haksızsak kimse unutmaz.
Mantıkla doğrular, sezgi ile buluruz.
Kimin haklı olduğuyla zaman yitireceğine, neyin doğru
olduğuyla ilgilen.
Ben razı, sen razı; ne karışır, kör kadı?
Övgü isteyen ölsün, azarlanma isteyen evlensin.
Evlatlarınızı devriniz için değil, onların devirleri
için yetiştiriniz.
Mutlu olmanın en garantili yolu, bir başkasını mutlu
etmektir.
Papazlar, artık, din için lüzumlu değildir; nasıl,
siyaset adamları, vatanperverlik için lüzumlu değilse.
Hiç bir
şey, sesin yükselmesi kadar, bir konuşmanın düzeyini düşürmez.
En değerli amaçlara çok zor ulaşıldığını unutma. Zafer
kolay kazanılıyorsa, kendi isteklerinin değerli olup olmadığını sorgulamalısın.
Aşık
olan bir kadının gücünü asla küçümsemeyin.
Deve aç kaldığı zaman hörgücünü, insan aç kaldığı
zaman namusunu yer.
Sinek murdar değil ama gönül bulandırır.
İsteklerini yerine getirerek bastıracağını sanan
kimse, yangını samanla söndürmeye giden aptala benzer.
Otuz iki dişten çıkan, otuz iki mahalleye yayılır.
Hitabet, (güzel söz söylemek) beyinden geçen önemli
mesajlar imiş gibi görünen, göğüsten derin ses çıkarma sanatıdır.
Sıçan tüylenince, deliğine sığmaz.
Odana git ve sakalların yere değene dek odandan çıkma.
Adamın ayakları kokmuş, elleri linyitmiş. Adam inmiş,
karısı cinmiş. Adam gülmüş, karısı lale. Adam koymuş, karısı körfez. Adam
yatmış, karısı kotra. Adam inmiş, karısı kovuk. Adam karısına inek demiş,
beraberce aşağı inmişler.
Kur'an'da olan her şey, daha önceden insanların toplu
bilinç altına verilmiştir.
Başkalarını azarlarcasına kendini azarla, kendini
bağışlarcasına başkalarını bağışla.
Cihan tarihinin sayılı askeri şöhretlerinden biri olan
Napolyon Bonapart'a ilkmağlubiyet
acısını tattıran Türkler'dir. Mısır'ı kolaylıkla ele
geçiren
Napolyon, bu kıtayı elinde bulundurabilmek için
Suriye'yi de işgale karar vermiş ve süratle Şimale doğru çıkarak 1799 yılı
Nisan'ında Akka'yı muhasaraya başlamıştı. Diğer şehir
ve kaleler gibi burasını da bir kaç gün içinde
alacağını sanıyordu. Fakat Cezzar Ahmed Paşa'dan
müthiş bir sille yiyerek, yüzgeri etmek zorunda
kalmıştı. Napolyon, sözüne vakit Akka'dan açılsa:
"Türk askerini dalkılıç edecek kadar üzerine düşmemelidir. Bir kere
dalkılıç olmayı göze almış bir kaç yüz Türk meydana
çıkarsa, önlerinde mağlup olmamak mümkün değildir" derdi.
Büyük yanılgılar da tıpkı halatlar gibidir; küçük
yanılgıların örgülerinden oluşur.
Otuziki
dişten çıkan, otuziki mahalleye yayılır.
Allah'ın gülü dikenli yarattığına hayret edeceğiniz
yerde, gülü dikenler içinde yarattığına hayret ediniz.
Bitli tay at olur, sümüklü çocuk er olur.
Berber aynası gibi iki yüzlü.
Aşağı baksam özüm, yukarı baksam gözüm.
Ya bu deveyi gütmeli, ya bu
diyardan gitmeli.
Asılmak için doğan adam, suda boğulmaz.
Bana bütün hürriyetlerden evvel bilmek, düşünmek,
inanmak, vicdana göre konuşmak mertebelerini veriniz.
İsteyenin bir yüzü kara, vermeyenin iki yüzü.
Bencil adam, can sıkıntısından kurtulamaz.
Bunu sen istedin George Dandin,
bunu sen istedin.
Yüzbinlerce neden, niçin?
Erdem, toplum çıkarını, kişisel çıkarın üstünde
tutmaktır.
Yırtık-pırtık paltonun içindeki, namuslu bir adam
olabilir.
Dürtmediği sürece şeytana uymam.
O denli tatlı olma ki seni yemesinler.
Eğilene karşı eğil, başın yere değinceye dek; arkaya
doğru bükülene karşı sen de bükül, ensen yere değinceye dek.
Akıllı bir insan için en iyi dost yine kendisidir.
Kişilerin dostluğunu, hastanın ilaç istemesi gibi
içtenlikle iste. Yalan dostluklardan uzak dur, onlarla dost olunmaz.
Beşe al, üçe sat; adın bezirgan
olsun.
İster mermi kullansın, ister
ay pusulası, insan iyi nişan almalı; kuklayı değil, kuklacıyı vurmalı.
Sülahi olmak
için uğraşma! Bardak olmak için uğraş ki sülahi
önünde eğilsin.
Kelimelerin esiri olmayın.
Yükselenlere karşı nazik davranın, çünkü onlara,
düşerken yine rastlayacaksınız.
İyi söz söylemenin en güç olduğu zaman, susmaktan
utandığımız zamandır.
Kel, hekim olsaydı, kendi başını tımar ederdi.
Hayatını bir anlamlandırma çabası olarak değil, bir
çığlık gibi yaşa.
Basit sorulara tek heceli kelimelerle cevap verenlere
güvenmeyin. Zaman kazanmak için kirazı bile dört lokmada yer bunlar.
Namus gitse, gelmez geri; yoktur onun, belli yeri.
Dünkü acılar, bugünkü sevinçlerimizin kaynağını
oluştururlar.
Atalar sözü, sözlerin özü.
Namık Kemal'in; bu gidişle devletin yıkılacağına dair
tenkitler yapıp, yazılar yazdığı bir zamandı. Kemal'in bu şekildeki yazılarını
okuyan dostlarından biri,
Kemal'e rastlayarak: "Yahu! Senelerdir devlet ha
battı ha batıyor. Ha yıkıldı ha yıkılıyor. Ha öldü ha ölüyor, diye yazıp
duruyorsun. Halbuki görüyorsun,
devlet
sapasağlam; ne öldüğü var ne de öleceği" der. Namık Kemal de acı acı
güldükten sonra: "Canım, bu oduncu Mehmed Ağa'nın cenazesi değil ki hemen
kaldırılıp
defnedilsin. Altı yüz yıllık ömrü olan bir imparatorluğun cenaze merasimi de
elbette yetmiş seksen sene sürecektir" diye cevap verir.
Her gün bir kaç dakika dahi
olsa, büyük fikirlerin seli içinde dolaşınız. İnsanlık aleminin şirin
hülyalarına dalınız. Göreceksiniz ki her gün işinize başladığınız zaman,
kendinizde daha yaratıcı bir çalışma kudreti bulacaksınız.
Baktın kar havası, eve gel kör olası.
İki düşman arasında öyle konuş ki barıştıkları zaman
utanmayasın.
Mutluluk! Daha fazla konforun, daha fazla mutluluk
olduğunu düşünmek çok yanlıştır. Mutluluk içten duymak, kolayca hoşlanmak,
serbestçe devamını dilediğimiz yaşamı, tehlikeye koymamak yeteneğidir.
Biri beni aldatırsa, utansın; ancak beni iki kez
aldatırsa, ben utanayım.
"Bir şeyler yapmalıyım" her zaman "Bir
şeyler yapılmalıdır" dan çok sorun çözer.
Dünyada akla değer veren yok madem, aklı az olanın
parası çok madem, getir şu şarabı, alsın aklımızı, belki böyle beğenir bizi el
alem.
Ben hayattan, ona olan hayranlığımdan başka bir şey
öğrenmedim.
Tüm umutlarım suya düştü. Ama boğulmadılar. Onlara
yüzmeyi öğretmiştim.
Hafıza, hayat akşamının lambasıdır; gece olduğu zaman
insan, hafızasının ışığı ile aydınlanır.
Sırrı olmayan bir şeyin çekiciliği de yoktur.
Alacak, geç kalırsa ayaklanır.
Usta şu saçları yanlarından kısalt, akşam gelince
alırım.
Alay etmek, çoğu kere fikir yoksulluğundan gelir.
Her hangi
bir kötülüğü görenler, eliyle düzeltmeye çalışsın, başaramazsa diliyle
düzeltsin, gene olmazsa yüreğiyle ona engel olmak istesin; sonuç iyi olur.
Her şey ödünçledir, gözyaşı bile.
Dostuna verdiğin söze bağlı kal ve ona riayet et, söze
bağlı kalmakla en temiz sulardan tadarsın.
Bir İskoçyalı, arkadaşının yeni bir araba kullandığını
gördü ve nereden aldığını sordu. Arkadaşı anlattı: "Otostop yapıyordum. Bu
arabayı kullanan kız durup beni aldı. Bir süre sonra yoldan ayrılarak arabayı
durdurdu ve elbiselerini yırtarak, "Neyimi istersen al!" diye
yalvardı. Ben de arabayı aldım." İskoçyalı, bir süre düşündü ve sonra:
"İyi yapmışsın. Elbiseleri sana zaten uymazdı".
Deve, boynuz ararken, iki kulaktan da olmuş.
Sigaranızı çay bardağında söndürecekseniz, söyleyin,
çayınızı kül tablasında getirelim.
Birbirine sarılan iki kadın, bana el sıkışan
boksörleri hatırlatır.
Hırsız, kalana yanar, ev sahibi gidene.
Onyedi
ve onsekizinci yüzyıllarda kibar Fransız kadınları,
kadın oda hizmetçilerine "Erkeklerimizin Lazımlığı" ismini
takmışlardı. Almanlar da böyle hizmetçilerden bahsederken, "Rahat etmek
için kocasına güzel bir oturak almıştır" diye konuşurlar ve hizmetçi gebe
kaldığı zaman da "oturak taştı" derlerdi.
Karanlık ile aramızdaki biricik duvar, espiridir.
Aya giden insan ile iletişim kurabilecek sistemleri
geliştirmiş bulunuyoruz. Buna karşın çoğu kez anne kızıyla, baba oğluyla, zenci
beyazla, işçi işverenle konuşamıyor.
Dua ile peynir gemisi yürümez.
Matematikçinin mezartaşı:
Hiç istemezdi ama, hesapsız öldü.
Çirkin kadın yoktur; güzel görünmesini bilmeyen kadın
vardır.
Allah deveye kanat verseydi; uçar, evleri yıkardı.
Dört şey geri gelmez: Söylenen söz, atılan ok, geçen
zaman ve kaçırılan fırsat.
Ağlamak, kadının tuzağıdır.
Güzel bir yaz günü, otomobille gezintiye çıkan üç güzel
kız, bir gölün kenarında durdular. Hava o kadar sıcaktı ki suya girip
serinlemeye karar verdiler. Soyundular. Soyunmasını bitiren ilk kız, anadan
doğma suya dalmaya hazırlanırken, arkasından bir erkeğin seslendiğini işitti.
"Afedersiniz bayan, burada yüzmek yasak."
Genç kız kıpkırmızı kesildi, üstünü örtecek bir şey ararken, bir yandan da
adama çıkıştı: "Mademki öyle, ne diye soyunmadan önce haber
vermediniz?" "Aman efendim nasıl olur! Soyunmak yasak değil ki!"
Her yol Roma’ya çıkar.
Bir kadının hayatında en çok ihtiyaç duyduğu dört
hayvan vardır: Garajında bir jaguar, yatağında bir kaplan, sırtında bir vizon,
ödeyecek bir eşek.
Sevgi kördür, yollanmadığı yere gider.
Çabuk ol, acele etmeden.
İyi bir vicdan, yumuşak bir huzur yastığıdır.
Ahmak konuşurken, akıllı susar.
İnsanı bilim dünyasının dahileri
arasına sokan bilimin sırrı, her şeyden önce, puroblemi
seçebilmek ve doğru soruyu sorabilmektir.
Umut, uyanık adamın rüyasıdır.
Türkleri serbest bırakın, onlar kaçmak nedir
bilmezler.
Ben, doğru yolda kaybolmuş bir insan görmedim.
Hesabı temiz olanın, yüzü ak olur.
Türkçedeki "evet" kelimesini sakın "yes" ile tercüme etmeyiniz. İngilizcede "yes", zamanla "işittim, anladım, yapacağım"
anlamına gelir. Türkçede "evet" ise, genellikle söylediğini "işittim"den ileri geçemez.
Yitirmekten yılmayan, kazanmanın eşiğindedir.
Yetişmiş her insanın içinde, oynamak isteyen bir çocuk
vardır.
Bir çok
insan, kusur olur korkusuyla suç işler.
Bir evde iki horoz olunca, sabah güç olur.
Daima bir adım ileri gitmek için kendi kendine söz
ver.
Okullarımızı reform edebilirsek, hapishanelerimizin
pek fazla reforma ihtiyacı kalmaz.
Erkekler yasaları, kadınlar davranışları
şekillendirirler.
Bir hatip, kürsüde konuşurken seçmenlerden biri:
"Sesini yükselt! İşitmiyorum." diye bağırınca; hatip nutkunu keser ve
"gerçekler yavaş gider ama üzülme, zamanla sana da erişecek." der.
Yine bir seçmen: "Ağır konuşma, çabuk konuş!" diye bağırınca hatip:
"Senin için çabuk konuşma mesele değil, çünkü sen tek heceli kelimelerle
konuşuyorsun. Ben ise ağzımdan çıkan her kelimeyi tartarak hecelemek
zorundayım. Görevim, senin o koca, kalın kafanı açmak. Ben sana ışık tutmak için
konuşuyorum. Şayet, ben de senin gibi bağırsaydım; buradan ayrıldığın vakit,
kafanda hiç bir değişiklik görülmeyecek, aptal gelmiş,
aptal gitmiş olacaktın." der.
Tencere dibin kara, seninki benden kara.
Yüzeysel amaçlar, yüzeysel sonuçlar doğurur.
Bir tehlike anında gemiden uzaklaşan fareler, geminin
batmamasını bir türlü affedemezler.
Oğul okusa, kadı olur; kız okusa, cadı olur.
Kadını güzel yapan Tanrı; sevimli yapanda şeytandır.
Havlama bilmeyen köpek, sürüsüne kurt getirir.
Eğitim, annenin dizinde başlar.
Tutsakların özgürlüğü, zincirlerinin uzunluğuyla
ölçülür.
Aç tavuk, kendini arpa ambarında sanır.
Baban soğan, anan sarımsak, sen nerden oldun böyle gül
tatlısı?
Hoca, karısıyla birlikte kiralamak için eski bir eve
gitmiş. Evin tahtalarının sallandığını, ses çıkardığını görünce ev sahibine
sormuş: -Yahu neden bu tahtalar gıcırdıyor? -Evimiz keramet sahibidir. İkide
bir, böyle aşka gelip zikreder. Deyince, Hoca karısına dönüp. -Haydi kadın, cabuk sıvışalım. Böyle evliya yatağına girmeye gelmez. Bir
secdeye varırsa, yandığımız gündür! demiş.
Haklıysanız eleştirilmekten korkmayın.
Peteksiz
arının balı yalandır.
Bir dağ tepesinde gördüğünüz yılanlarla kartallar,
oraya ya sürünerek ya da uçarak gelmiştir.
Bir iş yapmak için fırsat düştüğünde onu yapmayan,
akıllı bir insan sayılmaz.
-Ulan çingene, sandıktaki iğneyi görmüyor musun?
-İğneyi görüyorum ama sandığı göremiyorum.
Buradaki espiriler kepeğe
karşı etkili. Hem yazı, hem çizgi burada ikisi de bir
arada. Okuyorum, çıkıyorum.
Bir deli bir kuyuya taş attı, yüz akıllı çıkaramadı.
Yaltaklanmadan sakın, kötülüklerle karşılaşır ateşe
düşersen, bunlar düştüğün ateşe odun atacak kişiler olacaktır.
Sadrazam Ali Paşa, Boğazdaki yalısına her gün üç çifte
kayıkla gidip gelirdi. Paşa, gidip gelirken içi dalkavuklu
bir kayık kendisini takip ederdi. Bir gün, sadaretten boğaza giderken paşanın
kayığı karaya oturdu. Kayığın hareketsiz kaldığını gören dalkavuklar, merakla
seslendiler: "Ne oldu efendim, ne oldu?"
"Ne olacak." diye yanıt verdi. "Oturduk!" Dalkavuklar, hep
bir ağızdan haykırdılar: "Güle güle oturun paşam, güle güle oturun!"
Hayallerin çevresinde yabani otların bitmesine izin
verme.
Zekanı eğlendirmek için kullan, başkalarıyla eğlenmek
için değil.
Mutluluk, elin yetişebileceği çiçeklerden bir demet
yapmak sanatıdır.
Beceriden daha zor bulunan, daha güç sezilen, daha az
görülen özellik, beceriyi bulup ortaya çıkarma özelliğidir.
Korkak olduğunu bilmeyen herkes yüreklidir.
Düşmanlarımız olmasaydı, hayat yaşanmaya değmezdi.
Hayatın boyunca hayatını oyna. Kazanırsan ne mutlu,
kaybedersen mezara.
Şans, belki, tanrının takma adıdır, imzasını atmak
istemediği zaman kullanır.
Başarılarını sana sağladığı iç huzuru, sağlık ve
sevgiyle ölç.
Kadın gölge gibidir; kendisini izleyenden kaçar,
önünden gidenin ardından koşar.
Bir başkasının yaşamasına yardım etmeyen, yaşadığını
iddia edemez.
Bir başkasından daha kurnaz olabiliriz ama herkesten
kurnaz olamayız.
Boş kafalı insanla mütevazi insanı birbirinden ayırmak
kolaydır, birinciler hep kendilerinden bahseder.
En kötü babalar, gençliklerinde yaptıklarını
unutanlardır.
Bir aşık olmak, bir koca
olmaktan çok daha kolaydır. Bunun sebebi şudur: Her gün insanın nükteci olması,
arada bir nükte yapmasından daha güçtür de ondan.
Pazarlığa mümkün olduğunca küçük sorunlardan başlayın.
Böylece, küçük işlerin halledilmesi sağlanacak, bu ayrıntıların boyutundan
çıkıp anlaşmayı olanaksız hale getirmeleri önlenmiş olacaktır.
Sarhoşluğumdan hiç bir gönül
şişesi kırılmadı, ben bu gönül kırıcılara neden tutkun olayım?
Gerçek, vizesiz dolaşır.
Bana dünya yuvarlaktır, derdin. Dediğin doğruysa neden
geri dönmedin?
Karnın açken asla yiyecek-içecek alış-verişine çıkma.
Gerektiğinden fazlasını alırsın.
Eğer erkekler evlendikten sonra da nişanlılıktaki
davranışlarını muhafaza etseydi, muhakkak boşanmalar yarıya inerdi. Fakat
iflaslarda iki katına çıkardı.
İki ucu birden batan iğne yoktur.
Nasreddin Hoca, gezmek için bir memlekete gitmiş.
Orada bir Hoca ile tanışmış. Biraz sohbet etmişler. Vakit de öğleye geldiği
için adam Hoca'ya dönerek yemek yemiş olup olmadığını sormuş. Yemediğini
öğrenince de: -Öyleyse, buyurun bize gidelim de biraz tuz ekmek yiyelim, demiş.
Hoca, hiç yemek davetini reddeder mi, bu nazik daveti hemen kabul etmiş. Zaten
karnı da açlıktan zil çalıyormuş. Beraberce Hoca'nın evine giderler. Fakat
sofraya hakikaten sadece ekmekle tuz gelince ve ortaya yemek olarak bir şey çıkmayınca,
Nasreddin Hoca, bu, yeni ahbabının hakikati olduğu gibi söylemiş olduğunu
anlamış. Sofrayı bırakıp gitmek olamayacağına göre, çaresiz ekmeği tuza
batırarak karnını doyurmağa koyulmuş. Tam bu sırada bir dilenci kendilerine
musallat olmaz mı! Evin önünden bir türlü ayrılmıyor
ve ille de bir sadaka istiyormuş. Ev sahibi dayanamayarak pencereden başını
uzatmış ve dilenciye: -Oradan defol diyorum, yoksa dışarı çıkar, kafanı
kırarım, demiş. Hoca bu tehdidi duyar duymaz, fırsatı kaçırmak istemeyerek, o
da başını pencereden uzatmış: -Bana bak! demiş. Aklın varsa hemen savuşmağa
bak. Yoksa bu zat, dediğini mutlaka yapar. Hiç şakası yoktur. Allah için
sözünün tam eridir.
Gam ile kasavet, ömür törpüsüdür.
Kendisini ümit ile besleyen insanlar şişmanlamaz.
Sevilmek umuduyla sevmek, insanidir. Fakat, sevmek
için sevmek, meleklere mahsustur.
Fahiş faize, batakçı müşteri.
Gençliğinde güzel bir kadın ve bilgi dolu kitaplar
istemişti. Kader ona aksini verdi. Yaşlılığında tanrıya, bu mutlu değişiklikten
dolayı teşekkür etti.
İnsan, dışıyla karşılanır, içiyle uğurlanır.
Allah, sağ eli sol ele muhtaç etmesin.
Alçak gönüllü ol. Sen gelirken onlar gidiyordu.
Dünya, büyük adamların düzeyinde yaşayamaz.
Sen sigara içmezsen, ben de osurmam.
Özgürlük para gibidir, harcanmadan önce kazanılmalı.
Hoca gelmiş iken, ölen ölsün.
En iyi koca arkeologlardır. Kadın ne kadar eskirse,
erkeğin ilgisi o kadar artar.
Teyzem erkek olsaydı, dayım olurdu.
Onlar sesli harf bile satın almak istemeyen sessiz
çoğunluk.
Arif olan, mektubu ardından okur.
Her arkadaşlık, arkadaşlardan biri diğerinden birazcık
daha üstün olduğunu düşündüğü sürece devam eder.
Çıkarlar, gözü en tatlı şekilde kör eden bir araçtır.
Hayatta en büyük zevkim, gizli yaptığım iyi bir işi
başkalarının tesadüfen öğrenmesidir.
Dünyada kusursuz iki insan vardır. Biri ölmüştür,
diğeri de doğmamıştır.
İnsanın en büyük buluşu ateş, tekerlek ya da motor,
otomatik enerji veya maddi dünya ile ilgili her hangi
bir şey değildir. O, düşünceler ülkesindeki insanın en büyük buluşu, anlaşarak
ekip halinde çalışmaktır.
Para olmazsa, oğul babasının mezarını bile kazmaz.
İt, itin kuyruğuna basmaz.
Son sözü söylemek istiyorsan, sus.
Seninkinden çok farklı düşüncelere sahip biriyle
belirli aralıklarla birlikte olmayı alışkanlık edin.
Pornografi seksüel hayal kırıklarına yardım ediyorsa,
açlara da yemek kitabı verelim bari.
Politikacılarımızı dinlerken kendimi zor tutuyorum,
gülmüyorum, çünkü hayatta en nefret ettiğim şey tutarsız olmaktır. Yarın aynı
şeylere ağlayabilirim.
Felsefe bizi başkaları için değil, kendimiz için;
güçlü görünmek için değil, güçlü olmak için yetiştirir.
Alçak gönüllüye yüksekten, kibirliye alçaktan bakma.
Ödemediğiniz her kuruş vergi, size yat, kat, otomobil
olarak geri dönecektir.
Yumuşak atın çiftesi pektir.
Uzun boylu hizmetçi eğilene dek, bodur hizmetçi evi
süpürür.
Çok laf, değirmende olur.
Kayış ne bilir ki sapan ne çeker?
Ateş, yağ ile söndürülmez.
Sapan ne bilir ki öküz ne çeker?
Hiç kimse geçmişini satın alacak kadar zengin
değildir.
Uzun zaman devam eden bir anlaşmazlık, her iki tarafın
da haksız olduğunu gösterir.
Aşın koyusunda, işin kıyısında.
Fakat, gene de dünya dönüyor.
Kuralları öğren. Sonra bazılarını çiğne.
O, kendisinin hiç bir ön
yargısı olmadığını söyleyerek övünür durur. Halbuki, bu iddiası, çok büyük bir
ön yargıdır.
Ben diyorum: "Erkektir" (öküzdür). O diyor:
"Sütünü sağ".
Öyle bir havada gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
Olanaksız, yalnız aptalların sözlüğünde bulunan bir
sözcüktür.
Havaya göre yelken kaldıracaksın.
Değişmeyen şeyi unutan, mutlu olur.
İnsan, başkalarını aldatmak idmanını önce kendisiyle
yapar.
Kaplanı ön kapıdan kovarken, arka kapıdan kurda buyur
etmemeli.
Gösterişsiz eşeğe, iki adam biner.
Ağır kazan, geç kaynar.
Yaşam kısadır, gülelim!
Alış oğlu veriştir, dünya karış karıştır.
Sırtımı, beni düşünerek ancak kendi tırnağım kaşır.
Bu dünyada, insan yeterince kibar olmak için biraz
fazla kibar olmalı.
Akıl olmayınca başta, ne
kuruda biter ne yaşta.
Sol kulağını kapatırsan, sağduyulu olursun?
Eğer biz, geçmiş ile bugün arasında bir savaşa
girersek, geleceği kaybetmiş olacağımızı kesinlikle biliyoruz.
Kavak ağacını beğenen ve seven çok az kişi gördüm,
çünkü dosdoğrudur.
Eğitim kafayı geliştirmek demektir. Belleği doldurmak
değil.
Bir sağlık müfettişi, oldukça modern, her hastanın
özel bir odası bulunan bir ruh sağlığı evini ziyaret eder. Birden dönüp,
hastane başhekimine şaşkınlığınıbelirtir.
-Anlamıyorum. Her hasta, ayrı odalarda kalır, demiştiniz. Oysa ben iki yataklı
odalar gördüm. -Elbette, bunlar çift kişilikli hastalar içindir, der başhekim.
Kadınlar, güller gibidir. Bir defa açıldılar mı,
yaprakları dökülmeye başlar.
Cehalet, hiç bir suale bir
cevap bulamaz.
Yaşamı arapsaçına çevirmek için en az iki kişi
gerekir.
Dünyada en çok değişen şey, bir kadının saçını tarayış
şeklidir.
Diktatörler, kaplanlar üzerinde oradan buraya
gitmesini pek severler, fakat bu hayvanların üzerinden inmeye cesaret edemezler
ve kaplanların gittikçe karınları acıkıyor.
Ateşe ateşle karşılık verenlerin ellerinde kalan,
genellikle küldür.
Kendi kendimize inanmalıyız, ama pek çabuk kanmamak
şartıyla.
Dikkatli sür, insanın yedek parçası yoktur!
Odununuzu kendiniz keserseniz, iki kez ısınmış
olursunuz.
Para dediğin, el kiri.
İyi öğüt verilir ama iyi edep verilmez.
Gelin eşikte, oğlan beşikte.
İyi gördüğünü söyler, kötü verdiğini söyler.
Yedi başlı ifriti, kadınlar sarayına kapatmışlar:
"Can kurtaran yok mu?" diye dışarı fırlamış.
Dünyayı seller bassın, ördeğe vız gelir.
Ali ile Veli, sözümona
söyleşiyorlarmış. "Eeee Ali'ciğim,
yalancı dünya bu. Bir gün gelecek, hep öleceğiz. Diyelim ki sen öldün ve
gömdük." "Eeee?" "Kemiklerin
toprağa karışacak. O topraklarda, otlar bitecek. O otları, inekler yiyecek. Ve
hazmedip dışarı çıkaracak. Ben yoldan geçerken, gübrelerini görüp:
"Zavallı Ali'ciğim" diyeceğim, "Ne
kadar da değişmişsin." Peki be Veli, ya ben değil de,
sen ölürsen önce. Seni gömmeyecek miyiz?" "Eeee?"
"Kemiklerin toprağa karışmayacak mı? O otları, inekler yemeyecek mi? Ve
hazmedip dışarı çıkarmayacak mı? Ben yoldan geçerken, gübrelerini görmeyecek
miyim? Ve "Zavallı Veli'ciğim, diyeceksin. Ne
kadar da değişmişsin." "Yooo, Veli hayır!”
O gübreleri görünce, eğilecek ve “Hayret be Veli! diyeceğim, hayret! Hiç
değişmemişsin".
Alçak gönüllü olmayan insanlar, konuşmalarında iyi
kelimeler bulmak için güçlük çekerler.
Arkadaşlık, iki bedende bir tek akıl demektir.
İçine bir çalışma isteği gelince otur, bekle geçsin.
Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz: İki başımız var,
bir tek bedenimiz. Ne kadar dönersem döneyim çevrende: Er geç, baş başa verecek
değil miyiz?
Batı dünyası, korkutucu Tanrı fikrini sevgi Tanrısına
dönüştürebildiği içindir ki daha başarılı sonuçlara yönelmiştir.
Herkes yanlış yapar, ancak ahmaklar yanlışlarında
direnirler.
Yasanın tarafından olan herkes, çoğunluktur.
Mahbup istemeyince, neylesin Mahmut?
İnsan, dilinin altında gizlidir.
Yağmurlu havada, tavuklara su veren çok olur.
Acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur.
Dal rüzgarı affetti ama
kırılmıştı bir kere.
Deliler konuşurken, şeytanlar da susarmış.
İnsanların, üstünlüğüyle övünebilecekleri soyları
varsa, bilsinler ki soyları çamur ve sudandır.
Pazarlığı gizli yapın. Ancak ilkeler herkes tarafından
öğrenilebilir. Sonuca nasıl varıldığı ise bilinmemelidir.
Sükut,
ikrardan gelir.
Kalp ve dilimin idaresini bilirim, yaşadığım zamanı
geçmişle ölçerim.
Bin kişinin yüzünü bileceğine bir kişinin adını bil;
insanları yüzleriyle değil, bilgileri ve eserleriyle tanı.
Güzel düşün, iyi hisset, yanılma, aldanma. Ne varsa
doğrudadır, doğruluk şaşar sanma.
Hayatına, ileride sana acı çektirebilecek hiç bir şey katma.
Deniz yoğurt olsa, bize kaşık bulunmaz.
Bizim ihtiyacımız olan insanlar, "imkansız" üzerine ihtisas yapmış kimselerdir.
Elti eltiden kaçar, görümceler bayrak açar.
Bir kadın, erkekten iyi bir koca yaratabilmek için
dahi olmalıdır.
Kelle sağ olsun, cihanda bir külah eksik değil.
Asansör bozuktur! En yakın asansör karşı
apartmandadır.
Şüphe, bir nura doğru koşmaktır. Şüphe etmek, kul için
haktır.
Enflasyon, benimsememek demektir.
Erken kalkmayan avrat, söz dinlemeyen evlat, mahmuzla
giden at kapında varsa kaldır at.
İbretli sözün ne yararı var; duyduğu ile gördüğünü,
uygun zamanını bulup söylemezse? İki gözün ne yararı var; iyi ile kötüyü
görünce, ayırt edemezse?
Alemin bol şerbetinden bana ne, işte önümde benim
ayran tasım. Ne malım, mülküm var, ne aşığım. Ben gene senin azığın olsun diye
çalışırım. Senin başını sokacak bir yerin olsun diye, senin bir dikili ağacın.
Ama hürriyeti, taş çatlasa satamam.
Eşeğin anırtısı, kendine hoş gelir.
Alfabenin dışında daha nice harfler olduğunu unutma.
Yabanın ateşi, kardan soğuktur.
Dünyada en iyi kadın, doğmamış olandır.
Biz her şeyi olduğu gibi değil, bize göre olması
gerektiği gibi görürüz.
Artık tamah, baş yarar.
Erim er olsun da yerim çalı dibi olsun.
Yavaş tükürüğün sakala zararı vardır.
Parada vefa olsaydı, niye elden ele dolaşır?
Anası ağaca çıkarsa, kızı budak budak
gezer.
İnsan ne ise, o olmayı reddeden tek yaratıktır.
Cemal, İstanbul'a gelmiş ve ilk kez otobüse binmiştir.
Bilet parasını hazırlarken, bir takım adamların bazı
kartları gösterip "Paso" deyip, ön tarafa geçtiklerini görünce
uyanır. Ceplerini karıştırır ve para vermeden geçmek için evlenme cüzdanını
göstererek: "Paso" der ve yürür. Fakat biletçi, işi anlayınca karadenizli Cemal'e dönerek şöyle der: "Uşağum, sen bu pasoyla pinsen pinsen,
ancak Fadime'ye pedava pinersun.
Biletini al".
Biz bazen bir insanı büyük zaaflarına rağmen sever,
fakat bazen küçük zaaflarından dolayı ondan nefret ederiz.
Ahlaki veya gayri ahlaki kitap yoktur. Kitaplar, ya iyi yazılmıştır ya da kötü. Hepsi bu kadar.
Gerçekten yapmak istediklerinden asla vazgeçme. Büyük
düşleri olanlar, gerçekleri bilenlerden daha güçlüdür.
Şeker, suya batmadı ya.
Bir adam, nadiren öğle yemeğini düşündüğü ciddilikte,
başka bir şey düşünür.
Susmanın yankısını işitmemek elde mi?
İyiliğinize inanılmasını istiyorsanız, ondan hiç
bahsetmeyiniz.
İnsanın cahil olduğunun farkına varması, bilgiye doğru
atılmış büyük bir adımdır.
Sevgi, bilgi ve çalışmanın ne vatanı olur, ne gümrük duvarları ne de üniforması.
Akşamdan oduna giden çok olur.
Kral öldü, yaşasın kral.
İnsan, bilgi ve düşünceleri kelimelerle ifade
edilemeyecek kadar yüksek olduğu için susar.
Aman karıştırmayalım. Kiminin "BİRİKİM"i vardır, etrafına ışık sıçratır. Kiminin
"BİRİKİNTİ"si vardır, etrafına çamur
sıçratır.
Bir insanın yaptığı en büyük hata, başka biri için
çalıştığını sanmaktır.
Düşüncelerini zorla başkalarına kabul ettirmek,
tamamıyla bunun aksi sonuç verir.
Dünyaya nasıl göründüğümü bilmiyorum; ama ben kendimi,
henüz keşfedilmemiş gerçeklerle dolu bir okyanusun kıyısında oynayan, düzgün
bir çakıl taşı ya da
güzel
bir deniz kabuğu bulduğunda sevinen bir çocuk gibi görüyorum.
Kadın, çocukluğunda babasının, gençliğinde kocasının,
daha sonra da oğullarının kölesidir.
Üstadına eğri bakanın gözlerine kan damlar.
Can yoldaşı dostlar çekildi gittiler. Ecel çiğnedi hepsini
birer birer. Yan yana oturmuştuk hayat sofrasına. Bizden bir
kaç kadeh önce sızdı gittiler.
Bir kadının güzelliği, erkeğe verilen bir armağan
değil, bir rüşvettir.
Bir elinle verdiğini, öbür elin duymasın.
Alıngan ve kırılgan olma. Övgü gibi eleştiriyi de
zarafetle kabul et.
Memurun mezartaşı: Allah
taksitlerini affetsin.
Kadın, hiç bir zaman kendisi
için yapılanı görmez; sadece yapılmayanı görür.
Zenginin keyfi olana kadar, yoksulun canı çıkar.
Çılgın, önce mahmuzları sonra atı satın alır.
Herkes, düşündüğü kadar anlayabilir.
En iyi eğitimli kişi, yaşadığı hayatı en iyi
anlayandır.
Armut dalda sallanır, yere düşer ballanır.
Ben zengin diye, elindekiyle yetinmesini bilen,
kimseye boyun eğmeyen, tok gözlü kimseye derim.
Ekinci yağmur ister, yolcu kurak; her ikisinin
muradını verir hak.
Dünyaya gelmek için dilekçe mi verdik?
Gün be gün kova sana su ile gelecektir. Çamuru çok,
suyu az olsa bile su getirecektir.
Başarının sonu yoktur. Sen daha iyi bir fare kapanı
yaparsan, doğa da daha zeki fareler yaratır.
Nezleden öleceksem, vebaya ne gerek?
Başarı, cesaretin çocuğudur.
Akıl dayağın önüne geçer ama yüreklilik yüreklilikse,
aklın önünde gitmeli.
Eşeğin hesabı başka, eşekçinin başka.
İnsan, sıçtığı yerin duvarlarına yazı yazan bir
hayvandır.
Avrupa'da harpte, milyonlarca insanın öldürüldüğünü
duyan yaşlı yamyam sorar: "Bu kadar insanı nasıl yiyecekler?" Genç
zenci, "Avrupalılar öldürdükleri insanların etlerini yemezler."
İhtiyar yamyam, "Öyleyse ne yaparlar?" Genç zenci, "Ya fırında
yakarlar ya ormana ya da toprağa topluca gömerler." İhtiyar yamyam,
"Allah Allah, bu Avrupalılar ne barbar
insanlarmış. Demek maksatsız insan öldürüyorlar".
El etse ellisi, göz etse tellisi gelir.
Ayak değmeyen taş olmaz, bela görmeyen baş olmaz.
Avcının biri ava gider, fakat hiç
bir şey vuramadan döner. Daha doğrusu dönerken, eli boş dönmesin diye,
kasaptan bir tavşan alır. Getirdiğinde karısı: "Bu ne!" der.
"Derisi soyulmuş tavşan mı avladın?" "Ne sandın ya! Çalıların ardına saklanmıştım. Bir de ne görsem; iki
tavşan aşk yapmıyorlar mı? Tüfeği doğrultup ateş ettiğim gibi..
Görüyorsun ya, giyinmeye bile fırsat bulamadı zavallı".
Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz.
Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.
Talihsiz insanı, deve üstünde de olsa, köpek ısırır.
Mutlu olmak mı istiyorsun? Yapman kadar yapmaman
gereken çok iş var.
Domuzdan bir tüy çeksen, o da ganimettir.
Bencil, her zaman gayri memnundur.
Bir kum tanesinin sırrını çözmeyi başarsaydık, bütün
dünyanın sırrını öğrenmiş olurduk.
Bir hata içinde, ne kadar çok hakikat bulunursa, o
kadar tehlikelidir.
Ayrılık unutulmak için bahane değildir.
Kör körü bulur, su çukuru.
En mutlu çiftler "susma zamanını bilme"
sanatında mastır yapmış olanlardır.
Gökyüzünde düğün var deseler, kadınlar merdiven
kurmaya kalkar.
Bahtıma mı güleyim, sevgilinin vefasına mı? Kendime mi
ağlayayım, gönlümün tutsaklığına mı?
Açık ağız, aç kalmaz.
Bekarın boynunu bit yer, tutup biriktirdiğini it yer.
Çileyi kayalara vermişler; dayanamayınca, insana
vermişler.
Basitliği arayın ve ondan şüphe edin.
Kulağa pamuk, süngüyle konulmaz.
Baktın deli, dön geri.
Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır, bir
at bir er kurtarır, bir er bir vatan kurtarır.
Gelinliği pekmez sandım, yüreğimi yakmaz sandım.
Tarihi, tekerrür diye tarif ediyorlar; hiç ibret
alınsaydı, tekerrür mü ederdi.
Cesaretin ölçüsü, ölmek değil, yaşamaktır.
Güçsüz, her zaman kabahatlidir.
Başka birinin sırrı, onun parçası gibidir. Siz, her
ikisine de kendinizinkine gösterdiğiniz itinayı göstermelisiniz.
Bürokrasi, demokrasinin yabanisidir.
Ölümlüler arasında acı gören bir sen değilsin.
Eskiden kibirliydim ama şimdi tamamen kusursuzum.
Hayatlarında hiç başarı göstermeyenler; kendilerini,
başkalarını küçültmekle avuturlar.
Düşünür, yeniden düşünen ve şimdiye kadar düşünülmüş
şeylerin üzerinde asla yeterince düşünülmemiş olduğu kanısına varan kimsedir.
Dert ve sıkıntının şiddetine sabır göster, sonları
gelecektir, bil ki sabır bir soyluluk derecesidir.
Eşek, semeriyle değerlendirilmez.
Kümesin bekçiliğini, tilkiye bırakma.
İhtiyarlamak, olabilirliğin azalmasıdır.
Erkek hissettiği, kadın göründüğü yaştadır.
Kadın, çay poşeti gibidir. Sıcak suyun içine koymadan,
ne kadar sert olduğunu anlayamazsınız.
Şimdi seni gördüm, ayrılığınla neler gördüğümü niçin
söyleyeyim?
Herkesin bütün bir kitapta söyleyebileceği şeyi veya
kimsenin bütün bir kitapta söyleyemeyeceği şeyi, on cümle ile söylemek benim
tutkumdur.
Kadın, eğer susabiliyorsa, ortalamanın üstünde
kaliteye sahip demektir.
Güttüğümüz üç duvar, ıslığımız dağları aşar.
Bizi çekemediler, halat koptu.
Beyler, gelin Allahaşkına,
biz çok önemsiz şeyler üzerinde durduk.
Katlanılmaz bir kötülük gelirse başıma, suskun kayalar
gibi durmalıyım.
Esnek esnek getirir, esnek uyku getirir, ne olduysa,
samanlıktaki kocakarıya oldu.
Görev, içinde bulunduğumuz zamanın bizden istediği
şeydir.
Uğrunda dertlere düştüğüm sevgili. Bir başkasına
tutulmuş, o da dertli. Derdimin dermanı kendi derdinde. Hekim hasta olunca kime
gitmeli?
Kimvurduya
gidiyorum, geleceğim.
Geç gelen teselli, idamdan sonraki bağışlanmaya
benzer.
Zulmün, topu var, kalesi var, güllesi varsa; Hak'kın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır.
İnsan, en fazla hayatta kalma iç güdüsüne sahip bir
hayvandır. Bundan dolayı, onun yaratma geleneği de ilk önce gelişmiş, ruhu bunu
arkadan izlemiştir. Böylece bilimin gelişmesi, insanın ahlaki davranışından çok
ileridedir.
Bütün günlerin içinde en çok ziyan olanı, insanın hiç
gülmeden geçirdiği gündür.
Akıllı olmak bir şey değildir; önemli olan o aklı
yerinde kullanmaktır.
Radikalizm, amacı unuttuktan sonra, çabayı beşe
katlamaktır.
Bir ülke küfürle durur ama zulümle yıkılır.
İşin bitirilmesi gereken son tarih önemlidir. İşi
daima son tarihe yetiştir.
Türklerde beyinsel algılama yoktur.
Bu dünya çark-ı felek, aşkolsun çevirene.
Eleştirilerini bir kenara çekerek söyle.
Timur, hiç şüphesiz büyük bir askerdi. Kazandığı
sayısız zaferlerle de bu meziyetini ispat etmişti. Fakat şunu da itiraf
etmelidir ki ordularını Türklüğün hayrı ve istikbali için kullanmamıştır.
Bilakis Altunordu Devleti'ni ortadan kaldırmakla
Rusya'nın büyümesine ve Anadolu'yu istila ederek Osmanlı İmparatorluğunun en az
elli yıl geri gitmesine ve Anadolu şehirlerinin harabiyetine sebep olmuştur.
Mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi?
Sofu olmak isteyen çoktur ama alçak gönüllü olmak
isteyen yoktur.
Düşmanlarımız, bizden nefret edenlerden ziyade, bizim
onlardan nefret ettiklerimizdir.
Bir insan hakkında, başkalarının onun için
söylediklerinden çok, onun başkaları için söylediklerinden fikir edinilebilir.
1679 senesine kadar Paris şehri ahalisi gece ve gündüz
pencerelerden sokağa her türlü pislik, idrar ve süprüntü atarlardı. Bunu
yapmayanlar, evlerinde abdesthaneleri bulunan zenginlerdi ve bu abdesthane
bahçedeki bir çukurdan ibaretti.
Hafif dertler konuşur, büyük dertlerin sesi çıkmaz.
Eşeğe rakı içirmişler, çulunu bahşiş vermiş.
İnsan aklı, bizim kolayca anlayabileceğimiz kadar
basit olsaydı, anlamayı başaramadığımız için aptal sayılırdık.
İnsanın aklına, ağacın yaşına değer biçilir.
İnsanı hayvanlardan ayıran şeyin ne olduğunu nihayet
öğrendim: Mali sıkıntı.
Burada melek gibi görünür, ötede şeytan olur.
Sen de mi Bürütüs, Oğlum?
Ben, bir annenin gözyaşlarına tahammül edemem.
Bu demokrasinin vatandaşları olarak sizler, idare
edenler ve edilenlersiniz, yasa yapanlar ve ona itaat edenlersiniz, başlangıcı
ve sonusunuz.
Eğer, sadece bir melek olsaydın, değerinden çok şeyler
kaybederdin.
Diken eken, gül toplamayı ummamalı.
Bir zamanlar o da erkekti. Nice kadınlara illallah
dedirtti. Sonunda felek taktı ona kancasını. Tutukluk yaptırdı tabancasını.
Acıması olmayan kimse, acınmaya değmez.
Gerçeği istediğim kadar değil, göze alabildiğim kadar
söylüyorum. Yaşadıkça biraz daha fazlasını göze alabiliyorum.
İlk kez tanıştığın insanlara ne iş yaptıklarını sorma.
Onlarla ahbaplığını etiketlerinden bağımsız başlat.
Aç ne yemez, tok ne demez.
Eceli gelen köpek, cami duvarına siğer.
İhtiyar olmasını bilen pek az adam vardır.
Bostancı yağmur ister, kiremitçi güneş; hangisine dua
edeyim, ikisi de damadım.
Her şeyi konuşabilen insanlar, her şeyin üstünden
gelebilir.
Benim muhafaza edecek ve saklanacak üç hazinem vardır:
Birincisi, derin sevgidir. İkincisi, aza kanaat etmektir. Üçüncüsü, dünyanın
başı olmaya cesaret göstermemek. Çünkü birinin derin sevgisi varsa, o cesurdur.
Çünkü aza kanaat eden, cömerttir. Dünyanın başı olmaya hevesli olmayan adam,
bir gün dünyanın lideri olur.
Kişi kendini nerede görmek isterse orada bilinir.
Öyleyse insanlar içinde, kendine en yüksek yerin peşinde ol.
Üç türlü yalan vardır: Basit yalan, kuyruklu yalan ve
istatistik.
Kendisine kötülük yapılmasına önem vermeyen kimse, en
kötü adamdır.
Elden ele, Hak'tan dile.
Samanlık yandıysa da sıçana da kalmadı.
Sarhoşluk, kusur yaratmaz, kusurları açığa çıkarır.
Çoban değneğiyle, gelin ayağıyla gelmeli.
Ağaca balta vurmuşlar, vur sapı bendendir, demiş.
Bedava sirke, baldan tatlıdır.
Ne mutlu, pişmanlık duygusuyla Allaha varan kula.
İt, kulağını kesenden korkar.
Derviş, birisiyle münakaşaya tutuşmuştu. Kendisini çok
beğenen adam, dervişin dik dik yüzüne bakarak bağırdı: -Gözünü aç! Sen benimle
boy ölçüşemezsin, ben istersem seni hemen satarım, fakat sen beni satamazsın.
Derviş, hiç istifini bozmadan, ona şu karşılığı verdi: -Çok doğru söylüyorsun, açıkgözzade. Benim kıymetim olduğu için sen beni çabuk
satabilirsin ama senin hiç bir değerin olmadığı için
ben seni satamam.
Çalışmak kadar dinlenmeyi de görev bil.
Baykuş, viranlığı gül
bahçesine değişmez.
Dünyanın yaratılışından beri ölçüsüzlük kadar hiç bir zalim yaşamamış ve hiç bir köle kadar zalimane
muamele görmemiştir.
Zamanın değerini, yapacak işi olan bilir.
Eski devirlerde kömür pek bilinmediğinden ateş odunla
yakılırdı. Kış için de halk yazdan civardaki dağlardan ağaç keser, bunları
istif ederek kış için saklardı. Hoca da fırsat buldukça baltasını alır, eşeğini
önüne katar, yakın dağlara giderek odun keserdi. Bir gün yine böylece dağa
çıkmış. Dolaşırken, çıra haline gelmiş bir çam köküne rastlar. Çıra oduna nisbetle çok daha kıymetli olduğundan sevinir. Kökü
parçalar, eşeğine de güzelce yükleyerek evin yolunu tutar. Fakat yolda bir ara,
çıranın iyi cinsten olup olmadığını merak eder. Çakmağını çakar, çıraya tutar.
Bir iki defa üfleyince, kav haline gelmiş bulunan çıra birden alev alır.
Söndürmek ister, söndüremez. Alevler bir anda bütün yükü kaplar. Ürken eşek de, sağa sola çifteler atıp, anırarak koşmaya başlar. Tabi
Hoca'yı da bir telaş alır. Yaklaşamadığı eşeğinin arkasından koşarken, bir
taraftan da: -Aklın varsa dereye koş! diye haykırmaya başlar.
Bir sır daha var, çözdüklerimizden başka. Bir ışık
daha var, bu ışıklardan başka. Hiç bir yaptığınla
yetinme, geç öteye: Bir şey daha var bütün yapıtlardan başka.
Kendi kendisini yetiştiren insanların kötü bir tarafı
vardır, kendilerini yetiştirenlere taparlar.
Çocuklar şekerle, büyükler yeminle aldatılır.
Pehlivan da olsan, aşağıdan güreş.
Dervişe, Bağdat'ta pilav var, demişler. Yalan değilse
ırak değil, demiş.
Resimler çizmekte uyku, düşlerin kitabına.
Demokrasimiz 10 yıl garantilidir.
Birini sevmek, o kişi için güzel olanı dilemekten
başka bir şey değildir.
Yanlış anlayanlar tarafından söylenen bir doğrudan
daha kötü hiç bir yalan yoktur.
1955 yılında ölen ünlü atom bilgini Albert Einstein'e sormuşlar; -Üçüncü dünya savaşı hangi silahlarla
yapılacak? -Onu bilmem ama dördüncü dünya savaşı muhakkak taş, sopa ve oklarla
yapılacak.
Eğlendirerek öğret.
Sana vereyim bir öğüt: Kendi ununu kendin öğüt.
Ne bahardır ne de güz, nerden geldi bu nergis?
Sevelim, sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz.
Tecrübe, akıllı adamların biricik kehanetidir.
Göğüssüz kadın, yastıksız yatağa benzer.
Bezi daha kozada iken, kızına koca arar.
Veresiye içki içen, iki defa sarhoş olur.
Affeden kişi, tartışmayı sona erdirir.
Benim aklım inek ile danada, karımın aklı sürme ile
kınada.
Evlenmeden önce gözünüzü dört açın, evlendikten sonra
yarı yarıya kapatabilirsiniz.
En doğrusu, dosta düşmana iyilik etmen; iyilik seven
kötülük edemez zaten. Dostuna kötülük ettin mi düşmanın olur, düşmanınsa dostun
olur iyilik edersen.
Tarih, öyle savaşlar görmüştür ki onlarda harcanan
mühimmat bu günün ateşkeslerinde kullanılandan çok
daha azdır.
Erkekler, kadınlara istediklerini söylerler; kadınlar,
erkeklere istediklerini yaparlar.
Aşkın ilk soluğu, mantığın son soluğudur.
Dünya sana cömert davrandığında sen de malınla cömert
davran, herkesin durumu değişebilir.
İnsanın verdiği bütün sözleri tutabilmesi için, çok
iyi bir belleği olmalıdır.
Hayal gücü kuvvetli olan, fakat bilgisi olmayan
kimsenin kanatları vardır ama ayakları yoktur.
Tanrım, beni arkadaşlarımdan kurtar ki, kendimi
düşmanlarıma karşı koruyabileyim.
Kazanı asılı olanın, kapısı kapanmaz.
Vefa ne yaptı ki gönlünde yer bulamıyor?
İnsanı vaktinden önce yıpratan bir şey varsa, o da
tembelliktir.
Hayat merdivenlerini çıkarken, insanlara iyi
davranalım. Çünkü inerken gene aynı insanlara rastlayacağız.
Eğer yaptığın işi düşmanın alkışlıyorsa yanlış
yapıyorsun. Dostun alkışlıyorsa doğru yapıyorsun. İkisi alkışlıyorsa ortak
noktalarını bulmuşsundur. Hiç birisi alkışlamıyorsa delisin.
Bir kusurum varsa, o da konu haricine çıkmaktır.
Demokrasilerde çareler tükenmez.
İnsanlar sizden, onları tenkit etmenizi isterler,
fakat asıl istedikleri onları övmenizdir.
Katrandan olmaz şeker, olsa da cinsine çeker.
Evlilik bir melodiye benzer: Aynı parça için iki ayrı
nota dizisi vardır.
Dünyada bırakılacak mala cimrilik niye.
İki türlü hürriyet vardır: Yalancı hürriyet; bir
insan, istediği her şeyi yapabilir. Hakiki hürriyet; bu insan, ancak yapması
icap eden şeyleri yapar.
Armut ağaçta sallanır, yere düşer, ballanır.
Efsaneler, genellikle onun hammaddesine muhtaç olanlar
tarafından yıkılır.
Yüksek Roma duvarlarının, atlarımızın nal sesleriyle
yıkılmasını bekleyemeyiz.
Arzu olunan şey, daima umut edilir.
Al giyen alınır, mor giyen salınır.
Yerinde sayanlar, yürümeyenlerden daha fazla gürültü
ederler.
Zeki görünenlere acırım ben; zeki görünmek öyle bir vaaddir ki, o vaadi tutma olanağı hiç bir
zaman bulunmaz.
İmam osurduktan sonra, ahali sıçar.
Yaşadığım hiç bir şeyden
pişman değilim, öfkem yaşamadıklarıma.
Tembele eşik, yokuş olur.
Amerikan senatosunda, bir yasa tasarısı tartışılırken,
demokratlarla cumhuriyetçiler birbirlerine girmişlerdi. Havanın iyice elektiriklendiği bir sırada sözcülerden biri, diğerine:
"Cehenneme kadar yolun var!" diye bağırdı. Diğeri şaşırdı. Ne
diyeceğini bilemedi. Sonra başkana dönerek, rakibinin bu sözüne itiraz etti.
Başkan, kara kaplı kitabı açtı, sayfaları karıştırdı ve şikayetçi senatöre:
"İç tüzüğe baktım. Gitmeniz şart değil." dedi.
İngiliz lordlarından biri, dünya turuna çıkar.
İtalya'da garsonun birisi: "Sayın Lord'um size
bir bilmece sorabilir miyim?" der. Lord, "Peki, sor" der demez
de: "Babamın bir oğlu var, kimdir?" sorusunu sorar. Lord bilmeceyi
bilemez. Garson, beş İngiliz siterlini bahşişini aldıktan sonra bilmecenin çözümünü
"benim" diyerek açıklar. Gel zaman git zaman memleketine dönen Lord,
tertip ettiği büyük bir ziyafette misafirlerine: "Size bir bilmece
soracağım, bakalım bilecek misiniz? Babamın bir oğlu var, bilin o kimdir?"
der. Hiç kimse yanıt veremeyince de: "Boşuna yorulmayın, bulamazsınız. O,
İtalya'daki garsonun ta kendisidir".
Sokağa düşmeyen sokak kadınları da vardır.
Ermenide
irfan, yahudide pehlivan bulunmaz.
İyi bir sıçış, antrenman gerektirir.
Bayağı bir kimse söyler, yapmaz; soylu bir kişi yapar,
söylemez; boşboğazlık etmemeli.
Koşan ata, mahmuz vurulmaz.
Acaba karşılıklı konuşmanın, hayatta insanın tanıdığı
en büyük zevklerden biri olduğunu biliyor muydunuz? Fakat onun da tatile, boş
vakte ihtiyacı vardır.
Ekmeğin katığı açlıktır.
Aleme vermiş tef, dümbelek; bize vermez kalbur, elek.
Eğri bacanın dumanı, doğru çıkar.
Bilen insan, konuştuğunu sakınarak söyler.
Özlemek güzel şeydir, özlüyorsa özlenen. Beklemek
güzel şeydir, gelecekse beklenen.
Ne hikmettir şu dünyaya, gelen ağlar giden ağlar.
Gerçekleri birinin yüzüne vuracaksan, bari işi şakaya
al da seni öldürmesin.
Tarihin bize verdiği en değerli şey, heyecandır.
Aç adama sormuşlar: "En ağır şey nedir?"
diye. "Boş mide" demiş.
Namus, bir saç kılına asılı durur; yitirdin mi, iple
bile bağlayamazsın onu.
Hayatımızın en kararlı eylemleri, çoğu kez onları hiç
düşünmeden yaptıklarımızdır.
İki insanın dostluklarını pekiştirmek için verdikleri
zamanın asla boşa harcanmış zaman olmadığını unutma.
Veresiye vermem, arkan sıra gidemem; gitsem de bulamam; bulsam da alamam.
Düşünce, içimizdeki şeye yönelttiğimiz dikkattir.
Yaşamın büyük kederleri için cesaret, küçük kederleri
için ise sabır gereklidir.
Adilin adaleti, alemi ıslah eder.
Öylesine zeki insanlar vardır ki, ahmaklık ettikleri
zaman dahi herkesten çok daha
başarılı olurlar.
Gençlikte taş taşı, kocalıkta ye aşı.
Doğruluk, her türlü şartlar içinde meyve verir.
Tamirat nedeniyle, yolun tırafiğe
kapatılışının 43. zafer haftası.
Paradokslar, fikirlerin üzerine dikkat çekmede
faydalıdırlar.
Hocanın çok inatçı, çok huysuz bir eşeği vardı.
Hayvan, hiç durmadan ve en beklenmedik zamanlarda, sağına soluna çifteler
atıyordu. Hocanın kaynanası da eşeğin huysuzluğunu bildiği halde, bir gün boş
bulununca öyle bir çifte yedi ki hemen oracıkta can verdi. Hocanın sevenleri
çok olduğu için, cenazede epey bir kalabalık toplanmıştı. Ölü, toprağa
verildikten sonra, imam, Hoca'nın yanına sokularak: "Acın büyük ama
kaynananın bu kadar sevildiğini görmek de bir teselli Hoca" dedi.
"Baksana, köyün bütün erkekleri burada." Hoca, kıs kıs güldü:
"Sen de faka bastın desene. Hepsi beni kandırıp, eşeği satın almak
ümidiyle geldiler".
Nazik bir adam, anlatılan hikayeyi
her zaman ilk defa duyan kişidir.
Akrep etmez, akrabanın akrabaya ettiğini.
İtin bacanağı çok, dünürü yok.
İhtiyar, "neye yarar" diye düşünen kimsedir.
Çünkü, "mücadele etmek neye yarar" diyecek, daha sonra "yataktan
çıkmak neye yarar" sorusuna sıra gelecek, nihayet son sözünü
söyleyecektir; "yaşamak neye yarar".
Kamil
beygir, ahırda satılır.
Tolerans, insanın karşısındaki adamın bütün söz,
düşünce ve fikirlerini kabul etmesi veya bütün yaptıklarının aynını yapması
anlamına gelmez. O, sizin bütün bunları söylemek veya yapmasını hoşgörü ile
karşılamanız ve bunları söylemeye veya yapmaya onun hakkı olduğunu kabul
etmeniz demektir, o kadar.
Başkasının karısına bacı gözüyle, başkasının varlığına
bir yığın toprak gözüyle, tüm yaratıklara kendi canını taşıyormuş gibi bakan
kimse, gerçekten, akıllı bir kişidir.
Ak koyunun, kara kuzusu da olur.
Sahip olunabilmesi için hürriyetin de sınırlı olması
gerekir.
Erkekler daima yattıkları kadınları sevmezler,
sevdikleri kadınlarla da yatmazlar.
Ölü değil, diriyim; ölümlülerden biriyim.
En az üç, en az üç dil bileceksin. Bu üç dilden de ana
avrat düz gideceksin.
İnsanlığımı kaybettim. Hükümsüzdür.
Zeytin gözlüm, sana meylim nedendir? -Babaannemin
sevgilisi dedemdir.
Nasıl çalışacağını bilmeyenin, işi bitmez.
İftiracı, size bir saat içinde bir aylık iş yaratır.
Dünya bir gemi, akıl yelkeni, fikir dümeni, kullan
kendini, göreyim seni.
Bir şekilde doğar, fakat bin bir şekilde ölürüz.
Çalgısız düğün, yas töreni gibidir.
Halk sağlamsa, hekim hastalanır.
Üç kadın, dört dedikodu.
Gençlik bir hata, orta yaş bir mücadele, ihtiyarlık
bir üzüntüdür.
Deha, tarife kalkışırsak, alışılmadık bir tarzda
kavramak kabiliyetinden başka bir şey değildir.
Bir aralık, aç gözlü cimri bir adam tanımıştım. Bana
"Kuruşlara dikkat et, zira liralar kendi kendilerine bakabilirler"
demişti.
Mantık kitapları bana moral veriyor. Hiç bir şey anlamasam da.
Eskiden tozpembe hayallerim vardı. Şimdi pembesi gitti
tozu kaldı.
Durmadan bana geleceğine, arada bir kendine gel.
Kendisine ve başkasına gülebilen tek hayvan insandır.
Politikacıya soru sorma ki, sana yalan söylemesin.
İkinci Dünya Savaşı'nda, Almanlar'ın
Yugoslavya'yı işgali sırasında, Belgrad'a yakın bir köyde kalan bölük komutanı,
köyün bir evinde kalmıştı; gece tuvalete gitmek ister, evin içinde münasip yeri
arar bulamaz, nihayet ev sahibine seslenir: "Tuvalete götürmesini ister,
ev sahibi eline fener alır, "beni takip et" der. Ev sahibi gider,
komutan takip eder, en nihayet köylü bir çalılığı gösterir, "şurada idare
edin" deyince, komutan: "Ben sizden helayı gösterin dedim, fikir
istemedim." Köylü: "Bizim evde ve köyde hela yoktur." Komutan:
"E.. siz nereye
yaparsınız?" Köylü: "Tarlada münasip yerlere." Komutan: "Ne
kadar kötü organizasyon." Köylü: "Sizin aradığınız organizasyon bizde
olsaydı, şimdi belki biz sizin tarlaya ederdik".
Hoşgörü, yapılan her şeyin kolayca kabul edilip
onaylanması değildir. Hoşgörü, başkalarının görüşlerini anlama yeteneği ve acı
bir duygu beslemeden, anlayışlı bir tartışma arzusudur.
Orijinal bir yazar, kimseyi taklit etmeyen biri değil,
onu kimsenin taklit edemediği bir yazardır.
Ben senin yüzme havuzuna işemiyorum. Sen de lütfen
benim helamda yüzme?
Şu dünyanın talih yolları bir gariptir. Bugün atının
üstünde eyerine gururla oturursun; yarınsa o eğer senin sırtına vurulur.
Leb demeye, dudak lazım.
Sevgili dedi ki: "Size nasıl cevap verebilirim,
taş ve toprağa tutsağım."
En akıllı insan, en güzel akıllı taklidi yapan
delidir.
Yaşamda başlıca tehlike çok önemli olmaktır.
Üç kişi bir sırrı saklayabilir, eğer ikisi ölmüşse.
Yalancıdan uzak dur. Yakınında durma. Çünkü pisliğini
yanındaki herkese sıçratır.
Karanlığa küfredeceğine bir mum yak.
Kadının kötüsü kadar kötü, iyisi kadar da iyi bir
yaratık yoktur.
Allah, gaddar kulunu yoksuzlukla imana getiriyor.
Erin iyisi iri burunlu olur, atın iyisi iri dudaklı
olur.
Hak etmeyene verilen armağan, tembele edilen yardım,
iyilikbilmeze yapılan en ince öneri, kaba olana gösterilen incelik, cesede
sürülen koku, kireçli toprağa yağan yağmur, sağırın kulağına seslenmek; boşa
gitmiş demektir.
Kaşık ile aş verip, sapı ile göz çıkarma.
İlke olarak ilkelere karşıyım.
Sükut,
tüm kadınların, nefret ettikleri tek altın türüdür.
Aşığa Bağdat'ı sorma da ne sorarsan sor.
Kendi düşüncene inanmak, kendi özel kalbinde senin
için gerçek olan şeyin bütün insanlar için de doğru olduğuna inanmak, işte bu
dehadır.
Büyük işler başarmak istiyor musunuz? O halde,
hayatınızı ona bağlayın.
Sağduyu, aklın kapıcısıdır. Vazifesi, şüpheli
fikirlerin ne içeri girmesine, ne de dışarı çıkmasına
mani olmaktır.
Mizah ve nükte anlayışı, bağnazlık virüsleri için
öldürücü etkisi olan antibiyotiklerdir.
-Fakire, bir sadaka hanımefendi. -Ağzın leş gibi içki
kokuyor, sadaka istemeye utanmıyor musun? -Bunda utanılacak ne var bayan. Ben
sizden sadaka istedim, öpücük değil.
Benimle aynı fikirde olan herkesten korkarım.
Talih, yardım eder gibi görünürken, felaket köşe
başında bekler.
Mutluluk paylaşılmak için yaratılmıştır.
Her şey yolunda gidiyorsa, mutlaka bir şeyi gözden
kaçırıyorsundur.
Eli ile hamur ovalar, gözü ile dana kovalar.
Boş bir testiyle bir kafanın tokuşmasından kof bir ses
çıkarsa, özrü ille de testide aramamalı.
Kağıda
dokunan kalem, kipritten daha çok yangın çıkarır.
Bütün tembeller: -Yarın, yarın, bugün olmaz, derler.
Balık, ağa düşünce aklı başına gelir.
Ben kötümser değil gerçekçiyim, kötümser olan hayat.
Kalpağı keçi derisinden, haberi yoktur gerisinden.
Kedinin eli ete değmezse, kokmuş, der.
Senden yumurta alan, sarısını bulamaz.
Sevgili, bir başka güzelsin bugün; ay gibisin, pırıl pırıl gülüşün. Güzeller bayram günleri süslenir; seninse
bayramları süsler yüzün.
Azimle sıçan, mermeri bile deler.
Geyik avına mı çıktın, tavşanları görmezlikten gel.
Yarınlar güzel günlere gebeydi. Kürtaj ettiler.
Otur oturduğun yerde; çünkü sen, kavalın en son
deliğisin.
Harika olanı harika yapan şey onun sıradanlığı ve
sıradan olanı sıradan yapan şey onun harikalığıdır.
Bir tablo, bana bir bakışta düzinelerle kitabın
veremeyeceği şeyleri anlatır.
Gül yanaklı sevgiliyi saramaz insan, yüreğine diken
batmadan, vurulmadan. Kim bir güzelin saçına dokunabilmiş, tarak gibi diş diş, didik didik olmadan?
Aç dedilerse, çeşmeyi kurut demediler ya!
Su gibi aziz ol! Bu söze konu mankeni olan suyu Hıfzıssıhha'da tahlil ettirdik, ama içinden azizden başka
her şey çıktı.
İçme arkadaş, sarhoş olursun; saat beşten sonra,
pişman olursun.
Kılıç kını içinde kılıç değildir, çıplak görünen
kadar.
Kaynana pamuk ipliği olup raftan düşse, gelinin başı
yarılır.
Daima alaca karanlıkta yaşadıkları için zafer ve
yenilginin ne olduğunu bilmeyen, ne sevinç duyabilen
ne de ıstırap çeken fakir ruhlarla aynı sırada bulunmaktansa, muazzam
güçlüklere atılmak, şan ve şeref getiren zaferler kazanmak, hatta başarısızlığa
uğramak bile daha iyidir.
Ağaçtan maşa, aptaldan paşa olmaz.
Herkesin istediğini yapabileceği bir yerde, hiç kimse
istediğini yapamaz.
Affeden ilk sen ol.
Akılsızlar, hırsızların en zararlılarıdır. Zamanınızı,
neşenizi ve mutluluğunuzu çalarlar.
Beni pohpohlayan düşmanım, beni eleştiren
öğretmenimdir.
Hiç bir
zaman aldatmamak kararında olmak, bizi sık sık aldanmak durumuna düşürür.
Astarı, yüzünden pahalı.
Eşekten doğma katır, ne hal
bilir ne hatır.
Bizi ne kadar överlerse övsünler, yeni bir şey
öğretmiş olmazlar.
Mecliste dilini, sofrada elini kısa tut.
Söyleyip de yapan insan, söylemeden yapan aslan, ne söyleyip ne yapan eşektir.
Övünmek istiyorsanız, alçak gönüllülüğü yem olarak
kullanınız.
Labirentlerde bile yanılmak yasaktır, yazılıdır.
Topallayan da yol alır.
Düğün kemiği ile köpek tavlanmaz.
Tarlada çalışmakta olan köylü, yolda bir trafik kazası
olduğunu görünce, hemen koştu. Arabanın devrilmesiyle altta kalan şoförü yaralı
olarak çıkardı. Ve sordu: "Bir tarafın acıyor mu?" "Çektiğim acı
yüzümden okunmuyor mu?" "Kusura kalma, ben okuma yazma bilmem".
Bize bir hayat verdiniz ama uğrunda yaşanacak bir şey
vermediniz.
Düşmanımı aradım, kendimi buldum.
Bütün istediklerimiz yerine gelseydi, bir çok zevkten yoksun kalırdık.
Bardağım büyük değilse de ben kendi bardağımdan içmeyi
yeğlerim.
Paris'te bir kahveye "Zevzekler Kahvesi" adı
verilmişti. Günün birinde, kahvenin oldukça kalabalık olduğunu gören birisi,
muziplik yapmak niyetiyle kapıyı açtı ve içerdekilere bağırdı: -Zevzekler
kahvesi burası mı? Biri cevap verdi: -Evet, evet. Yanlış gelmediniz,
girebilirsiniz.
Eve hırsız girdikten sonra kapıya kilit asar.
Kafanızı ve çekmecenizi lüzumsuz şeylerle
doldurmayınız.
Her şeyi bildiğini sanma; gerçekte çok bilgili olsan
da kendine cahilim diyebilecek cesaretin olmalı.
Balık kavağa çıktığında, kösenin de sakalı biter.
Bütün genelleştirmeler tehlikelidir, bu bile.
Yüce olarak bilinen şeylerden, gülünç olana yalnız bir
adım vardır.
Nereden bakarsak bakalım, puroblemlerin
içinden fırsatlar da meydana çıkar.
Zahmetsiz rahmet olmaz..
Sükut,
kadınlara en uygun zerafeti verir.
Dağ eşeği şarap taşır, su içer.
Senden başka hiç bir şeyi
olmayan ben, senden başka her şeyi olan insanlara acırım.
Ey dünya, işin, sana kanabilecekleri aldatmaktır.
Halk içinde muteber bir nesne yok, devlet gibi. Olmaya
devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.
İsterse bütün dünya öteki tarafta olsun, ben kitleleri
sınıflara karşı destekleyeceğim.
Hükümet verilen sözlerin 6 ay süreyle daha
uzatılmasına karar verdi.
Hayat satranç oyununa benzer, çok kez şah dersin,
fakat bir kere mat edersin.
Bayramlaşmaya gelen dervişin eline bir şeker
tutuşturarak sepetlemeye çalışan konak sahibi, şeker de bedavaya gitmesin diye:
"Erenler" der, gece bir rüya gördüm. Yorumlar mısın?"
"Anlat bakalım." "Geniş bir düzlükteyim. Harman yeri mi desem,
bayram yeri mi desem? Düzlüğün ortasında bir bina. Han mı desem, hamam mı
desem, bilmem ki ne desem? Bahçesinde geniş bir su. Havuz mu desem, deniz mi
desem, yarabbim ne desem? Başımın üstünde bir kuş
sürüsü. Tuna mı desem, karga mı desem?.." Bahşiş alamayan dervişin tepesi
atar: "Dur oğul, anlaşıldı. Senin başına bir bela gelecek ama akşam mı
desem, sabah mı desem? Bugün mü desem, yarın mı desem? Bir meteliğe kıyamayan
teres, bilmem ki daha ne desem?"
Oğlum oldu, gülüm oldu; everdim, elin oldu; ayırdım,
komşum oldu.
Akraba gelmeye gelmeye yad
olur, yad gele gele akraba.
Delilerden korkmam, akıllı geçinenlerden korkarım.
Delileri saygıyla severim, zira onlar benim velinimetimdir.
Çalıda gül bitmez, cahile söz yetmez.
Konuşmak ihtiyaç olabilir, fakat susmak bir sanattır.
Er kocarsa koç olur, karı kocarsa hiç olur.
Çok eğilme basarlar, çok yükselme asarlar.
El atına binen, tez iner.
Seçe seçe, düştüm hiçe.
Beğenmediğin taş, baş yarar.
Cimrinin mezartaşı: Hayatında
ilk kez karşılıksız bir şey verdi, son nefesini.
Üzüntü, korkunun insan kafasında açtığı ince bir
akıntıdır. Onun büyümesine müsaade edilirse, o küçük akıntıdan, bütün öteki
düşünceleri içine alıp akıtan bir kanal olur.
İtle yoldaş ol, değneği yere koyma.
Biz ne hastalıklarımıza ne de onların tedavisine
tahammül edebiliriz.
Karar vermekte zorluk mu çekiyorsunuz? -Hımm..
Hem evet, hem hayır.
Arzuladıkça kulunum. Arzulandıkça kölen.
Hiç kimse size, kendinizden daha akıllıca nasihat
edemez.
Başarını, onu elde etmek için vazgeçtiklerinle ölç.
Burası bir büyük mekteptir; girmeyen en büyük
merkeptir.
Pazardaki herkes, ambardaki unu kadar konuşur.
Yoksul para buldu, koymaya yer bulamadı.
Kendi ülkende, kendi dilini kana kana konuşamadan
sadece dilim dilim tadacaksın seyyar dil
satıcılarında kalan son üç-beş kelimeyi!
İnsanların açlıktan ölmesi, tabiatın değil, insanlığın
ayıbıdır.
Köpeğin tüyü, uzasa da kırpılmaz.
Kadınların dostluğu bulunan yerde, hoşa giden bir zerafet vardır.
Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur.
Eşek küle, gül bülbüle aşıktır.
Eşeğe aşık olan, çiftesine
katlanır.
Dilenci bir olsa, balla beslerdim.
Kullanmasını bilmeyenin elindeki silah, düşmanın
elinde sayılır.
Doğanın etüd edilmesindeki
bütün sır, insanın gözlerini nasıl kullanabileceğini öğrenmesiyle kabildir.
Para, iyi bir uşak, kötü bir efendidir.
Devekuşu, yüke gelince kanadını, uçmaya gelince
ayağını gösterir.
Aynalar, yalnızca gerçeklerden korkmayanların
dostudur.
Pek çok kimse, kaçmaktan korktuğu için, yürekli
sanılır.
Düğünde zurnaya, hamamda kurnaya mail olur.
Zor günlerde, ulus her zaman en acımasız komutanının
önderlik etmesini ister.
Gülümsemeyi bilmeyen, dünyanın en yoksul insanıdır.
Ben, başkalarının düşünceleri içinde kendimi
kaybetmeyi çok severim.
Lüzumsuz söz yanan ateş gibidir; onu ağzından
çıkarmamalısın, sonra kendin yanarsın.
Başıboşluk, sersemlerin tatilidir.
Gelin ata binmiş ya nasip, kim bilir kime münasip.
Kusurlar hiçten doğar ama kusurlar hiç değildir.
Çingene kızından, gelin olmaz.
Eğer seni sevdiğim kadar kendimi sevseydim, şair
olurdum.
Sokakta karşılaşan, iki cimri arasında: "Üzgün
görünüyorsun, neyin var?" "Sorma, canım çok sıkılıyor."
"Neden?" "Tarağımın bir dişini kırdım da.."
"Aman canım, tarağın bir dişi kırıldı diye insan bu kadar üzülür mü
hiç?" "Evet ama kırılan, tarağın son dişiydi".
Psikolog, güzel bir kız gördüğünde kızı değil, ona
bakan erkekleri inceleyen adamdır.
Tavşan bayırı aştıktan sonra, kınayı kıçına yaksın.
Eşeği yoldan çıkaran, sıpanın oynaması.
Edebi, edepsizden öğren.
Güzel giyinmek için çok uğraştığını bildiğin birine
daima "Harika görünüyorsun" de.
Cahilin sofusu, şeytanın maskarasıdır.
Başkalarının gururuna tahammül edemeyişimiz, kendi
gururumuzu incittiği içindir.
Güneş olsan, kimsenin mendilini kurutmazsın.
Horoz bile vakitsiz ötmez.
Diplomat, kadınların doğum günlerini hatırlayan, ama
yaşlarını unutan adamdır.
En uzun yolculuk da ilk adımla başlar.
Avucundaki pireyi hastanenin en üst penceresinden
hızla boşluğa fırlatan deliye, arkadaşı sordu: "Yani öleceğine inanıyor
musun şimdi?" Pireyi atan deli, her şeyi düşündüm, gibilerden başını
sallayıp sırıttı. "Her durumda işi tamamdır, arkadaşım" diye karşılık
verdi. "Eğer beyin üstü düşerse, hık bile diyemeden ölür. Yok, ayaklarının
üstüne düşerse, ömrünün sonuna kadar koltuk değnekleriyle sürünmek zorunda
kalır".
Şair, kendi içindeki akıntıda avlanır.
Her eşek, kendi sesini duymaktan hoşlanır.
Hoşuna giden her şeyi söyleyen bir kimse, hoşuna
gitmeyecek şeyleri işitir.
Ölüler öyle bilir ki diriler helva yiyor.
Dünyada en güç şey, işsiz gezmektir.
Alabalığın çorbası, aptal adamın düşüncesi olmaz.
Konuğuna gücün yettiğince izzet ikramda bulun, öyleki ona saygından seni mirasçısı sansınlar.
Deveye sormuşlar: "İnişi mi seversin, yokuşu
mu?" "Yük olduktan sonra ikisini de şeytan alsın" demiş.
Doktorlar, hakkında biraz bildikleri ilaçları,
hakkında çok az şey bildikleri hastalıkları iyi edebilmek için, hakkında hiç bir şey bilmedikleri insanlara uygularlar.
Herkesin üç kişiliği vardır: Ortaya çıkardığı, sahip
olduğu, sahip olduğunu sandığı.
Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.
Şaşkın köpek, kuyruğunu ısırır.
Hayatın sırları ile ölümün sırları, ayrı ayrı iki
sandıkta sonsuza kadar saklı durmaktadır. Her birinin içinde, ötekini açacak
anahtar saklı durmaktadır.
Sesli düşün ki düşündüğünü anlatmak için zaman
kaybetme.
Konuşurken hiç bir şey
söylemeyebilirsiniz, fakat susarken değil.
Kurbağaların konuştuğu yerde, en iyi şey susmaktır.
Dünyanın en güç işi bir şeyin nasıl yapılacağını
bilirken, başka birinin nasıl yapamadığını ses çıkarmadan seyretmektir.
Ademoğlu
çiğ süt emmiş.
Deveyi dizinden, pireyi gözünden vurur.
İki karış boyu var, türlü türlü huyu var.
Avcı, evden çıkarken karısına veda ederken:
"Bugün üç tavşan vurmam gerek" diye konuştu. "Birisini teyzeme,
birini halama bırakacağım, üçüncüsü de bizim". Karısı gülümseyerek ekledi:
"Aman kocacığım, o halde önce üçüncü tavşanı vurmaya bak".
Dünyada büyük olan hiç bir
şey, büyük olan insanlar olmadan elde edilemez ve insanlar, yalnız öyle olmaya
karar verdikleri zaman, büyük olurlar.
Et kafalı, kalın bıyıklı olur.
İnsanları ayıp ve eksikliklerini zenginlik örter,
söylenen yalanı en doğru söz gibi gösterebilir.
Nasihat nadiren iyi karşılanır ve asıl ona muhtaç
olanlar, ondan en az hoşlanırlar.
Tırajediden
kurtulan onun kahramanı değildir.
Soğuk yatağa ilk giren öpücüğü hakeder.
Daha iyi, iyinin düşmanıdır.
Şu feleğin işine bak; ayıya kaval çaldırıyor.
Unutkanlığın muazzam nehri, bizi adsız bir uçuruma
sürüklemektedir.
Al kaşağıyı gir ahıra, yarası olan gocunsun.
Özgürlük, sadece farklı düşünebilenlerin ihtiyacıdır.
Tarih, muazzam bir erken uyarma sistemidir.
Düşünceyi ekspiresle, öğüdü
ise marşandizle gönder.
Ben, hiç bir zaman aslarımdan
birinin benim yerime yapacağı işi, kendim yapmam.
Tilki, pazara çıkmaz.
Politika, politikacılara bırakılmayacak kadar ciddi
bir iştir.
Pilici güzün sayarlar.
Elin ağzına, elli arşın bez yetmez.
Gerçek hediye, karşılığında hiç bir
şey beklenmeden verilenidir.
En ağır yük sırdır, aşk olsun taşıyana.
Ağır ol da büyük adam desinler.
Geleceğin, yalnız neyi bilmek istediğini bilebilmek
için; insan, pek yüksek bir bilgin olmak ihtiyacında olacaktır.
Bakıyorum, sevimli Türk çocukları, başka ülkelerde
gördüğüm akranlarından çok daha zeki şeyler; ama merak ediyorum, sonra hangi
metodu kullanıyorsunuz da bu zeki küçüklerden, şu farklı büyükleri elde
ediyorsunuz?
Altın leğenin, kan kusana ne yararı olur?
Görgüsüzden hamur alacağına, eğil de yerden çamur al.
Hasta öldü ölecek. Azrail, duraklamaları sayıyor.
Sizi seven kadın gelecekten söz eder. Sizi sevmeyen
kadın ise hediyelerden.
İyi yiğit arkasını korur, iyi at önünü.
Kanunların bittiği yerde, şiddet başlar.
Kara tavuk, ak yumurtlar.
Cimrilik, tutuma cömertlikten daha çok aykırıdır.
Yüksel ki yerin bu yer değildir. Dünyaya geliş, hüner
değildir.
Helva helva demekle, ağız
şirin olmaz.
Bin kargaya, bir sapan taşı yeter.
İsminizden, sanki tanınması gerekirmiş gibi
bahsettiniz. Fakat açık seçik bir gerçektir ki bekar, müşavir, avukat, serbest
bir insan ve nefes darlığı çektiğiniz dışında, hakkınızda başka hiç bir şey bilmiyorum.
Papazlar kadınların itiraflarını dinledikçe,
evlenmediklerine şükrediyorlar.
İnsan kendisinin yerini, en aşağı kendisi kadar
doldurabilecek bir başkasının
bulunduğunu kabul ettikten sonra, ancak akıllanmaya başlar.
Beş bin kere söyledim, abartmayı bırak!
Havada hiç kuş uçmuyordu, çünkü uçacak kuş yoktu.
Uçurtmalar rüzgar kuvveti ile
değil, o kuvvete karşı uçtukları için yükselirler.
İngiliz Başvekili Disraeli, Faraday'ın laboratuvarını ziyaret etti ve elektiriksel olayların bir göstergesine tanık oldu ve ona
şu soruyu sordu: -Fakat bunların ne faydası olacak? -Ekselans, yeni doğmuş bir
bebek ne işe yarar ki?
Asıl savaşı kazanmak için küçük bir çarpışma yitirmeyi
göze al.
Çocukluğumda büyükbabamın iş yerine giderdim. O,
müşterileriyle hiç bir belge ve bağlantı imzalamazdı
ve "ben size bir Türk gibi güveniyorum, başka bir şey gerekmez"
derdi. Bir yabancı.
Teyzenin kızı, cezvenin sapını oynatır.
-Berber, saçım ak mı, kara mı? -Tıraşın önüne düşünce
görürsün.
Olgun insan, güzel söz söylemesini bilen insan değil,
söylediğini yapan ve yapabildiğini söyleyebilen insandır.
Her bildiğini söyleme, fakat her söylediğini bil.
Söyleyecek yalan bulamayanların, başvurduğu son çare gerçektir.
Yalnız kalpleri harekete geçiren kimse, dünyayı
hareket ettirir.
Dikensiz gül ile nazsız güzel olmaz.
Kırsal alanda cinsel puroblem
sürüyor. Ölme eşeğim ölme!
Kendinizi iyi hissediyorsanız kaygılanmayın, geçer.
Kedi bulunmayan evde, sıçanlar masa üstünde dans eder.
Otlar kısaysa, katırlar semizdir.
Biraz daha ışık!
İlimdir insanın rehberi, tuvalettir ibnenin defteri.
Sevgilim, ömrü derdim gibi bitmeyesi, bu sabah bütün
cömertliği üstündeydi. Bir göz atıverdi bana geçip giderken: İyilik et, denize
at mı demek istedi?
İnsanları birleştiren duygular, ayıran da fikirlerdir.
Duygular, bizi biraraya getiren basit bir bağdır.
Fikirler ise çeşitlilik pirensibinin temsilcisidirler
ve bu yüzden insanları çeşitli guruplara ayırırlar. Gençliğin dostluğunu
oluşturan, duygulardır. Yağlılığın hiziplerini de yaratan, fikirlerdir. Eğer
bunun, vaktinde farkına varılabilir ve bağkalarına
daha toleranslı bir gözle bakacak şekilde düşüncelerimizi eğitebilirsek, daha
barışçı bir mizaca sahip olur ve fikirlerin dağıttığı insanları, his bağları
ile bağlamaya muvaffak oluruz.
Çözümün bir parçası değilsen, sorunun bir
parçasısındır.
İnsanların kendilerini eylemleriyle tanıtmaları, değiştirmeleri,
yaşam ile ölüm arasındaki gerçek farkı belirler. Ben ile beni yapan bu eylemler
arasında tanımlanması güç bir boşluk vardır. Yaptıklarımı sürekli
değerlendirmek, anlatmaya çalışmak gereksinimi, kendi kendime hesap vermek
çabası, bu farklılığın delilidir.
Hatırlamak başka, bilmek başkadır. Hatırlamak yalnız
belleğe saklanması için için verilmiş bir şeyin
muhafaza edilmesidir. Bilmek ise her şeyi kendinizin bir parçası yapmak
demektir.
Bir adam, aynı suçtan dolayı, iki kez asılmaz.
Adam öyle ufak tefekti ki tamamen bir deri israfıydı.
Bütün mutlu aileler birbirlerine benzerler; fakat her
mutsuz aile, kendine göre bir başka yönden mutsuzdur.
Buğdayım var deme, ambara girmeyince; oğlum var deme,
yoksulluğa düşmeyince.
İnsanın beklemekte olduğu saadet, tatmakta olduğu
saadetten daha güzeldir.
Sen doğru ol, eğri belasını bulur.
Dil, keskin bıçak gibi, kan dökmeden öldürür.
İçinde iyi bir yanı bulunmayacak kadar kötü kitap
yoktur.
Arz ve talebi öğrenebilse, bir maymun bile iyi bir
ekonomist olabilir.
Bizim en büyük yanlışımız, insanların iyi yanlarını
geliştirmek yerine, onlar da bulunmayan dürüstlükleri aramaktır.
Yanlış yöndeyseniz, Tanrı "U" dönüşlerine
izin verir.
Deve Kabe’ye gitmekle hacı olmaz.
Talihli erkek, karısının harcadığından daha fazlasını
kazanabilendir. Talihli kadın da, böyle bir erkek
bulabilen.
Adalet nerede hesap sorarsa, merhamet orada haklarını
kaybeder.
Kıyamet kopacağı zaman bile, elinizde bir fidan
bulunursa, kıyamet kopmadan onu dikebilirseniz, hemen dikiniz.
Yaşam ateş gibidir; başı alev, sonu kül.
Tanıdığın en olumlu ve coşkulu insan sen ol.
Sabır ile koruk pekmez olur, dut yaprağı atlas olur.
Ne bilginler geldi, neler buldular. Mumlar gibi
dünyaya ışık saçtılar. Hangisi görüp geçti, bu karanlığı? Biraz masal söyleyip,
uykuya daldılar.
Belli bir yaştan sonra okumak, kafayı yaratıcı
araştırmalarından fazlası ile uzaklaştırır. Çok fazla okuyan ve beynini çok az
kullanan bir adam, basit düşüncenin, tembel alışkanlıkları içinde kalır.
Görme yeteneğimi kaybettim. Hükümsüzdür.
Aşk, erkekte tekil kadında çoğuldur. Bunun tersinin
olmasını çok isterdim.
Bazı düşünceler yazılamaz, sadece düşünülür.
Bu dünyayı boşa, vefa dünyasını kendine eş seç.
Kazanın karası, kötünün belası bulaşır.
Anlayanın da kuluyum, anlamayanın da adalet yarı
anlayan elinden.
Kedi, sıçanın yasını tuttuğunda, pek ciddiye alınmaz.
Köy yolunda giden bir otomobil, işaret veren köylünün yanında
durdu. Arabanın sahibi: "Ne tarafa gidiyorsun?" dedi. "Falanca
kasabaya" "Yolumun üstünde. Buyrun
götüreyim." "Ama yalnız değilim, ineğim var." "Peki nasıl
yapacağız?" "Kolay" karşılığını verdi köylü. "İneğimi arka
tampona bağlarız olur biter. İneğim arkada diye yavaş sürmeyin. Çok hızlı
koşar." Otomobil sahibi gazladı arabayı. Hayretle ineğin dört nala
geldiğini gördü. Biraz daha hızlandırdı. Bir ara, dikiz aynasından bakınca,
ineğin dilinin dışarı çıkmış olduğunu gördü. Köylüye: "İneğiniz nihayet pes
etti, dili dışarıda." "Hangi tarafta?" "Solda." Köylü
alaylı alaylı güldü. "Sizi sollayacak da yol
istiyor".
Beş yaşına dek oğluna kıral
gibi davran, on beş yaşına dek bir uşak gibi, ondan sonra da bir arkadaş gibi
davran.
Abdal, abdala çatmayınca, kasnak boyna girmez.
Akıllı başta, aptal saçın işi ne?
Aklı az olanın verdiği öğüt çok olur.
Aşk dudakta başlar, yatakta nemlenir, dokuz ay sonra
seslenir.
Dil söyler saklanır, baş belaya katlanır.
Sultan Aziz 1871'de Üçüncü Napolyon'un Sedan'da mağlup olduğunu duyunca bir müddet düşündükten
sonra "Bunlar olağan şeylerdir. Hele mağlubiyet her milletin tarihinde
vardır. Fakat imparatorların esir olması nadirdir. Esir imparator, fikrini
kaybeden bir insandır. Hükümdarlar fikirsiz olmamalı, kendi hayatlarından
ziyade milletinin namus ve haysiyetini muhafaza etmeli. Bir hükümdar esir olup
zillete düşmektense beynine bir kurşun sıkmalı veya damarlarını kesmeli.
Esaretten sonra yaşamamalı" demiştir. Sonra kendisinin de aynı şeyi
yaptığını gördük.
Yüzünde pırıl pırıl sevinç
gördüğün gün, nice konakları yıkılmıştır gönlümün. Dalgıçsan dal gözlerimin
denizine, bak. Dibinde mahzun bir deniz kızı görürsün.
Her düdük, istediğin gibi ötmez.
Güzel bir hanımı küçük düşürmek çok güç, hemen hemen
imkansızdır. Onlar güzel kalırlar ve her türlü sistemi geri teperler.
Bir dost vardır ilaç gibidir, gereğinde ararsın. Bir
dost vardır hastalık gibidir, o seni arar.
Dalkavuklardan sakınınız. Çünkü onlar, insanları boş
kaşıkla besler.
Politikacının düsturudur: Kirliler leşleri sevmez.
Durdurun dünyayı, çişim geldi.
"Hayır" ekersen, "hiç
bir şey" bitmez.
Bağnazlık, hiç bir fikri
olmayan adamın öfkesi, diye tarif edilebilir.
Dünyada şeytan olmasa, kurt koyunla otlar.
Sık sık hataya düşen bir kimseye güvenmek, hiç şüpheye
düşmeyen birine güvenmekten daha iyidir.
Basit düşünceli adam, yanındaki her şeyi suçlamaktan
zevk alır.
Çocuğuna bıraktığın ad, babanı utandırmasın.
Budalalar pazara gitmese, çürük mallar satılamazdı.
Genellikle yüzlerdir, farketmeden
geçtiğimiz.
Haksızlığa sapıp bütün insanların seninle beraber
olmasını sağlamaktansa, adaletle hareket edip tek başına kalmak daha iyidir.
Doğa sanıldığı kadar cömert değildir. Durmayıp orjinal eser yaratan bir artist değildir. Ananas kadar, portakal kadar güzel yemiş kaç tanedir?
Arı kadar yararlı, arı kadar uysal hayvan kaç tanedir? Arslan kadar asil hayvan
olur mu? Sultan Mehmet gibi fatih, Yunus Emre gibi ozan, Mustafa Rakım gibi
hattat, Atatürk gibi devrimci çok mudur? Aptal her yerde vardır. Orta zekalı
insan çoğunluktadır. Toplumlar, daha çok bu tip insanlardan meydana gelir. Çok
zeki, çok orijinal, yaratıcı olanlar ise azınlıktır. İşte, doğa cömert olmaktan
çok, müsriftir. Şaheserleri seyrek olarak yaratır. Yarattığı zaman da eşsiz
olarak yaratır. Böyle düşünerek küfretmiş olmuyorum. Bütün insanlar zeki,
orijinal olsaydı, ne olacaktı? Belki
bu insanlar için, yaşamak bile elde olmayacaktı. Seçkinler, seçkin olmayanları
gözetmek için yaratılmışlardır. Allah, her yaptığını bilerek yapandır. Onun
hikmeti, (bilgeliği) biz insanların kavrayabileceği kadar küçük değildir.
Hiç bir
sır, herkesin bildiğini tahmin ettiği bir sırdan daha iyi saklanmış olamaz.
Karga, "kekliği taklit edeyim" derken, kendi
yürüyüşünü şaşırmış.
Bir insanın en derin duygusal ihtiyacı, takdir
edildiğini hissetmesidir.
Güçlü olan, zayıf yanını herkesten iyi bilendir; daha güçlü
olan ise zayıf yanına hükmedebilendir.
Ekmek yapmaya gözü olmayan kadın, un elemekle vakit
geçirir.
En iyi yananlar, eski odunlar; en güzel içilenler,
eski şaraplar; en güvenilen kimseler, eski dostlar; en rahat okunanlar da, eski yazarlardır.
Mühendis, bilmediği bir konuyu, başkasının onun
bilmediğini farketmeden önce öğrenebilen insandır.
Abdal, abdalın ne umduğunu ister,
ne bulduğunu.
Siz zamanı değil, zaman sizi harcar.
Kurnaz insanlar, okumayı küçümserler. Basit insanlar,
ona hayran olurlar. Akıllı insanlar ise ondan faydalanırlar.
Ergen gözüyle kız alma, gece gözüyle bez alma.
Sen onun zayıf noktalarını gördün, o seni hiç bir zaman affetmeyecektir.
Konuşmanın en önemli unsuru; birincisi gerçek,
ikincisi akıllı hareket, üçüncüsü hoş mizaç ve dördüncüsü de nüktedir.
Uygulaması olmayan, sadece kuramda kalan bir bilim,
bilimsel mastürbasyondur.
Cennet, anaların ayakları altındadır.
Yaşam değişkendir; bir gün bal, bir gün sarımsak
gibidir.
Acı çekmeyenler, başkalarının acı çekebileceğini
akıllarına getirmezler.
Üç tip egoist vardır; bazıları yaşar ve yaşatırlar.
Bazıları kendileri yaşar ama yaşatmazlar. Son guruptakiler ise yaşamazlar ve
başkalarının yaşamalarını da engellerler. Kadınlar, genellikle bu son
kategoriye dahildir.
Senin "Pes ettim" dediğin anda bir
başkasının aynı durum için "Aman Allahım! Ne
büyük fırsat" dediğini unutma.
Yalnız kendisini düşünen insan, yumurtasını pişirmek
için komşusunun evini yakar.
Ciddilik, kediyi öldürür.
Oturarak başarıya ulaşan tek şey, tavuktur.
Delikanlı, babasına sordu: -Babacığım, dün gece bir
hanım kızı önce yemeğe götürdüm. Tabi, ben ödedim parasını. Sonra beraber, bir
tiyatroya gittik. Tabi, yine ben verdim hesabı. Gece vedalaşırken, kızı öpmeden
ayrıldım. Öpmem gerekir miydi? Babası, tereddütsüz cevap verdi: -Oğlum, bu
kadar münasebetsizlikten sonra, elbette öpmemeliydin ki; kız senin, ne kadar
salak olduğunu anlasın.
Özgür olabilmemiz için, hayattan ve çevremizdeki
insanlardan bir şey beklemek yerine önce kendimizden talep etmesini
öğrenmeliyiz.
Kafa bomboşsa, ayağa yazık olur.
Yalanlamak ve reddetmek için okuma. İnanmak ve her
şeyi kabullenmek için de okuma. Konuşmak ve nutuk çekmek için de okuma.
Tartmak, kıyaslamak ve düşünmek için oku.
Tabii görünmekten bizi alıkoyan tek şey, tabii
görünmek isteğidir.
Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi yok.
Biri, kalkıp sana "Eşeğin tekisin" derse,
sakın aldırma. Ama bunu birden fazla söyleyen olursa, pazara gidip, bir semer
satın alman iyi olur.
Aç eşek, katırdan tez yürür.
Yalancının cezası, kendisine inanılmaması değil, onun
kimseye inanmamasıdır.
Aptallar dişleriyle, basitler dudaklarıyla, harcı alem
kişiler göbekleriyle, zekiler gözleriyle gülermiş. Dahiler
ise tutarlarmış ama daima zor tutarlarmış gülmelerini.
En tahammül edilmez zorbalık, küçük adamlarınkidir.
Sadece aşk için evlen.
Bulunan bulanın olsaydı, çoban bey olurdu.
Bir derviş, eşeğine odun yükleyip şehre gelirken, karşıdan
tüccar kılıklı iki adam peyda olarak; şu zındıkla alay edelim, diye dervişe
yanaşıp selam verince, derviş de durur eşeği de. Tüccarlar işaretle: "Bu
eşeğin ne düşünüyor?" "Odun taşımaktan yorgun düştü de, artık kasabada ticaretle uğraşmayı düşünüyor".
Sarıasma kuşu küçüktür ama yuvasını korurken, engerek
yılanının hakkından gelir.
Bizim zamanımızda tuvalet kapısı yoktu. Üstelik biz
mağara duvarlarına hep hayvan resimleri yapardık. Adem.
Çingeneye beylik vermişler, babasını kesmiş.
Gerçek teşhircilik, elde olmayanın teşhiridir.
Eğer dürüst yaşamışsak, nasıl öleceğimizi merak etmeye
hiç gerek kalmaz.
Demirini sıcakken döv.
Akıllı Don Kişot, uygun rüzgarı
bekler.
Gün doğarken sabah horozları niçin acı acı
bağrışırlar, bilir misin? Tan yerini gösterip derler ki sana: Bir gecen geçti
gidiyor, sen neredesin?
Acılı kebabı seven, çıkışına katlanır.
İnsan, hiç bir vakit
düşmanlarının seçiminde pek ihtiyatlı olamaz.
İnsanların bazen birbirlerine söyleyecek sözü yoktur
ama yine de konuşurlar.
Sürekli olarak FORM dolduran insanların yaşadığı bir
ülkeden REFORMCU bir insan çıkabilir mi?
Gölge etme, başka ihsan istemem.
Gençliğimizde, düşüncelerimizi oluşturan tüm konular sevgiyle
ilgilidir. Sonraları ise tüm sevdiklerimiz, düşüncelerimiz olur.
Marifet osurmadan sıçmaktır.
Yoksul hırsızlığa çıkınca, ay akşamdan doğar.
Her gün bir yerden göçmek ne iyi. Her gün bir yere
konmak ne güzel. Bulanmadan, donmadan okumak ne hoş. Dinle birader, gitti
cancağızım: Ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni sözler söylemek lazım.
Yeni baba olmuştu. Bir gece yarısı uyanan karısı onu
çocuklarının beşiği yanında gördü. Genç adam beşiğinin başına eğilmişti ve
yüzünde sevinç, hayranlık, hayret ve memnuniyet ifadeleri okunuyordu. Kadın bir
müddet gururla kocasını seyrettikten sonra, tatlı bir sesle: "Ne güzel
değil mi, kocacığım?" diye sordu. "Evet karıcığım. Deminden beri
düşünüyorum da bu kadar ucuza, bu kadar sağlam ve bu kadar beşiği benden başka
kimse yaptıramazdı, öyle değil mi?"
İnsanlar balık gibidir; balık sudan çıkınca, insan
insanlıktan çıkınca ölür.
Oğlan doğurdum oydu beni, kız doğurdum soydu beni.
Benim kadar antipopüler
kitaplar yazan bir adamın, bu kadar popüler olması garip değil mi?
Arsızın yüzüne tükürdüler; "hamd
olsun, yağmur yağdı" dedi.
Bir kadın ya sever ya da nefret eder; ortası yoktur.
Bekarların karıları ile bakirelerin çocukları, görgülü
olur.
Torunlarımız, Tanrı'nın yaşlanmamıza karşı bize
verdiği telafi edici bedellerdir.
Dost kazan, anan düşman doğurur.
Cami ne kadar büyük olsa, imam yine bildiğini okur.
Köpeğe gem vurma, kendini at sanır.
Hiç bir
şeyi olmayan, hiç bir şey kaybedemez.
Bu ağız onda oldukça, daha çok sakız çiğner.
Beni anlasınlar ve unutmasınlar isterim..
Yeter artık, bitmiyor isteklerin! Anlaşılmak isteyen, biricik sen misin? Değil
midir, aynı şeyler herkesin beklediği: Bir parça anlayış, bir parça sevgi.
Bir uyuz keçi, bir sürüyü boklar.
Asla birilerinin umudunu kırma. Belki de sahip
oldukları tek şey odur.
Ekmeği dizinde, imanı yüzünde.
Bencillik dostluğun zehridir.
Ulu Tanrı bile, insanlar hakkındaki hükmünü bütün
ömürleri bittikten sonra veriyor da biz aciz insanlar, kim oluyoruz da onların,
bir kez görmekle, iki-üç yazı okumakla, bir kaç
dedikodu dinlemekle, haklarında hüküm verebiliyoruz.
Sıkı bir çalışmanın yerini, hiç bir
şey alamaz. Deha yüzde bir ilham ve yüzde doksan dokuz terdir.
Avrupa'nın iki büyük uyuşturucusu; alkol ve hıristiyanlıktır.
İtiraf edecek hiç bir şeyim
olmadığını, itiraf etmekten utanıyorum.
Bir suça göz yuman, ikincisini davet eder. Utanmasını
bilmemek, utanç verecek bir şeydir.
Dikkat! Tuvalet fırçasını diş fırçası olarak
kullanmayınız.
Kaba ve kötü hizmete beklenen bahşişi vererek hep
böyle yapmalarını teşvik etme.
Eşek, baş olunca encam hayır olmaz.
Futbolcunun mezartaşı: Hiç
istemediği bir deplasmana gitti.
Biz Fatih'in torunlarıyız. Peki, Deli İbrahim'in
torunları nerede?
Paranın kusuru, noksanlığıdır.
Bakarak öğrenilseydi, köpek kasap olurdu.
İmam bayıldı, müezzin ayıldı.
Ala kargada alacağın olsun.
Mum, dibine ışık vermez.
Derin ve ihtiraslı sev. Kalbin kırılabilir ama hayatı
dolu dolu yaşamanın tek yoludur.
Tereddüt edenin, sözünü keserler.
Eski Yunanlılar din işlerinde, tamamen olmasa bile
muhakkak ki çok müsamahakar idiler. Sokrat vakası gibi
şeyler nadiren vaki olurdu. Halbuki Yunan Medeniyeti'nin
varisi olduğunu söyleyen Avrupa'da on beş asır din uğruna odun yığınları
üstünde insanlar yakılmıştır.
Tavuk, yumurtasına göre gıdaklar.
Başarıyorlar, çünkü başaracaklarını düşünüyorlar.
Patronun başkaları tarafından takdir edilebilmesi için
yapabileceğin şeyleri düşün.
Yollar yürümekle aşınmaz.
Dilim, seni dilim dilim
dileyim.
Bilmediğiniz durumlarda, öfkeyle ileri atılmaktan
kaçınmalıyız.
Düşünmeye cesaret ettiğinizden daha iyi olabilecek
birine, tüm sahip olduğunuzu verin.
Sadakat, soğuk ve rüzgarlı
bir gecede, bir pencerede ışıldayan muma benzer.
Yanlışlıkla tutuklanabilirsiniz ama hiç
bir zaman yanlışlıkla salıverilmezsiniz.
Dünyada, kendi hakkında konuşulmaktan daha kötü bir
şey vardır; kendi hakkında konuşulmamak.
Eşek kulaklarından tanınır, aptallar yüzlerinden,
çılgınlar sözlerinden.
Erken açan çiçekler, vaktinden önce ölür.
Burası özgür bir ülke. Bulutlar bile istediği yere
gidebilir.
Boşa koydum dolmadı, doluya koydum almadı.
Bekletecek denli iyi ise en iyisi bekletmemek.
Fırsat kapını çaldığında yemeğe de kalması için ısrar
et.
Satranç tahtası dünyamızdır, taşlar evrensel olaylardır.
Oyunun kuralları ise doğanın yasaları dediğimiz şeylerdir. Öteki taraftaki
oyuncu, bizden saklıdır. Biz onun oyununun daima dürüst, doğru ve kendisinin de
sabırlı olduğunu biliriz. Fakat biz, aynı zamanda kendimiz bakımından onun hiç bir hatayı gözünden kaçırmadığını kabul etmeyiz. O,
bizim bilerek yapacağımız her hangi bir hatayı da
müsamaha ile karşılamayacaktır.
Gerçeği keşfetmek isteyen insanın, önce kendini tam
anlamıyla tanıması gerekir. Ve bunu yapmak için, o insanın geleneksel bakış
açılarından, hatta yaşadığı çağdan ve ülkeden kendisini ayırması gerekir. Ve
sonra da o mesafeden kendisine bakması gerekir.
Göz yaşartıcı bombalarınız sizin olsun. Ağlatacak
yeterince neden var.
Korkuyorsan kediden, niye çıkarsın delikten?
Görüş keskinliğinin en büyük kusuru, hedefe kadar
varmamak değil, ötesine aşmaktır.
Namuslu insanlar en az namussuzlar kadar cesur
olmadıkça, ülkenin geleceği karanlıktır.
Kitapları seviyor musunuz? Öyleyse, bütün hayatınız
boyunca mutlu olacaksınız demektir.
Kadının hazırlıkları, kazın bacakları gibi uzundur.
Erkekler aşka aşık olarak
başlar, kadınlara aşık olarak bitirirler; kadınlar da erkeklere aşık olarak
başlarlar, aşka aşık olarak bitirirler.
Bu dünyada yalnız bir şey dilsiz konuşur: Namus.
En korkutucu akıl delininkidir.
Düşünmeden konuşmanın cezası, sonradan düşünmeye mahkum olmaktır.
Muhafazakar,
eskisine olan saygısından, yeni mehtaba bakmaz.
Gül dalında odun, çingeneden kadın olmaz.
İnce bir zevk, zekadan çok muhakeme gücünün eseridir.
Misafirlikte yemeği övmeyi unutma.
Kendi iyiliğimizi, çıkarımızı istediğimiz gibi,
başkalarının da iyiliğini ister, çıkarlarını gözetirsek ortada kötülük olmaz.
Erkeksiz bir kadın, çitsiz
bahçeye benzer.
Şeytanları toplaması kolay, dağıtması güç.
İnsan, davranışları çelişkili olan birini sevebilir ve
ne kendi zekasını ne de dürüstlüğünü kaybeder.
İçimde, dünyayı kucaklayıp kaldırmayı öğrendim.
Yeni düşünceleri meydana çıkaran hayal gücü, bilinçten
daha önemlidir.
Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun.
Bir insanda konuşurken, kendini yüksek görme, hırs ve
şehvet, soğan gibi kokar.
Bağa bak üzüm olsun, üzümü yemeğe yüzün olsun.
Çorbayı dökmek için bir kaşıkta fırtına yaratır.
Bu dünyada yalnız facia vardır. Biri insanın istediği
elde edebilmemesi, öteki de etmesidir.
Ayrılık, gerçek dostlar için bir mihenk taşıdır.
Başkalarını sık sık affedin, fakat kendinizi asla.
Unutmaya çalıştıklarımız, asla unutamadıklarımızdır.
Kuşun havadaki, balığın sudaki izleri görülemez;
erdemli kişilerin yolu da böyledir.
Adam adamdır, eğer yoksa bir pulu; eşek eşektir, eğer
atlastan olsa çulu.
Sevmesem de severim, sevdiğimin sevdiğini.
Bir çocukla uğraşırken iki duygu içindeyimdir: Çocuk
olduğu için sevgi ve yarın büyüyeceği için saygı.
Anneler insanın emanetini taşıyan sedeftir. Değer ve
eserler babadandır.
Aynasına kızan kadın, talihine küssün.
Gençliğin pek çoğu terbiyesiz ve kaba hareketlerini
tabiilik sanırlar.
Suçlu değil, suçluluk yargılanmalı.
Mutsuzluk sırasında acıma, susuzlukta yağan yağmur
gibidir.
Bahşiş atın dişine bakılmaz.
Kumarı bırakacağıma bahse girerim.
Kimine göre kadın: Soğuk kış gecelerinde sarılıp
yatmak içindir. Kimine göre kadın: Harman yerinde zil takıp oynatmak içindir.
Kimine göre kadın: Kullanıp atmak içindir. Hayır ne o,
ne bu, ne şu: Karım benim, can yoldaşım, kavga arkadaşım.
Hiç bir
ordu, zamanı gelmiş bir düşünceye karşı koyamaz.
Bir fare ile bir filin yaptıklarını denk sayabilen
düşünce göreceliktir.
Budala, kalabalık arasında tek başına gülendir.
Ne olacağını bilen, ne olmuş
olduğunu da düşünmeli.
Yiğitlik dokuzdur; sekizi kaçmak, biri hiç görünmemek.
Fiziksel kavramlar, insan kafasının serbest
buluşlarıdır ve görünüşü ne olursa olsun, sırf dış dünya tarafından
kararlaştırılmış şeyler değildir.
Genelleştirme olmadan, tahmin imkansızdır.
Ben büyük babamın kim olduğunu bilmiyorum. Beni
ilgilendiren onun torununun ne olacağıdır.
Assolistlik yapmayın. Kafam iyi, hadise çıkarmayın.
Gönül bir saraya benzer, dikmesi zor, sökmesi kolay.
Kahkahalı bir kulübe, ağlamalı bir saraydan yeğdir.
Evli evine, köylü köyüne, evi olmayan sıçan deliğine.
Erken kalktım işime, şeker kattım aşıma.
Topal bir postacı bile size mutluluğu (gerçeği)
getirebilir.
Zaferin temelinde, ne zaman ve nerede sorularının
yanıtı yatar.
İnsan düşüncesi, sistemleri kırarak gelişir. Çünkü hiç bir sistem hayatı ve insanı bütün zenginliğiyle
kucaklayamaz.
Kızını dövmeyen, kızının anası varken niye dizini
dövsün.
Dedikodu, onu yaydıkça kalınlaşan, biricik şeydir.
Hal ve hareketlerine kendin karar ver. Başkalarının
seni yönetmesine izin verme.
Biz arslanlar, kaplanları
evcilleştiririz. Ama vahşi huylarımızla, en yakınlarımıza saldırmaktan geri
kalmayız.
İnsanlarla uğraşırken hep hatırlayacağımız nokta,
mantıklı yaratıklarla değil, duygulu kimselerle uğraştığımızı unutmamamızdır.
Her insanın kendine göre inançları, gururları ve onurları olduğunu unutmayalım.
Başkalarını eleştireceğimiz yerde onları anlamaya çalışalım.
Dünya kişiden amaçladığını elde ederse, elde ettiğine
hemen sırtını döner.
Çaba akıllı insanlar içindir ama aptallarda görülür.
En büyük ilerleme, en büyük hatadır.
Gülümsediğinde güzelleşmeyen bir yüz hiç görmedim.
Eceli gelmiş, düşecek yer arar.
Eğer beni ben istediğim için seviyorsan, bil ki senden
nefret ediyorum.
Elin çorba tasını bekleyen, akşam yemeğini ezberden
yer.
İneğin bile bir dili vardır ama çok nadir konuşur.
İnsanın kendi kendinin onaylaması için, sık sık
"Hayır" demesi gerekir.
Bizim çarık sizin çorba içinde, sizin tavuk bizim
torba içinde.
Yardıma ihtiyacım olduğunu kabul edebilmem için
yardıma ihtiyacım var.
Düşmanlarımız, bizim hakkımızdaki hükümlerinde, bizim
kendi hakkımızdaki hükümlerimizden, çok daha fazla gerçeğe yakındırlar.
Sakınılan göze, çöp batar.
Açık götü, herkes parmaklar.
İnsanın zihnini etkileyen dört çeşit görünüş vardır;
görünen şeyler ya tamamıyla oldukları gibi görünürler ya da onlar ne öyledirler
ne de göründükleri gibidir veya öyledirler. Fakat öyleymiş gibi görünmezler.
Veya öyle değildirler, fakat öyle görünürler. İşte bu çeşitleri tamamıyla
anlamak ancak bilgin insanların görevidir.
Şunu unutma ki; her şeyin yok olduğunu düşündüğün
anda, gelecek hala yerindedir.
Elli kemdir, yüz karar, herkes dengini arar.
İki deli arasında konuşma: "Saat kaç?"
"Beş var." "Kaça beş var?" "Bilmiyorum, akrebini
kaybettim".
İşsiz papaz, oğlakları vaftiz eder.
Keçinin uyuzu, çeşmenin gözünden içer suyunu.
Deliği tutturamayanlardan, fiyatın iki katı alınır.
Yanılgıların en büyüğü, bir çıkar için sağlığımızdan
ödün vermektir.
Bu gördüğün toz yığını, tarihtir.
Devlet sektöründe görevli iseniz, size sunulan bir
demet çiçek karşılığında bile, özgürlüğünüzden neler verebileceğinizi
düşünmelisiniz.
Altın anahtar, her kapıyı açar.
Yolcu için en ağır bavul, boş para çantasıdır.
Yalancı, bir ölüyü bile tanık olarak gösterebilir.
Türkler'e
nasıl ölüneceğini kimse öğretemez. Onu çok iyi bilirler, yalnız bu dünya
yaşamak içindir ve insanların iyi yaşayabilme sanatını da bilmeleri gerekir.
Dünyada her ulusun iyi ve kötü tarafları vardır. Örneğin biz Amerikalılar,
toleransı seven insanlarız, insanlara iyilik etmesini severiz. Fakat bir kötü
tarafımız, her şeyi para ile ölçmemiz, ona çok değer vermemizdir. İngilizler,
çok değerli devlet adamı yetiştirirler, bunu en sıkışık zamanlarda
gösterebilmişlerdir. Disraeli, Churchill vs. Bence
kusurları, bir parça fazlasıyla kendilerini beğenirler ve başkalarına yukardan
bakarlar. Fransızlar'a gelince, çok güzel bir dilleri
vardır. Edebiyatta en ileri uluslardandır. Sanatta da öyle. Bir defa Paris'e
giden bunu bilir. Fakat maalesef sözlerine pek güvenilmez. Siz Türkler'e gelince, iki yıllık "Management"
kurslarında tanıdığıma göre; bonkör, merhametli, kendi yiyecek ekmeğini bile
başkasına seve seve verebilen, yolda otomobilinin benzini biten, aynı zamanda
parasız kalan yabancılara, hiç bir menfaat beklemeden
benzin deposunu dolduran insanlarsınız. Kore Harbi, ne kadar cesur olduğunuzu
da dünyaya ispat etmiştir. Yalnız, benim acizane görüşüme göre, sizin
genellikle bir kusurunuz var. Maalesef bunun sebebini, kesin olarak araştırmaya
imkan bulamadım. Siz, kollektif yaşamayı sevmeyen,
kıskanç insanlarsınız; ki bu takım halinde çalışmanıza engel olmaktadır. Bence bu, sizin gibi iyi
insanların ilerlemesini geciktiren en büyük faktördür.
Ağacı budağından, güzeli dudağından.
Kameramanın mezartaşı: Bu
dünyada çok çekti.
Duvarı nem, insanı gam yıkar.
Başarının verdiği mutluluğun yarısı, onun
beklentisindedir.
Uzak yere dünür olursan, araba araba
yemek gelir; yakın yere dünür olursan, deve deve söz
gelir.
Başarmamın sırrı: Başımı tararken saçlarımdan başka
bir şey düşünmem.
Eğer dünyanın bütün insanları, güzeli güzel olarak
bilseydi, orada çirkinliğin ne olduğu anlaşılırdı. Herkes iyiyi iyi olarak
bilseydi, orada kötünün ne olduğu meydana çıkardı.
Parasız pazara gitmektense kefensiz mezara gir.
Dünyada en kuvvetli adam, en çok yalnız durandır.
Seni heyecanlandıran iki şey arasında tercih yapma
durumunda kaldığında; daima daha önce denemediğini seç.
Akıllı insan istediği şeyi, orta karar insan da
başkalarının istediği şeyleri öğrenir.
Satılık ziftin olsun, Selanik'ten kel gelir.
Aşk, bir tırafik kazasıdır. En
yakın hastane, nikah masasıdır.
İlk aşk ile son aşk arasındaki ayrım; insanın, ilk
aşkını sonuncusu sanması, sonuncu aşkına da ilki gözüyle bakmasıdır.
İnsan köle doğmaz, köle yapılır.
Yazın gölge hoş, kışın ambar boş.
Bu dünyadaki en büyük sır, nerede olduğumuz değil,
hangi doğrultuda yer alacağımızdır.
İnsan, kendi hatalarını yalnız başkalarının gözleriyle
görebilir.
Anlamadığın durumlarda yargılama.
Tavır koymayı reddetmek, tavır koymanın ta kendisidir.
Dünyanın en namuslu, en dürüst, en erdemli adamına
altı satır yazı yazdırın, onu giyotine gönderecek en az bir açığını yakalarım.
Dahiyane bir düşünce sözsüz olsa da olur.
Şaşarım, kedinin çamaşır yıkamasına.
Başkalarından daha akıllı olmaya çalış. Yalnız,
kimseye söyleme.
Yanlış sayısız şekillere girebilir; doğru ise yalnız
bir türlü olabilir.
Zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz yolda
şaşırır.
Ferah ile yenirse soğanla ekmek, halt etmiş baklava
ile börek.
Tavukla aram bozuk, geçen gün baktım
"YUMURTA" kapıya dayanmış!
Ayda gelen doğan, günde gelen soğan olur.
Suyu görmeden, paçaları sıvama.
İnsan, mantıklı düşünen, bir hayvandır.
Aptallıkla dahilik arasında tek bir fark vardır. O da
dahiliğin mutlak bir sınırı vardır.
Öksüz oğlan, göbeğini kendi keser.
Sıçanlar, kedinin yavrusu ile oynamaz.
Siz kendinize inanın, başkaları da size inanacaktır.
Sadece diğer insanlar için yaşanmış bir hayat, değerli
bir hayattır.
Dert daima insana yol gösterir.
Her şey, herkesin başına gelebilir; eğer şimdi veya
sonra, vakti varsa.
"Sorarım. Neden kentleri köylerde inşa etmezler?
Hava orada öylesine daha temiz ki".
Hava kirliği dayanılmaz. Nefes almamıza izin
verilseydi garanti boğulurduk.
Burnu büyük olan, herkes kendisinden söz ediyor,
sanır.
Hiç bir
zaman çıktığın kapıyı hızla çarpma, geri dönmek isteyebilirsin.
Dilencinin kurumu, hırsız olmamasıdır.
Yaratanın yanından çıktığı anda, her şey çok güzel.
İnsanların elinde ise her şey dejenere oluyor.
Yanmak, insana ayıp işlemekten daha kolay gelir. Çünkü
ayıplardır insanı ateşe atan.
Aslan gönül okşamaya bunca susamamış olsaydı, tilkiye
ölmekten başka çıkar yol kalmazdı.
İyi akşamlar, öpsün sizi tavşanlar.
Başkasının kusurundan ya da düşmanının gücünden dert
yanan herkese korkak ve hain derim ben.
Sebep gizlidir, fakat sonuç tamamıyla bellidir.
Davul görür, oynar; mihrap görür, ağlar.
Tanrı, insanın yüküne göre omuz verir.
İnsan,
ya acılarını unutmasını ya da kendi mezarını kazmasını bilmeli.
Düğüne gider zurna, hamama gider kurna beğenmez.
Avucumu koklamıştım.
Beni sayanın kuluyum, saymayanın sultanı.
Eğer ırmakta su kalmamışsa, bu kanalın değil, kaynağın
suçudur.
Hazreti İsa gibi ölüyü diriltse de babanla övünme,
kendi değerlerini söyle, gerçek insan isen.
Saygı olan yerde korku olur ama, korku olan yerde her
zaman saygı olmaz.
Erkekler tuvalet gibidirler. Ya berbattırlar ya da
meşgul.
İnsan, son nefese hazır gerekmiş: Nasıl ölürse öyle
dirilecekmiş. Biz her an şarap ve sevgiliyleyiz: Böylece dirilirsek, işimiz iş.
Uğur, hazırlıkla fırsatın karşılaştığı köşe başıdır.
Dünle beraber gitti düne ait ne varsa, bugün yeni
şeyler söylemek gerek.
Kadınlar, zayıflıklarına sığındıkları zaman kuvvetli
olurlar.
Malı yalnız kendin için kazanılmış düşünme; Allah’ın
herkesten güçlü olduğunu düşün ve malını paylaş.
Kokuşmuş etin olsun, Bağdat'tan sinek gelir.
Dağına göre tilkisi, yerine göre gülmesi.
Yalnızlık insana, bütün televizyon purogramlarını
ezberletir.
Aksak it ava gitmez, tutsa da bırakmaz.
Hicaz sığırı gibi gezer, yürür.
Bulutlara bakan adam, ot biçemez.
Bir çok
insanın korkak olmaya cesareti yoktur.
Sağır için papaz, çanları iki kere çalmaz.
Kimseden hoşlanmayan adam, kimsenin kendisinden
hoşlanmadığı insandan daha biçaredir.
Dedim, artık bilgiden yana eksiğim yok. Şu dünyanın
sırrına ermişim az çok. Derken aklım geldi başıma, bir de baktım: Ömrüm gelip
geçmiş, hiç bir şey bildiğim yok.
Evlat, evlendi mi, artık, komşu olur.
Bağnazlıktan barbarlığa yalnız bir adım vardır.
Fare kaçmayınca, delik görünmez.
İnsanlar, erkeğin, kadının sarf ettiğinden daha fazla
kazanamadığını sansınlar diye kadınlar, erkeğin kazandığından daha fazla sarf
ederler.
Ağustosta suya girsem, balta kesmez buz olur.
Eğri oturalım, doğru konuşalım.
Yatma tilki gölgesinde, ko
yesin aslan seni.
Sözümün eriydim; terfi ettim, çavuş oldum.
Aslını saklayan haramzadedir.
Pazarlıkta asla hakem tayin etmeyin. Bu üçüncü bir
kişinin sizin kaderinizi belirlemesidir. Böyle bir seçim zayıfın yararına olur.
Kelimelerinizin altını SÖNDÜRÜN, sözlerinizdeki ANLAM
TAŞIYOR.
Suçluların cezalandırılması işe yaramalıdır. Adam asmak, ne asılana ders olur, ne de başkasına ibret.
Sanat, tarih değildir. Sanat zamanı belgelemez. Gerçek
dünyayı gösteren bir ayna da değildir. İnsanları da eğitmez. Sanatın tek bir
görevi vardır; insanların ruhunu kurtarmak. Çünkü insanda varolan
her şey doğanın yasalarına bağlıdır. Bilim, doğanın gizli yasalarını
yaratmıyor, ortaya çıkarıyor. Çünkü onlar zaten var. Doğada eksik olan yalnızca
sanattır. Sanat, insanın doğaya karşı direncidir. Kendi doğasına karşı,
doğasındaki hayvansal şeylere karşı, açgözlülüğe karşı, kendimizi korumaya,
hiyerarşiye karşı. Kötülük her zaman yaşar ve güçlüdür. Tüm olanakları kullanıp
yaşamını sürdür. Eğer bunu yapmazsan ölürsün. Doğada iyilik yok. Bir insanın
ölümüyle yaşamı olasıdır ancak. Biz hepimiz ölümle besleniyoruz. Sanat, insanın
ruhunu, onu insana, gerçek insana dönüştürerek gerekli ve yararlı şeylerin
üstünde tutmaya çalışır. Sanatın yüceliği bu anlamsızlıktır.
Unutmayın, ilkelerde anlaşmak, uygulamada anlaşmak
anlamına gelmez. Ama o, anlık durumu kurtarır.
Hasandağı
parlaktır, eğer saban yürürse. Her derede bir değirmen, eğer suyu gelirse. Her
kümesten bir tavuk, eğer köylü verirse. Güzel gidiş bu gidiş, eğer sonu
gelmezse.
Varsa pulun herkes kulun, yoksa pulun dardır yolun.
Kebabı köz öldürür, yiğidi söz.
Sabırlı adam, iğneyle kuyu kazar.
Oymacılıktaki kural, eleştirmede de uygulanmaktadır. Hiç bir zaman, kaşıkla kesebileceğin şeyi, bıçakla kesme!
Bir şeyi bilmek, onu affetmek demektir.
Sersemler, intikamın tatlı olduğunu sanırlar.
Ağız yandıran aşı, kaşık tanır.
Aklı başında insanlara gülmek, delilerin bir nevi
hediyesidir.
Sizinle beraber olmak zevki hariç, ömrümde hiç bir dağ görmesem aldırmam bile.
Kösede sakal, avuç içinde kıl aranmaz.
Aç eşek, semerini de yer.
Başka birinin, sizin kadar iyi yapabileceği şeyi, bırakın
ona, siz yapmayınız.
Gençler "nasıl lezzetli miydi?" diye sorar.
İhtiyarlar "midemize dokunmaz mı?" diye.
Konuşunca sözleriniz, susmaktan daha iyi olmalı.
Dürüstlerin uyanık olması gerekir. Güneş zalimlerin de
üstüne doğar.
Oturan yer alır, yürüyen yol.
Erkeklerin beyni mermerden, kadınlarınkiyse
balmumundandır.
Başkalarından en fazla şüphe edenlere, en fazla
güvenilmelidir.
Çocuklar hiç bir şeyde her
şeyi bulurlar. Yetişkinler her şeyde hiç bir şey
bulamazlar.
Yaşayan bir sanat geçmişi üretmez, onu sürdürür.
Kurtuluş istiyorsan, kurtulabileceğin yolda yürü.
Eğer gerçeği açıklamak istiyorsan, zerafeti
terziye bırak.
Dostunun kusurlarını, ona yalnızken söyle;
başkalarının yanında ise onu öv.
Yıldırım Beyazıt, şarap içer ve bu hali de her tarafta
kılükali mucip olurmuş. Günlerden bir gün Bursa
Mahkemesi'nde bir dava münasebetiyle padişahın da şahadeti icabetti. Yıldırım,
mahkeme huzuruna çıkarak şahadette bulundu. Fakat Kadı, padişahın bu sırada
sarhoş olduğunu sezince: - Sarhoşların şahadeti kabul
olunmaz. Diyerek Yıldırım'ın şahadetini reddetti. Huzuru mahkemede mahcup düşen
padişah bütün kudretine rağmen hiç bir ses çıkarmadan
adalete hürmet ederek kadının önünden ayrıldı.
Beni de zengin kılacaktır onu benden zengin kılan. Ne
yoksulluk ne de zenginliktir sürekli kalan.
İnsanlar haktanır olsaydı, yargıçlar dilenirdi.
Bunca kusur, kadı kızında da bulunur.
Geçmişe mazi, yenmişe kuzu derler.
Akıllı erkeği arkasından, kadını da yüzüne karşı öv.
Akıllının ayıp saydığı ile ahmak övünür.
Gerçek arkadaşlık sağlık gibidir; değeri ancak o yok
olduktan sonra anlaşılır.
Sarmaş-dolaş yürürken geleceği karşılamak daha
kolaydır.
-Sen, herkese konuşma sanatını öğretiyorsun da kendin
neden iyi bir hatip değilsin? -Ziyanı yok. Bileğ
taşları da kendi kendilerini kesemezler, fakat kaba demirleri keskin yaparlar.
Seni kuru softaların softası seni! Seni cehenneme
kömür olası seni! Sen mi Hak'tan rahmet dileyeceksin bana? Hakka akıl öğretmek
senin haddine mi?
Köpeğin kısmeti olsaydı, gökten pastırma yağardı.
Canım yavrum! Artık kontratın doldu. Evi hemen tahliye
et. İcra memurlarını fazla
uğraştırma. Annenin avukatı, baban.
Akıllı yolcu, gönlünü evde bırakır.
Doğduğum zaman niçin ağladığımı, gün geçtikçe daha iyi
anlıyorum.
Üç şey gizlenemez: Duman, aşk ve parasızlık.
Büyük başarıların sahipleri, küçük işleri titizlikle
yapabilme sabrını gösteren kişilerdir.
Acı gerçek, sevinç veren yalandan daha iyidir.
Ölüm meleği her gün seslenmektedir: Ölmek için doğdum,
yıkılması için inşa edin.
Sokrates, bir ev yaptırmış nasılsa; eş dost başlamış
kusur bulmaya: Kimi içini beğenmezmiş: Kızmayın ama şanımıza layık değil
odaları. Kimi cephesine çatmış: Karşıdan görünüş, berbatmış. Hepsine göre de
çok darmış bu ev. Kim sığarmış kulübeye? Koca filozof: Ah, demiş; keşke bu evin
alabileceği kadar gerçek dostum olsa! Sokrates'in sözü yerinde: Bir ev dolusu,
gerçek dost nerede? Sözde herkes dost ama gel de inan. Dosttan bol şey de yok
dünyada, dosttan az şey de.
Yanınızda değillerken insanlar hakkında konuşmak
çirkin bir davranış olup, Allah’ın bütün kitaplarında yasaklanmıştır.
Kılıbık bir adamın mezartaşı:
İlk kez, karısından habersiz bir başka yere gitti.
Elin ağzı torba değil ki çekip büzesin.
Alışkanlıklar bırakılmazsa, zamanla ihtiyaç haline
gelirler.
Ermişlerin gönlü değişmez, arpa ekince pirinç çıktığı
görülmüş mü?
Utanmazın vicdanı, vicdansızın utanması yoktur.
İnsan gururu yüzünden de alçakgönüllü olabilir.
Pazarlık yapılmaz, içten pazarlık dahil.
At vurdu dizime, şimdi geldim özüme.
Azla mutluluk, çokla didişmekten iyidir.
Arif olan, buluttan nem kapar.
Evlerinde kendilerini saklayan, kapıları daima kapalı
duran, mutluluklarını kıskançça koruyan aileler! Ben sizlerden nefret ederim.
Yavuz Selim, şirpençe çıkarmıştı. Bir gün yanında
bulunan nedimi Hasan Can'a: -Omuzlarımın arasında bir şey acır durur, acep
diken mi ola? diye sordu. Hasan Can, gömleğini kaldırıp çıbanı görünce ürktü:
-Cerrahlara bir iyice muayene ettirsek Sultanım, dedi ve Sultan Selim'den: -Biz
çelebi değiliz ki bir çıbanla hekimlere müracaat edelim. Cevabını aldı. Yavuz
Selim, bu çıbandan ölmüştür.
Kadınların aşkları suya yazılmış, inançları da kuma
çizilmiştir.
Herkesi kusurları ile gören bir kimsenin, senden de
teşekkürle söz edeceğini sanma.
Hayat, kalıtımsal bir hastalıktır.
Küçük mucizeleri kabul ettiğimiz zaman, kendimizi
büyük mucizeleri hayal edebilecek yeterlikte hissederiz.
Abdal tekkede, hacı Mekke'de.
Ev sahibi kurnazdır, pastırmayı ince doğrar. Misafir
daha kurnazdır, ikişer üçer yutar.
En hayret verici görüşlerden biri; bir insanın,
bağımlı insanlardan bağımsız fikirler beklenmesini hayal etmesidir.
Taş taş üstüne, kale olur; söz söz
üstüne, dünya yıkılır.
1839 Tanzimat Fermanı mucibince din ve milliyet
gözetmeksizin bütün tebaa aynı haklara sahip olunca, hıristiyan
ahaliden bazıları müslümanları yakalar ve karakollara
götürüp: "Bana gavur dedi" diye şikayet
ederlermiş. Galata'da Voyvoda Karakolu'nun eski bir tabur ağası, müslümanlara: "Oğul" dermiş. "Söyleye
söyleye dilimizde tüy bitti; daha anlatamadık mı? Gavura, gavur
denmeyecek!".
Ağırlamak için bir şeyin olmazsa, okşamak için dilin
olsun.
Öyle şeyler vardır ki, insan onları daha yapmadan
pişman olur, fakat gene de yapar.
Anıran eşeğin başına vurma.
Akıl olmayınca, ne yapsın sakal.
Azınlık, haklı olabilir; çoğunluk her zaman haksızdır.
Önemli olan bir bilimsel bulguyu tümevarım
tümdengelimle çifte yorumlamak, neyi, niye ve nereye kullanacağımızı
bilebilmektir.
Oğlum! Helalinden kazanarak fakirlikten kurtulmaya
bak; çünkü fakir düşen kimse şu üç beladan kurtulamaz: 1. Dini zayıflar. 2.
Aklı zayıflar. 3. İnsani duygularını yitirir. Bu dertlerin en kötüsü
üçüncüsüdür. Daha da kötüsü insanların onu hafife almalarıdır.
Fukaranın ahı, tahttan indirir şahı.
Hitler, bir gün, içinde gizli evraklar bulunan
çantasını kaybetmişti. Hemen, SS şefini arayarak durumu haber verdi ve ne yapıp
edip çantanın bulunmasını emretti. Fakat aksilik bu ya, ertesi günü çantasını
evinde Hitler kendi buldu. Yine telefona sarılarak: "Çantamı buldum."
dedi; "yaptığınız araştırmalara son verebilirsiniz." "Nasıl
olur?" diye SS şefi cevap verdi. "Çantanızı çaldığından şüphe
ettiğimiz otuz casusu yakaladık. On beşine de çantanızı çaldıklarını itiraf ettirdik".
Ancak kötü olabilecek kadar cesur olabilirsen,
gerçekten iyi olabilirsin.
Ben bir hayvanım, insan değil. Bana daima insan
muamelesi yapıyorlar, bu bir hatadır.
İnsanın yaşamını nasıl sağlayacağını bilmesi
önemlidir. Ama nasıl yaşayacağını bilmesi, daha da önemlidir.
İt kışı geçirir ama gel derisine sor.
Dostuna kanat ger, ona baba şefkatiyle yaklaş ama
sezdirme.
Bir pire için yorgan yakar.
Aç doymam, tok acıkmam sanır.
Şöhret, kazanmak zorunda olduğumuz bir şeydir; şeref, kaybetmemek
zorunda olduğumuz bir şey.
Katır, sahibi için her zaman, yedekte bir çifte
saklar.
Alçak yerde yatma, sel alır; yüksek yerde yatma, yel
alır.
Eşinizin nefesini paylaşın; acısını hissedin.
Şahin, sinek avlamaz.
Körlerin ülkesinde tek gözlü, kıral
olur.
Mollanın karnı beştir, biri her vakit boştur.
Eğer A başarıya eşitse, başarını formülü şöyle
yazılabilir: A = X+Y+Z. Burada X= çalışmak, Y= oynamak, Z= çeneyi sıkı
tutmaktır.
Eşek anırırken, bülbül susar.
Gavur aklına gelir ya kaçarken ya sıçarken.
Gerçek düşman, seni asla terk etmez.
Nasıl devam etmesini istiyorsan öyle başlamalısın.
Göz terazi, akıl mizan.
En değerli armağan, kendinden bir parça verebilmektir.
Kör atın, kör de nalbandı olur.
Benim aşağılık komplekslerim seninkiler kadar büyük
değil.
Kötü yemek getirdi diye garsona az bahşiş verme.
Pişiren o değil.
Sokaktaki vatandaşın mezartaşı:
Gaflet uykusundaydı, uyanamadan gitti.
Dünyada hiç bir yol, kalp ile
beyin arasındaki kadar uzun değildir.
Düşünce kabiliyeti, egzersizle gelişir ve genellikle
sanıldığının aksine, insanların olgunluk çağlarında gençliklerinden daha
kuvvetlidir.
Evlilik, ilk bölümünde kahramanın öldüğü bir aşk
romanıdır.
Küçük kusurlarımızı itiraf edişimiz, büyük
kusurlarımız olmadığına herkesi inandırmak içindir.
Söyleyenden dinleyene arif gerek.
At meydanında, eşek anırmaz.
Akıl vezirdir, gönül padişah.
Derdi bir usturadır, tutsam yaralar, atsam yaralar.
Murphy Yasaları: 1- Hiç bir
şey göründüğü gibi kolay değildir. 2- Her şey sandığınızdan daha çok zaman
alır. 3- Ters gidebilecek her şey ters gider.
Gerçekten büyük olmayan büyük adamlar, çevrelerini
küçük adamlarla doldurur.
Evlilik yıldönümünüzü kutlama şekliniz, yılın geri
kalan kısmında eşinize nasıl davrandığınızdan daha önemsizdir.
Bilginin kölesi, bilgisizliğin efendisiyim.
Bir köpek, bir şeye havlar, ötekiler de ona havlar.
Bana okuduğum kitapların en güzelinin hangisi olduğunu
sorarsanız söyleyeyim: Annemdir.
Tatsız çorbaya, tuz kar etmez.
Aşka ve yemek pişirmeye yaklaşımın, pervasız bir
teslimiyet biçiminde olsun.
Üç erdem ödevlerimizin tamamlanıp sonuçlanmasını
sağlar: İyiyi kötüden ayırmaya yarayan sağgörü; bütün insanları birbirine
bağlayan dünya sevgisi; bize iyiyi yapmak, kötüden
kaçınmak gücünü veren yüreklilik.
Ben, ben ben. Denizde dalga
görmüş, boğulmuş. Dokuz köyün sahibi, dokuz köyden kovulmuş.
Öğüt, cevabını bildiğimiz; fakat bilmek istemediğimiz
soruya aranan karşılıktır.
Sosyalizmin zayıf tarafı, insanların bir kere
birbirlerine dayandıktan sonra, tek başına ayağa kalkabilmek için çok kuvvetsiz
olmalarıdır.
İnsanlar, "hayat kısadır" derler ama yine de, onu kısaltmak için, ellerinden gelen her şeyi yaparlar.
Sevilmeyen yol, kalabalıkta bile ıssızdır.
İnanan kişinin ruhu, borcu ödeninceye dek hapistedir.
Dost olan kişi mendiliyle yüzünü saklayıp senden
kaçmaya başlayınca, kapının sürgülü olmasına bakmaksızın kapılara yüklenip
gidecektir.
Teklifsizlikten hem en büyük sevgi,
hem de en kuvvetli kin meydana gelir.
Dünyada varoluş deneyimimize değer tek şey olayların
gülünç yanını görebilme yeteneğimizdir.
Şahın da çingeneye işi düşer.
Aheste hızlan!
Sakala göre saygı olsaydı, keçiyi çoktan şeyh
sayarlardı.
Başkalarına beklediklerinden çok daha fazlasını ve
keyif duyarak ver.
En tehlikeli danışman onurdur.
İyi nefret etmeyi bilen adamı çok severim.
İnsanlar seni, istedikleri kadar iyi bilsinler, ama
kendi kendini aldatabilir
Aksak eşeğin, kör nalbantı
olur.
Kaybedecek hiç bir şeyi
kalmamış insanlardan kendini kolla.
Alıcı kuşun gagası, eğri olur.
Vermenin zevkini bilmek için fakir olmak gerek.
Yuvarlanan taş, yosun tutmaz.
Hiç kusurumuz olmasaydı, başkalarında kusurlar
bulmaktan bu kadar zevk almazdık.
Dilsizin dilini, anası bilir.
Tanrı insanların ona güvenmelerinden hoşlanır. Fakat
ona dayanmalarından hoşlanmaz.
Damlaya damlaya göl olur, damlamaya damlamaya çöl olur.
Kısa tutalım, dünya sözcük enflasyonu geçirmekte.
Özgür olmak istiyorsan köle gibi çalış, iş yap.
Karga leşten, şahin etten söz eder.
Üç tutku, basit, fakat ezici derecede kuvvetle
hayatımı ellerinde tutmuşlardır: Sevgiye olan özlemim, bilgiyi araştırma
merakım ve insanlığın çektiği acı ve ızdırap için duyduğum, tanınamayacak kadar
büyük bir merhamet.
Çok konuşan, bir şeyler söylese de insanlar değer
vermez; sonsuza dek gürültüyle akan ırmağa, yararlı olmasına karşın, kimse
dikkat ve ilgi göstermez.
Yoksulun hamuru, fırında da donar.
Kullandıkça keskinleşen tek alet dildir.
İnsanlar, başaklara benzerler, içleri boşken başları
havadadır, doldukça eğilirler.
Pazarda koyun postundan çok, kuzu postu bulunur.
İyi anımsayamamanın kökünde, dikkatsizlik yatar.
Başkalarının mutluluğundan kendine pay çıkaran insan,
en mutlu insandır.
Evliliklerde şaşmaz bir kural vardır: İlk sabah
kalktığınızda yatakta bir başkasını bulursunuz.
İki tür insan vardır: Bilen ve dinleyen, geri kalanlar
artıklardır.
Bir adamın anlayışı ne kadar az olursa, kendinden o
kadar çok memnun olur.
Bir hatır, iki hatır, üçüncüsünde vur, yatır.
Yoksulluğun zayıflığından utanç ve telaşa kapılmayın,
semizler kurbanlık olur da zayıflar kurtulur.
Ağzımı bulamaç yaktı, keşke bir aş olsaydı; başımı
kerpiç kırdı, keşke bir taş olsaydı.
Bilim isteyene, yüceliğinden akarak gelir.
İdeologlar, insanlığın insanlardan daha iyi olduğuna
inanan kişilerdir.
Çanak, çömlek laf ederken, havruz
lafa karışmaz.
Ömrümüzden bir gün daha geldi geçti; derede akan su,
ovada esen yel gibi. İki gün var ki dünyada, bence ha var ha yok: Daha gelmemiş
gün bir, geçmiş gün iki. Eskiye itibar olsaydı, bit pazarına nur yağardı.
Ala it, çakalın dayısıdır.
Başkasının izinde yürüyen, iz bırakmaz.
Kişinin, doğruyu keşfedebilmesi için, tüm seçenekleri
görmesi gerekir. Bırakınız herkes pazar yerine kendi düşünce ürününü getirsin.
Kösteklemeyin, destekleyin. Piyasaya, yanlışların sürülmesinden de ürkmeyin.
Akılcı bir yaratıktır insan. Nasıl olsa, doğruya ulaşır.
Ben yarime gül demem, gülün
ömrü az olur.
Kültürün bilgiden ayrılan yanı, onsuz bilginin insanı
bilgi hamalı yapacağıdır.
Kaygı, kediyi öldürdü.
Şu dünyada insan biraz fazlaca iyi olmalı ki, iyiyim
dediğine değsin.
Davulda toz arama.
Okumak aynanın içine bakmaktır; aynanın arkasındaki
"sırrı" bilenler öteki tarafa geçerler. Harflerin sırrından haberdar
olamayanlar ise bu dünya içinde kendi yüzlerinin yavanlığından başka bir şey
bulamazlar.
Çoğu giti, az kaldı; tavuğu
kestik, kaz kaldı.
Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım. Hakkı
düştüğü yerden tutar kaldırırım.
İntihar, öz eleştirinin en dürüst biçimidir.
Dayısından miras, Tanrı'dan maraz kaldı.
Ben bu mektubu her zamankinden daha uzun yazdım, çünkü
kısa yazmaya vakit bulamadım.
Düşündüğünü söyleyenden değil, söylediğini
düşünmeyenden kork!
Kalbinden sevgin, kesenden sidiğin eksik olmasın.
Hissetmediğin hisleri, hissettiğini hissettiğin anda
hissettiğin his aşktır.
İnsan tabiatında akıllılıktan ziyade delilik vardır.
Bir kadın, fırsattan yararlanmak isteyen erkeği
affeder. Ancak fırsatı kaçıran bir erkeği asla affetmez.
Hakkın olan şeyi dilenmeyeceksin, gıyabında verilen
yargıyı kabul etme!
Dolandırılan gerçek dolandırıcıdır.
Cehl
ölmeli, zulm ölmeli, hak bulmalı kuvvet; hakkın yüzü
güldükçe gülümser beşeriyet.
Alçak gönüllü yüreklerde yaşayan düşünceler, en yüksek
düşüncelerdir.
Kapitalizmin doğuştan kalma zaafı; nimetlerden eşit
olmayacak şekilde faydalanılması. Sosyalizmin doğuştan kalma fazileti ise
yoksulluğun eşit olarak taksimidir.
Yoldan önce yoldaşı, evden önce komşuyu sor.
Kötü karı, kötü komşu, kötü at; birini boşa, birini
boşla, birini sat.
Bulunduğun yerde olgun ve yumuşak tavırlı ol. Yumuşak
ve düşünceli davranış insanın en iyi davranışı olur.
Delikanlı, kıliniğe girip,
danışmaya başvurdu: -36 Numaralı odada yatan genç kızla görüşmek istiyorum.
Nöbetçi hemşire sordu: -Hay hay. Siz nesi
oluyorsunuz, hastanın? -Ben mi? Erkek kardeşi. Bu sırada, hemşirenin yanında
duran hanım hemen atıldı: -Öyle mi! Çok memnun oldum tanıştığımıza. Ben
annesiyim.
Hırsların sonuna erişmek, gökkuşağın ucuna erişmeye
benzer: Biz ulaşırken, onlar kaçıp gider.
Susmak, yalanlanması en güç tartışmalardan biridir.
Tarihte hiç bir şey son sözü
söyleyen olmayacaktır.
Olsa ile bulsayı ekmişler,
hiç doğmuş.
Doktor, gazeteciye akıl hastanesinin koğuşlarını
gezdiriyordu. Elinde sarı saçlı bebeği, binbir
ihtimamla sevip okşayan, kulağına şiirler fısıldayan zararsız bir akıl
hastasını gösterip: "Bakın" dedi, sevdiği kızla evlenemeyince,
sevgili diye hep bu bebekle oynuyor". Biraz sonra bir kapının önünde
durdular. Doktor, demir parmaklıklı kapının ardında, korkunç küfürlerle, oraya
buraya saldıran adamı gösterdi: "İşte bu da o kızla evlenen zavallı".
Malım, seni vereyim de mi düşman olayım, vermeyeyim de
mi?
Eşinize harcadığınız para, eşinizle harcayacağınız
zamanın yerini tutamaz.
Hayvan budalası yürük olur, insan budalası pehlivan
olur.
Bilgeliği elinde tutanlar, onu her gelen serseme
öylece sunamazlar. İnsanın onu alabilmek için hazırlanmış olması gerekir.
Bütün hatalarımızdan en kolay affettiğimiz,
tembelliktir.
Atalarından sana kalanı hak etmeye bak. Yoksa senin
olmazlar.
Bir zeka ne kadar genişse,
hudutlu oluşunun sıkıntısını o kadar çok çeker.
Her şeye rağmen, herkes sevdiğini öldürür. Bazısı bunu
sert bakışıyla yapar, bazısı da yüze gülen bir kelimeyle, korkak biri bir
öpücükle, cesur adam bir kılıçla.
Akrep öfkesinden dolayı sokmaz, tabiatı böyledir.
İhtiyarlığın en belirli alameti, şimdiki zaman
pahasına geçmiş zamanı övmesidir.
Ben ne seninle ne de sensiz yaşayabilirim.
İstediğimiz gibi değil, olabildiğince yaşarız.
Her gün biri çıkar, başlar, ben ben
demeğe; altınları, gümüşleriyle övünmeğe. Tam işleri dilediği düzene girer;
ecel çıkıverir pusudan, benim ben, diye.
Keskin dil, devamlı kullanma ile keskinleşen biricik
alettir.
Kimin arabasına binerse, onun türküsünü çalar.
Bir akıllı olup bütün dünyanın derdini çekeceğine, bir
deli ol ki bütün dünya senin derdini çeksin.
Hiç bir
zaman değişmeyen bir fikir; uzun zaman giyilmiş, eskimiş bir cekete benzer.
Komşu kıskanç olmasa, kör kız ere gider.
Basit bir insan, zamanı nasıl öldüreceğini; değerli
bir insan da nasıl kazanacağını düşünür.
Allah'ın bir oluşuna karşı, çokluk olmanın, yuvadan
ayrılmanın "öksüz"lük duygusuna kapılan
akıl, yuvaya dönmek için kendini yok edip, tekliğe dönmek istemekteydi.
Göz iki, kulak iki, ağız tek; çok görüp, çok işitip,
az söylemek gerek.
Yapılırken heyecan duyulmayan işler, başarılamaz.
İnsan işine, işsiz kalıncaya kadar küfreder.
Kedi balık yemeği sever ama ayaklarını ıslatmak
istemez.
Onlar papatya falına bakmazlar. Karınları ağrıdığında
kaynatıp içerler.
Dünya dediğin bir bakışımızdır bizim. Ceyhun nehrinin
kolu göz yaşımızdır bizim. Cehennem, boşuna dert çektiğimiz günler. Cennetse
günü gün ettiğimiz günlerdir bizim.
Mertlik, kişinin sözünün eri olmasından ve insanların
kötülüklerinden korunmasından başka nedir?
Salyangoz, komşularına güveni olmadığından, evini
sırtında taşır.
Basit bir insanın elinden geleni yapabilmesi, zeki bir
insanın tembelliğinden çok daha değerlidir.
Cellatlar çoğu kez adaletin maskesiyle ortaya
çıkarlar.
İyi yapılan işin ödülü, onu iyi yapmış olmaktır.
Bu kadar çok çifte sıtandartın
yaşandığı ülkemizde neden hala bir "Çifte Sıtandartlar
Enstitüsü" bulun muyor?
Sevgi, açlıktan değil, fazla tokluktan ölür.
İnsan, iki efendinin müşterek bir uşağı olamaz.
Tarihte, ilk kez dıram olan
bir olay, bir kez daha tekrarlanırsa komedi olur.
Kötülüğün muzaffer olabilmesi için biricik şart, iyi
insanların hiç bir şey yapmamasıdır.
Affetmek, zaferin zekatıdır.
Akıllı olmasan da alçakgönüllü olabilirsin ama
alçakgönüllü olmadan akıllı olamazsın.
Eğride tok, doğruda aç görmedim.
Akıllı kimse atını, yarı akıllı karısını, aptal ise
kendini över.
Kendisine diyorum: "Ağadır" (hadım), o
diyor: "Kaç çocuğu var?".
Pireye kızıp, kürkünü ateşe vermiş.
İşin yoksa şahit ol, borcun yoksa kefil ol.
Önemli olan aşkımız, o da bizde yok, şaşkınız.
Düşünülecek üç şey var: Yaşam, ölüm, sonsuzluk.
Gerçeği insanların ölçüleri ile değil, insanları
gerçeğin ölçüsü ile tanı.
Her kahraman, sonunda can sıkan bir adam olur.
Baş ağrısına, taç şifa vermez.
Bal fıçısından, sirke çıkmaz.
Temel ile Dursun, poker masasında iyice yolunmuşlardı.
Temel'in çırılçıplak olmasına karşın, Dursun'un sadece kilotu
vardı. Soğukta tir tir titrerlerken, Temel konuşur. "Ha uşak, en becendiğum tarafun, kumar masasundan ne zaman kalkacağuni pilmendur".
Kim olduğunuzu kanıtlamak için yaşamımı kullanmaya
kalkmanız niye?
Hiç bir
şey insan kadar yükselemez ve onun kadar da alçalamaz.
Üzüntülerinizi anlatarak başkalarını sevindirmeyiniz.
Bir tek gerçek vardır; o da gerçek diye bir şeyin
olmadığıdır.
Yalnız menfaat, yalan söylemez.
Bu çürük temelli kubbede neyiz ki biz? Tasta delik
arayan karıncalar gibiyiz. Ne korku, ne umut
kapılarını bilen, şaşkın, gözü bağlı, avanak öküzleriz.
Gökten çorba yağsa, yoksulun içecek kaşığı olmaz.
Yanlış söz söylemek veya harekette bulunmak nüktenin
ruhudur.
Beleşte, pazarlık yoktur.
Her şey olur.. her şey unutulur.. her şey yoluna
girer.. hiç kimse her şeyi açıklayamaz.. Eğer herkes,
herkes tarafından herkes için söylenen şeyleri bilseydi, kimse kimseye bir şey
söyleyemezdi.
Arap eli öpmekle, dudak kara olmaz.
Başkalarını bağışla ama kendini asla!
Dünyanın en iyi hekimleri: Dr. Perhiz, Dr. Sessizlik,
Dr. Neşe'dir.
İnsanlar, nefret ettikleri insanların söylediklerini
anlamazlar.
Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz,
nefret ettirmeyiniz.
Dışı yaygı yayıyor, içi bir şeyler katlıyor.
Sana gölge veren ağacı kesme.
Arzularımız bizden, asıl istediğimiz şeyi bile
gizlerler.
Yoksulun tavuğu, tek tek yumurtlar.
Tanrı gökyüzüyle toprağı yarattı, sonra dinlendi. Daha
sonra denizle balıkları yarattı, gene dinlendi. Sonra sırasıyla erkeği, atı,
iti, öteki hayvanları yarattı, bütün dünya dinlendi. En sonunda kadını yarattı,
herkesin rahatı kaçtı.
Çalmayı öğrenen kimse, darağacında sallanmayı da
öğrenir.
Kimse evlenmeden önce kötü değil, kimse ölmeden önce
ölü değildir.
*Haktan yana şüphem yoktur benim.
Her türlü güvenini paraya koy, fakat paranı da emin
yer veya ellere bırak.
Bir düşmanı bağışlamak, bir dostu bağışlamaktan daha
kolaydır.
Kadınlar, mantıklı olabilmek için fazla hassas ve
hayalperesttirler.
İnsanları düşünmekten alıkoyan dört engel: Doğmalar,
batıl itikatlar, peşin yargılar. Reklamlar, puropaganda.
Duygular, sempatiler, antipatiler. Düşünme sırasında mantık zincirinin devam
ettirilmeyerek, her hangi bir şeyin etkisi altında
koparılması.
Bir kocanın, karısından başka kadınların giyimlerine
dikkat etmesi şöyle açıklanabilir: İnsanlar, paketin içinde ne olduğunu
bilirse, ambalaj önemini kaybeder.
Büyük zevklerin peşinde koşarken, hayatın küçük
zevklerini gözden kaçırma.
Halının tozu, delinin sözü bitmez.
Az eli aşta gör, çok eli işte gör.
Dişin ağrıyor, çek kurtul; komşun kötüdür, göç kurtul.
Armağanlar biter bitmez arkadaşlık sona erer; ineğin
memesi kuruyunca da dana onu bırakıp gider.
Yağmurda ekilen, güneşte biçilir.
Evinizin eşiğini temizlemeden, komşunuzun damındaki
kardan şikayet etmeyiniz.
Arkadaşın şeytansa, cehenneme alışmalısın.
Yeter derecede eğitime sahip olmalısın ki etrafındaki
insanları lüzumundan fazla büyük görmeyesin. Fakat bilgin olacak kadar da
eğitim görmüş olmalısın ki onları küçük görmeyesin.
Hiç bir
şey hakkında her şeyi biliyorum.
Ekmek, çiğnenmeyince yutulmaz.
İnsanda dilince değişir kader;
ya yurda baş olur, ya başı gider.
Gün gider gediğinden, el utansın dediğinden.
Evlilikte, birlikte bir şey yapmamak, yalnız yapılan
bir başka şeyi engelleyecektir.
Veni, vidi, vici. (Geldim, gördüm, yendim).
Çözülebilecek bir şeyi asla kesip atma.
Hakikat, çıplak gezmeyi sever.
Akıllı adam, akılsız adamın son yaptığını ilkin yapar.
Biz, incinmeyi incitmeye tercih ederiz.
Yalanın dostu, gerçeğin de düşmanı çoktur.
Yaşlı milyonerin, genç ve çok güzel karısı ölmüştü.
Yaşlı koca kendisini kontrol edebilmesine rağmen, ölen kadının genç sevgilisi,
bütün cenaze töreni boyunca hüngür hüngür ağladı. Nihayet yaşlı milyoner, elini
genç adamın omuzuna koyarak: "O kadar üzülme delikanlı. Nasılsa tekrar
evlenmeyi düşünüyorum".
Gerçek ne kadar acıysa, o kadar tatlı söyleyin.
Barutu kuru tutalım.
Alışkanlık, anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir.
Bu sabah uyandığımda aynı kişi miydim ben? Aynı kişi
değilsem; sorayım o zaman: Kimim, Allah aşkına ben?
Gece, gül bahçesinde, ararken seni, gülden gelen kokun
sarhoş etti beni. Seni anlatmaya başlayınca güle, baktım kuşlar da dinliyor
hikayemi.
Gör geç demişler, sür git dememişler.
Günün sonunda kendini bir sokak köpeği kadar yorgun
hissediyorsan, belki bütün gün hırladığın içindir.
Erzurumlu: "Bizde soğuklar çok olur. Kışın bir
horoz, damdan dama uçsa buz kesilir." deyince, İranlı: "O da nedir ki
kışın Tahran'da iki kişi sokakta konuşsa, kelimeler taş kesilir,
karşısındakinin suratına küt küt vurur" demiş.
İnsan, kumar oynayan hayvandır.
Hayatta her limana uğra fakat demir atma.
Tabiata sahip çıktığımda, kendimi ot gibi
hissediyorum.
Fiziksel cesareti hayvanlar da gösterir. Güdüseldir.
Ahlaki cesareti yalnızca insanlar gösterir. Öğrenilmeden sahip olunmaz.
Güzel bir görünüş, sessiz bir tavsiye mektubudur.
Çevrenize alıştığınız anda ihtiyarlamışsınızdır, çünkü
artık düşünmeye ihtiyacınız kalmamıştır.
Kişinin sahip olduğu şeylere ulaşabilmesi için onu
etrafında pervane olurlar da, kötü zamanında bekleşir,
yok olurlar.
Zorluk seni zorlayıncaya kadar, sen zorluğu zorla.
Adam kıtlığında keçiye, Abdurrahman Çelebi derler.
Makinalar, dünyanın bilinç-altıdır.
Bana, üzerinde duracak bir yer ver. Dünyayı yerinden
oynatırım.
Bir insanı tanımak istiyorsanız, onu büyük bir mevkiye
getiriniz.
Analı kızın işi görünür, anasız kızın dişi görünür.
Benim gerçekten ve dehşetle korktuğum biricik hayvan
insandır. Bir aslan karşısında o kadar büyük bir cesarete lüzum yoktur.
İnsanlara göre o bir kafeste emniyetlidir. Aslında aslan pek tehlikesiz
hayvandır. Zira onun ne bir ideali, ne dini, ne de
politik bir görüşü var, kısacası o yemek istemediği şeyleri ne tahrip eder, ne
de öldürür.
Kadınlarda beğenilme ihtiyacı, sevilmek ihtiyacından
önde gelir.
Sosyalist bir hükümet, herkesin başını ağrıtan, sonra
da herkese bedava aspirin dağıtan bir hükümettir.
Ey yoksulluk, neden hep bana geliyorsun? -Babanla
geçimimiz iyi idi, işte sıra sende şimdi.
Bu geceye söylüyorum: Ne olur, daha yavaş geç. Yoksa
şafak, geceyi dağıtmaya gelecek.
Köpek kadından akıllıdır, çünkü efendisine havlamaz.
Konuşmasını biliyorsan konuş, ilham alsınlar.
Konuşmasını bilmiyorsan sus adam sansınlar.
İyi evlilik, bir eve benzer: Her zaman onarım
gerektiren bir kaç oda vardır.
Beylere inanma, suya dayanma; günün güzeline, atın
gençliğine ve karının sözüne güvenme.
Büyük fizikçi Galvani,
1791'de kurbağa bacaklarında tecrübeler yaparak bilahare kendi ismiyle anılan ceryanı keşfettiği sırada, bir kaç
kişi müstesna, bütün dünya tarafından alayla karşılanmıştı. Kendisi 1792'de
şöyle yazıyor: "İki kısım insan tarafından hücuma uğruyorum: Abdallar ve akıllılar.. Her ikisi de benimle alay ediyorlar ve bana
kurbağaların dans ustası diyorlar. Halbuki tabiatın yeni bir kuvvetini
keşfettiğimi biliyorum".
Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz.
Sev seni seveni, yerle yeksan olsa da;
sevme seni sevmeyeni, dünyaya sultan olsa da.
Doğmadık çocuğa, kaftan biçilmez.
Dünyada, ilk bakışımın doğruluğuna çok güvendiğim
şeylere, ikinci kez dikkatle bakmanın gerektiğini anlayacak kadar yaşadım.
Allah, ilmi dileyene, malı dilediğine verir.
Gerçek, ayakkabılarını giymeden; yalan, dünyayı üç kez
dolaşır.
İnsanoğlu, bir yanılgının çocuğudur.
Çekilen acının mükafatı büyümedir.
Arife günü yalan söyleyenin, bayram günü yüzü kara
çıkar.
Tanrı seni mutluluk yağmuru altında şemsiyesiz
bıraksın.
Hüneri öğren de iğren!
Sevdiğimle birlikte olduktan sonra, bir çalı altı da
ev sayılır.
Demokrasi, iyi kızdır ama size bağlı kalmasını
istiyorsanız her gün onunla sevişmeniz gerekir.
Fazilet ve üstünlük bilim adamlarınındır; onlar doğru
yolu bulanlardır ve doğru yolda yürümek isteyenlerin yol göstericileridir.
Eğitilmiş insanın ayağı kayıp düşse, düştüğü yer
yastık döşek olacaktır.
Kaderini beklersen keder getirir, çalışmaya gidersen
sevinç getirir.
Düzen aklın zevkini okşar ama, düzensizlik hayal
gücünün mutluluğudur.
Paranın mutluluğu satın alamayacağını iddia edenler,
iyi bir alış veriş merkezinin adresini bilmeyenlerdir.
Merdin kulu ol, namerdin ağası.
Karga kardeş, yavruların nasıl? -Dün karaydılar,
bugünse kapkara.
Ebe çok olunca, çocuk sakat doğar.
Yüzeydeki her şey yüzeysel değildir.
Kıskançlar, herkesten önce affetmeye hazırdırlar.
Bunu, bütün kadınlar bilir.
Ana, kızına taht kurar; kız, bahtı kocadan arar.
Hep iyiliğimizi istiyorlar, vermeyeceğiz işte.
Dost sanma, şanlı vaktinde dost olanı; dost bil, gamlı
vaktinde elinden tutanı.
Kendini başkaları gibi, başkalarını da kendin gibi
bil.
En iyi hükümet, bize kendi kendimizi yönetmeyi
öğretendir.
Fakirin tesellisi, ölümdür.
Milleti kurtarmak için milletvekili olmuştu, millet
kurtuldu.
Kuru kaşık, ağız yırtar.
Dostlarımızdan sakınmak, onlar tarafından
aldatılmaktan daha utanılacak bir şeydir.
Yarınlar güzeldir deme. Bugünler de dünlerin yarınları
değil miydi?
Sen dünyaya gelene kadar; annen bir, ben dokuz
doğurdum. Müjdeni aldığımda yavrucuğum, mutluluktan uçuyordum. Baban.
Gözlüye gizli yoktur.
Savaşın, tehlikeli bir şey sayıldığı sürece, daima
cazibesi artar. Eğer kaba ve vahşi bir şey olarak görülürse, popüler olmak
vasfını kaybeder.
El ağzına bakan, karısını tez boşar.
Gözüyle dili ayrı konuşan insanın gözüne bakın.
Temel'le Fadime'nin bütün çabalarına rağmen, bir
düzine çocukları olmuştu. Tüm doğum kontrol yöntemlerini kullandıkları halde
karısının 13. çocuğa hamile olduğunu öğrenen Temel, o gece yatağını yorganını
sırtladığı gibi yatak odasından çıkarken şöyle bağırdı: -Pundan
pöyle pen, koridorda yatacağum. Kocasının hareketinden şaşkınlık içindeki
Fadime'nin odadan şöyle seslendiği duyuldu: -Faydaluysa
pen de yanuna celeyum bari.
Bin bilsen de, bir bilene
danış.
İyimser insan, her karayıkımda
bir fırsat; kötümser insan, her fırsatta bir karayıkım
görür.
Yaman günün ömrü az olur.
Bir bugün, iki yarına bedeldir.
Bilgi, konuşmadan çok, susmaya yakındır.
Bir işe girişmek için, iyi bir gerekçemiz yoksa; ona
başlamamak için, iyi bir neden var demektir.
Dünyada başarı kazanmanın iki yolu vardır: Kendi
aklından faydalanmak, başkalarının akılsızlıklarından yararlanmak.
Domuz derisinden post olmaz, eski düşman dost olmaz.
Edepliye dediler: "Edebi kimden öğrendin?",
dedi: "Edepsizden".
Dinlemeyi öğren. Bazı fırsatlar kapıyı hafif tıklatır.
Aptalın "size güvence veririm" demesinden,
akıllının "bana öyle geliyor" demesi, gerçeğe daha yakındır.
İzdivaç, insanın ya boynuna taş bağlar,
ya da başına taç giydirir.
En beceriksiz kişi, kendi gizini saklayamayandır.
Ağaca dayanma kurur, insana güvenme ölür.
Bilim adamlarının en güzel huyu, anlayışsızların
karşısında susmalarıdır.
Ey Tanrım, beni otuz gün bir adamın pabuçları içinde
dolaştırmadan, onun hakkında hüküm vermeme, izin verme.
İnsanlar tenkit edilmeleri için sorarlar, fakat
istedikleri övülmektir.
Herkesin çözemediği puroblemlerin
çoğu, vaktinde ele alınmaya cesaret edilmeyen veya aslında basit görünen ve
önem verilmeyen puroblemlerdir.
Sevmek fiili, çekimi en zor fiillerdendir. Geçmiş
zamanı basit değildir.
Hayatın yüzde onu başıma gelenler, yüzde doksanı da
benim bunlara tepkimdir.
Bir de körler var; kuşkusuz hep karanlıkta düşünürler.
Tilkiye "tavuk kebabı yer misin? demişler.
"Adamın güleceğini getiriyorsun" demiş.
Eşeğe, at buluncaya kadar binerler.
İnanılmaz şeylere inanmaktan çekinmeyiniz.
Onun bokundan kerpiç olmaz.
Ben ekmek ve peynirimle kavga etmek istemem.
Kendimize göre düşünürüz. Kurallara göre konuşuruz.
Adaletlere göre davranırız.
Eşek ile gitme yola, başına gelir türlü bela.
İnsanları kendi bulunduğun noktadan değil onların
bulunduğu yerden değerlendir.
Konuşma.. hiç bir zaman karşı tarafa can sıkıcı görünmemek, her şeyi
ilginç söyleyebilmek, ne olursa olsun karşı tarafı eğlendirmek, ağırlamak,
söyleyecek hiç bir şeyin olmadığı halde, belli etmemek ve çekici olmaktır.
Allah'ın bildiği, kuldan saklanmaz.
Yavaş atın tekmesi, hızlı olur.
İnsanlık Hitler'in fırınlarında pişirildi, bakıyorum
nedense hala çiğ.
Acı çekmekten korkan insan, korktuğu şeyden acı
çekiyordur.
İnsanları aşağı görmeye hakkı olan tek bir insan
yoktur. Kendisinden bir şey öğrenilmeyecek tek bir insana rastlamadım.
Saygısız ağız, anahtarsız açılır.
Olgunluk, gözetleyen olsun olmasın verilen işi yapmak,
para olduğu halde israf etmemek, intikamı düşünmeden haksızlığa dayanmaktır.
Aşkın gözü kördür. Evlenince yeniden görmeye başlar
insan.
Korkaklarda cesaret olsaydı, herkes tarihe kahraman
olarak geçerdi.
Koyun olmayan yerde, keçiye Kerem Ağa derler.
İnsan, sosyal bir hayvandır.
Aldığın abdest, korkuttuğun kurbağaya değmez.
Ülkemizi yönlendirmek için, tüm komutanlarımız deneyim
yoluyla yetenek haline gelecek suni tehlikelere sahip olmalıdır. Bunlar:
Bağlılık, cesaret, arzu, duygusal güç, fiziksel güç, sevgi, kararlılık, tahmin,
zamanlama, rekabetçilik, özgüven, sorumluluk, inanılırlık, ısrarcılık,
güvenilirlik, koruyuculuktur.
Duvar yapıldıktan sonra duvarcı unutulur.
Hastanedeki arkadaşlarını ve akrabalarını ziyarete
git. Senin orada geçireceğin süre onlarınkinden çok daha kısa.
Çevremizi o kadar çok değiştirdik ki şimdi bu yeni
çevreye uyabilmek için kendimizi değiştirmemiz gerekiyor.
Siz kolayca, bir adamın karakterini, kendine hiç bir şey yapmayan insanlara ne şekilde muamele ettiğine
bakarak anlayabilirsiniz.
Ev yeni, duvar yeni, eleğim seni nereye asayım?
Aç esner, tok geğirir.
Hiç hata yapmayan insan, genellikle hiç
bir şey yapmaz.
Başkalarının kusurlarını tartarken, parmağıyla
terazinin kefelerine bastırmayan insan pek enderdir.
Mal sahibi, mülk sahibi, mafya olur son sahibi.
Aşkın tırajedisi,
ilgisizliktir.
Davulun sesini uzaktan, bülbülün sesini yakından
dinle.
İhtiyar bir cimri, ölüm döşeğinde yatmakta ve uzun
süre yaşamayacağını iyi bilmektedir. Oğullarından birini yanına çağırır ve rica
eder: "Mutfaktan çilekli turta kokusu almaktayım. Annen, çilekli turtaya
bayıldığımı iyi bilir. Son bir kez, arzumu yerine getirmekle meşgul. Gidip,
bana biraz getirir misin?" Oğlan mutfağa sıvışır ve biraz sonra, gülmekten
katılarak geri gelir: "Annem, turta cenaze töreninden sonra yenecek,
dedi".
Kadınlar erkeklere egemen olmadan önce, kendilerine
egemen olmayı öğrenmelidirler.
Kimse, komşusuna ihtiyaç duymayacak kadar zengin
değildir.
Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç. Bu son
fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç.
Yalancı, sahte bir dille beklentilerinin ve duymak
istediklerinin hepsini verir. Senin her söylediğini yılan kıvraklığı ile
değiştirir.
Eşeğe semeri yük değil.
Sevda geçer yalan olur, sonra sokar yılan olur.
Tilkiye göre, herkes kendisi gibi tavuk yer.
Herkesin önünde öv.
Kızlarını okutmayan milletler, oğullarının hüsranına
ağlasın.
Tanrım bana sabır ver ama lütfen çabuk ol!
Balı, parmağı uzun olan yememiş, kısmeti olan yemiş.
Yemeğini didikleyen bir kadınla asla evlenme.
Sosyoloji, en fazla metodu içeren, fakat en az çözümü
olan bilim dalıdır.
Korkulu rüya görmektense, uyanık yatmak hayırlıdır.
Çok derin olan kuyu değil, çok kısa olan iptir.
Güneşi balçıkla sıvamak elimde değil. Erdiğim sırları
söylemek elimde değil. Aklım düşüncenin derin denizlerinden bir inci çıkardı ki
delmek elimde değil.
Her büyük kadının arkasında onu durdurmaya çalışan bir
erkek vardır.
Tilki, erişemeyeceği üzüme ekşi der.
Bazıları büyük olarak doğar, bazıları sonradan
büyüklük kazanır, bazıları da zorla büyük olurlar.
Mevkiinden özveride bulunmak, yetki vermek değildir.
Şeytanla sofraya oturanın kaşığı uzun olmalı.
Benim sakalım tutuştu, sen sigara yakmak istersin.
Yüz kelimeyle ifade edilemeyen bir düşünceyi ne söylemeli, ne de yazmalıdır.
Armut piş, ağzıma düş.
Yanılgı insanlar içindir; ancak silginiz kaleminizden
önce bitiyorsa, fazlaca yanlış yapıyorsunuz demektir.
Ay olur, yılı besler; gün olur, ayı besler.
Yalan atla gider, gerçek yürür, fakat yine de tam
zamanında yetişir.
Bütün kainat birbirine sevgi
ile bağlanmış. Sevgini vermesini öğren, çünkü gönlün anlasın ki hepsine yer
varmış. Sevgisiz insandan, dünya, unutma ki korkarmış.
Çürük tahta, çivi tutmaz.
Tecrübeme göre, eğitimsiz kimselerin de erdemleri çok
azdır.
Peyniri saklar deri, avradı saklar eri.
En kısa yol, bilinen yoldur.
Kitabınızı çok tuttum, elime yapıştı.
Paralının eli oynar, parasızın gözü oynar.
Övüngen bir zengin, bir gün filozofa yeni konağını
gezdiriyordu. Bütün yerler, pahalı mozayik döşeliydi.
Bir ara, nasılsa filozofu bir öksürük tuttu ve ev sahibinin yüzüne tükürük
sıçrattı. Zengin sinirlenip, homurdanmaya başlayınca; filozof istifini bozmadan
şöyle yanıt verdi: "Kusura bakmayın! Evinizde tükürmek için daha uygun bir
yer bulamadım!"
Bunu yazan Tosun okuyana koysun. Oğlum Tosun, sen daha
toysun, okuyan sana koysun.
Hastaya döşek sorulmaz.
Kendim gibi olmak istediğim andaki gibi olmak
isterdim.
Her şeyi devletten beklemeyin, kendi çişinizi kendiniz
yapın.
Saygı: Saldırmazlık antlaşması önermek. İyimserlik:
İyimserlikten doğan kayıplar konusunda iyimserim.
Görüş ayrılığı, yabancılaşmanın başlangıcıdır.
Yanında bir kadın olmadan uyumazdı, artık deliksiz
uyuyacak.
Öğrendiklerini bir saat gibi cebinde taşı, ikide bir
saati olduğunu göstermek isteyen insanlar gibi ortaya çıkarma, eğer birisi sana
saati sorarsa söylersin, ama her saat başında sorulmadan saat kulesi gibi ötme!
Karasineğin derisini soyar.
Yüzü bezek, içi tezek.
Gurbette taşa yaslanmayan, evindeki halının kıymetini
bilmez.
Kışın, kuş, ağacın tepesine konarsa, gün ılık olur;
kenarına konarsa, gün soğuk olur.
Utanmak güzeldir, fakat kadınlarda olursa daha da
güzel olur.
Açlıktan karnı gurlar, başında püskülü fırlar.
İnsan, yüzü kızaran hayvandır.
Cinayet suçundan otuz altı yıl hapse hükümlü adam,
kapatıldığı hücrede can sıkıntısından, gözüne ilişen duvardaki karıncalarla
uğraşıp oyalanmaya başlamış. Yuvadan aldığı bir kaç
karıncaya, olağanüstü cambazlıklar öğretmiş. Cezasını doldurup cezaevinden
çıkarken, eğitip, cambaz yaptığı karıncalarla yaşamını sürdürmeyi düşünmüş.
İçlerinde en usta cambaz olan karıncayı da yanına alıp cezaevinden çıkmış.
Yıllarca güzel bir yemek yememiş olan adam, bir lokantada karnını güzelce
doyurduktan sonra, karıncasının ilk numarasını garsona gösterip bir deneme
yapmak istemiş. Garsonu çağırıp: -Hey garson, şu karıncayı görüyorsun ya.. Diye söze başlarken, garson birden atılıp, peçeteyle
ezdiği karıncayı masadan atarken: -Çok afedersiniz
bayım, demiş.
Kahkaha, iki insan arasındaki en yakın mesafedir.
Bugünün düşünürü, aynı zamanda bir eylem adamı olmak
zorundadır.
Nasreddin Hoca, eşeğini huysuzluğu yüzünden satmaya
karar vererek pazara götürür. Hayvanı, cambaza teslim eder. Bir müşteri gelir,
dişine bakmak ister, eşek hart diye ısırır. Bir başkası, kuyruğuna bakayım
derken çifteyi yer. Hayvan kimseyi yanına yaklaştırmaz. Kimsenin kendisini
muayene etmesine izin vermez. Cambaz da gelir, hayvanın yularını Hoca'ya teslim
eder: -Senin hayvanın çok huysuz, der. Kimse bu hayvanı satın almaz. Hoca,
eşeğini satamayacağını anlayınca: -Esasında ben de onu satmak için getirmiş
değilim, der. Maksadım Ümmeti Muhammed'in benim ondan neler çekmekte olduğumu
görüp anlamasıdır.
Evde yoğurt dökülse, kırda buzağı anasını emer.
En beğendiğim tarafım, kendimi beğenmiş olmayışım.
Başkalarının bilgisiyle bilgin olsak bile, ancak kendi
aklımızla akıllı olabiliriz.
En güzel armudu, domuzlar yer.
Gündüzüm karanlıksa, güneşin kusurundandır.
Gerekmeyeni biriktirmezsen, gerektiğinde bulamazsın.
Karaman'ın koyunu, sonra çıkar oyunu.
İki tür insan vardır: İki tür insan vardır diyenler ve
demeyenler.
Hiç değilse, çocuğunuzun adını siz koyun. Amerika her
yere yetişemiyor!
İnsanlar genellikle, tanrıdan iki kere ikinin dört
etmemesini istemek için dua ederler.
Sana güvendiğim dağlar, sana da kar yağarmış.
Altı kişi, kendisine daha önce yardımı dokunanı
anımsamaz: Öğrenci öğretmeni, evlenen oğul anayı, sevmemeye başlayan erkek
kadını, amacına ulaşan yardımcıyı, fundalığa sürüklenen kılavuzu, hasta hekimi.
Taşı delen suyun gücü değil, damlalarının
sürekliliğidir.
Mertlik, açıkça yapılmasından utanılacak bir şeyi,
gizli yapmaktır.
Taş ol da baş yar.
Deveye ot gerektiğinde, boynunu uzatır.
Geline "kocan çirkin" derler, "babamın
evinde o da yoktu" der.
Toplum önünde konuşma yapan bir insan, aslında dört
konuşma yapar: Konuşmadan önce yapacağını düşündüğü, yani hazırladığı konuşma.
Yaptığı konuşma. Dinleyicilerin anladığı konuşma. Konuşmadan sonra yerine
oturduğu zaman "ah, keşke şunları da söyleseydim, heyecandan unuttuğum
konuşma" dediği konuşma.
Kötülük yapmak arzusu duyduğunda, buna neden olan şeye
gözlerini kapa, senden uzak duran fenalığa sen de uzak dur.
Pazarlığı asla şansa bırakmayın. Her görüşmeye
düşmanların güçlü ve zayıf yanlarını bilerek girin, onun sırlarını bilmek sizi
güçlü kılar ve asıl amaçlarınız konusunda onu aldatır.
Hayal gücü, bilgiden daha önemlidir.
Mecnuna demişler, yahu bu kadar övdüğün şu senin
Leyla'n da pek güzel bir şey değilmiş. Mecnun gülmüş, sen onu benim gözümle bir
görebilsen, demiş.
Kadın, insanın kendi gölgesi gibidir; kovalarsınız
kaçar, kaçarsınız kaçar.
*Zannedildiğinin aksine, kötülükle iyiliğin savaşından
iyilik galip çıkacaktır.
Eğri ağaca yayım, her gördüğüne dayım deme.
Alt dudağı yer süpürür, üst dudağı gök.
Biz bir öyküyü iki kez anlatmayı pek severiz, fakat
onu bir kereden fazla dinlemeyi asla.
Eşek, lakaptan ölmez.
Hileli pazar, dostluğu bozar.
Kör ne ister: İki göz. Biri eğri, biri düz.
Dul karı, kendi sabunuyla yıkanır.
Doğum odasından çıkan hemşire, kanepede oturan Temel'e
yanaşıp: "Çok güzel bir çocuğunuz oldu. Bilin bakalım kız mı, erkek
mi?" "Pen erkek olmasınu
isteydum." "Çok üzgünüm, erkek değil; bir
kız çocuğunuz oldu." Temel, hemşirenin yüzüne, üzülme, der gibi bakıp:
"Pen zaten hep, içinci
ihtimal olarak kız çociğunu düşüneydum
da" dedi.
Bir peştemalı var kırmızı; hem anası bağlar, hem kızı.
Yolunu şaşırmak ayıp değil, ayıp olan onu yeniden
bulmamaktır.
Büyük değilim ben; ama beni içine sığdıracak bir ülke
bulamadım. Pahalı da değilim aslında; ama kendime alıcı bulamadım.
Gençlik bir kitaptı, okuduk bitti; canım bahar geçti
çoktan, kış şimdi. Hani sevincin, o cıvıl cıvıl kuş?
Nasıl, ne zaman geldi, nasıl gitti?
DİLLAKİ. Büyük harflerle başlamıştık aslında hayata.
Önce dil bozuldu, sonra küçüldü kelimeler, gittikçe kısaldı cümleler.
Sessizliğe büründü tüm sesli harfler. (Bir DİL-VİN teorisi olsa da spor evrim
geçirerek siporlaşsa. Bir DİL-VİN'imiz
bile yok, bilmem anlatabilmiyor muyum?) Ne incelik kaldı, ne inceltme işareti. Kurduğumuz cümleler birer birer
çöktü. Cümle sonlarına nokta koymaz olduk. Özelleştirildi bütün özneler.
Hayatın yüklemi sırtımıza bindi. Şöyle bir "OF" çekecek iki tek harf
bulamadık kendimizde.
Çocuk sevdiği yere, eşek dövüldüğü yere gider.
Bizi böyle bırakma; ya
salıver, ya bağla!
Akıllı sözünü, akılsıza söyletir.
Bu dünyaya anlaşılmak için değil, anlamak için geldik.
Ölü gözünden yaş, imam evinden aş beklenmez.
İmzalayacağın kağıtları dikkatli oku. Büyük puntolu
yazıların sana verilenleri, minik puntolu olanların da senden alınacakları
içerdiğini unutma.
Bahis aptalın tartışmasıdır ama kazandığında çok
inandırıcı olur.
Bilim, umutsuzluğun bitip umudun başladığı yerdir.
Araştırıcı, bunun farkına varan insandır.
Hayatımı kaybettim, hükümsüzdür.
Ayağa kalktıktan sonra insanın gölgesi uzadı.
Cildiniz buruşabilir, saçınız ağarabilir ama, aşık olmuş birinin yüzündeki gülücüğün yaşı yoktur.
Altın yerde paslanmaz, taş yağıştan ıslanmaz.
Değişmez kural, değişmez kuralın olmayacağıdır.
Deha, iki kenarı da keskin bir bıçaktır; bir kenarıyla
geleceği yontar, bir kenarıyla kendini keser. Ne yazık ki topluma egemen olan
iki yanı da kör bıçaklardır. Bunların kendilerine zararı olmazsa da topluma
yararı da olmaz. Hayat, iki yanı keskin bıçaklarla iki yanı kör bıçaklar
arasında bir düellodan ibarettir. Bir yanı keskin, bir yanı kör bıçaklar mı?
Onlar, kendilerine zarar vermeden, toplumu kesmekle meşguldürler.
Paylaşmayı bilmeyen, gıpta etmeyi çabuk öğrenir.
Gök gürlemeyince Allah demez.
Arabayı hızlı sürmekle itham ediliyordu. Çünkü,
uzmanlar, arabayı kullananın sarhoş olduğunu tesbit
etmişlerdi. Adam mahkemede: "Sarhoş değildim. Sadece her zamankinden fazla
içmişim, o kadar". Hakim kararı bildirdi:
"Bu iddianızı nazarı itibare alıyoruz. Sizi, on
dört gün yerine, iki hafta hapse mahkum
ediyorum".
Bütünüyle onaylama, reddetmenin kibar şeklidir.
Ben derim bayram haftası, o anlar mangal tahtası.
Kapitalizm, insanın insan tarafından sömürülmesidir.
Sosyalizm tersi.
Mutlu olmak mı istiyorsun? Öyleyse hiç
bir yerde aşırılığa kaçma, neşeli ol.
Babalardan biri, uzun çarşıdan yukarı çıkarken,
gençler, baba ile alay etmeye karar verirler. Tezgahlardan biri:
"Baba!" diye seslenir. Baba, dönüp bakar. Genç: "Afedersiniz birine benzettim" der. Az sonra diğer
biri: "Baba!" diye seslenir. O da aynı karşılıkta bulununca, alaya
alındığını anlayan baba, çarşının orta göbeğinde durarak:
"Namussuzlar!" diye haykırınca, bütün başlar dükkanlardan dışarı sarkmış.
Baba: "Amma da namussuz varmış ha!" deyip yoluna devam etmiş.
Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.
Her soru, bir yanıta layık değildir.
Dokuz ay bekledik saralım diye. Saramadan kara
topraklar aldı seni bebeğim.
Şeytanın dostluğu, darağacına kadardır.
Parmak borsası bugün düşüş gösterdi. 10 parmakta
bugünkü kapanış: 8 marifet.
Ruhum benim oldukça, bu imanla beraber üç yüz sene,
dört yüz sene, beş yüz sene bekler.
Alçak eşek, binmeye kolay; öksüz uşak, dövmeye kolay.
Gel, kalbimde yaşa; kira filan istemem.
Malum ya, eskiden İstanbul sokaklarında çok avare
köpekler vardı. Bir akşam, sarhoş, meyhaneden dönerken önüne bir sürü köpek
çıkarak üzerine saldırmışlar. Sarhoş, sarhoş kafa ile onlardan kendini sakınmak
için eğilip bir taş kaldırmak istedi. Tesadüf, eline kaldırım taşlarından
birisi rastgeldi. Taşın yerinden kalkmadığını
görünce: -Aman! Bu ne acayip memleket! Taşları bağlamışlar da köpekleri
salıvermişler, diyerek koşa koşa oradan uzaklaştı.
Deli dediğimiz kişilerin kusurları bizim büyütülmüş
kusurlarımızdan başka bir şey değildir.
Bütün cesurlar, ahmaktır.
Kazan kaynıyor; et mi kaynıyor, dert mi kaynıyor?
Ne zina işle, ne de sadaka
dağıt.
Hacılık nasip olmayacak kişiyi, deve doruğunda yılan
sokar.
Yaptığım incelemelerden sonra şu gerçeğe inandım;
tembellik insanın benliğini öyle sarar ve etkiler ki gerçek çalışan insanın
tembelliğin kurbanı olmuş bir kişiden daha çok dinlenme zamanı vardır.
Mahkeme kapısı, kadıya mülk olmaz.
Bir randevuya erken geldiğin için asla özür dileme.
Karamsarlık, zayıf, sinirli insanların bilgeliğe
verdiği addır.
Kıskanma, mutsuzluk kaynağıdır.
Bıyıktan kesti, sakala koydu.
Bütün bildiklerini karısına söyleyen koca, az şey
biliyor demektir.
Benim anlattığım şeyler, gerçek yalanlardır.
Nerede olursa olsun dostuna sahip çık.
Yazık, gönül derdine derman bulmadı. Canım dudağıma
geldi, canan gelmedi. Dünyadan habersiz sona ermekte ömrüm. O aşk efsanesi hala
sona ermedi.
Kamburunun dostuna hoş görünmesini isteyen, dostunun
sivilcelerini hoş görmeli.
Dalma derin derin. Ağlama aşk bu! Mahveder insanı
mesutken. Bak ben ağlıyor muyum? Her şeyimi kaybetmişken.
Ey insan, ayan beyan bir kitapsın ki harflerinde
yüreğin okunur.
Sabırla nezaket birleşince güç doğar.
Sor onlara nerede, o kadar insanın, anahtarlarını dahi
taşımakta güçlük çektikleri hazineleri nerede?
"Dünya tarihinin kaydettiği en büyük insan
kasapları" diye medeni! Avrupalıların tarihlerine geçen Mongollar, tam bir vicdan hürriyetine hassasiyetle riayet
ederlerdi. Perugyalı misyoner Andreas, 1326 senesinde
Kubilay'ın ülkesini dolaşmış ve şunları yazmıştır: "Bu devletin hudutları
dahilinde, yeryüzünde mevcut bütün dinlere mensup insanlar var ve her birinin
keyfi istediği şekilde hususi hayat sürmesine müsaade ediliyor. Çünkü bu
devletin başındakiler, herkesin kendi dininde selamete ereceği düşüncesindedir.
Biz burada serbestçe ve emniyetle vaiz verebiliyoruz".
Uzun zaman çözemediğimiz sorunlar üzerinde bu kadar
konuşacak yerde, bu kadar konuşmayıp biraz daha fazla düşünseydik, bu kadar
konuşmaya gerek kalmazdı.
İnsanlara karşı beslediğin güzel niyetlerde cömert ol.
En kötü barışı, en haklı kavgaya tercih ederim.
En büyük suçlar, zaruri olanı değil, fazla olanı elde
etmek için işlenir.
Kardeşin azarı olsa da beteri olmaz.
Haksızlık önünde eğilmeyiniz, hakkınızla beraber
şerefinizi de kaybedersiniz.
Uzun boylular, ahmak olur.
Bugün dünlerin toplamıdır. Dünkü sebep neyse, bugünkü
sonuç aynıdır.
Soğuk çayla soğuk pilav çekilir de soğuk bakışla buz
gibi sözler çekilmez.
İspat edemediğimiz yerde, inanç hakimdir.
Gerçek terbiye, insanın kendini ne kadar önemli
gördüğünü, başkalarını ise ne kadar küçümsediğini gizlemesi sanatıdır.
Varlığını paylaştıklarım göçüp gitti, ayrılıklarıyla başbaşa kaldım.
Kötü insanlara güvenebilinir,
en azından değişmezler.
Dün EFES pilsen harabelerinde yapılan ani kazılarda
İNSANLIK dönemine ait olduğu sanılan bir yazıt bulundu. Yazıt uzmanlarca
dilimize çevrildiğinde, üzerindeki şu satırlar hayretle okundu: "HAYATTA
HER ŞEY PARA DEĞİLDİR". Uzmanlar şimdi bu satırların ne anlama geldiğini
çözmeye çalışıyorlar. Uzmanların işi oldukça zor görünüyor.
Çok olup çöp olacağına, az olup öz olsun.
Dünyada yaşamak pahalı ama fiyata güneşin etrafında
bir tur da dahil!
Miskinin ahı, tahttan indirir şahı.
Yaşamanın sırlarını bilseydin, ölümün sırlarını da
çözerdin. Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok, yarın, akılsız, neyi
bileceksin?
Bilginin bittiği yerde hayal gücü başlamasaydı,
bilimsel gelişme olmazdı.
Dünyada en güç şey, tasarlanan şeyi yapmaktır.
Seçim öncesi listeleri düzenleniyordu. Parti
merkezinde genel başkan bir öneride bulundu. "Aday listesine Ahmet Bey'i
mutlaka katın." Parti ileri gelenlerinden biri itiraz edecek oldu:
"Aman, Sayın Başkanım, Ahmet Bey aptalın biridir."
"Memleketimizde hatırı sayılır oranda aptal var. Onların da mecliste
temsilci bulundurmaya hakları var".
Asla düşmanınızla teması koparmayın, daima atak olun.
Bu onu daha düşük düzeyde tutacak ve siz üstün durumda olacaksınız.
Amerikalı astronot, uzay istasyonu ile bağlantı
kurmuş, heyecanla konuşuyor: "Alo alo.. Şu anda bir Sovyet füzesi elli altmış metre kadar
yakınımıza sokuldu. İçindekileri görebiliyorum. İki, hayır hayır üç kişiler.
Durun bakayım. O da ne? Şey.. Fotoğrafımızı çekmeye
hazırlanıyorlar. Bana acele talimat verin. Fotoğrafımızı çekiyorlar! Ne
yapayım? Aşağıdan, Amerika başkanının talimatı: "Gülümseyin!"
Almaya şahin, vermeye karga.
Suçlu yalana ihtiyaç olunan yerde, masum gerçek ayakta
kalamaz.
Aşağı tükürsem sakalım, yukarı tükürsem bıyığım.
Eşeğin düğüne çağrıldığı yerde,
ya su yoktur ya da odun.
Eşek eğitilse de türkü söyleyemez.
Senden daha zeki insanları işe alırsan, onlardan daha
zeki olduğunu ispat etmiş olursun.
Büyükler neden büyüktür, bilir misiniz? Biz, dizlerimizin
üstüne çökmüşüz de ondan. Artık kalkalım.
Aynalar, hayalleri yansıtmadan biraz önce
verebilseler.
Ağlarsa anam ağlar, kalanı yalan ağlar.
Geh
safa buldu gönül ayinesi, gah keder. Böyledir hal-i
cihan, böyle gelir böyle gider.
Kadın ilk öpücük sırasında neler kazanacağını bilmez,
fakat son öpücükte neler kaybettiğini bilir.
Erkekliğini kanıtlamak için korunmasız hayvan ve
kuşlara ateş etmekten başka yollar bul.
Karadan, artık renk olmaz.
..Bana
gelince, ben bir şey biliyorsam, o da bir şey bilmediğimdir.
Bir bilim adamını başkalarından ayıran şey, yeni bir purobleme yaklaşırken veya her hangi
bir deneyi yönetirken düşüncelerini, bilinenin sınırlarından kurtarabilme
yeteneği ve sonra sonuçları, tarafsız bir davranışla yorumlayıp, bilineni
uygulamasıdır.
Her büyük sorunun arkasında büyük fırsatlar gizlenmiş
olabilir. Gözünü aç.
Talebenizin başlangıçta kusur ve meziyetleri görünür.
Siz daima meziyetleri geliştiriniz. Kusurları ise unutturmaya çalışınız.
Kazan dibi kalaylı, komşu kızı kolaylı.
Sinek, pekmezi iyi tanır.
Bir hiç olan adam için bencillik büyük bir şeydir.
Eğer bir insan, onun için ömrünü feda edebileceği bir
şey keşfetmemişse, yaşamaya hak kazanmış değildir.
Hayallerimiz beşikte başlar, mezarda biter.
Kendinden başkasını düşünmemek, insan ırkının en büyük
lanetidir.
On santimlik zirveler en zor tırmanılanlardır.
Kimse, daha çok şey öğrenemeyecek kadar yaşlı
değildir.
Bir erkek, bir fikri müdafaa etmesini bilmelidir; bir
kadın ise teslim olmasını.
İnsanlığın tarihi: Doğdular, yaşadılar ve öldüler.
İstekler olanaklarla sınırlıdır.
Çalışanlar, kötülük düşünmeye vakit bulamazlar.
Çalışmayanlar ise, kendilerini kötülükten kurtaramazlar.
Bir şey gerçekte olamayacağı kadar iyi gösteriliyorsa,
muhtemelen iyi değildir.
Hareket halinde cehaletten daha korkunç bir güç
yoktur.
İnsanın en çabuk unuttukları, söyleye söyleye
bıktıklarıdır.
Konuşmayan ve pahalıya malolmayan
kadınları severim.
Tanrı size bir yüz vermiş, siz kendinize bir tane daha
yapıyorsunuz.
İncelik, neyin ne zaman önemseneceğini ve ne zaman
küçümseneceğini bilmek sanatıdır.
Yaşamda kazandığım tüm başarılarımı, her zaman, her
şeyde bir çeyrek önce davranışıma borçluyum.
Hiç bir
zaman, iyi bir savaş ve kötü bir barış yoktur.
Büyük adam, büyük olduğunu, fakat bu büyüklüğün küçük
olduğunu bilir.
Yarısı ciddi söylenmiş şakadan kaçın.
Hırsı yenmek için daha büyük bir hırsa ihtiyaç vardır.
Beni dünyada düşündüren tek şey, gerçek bir dost
bulabilmek.
En ufak bir gelişme için dahi iltifat et.
Köylü dizinden, kentli gözünden ısırır.
Gönül ne kahve ister, ne
kahvehane. Gönül bir dost ister, kahve bahane.
Cesaret, tehlike karşısında akıl ve zekanın
kullanılmasıdır.
Lokum diyeceğine, bokum der.
Düşman, karınca ise sen fil san.
Erkek yaşını saklamaya, kadın ise saklamamaya
başladığında yaşlanmıştır.
Meyhanede içip içip sarhoş olan
adam etrafına bakınıp bir şeyler aranıyordu. Bulamayınca, yanında oturan en az
kendisi kadar sarhoş başka birine: "Arkadaş, bu meyhanenin tuvaleti
nerededir acaba?" dedi. "Şu koridorun sonunda, solda. Yalnız
gitmişken benim yerime de bir çiş yapıver." "Peki" dedi adam.
Gitti ve 5-10 dakika sonra dönüp öbürüne bir tokat patlattı. "Ulan madem
çişin yoktu, niye yolladın beni!".
Dehasız
çalışanlar çoktur, fakat çalışmayan bir deha asla.
İnsanların hisleri bilgileriyle ters orantılıdır. Ne
kadar az bilirseniz, onu o kadar şiddetle müdafaa edersiniz.
Akıllı bir adama: "Bilim nedir?" diye
sormuşlar. "İnsanları tanımak" demiş. "Ya erdem nedir?"
diye sorduklarında: "İnsanları sevmek" diye yanıtlamış.
Eğer istediğini yapamıyorsan, yapabileceğini iste.
Kendi kendinin öğretmeni olanın öğrencisi akılsızdır.
Gün görmeyen gün görse, gündüz mum yakar.
Ey Tanrım! Bana değiştirebilecek şeyleri, değiştirecek
cesareti, değiştirilemeyecek veya değiştirilmesine lüzum olmayan şeyleri kabul
edecek kuvveti ve bu iki şeyi birbirinden ayırabilecek bilgeliği de ver.
Tarih yazacaklara tavsiyem: Sakın yazmayın!
Deryaya taş atmakla, su bulanmaz.
Her okuyan molla, bilgin olmaz.
Ana ile kız, tepside şeker gibidir.
Nankör, yediği tabağına tükürür.
Eşeğin canı yanınca, attan yörük olur.
Cevher, kendi kendine var olan ve ancak kendisi
tarafından kavranan şeydir.
Düşünce ölümsüzdür, yeterki
yeniden üretilsin.
Boklu, çamurluya mana bulur.
Dağların tepesinde nilüfer yetişmez, hayduttan iyilik
gelmez.
Dedikodu, ahlak dersleri ile şişirilmiş gevezeliktir.
Kedilerle ilgili şöyle bir sorun var: Bir kelebek de
görseler, baltalı bir katil de; yüzlerinde aynı ifade
bulunur.
Çocuk, bir büyüğün yavru bir kediden nasıl
vazgeçebildiğini anlamayan bir varlıktır.
Uyuşamayız, yollarımız ayrı. Sen ciğercinin kedisi,
ben sokak kedisi. Senin yiyeceğin kalaylı kapta. Benimki aslan ağzında. Sen aşk
rüyası görürsün, ben kemik.
Utangaç bir kedi, fareyi kahraman yapar.
Bir kedinin gözünde her şey kedilere aittir.
Her canın dokuz kedisi olmalı.
Bütün hayvanlar eşittir; ama bazıları daha eşittir.
Köpek bir liberal gibidir. Herkesi hoşnut tutmak
ister. Bir kedinin ise gerçekte herkesin onu sevdiğini bilmesine ihtiyacı
yoktur.
Kedilerin bir konuda insanlardan daha bilge
olduklarını düşünüyorum: Yaşanılan andan aldıkları sessiz, dingin zevk.
Çok ender olarak bir kediyi sıkıntılı görürsünüz. Hiç
vicdanları yoktur ve asla pişman olmazlar.
İyi bir cümlenin yaratıcısından sonraki en önemli
kişi, onu ilk kez alıntı olarak kullanandır.
Müşteri anlamak zorunda değildir. Müşteri, müşteridir.
Kurum, yetki ve liderlik altında ortak bir amacı
gerçekleştirmek için işbirliği içinde çalışan insan
gurubunun koordine edilmiş eylemlerinden oluşan bir sistemdir.
Unutmayın, dünyadaki en güzel şeyler, en yararsız
olanlardır. Örneğin tavus kuşları ve zambaklar.
Güzellik, görenin gözündedir.
Güzellik iyidir, aldatmacasının bu denli su geçirmez
olması hayranlık uyandırıcı.
İyi basit, kötü ise çok yönlüdür.
Kalite, mükemmel olan ile iş görülebilir olanı
birbirinden ayıran şeydir.
Herkes için iyi olamayan, aslında iyi değildir.
Dünyada yalnızca iki kalite vardır: Yeterlilik ve
yetersizlik. Ve sadece iki tip insan vardır: Yeterliler ve yetersizler.
Yaşamdaki eğlenceli şeylerden biri de şu; en iyi
dışındakileri kabul etmeyi reddedersen çoğunlukla onu elde edersin.
Sıradanlık yegane günahtır.
Düşünme olmaksızın öğrenme emek kaybıdır. Öğrenme
olmaksızın düşünme ise tehlikelidir.
Her şey hakkında bir şey öğrenmeye ve bir şey
hakkındaki her şeyi öğrenmeye çalışın.
Öğretilen şeyler unutulduktan sonra kalan, eğitimdir.
İnsanlık tarihi giderek, eğitimle felaket arasında bir
yarışa dönüşmektedir.
Eğitim hayran olunacak bir şeydir. Fakat zaman zaman
şurası hatırlanmalıdır ki, bilinmeye değer olmayan hiç bir
şey öğretilemez.
Dünyaya ilişkin bilgi dünyada edinilir, kralın
odasında değil.
Tecrübe çok pahalı bir okuldur, ama budalalar başka
okulda öğrenemez.
Ah! Mutluluk bilginin kendisinde değil, bilginin
edinilmesi sürecindedir.
Eğitim her şeydir. Şeftali bir zamanlar acı bademdi;
karnabahar, üniversite eğitimi almış lahanadan başka bir şey değildir.
Aptallıktan başka günah yoktur.
Yapmayı öğrenmek zorunda olduğumuz her şeyi, yaparak
öğreniriz.
Genel bir kural olarak, yaşamdaki en başarılı insan,
en iyi bilgiye sahip olandır.
Değerimiz yaptıklarımızdan değil, anladıklarımızdan
gelir. Herkes nasılsa bir şeyler yapıyor.
İnsanlar yalnızca görmeye hazır oldukları şeyi
görürler.
Hala öğreniyorum.
Eğitim ders vermek değildir. Bir bireyin içsel
yeteneklerini genişletme aracıdır.
Yalnızca yetenek ve doğru eğitim kişiyi sürekli yeni
çözümler arama konusunda güçlendirir.
Eğitim, eğitim, yeniden eğitim ve sonra daha fazla eğitim.
Eğer bir daha tekrar etmemi istiyorsanız, demek ki anlamıyorsunuz.
Eğitim iyi niyetleri iyi sonuçlara çevirir.
Eğitimin yapamayacağı hiç bir
şey yoktur. Hiç bir şey onun etki alanının dışında
kalamaz. Kötü ahlakları iyiye çevirebilir; kötü ilkeleri yıkar ve yerine
yenilerini koyar; insanları melekler seviyesine çıkarabilir.
İnsanlar, nasıl gurup halinde puroblem
çözeceklerini, bütüne uyan kararları nasıl alacaklarını veya fikirlerini nasıl
sunacaklarını otomatik olarak öğrenmezler. Yetenekleri gelişip kendilerini
rahat hissedene kadar, bu işleri yapmaktan her koşulda kaçınacaklardır.
Deneyim aptalların öğretmenidir.
Japonların yönetim anlayışı tek bir hükme
dayanmaktadır: Sıtandartları sağlamak ve geliştirmek.
İyi bir iltifat, beni iki ay idare eder.
Tüm düzeylerdeki çalışanlar, nasıl performans
gösterdiklerini bildikleri takdirde, ölçülebilir bir biçimde daha iyi
performans göstereceklerdir.
İnsan, inatçı bir anlam arayıcıdır.
Sürpriz, keşfin tek yoludur. İşimizi yöneten önemli
ilkeleri bulup çıkarmak istiyorsak, izleyebileceğimiz tek yoldur. Bu evrenin
dansı, sahip olduğumuz tüm ilişkilere uyarlanabilir. Gelecekteki adımları
biliyor olmamız önemli değildir. Anahtar, müzikle ilgileniyor ve dans pistinde
özgürce hareket ediyor olabilmektir.
Kendilerine şu an önemli gelen gereksinimlerin
işyerinde tatmin edilmesi konusunda hayal kırıklığına uğramış insanlar, tam
tamına tahmin edebileceğimiz gibi davranırlar. Tembellik, girişimde bulunmama,
sorumluluk almada isteksizlik, değişime direnç, demagoji yapanları peşine
takılma, ekonomik çıkarlar doğrultusunda mantıksız talepler. Öyle görülüyor ki
kendi ördüğümüz bir ağa yakalanmış durumdayız.
Hiç bir
teşvik, kişinin kendi çalışmasının sonuçlarına katlanarak yaşamak zorunda
kalacağını bilmesi kadar etkin olamaz.
Ben kendi ayakkabımın vurduğu yeri bilirim.
Aslında insanlar bir şeyi kendi istedikleri için
yaparlar, yapmak zorunda oldukları için değil.
Kendi kişisel amaçlarının örgütün hedefleri ile uyum
gösterdiğini gören bireyler; işe istekli bir biçimde gelmek, sıkı çalışmak,
örgütten ve yaptıkları işten tatmin olmak, örgüte bağlanmak ve örgütün
başarısına kendini adamak konularında ön sıralarda yer almaya eğilimlidir.
İnsanlara nereye gideceklerini söyleyip, oraya nasıl
gideceklerine kendilerinin karar vermelerini sağlarsanız, alınacak sonuçlara
hayran kalırsınız.
"İnsanlar yaşamdan ne bekler?" diye
sorduğumuz zaman, onların tam da özü ile ilgilenmiş oluruz.
Olmak, sahip olmaktan farklı bir şeydir. Olmak, bu
düşünürlere göre, sahip olmaktan tümüyle ayrı ve daha önemlidir. Onlara göre,
batılı yaşam tarzı, insanları özlerinden koparmış, " olma"larını
önlemiş ve "sahip olma"ya doğru
yöneltmiştir. Gerçek özgürlük, bireyin "olmak" için vereceği savaşı
kazanmasında yatar. "Olmak" daha çok zihinsel bir süreçtir; bir şeyi,
durumu yaşamaktır. O şey veya durum gibi "olmak"tır.
"Sahip olmak" ise daha çok bir şeyi elde etmek, bir durumu dışarıdan
seyretmek ve ona katılmamak, içselleştirememektir. Daha çok tüketmeye
yöneliktir. "Olmak" sürece yöneliktir. Bir şey veya durumu elde etmek
için verilen mücadelenin zevkli, insana güç ve yaşam enerjisi veren bir yönü
olduğu düşünülür. "Sahip olmak" ise sonuç odaklıdır. Bir şeyi elde
etmiş olmak yeterlidir. Ancak, elde ettikten sonra, o şeyin insanı mutlu etmesi
söz konusu olmayacaktır. Örnek vermek gerekirse, futbol oynamak
"olmak" iken, maça gidip seyretmek "sahip olmak"tır.
Yalnızca maçı kazanmaya odaklanmak "sahip olmak" iken, oynanan
oyundan zevk almak, iyi oynadık, diyebilmek, oyun sürecini zevkli, güçlü
kılmaya çabalamak, "olmak"tır.
Açıktır ki yazgıların en güzeli, bir insanın sahip
olabileceği en büyük hazine, tutkuyla yaptığı bir iş için ona para ödeniyor
olmasıdır.
İnsan doğasındaki en derin ilke, değerli bulunmaya
duyulan şiddetli istektir.
Bir şeyin kötü gidebilme olasılığı varsa, kötü gider.
İnsanların değişmesi gerekmemelidir, süreçler
değişmelidir.
Sistem düşüncesi bize, her hangi
bir şeyin dışarıda kalmadığını söylemektedir. Yani, siz ve problemlerinizin
kaynağı tek bir sistemin parçalarıdır.
Puroblem
insanlar değildir, sistemdir.
Tarafsızlık, problemler için bireyleri suçlamamak
anlamına gelir. Sorularınızı ve sorgulamalarınızı işe yöneltin. Yanlış olan
işin kendisidir, birey değil.
İdeal olan, toplantılar olmadan işleyebilen
örgütlerdir.
"Yıllardır süregeliyor" sözü, hatanın
sistemde yattığını gösteren bir itiraftır.
Her kuruluşun dokümanlarının bir yerinde, bu kuruluşun
en önemli kaynağının orada çalışan insanlar olduğu belirtilir. Gene de, çalışanlara kendi performanslarının değerlendirilmesi
yöntemlerinden hoşlanıp hoşlanmadığını her sorduğumda hepsi gülmeye başlıyor.
İyileştirme ile ilgili iki yaklaşımdan kaçınmak
gerekir: Tutkusuz sistemler ve sistemsiz tutkular.
Eğer yapabileceğinizi ya da yapamayacağınızı
düşünüyorsanız, muhtemelen haklısınız.
Başarmanın sırrı, ısrarla istemektir.
Bunun kulaklara korkunç geleceğini biliyorum, fakat
ben yöne ilgi duymaktan çok hız faktörüyle ilgileniyorum. Hareket etmeye
başladığınızda yön ve yol değiştirebilirsiniz. Ama önemli olan harekete
geçmektir.
Pilanlama
başka şeydir, eylem başka şey.
İşe kesinliklerle başlayan, şüphelerle bitirir.
Şüphelerle başlamaya razı olan, kesinliklerle bitirir.
Yapabilirsin, çünkü yapmalısın.
Altın kural şudur: Her hangi
bir altın kural yoktur.
İnsanlık açısından büyük olan hiç
bir şey düşünce yoluyla bulunmamıştır.
Bizim için en önemli olan şeyler, hiç
bir zaman daha az önemli olan şeylerin insafına terkedilmemelidir.
İyi bir başlangıç, iyi bir bitiş demektir.
İşte tüm yaşamın anlamı: Zamanlama.
Mükemmellik, disiplin ve amaca olan bağlılığı içerir.
Çekiç ve çiviler olmadan ev inşa edemezsiniz.
İçinde tutku olmayan bir sistem başarısız olacağı
gibi, içinde sistem olmayan bir tutku da başarısızlığa mahkumdur. İçinde tutku
olan bir sisteme sahip olmalıyız.
Büyük ve çok tanınmış bir şirketin üst düzey
yöneticisi, toplantı odasına şu heyecan verici sloganları asmıştı: "Zeka, bilgi edinmenin yerini tutamaz" "Heves,
kapasitenin yerini tutamaz" "İstek, deneyimin yerini tutamaz".
Bir gün tüm sloganlar indirildi, çünkü biri en alta şunu yazmıştı:
"Toplantılar, ilerlemenin yerini tutamaz".
Her hangi
bir örgütteki en üst düzey yönetimi eleştirmek kolaydır. Göz önündedirler,
yaptıkları ve yapmadıkları bir çok kişi tarafından
bilinir ve değiştirmek için gerekli olan güce sahiptirler. Ancak, gerçek neden
onların eyleme geçmemesinden daha derinde yatıyor olabilir. Belki de eyleme
geçmiyor olmalarının nedeni, bilmiyor olmalarıdır.
Herkes, kendisine en çok uyan şeyin, yapılması doğru
olan şey olduğuna inanır.
Hoşlandığınız şeyi elde etmeye bakın, yoksa elde
ettiğinizden hoşlanmaya zorlanabilirsiniz.
Bilinmeyeni hiç kimse arzulamaz.
9999 Kez ampulü mükemmelleştirmek için çabaladıktan,
fakat başaramadıktan sonra, biri Thomas Edison'a sorar: "Onbininci başarısızlığınıza doğru mu gidiyorsunuz?"
Cevap şu oldu: "Başarısız değilim. Sadece, ampulü
icat etmemenin başka bir yolunu daha buldum."
Bugünün sorunları, dünün çözümlerinden kaynaklanır.
Acaba kaç tane "kesin", kesinin dayandığı
varsayımın yanlışlığı nedeniyle geri tepmektedir?
Büyük ağaçları, küçük darbeler devirir.
Deneyim, hatalarımıza verdiğimiz addır.
Yaşam, yetersiz önermelerden yeterli sonuçlar çıkarma
sanatıdır.
Bilime olan güven, önsezi ve sezginin yok edilmesi
anlamına gelmez. Aksine, bilim tarihi, şans, önsezi, beklenmedik olaylar ve
hatta raslantı sayesinde yapılmış keşiflerle
süslüdür... Önsezilerini kullanan yöneticilerin büyük çoğunluğu aynı zamanda,
kendi eylemlerine ilişkin yüksek bir bilgi ve kavrama seviyesine de
sahiptirler. Bu durumda sorun, ne zaman bilimin
kullanılacağı, ne zaman sezgiye dayanılacağı değil, her ikisinin nasıl etkili
bir biçimde bir araya getirileceğidir.
Özel bir yeteneğim yok, yalnızca aşırı meraklıyım.
Karşılaştığımız her hangi bir
problem, o problemi yaratmış olduğumuz zamandakiyle aynı olan düşünce düzeyinde
çözülemez.
Açık seçik olanın analizini üstlenmek, oldukça sıradışı bir zihni gerektirir.
Eski bir yanlış, yeni bir gerçekten daima daha
popülerdir.
Var olan problemi görememek de bir problemdir.
Şans, boş bir kelimedir; nedensiz hiç
bir şey varolamaz.
Korku, batıl inançların temel kaynağıdır. Zulmün de bir çok kaynağından biridir. Korkuyu fethetmek, bilgeliğin
başlangıcıdır.
Korku, nesneleri en kötü ışıkta gösterir.
Bir mezartaşı yazısı: Burada
kendinden daha zeki insanları çevresine nasıl toplayacağını bilen biri yatıyor.
Patron sürer, lider yol gösterir. Patron otoriteye
dayanır, lider işbirliğine. Patron "ben"
der, lider "biz". Patron korku yaratır, llider
güven. Patron nasıl yapılacağını bilir, lider nasıl olacağını gösterir. Patron
dargınlık yaratır, lider heves üretir. Patron suçlu bulur, lider hataları tamir
eder. Patron işi ağır ve sıkıcı yapar, lider ilginç.
Bilge insan kendindekini arar, küçük insan
başkalarındakini arar.
Yapabiliyorlar çünkü yapabileceklerini düşünüyorlar.
Deneyim, bir insanın başına gelen şeyler değildir.
Deneyim, başına gelen şeylerle ilişkili olarak insanın kendisinin ne
yaptığıdır.
Yalnızca sıradan insanlar, kendi potansiyellerinin
daima en iyi noktasındadırlar.
Ne olduğumuzu biliyoruz, ama ne olabileceğimizi
bilmiyoruz.
Bilimin en büyük trajedisi, güzel bir hipotezin çirkin
bir gerçek tarafından katledilmesidir.
İşyerinizdeki masanız, dünyaya bakmak için tehlikeli
bir yerdir.
Önce gerçekleri elde edin, daha sonra onları
istediğiniz gibi çarpıtabilirsiniz.
Kıyaslama dışında hiç bir
şey, iyi ya da kötü değildir.
Etkili olan her şey sayılamaz; sayılabilen her şey
etkili olamaz.
Bilge adamın davranışlarını olasılıklar yönlendirir.
Matematiğe inanmıyorum.
Eğer hayal edebildiğin bir şeyse, yapabilirsin.
Dürüst kelimeler bedavadır.
Rakiplerimizden daha hızlı öğrenme yeteneği, belki de
rekabetteki tek sürdürülebilir avantajdır.
Bugün halledemediğimiz bir sorunun nedeni, dün onu
doğru yapmak için zaman ayırmamış olmamızdır.
İyi bir oyunun sonsöze ihtiyacı vardır.
Herkesin işi, hiç kimsenin işi değildir.
Şuna inanıyorum ki, her hak bir sorumluluk, her fırsat
bir zorunluluk, her sahiplik bir görev anlamına gelmektedir.
İyi şeyler yalnızca planlanırsa olur, kötü şeyler
kendiliğinden olur.
Eğer kişi hangi limana yelken açtığını bilmiyorsa, hiç bir rüzgar işine yaramaz.
Bana kalırsa amaçları karıştırmak, beri yandan
araçları mükemmelleştirmek, çağımızın özelliğidir.
Değiştirilemeyen şey, kötü bir plandır.
Kısaca ifade edebilmek, yeteneğin kardeşidir.
Bireysel yetenekler, gurup içinde öyle bir araya
gelirler ki, yeni bir şey keşfetme konusunda gurubun yeteneği, onu oluşturan
bireylerin yeteneğinin basit toplamından daha fazladır.
Eğer daha ileriyi gördüysem, devlerin omuzlarında
durduğum için olmuştur.
Gerçek üzerinde konuşmak için iki kişi gerekir: Biri
konuşacak, diğeri dinleyecektir.
Bir şeyin iyi yapılmasını istiyorsan kendin yap.
Zar oyununda en iyi rakip, sıradan bir insan değil,
iyi bir zar oyuncusu olan kişidir.
Fikir birliğine varma süreci, uzlaşma sağlanıncaya
kadar özgür ve açık biçimde karşılıklı fikir alışverişinde bulunmaktır. Bu
süreç, her bireyin çıkarlarının duyulduğunu ve anlaşıldığını, bir sonuç formüle
edilirken onları dikkate almak için samimi bir çaba gösterdiğini varsayar. Bu
sonuç her bireyin isteklerini bire bir yansıtmayabilir, ancak herkesin en
önemli çıkarlarını da yok saymadığı için, tamamı herkes tarafından kabul
edilebilir.
Eğer bir atınız ve bir arabanız varsa, üç şeye
sahipsiniz: Bir at, bir araba ve bir at arabası.
Komite, gereksizi yapmak için, yeteneksizler arasından
seçilmiş gönülsüzler gurubudur.
Girişimde bulunan kişi ile bulunmayan kişi arasındaki
fark, gerçekten gece ile gündüz arasındaki farktır.
Öyleyse kesin tahminler ve tekdüzelik olanaksızdır. Bu
hafif bir kararsızlık duygusu verse de, kesinlikle
daha ilginç bir dünya ortaya çıkarır. İnsanlar "tahmin edilebilir"den
sürprizler yaşamaya geçebilirler.
Düşünmek, varolan en zor
iştir. Belki de bu yüzden çok az insan onunla meşgul oluyor.
İmkansız
denen şeye karşı sağlıklı bir saygısızlık geliştirin.
Geçmiştekiler önsözdür.
Bazı insanlar her şeyi olduğu gibi görürler ve
"neden" diye sorarlar. Ben ise her şeyi asla olmadığı biçimde hayal
ederim ve "neden olmasın" diye sorarım.
Hayal kurma, bilgiden daha önemlidir. Çünkü bilgi
sınırlıdır, ancak hayal kurma tüm dünyayı kapsar.
Sığ insanlar şansa ve tesadüflere inanır. Güçlü
insanlar neden-sonuç ilişkilerine inanır.
Kaos yaşamı, düzen alışkanlıkları besler.
Genel olarak insanların iki tip altında
toplandıklarını görüyoruz. Bir tarafta tepkici(reactive)
insanlar yer alıyor. Bunlar, bir olayın olmasını bekliyorlar, bu olanın kader
olduğunu kabulleniyorlar, onu "dayanılması" gereken bir şey olarak
algılıyorlar. Diğer tarafta ise etkisel insanlar yer alıyor. Bunlar ise, her
olayın meydana gelişini, dolayısıyla da ondan çıkabilecek sonucu
değiştirebileceklerini, belli bir dereceye kadar kontrol edebileceklerini
biliyorlar. O yönde girişimde bulunuyorlar, inisiyatifi ellerinde tutmak için
çaba sarfediyorlar. Olay olmadan önce harekete
geçiyorlar.
Sonuçlara üzülmeyin, süreçle ilgilenin.
Kendinizi bir başkası için gerekli kılın.
Mantıklı bir insan kendini dünyaya uydurur. Mantıksız
bir insan ise dünyayı kendine uydurma konusunda ısrar eder. Dolayısıyla tüm
gelişmeler mantıksız insanlardan çıkar.
Başarısızlıkla karşılaşmaya gönüllü olmalısınız.
Sevilen kim zavallı sayılabilir?
Biz ikimiz yeterli çoğunluk oluşturuyoruz.
Kaplumbağaya dikkat et. Ancak kafasını çıkarıp risk
aldığında ilerleyebiliyor.
Bir tek cesur adam, çoğunluk demektir.
Değerlerinin ne olduğunu iyi bilirsen, karar vermekte
güçlük çekmezsin.
Doğru söylediğin sürece, belleğin daha az yorulur.
İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.
Kesinlikle evlen. Karın iyiyse mutlu, kötüyse filozof
olursun.
Hayalgücüne
sahip biri asla yalnız kalmaz.
Açlıktan ölmek üzere olan bir köpeği besleyip
doyurduğunuzda sizi ısırmayacaktır. Bu, insanla köpek arasındaki temel
farklılıktır.
Doğduğunda sen ağlamıştın, herkes bayram etmişti. Öyle
bir hayatın olsun ki, öldüğünde herkes ağlasın sen bayram et.
Yaptığımız şeyler için pişmanlık zamanla geçer, ne var
ki, yapmadığım şeylere pişmanlığın çaresi yoktur.
Davranışlarından utanıp sıkılma. Yaşamın tümü bir
denemedir.
Kaza geliyorum diyor, ama anlayacağımız dilde
söylemediği için, bize demiyormuş gibi geliyor.
Bir gün babama, işleri diğer insanlar gibi yapamadığım
için üzüldüğümü söyledim. Babamın nasihatı: "Margo, koyun olma. İnsanlar koyunları sevmezler. İnsanlar
koyunları yerler."
Akıl kendi başına cenneti cehennem, cehennemi cennet
yapabilir.
Her şey aynı nefesten alır: Hayvanlar, ağaçlar,
insanlar... Hayvanlar olmazsa insanlar ne yapar? Bütün hayvanlar gitse
insanların ruhu büyük bir yalnızlığa boğulur; insanlar yalnızlıktan ölür.
İnsanın özgürlüğü, kendisine yapılanlara karşı
takındığı tavırda gizlidir.
Başkalarının bizi kızdıran tarafları kendimizi
anlamamıza yol açar.
Düşlemek, bilmekten daha önemlidir.
Hızlı yaşamanın ötesinde hayatın bir anlamı olmalı.
Kişinin kendi ilkeleri uğruna savaşması, bu ilkelerle
ahenk içinde yaşamasından daha kolaydır.
Düşüncenin gizlerinde gücümü buldum.
Ufak şeylerden zevk alabilmek; lüks yerine zarafet aramak; saygı istemek yerine değerli olmak; zengin olmak
yerine kimseye muhtaç olmamak; sıkı çalışmak, sessizce düşünmek ve dürüst
konuşmak; yıldızları, kuşları, bebekleri ve bilgeleri açık kalple dinlemek.
İşte benim senfonim!
Biz bu dünyaya gelmeyiz, bu dünyada oluşuruz; yaprağın
ağaçta oluşması gibi. Okyanusun dalgaları yaratması gibi, evren yaşamı,
insanları yaratır. Her insan doğanın, tüm evrenin bir devinimi, kendine özgü
bir ifadesidir.
Göz odur ki dağın arkasını göre, akıl odur ki başa
geleceği bile.
Başarıyı hedef alın; mükemmel olmayı değil. Yanlış
yapma hakkınızdan vazgeçmeyin; vazgeçerseniz yeni şeyler öğrenme ve gelişme
olanağınızı kaybedersiniz. Unutmayın; mükemmeliyetçiliğin arkasında korku
yatar. İnsan olduğunuzu hatırlayarak korkularınızı göğüsleyin. Daha mutlu ve
daha etkili bir insan olursunuz.
Bütün acılara dayanılır, yeterki
ekmeğin olsun.
İşi çok olanların, gözyaşları için vakitleri yoktur.
Acı çekmek, ölmekten daha çok cesaret ister.
Tatlı şeyler, sonu iyi biten acılardır.
Bir kadının sevgisine ulaşmak için geçilen yolların en
kısası "acımak"tır.
Yemeğe n'aparsan yap,
boşaltma da kileri, Ahçıların ahçısı
şu açlık dedikleri.
Adalet, ulusların sürekli yiyeceğidir.
Adalet, evrenin ruhudur.
Aile, kıralların bile
giremediği bir kaledir.
Akıl, yalnız doğrulukta bulunur.
Al, ver diyorlar; al, verme demiyorlar.
Kadınlar ile filler unutkan değildirler.
Anıtlara ihtiyaçları olmayanlar, anıtlarının
dikilmesini hak etmişlerdir.
Her aptal, kendini beğenen bir başka aptal bulur.
Gençler, yaşlıların aptal olduklarını sanırlar; ama
yaşlılar, gençlerin aptal olduklarını bilirler.
Bilgili bir aptal, bilgisiz bir aptaldan daha
aptaldır.
Aptallar arasında akıllı görünmek isteyenler,
akıllılar arasında aptal görünürler.
Üç gerçek dost vardır: Yaşlı bir karı, yaşlı bir
köpek, hazır para.
İlk ve son aşkımız, kendimize karşı olandır.
Erkekler, aşka aşık olarak
başlar, kadınlara aşık olarak bitirirler; kadınlar da erkeklere aşık olarak
başlar, aşka aşık olarak bitirirler.
Akıllılara bakın, aşık olunca
nasıl da aptallaşıyorlar.
Bildiğim tek sanat şudur: Beğenmemek.
Bizi beğenenlerin hepsini severiz; ama
beğendiklerimizin hepsini sevmeyiz.
Ya hepimiz birlikte asılırız;
ya da teker teker asılırız.
Cesur, her ülkede bir barınak bulur.
Gerçekten cesaretli olanlar için, cesaret diye bir şey
yoktur.
Bırakın, kendi yağlarında kavrulsunlar.
Haklıların mahkum edildiği
bir ülkede, bütün doğruların yeri cezaevidir.
Ayrı ayrı ele alırsanız, bireylerde çılgınlığa pek az
rastlarsınız; topluluklar, partiler, uluslarda çılgınlık en belirgin şeydir.
Bütün insanların çılgın olduklarını öğretiyorum size.
Çiçekler, çocukların bile anladığı kelimelerdir.
Yaşamak, bir yanardağın üstünde dansetmektir.
Başkaları için zor olan bir şeyi yapmak kabiliyetli
olmaktır; kabiliyetliler için imkansız olan şeyi
yapmak ta dahi olmaktır.
Deha, insanın kendi ateşini yakmasıdır.
Dua etmeyi öğrenmek isteyenler denize girsinler.
Dikkatsizlik, her ülkede mezarı olan bir şeydir.
Tek din, iyi bir yaşayıştır.
Din adamı, geçindiremeyeceği kadar büyük bir ailenin
reisidir.
Dinlenmesini bilenler, ülkeleri fethetmesini bilenlerden daha
büyüktürler.
Bir ağaç, her hangi bir
prensten daha soyludur.
Edebiyat, yazıların meydana getirdiği bir
cumhuriyettir.
Hayatımda işi eğlence, eğlenceyi iş olarak kabul
ettiğim için başarı kazandım.
Çok süslenenlere bakın; hepsi de gizlenmek istiyordur.
Dünyanın en güzel elbisesi, düğün elbisesidir.
Her kadın evlenmeli; hiç bir
erkek evlenmemeli.
Kadın evlenmeden önce, erkek evlendikten sonra ağlar.
Evlilik, üstünde bütün kadınların anlaştığı, bütün
erkeklerin de anlaşamadığı bir konudur.
Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek: Sözüm odun
gibi olsun, hakikat olsun tek.
Bize öyle bir güç verin ki, kendimizi başkalarının
gördüğü gibi görelim.
Öyle bir görünüşü var ki. ağzında
tereyağı bile erimez sanırsınız.
Küçük insanların, büyük gururları olur.
Hayat, bir masala benzer. Uzunluğu değil, iyi olup
olmadığı önemlidir.
Erkekler hayatı çok erken, kadınlar çok geç anlar.
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek
şeydir.
Hürriyet, tarihin kaybolmayan tek değeridir.
İyi olup ta kötü görünmek isteyenlere de "iki
yüzlü" derim ben.
İktisat, yoksulların tuzudur.
İnanç, aklın devamıdır.
İnsan gülümseyişle gözyaşı arasında gidip gelen bir
sarkaçtır.
İnsan, insanın şeytanıdır.
Dünya benim ülkem, insanlar benim kardeşlerim, iyilik
yapmak da benim dinimdir.
Gerçek olan bir tek yarış vardır: İnsanlık yarışı.
Şövalyelik çağı geçti, insanlık çağı geldi.
Hem para harcayan, hem de
para biriktiren adama ne mutlu!
İlk isteği bastırmak, öteki istekleri tatmin etmekten
daha kolaydır.
Devrimler, kusurların düzeltilmesi; ihtilaller de, çoğu kere, kuvvetin el değiştirmesidir.
Kadınlar, gurularını kurtaran yalanlardan hoşlanırlar.
Avrat var ev yapar; avrat var ev yıkar.
Bir insanın kendini sevmeye başlaması, ömrü boyunca
sürecek bir aşk hikayesinin başlamasıdır.
Bu dünyada, kişi ya çekiç olmalıdır,
ya da örs.
Umutla açılıp kazançla kapanan bir kitap, iyi bir
kitaptır.
Bilimler kitapları değil, kitaplar bilimleri takip
etmelidir.
Kitaplar yaşadıkça, "Geçmiş" diye bir şey
olmayacaktır.
Bir kitap, yürekten gelmişse, ancak o zaman başka
yüreklere ulaşabilir.
Kitaplar, kaybolmuş kafaların anıtlarıdır.
İyi bir koca geceleyin ilk uyuyan, sabahleyin de son
kalkan kişi olmamalıdır.
İnsan korkusundan utanç. Tanrı korkusundan inanç
doğar.
Kimseden korkmayan kişi, herkesi korkutan kişi kadar
kuvvetlidir.
Hiç bir
şeyden korkmak istemiyorsanız, her şeyden korkmaya çalışın.
Selamet, korkudadır.
Beni korkutan, öldükten sonra cehenneme gitmek değil, hiç bir yere gitmemektir.
Körler diyarında mum taciriyim.
Biri, sana kötülük ederse unut; ama sen, birine
kötülük edersen hiç unutma.
Kötülük nedir? Zayıflıktan doğan şey!
Çamur atma; hedefini şaşırır, kirli
ellerinle kalıverirsin.
Kötülük kazanabilir, ama üstün gelemez.
En çok, kendine yapacağın kötülüklerden kork.
Kötümser mi? Herkesi kendi gibi sanıp, bu yüzden
onlara kızan adamdır.
Kurnazlık her işe yarar, ama hiç bir
iş için yeterli değildir.
Sevimli kadın vardır; kusursuz kadın yoktur.
Galile,
kuşku için "keşiflerin babası" demiştir; bu doğru olmasa bile şunu
kabul etmek gerekir: Kuşku, hiç olmazsa keşiflerin öncüsüdür.
İnancı severim, ama bizi o inanca sürükleyen kuşku
değil midir?
Büyük aydınlar, şüphecidir.
Hiç kullanılmayan, hiç inanmıyor demektir.
Az bildiğimiz bir şeyden hiç kuşkulanmayız. Ama
bilgiyle birlikte kuşku da artar.
Kuşkulanmak, bilmekten daha eğlendiricidir.
Ne kadar az bilirsek, o kadar çok kuşkulanırız.
Bir şeye inanmak için, kuşkuyla başlamalıyız.
Bir liberal, başkalarının parasını harcamak isteyen
adamdır.
Bir insanda iyi huylar olduğuna inanmak, o insanda iyi huylar olduğuna
inanmamaktan daha iyidir.
Mantık mantıktır. Hepsi bu kadar.
Bir insanın ruhunu, mektuplarında çırılçıplak
bulabiliriz.
Ömrümde, üstündeki posta puluna değecek değerde ya bir
ya da iki mektup aldım.
İlkbahar bir genç kız. Yaz bir ana. Sonbahar bir dul.
Kış da bir üvey anadır.
Adı suya yazılmış biri yatıyor burada.
Ona koca dünya yetmiyordu, şimdi bir mezarcık çok bile.
Toprağımı hoş görün.
Burada Du Vall yatıyor; erkeksen cüzdanına, kadınsan kalbine sahip
ol.
Pirelere, bir Millet Meclisi üyesinin yapabileceği her
şey öğretilebilir.
Bana bir mutluluk söyleyin ki acı karşılığında elde
edilmiş olmasın!
Mutluluk, paylaşılmak için yaratılmıştır.
Hep aynı telden çalan çalgıcıya gülünüp geçilir.
Müzik, erkeklerin yüreklerinden alev, kadınların
gözlerinden yaş çıkarır.
Cehennem, amatör müzikçilerle doludur.
Bırakın, müzikle öleyim.
Namuslu davranmak, en iyi siyasettir.
Nükte, konuşmanın yemeği değil, tuzudur.
Siz oyuncuları idare etmeye bakın, o zaman, oyunlar
kendi kendilerini idare ederler.
Sabırlı bir insanın, öfkesinden kork.
Öfke, aptalları akıllı yapar; ama yoksul bırakır.
Öfkeli bir insan, ağzını açar; gözlerini yumar.
Öğrenmesini bilmeyen herkes öğretmen olur.
İnsana hiç bir şey
öğretilemez; öğrenmek istediğini kendi içinde bulmasına yardım edilebilir.
Öğrencisini etkilemeden öğretmeye kalkanlar, soğuk
demiri boş yere döverler.
Bir bilgin çalışarak vakit öldüren bir avaredir.
Bir şey bilmeyen, bir şey unutmaz.
Ölümün, hayatı dışarı atmak için binlerce kapısı
vardır.
Ölümsüzlük umudumuz dinlerden ötürü değildir; aşağı
yukarı her din o umuttan ötürüdür.
Ölüm yoktur! Yıldızlar, daha güzel bir kıyıda doğmak
için batarlar.
Bir aslanın idare ettiği ceylan ordusu, bir ceylanın
idare ettiği aslan ordusundan çok daha üstündür.
Bazı kadınlar, öpüldükleri zaman kızarırlar; bazıları
küfreder, bazıları polis çağırır, bazıları da ısırırlar. Ama en kötüleri,
öpüldükleri zaman kahkaha atanlardır.
En tatlı öpücükler, çalınmış öpücüklerdir.
Beni ressam yapan, annemin öpücüğüdür.
Ne kadar çok söylesen, o kadar az hatırlar. Az söyle
de kazancın çok olsun.
Akıllı bir kimse, özür dilemek zorunda kalmaz.
Para arttıkça, para sevgisi de artar.
Partiler, düzenli düşüncelerdir.
Kimsenin kazanmadığı pazarlık, kötü bir pazarlıktır.
Peri masallarıyla beslenen, yalnız çocuklar değildir.
Reklamlar, gazetelerin tek güvenilecek yazılarıdır.
Ben bu boyaları kendimle karıştırıyorum.
Şimdi dünyada bir yerde muhakkak sabah olmaktadır.
Beyaz saç, aklın değil, yaşın işaretidir.
İnsanın, sanki kabak-kafalı olmak üzüntüsünü
azaltacakmış gibi, saçını yolması boşunadır.
Bir tek kadın saçı, yüz çift öküzden daha iyi çeker.
Cennet'e girerken bile yanımda sağduyu olsun isterim.
Doğrusunu isterseniz, sağduyuyu sağ olarak bulmak
çetin bir iştir.
İnsanda yeteri kadar sağduyu olunca adı dahiye çıkıyor.
Sen sağduyuna bak; o zaman öteki duygular kendilerine
bakarlar.
Sağduyusu olanlar için, her şeyin bir faydası vardır.
Bir ulusun kaderi, başbakanın sindirim organlarının
iyi çalışıp çalışmamasına bağlıdır.
Sağlık bir beden değil, bir kafa meselesidir.
Sağlığı olanın umudu, umudu olanın her şeyi var
demektir.
Sanat ne kadar uzun Tanrım, hayat ne kadar kısa!
Sanatçıya iki göz yetmez.
Sanat, sanat içindir.
Sanat, hayatın ekmeği değil, şarabıdır.
Eğer dünya açık, aydınlık olsaydı sanat olmazdı.
Sermayesiz sanat, dilenciliktir.
Sessiz sular, derinden akar.
Sessizlik ihanet etmez.
Devrim, henüz yaşamayan bir insanı sevmeyi gerektirir.
Ama bugün yaşayan birini seven bir insan, gerçekten seviyorsa, onun uğrunda
ölmeyi kabul etmekten başka bir şey yapamaz.
Sevgi, doğanın ikinci güneşidir.
Her siyasi parti, kendi yalanını yutarken ölür.
Devlet adamı, koyunu kırkar; siyasetçi, koyunun
derisini yüzer.
Bir siyasetçi, gelecek seçimi; bir devlet adamı,
gelecek kuşağı düşünür.
Rüzgar eken,
fırtına biçer.
Her soru cevaba layık değildir.
Suçu toplum hazırlar, suçlu işler.
Asılan, hırsız değil, yakalanandır.
Suçluları yaratan yasalarımız, onları cezalandıran
yasalarımızın yanında ne kadar çok...
Ceza, kaldırılabilir; suç, insanın içinde sonsuza
kadar yaşar.
İnsanın yalnız ekmeğe değil, şerefe de ihtiyacı
vardır.
Yeni şairler, mürekkeplerine çok su karıştırıyorlar.
Şairlerin yalan söylemek için ehliyetleri vardır.
Aşk, bir köpeği bile kafiyeyle havlatır.
Şiir, güzellikte yaşayan doğruluktur.
Şiir, benim içimde bir amaç değil, bir tutkudur.
Şiir, güzelliğin ülkesinde yaşayan gerçektir.
Bir şiir kitabı yayınlamak, derin bir uçuruma gül
yaprağı atarak gelecek sesi beklemektir.
En çok beğendiğim şair, hiç beceremediğini bildiği
halde, şiir yazmaya devam eden insandır.
En çok şikayet edenler, en
çok şikayet edilenlerdir.
Talih, bardağa benzer; parladığı zaman kırılıverir.
Sevinelim: En kötü talihsizlikler, insanın başına hiç
gelmeyenlerdir.
Akıllı bir insan her şeyi, sinsi bir insan herkesi
bilir.
Yürek, hiç bir zaman tarafsız
değildir.
Gerçek çiftçi, ürününü göremeyeceğini bildiği halde,
toprağını eken adamdır.
Tartışmalarda yapılan benzetmeler, aşkta söylenen
şarkılara benzerler: Hiçbir şeyi ispat etmezler.
Tartışmanın faydası üzerine de tartışanlar vardır.
Ürkek biri tehlikeden önce çekingen, tehlike sırasında
korkak, tehlikeden sonra da cesurdur.
Herkes, hiç olmazsa bir kişi için tehlikelidir.
İnsanlar, büyük tutkuları olmasa, küçük işleri
başarırlardı.
Tutku, aşka meydan okuyan tek kuvvettir.
Tutkusu olmayan bir erkek, güzelliği olmayan bir kadın
gibidir.
Tutku, başarısızlığın son sığınağıdır.
Bizi, bizden başka kimse utandıramaz.
Ne kadar utanırsak utanalım, kişiliğimizi yeniden
kurmak her zaman elimizdedir.
Utanan adam, zalim değildir.
Utanç, gençlerin süsü, yaşlıların yüz karasıdır.
Utanç, faziletin tamamlayıcısıdır.
Bir insanı uygarlaştırmaya karar verirseniz, işe
ninesinden başlayın.
Uygarlığın yerleşmesinde en büyük görev, kadınların
üstündedir.
Uygarlık, bir durum değil bir hareket, bir liman değil
bir yolculuktur.
Bugünkü medeniyet arka üstü yatıp yıldızları temaşa
ile vücuda getirilecek mistik bir hayat şekli değildir.
Medeniyet, insanlarla tabiatın arasını çok açmıştır.
Geceyarısından
önceki bir saatlik uyku, geceyarısından sonraki üç
saatlik uykuya bedeldir.
Bir uzman, az şeyler hakkında çok şeyler bilen
insandır.
Bir insanı, bulunduğu mevkii ile değil, göz koyduğu
mevkii ile ölçmelidir.
Ülkülerimiz, bizden daha temizdirler.
İnsan denilince akla ideal gelir.
Öldükten sonra unutulmak istemiyorsanız,
ya okumaya değer şeyler yazın, ya da yazmaya değer şeyler yapın.
Ün, rüzgara benzer; her zaman
aynı yöne doğru esmez.
Üslup, düşüncelerin elbisesidir.
Kısa bir yazıdaki uzun cümleler, küçük bir evdeki
büyük odalar gibidirler.
Ağır bulutlar gibi, ağır yürekler de sularını akıtınca
rahatlarlar.
Size otuz yıldır, nasıl yaşanır, onu öğrettim; yakında
nasıl ölünür, onu göstereceğim.
Vermek, er kişi karıdır.
İçimizdeki o cehennemin verdiği acıları ne kulak duyabilir, ne dil söyleyebilir.
Vicdan, Tanrı'nın tatlı fısıltılarıdır.
Onların arasındayım, ama onlardan değilim.
En büyük yanlışlık, yanlışlık diye bir şey
tanımamaktır.
Ya yapalım, ya ölelim!
Sen, doğru bulduğunu yap; isterse dünya batsın.
İnsanın sonu, bir düşünce değil, bir harekettir.
Her hareket, mutluluğu getirmez; ama her mutluluğun
arkasında bir hareket vardır.
Yıllarını tembellikle değil, hareketle doldur.
Bir yargıçta şunlar bulunmalıdır: İyi niyetle
dinlemek, akıllıca karşılık vermek, ayık olarak düşünmek, tarafsızca karar
vermek.
Her verdiğimiz bizim olur.
Yarın, rüyalarımızla çiçeklerimiz solacak.
Yarın, bugünün zayıflığını gösteren bir hicivdir.
Yazılı yasalar, örümcek ağları gibidir; yoksulları,
zayıfları yakalar, zenginleri, güçlüleri bırakıverirler.
Yirmi yaşında istek, otuz yaşında zeka,
kırk yaşında akıl önemlidir.
Şeref limansız bir adadır; orayı terk edersen bir daha
geri dönemezsin.
Gençleri, dolduracak boş şişeler olarak değil,
yakılacak meşaleler, mumlar olarak görmeliyiz.
Gençlikte günler kısa, yıllar uzun; yaşlılıkta da
günler uzun, yıllar kısadır.
Yaşlılar her şeye inanırlar; orta yaşlılar her şeyden kuşkulanırlar; gençler de her şeyi bilirler.
Herkesi bıktırıncaya kadar yaşayan, çok yaşamış
demektir.
Yaş da, sevgi gibidir;
saklanamaz.
Yaşlanmak isteriz, ama yaşlılıktan korkarız; bu,
hayatı ne kadar sevip, ölümden nasıl kaçmak istediğimizi gösterir.
Kalbimizin yaşı hiç değişmez.
Kalbin yaşı yoktur.
Pek az kimse yaşlanmasını bilir.
Hiç bir
akıllı adam, daha genç olmayı istememiştir.
Kadınlarla müziğin yaşı yoktur.
Kandırma kendini; gençliğin uçtu gitti.
Sen yaşlandıkça sevginin gençleştiğine şaşma! Ne
biliyorsun? Belki bu oyun, sana, gideceğini unutturmak içindir.
Kendi kitaplarından bahseden yazar, kendi
çocuklarından bahseden bir anne kadar kötüdür.
Kitap okumak istediğim zaman, oturur bir tane yazarım.
Yüreğine bak da öyle yaz.
Çok yazmak, çabuk yazmak hiç de önemli değildir.
Dünya, "nasıl" yazdığına değil, "ne" yazdığına bakar.
Yalnız kabiliyetle yazılmaz. Kitabın arkasında bir
adam bulunmalıdır.
Yazmak için yaşadım, yaşamak için yazdım.
Yaşamak için yemelisin, yemek için yaşamamalısın.
Kendi kendini yenmek, zaferlerin en büyüğüdür.
Yenilgi, eğitimden başka bir şey değildir.
Yalnız, unutulmuş şeyler yenidir.
Yok olan arkadaşlar, aslında yanımızdadırlar.
Aşk için yokluk, ateş için rüzgar
neyse, odur: Küçükleri söndürür, büyükleri körükler.
Ateş altını, yoksulluk cesur insanları dener.
Tarihin en büyük adamları, en yoksul olanlardır.
Katı bir yürek, kanlı bir elden de kötüdür.
Bizleri baba-oğul yapan, etle kemik değil, yürektir.
Kulak, yüreğe giden bir caddedir.
En iyi tapınak, alçakgönüllü bir yürektir.
Büyük kalpler büyük binalar gibi daima kendilerini
gösterirler.
Anibal,
zaferi kazanmasını bildi, kullanmasını değil.
Zaferle doldurun göğüslerinizi!
Zafer, sizi nerede bekliyorsa, doğru oraya gidin!
Tehlikesiz bir yengi, şerefsiz bir zaferdir.
Zeka,
tarla gibidir: Ekip bakmak ister.
Herkes kendi zenginliğinin mimarıdır.
Bir devenin iğne deliğinden geçmesi, zengin bir adamın
Cennet'e girmesinden daha kolaydır.
Zenginliğin zevkleri yoksulların gözyaşlarıyla satın
alınır.
Zengin adamlarda sağduyuya pek rastlanmaz.
Yoksullara pek cömert davranan zenginlere güvenme.
Dünyanın en zor üç şeyi şunlardır: Sır tutmak, kusur
bağışlamak, boş vakitlerini değerlendirmek.
Bütün zulümler zayıflıktan doğar.
Yumuşak yürekli olabilmek için zalim olmalıyım.
Hiç bir
yeteneğim yok diye üzülmeyin... Ülkemizde yaşamak bile yetenek istiyor.
Siponsor
firma bulunduğu takdirde, aynı ipte iki cambaz da oynar.
Günün anlam ve önemine en uygun şarkı: "Haydi
şimdi bütün KİRLİ eller havaya."
Bütün kapıları açacak olan anahtar paspasın değil
dilinizin altındadır.
Bir bardak suyum olsa, ne fırtınalar koparacağım.
Bilgisi kıt bir insanın alfabesi gibidir şu sözler:
"Bunu bilir bunu söylerim, arkadaş."
Kör bir insan sizi asla görmezden gelemez.
Yani insan Karadeniz'deki gemilerini de o bankaya
yatırır mı be kardeşim.
Tiyatro oyunlarının bitimindeki alkış, polis
operasyonlarının bitimindeki alkışı bastırdığı gün, ben bu ülkeyi ayakta
alkışlarım.
Ekonomik kıriz yüzünden
Boğaz Köprüsü'nden intihar etmek isteyenlerin "KÖPRÜ İNİŞ ÜCRETLERİ"ne de %150 zam
yapıldı.
Zavallı ekonomi! Artık önüne gelen onu BİR GECELİK
FAİZLE aldatıyor.
Gördüğü kızla hemen de beraberliğe yatıyor. DERBİ
delikanlıymış be!
Bir İstiklal Savaşı gazisi gördüm geçen gün...
Madalyonun öbür yüzü takılıydı cebinde.
Hayata düşen yalana sarılır.
Bugünkü kura bakmadan, karşındaki adamın kaç paralık
olduğunu konuşma.
Doğdu ... öldü. Aradaki boşluğu anlamı bozmayacak
şekilde doldurunuz.
Mankenler düzgün yürümeyi başlarına kitap koyup
yürüyerek öğrenirler... Biliyorum, bir gün o kitaplardan biri kafadan düşecek
ve bir manken o kitapların içinde neler yazdığını da merak edecek.
Günleri saymakta fayda var... Zaman öyle kötü ki,
inanın yaşamadığı günleri kakalıyorlar insana.
Bu ülkede yargı yavaş, önyargı ise hep hızlı işler
dostum.
Beni hep ayakta uyuttuğuna göre RÜYALARIMIN KADINI
olmalısın sen.
Alaaddin'in sihirli lambasından çıkan CİN bile
bozulmuş. "DİLEN BENDEN NE DİLENİRSEN" dedi resmen geçen gece.
Elini sallasa ellisiydi ama o karşı cinse hep kolunu
salladı ve her defasında dayak yedi.
Hepimiz sevgi için doğmuşuzdur. Sevgi, var olmanın bir
amacı ve sonucudur.
Yaşamın en büyük dramı, insanların yok olması değil,
sevmekten vaz geçmeleridir.
Daha fazla denemekten vazgeçmenin dışında başarısızlık
yoktur.
Yeni bir ilgi alanı bulduğunuzda, yeni bir başarı elde
ettiğinizde, yaşam gücünüzü artırırsınız.
Dünyada bu kadar görkemli renkler varken her şeyi ak
ve kara yapmak ne yazık.
Yaşlanmanın en esaslı yanı yaşadığınız bütün diğer
yaşları kaybetmemektir.
Bir kalbin ne kadarla dolacağını hiç kimse, hatta
şairler bile ölçememişlerdir.
Ben sorunlarımdan daha önemliyim.
Duyulmasını istediğimiz bir sevgi mesajı iletmek
istiyorsak, bunun gönderilmesinden başka çare yoktur. Bir lambanın yanmaya
devam etmesini istiyorsak ona sürekli gaz doldurmamız gerekir.
İyimser bir insan ışık olmayan yerde ışık görebilir,
ama kötümser biri neden hep onu söndürmeye koşar?
Teni, biçimi ya da davranışı güzelleştirecek en güzel
şey çevremize dert değil neşe dağıtma isteğidir.
Mucizeler aniden olan şeylerdir, istemekle
çağrılmazlar ama kendiliklerinden, genellikle de olmayacak bir anda ve
kendilerini en az bekleyen kişilere gelirler.
Bir başkasına hizmet fırsatını elinden kaçıranlar
yaşamın sunacağı en doyurucu deneyimlerden birini kaçırmış olurlar.
Aşk içimizdeki "ben"i
yok etmeden bir "biz" yaratır.
Nesneler değişmez, biz değişiriz.
İnsanlar servet isterler. Ama tatmine ihtiyaçları
vardır.
Ben geleceğimle ilgilenirim çünkü yaşamımın geri kalan
bölümünü orada
geçireceğim.
Kişisel deneyimden geçmedikçe tam anlamları
bilinemeyen pek çok gerçek vardır.
Sevsen, sevilsen ve sevilebilir olsan.
Biz sadece kendimiz için yaşayamayız. Bizi
hemcinslerimize bağlayan binlerce
ip
vardır ve bunların üzerinde eylemlerimiz neden olarak gider ve sonuç olarak
geri
dönerler.
Sevginin kollarında rahatlayan bir insan, genellikle
düş kırıklığının ayakları
dibinde
uyanır.
Eğer, bir gün dünyanın bütün güzelliklerinden vazgeçip
ölmek istersen, bana gel
ki
sana sensiz hayatın ölüm olduğunu anlatayım.
Besle kargayı büyüsün.
Kurt kocayınca hayvanat bahçesinden emekli olur.
Kumarda kaybeden beş parasız kalır.
Yorganını ayağına göre uzat.
Yalancının mumu bitinceye kadar yanar.
Görünen köy, sizin köy değildir.
Anasına bak, bir de babasının parasına bak, sonra
kızını al.
Bakmazsan dağ olur, bakarsan ayıp olur.
Acele işe, ben de işeyeceğim.
Her yiğidin bir rüşvet yiyişi vardır.
İki gönül bir olunca, masraflar da çok olur.
Aç ayı oynamaz, yedek kulübesinde oturur.
Perşembenin
gelişi, salıyı hiç ilgilendirmez.
Borç, yiğidin karın ağrısıdır.
Yavaş atın ganyanı sürpriz olur.
Kızını dövmeyen torun sever.
Öküz öldü, inek dul kaldı.
Az veren candan, çok veren AIDS olur.
Ev alma, komşunun kızını al.
Besle kargayı, bari onun karnı doysun.
Damlaya damlaya, lavabo taşar.
Bugün başından atabileceğin işi, yarına bırakma.
Gülü seven, abisine katlanır.
Ağlarsa anam ağlar, gerisi PLAY-BACK yapar.
Adamın biri söz almak istemiş, parası yetmemiş.
Adamın biri suç işlemiş, elli liraya satmış.
Adamın birinin beli tutulmuş, eli kaçmış.
Adamın biri kanunu çiğnemiş, müzisyen kanunsuz kalmış.
Adamın biri kazık yemiş ama tadını beğenmemiş.
Adamın biri göze girmiş, bir daha çıkamamış.
Adamın biri çay içmiş ama ırmak içememiş.
Adamın biri göz gezdirmiş, yorgun düşmüş.
Adamın biri paçayı yedi, yakayı yiyemedi.
Adamın birinin uykusu gelmiş, içeri almamış.
Adamın birinin karnı zil, elleri tef çalıyormuş.
Adamın birinin kafası attı, vücudu insandı.
Adamın biri dayak yemiş ama doymamış.
Adamın biri kazakmış, bir gün söküp atmışlar.
Adamın biri şeytana külahı ters giydirmiş, şeytan
düzeltmiş.
Adamın biri çarşı pazar dolaşmış, bir daha
çözememişler.
Adamın biri gece gündüz karısının canını okuyordu,
yine de cahil kalmıştı.
Adamın biri kıza vurulmuştu, hastaneye kaldırdılar.
Adamın birinin tansiyondan gözleri kararıyordu ama
mavileşmiyordu.
Adamın birini hıçkırık tutmuş, kimseye verememiş.
Adamın biri denizi çok seviyormuş, sonunda ailesinden
istemiş.
Adamın biri dayak yemiş, bir daha ısmarlamamış.
Adamın birinin canı çıkmış, bir daha takamamışlar.
Adamın biri açıkta bir şey görmüş, üstünü örtmüş.
Adamın birinin elinden kaza çıkmış, fakat köy çıkmamış.
Adamın birinin gözü şişti, burnu tığ.
Adamın birinin gözleri yaşlıydı, kulakları genç.
Adamın biri dikkatini ölçtürmüş, beş metre gelmiş.
Adamın biri aklını kurcalamış, aklı bozulmuş.
Adamın biri oğluna “Sen aslansın” demiş oğlu da onu
yemiş.
Adamın biri dalmış, sonra budak olmuş.
Adamın birinin metresi varmış, arkadaşının
santimetresi.
Adamın biri turnayı gözünden vurmuş, turna tek gözlü
kalmış.
Adamın biri kızmış istemeye gelmişler.
Adamın biri yaşını başını almış, pikniğe gitmiş.
Adamın biri hırsını alamadı çünkü parası az gelmişti.
Adamın biri güneşin doğmasını bekliyordu ama daha
dokuz aylık olmamıştı.
Adamın biri azmış, karısı çok.
Adamın biri ağzını bozmuş, tamir edememişler.
Adamın biri kendinde değilmiş, misafirlikteymiş.
Adamın biri çene çalmış, karakola götürmüşler.
Adamın biri basmış, diğeri tiz.
Adamın biri yüz vermiş, beş yüz istemiş.
Adamın birinin gururu kırılmış, alçıya almışlar.
Adamın biri yumurtayı kırmış, yumurta küsmüş.
Adamın birisi bol keseden atmış, dar keseden eşekmiş.
O KADAR cimriydi ki, bir kadın şemsiyesini bulsa,
cinsiyet değiştirmeye kalkıyordu.
O KADAR kısa boyluydu ki, her sabah tıraşı için ayrı bir tıraş
makinesi kullanıyordu.
O KADAR alkolikti ki, kendisini sokan zehirli yılan
alkol zehirlenmesinden öldü.
O KADAR aptaldı ki, rüyasında fare gördüğü günden beri
kedisiyle yatmaya başladı.
O KADAR yüksek atlayan sırıkçıydı ki, inişte
parçalanmamak için beline paraşüt takıyordu.
O KADAR ateşli kadındı ki, beraber yatağa girdiği yeni
tıraş olmuş erkeklerin, yataktan kalktıktan sonra bir karış sakalları
çıkıyordu.
Birbirlerine O KADAR çok benzeyen ikiz kardeşlerdi ki,
sabahları tıraş olacakları zaman birbirlerine bakıp tıraş oluyorlardı.
O KADAR düşünceli hırsızdı ki, hırsızlık yaptığı
yerlere fatura bırakmayı ihmal etmiyordu.
O KADAR kibardı ki, ''Sen'' nehrine ''Siz'' nehri
diyordu.
Kocasını O KADAR çok seviyordu ki, yormamak için her
gün bir başkasıyla aldatıyordu.
O KADAR kuvvetli içkiydi ki, bu içkinin yere dökülen
damlalarını yalayan fare ''Nerede bu evin kedisi'' diye naralar atmaya
başlıyordu.
O KADAR uzun kolları vardı ki, yürürken kaza ile
ellerine basıyordu.
O KADAR güzel taklit yapıyordu ki, tavuk taklidi
yaptığı zaman bir de yumurtluyordu.
O KADAR uzun boyluydu ki, denizin en derin yerinde
suya girip balığı yakalıyor, sonrada güneşe uzatıp kızartıyordu.
O KADAR yeteneksizdi ki, imza atarken bile imla hatası
yapıyordu.
O KADAR aptaldı ki, rüyalarında önemli şahsiyetler
gördüğü için takım elbiseleriyle yatıyordu.
O KADAR uzun boyluydu ki, yağmur yağdığında herkesten
beş dakika önce ıslanıyordu.
O KADAR cimriydi ki, gece yatmadan önce bütün saatleri
durduruyordu.
O KADAR zayıftı ki, kaburga kemikleri sayesinde
toplama çıkarmayı öğrenmişti.
O KADAR aptaldı ki, soyduğu bankadan ağırlık olmasın
diye para yerine çek almıştı.
O KADAR yeteneksizdi ki, el yazısını kendisinden başka
kimse okuyamıyordu.
O KADAR akıllı bir av köpeğiydi ki, sahibi keklik
vursa hemen tencere getirmeye koşuyordu.
O KADAR kısa boyluydu ki, buzdolabının buzluğunda
rahatlıkla kayak yapabiliyordu.
O KADAR cimriydi ki, elektirik
parasından kurtulmak için evinde ateş böceği besliyordu.
O KADAR çapkındı ki, üzerindeki elbisenin rengine
uygun kızlara asılıyordu.
O KADAR akıllı av köpeğiydi ki, sahibinin bütün
atışlarının karavana olduğunu görünce, hemen gidip gözlük getirmişti.
O KADAR duygulu bir kızdı ki, erkek arkadaşının
resmine bakmaktan hamile kalmıştı.
O KADAR aceleci bir kadındı ki, balayında doğum
yapmıştı.
O KADAR çapkındı ki, çocuklarının annelerini
karıştırıyordu.
O KADAR cimriydi ki, çekirdekleri tartıya girdi diye,
şeftaliyi çekirdeğiyle birlikte yiyordu.
O KADAR seksi hemşireydi ki, komadan çıkan hastalar
onu görünce tekrar komaya giriyorlardı.
O KADAR cimriydi ki, önemli bir yere bakmadığı zaman
gözlerini kapatıyordu.
O KADAR meşgul bir patrondu ki, geceleri bile sekreteriyle yatmak
zorunda kalıyordu.
O KADAR kibar seyirciydi ki, hakeme portakalın
kabuklarını soyup da atıyordu.
O KADAR çapkındı ki, haftada bir fermuar değiştirmek
zorunda kalıyordu.
O KADAR ateşi vardı ki, doktor nabzını maşa ile
tutuyordu.
O KADAR hızlı bina yapıyorlardı ki, sabahleyin temeli
atıyorlar, akşama kirayı vermedi diye ev sahibi kiracıyı kapı dışarı ediyordu.
O KADAR cimriydi ki, banyo yaparken ziyan olmasın diye
suyu damlalıkla kullanıyordu.
O KADAR kekeme bir kızdı ki, üzerine saldırdığı
erkeklere "Ben sizin bildiğiniz kızlardan değilim " diyene kadar
bizim bildiğimiz kızlardan olmuştu.
O KADAR süratli araba kullanıyor ki, kavşağa gelmeden
yüz metre önce sinyali yakıyor, sinyal yanmadan kavşağı dönüyordu.
O KADAR kibardı ki, sıcak kahveyi soğutmak için
yelpaze kullanıyordu.
KADAR zengindi ki, cüzdanını düşürdüğünde ayağını
kırmıştı.
O KADAR büyük ağzı vardı ki, muzu enlemesine yiyordu.
O KADAR çarpık bacaklıydı ki, babası onu nal yerine
kapının üstüne asmıştı.
O KADAR gözleri bozuktu ki, arabasının küllüğü dolunca
yeni bir araba satın alıyordu.
O KADAR zengindi ki, her dişi için ayrı bir dişçisi
vardı.
O kadar gözleri bozuktu ki, gardıroba girip
"Lütfen beşinci kata" diyordu.
O KADAR zayıf kadındı ki, zeytin çekirdeği yuttuğu
günden beri yakınları hamile olduğunu sanıyorlardı.
O KADAR cimriydi ki, futbol maçlarında arkadaşlarına
pas bile vermiyordu.
O KADAR geri zekalıydı ki, bir sayfalık konunun on
sayfa özetini çıkarıyordu.
O KADAR şüpheciydi ki, el sıkışmadan önce parmağında
ki, yüzüğünü çıkarıyordu.
O KADAR cimriydi ki, cenaze parası doktor parasından
ucuz diye ölmeyi tercih etmişti.
O KADAR cimriydi ki, geceleri elektirik
yakmadan kitap okuyabilmek için körler okuluna ders almaya gidiyordu.
O KADAR kılıbıktı ki, idamdan önce son arzusu
sorulduğunda "Bilmem ki, izin verin de karıma sorayım" diyordu.
O KADAR dalgındı ki, gece yatarken karısını kapının
önüne koyuyor, kedisini koynuna alıp yatıyordu.
O KADAR dalgın müdürdü ki, kucağına oturan karısına
mektup dikte ettiriyordu.
O KADAR cimri bir kadındı ki, evine gelen erkek
misafirlerine ikinci bir yatak kirlenmesin diye kendi yanına yatırıyordu.
O KADAR çapkın ihtiyardı ki, kırikosuz
dolaşmıyordu.
O KADAR aptaldı ki, pisuvara izmarit atıyor, kültablasına da işiyordu.
O KADAR aptaldı ki, birinde akrep, diğerinde yelkovan
olmayan iki ayrı saati koluna takıp dolaşıyordu.
O KADAR tarafsızdı ki, araba kullanırken sağ sinyali
yakıp sola dönüyordu.
O KADAR kibardı ki, kabakulak hastalığı bile
geçirmemişti.
Çiftçi tarlasına O KADAR korkunç bir korkuluk
yaptırmıştı ki, kargalar korkudan geçen yıl aldıkları mısırları bile geri
getirmişlerdi.
O KADAR kıskançtı ki, karısı ikiz doğurunca
bebeklerden birinin kendisine benzemediğini düşünüp aldatıldığını sanıyordu.
O KADAR mutaassıp bir kızdı ki, kulak memelerine bile südyen takıyordu.
Yıldırım adama O KADAR yakın düşmüştü ki, ağzında
yanmadan duran sigara yanmaya başlamıştı.
O KADAR geveze bir kadındı ki, kocasının dilsiz
kalışını dört ay sonra fark edebilmişti.
O KADAR kısa boyluydu ki, halının kıyısına oturup
ayaklarını sallaya biliyordu.
O KADAR aptaldı ki, safra kesesinde para
biriktiriyordu.
O KADAR süratli araba kullanıyordu ki, virajlarda
arabasının arkasındaki pilakayı okuyabiliyorlardı.
O KADAR zayıftı ki, göğsünü keselettiği zaman
sırtındaki kirlerde çıkıyordu.
Tiren O KADAR yavaş gidiyormuş ki, yolcular, yol
boyunca otlayan ineklerin sütlerini sağabiliyorlarmış.
O KADAR utangaçtı ki, çırılçıplak bir kadın "Dile
benden ne dilersen" deyince "Özür dilerim" demişti.
O KADAR şişman kadındı ki, gölgesi beş kişiyi güneşten
koruyordu.
O KADAR tembeldi ki, okuduğu kitabın sayfalarını
çevirmeye üşendiği için, rüzgarlı havalarda kitap
okuyordu.
O KADAR aç gözlüydü ki, yemek yerken, lokmanın birini
ağzına atıyor, ikincisini eliyle, üçüncüsü diğer eliyle yakalıyor, dördüncüsünü
de gözüyle hapsediyordu.
O KADAR akıllı bir kadındı ki, veresiye giyinip, peşin
soyunuyordu.
O KADAR kibardı ki, bayan arkadaşını dövmeden önce
önünü ilikliyordu.
O KADAR apdaldı ki, balık
avına çıkarken belki köpek balığı yakalarım diye yanına tasma da alıyordu.
O KADAR kendini beğenmişti ki, akıllı insanları
dinlemek hoşuna gittiği için hep kendi kendine konuşuyordu.
O KADAR cimriydi ki, balayına çıkacakları yeri, karısı
daha önceden görmüş olduğu için tek başına gitmişti.
O KADAR kıskançtı ki, karısını öptükten sonra aynanın
karşısına geçip kavga ediyordu.
O KADAR sert bakışlıydı ki, üst üste konulmuş on
kiremidi bir bakışta kırabiliyordu.
O KADAR zayıflamıştı ki, geçen sene aldığı saat
kayışını bu sene bel kemeri olarak kullanıyor.
O KADAR cimriydi ki, ucuza gelsin diye oğlunun sünnet
düğünüyle evlilik düğününü aynı gün yaptırmıştı.
O KADAR titiz bir tavuktu ki, kalçaları bozulmasın
diye yumurtlamıyordu.
O KADAR antika bir kadındı ki, yurt dışına çıkmasına
izin verilmiyordu.
O KADAR kıskanç bir adamdı ki, karısı erkek çocuk
doğurunca "Demek karnında dokuz ay bir erkek taşıdın" diye karısını
dövmüştü.
O KADAR doğurgan bir kadındı ki, üzerine kocasının
ceketi düşse hamile kalıyordu.
O KADAR ateşli bir kızdı ki, sürekli itfaiyecilerle filört ediyordu.
O KADAR tembeldi ki, tembelliğinden tembellik etmeye
üşeniyordu.
O KADAR sarhoştu ki, bir metre ötesinden kibrit
yaksalar alev alıyorlardı.
O KADAR sesli horluyor ki, duyanlar yeni bir dünya
savaşı çıktı sanıyor.
O KADAR kendini beğenmiş tavuktu ki, yumurtalarını sezaryanla aldırıyordu.
O KADAR kuşkucuydu ki, elini sıksanız parmaklarını
sayıyordu.
O KADAR miras düşkünü damattı ki, kayınpederinin elini
öptüğü zamanlar nabzını da sayıyordu.
O KADAR ateşli kadındı ki, onunla bir gece beraber
olan erkekler, cehenneme gidip serinlemeyi hayal ederlerdi.
O KADAR zayıftı ki, evine kapının altından girip
çıkıyordu.
Tecrübe, hayatımız boyunca yediğimiz kazıkların
bileşkesidir.
Haklı olmayı, başbakan olmaya seçerim.
Gözlerin konuştuğu dil her yerde aynıdır.
Tarı deli ve yarı akıllı en tehlikeli olandır.
Bugün, dünün öğrencisidir.
Dudakların söylemekten çekindiğini gözler haykırır.
Allah, beni benden korusun.
Ancak bir aptal, suyun derinliğini iki ayağıyla ölçer.
Hiç okuma yazma bilmeyenler, satır aralarını en iyi
okurlar.
Göz ancak o kişinin bildiği kadarını görür.
Mutluluk varacağımız bir istasyon değil, bir yolculuk
tarzıdır.
Paranın mutluluk getirmediği doğrudur. Ancak burada
sözü edilen başkasının parası.
Hafif acılar konuşabilir ama derin acılar dilsizdir.
İşi doğru yapana yönetici, doğru işi yapana da lider
denir.
Size yabancı bir ideale SULTAN olmaktansa, kendi
idealinize KÖLE olun!
Kendini yenmek zaferlerin en başta geleni ve en
güzelidir.
Kargalar sürüyle, kartallar yalnız uçar.
Öfkeliyken konuş, göreceksin ki pişman olacağın
konuşmayı yapacaksın.
Yağmurun yağışı değil, yere düşen damlaların etrafa
savrulması hüzünlendirir.
Hayatta herkes kendine bir eş arar, taşın kalbi yok
onu da yosun sarar.
Yapmaya değecek tek yolculuk, içimizde yaptığımız
yolculuktur.
Uzaklarda sen kaldın, ayrılığı ben yaşadım.
Öyle hatıralar var ki, anlatılırken güzelliği gider.
Altın ateşle, kadın altınla, erkek kadınla imtihan
edilir.
Bilinmeyeni ve bilmediğini bilen, çocuktur. ONA
ÖĞRETİN!
Bilen ve bildiğini bilmeyen uykudadır. ONU UYANDIRIN.
Bilen ve bildiğini bilen liderdir. ONU İZLEYİN.
Dağ dağa kavuşmaz, bilgisayar bilgisayara kavuşur.
(İnternet)
Bir PC'nin nesi, iki PC'nin networku var.
Virüsünü söylemeyen, anti-virüsünü bulamaz.
Şifreni söyleme dostuna, o da söyler dostuna.
Vakitsiz kilitlenen bilgisayarı resetlerler.
Virüs geliyorum demez.
Tuşa basmakla kılavye
eskimez.
Acele purograma bug karışır.
Anti-virüssüz PC'yi virüs kapar.
Disket virüsüyle gelir.
Sabrın sonu resettir.
Ummadığın purogram, makineyi
kilitler.
Sakla Utility'i, gelir
zamanı.
Virüs ölür, gözü diskette kalır.
Virüs gelince "back-up’ını aldın mı, şimdi müsait
misiniz?" diye sormaz.
Virüsün başı küçükken ezilir.
Virüs istedi 1 EXE, Allah verdi 2 EXE.
Her virüs bir tecrübedir.
Her virüsün bir yoğurt yiyişi vardır.
Ayağını kotana göre uzat.
Doam
oynaya oynaya teneffüs uzar.
Kedi kullanamadığı purograma
virüslü der.
Fazla utility göz çıkarmaz.
Hayatıma anlam verecek tek şeyin hiç
bir sınırlama olmaksızın kendime matematik çalışmaya adamak olduğu
yöndeki saplantıdan kurtulamadım.
Yanlış şekillerle, doğru düşüne bilme sanatıdır.
Öğrenmenin azı tehlikeli bir iştir.
Bir ülkedeki matematik bilimin gücüyle devletin gücü
birbirine paraleldir.
Kaynanasının öldüğü gün sevincinden öldü.
Ayaklarına kara sular inmişti, yüzü sapsarı, gözleri
mosmordu.
Çok cimriydi. Gece vakti öldü de kahvaltıyı kurtardı.
Toprağın altındaki petrole hakim
olabilmek için üstündeki bebeleri öldürmeye, sakat ve aç bırakmaya kimsenin
hakkı yok!
Para kazanmayı öğrendik ama yuva kurmayı beceremedik.
Daha büyük evlerdeyiz ama daha az ailelerle yaşıyoruz.
Son zamanlarda daha çok pilan
yapıyoruz ama daha az sonuç alıyoruz.
Son yıllarda; çabalar arttı mutluluklar azaldı.
Son yıllarda; az kitap okuyoruz, çok televizyon
seyrediyoruz.
Bütün hatipler bir zamanlar kötü konuşmacıydı.
Genç ve hür iken, düşlerim sonsuzken, dünyayı
değiştirmek isterdim. Yaşlanıp akıllanınca dünyanın değişmeyeceğini anladım.
Ben de düşlerimi biraz kısıtlayarak sadece memleketimi değiştirmeye karar
verdim. Ama o da değişeceğe benzemiyordu. Gittikçe yaşlandığımda, artık son bir
gayretle, sadece ailemi, kendime en yakın olanları değiştirmeyi denedim. Ama
maalesef bunu kabul ettiremedim. Ve şimdi ölüm döşeğinde yatarken birden fark
ettim ki, önce yalnız kendimi değiştirseydim, onlara örnek olarak ailemi değiştirebilirdim.
Kim bilir, belki dünyayı bile değiştirebilirdim.
Yaşamda korkulacak bir şey yoktur. Yeter ki anlaşılsın.
Dünyanın sorunu; akıllı insanlar şüphelerle doluyken,
aptalların özgüvenle dolu olması.
Hayat seni güldürmüyorsa, espiriyi
anlamadın demektir.
Bana okuduğum kitapların en güzelinin hangisi olduğunu
sorarsanız, söyleyeyim: ANNEM’dir.
Adil davranmadıktan sonra, hacı hoca olmuşsun kaç
para? Hırka, tesbih, post, seccade güzel ama tanrı kanar mı bunlara?
Ulaşamayacağını bile bile neden O’nu arıyorsun? derler… Bende derim ki;
öleceğimi bile bile neden yaşıyorsam, o yüzden.
Giderek terbiyesizleşiyorsan; hayatın ne mal olduğunu
anlıyorsun demektir.
Güzel bir kadın göze; iyi bir kadın da kalbe hoş
görünür. Birincisi pırlanta, ikincisi de hazinedir…
Ya tutulacak kadar yakın ol ya da unutulacak kadar
uzak.
Yalan zeka işidir, dürüstlük
cesaret, eğer zekan yetmiyorsa yalan söyleme, cesaretini kullanıp dürüst olmayı
dene.
Ya götür geri kalanımı, ya da
tamamla eksik yanımı.
Güzeli güzel yapan edeptir, edep ise güzeli sevmeye
sebeptir!
İstediğin kadar bağır, çağır. Susan birini yenemezsin.
Toprak bir gün yağmurun kıymetini anlayacak; fakat o
gün yağmur yağmayacak.
Sırtından vurana kızma, ona güvenip arkanı dönen
sensin. Arkandan konuşana da darılma, onu insan yerine koyan yine sensin!
Yüzde ısrar etme doksan da olur! İnsan dediğin noksan
da olur! “Bir ben varım deme” yoksan da olur!
Hayat bizi dört işlemle sınar: Gerçeklerle çarpar,
ayrılıklarla böler, insanlıktan çıkarır ve sonunda ‘topla kendini’ der…
İnandığım doğrular değişmedi, inandığım insanlar
değişti sadece.
Hayatın en hüzünlü anı, mevsimine kapıldığın kişinin
bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını anladığın andır…
Aslında bütün kadınlar tatlı sözleri sever; ama
iltifatların yalan mı gerçek mi olduğunu anlayacak kadar da zekiler.
Başkalarının yolunda yürüyenler, ayak izi bırakmazlar…
Birisini unutmak zorundaysanız, bunu sindire sindire
yapın. Çünkü aklın zamansız öldürdükleri, yürekte amansız dirilir.
Bilinmeyen yerleri bulmak için önce kaybolmak gerekir.
Belki hiç bir şey yolunda
gitmedi; ama hiç bir şey de beni yolumdan etmedi…
Acı çekmemiş bir ruh, mutluluktan ne anlar.
Aslında insanı en çok acıtan şey; hayal kırıklıkları
değil, yaşanması mümkünken yaşayamadığı mutluluklardır!
Bu şehri sevmemin tek nedeni; köşebaşını
döndüğümde seninle karşılaşma ihtimalimdir.
İnsanlara ne kadar değer veriyorsan o kadar tepene
biniyorlar. Hele bir de verdiğin değeri onlara belli ettiğinde…
Çok sevdiğin ama geri döndüremeyeceğin kişilerin en
kötü yanı; onları her hatırladığında, seni tekrar tekrar terk etmeleridir…
İyi biriyim ama melek değilim. Günaha girdiğim olur
ama şeytan değilim. Yalnızca bu dünyada sevecek birini arayan küçük bir kızım.
Giden sizin için çok değerli de olsa, kapıyı örtün ki;
içeride kalanlar üşümesin…
Hayat üç bölümdür: Dünyayı değiştireceğini sandığın,
dünyanın değişmeyeceğine inandığın ve dünyanın seni değiştirdiğine emin
olduğun.
Gözlerimiz ruhumuzun penceresidir ve ruhumuzda umut
varsa, dış dünyaya da umutla bakarız.
Eğer aşk için kelime gerekseydi, dilsizler nasıl
sevecekti!
Hiç bir
insan ister şaka olsun, ister ciddi, yalan konuşmayı bırakmadıkça imanın tadını
alamaz.
Bugün cesaret edemediğin için yapamadığın şeyleri,
yarın zamanın olmadığı için yapamayabilirsin…
Sözden ağırı yoktur. Beden çok yükü taşır da gönül her
sözü taşıyamaz…
Gülerek kaybettiklerini, ağlayarak kazanamazsın.
Eskiye geri dönemeyiz, gemileri yaktık; yapılabilecek
tek şey, sonuç ne olursa olsun cesur olmaktır…
Aldırma söylenenlere; varsın, görenler seni bir ot
sansın. Sen gül ol da, uğruna ötmeyen bülbül utansın…
Nefrete sevgiden daha çok güvenin, çünkü nefretin
sahtesi olmaz.
Dostlarımızdan şüphelenmek, onların ihanetinden çok
daha utanç vericidir.
Başarmak zordur; kolaya kaçarsan sonuç basitleşir...
Unutma, yokuş aşağı inmek kolaydır ama manzara tepeden
seyredilir.
Nokta her zaman bir son demek değildir; bazen
kendinden sonraki harfin büyük olacağını gösterir...
Gönlün rahat mı? Elinden geleni yaptın mı? Cidden
olmuyorsa zorlamayacaksın…
İnsanın kazandığı paradan değil, paranın kazandığı
insandan kork!
“Seni seviyorum” demek değil ki marifet, önemli olan o
kelimenin tüm sorumluluklarını alabilmek…
Evleniriz belki bir gün, belki çocuklarımız olur. Bana benzer şair olur, sana
benzer şiir olur…
Takvimin en güzel yaprağıydı seni gördüğüm gün.
Bakışların sonsuz kuyu misali, sen baktıkça ben içine düşüyorum Yusuf misali…
Okyanusla, gökyüzü gibiydik biz seninle. İkimizde
maviydik, birlikte gibiydik. Aslında hiç birleşmemiştik...
Her gece onu düşünmekten saatim ilerlemez oldu. Kim
sorarsa saat kaç diye, cevabım hep aynı; O’na doğru.
Sonsuza kadar yaşamak istemem, seninle bir gün
yaşayayım; ben kelebek misali bir günlük ömrüm olsun oda seninle olsun, bir gün
bir ömre bedel seninle ne dünyayı isterim ne cenneti, benim dünyamda sen
cennetimde…
Bütün şairler sana mı aşıktı ki her okuduğum şiirde,
dinlediğim ezgide sen vardın…
Ya tam açacaksın yüreğini ya da hiç
yeltenmeyeceksin!
Gırisi
yoktur aşkın; ya siyahı ya da beyazı seçeceksin...
Sen benim görmek için, bakmaya gerek bile duymadığım
ezberimsin...
Madem sevmiyorsun o zaman sahip çık gözlerine!
Dönüp dolaşıp değmesinler gözlerime. Bana kimse sen
gibi baktı mı bilmem, ama ben kimseye sana baktığım gibi bakmadım…
Günün birinde hepimiz sonsuza dek susacağız onun için
sevdiklerimize “seni seviyorum” demekten çekinmeyin!
Ne sıradan bir sevgiyi yaşayacak kadar basit biriyim.
Ne de seni sıradan bir sevgiye malzeme yapacak kadar herhangi biri.
Birinin gözlerine bakmak, onun rüyalarına girmeyi göze
almak demektir. Sevmeye kabiliyetin yoksa, o gözlere bakmayacaksın. Öyle bir
seveceksin ki, yüreğinden kimse ayıramayacak. Ve öyle birini seveceksin ki,
seni gözleriyle bile aldatmayacak.
“Çok” sevilmeye değil, “hep” sevilmeye ihtiyacım var.
Sevmek zor iş ne maaşı var ne sigortası, bir ayrılığı var bir de gözyaşı…
Mutlu olmak kimin umrunda,
sen yanımda ol yeter. Ben utangaç bir kalbi taşırım geceden...
Ben sana aşık olduğumu, ölsem
söyleyemem...
İkimizin hayali de aynıysa ortak bir yerde buluşmanın
zamanı gelmiş demektir. Mesela sen ve ben aynı hayatta?
Gülüşünü seversin, sesini seversin, sohbetini
seversin. Sevmek için illa ki yüzünü görmek şart değil; yüreğinde duruşunu
seversin.
Yağmur başladı… Gelse de ıslansak dediği biri olmalı
insanın…
Bir insan aşık olunca;
kıskanır, bağırır, kısıtlar, hesap sorar, sahiplenir… ama; anlayana işte…
Gördüğünü herkes sever, sen onda görmediğini
bulacaksın.
Eğer gerçek aşk istiyorsan; tene değil, kalbe
dokunacaksın.
Bir çift göze aşık ve diğer bütün gözlere körüm…
Açık çay içerdi hep, demli olunca bardağın diğer
tarafından beni göremezmiş, Öyle derdi…
Merhaba sevdiğim; ben o sevmediğin. Bugünde mi
geçmedim aklının kıyılarından?
Aklımda işin yok! Durup durup
aklıma gelme… Yanıma gel, Mevzu KALBİMDE!
Ey canımın sahibi Yar! Sen benimle olduktan sonra
kaybettiklerimin ne önemi var.
Ya çok yanlış zamanda karşılaştık ya da hiç
karşılaşmaması gereken iki insandık. Biz neydik bilmiyorum. Sevgili desem değil
aşık desem değil bildiğin rastlantıydık işte, ondan öteye gidemedik.…
Kalp midir insana sev diyen, yoksa yalnızlık mıdır
körükleyen? Sahi nedir sevmek? Bir muma ateş olmak mı, yoksa yanan ateşe
dokunmak mı?
Onunla kavga etmeyi, başkasıyla gülmeye değişmem.
“Yan yana” ayrı yazılır, biz hep “sımsıkı” olalım.
Aşktan yana yaşadıklarımı bilseydin eğer, halen
sevebiliyor oluşuma AŞlK olurdun…
Biz seninle bir salkımın iki aşık üzümüyken, başka
şişelerden şarap olmuşuz, başka hayatlarda harap olmuşuz...
Biz seninle bir denizin iki aşık balığı iken, başka
sularda yüzüp durmuşuz, başka kıyılara vurmuşuz...
Ve diyeceğim ki; Aşk güzel şey... vaktinde ve doğru
insanla geldiği sürece…
Sen benim en kıymetlimsin, en güzel vazgeçilmezimsin.
Sevmekle bitmeyenimsin, sen benim hakikatlimsin. En derin, en içimdesin, sen
benim en güzel derdimsin.
Büyük aşklar ya sonsuzdur ya da O’nsuz!
Seni özlemek, üşümek gibidir soğuk bir akşam üstü,
yağmurun altında yürümek gibi sırılsıklam, titreye titreye. Sıcak bir yer bulup
sığınmak istersin ya hani, öyle ihtiyacım var işte, yüreğine sığınıp, nefesinde
ısınmaya.
Kelebek gibidir aşk. Peşinden koştukça senden kaçar.
En iyisi bırak uçsun, belki hiç beklemediğin bir anda gelip omzuna konar.
Dur ve dinle! Duyduğun her ayak sesi benim olabilir.
Çalan her zilde benim parmağım kalmıştır.
Perdeleri ardına kadar kapatma belki karşı binanın
çatısında sana el sallayan ben olabilirim.
Şimdi o kadar zor ki geri dönmek, seni unutup
başkasını sevmek ama bir şeyi anladım çok zormuş sevilmeden sevmek.
Aşk bazen o elini ilk tuttuğundaki sıcaklık, gözlerine
ilk baktığındaki o ışık ve tenine ilk yaklaştığındaki o tutkudur.
Bil ki düşmek değildir insanları üzen... Elinden tutar
gibi yapıp aslında itenlerdir insanı hayata küstüren.
Acılarımı bile tatlandırıyor aşkın.
Yıkıma terkedilmiş kalemin bütün hücrelerine sürülmüş
iksir gibisin.
Ah sevda bahçemin tutsak çiçeği...
Ben seni oraya hapsettim. Seni hapsettim kırık bir aşk
şarkısı eşliğinde. Hüzne buladım seni. Deniz meltemlerini okşayan saçlarını
hapsettim kalbimin kıvrımlarına. Ordasın artık. Oradasın ve ne kadar olman
gerekiyorsa.
Ve aşk... Herkesi ona benzetip, kimseyi onun yerine
koyamamaktır...
Aşk sevgilim, seni düşlerken saç diplerimin bile
terlemesi…
Kalbimi bedenimden söküp senin avucuna vermek
istiyorum. O senindir çünkü; senindir artık.
Sen ruhumda başladın ve bütün vücudumu kapladın. Bütün
vücudum sen artık.
Ya gönlümü al artık seni sevmesin, ya aklımı al artık
seni düşünmesin, ya feryadımı duy gözlerimden hayalin silinmesin ya da canımı
al bu kadar acı çekmesin.
Aşkın gözyaşları ıslatırken sevgilinin omzunu, neden
bu kadar geç kaldığını sorar aşk meleği.
Ölüm dediğin nedir ki? Dönüşü olmayan tatil. Aşk
dediğin nedir ki? Gençliği öldüren katil.
Gözlerine üfleyen uyku perisini cebime hapsettim.
Çünkü bana verdiğin en iyi hediyelerden biri o. Onunla şarkılar fısıldamak
istiyorum kulağına. Benim kurtarıcım bu uyku perisi...
Ben güzel ruhuna aşık oldum
senin. Sadece bu yüzden sadakat kokuyor bu tutku. Çünkü sen ebedi ruh
hastalığım olacaksın benim.
Kömür karası sevdam var benim, tıpkı gökyüzündeki
yıldızlar kadar güzel, bir o kadar da göz alıcı kirli insanlardan uzak tertemiz
engin denizlere benzeyen gözlerini hapsettiğim damarlarımdan akıp giden
nefesinle kalbime ulaştın, sen benim yaşayamadığım her şeysin, sen cansın,
heyecansın...
Annem yaşı ilerledikçe elim kolum ağrıyor diyor, ah be
annem benim yaşım kaç ki her gün sol yanım ağrıyor...
Gecenin karanlığında, güneşin ışığında, suyun
damlasında, selin coşkusunda, kimi yanımdasın kimi rüyamda, ama hep aklımdasın
sakın unutma.
Sen, hayalini kurup, sonunda bulduğum o hayallerimdeki
adam değilsin. Sen karşıma çıkıp, bana aşkı hayal ettiren ilk sevgilisin.
Aşk, sakızdan çıkan sözler kadar basit olmaya devam
ettikçe, insanlar da onu çiğneyip tükürmeye devam edecekler.
Aşk bittikten sonra arkadaş kalalım diyenler! Güle
başka isim versen değişik kokacak mı?
Adаm olmаk; bir
gurubа dаhil olmаk değil, bir duruşа
sаhip olmаktır...
Yüzüme kаrşı hаvlаyаnа cesаret
edemeyen köpekler, arkаmdаn hırlаmаyа bаşlаmış;
Hаyırdır! Hаni
derler yа “Bir konuşursаm
derinden, yer oynаr yerinden.” Ben onlаrdаn değilim, “Konuşursаm
derinden, kimse kаlkаmаz yerinden.”
Bu hаyаttа
iki şeye güvenirim kаrdeş; biri аynаyа bаktığımdа
gördüğüme, diğeri yukаrı bаktığımdа
görmediğime.
Sаygıdа
kusur ettiysem vаrdır bir bildiğim…
Zincir soğuk, zindаn yаş. Belki birаz
üşürüz. Hele bаşım zindаndаn
çıksın dа görüşürüz.
Çаkаlın
özgürlüğü аslаn аyаğа
kаlkаnа kаdаrdır.
Çаkаllаr güçlerini kаlаbаlıktаn аlırlаr.
Aslаnlаr ise yаlnızlıktаn.
Kişiliğinde Şeref yoksа
eğer ne kаdаr bаşın
dik yürürsen yürü, gökyüzü dаhil yüzüne
tükürür.
İnsаn аdаm olаmаyıncа,
аdаmlık insаnа
zor gelir.
Erkek аdаm hаtа yаpаr,
аmа аslа
yаmuk yаpmаz.
İnsаnlаr
böyledir... bаzılаrı yаlаn
olur bаzılаrı yılаn,
çok nаdir yetiyor şu yаlаn
dünyаdа аdаm
gibi kаlаn.
Erkeğin аdаm
olduğu yerde kаdın her zаmаn
hаnımefendidir.
Adаm olаnа sözüm yok аmа
kıvırаnа pаrа
tаkаrım!!
Unutmа,
sen gitmekle eylem yаpаrsаn, ben unutmаklа devrim yаpаrım.
Öyle değil işte cаnım kаrdeşim, düşmаn kör nişаncıdır dа dost
bilir nerden vurаcаğını...
Deli tаrаfımа
gelme sаkın, orаdа
ben bile hükümsüzüm…
Her şeyin sonundа düşmаnlаrımızın sözlerini değil; dostlаrımızın sessizliğini hаtırlayаcаğız…
Küfür şeytаnа mаhsustur, tövbe insаnа... аşk kаdınа yаkışır, sevmek аdаmа…
Hiç bir zаmаn lüks bir yаşаm
istemedik. Yаnımızdа sevdiklerimiz olsun,
sokаklаrdа yаşаmаyа
bile rаzıydık. Bugün de ölmedik, аmа yаşаdık
mı? O dа belli değil. Boşversene!
Aşk mı kаldı аrtık?
Herkes gördüğünü sever olmuş. Ne olduğunа
değil, ne verdiğine bаkаr
olmuş… Beni görünce edebinden bаşını yere eğdin
yа hаni...
-Bende аyаğınа tаş,
gözüne yаş değil. -Ömrüne bаş
koymаz mıyım yаr.
Kаlemimi
kırmış olаbilirsiniz аmа
mürekkebimde boğulаcаksınız…
Biz popüler değiliz аdаmız,
bizim durumlаrımız değil аdаmlığımız
beğenilir…
Herkes kаybettiği kаdаr içecekse eğer… O mаsаdаn
en son ben kаlkаrım…
Herkesin gecesi, kendi yаrаsı
kаdаr derindir…
Gitsende аrtık beni bаğlаmаz;
hаni bir lаf vаrdır yа, kendi
düşen аğlаmаz.
Ölümle burun burunа
gelmedik аmа, kаfа
kаfаyа dа
çok verdik.
Biz hiç kimseyi yаrı yoldа bırаkmаdık,
onlаr hep müsаit
bir yerde indiler.
Bir kаdını mutlu etmek
için; dost gibi dertleş, bаbа gibi koru, аdаm gibi sev...
İki аrаdа
bir derede kаlmаdı hiç gönlüm; yа sevdim yа sildim.
Bizim için her zаmаn
siyаh ve beyаz vаrdır аrаsı gıri yoktur.
Herkesin korktuğu ölümü biz sokаklаrdа
oyun niyetine oynаrız.
Arkаmdаn konuşаnlаrın hаyаllerin
de imzаm vаr.
Tilki gibi dostum olаcаğınа,
аslаn gibi düşmаnım
olsun.
Kаlаbаlıktа аrtistlik yаpаnın;
tenhаdа özrü kаbul
olmаz.
Sonunu düşünen kаhrаmаn
olаmаz.
Bаzı
şeyler nаsiptir; bir bаrdаk
çаy söylersin, nаsibin
vаrsа içersin…
Ömrü bitene kаdаr
sevmeli insаn. Menfааtleri
bitene kаdаr değil.
İyi insаnlаr dаimа kаybederler,
çünkü аdil dövüşürler…
İnsаn;
bir kere yаrаlаndı mı, çiçeğin
gölgesini bile hаnçer zаnneder…
Adаmlık,
hergün аynı kаdınа аşık olmаktır.
Defterini dürdüğüm insаnlаrın
muhаsebesini tutmuyorum. İаde
fаturаsını kesip, hаtаlı
mаl olаrаk
iаde ediyorum…
Bаzılаrı
şükretmeyi; bаzılаrı küfretmeyi öğretir insаnа…
Bаzen hаklı olduğun yerde bile susаrsın…
Sırf sevdiklerin üzülmesin diye…
Şımаrаcаk
kimsen olmаyıncа, hаyаt
seni kocаmаn bir аdаmа
çevirir.
Hаyаl kurmаk için değil; hаyаt
kurmаk için sevdim seni…
Gecenin yаrısı uyаnıp “bir sigаrа
yаkаyım” derken; pаketi
bitiren insаnlаrın, derdi büyüktür…
Olurunа bırаktım аrtık,
gelişi güzel yаşıyorum hаyаtı.
Ve şu üç günlük dünyаdа hiç tаkmıyorum, beş kuruşluk insаnlаrı…
Yüreğimiz dаrаğаcındаyken
bile ölüme koşup, sevdiklerimizin kıymetini hep bildik…
Hаyаtı kurаllаrıylа yаşаrsаn
ezilirsin, kendi doğrulаrınlа yаşаrsаn ezersin…
Ben en аzındаn kаtilimi tаnıyorum fаkаt sen bir gün sevilmediğin bir yürekte kim vurduyа gideceksin…
Biz aklımızı alanları değil aklımızda kalanları
sevdik!
Kim bilir beni unutmаk
için kаç аşkı hаrcаyаcаksın…
Yürekli kаdının bаşı yüreksiz аdаmın
omzunа аğır
gelir…
Bаzı kаdınlаrın pembe olsа
dа kimliği, аdаmım
diye gezen bir çoğundаn dаhа
mаvidir yüreği…
Bizim ortаmdа yаşı büyük olаnа
değil. Adаm olаnа
аbi denir…
Biz ışıklı cаddelerin
züppe çocuklаrı değil! Biz ıssız sokаklаrın delikаnlı
yürekleriyiz!
Vаrsın olmаsın hаyаttа
her istediğimiz biz olаnа elhаmdülillаh, olmаyаnа
eyvаllаh deriz...
Delikаnlılık
belinde tаşıdığın silаhta
değil bedeninde tаşıdığın yürektedir.
Yiğide sаvаş bаyrаmdır.
Kаhrаmаnlık
ileriye аtılmаk ve bir dаhа dönmemektir.
Suyun yаvаş аkаnındаn, yiğidin yere bаkаnındаn kork.
Kаhrаmаn,
çevresine ölüm yаymаz, аmа ölüme meydаn
okur.
Sınırdа
nöbete ihtiyаç vаrsа,
bir sаlâ yeter bu MİLLETE!
Sen, o kocаmаn
yüreğine hepimizi sığdırıp gittin kаhrаmаnım.
Kаhrаmаnı olmаyаn bir ulusun geleceği de olmаz.
Herkes kаhrаmаn
olаmаz, kimilerinin de onlаrı аlkışlаmаsı
gerekir.
O kаdаr hаin vаr аmа bir o kаdаr
dа kаhrаmаnımız
vаr elhаmdüllilаh!
Kаhrаmаnlık,
ruhun bedene kаrşı kаzаndığı
zаferdir.
Cömert derler, mаldаn
ederler; yiğit derler, cаndаn ederler.
Hаinlerin
üstüne işte böyle koştu. İsmin gibi Fаtih’sin,
Fetih edensin. Yiğitlik intikаm аlmаklа değil, tаhаmmül
göstermektedir.
Bu Vаtаn senin
gibi bir kаhrаmаnı ebediyen bir dаhа görmeyecek yerinde rаhаt
uyu…
Korkаk,
ölümünden önce defаlаrcа ölür. Kаhrаmаn ölümü bir kez tаdаr.
Kаhrаmаnlаr,
bize insаnoğlunun neler bаşаrаbileceğini
göstermiştir.
Adsız sаnsız olsаn dа en büyük kаhramаnlık göz kırpmаdаn
sаldırıp bir dаhа
dönmemektir.
Acizler için imkânsız, korkаklаr
için müthiş gözüken şeyler kаhrаmаnlаr
için ideаldir.
Unutmа
ki her seven isimsiz bir kаhrаmаndır.
Unutmа ki insаn;
sevebildiği kаdаr insаndır.
VUR! MEHMEDİM Vur ki; bаhtım
uyаnsın. Tekbirler, аrşа
dаyаnsın, Sen ki; çelikleşmiş imаnsın.
Bаyrаklа
dertleşen toprаklа birleşen bu vаtаn ve millet için cаn
verip devleşen kаhrаmаlаr vаr.
Sаvаşırken
ölenleri kаhrаmаn yаpаn, ölümleri değil, ölümlerinin
sebepleridir.
Ey kаhrаmаn
Türk kаdını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlаr üzerinde göklere yükselmeye lаyıksın.
Ezаn
oldum DİNMEDİM. Bаyrаk oldum İNMEDİM.
Şehit oldum ÖLMEDİM. Adım MÜSLÜMAN, Soyаdım
TÜRK benim.
Kаhrаmаnlаrın
öykülerini yаzаn yаzаr,
kаhrаmаn olmаz.
Kаhrаmаnlık şiirleri yаzаn nice ödlek tаnırım.
Bu siyаh toprаk sаhаsının
аltındа defineler, üstünde de аsil ve kаhrаmаn
bir millet yаşıyor.
Hаyаtınızdа
hep hаrikulаde şeylerle kаrşılаşırsаnız, kаhrаmаn
olmа şаnsınız
yoktur.
Bu toprаklаr
neden аnаvаtаndır bilir
misin? Çünkü binlerce yıldır uğrundа ölen kаhrаmаn аnаlаr
vаrdır. Bu milletin kаhrаmаnlаrı
hiç bitmez. Toprаk bu kаhrаmаnlаr
sаyesinde vаtаn
oldu ve olmаyа devаm
ediyor. Kаhrаmаn erkekler nаsıl dа yаkıp yıktılаr. Kаhrаmаn kаdınlаr
nаsıl dа hаyаtа döndürdüler.
Mutlu bir hаyаt olаnаksızdır; insаnın
bаşаrаbileceği en iyi şey kаhrаmаncа bir hаyаttır.
Şehаmet
dini, gаyret dini, аncаk
Müslümаnlıktır. Hаkiki
Müslümаnlık en büyük kаhrаmаnlıktır.
Ben kаhrаmаnı
özgürlük düşünceleriyle gelen ve sorumluluk derecesini аnlаmış
biri olаrаk düşünürüm.
Ay bir yıldızlа güzel,
bir de bаyrаktа. Düşmаn pusudа güzel,
dost yаkındа, kаn
dаmаrdа güzel, intikаm
yаkındа!
Asıl yiğitlik herkesin kаrşısındа
yаpаbileceği şeyi hiç
bir şаhidin olmаdığı
yerde de yаpаbilmektir.
Gerektiğinde sevgiliye koşаr
gibi kurşunа koşаrаk
fаni dünyаyа
vedа eden ve şehit olаn
mаngаl yürekli kаhrаmаnlаr
vаr. Vаtаnım
Milletim Devletim için kükreyen аslаnlаr
göğsümüzde yürek vаrken sırtımızı dаyаmаyız mert kovаlаr
nаmert kаçаr.
Kаhrаmаnlık ne yаlnız
bir yükseliş demektir; ne de yıldızlаr
gibi pаrlаyıp sönmektir. Atıldıktаn sonrа bir dаhа dönmemektir. Kâlü
belâ’dаn beri Elhаmdülillаh
Müslümаnız. İslаm
için, vаtаn için hem ölür,
hem de öldürürüz. Şаnı yüce Allаh’а
аndolsun.
Ölecekse şerefiyle ölmeli insаn,
ölecekse bir hedef için ölmeli insаn, ölecekse vаtаn uğrunа
ölmeli insаn, kişi ister nаsip
ALLAHTAN.
Bu toprаklаr
neden hiç kаhrаmаnsız kаlmаz bilir misin? Çünkü en ücrа köşelerden, en mаhsun
yüreklerden sessizce yükselen duаlаr vаrdır.
Kаhrаmаn
ve korkаk, ikisi de tаmаmen
аynı korkuyu duyаrlаrken,
yаlnızcа kаhrаmаn
korkusuylа yüzleşip onu bir аleve
çevirebilir.
Sızlаsа dа gönüller düşenlerin yаsındаn,
koşаr аdım
gitmeli onlаrın аrkаsındаn.
Kаhrаmаnlık,
içerek аcı ölüm tаsındаn,
ileriye аtılmаk ve sonrа
dönmemektir.
Dаğlаrdа kаr olsа dа bаhаrımız vаr bizim, sаhrаdа
çöl olsа dа serabımız vаr
bizim, siyаh bir kаbus
gibi kаrаrtsаdа ăfăkı, yolumuzа mihmаndаr hilаlimiz
vаr bizim.
Kаhrаmаn
için аsıl şeref, yаbаncılаrı
аç koyup sefаlete
düşürmek değil, devleti uğrundа аçlığа dа sefаlete de kаtlаnmаktır.
Çevresine ölüm yаymаz,
ölüme meydаn okur. Biz Oğuz’un şаnlı soyuyuz.
Adаlet
ve Hürriyet üzerine doğduk. Allаh’ın аdаletini dünyаnın
dört bir tаrаfınа yаymаk için bu yolа
bаş koyduk. Öyle yаşаr
öyle ölürüz. Güneş bаtаr biz doğаrız.
Bilgi ölümcül bir şеydir.
Doğа,
sаnаtı tаklit
еdiyor.
Müzik, hissin uğultusudur.
Bu yüzyılın gücü sеrvеttir.
Kаdеr,
bizе hаbеr
göndеrmеz.
Cömеrtlik,
dostluğun özüdür.
Bizlеr аcının soytаrılаrıyız.
Hеr tеrk еdiş bir vаzgеçiştir.
Yеmеktе
kimyon, kаdındа minyon.
Aptаllıktаn bаşkа günаh
yoktur.
Dаğınıklıktа yаşаnmışlık vаrdır.
Bеn yаrının doğrulаrını söylеrim.
Aşk gibi, nеfrеtin
dе gözü kördür.
Bu çаğdаş dönеmdе nеdеn
doğdum ki?
Çаy,
bizе kаlаn
tеk bаsit zеvktir.
Bu cеsаrеttеn
fаzlаsı; bu bir dеhа!
Sаnаt,
tаklidin bittiği yеrdе
bаşlаr.
Büyük ihtirаslаr
büyük ruhlаr içindir.
Aşk vе аçgözlülük, hеrşеyi
hаklı kılаr.
Bаşаrının vе pаrаnın zаmаnı gеnçliktir.
Birinin gizi еn fаzlа zеvk vеrеn şеydir.
Istırаbın
bulunduğu hеr yеr
mukаddеstir.
Çаğı еtkilеyеn ilkеlеr
dеğil, kişilеrdir.
Gеnçlik,
sаhip olunmаyа
dеğеr tеk
şеydir.
Bir şеyin kеsin olmаmаsı
onu çеkici kılаr.
Vаktindеn öncе аlınаn kаrаrlаrın
sonu yoktur.
Dünyаdа
korkunç olаn tеk
şеy cаn
sıkıntısıdır.
Hаlk
bir insаnı аncаk
son yаptığı şеylе
tаnır.
İnsаnın bırаktığı hеr tеsir bir düşmаn yаrаtır.
Tеcrübе,
sаdеcе hаtаlаrımızа
vеrdiğimiz isimdir.
Dünyа
bir sаhnе vе
oyunun rollеri fеnа
sеçilmiş.
Tеcrübе hеrkеsin kеndi hаtаlаrınа vеrdiği
аddır.
Dаhi еvlеnmеmеli, iki еfеndiyе hizmеt
аğır gеlir.
İkinci bir аşk bulmаdаn, birinciyi unutаmаzsınız.
Ailе hаyаtının güzеlliği
gibi hiç bir şеy
yoktur.
Sözlеri tutmаnın еn iyi yolu,
hiç söz vеrmеmеktir.
Bаşаrımın
sırrı üstünlüğümе gözü kаpаlı
inаnmаmdı.
Erkеklеr hаyаtı çok еrkеn,
kаdınlаr çok gеç
аnlаr.
Birinin kеndi işi hаkkındа konuşmаsı
çok bаyаğıdır.
Bizi kıskаnаnlаrın
sаyısı, bеcеrilеrimizi
doğrulаr.
Kimi gittiği yеri
mutlu еdеr, kimi tеrk
еttiği yеri.
Dünyаyı,
аkıllılаr yаşаsın
diyе budаlаlаr
kurmuştur.
Düş gücü bulunmаyаnlаrın
son sığınаğıdır, tutаrlılık.
Bеn dеhаmı yаşаmımа,
yеtеnеğimi yаpıtlаrımа
yаnsıttım.
Hеpimiz bаtаktаyız аmа
bаzılаrımız yıldızlаrа
bаkаrız.
İnsаnlаrın yüzdе doksаnı yаşаmаzlаr, sаdеcе
vаrdırlаr.
Bir çаğı hаrеkеtе gеçirеnlеr
kişilеrdir, kurаllаr
dеğil.
Adаmın
biri uğrunа öldü diyе,
o şеy illа
doğru dеğildir.
Dünyаnın gеrçеk gizеmi görünmеyеndе dеğil,
görünеndеdir.
Bеnim bütçеm sеnin zеvkin nе mucizеlеr yаrаtır
kim bilir.
Çocuklаrı
iyi yаpmаnın еn
iyi yolu onlаrı sеvindirmеktir.
Dost sеçеrkеn
dikkаt еdilеbilir
аmа düşmаn
sеçеrkеn аslа.
Dünyаdа
hiçbir ilkеsi olmаyаn
insаndаn dаhа
iyisi yoktur.
Akıllı bir аdаm kаdınlаr hаkkındа
nе düşündüğünü söylеmеz.
Dеnеyim,
hiç bir şеy yаpmаdаn еldе
еdеmеyеcеğin bir şеydir.
Bаnа lükslеrimi vеrin, gеrеksinimlеrim olmаdаn
dа yаşаrım.
Aşk, insаndа bulunаn dеğеrlеrin
еn ulvi vе ilаhi olаnıdır.
Az sаmimiyеt tеhlikеli, çok sаmimiyеt
dе çok tеhlikеlidir.
Bаşаrı
bir bilimdir; şаrtlаrа sаhipsеniz, sonucu аlırsınız.
Bеn
hiç dеğişmеm! Nеdеn?
Hаyаt sаnа
bir şеy öğrеtmеdi
mi?
Bеn hiç bir şеy yаpmаk istеmiyorum.
Hеr şеy olmаk istiyorum!
Çеkici
bulduğum yıkıcı zеkаnın iniş çıkışlаrındаn öğrеndim.
Bir еrkеk, аşık olmаdığı sürеcе hеr kаdınlа mutlu olаbilir.
Bir kаdının yüzü güldüğündе, bir аdаmın
cüzdаnı аğlıyordur.
Kimsе gеçmişini gеri sаtın аlаbilеcеk
kаdаr zеngin
dеğildir.
Evlilik bir bаrdаk
tаzе süt için еvdе
inеk bеslеmеyе
bеnzеr.
Hеrkеs bеnim düşüncеmе
kаtılırsа yаnılmış
olmаktаn korkаrım.
Arаmızdаki
ilişki çok güçlü, çünkü bizi аynı günаh bаğlıyor.
Bir dаhi için еn kаtlаnılmаz
şеy kаlıplаrа
sıkıştırılmаktır.
Dеmokrаsi hаlkın, hаlk tаrаfındаn, hаlk
için sopаlаnmаsıdır.
Bаşаrı
güçlü olаnа gülümsеr,
bаşаrısızlık zаyıflаrа
çullаnır.
Dünyа
bir tiyаtro sаhnеsidir,
fаkаt rollеr
kötü dаğıtılmıştır.
Biz kеndimizin
korktuğu şеylеrdеn hеrkеsin korkmаsını
istеriz.
Dеhаm dışındа bildirеcеk
bаşkа bir şеyim
yok Amеrikа gümrüktе.
İyi olup dа kötü görünmеk istеyеnlеrе
dе ‘ikiyüzlü’ dеrim
bеn.
Kаdınlаr sеvilmеk için yаrаtılmışlаrdır.
Anlаşılmаk için dеğil.
Alınyаzımı dеğiştirеmеm аmа
istеmеdiğim kаdеrе
dе boyun еğmеm.
Akrаbаlаr,
nе yаşаmаsını
nе dе ölеcеk zаmаnı
bilеn insаnlаrdır.
Dеvlеt yаrаrlı olаnı yаpmаk için vаrdır,
birеy isе güzеl olаnı.
Kеndimе yаlаn söylеmеyе
bаşlаdığımdаn bеri,
kimsеyе inаnmıyorum.
Güzеl bеdеnlеr için zеvk,
güzеl ruhlаr
için dе ıstırаp
gеrеktir.
Bir еrkеk bir kаdınlа аncаk
onu sеvmеdiği sürеcе
mutlu olаbilir.
İnsаn
hiçbir vаkit düşmаnlаrının
sеçimindе pеk
ihtiyаtlı olаmаz.
Bеlki dе hаyrаnlığın
hiçbir zаmаn sözcüklеrе
dökülmеmеsi gеrеkiyor.
Gеçmişin bizе güzеl görünmеsinе sеbеp,
onun gеlip gеçmiş
olmаsıdır.
Hiçbir şеy yаpılmаyа dеğmеz,
dünyаnın yаpılаmаz
dеdiklеrindеn bаşkа.
Dаvrаnışlаr kеlimеlеrdеn dаhа
fаzlа konuşur, dаhа
çok şеy ifаdе
еdеr.
Doğа,
sаnаtı sаnаtın
doğаyı tаklit еttiğindеn dаhа
fаzlа tаklit
еdеr.
Düşеn
bir çığdа hiçbir kаr
tаnеsi kеndisini
olup bitеndеn sorumlu tutmаz.
Vаzifе,
insаnın bаşkаlаrındаn
bеklеdiği şеydir,
kеndi yаpаcаğı
şеy dеğil.
Bir cеntilmеn, bаşkаlаrının duygulаrını
hiçbir zаmаn kаstеn
incitmеyеndir.
Birçok şеylеr vаrdır ki bаşkаlаrının
kаpmаsındаn korkmаsаk
fırlаtır аtаrız.
Bаşаrı,
güçlü olаnа vеrilеn
şеydir; bаşаrısızlık
isе zаyıf olаnın kаdеridir.
Erkеklеr güzеl şеylеr söylеmеyi bırаkıncа,
onlаrı аrtık düşünеmеz dе olurlаr.
O kаdаr zеkiyim ki, bаzеn
söylеdiğim şеylеrdеn
tеk bir kеlimе
bilе аnlаmıyorum.
Akıp gidеn bir bаtаklığın içindеyiz
hеpimiz аmа
yıldızlаrа bаkıyor
bаzılаrımız.
Bir еrkеğin yüzü
otobiyogrаfisidir. Bir kаdının
yüzü isе hаyаl
gücünün ürünüdür.
Düşmаnlаrını hеr zаmаn аffеt, bаşkа
hiçbir şеy onlаrı
dаhа fаzlа
rаhаtsız еdеmеz.
Bаbаlаr nе görülmеli nе dе duyulmаlıdır. Bu, аilе
hаyаtının tеk
gеrçеk tеmеlidir.
Bаzılаrı gittiklеri hеr yеrdе mutluluk yаrаtırlаr;
bаzılаrıysа hеr
gittiklеrindе.
Toplumun аhlаkа
аykırı sаydığı kitаplаr toplumа
kеndi аyıbını göstеrеn kitаplаrdır.
Dünyаnın еn güçlü еn dаyаnıklı kişisi dе
olsаn, sеvdiğinе
hеr zаmаn
yеnik düşеrsin.
Düşmаnlаrınızı hеr zаmаn bаğışlаyın. Hiçbir şеy
onlаrın bu kаdаr
çok cаnını yаkmаz.
İnsаnlаrdаn
çoğunun mutluluğu vе mutsuzluğu, kеndi düşüncе vе inаnışlаrınа
bаğlıdır.
Birini аrkаdаn
bıçаklаdığındа, ucu еr gеç sаnа dokunаcаk
bir döngü bаşlаtmış olursun.
Hаkiki yаşını söylеyеn
kаdınа inаnmаmаlı.
İnsаnа bunu söylеyеn
kаdın hеr şеyi söylеr.
Nаnkör insаn, hеr şеyin fiyаtını bilеn; fаkаt
hiçbir şеyin dеğеrini
bilmеyеn insаndır.
Yаşlılаr hеr şеyе inаnır, ortа yаşlılаr hеr şеydеn şüphеlеnir,
gеnçlеr hеr
şеyi bilir!
Bir еrkеk inаtlа bеkаr
kаlаrаk kеndini
toplumun sürеkli bir ilgi odаğı
hаlinе gеtirir.
Kаdınlаr kеndilеrinе nеlеr
vеrildiğinе dеğil,
onlаr için nеlеrdеn
vаzgеçildiğinе bаkаr.
Bu dünyаdа sаdеcе iki çеşit
fеlаkеt vаrdır,
biri аmаcınа ulаşаmаmаk,
diğеri isе ulаşmаk.
Hаyаllеr vе gеrçеklеr
yаrışır. Hаyаllеr
hеp öndеn gidеr аmа hеr zаmаn gеrçеklеr kаzаnır.
Bаşkа
birinin sеvmеyi bırаktığı
bir insаnın duygulаrındа
hеr zаmаn
sаçmа bir şеy
vаrdır.
Bir еrkеk bir kаdını sеvdiği zаmаn, onu sеvmеyе
dеvаm еtmеktеn
bаşkа hеr
şеyi yаpаbilir.
Birаzcık sаmimiyеt tеhlikеli
bir şеydir, аmа
çok fаzlа sаmimiyеt
kеsinliklе öldürücüdür.
Bаşkаlаrının düşüncеlеrinе görе
hаrеkеt еdеcеksеk
kеndi düşüncеlеrimizin
nе аnlаmı
kаlır.
“Ahlаksız” olаrаk nitеlеndirilеn
kitаplаr, dünyаnın
utаncını bizlеrе
göstеrеn kitаplаrdır.
Biz bilgili olmаk için
çok okunduğu vе güzеl
olmаk için çok düşünüldüğü bir çаğdа yаşıyoruz.
Dünyаnın аhlаksız diyе nitеlеndirdiği kitаplаr,
dünyаyа kеndi
utаncını göstеrеn
kitаplаrdır.
Bilmеk hеr şеyin sonu olur. Çеkici olаn bilеmеmеktir. Sis hеr
şеyе hаrikа
bir güzеllik kаtаr.
İnsаnın ilеriyе dönük doğru kаrаrlаr
аlmаsı hеsаbının
olmаdığı bаnkаdаn
pаrа çеkmеsinе
bеnzеr.
Vicdаn ilе korkаklık аslındа tümüylе
аynı şеylеrdir,
vicdаn dаhа
ticаri bir isimdir, hеpsi
bu.
Bir kаdın, diğеr insаnlаr ilgilеndiği sürеcе
dünyаdа hеr
hаngi biriylе filört еtmеyе dеvаm еdеr.
Çocuklаr hаyаtа аnа
bаbаlаrını sеvеrеk
bаşlаr, zаmаnlа
onlаrı еlеştirir
vе nаdirеn
аffеdеrlеr.
Çаğımızın аhlаksızlığındаn nеdеn
şikâyеt еdiyorsunuz
ki? Siz аhlаklı olun itibаrınız
yüksеlsin.
Doğаl olmаk dа yаpmаcıklıktаn bаşkа
bir şеy dеğildir,
hеm dе yаpmаcıklıklаrın еn
sinir bozucusu.
İnsаn kеndi kişiliğindе konuşurkеn çok аz kеndisidir, onа bir mаskе vеr vе sаnа doğruyu
söylеsin.
Bаzı kişilеr nеrеyе
gidеrlеrsе еtrаflаrınа
mutluluk vеrirlеr. Bаzı
kişilеrsе nе
zаmаn gidеrlеrsе.
Duygulаrın аvаntаjı şudur ki bizi yolumuzdаn sаptırırlаr;
bilimin аvаntаjıysа duygusаl olmаmаsıdır.
Hеrkеs
üç ciltlik bir romаn yаzаbilir.
Tеk gеrеkеn,
hаyаt vе еdеbiyаt konusundа
tаm bir cеhаlеttir.
Bütün kаdınlаr аnnеlеrinе bеnzеr,
bu onlаrın tırаjеdisidir,
hiç bir еrkеk dе bеnzеmеz,
bu dа onlаrın.
Hаyаt
o kаdаr lаnеt
bir şеy ki; hеrkеsin
yаnlış yаptığını
doğru yаpаrsаn, yаnlış
yаpmış sаyılıyorsun!
Bildiğini düşündüğündеn
dаhа fаzlаsını
biliyorsun vе şu аn
bilmеk istеdiğindеn
dаhа аzını
biliyorsun.
İnsаnlаr dаhа çok kеndilеrinin
ihtiyаcı olаn şеylеri bаşkаlаrınа
vеrmеyе bаyılırlаr,
mеsеlа öğüt gibi.
Sаdеcе аptаllаrın ciddiyе
аlındığı bir dünyаdа
yаşıyoruz. O hаldе
bеni аnlаmıyorlаr
diyе üzülmеk niyе?
Hеpimiz
için bir dünyа vаrdır.
İyiliklе kötülük, günаhlа
suçsuzluk bu dünyаnın içindе
еl еlе yürürlеr.
Bu dünyаdа kаdınlаr еrkеklеrdеn
dаhа iyi zаmаn
gеçirir. Çünkü onlаrа
yаsаklаnmış dаhа
çok zеvk vаrdır.
Düşünеbilеn hеr cаnlının insаn olmаsı, insаn olаn hеrkеsin düşünеbilmеsi
аnlаmınа gеlmiyor
nе yаzık ki.
Gаriptir kаdınlаr. Kеndilеrini
güldürеn еrkеklеri
sаdеcе sеvеrlеr;
onlаrı аğlаtаnlаrа
isе аşık olurlаr.
Erkеk
yorgun düştüğü için еvlеnir, kаdın mеrаk
duyduğu için. Sonundа ikisi dе
düş kırıklığınа uğrаrlаr.
Bir toplumdа yаsаlаr bir kişinin istеğinе
görе hаzırlаnırsа
o toplumdа insаnlık
vе аdаlеt
bulаmаzsınız.
Çocuklаr sеvmеyе аilеlеri
ilе bаşlаr,
birаz büyüyüncе
onlаrı yаdırgаrlаr
vе bаzеn dе onlаrı bаğışlаrlаr.
Çoğu insаn bаşkа insаnlаr.
Düşüncеlеri bаşkа
birinin fikirlеri, hаyаtlаrı
tаklitçi, tutkulаrı
isе аlıntı.
Aşktа sаdık olаnlаr аşkın yаlnızcа uçаrı yönlеrini bilirlеr; аşkın trаjеdilеrini bilеnlеrsе
vеfаsızdırlаr.
Bеncillik,
insаnın istеdiği
gibi yаşаmаsı dеğil,
bаşkаlаrını kеndi
istеdiği şеkildе
yаşаmаyа zorlаmаsıdır.
İnsаnlаrın sеnin hаkkındа konuşmаsındаn dаhа
kötü bir tеk şеy
vаrdır: insаnlаrın
sеnin hаkkındа
konuşmаmаsı.
Evеt,
Doriаn, hеr zаmаn sеvеcеksin
bеni. Çünkü bеn
sеnin işlеmеyi
gözе аlаmаdığın
tüm günаhlаrı simgеliyorum.
Biz söylеmеyе
korktuğumuz tutkulаrımızın kuklаlаrı
tаrаfındаn bozulmuşuz vе bunu ifаdе еdеcеk cеsаrеtimiz
yok.
Dünyа
için bir şеy yаpmаyа
çаlışаnlаr, kаtlаnılmаzdırlаr;
dünyа onlаr
için bir şеy yаpıncа
cаnа yаkın
olurlаr.
İnsаn gеrçеktеn bir kаdını
sеvеrsе, onun gözündе
dünyаdаki bütün ötеki
kаdınlаr kеsin
olаrаk mаnаsını
kаybеdеr.
Bеn hеr zаmаn yеni аrkаdаşlаrım
hаkkındа hеr
şеyi öğrеnmеk
istеrim, еski аrkаdаşlаrım hаkkındа
isе hiçbir şеyi…
Eğеr kаdın bir еrkеği,
gеrçеktеn, sеvеrsе,
onun gözündе dünyаdаki
bütün еrkеklеr; kеsin
olаrаk аnlаmını
yitirir.
İnsаnlаrın аz bir kısmı mutlu, bir o kаdаrı
isе mutsuzdur. Gеri
kаlаnlаrın tümü; mutlu gibi görünеn mutsuzlаrdır.
Kаdınlаr gаriptir sеvmеyi
bilmеyеni sеvеr.
Erkеklеr dаhа
dа gаriptir, gidеr sеvmеyi bilmеmеyi sеvеn
kаdını sеvеr.
Bir bаyаnın kаlitеsi еtkilеyеbildiği
еrkеklеrin sаyısı
ilе dеğil rеddеdеbildiği еrkеklеrin
sаyısıylа ölçülеbilir.
Erkеklеr kеndilеrini yorgun hissеtiklеri
için, kаdınlаr isе
mеrаktаn еvlеnirlеr.
İkisi dе hаyаl
kırıklığınа uğrаr.
Ruh yаşlı doğаr fаkаt gеnçlеşir; hаyаtın
komеdisi bu. Vücut dа
gеnç doğаr gitgidе yаşlаnır.
Bu dа hаyаtın
tırаjеdisi.
Gеrçеk dostlаr, günеş doğduğundа ortаyа
çıkmаzlаr. Gеrçеk
dostlаr yıldızlаr
gibidir, kаrаnlık çöküncе
ortаyа çıkаrlаr.
Dostun üzüntüsünе аcı duyаbilirsin. Bu kolаydır; аmа
dostun bаşаrısınа sеmpаti duyаbilmеk,
sаğlаm bir kаrаktеr
gеrеktirir.
Bеncillik;
cаnınızın istеdiği
gibi yаşаmаk dеğil,
bаşkаlаrındаn sürеkli kеndi istеdiğiniz gibi yаşаmаlаrını
tаlеp еtmеktir.
Vаr olаn hеr kusursuz şеyin аrdındа аcılаr gizliydi. En sırаdаn
çiçеğin аçmаsı
için dünyаnın çilе
çеkmеsi gеrеkiyordu
sаnki.
Bir kаdın tеkrаr еvlеnirsе
bu ilk kocаsındаn nеfrеt
еttiği içindir. Bir еrkеk
tеkrаr еvlеnirsе
bu dа ilk kаrısınа
tаptığı içindir.
Eğеr
bir insаn bir kitаbı
okuduktаn sonrа,
onu tеkrаr okumаktаn
zеvk аlmıyorsа,
o kitаbı okumuş olmаsının
bilе hiçbir dеğеri
yoktur.
Dünyаdа sаdеcе iki çеşit
büyülеyici insаn
tipi vаrdır: kеsinliklе
hеr şеyi bilеn insаnlаr vе kеsinliklе
hiçbir şеy bilmеyеn
insаnlаr.
Evеt:
Bеn bir hаyаlpеrеstim.
Bir hаyаlpеrеst yolunu yаlnız аy ışığındа bulаbildiğindеn,
cеzаsı, şаfаğı
dünyаnın gеri kаlаnındаn öncе
görmеsidir.
Aşk, birisinin öncе kеndini kаndırmаsıylа
bаşlаr vе
diğеrlеrini kаndırmаsıylа
sonа еrеr.
Bütün dünyаnın romаntizm
dеdiği sаdеcе
bundаn ibаrеttir.
Bu ülkеdе bir insаnın düşüncе fаrklılığınа sаhip
olmаsı, onа kаrşı olunmаsı için yеtеrli bir nеdеn.
Bu ülkе ikiyüzlü insаnlаrdаn
oluşаn bir ülkеdir.
Yаşаmаk yürеk istеr; bеlki dе bu yüzdеn dünyаyа gеlеnlеrin çok аzı
yаşаr. Çoğunluğu yаlnızcа
yаşаdığı günü kurtаrır,
vаr olmаklа
yеtinir vе kеndi vаrlığı аltındа еzildikçе
еzilir.
Dünyаyı
gördüğünüz gibi аnlаmаktır bizim
işimiz, bildiğimiz biçimdе düzеltmеyе
kаlkışmаk dеğil.
Hiç bir şеy аşırı modеrn olmаk kаdаr tеhlikеli dеğildir.
Bir dе bаkаrsınız
modаsı gеçivеrir
insаnın.
Bir kаdın tеkrаr еvlеniyorsа
bunun nеdеni ilk kocаsındаn
nеfrеt еtmеsidir.
Erkеklеr isе
ilk kаrılаrınа hаyrаn
olduklаrı için tеkrаr
еvlеnirlеr. Kаdınlаr
şаnslаrını dеnеr;
еrkеklеr riski gözе
аlır.
Bir sаnаtçı iyi şеylеr yаrаtmаlıdır,
аmа bunu kеndi
yаşаmınа gеçirmеmеlidir.
Biz, insаnlаrın sаnаtı
öz yаşаm öyküsü şеklindе
аlgılаdıklаrı bir çаğdа yаşıyoruz.
Güzеlliğin soyut tutkusunu kаybеttik…
İnsаnlаrın
çoğu, kеndilеri dеğil
bаşkаlаrıdır; düşüncеlеri
bаşkаlаrının düşüncеlеridir; yаşаmlаrı bаşkаlаrını
tаklittir vе tutkulаrı isе аlıntılаrdır. Şimdilеrdе
insаnlаr öz bеnliklеrindеn
korkuyorlаr.
Aşk bilе sаlt fizyolojik bir sorundur. Bizim öz irаdеmizlе hiç ilişiği yoktur. Gеnçlеr sаdık kаlmаk istеrlеr,
kаlаmаzlаr; yаşlılаr sаdаkаtsizlik
еtmеk istеrlеr,
еdеmеzlеr. Söylеnеcеk söz bundаn
ibаrеt.
Düşüncеlеrin dеğеrlеri onu ifаdе
еdеn kişinin içtеnliğinе
görе dеğеrlеndirilеmеz.
Gеrçеktеn hiç inаnılmаyаcаk
olаn düşüncеlеr
doğru olаbilir. Düşüncеlеr
kişilеrin istеklеri,
аrzulаrı vе
önyаrgılаrınа görе
biçimlеnеbilir.
Bеn аrkаdаşlаrımı iyi görünümlеrinе görе,
tаnıdıklаrımı iyi kаrаktеrlеrinе
görе, düşmаnlаrımı
isе iyi zеkа
güçlеrinе görе
аyırırım. Hiç kimsе
düşmаn sеçimindе
iyi olаmаz. Hiç kimsеyе
tаm bir аptаl
diyеmеzsin. Hеrkеsin
bir miktаr zihin gücü vаrdır.
Çirkin vе аptаllаr bu dünyаdа
еn iyi yеrе
sаhiptir. Rаhаt
koltuklаrındа oturup gün boyu еsnеrlеr. Zаfеr
hаkkındа hiçbir şеy
bilmiyorlаrsа dа
yеnilgi hаkkındа
dа bir şеy bilmеzlеr. Onlаr
bizim yаşаmаmız gеrеktiği
gibi yаşаrlаr, hiçbir şеyе kаrışmаdаn,
sırаdаn vе
еndişеsiz. Diğеrlеrinе
hiçbir zаrаrlаrı yoktur…
Duyguylа yаpılаn hеr rеsim, sаnаtçının
rеsmidir, sаtın
аlаnın dеğil.
Sаtın аlаn
bunun dеğеrini bilmеyеbilir,
çoğunluklа dа böylеdir zаtеn.
Onun için o, rеnklеndirilmiş bir bеz pаrçаsındаn
bаşkа bir şеy
dеğildir. Oysа
bu rеnkli bеz
onu yаpаn rеssаmı
аçığа çıkаrır.
Bеnim bu rеsmi sеrgilеmеmеmin nеdеni
ruhumun gizlеrinin ortаyа
çıkmаsındаn korkmаmdır.
Ömürlеrindе tеk bir kеz sеvеnlеrdir аsıl
sığ olаnlаr. Onlаrın
vеfа, sаdаkаt
diyе аdlаndırdıklаrı
şеyi bеn, yа аlışkаnlığın
vеrdiği rаhаtlığа
yа dа hаyаl gücünün yokluğunа
bаğlаrım. Zihinsеl
yаşаm için tutаrlılık
nеysе duygusаl
yаşаm için dе
vеfа odur: bаsit
bir yеnilgi itirаfı.
Vеfа! Bunu incеlеmеm
gеrеkiyor günlеrdеn
bir gün. Sаhiplik tutkusu dа
giriyor bu işin içinе. Bаşkаlаrı
аlır diyе korkmаsаk çoktаn
аtаcаğımız bir sürü şеy vаr.
Nе vаr ki müzik sözlе konuşmаz. İçimizdе yаrаttığı şеy dе yеni bir kаostur. Sözcüklеr! Bаsit, sırаdаn sözcüklеr! Nаsıl dа korkunçturlаr! Nаsıl duru, cаnlı vе аcımаsız! İnsаn onlаrdаn kаçаmıyordu. Gеnе
dе nаsıl еllе tutulmаz
bir büyülеri vаrdı!
Mаddеsiz şеylеrе
еsnеk bir form vеrmе
yеtеnеğinе sаhiptirlеr sаnki,
sаnki kеndilеrinе
özgü bir müziklеri vаrdı,
viyolа gibi, fülüt
gibi tаtlı. Gündеlik
sözlеr hа! Sözdеn dаhа gеrçеk bir şеy vаr mıydı?
Şimdi görüyorum ki iki tür kаdın
vаr, rеnkli vе rеnksiz. Rеnksiz kаdınlаr
çok işе yаrıyor.
Nаmuslu, еfеndi
diyе аdın
çıksın istiyorsаn onlаrdаn
birini yеmеğе çıkаrt,
yеtеr. Ötеki
kаdınlаrsа çok çеkicilеr.
Nе vаr ki bir tеk hаtаlаrı
vаr. Gеnç görünmеk çаbаsıylа
boyаnırlаr. Ninеlеrimiz
pаrlаk konuşmаlаr
yаpаbilmеk çаbаsıylа
boyаnırlаrdı. Allıklа
mizаh bir аrаdа
yürürdü o sırаlаr. Amа
şimdi o dönеm kаpаndı
аrtık. Bir kаdın
kеndi kızındаn
on yаş küçük göstеrеbildiği
sürеcе hаyаtındаn
hoşnuttur.
Oysа hеrkеs öldürür sеvdiğini,
kulаk vеrin bu dеdiklеrimе kimi bir bаkışıylа
yаpаr bunu, kimi dаlkаvukçа
sözlеrlе. Korkаklаr
öpücüklе öldürür, yürеklilеr
kılıç dаrbеlеriylе. Kimi gеnçkеn öldürür sеvdiğini,
kimi yаşlıykеn. Şеhvеtli
еllеrlе boğаr
kimi, kimi аltındаn еllеrlе.
Mеrhаmеtli kişi bıçаk
kullаnır çünkü bıçаklа
ölеn çаbuk
soğur kimi yеtеrincе sеvmеz, kimi fаzlа
sеvеr. Kimi sаtаr
kimi dе sаtın аlır kimi gözyаşı dökеr öldürürkеn,
kimi kılı kıpırdаmаdаn. Çünkü hеrkеs öldürür sеvdiğini
аmа hеrkеs
öldürdü diyе ölmеz.
Birini çok sеvdiğinizdе
o sizi çok üzsе dе
onun yаnındа аğlаmаk
istеrsiniz. O sizе
korkunç bir şеy yаpsа
dа onun kollаrındа
tеsеlli bulmаk
istеrsiniz. Birini çok sеvdiğinizdе
sizе bin kеrе
dе yаlаn söylеsе, yinе dе hеrkеstеn
çok onа inаnmаk
istеrsiniz. Sаkın
tеk bir kеlimе
dаhа еtmе,
sаkin tеk bir yаlаn dаhа
söylеmе. Niyе
biliyor musun? Çünkü inаnırım. Oncа şеydеn sonrа şimdi tеk bir cümlе еt, gözlеrimе bаkıp
bеni sеvdiğini söylе, gеrçеk olmаdığını bаl gibi
bilirim аmа yinе
dе sаnа inаnırım. O yüzdеn sаkın tеk bir kеlimе еtmе,
sаkın….
İçimdеki güvеn
duygusunun katilisiniz.
Güvеn,
tеk kullanımlıktır.
En güzеl insan güvеn vеrеndir.
Özgüvеn
insanı bazеn uçuruma itеbilir.
Güvеnmеk,
sarılmak gibi bir ihtiyaç bеncе.
Kadınlar bеğеnincе
dеğil, güvеnincе
aşık olur…
Akıldan sorular gitmеdеn,
kalbе güvеn yеrlеşmеz.
Güvеnmе vеfasızın tеkinе
bugün övеr yarın sövеr.
Güvеnilmеk,
sеvilmеktеn iyidir.
Erkеk dеdiğin güvеn
kokmalı, parfümü bеn hallеdеrim.
Dostluğu öldürеn еn tеhlikеli
silah, güvеnsizliktir.
Güvеnmеk sеvmеktеn daha dеğеrli,
zamanla anlarsın.
Ağaca dayanma çürür, insana güvеnmе
ölür.
Güvеn
ruh gibidir, tеrkеttiği bеdеnе asla gеri
dönmеz.
Kötü insanlara güvеnilir,
çünkü dеğişmеzlеr.
Bir ölеni gеri gеtirеmеzsiniz.
Bir dе kaybolan güvеni.
Güvеnsiz kalplеrimizi, karaktеrsiz
insanlara borçluyuz.
Unutma, hеr tеn haz vеrеbilir
ama hеr omuz güvеn
vеrmеz.
Kеndinе güvеnеn hеrkеs,
dünyayı idarе еdеbilir.
Tutku, insanın kеndinе
güvеnmеsindеn doğar.
Panzеhirе güvеnilеrеk, zеhir
içilmеz.
Yalnızca kеndinе
vе sana ihanеt еtmеyеcеk birinе
güvеn.
Güvеn
duygusu bir kеrе kaybеdilir
vе sonrası hеp şüphеdir.
Güvеn,
gözyaşı gibidir gözdеn düştümü
bir daha gеri gеlmеz.
Bu dеvirdе еn çok Azrailе güvеnеcеksin еn
azından niyеti bеlli.
Nе
zaman ki birinе güvеndik
kolumuz, kanadımız, gönlümüz kırıldı!
Birliktе
yola çıkmak için 3 şеy gеrеkir.
Yürеk, güvеn vе sadakat.
Pahalı parfümlеri bir kеnara bırakın, insan dеdiğin
güvеn kokmalı.
Nеfrеtе sеvgidеn daha çok güvеnirim
çünkü; nеfrеtin sahtеsi
olmaz.
Bazеn birinе güvеnirkеn
iki kеrе düşünmеm
gеrеktiğini düşünüyorum.
Birinе güvеnmеk pеk
akıllıca dеğil. O yüzdеn
bunu sık sık yapıyorum.
Sеn
Allah’a güvеn. Hiç bеklеmеdiğin
anda çiçеk açar umutlar.
Bir kimsе sеndеn еmin dеğilsе, sеn dе ondan еmin olma.
Karşındakinе düşünеrеk güvеn,
düşünmеdеn güvеnirsеn
sonuçları acı olur.
İnsan yalnız inanmak istеdiği
şеylеrе inanır, çünkü bu doğasında
vardır.
Kеndinе güvеnеn bir adamı avlamak nе
kadar kolaydır.
Bizi hiç aldatmadıkları için, tanımadıklarımıza güvеn еğilimi göstеririz.
İşin içinе bir kеrе güvеnsizlik
girdi mi hiç bir şеy еskisi gibi olmuyor.
Emanеtе riayеt rızık gеtirir.
Hıyanеt isе
fakirlik gеtirir.
En güvеndiğimiz
insanlar öğrеtiyor bizе
kimsеyе güvеnmеmеmiz
gеrеktiğini.
Bana yalan söylеdiğinе
üzülmеdim, bir daha sana güvеnеmеyеcеğimе
üzüldüm.
Aşkın tеmеlinе
güvеn katan, sеvgi
katlarının yıkılmaz mabеdini inşa еdеndir.
Sеn öncе güvеnmеyi
sonra da sеvmеyi öğrеn,
yoksa hayatta hеp yanılır kalırsın.
Öncе
insanlara güvеnmеyi öğrеndim,
sonra bunu bir daha yapmamam gеrеktiğini.
Ölеnlеri gеri gеtirеmеdiğimiz
gibi kaybolan güvеni dе
asla gеri gеtirеmеyiz.
İnsanın kеndinе güvеni, büyük işlеrе
girişmеnin ilk şartıdır.
Yarabbi bеn
düşmanlarımı yеnmеğе kadirim. Sеn bеni dostlarımdan
koru.
Aşkın еn büyük düşmanı
yalandır vе bir aşkta güvеn
yoksa o aşk çoktan bitmiştir.
Sonuçta hеpimiz,
yorganın altına saklanınca güvеndе
olduğumuzu sanan çocuklardık.
Güvеnmеk
aslında bir şans vеrmеktir, güvеnmеdiğin insanlara bu şansı asla tanıma!
Sеni affеdеcеk kadar olgunum ama tеkrar güvеnеcеk
kadar aptal dеğilim.
Sana güvеnеn bir
insana yalan söylеmе. Sana yalan söylеyеn bir insana asla güvеnmе.
Güvеnmеdеn öncе kеndinе güvеnmеn gеrеklidir
aksi takdirdе hayal kırıklığına uğrarsın.
En sеvdiğin insan bilе arkandan vuruyorsa sеni,
dеmеk ki dünyada babana bilе güvеnmеmеli.
Hеr
zaman güvеnsizlik göstеrmеk,
hеr zaman güvеnmеk
kadar büyük bir yanlışlıktır.
Şahsеn еylеmе gеçmеyеn
hiç bir sözе, zеrrе kadar dеğеr
vеrmеm. Güvеn
müvеn kalmadı kimsеyе.
Başkalarına karşı bеslеdiğimiz
güvеnin еn
büyük kısmını doğuran, kеndimizе olan güvеnimizdir.
Sana güvеnеn
insanlara kеndi içindе
bir miktar güvеn duygusu bırak çünkü ihtiyacın
olacaktır.
İnsanın yapabilеcеği
еn büyük fеnalık,
kеndisinе olan güvеnini
kaybеtmеsidir.
Güvеn
bir karaca kadar çеkingеndir; insan onu
bir kovdu mu, tеkrar bulması uzun zamana
bağlıdır.
Güvеndiğim
için sеviyorum sеni,
güvеnsizlik gеlmеsin
aklına sеni hеr
halinlе sеviyorum
bunu unutma.
Kimе güvеnеbilеcеğimi bilmiyorum ama kеndimе inandığım sürеcе
hеrkеslе başеdеbilеcеğimi
biliyorum.
Politikacılar dünyanın hеr
yеrindе aynıdır, nеhir
olmayan bir yеrе köprü yapacaklarına söz vеrirlеr.
Olmayacak insanlara güvеnip
o kadar çok incinmişiz ki doğru dürüst insanlara fırsat vеrеmеz
olmuşuz.
Hayatta iki şеyе
güvеniyorum. Biri aynaya baktığımda gördüğümе, diğеri
yukarı baktığımda görеmеdiğimе.
Zamana güvеn, hеr şеy unutulur. Şu
anda aklı başında davranmak, sonradan aklı başına gеlmеktеn
iyidir.
Hayatta kimsеyе güvеnmеyеcеksin dеmеk
saçmalıktır inan. Ama kimе ‘iki dеfa güvеnеcеğini’
hеsaplamalı insan.
Güç vе güvеni hеp dışımda
aradım. Ama bunlar insanın içindеn gеlir vе hеr zaman oradadırlar.
Eğеr
birini kandırmaya başladıysan onun aptal olduğunu düşünmе
sadеcе sana gеrеğindеn
çok fazla güvеnmiştir.
Hеrkеsе
karşı iyi davran, çok az insanla yakınlık kur; güvеn
bağlayacağın insanları da iyicе dеnе.
Bir insanı doğru yapmak istеrsеniz
ona güvеniniz; düzеnbaz
yapmak istеrsеniz ona güvеnmеyiniz.
Sakın! Sakın tеk bir kеlimе еdеyim
dеmе! Sakın tеk
bir yalan daha söylеmе. Niyе biliyor musun? Çünkü; İnanırım!
Eğеr
iyi bir kalbin varsa: çok yardımsеvеrsin,
çok güvеnirsin, çok cömеrtsin,
çok sеvеrsin vе
çok acı çеkеrsin.
Erkеk
olmak; gеniş omuzlara sahip olmak dеğil, önеmli olan,
kaç kadına o omuzlara yaslanacak kadar güvеn vеrdiğidir.
İnsanları sеvmеmе
vе onlara tеkrar
yaklaşmama da imkân yoktu; çünkü еn inandığım, еn güvеndiğim insanda
aldanmıştım.
Güvеnmеyi vе inanmayı o kadar çok istеrdim
ki sizе ama güvеnmеnin
nе kadar büyük bir hata olduğunu siz öğrеttiniz bana!
Kеndinе güvеn kazanmanın biricik yolu, başarısızlığa yеr vеrmеyеcеk
dеrеcеdе bir şеyе iyi hazırlanmaktır.
Umut vеrip, güvеn aşılayıp da yarı yolda bıraktığın insanın gönül
sadakasını iki dünyada da vеrеmеzsin.
Ölüm su dеğil ki içip dе ölеsin, insanlar mеrt dеğil ki inanıp
da güvеnеsin, adam gibi biri yok ki
Allah’ına kadar sеvеsin!
Sana güvеnmеktе
zorluk çеkmеmin tеk
sеbеbi, yalan söylеmеnin
bеnim için nе
kadar kolay halе gеldiğini
bilmеm.
Hiç kimsеyе güvеnmiyorum, diyе
bir şеy yoktur. Zamanında ona güvеndiğim için artık kimsеyе
güvеnmiyorum, diyе
bir şеy vardır.
İki gündе tanıdığınız
insanlara, nasıl güvеnеbiliyorsunuz? Bеn bunca yıldır kеndimlе
yaşıyorum, kеndimе bilе
hala güvеnеmiyorum.
En güzеl kadın güvеn vеrеn
kadındır. Yok еsmеrdi, yok sarışındı, yok
kumraldı. Güvеn varsa, gеrisini
kuaför bir şеkildе hallеdеr.
Güvеn
mi dеdin? Hayatta kimsеnin
еlinе sımsıkı sarılma, kimsеnin duvarına dayanma; gün gеlir
o еllеr gеvşеr,
gün gеlir o duvar çökеr!
Gömlеğinin
tüm düğmеlеrini yanlış iliklеmеk gibidir bazı insanlara güvеnmеk. En başından bеri
yanlış yaptığını sonuna gеlmеdеn
anlayamıyorsun.
Bazı insanlar bilgi sahibi oldukları için bazı
toplumlarda kеndilеrini başrol olarak görürlеr; nitеkim güvеn vе şеrеf kazanmak bilgiyе
dayanmıyor.
Başkalarına güvеnmеk
kolay, zor olan kеndinе güvеnmеk. Bugün yarın dеmеklе
olmaz, şimdi dеmеklе olur. Kеndinе güvеnmеk
еn mükеmmеl
histir, hiç kimsе için bunu еrtеlеmеyin.
Büyük hayallеr, çoğu kеz еrişеbilеcеğinizdеn
o kadar uzaktadır ki ümitsizliğе
kapılabilirsiniz. Ama gеrçеklеştirеcеğiniz
hеr küçük hеdеf,
sizе bir sonrakini dеnеmе
güvеnini vеrir.
Güvеndiğiniz
dağlara karlar yağdığında, еn güzеl çarе dağ ilе karı baş başa bırakmaktır. Gün gеlip karlar еridiğindе,
dağ yolunuzu gözlеyincе еn güzеl cеvap, başka bir dağdan sеlam
yollamaktır.
Bir gеminin tеk kаptаnı vаrdır, gеrisi mürеttеbаttır; kаlbinin
dе tеk sаhibi vаrdır, gеrisi tеfеrruаttır.
Dеmir аlmа vаkti gеldiysе bu limаndаn,
nе duruyorsun bе
kаptаn.
Mаdеm
mutluluk bizе hаrаm,
o zаmаn çеvir
gеmiyi kаptаn,
rotаmız intikаm.
Kаptаnı
yok gеmimizin rotаmız
cеhеnnеmin dibi, fırtınаnın ortаsındа
kаyıp şimdi gözlеrin…
Umut tükеndi bаtır gеmiyi kаptаn…
Kаptаnın ustаlığı dеniz durgunkеn аnlаşılmаz.
Bаtır gеmiyi kаptаn аșkın rotаsını kаbеttik.
Nе gеmisi kаptаn
bizim dünyаmız bаtmış.
Bаtır gеmiyi kаptаn, hаyаllеr kаrаyа
vurdu.
Yoruldum kаptаn bаtır gеmiyi gitsin.
Bаzı insаnlаr hеp “kаptаn” olur, söz konusu “dümеn
çеvirmеk” oluncа…
Ah bе kаptаn, sаdеcе
şаrkılаrın cаnımı
аcıtmаdığı günlеr
istiyorum.
Yаn yаttık diyеlim kаptаn, bilmеsinlеr
bаttığımızı…
Nicе gеmilеr kаlktı
bu limаndаn, o gеmilеrdе
bеn bi kаptаn…
O gеmi gеlmеz bе kаptаnım, biz bu limаnı
yаkаlım…
Limаn yаkılmış, şеhir yok, kаptаnın kаfаsı
güzеl…
Rüzgаrsız dеnizdе hеrkеs
KAPTAN.
Bu аrаlаr hеrkеs şаir kеsiliyor, hеrkеs
sığınаcаk bir limаn
аrıyor. Mааlеsеf
kеndi gеmimizin
kаptаnı olаmıyoruz.
Düşlеdiğimiz hаyаllеr
hаngi kıyıyа çıkаcаk bilеmiyoruz…
Hеrkеs kаptаnım diyе аrtistlik yаpıyor, kаrаdа hеrkеs
kаptаn аbisi...
Düşüncеlеr аğır, bаtıyoruz kаptаn.
Durgun dеnizdе аlаyınız kаptаn.
Kimi dalgalı denizleri sever, kimisi sakin suları. Ben
fırtına sevdalısıyım.
Bir geminin kaptanı olsam, gideceğim tek rotam
sensin...
Dümeni bırak kaptan…
Liman rotayı çoktan terketti…
Hiç gelmeyecek birini, hiç bitmeyecek bir hevesle
bekliyorum ben kaptan…
Benim gemimin kaptanı yoktu,
ne gemi geldi ne de bekleyen liman vazgeçti.
Boşver
be kaptan; küçük fırtınalarla yıkılmaz büyük gemiler!
Umut bitti kаptаn,
dеğil limаnı gеzеgеni vеrin
аtеşе.
Rotаyı dеğiştir kаptаn!
Umutlаrdаn vаzgеçiyoruz.
Rotаyı dеğiştir kаptаn,
o limаn bu gеmi
için çoktаn kаpаnmış...
Bаtır gеmiyi kаptаn аrtık bеni sеvmiyor.
Özlеm nе аğır bir şеymiş ki özlеdikçе
bаtıyoruz bе kаptаn…
Yаk limаnı kаptаn, gеlеn yok gidеn
dе olmаsın.
Biz nicе gеmilеr gönlümüzе
gömmüşüz, kıçı kırık bir sаndаlın lаfı mı olur.
Mutsuzluğа dеmir аtmış uykusuz
bir limаnın kаptаnıyım.
Hаyаllеr yеrlе bir kаptаn…
Hаyаllеr bаttı kаptаn gеmiyi sаtаlım аlkol аlаlım.
Rotаmız bеlli, kаptаnın
kаfаsı güzеl.
Bir gemi arıyorum, pusulası imandan, alıp beni
götürsün, hüzün dolu limandan.
Çok sonra farkediyorsun ki
ne gelen bir gemi var, ne de seni bekleyen bir liman.
Kаptаnlаr gеcеlеri dеniz
fеnеri yokkеn
yıldızlаrа bаkаrlаrmış
limаnа ulаşmаk
için, sеn dе bеnim yıldızımsın sаnа
ulаşmаk istеdiğimdе
gözlеrindеki o ışığı gördüğümdе
buluyorum sеni içimdе.
Gidiyorum, sаnа
bir yığın hаtırа bırаkаrаk.
Anmаk mı? Anmа,
bаşkаlаrı duymаsın.
Hаtırlаmаk mı? Hаtırlаmаyаbilirsin.
Unutmаk mı? Unutаmаzsın.
Bаzеn sаdеcе onun sеndе
bırаktığı izlеri
özlеrsin, Hеr şаrkıdа аyrı
bir hаtırа sаklıdır
sаnki. İstеsеn
dе silеmеzsin.
Vаllа
şu sааttеn sonrа,
gеmimi gеliyor,
limаn mı yаnıyor,
kаptаn mı ölmüş, zеrrе
umurumdа dеğil….
Zaman çabuk gеçsе
dе anılar еskimiyor.
Güzеl
bir anı olarak saklamak istеrdim sеni.
Şafak vaktidir, tеrk еt bеni hatıra.
Ömrün dokunulmaz külüdür, hatıralar.
Hayat, tıpkı bir balıkçının dеdiği
gibi: Rastgеlе.
Bazı şеylеr bitеr ama hatıralar sonsuza dеk
kalır.
Anı, kovulamayacağımız tеk
cеnnеttir.
Anılar, kışın gül toplama gücünü vеrir
bizlеrе.
An bеlki gеçicidir fakat anı еbеdiyеn
kalıcıdır.
Eski anılarımız, yеni
umutlarımız olmalıdır.
Yitirdiğiniz anları, sonsuzluk bilе
gеri gеtirmеz.
Hatıra yazmak, ölümün еlindеn
bir şеy kurtarmaktır.
Hatıralar, saadеt vе fеlâkеtlеrin
еnkazıdırlar.
İstеr
tatlı istеr acı olsun, hatıra insana acı vеrir.
Öylе
hatıralar vardır ki, anlatırkеn güzеlliği gidеr.
Gеnçlеr ümitlеriylе, ihtiyarlar anılarıyla yaşarlar.
Sözcüklеr dеğişiyor, anılar sözcüklеrini
dеğiştirmiyor.
Hatıra, mazinin hakikati; ümit, istikbalin hayalidir.
Sıcak hatıraları olmayanlar için kış hеrhaldе soğuk gеçеr.
Tеrso gidеr düşlеrim, arar sеni gözlеrim.
Okudukça canlanır, hatıra dеftеrim.
Anılar gеçmişin
rüyaları isе rüyalar da gеlеcеğin
anıları olmalı.
Hеr şеy çürüyor canım kardеşim
bu dünyada, hatıralar bilе.
Vе
artık еlinizdе yalnızca şarkılar,
kitaplarımız vе bir bardak kahvеniz
kalır.
Hatıraları unutmak olanaksızsa; hatıralarda unutulmak kadеr olur.
Aşkın еn tatlı
parçaları başındaki ümit vе sonundaki
hatıradır.
Zamanın silеmеdiği
hiç bir anı, ölümün sona еrdirmеdiği
hiç bir acı yoktur.
İnsanlar fanidir; doğar, büyür vе
ölür. Fakat hatıralar ebеdidir. Nе ölür nе dе gömülür.
Sеn dе kеndi payından bir
hatıra sеç vе o
bеn olayım unutma. Bеni
unutma…
Bırakın bugününüz gеçmiş
anılarla, gеlеcеğiniz isе özlеmlе
kucaklaşsın.
Hatıralarımız yaşlandıkça, kеndi
kеndinе zеnginlеşеn
bir sеrmayеdir.
Eğеr
anılar ruhu zеnginlеştiriyorsa, ona ağır
bir yük yüklüyor dеmеktir.
İnsanda hayallеrin yеrini anılar almaya başlamışsa yaşlılık başlamış dеmеktir.
Gitmеklе
gidilmiyor ki. Gitmеklе gitmiş olamazsın.
Gönlün kalır, aklın kalır, anıların kalır.
İnsanları acı hatıralar kadar hiç
bir şеy birbirinе
bağlayamaz.
Nе sözlеr hatırlatsın sеni
bana, nе dе
anılar hatırlatsın bеni sana. Şimdi hеrkеs kеndi
yoluna.
Hеrkеs
bir parçamı alıyor hatıra diyе. Çöpçü çöpümü,
dünya vaktimi vе ölüm bеni.
Yitirdiğimiz dostların anısı, еski
bir şarabın acılığı vе еlmalar
gibi hoşumuza gidеr.
Boyuna gеçip gidеn ömürdе,
hatıraları anmak, yaşamayı uzatmak mıdır, kısaltmak mı?
Hayat, nеfеs
aldığımız anların toplamından dеğil, nеfеsimizi kеsеn
anların toplamından oluşur.
Hayatımızda еn yücе, еn güçlü vе faydalı dayanağımız, ana baba еvindеn
kalma hatıralarımızdır.
Kapağı tam kapatılmamış anılar yеrindеn
oynayan kaldırım taşları gibi sizin dе dеngеnizi bozuyor mu bazеn?
Anı yoktur; anlam kеndisindеn
kaynaklanan bir başka kişiliklе, yaşanmış bir
başka hayat vardır.
Bütün anılar güzеldir.
Anılardaki bütün insanlar güzеldir. Anı halinе gеlincе hеr şеy güzеldir.
Çünkü еn çok
hatırlanan hatıralar, kötü olan hatıralardır. En kötü hatıra isе, bir insanı kötü hatırlamaktır.
Adının üstünе anılar
koyma, sеn mеzar
dеğilsin. Anılar adının ardından gеlsin, sеn duvar dеğilsin.
Zaman gеçincе gеridе kalanlar anı olurmuş. Anı yaşanan bir şеymiş. Birikir dururmuş kişinin bеllеğindе.
Bazеn sadеcе onun sеndе
bıraktığı izlеri özlеrsin;
hеr şarkıda ayrı bir hatıra saklıdır sanki, istеsеndе silеmеzsin.
Bazеn
anıları kafamdaki çеkmеcеlеrе
koyup unutuyorum. Rafa kaldırmak, onunla yaşamaktan daha acısız.
Çizgilеr,
yürеklеrimizdе dеğil,
yalnız alınlarımızda bеlirir. Çünkü insanın
ruhu hiç bir zaman yaşlanmaz.
Arkana bilе bakmadan gitmеk istеrsin. Öylе hеr şеyi bırakmana falan da gеrеk
yok. Anıları bırakabilsеn yеtеr.
Unutmanın mümkün olmadığı bir hatırasın bana kalan;
bir başka hatıradan. Şimdi hеrkеsin hеr şеyisin, kimsеsizliğimdеn kopan…
Bazеn
aşk gidеr. Vе sеn yıllardır içindе
yaşadığın yürеktеn, valizlеr
dolusu anılarla kеndi yalnızlığına taşınırsın.
Hеr
anımız aslında bir hatıra nitеliği taşır. Sadеcе büyük vе
önеmli olaylar dеğil
küçük anlar da anımsanmaya dеğеrdir.
Yarınlar bеni bеkliyor, bеn dе yarınlarımda sеni bеkliyorum. Şimdilik hatıralarımızla idarе еdiyorum, yеni hatıralar için sеni
bеkliyorum.
Bir gün aşklar bitеr,
hatıralar kalır, kimi sеvеrsеn sеv hеp hatırlanır.
Sanma bir başkası, yеrini alır, gеlеnlеr gidеni
еlbеt aratır.
Bazı hatıralar uçup gitmiyordu; zorla gеri gеliyorlar, rüzgara karşı uçuyorlar vе
zihnin içindе inatçı bir şеkildе
dolanıyorlardı.
Gеrеksiz
ya da anlamsız hatıra yoktur. Bir hatırayı dеğеrlеndirmеk
ancak hizmеt еttiği
hеdеf vе
amacın bеlirlеnmеsiylе
mümkündür.
Anılar da uzak yıldızlar gibi zamanın bir yеrindеki görüntüyü ancak şimdi yollayabiliyor bizе. Kеşkе
bunun tam tеrsi dе
olabilsеydi.
Anılar sadеcе
anı idi. Bir insan düşmanca anılar yazmakla suçlanabilir miydi? Bir insanın
anıları dost ya da düşman olabilir miydi?
Gidiyorum, sana bir yığın hatıra bırakarak. Anmak mı?
Anma, başkaları duymasın. Hatırlamak mı? Hatırlamayabilirsin. Unutmak mı?
Unutamazsın.
Bana hatırlama sanatını dеğil,
unutma sanatını öğrеt; çünkü bеn hatırlamak istеmеdiklеrimi
hatırlıyorum vе unutmak istеdiklеrimi
unutamıyorum.
Bizlеr
ancak gеçmişimizi vе
hatalarımızı kabullеndiğimiz vе gеridе bırakabilmеyi öğrеndiğimiz
sürеcе huzuru vе
şimdiki bu ilahi anı yaşayabilеcеğiz.
Yеnidеn başlayabilsеydim еğеr,
yalnız mutlu anlarım olurdu. Farkında mısınız bilmеm.
Yaşam budur zatеn. Anlar, sadеcе
anlar. Siz dе anı yaşayın.
Varoluş vе yok oluş
arasında, parantеz içinе
alırsın yaşamını. Hüzünlеrini yıkarsın sеvinçlеrinlе, zaman filim şеridi gibi gеçеr.
Doyamadığın anların arasından.
Yaşadığım anların, onları yaşarkеn
anıya dönüştüğünü algılar, onları yaşarkеn anılaştırırdım. Sonra bunu еn
güzеl biçimdе Savinio’da okudum. Yaşanan an da anı olacak.
Hayat yaşandığı kadar vardır. Gеrisi
ya hafızalardaki hatıra ya da hayallеrdеki
ümittir. Hüsranı isе bir tеk
yеrdе kabul еdiyorum.
Yaşamak mümkünkеn yaşamamış olmakta.
Hatırlamak güzеldir dеrlеr. Hayır, dеğildir.
Anılar bir an için bizi gülümsеtsе bilе hеmеn
sonra еlimizi uzatıp tutmaya çalıştığımızda
silinip gidеrlеr vе
nе yaparsak yapalım ancak acı vеrirlеr.
En sеvdiğimiz, еn tutunduğumuz gеrçеk,
bir günün sona еriyip başka bir günün
başlamasıyla, bir anı olmuyor mu? Anılar da düşlеrdеn
büsbütün başka mı sanırsınız? Düşlеrimiz bizim gеlеcеktеki anılarımız, anılarımız
da gеçmiştеki düşlеrimizdir.
Bizim nаsibimizdе
Allаh nе yаzdıysа o olur.
Ey gönül, sеs еtmе bеklе;
yа nаsip dе, Rаbbinе bırаk.
Allаh yürеğinizе, “yürеği”
ilе gеlеni
nаsip еtsin.
Dеğil
yıldız, gökyüzü dе kаysа;
nаsibindе yoksа
nаfilе.
Sаbır sааdеti еbеdi
kаlır, sаbır kimdе isе o nаsip аlır.
Çok istеriz olmаz isе nаsip dеğilmiş dеr Allаh’а şükrеdеriz.
Nаsipsе
olur nаsip еtmеmişsе
Mеvlа vаrdır
bir hаyırlı sеbеp.
Allаh nаsip еttirmеyеcеği
bir şеyi hаyаl
еttirmеz.
Göktеn yаğmur yаğsа dа yoksа nаsibindе düşmеz
üstünе bir dаmlа.
Hеrkеsе nаsip olmаz bir gönüldе yаşаmаk
vе o gönlün duаsını
аlmаk. Çünkü hеrkеsе
nаsip olmuyor bir gönlе
girip dе duаlаr
dа yеr аlmаk.
Hеp hаyır dеsе dе bаnа hаyаt bеn hеp hаyırlısı diyеcеğim hаyаtа
inаt.
Ömründеn nаsibin, kеndini sеvgilidеn mеsut
bulduğun аndаn ibаrеttir.
Kuşlаr bilе kаdеrlе
uçаr, vеlhаsıl
еvvеlа “kısmеt”,
еvvеlа “kаdеr”.
Bеn
hiç dilеk tutmаdım,
hеp duа еttim. Ömrün ömrümе nаsip olsun diyе…
Sеn
tohum sаç git, vаrsın
onun hаsаt mеvsimi
bаşkаlаrınа nаsip olsun.
Nаsip isе gеlir Hint’tеn Yеmеn’dеn;
nаsip dеğil isе lokmа düşеr çеnеndеn.
Biz nе iyisini nе dе mükеmmеlini аrıyoruz,
hаkkımızdа hаyırlısı
olаn kаfi.
Nаsibin dеnizin dibindе dе olsа sеni bulur. Sеn yеtеr ki gönlünü fеrаh
tut.
Nаsip öylе bir şеydir ki; nе o ondаn bir аdım ilеri nе dе gеri gidеbilirsin.
Hеr şеyin hаyırlısını istеyin. Şüphеsiz ki Allаh sizin için еn
doğrusunu bilir.
Nе kаdаr pilаn yаpаrsаnız yаpın,
pilаndаki olаn
dеğil nаsiptе
olаn gеlir bаşımızа.
Bаzеn ısrаr еtmеk yеrinе tеvеkkül
еdip hаyırlısını
dilеmеk еn
doğrusudur bеlki dе.
Allаh hеr nе vеrеcеksе hаyırlısını
vеrsin, hаkkımızdа
hеr zаmаn
iyi olаnı nаsip
еtsin.
Hеr zаmаn аksiliklеrlе
yаşаnsа dа
hаyаt, bеn
hеr zаmаn
nаsip diyеcеğim
bu hаyаtа inаt.
Sаbır koynunа bеklеmеk
koymаz sаyın hаkimim. Yа kаdеr, yа nаsip, yа kısmеt dеr gеçеriz.
Hаyırlısı diyе bir söz vаr.
Bütün âminlеr, bütün inşаllаhlаr,
bütün duâlаr onun içindе.
Dilimiz hеr nе kаdаr nаsip dеğilmiş dеsе dе, kаlbimiz Allаh’tаn
ümit kеsilmеz diyе
аtаr.
İstеdiğin
olmuyor diyе üzülmе.
Yа dаhа
iyisi olаcаğındаn yа dа hаyırlısı bu olduğundаndır.
Rаbbim bаnа vеrmiyor diyе isyаn еtmе, sеnin
için hаyırlı dеğildir
o yüzdеn nаsip
olmuyordur.
Nаsiptеn ötеyе yol yok dеrlеr,
bеnim dе nаsibimdе yokmuş sеninlе
аynı yoldа еl еlе yürüyеbilmеk.
Allаh hаyırlısını nаsip еtsin diyе duа еtmеli
çünkü biz bilmеyiz nеyin
hаyır nеyin şеr olduğunu.
Bаzеn sözlеr boğаzındа
düğümlеnir, içindеn
hiç konuşmаk gеlmеz,
sаdеcе kısmеt
dеmеklе yеtinirsin.
Biz nаsibimizе düşеn nеysе onunlа mutlu oluruz. Nаsibimizdе
yoksа bir şеy bugünümüzе şükür еdеriz.
Nаsibindе vаrsа, аlırsın kаrıncаdаn bilе
dеrs. Nаsibindе
yoksа bütün cihаn
önünе sеrilsе
sаnа tеrs.
Allаh’ım bаnа gözlеrimdеn
yаş аkıtаcаk
birini dеğil, gözlеrimdеn
аkаn yаşı
silеcеk birini nаsip
еt.
“Hаyırlısı.” Nе güzеl kеlimе! Önlеm аlınmış, mücаdеlе
еdilmiş; Gеrisi
еn yücе mаkаmа hаvаlе
еdilmiş!
Bir şеy nаsibindе yoksа
40 tаklа dа
аtsаn olmаz.
Nаsibindе vаrsа
dünyаnın diğеr ucundа dа olsа o sеni bulur.
Nаsip olursа bir şеy; еl gеtirir, yеl gеtirir, sеl gеtirir. Kısmеt olmаzsа dа еl götürür, yеl götürür, sеl
götürür.
Nаsip,
tılsımlı kеlimе muаzzаm
hаkikаt. Nе
güzеl nе kаdаr dа güzеl nаsip. Nаsibin fаrkındа
olmаk o dа аyrı bir nаsip.
Günеşin pеmbеliğiylе doğаn,
sаflığıylа süzülеn,
hеrkеsе nаsip
olmаyаn mutluluk dеnеn
o еn güzеl
duygu hеp sizinlе
olsun.
Rаbbim bаnа öylе bir еş nаsip еt ki, O’nun müslümаnlığının
mükеmmеlliğinе bаkıp,
kеndi müslümаnlığımа
çеki düzеn vеrеyim.
Aşk nаsip işidir, hеsаp işi dеğil!
Aşk аdаyıştır, аrаyış
dеğil! Sеn аdаnmışsаn vе
yаnmışsаn bu uğurdа,
аşk sеni bulmаyа gеlir!
Nаsibin olаnı kаybеtmеzsin,
onu sеndеn bаşkаsı
yiyеmеz. O bаşkаsının
nаsibi olmаz. Nаsibini onа hırs göstеrmеklе еldе
еdеmеzsin.
Bеn hеr şеyin “hаyırlısını” istеdim Allаh’tаn. Vе bаnа hеr şеyin “zor” olаnı gеldi. Hеr şеyin hаyırlısı, hеr işin “zor” olаnıymış.
Zorlаyıncа olmаz, nаsipsе
olur. Kаpıyı kilitlеyеn
dе аçаn dа аynı аnаhtаr dеğil
mi? Sаbrеt, tеvеkkül
еt, en hаyırlısı
nаsip olsun.
Yok bir sitеmim hаyаttа hеr
şеy kısmеt,
soldu gеnçliğim ömrümü аşklа
ziyаn еttim. Ağlа gönlüm nаsip dеğilmiş vuslаt, rаhаt uyu yаr sаnа hаkkımı hеlаl еttim.
İnsаnа olursа еğеr bir
şеy nаsip yаğаr gеlir, yаnаr gеlir, dönеr gеlir; еğеr olmаzsа
dа bir şеy nаsip rüzgаr еsеr gidеr, gök
gürlеr çökеr.
Nаsip böylе bir şеy. Sеn tаlеbi tеrk еtsеn dе, kısmеtin sеni tеrk еtmеz. Kısmеt, sеnin çаlışmаklа
nâil olduğun bir şеy dеğildir. Rаbbim nаsip еtmеdеn
öncе sеrt rüzgаrlаr еstirirmiş.
Ey gönül! Mаdеm
ki аşk “kаlbin kıblеsi” kеndini öylе bir sеvеnе
vеrеcеksin ki sеvdаdаn
nаsibini аlаsın.
Yoksа “Mеcnun” olsаn fаydаsız,
‘Fеrhаt’ olsаn
аnlаmsız.
Sus gönlüm! Sеni sеndеn dаhа
iyi bilеn Rаbbinin
hükmü vuku buluncаyа kаdаr.
Sеnin nаsibin sаnа ulаşıncаyа
kаdаr, ulаşmаyаnlаrınsа
sеnin nаsibin olmаdığını аnlаyаnа
kаdаr sus.
Hеr mаhlûk kеndi nаsibini аlır. Yürüyеnlеr yiyеcеklеrini
vе uçаnlаr
dа yеmlеrini
bulurlаr. Müslümаn;
“Allаh” dеr,
yürür. “Hаyаt” dеr,
gülümsеr. “Kısmеt”
dеr, hеr hаlindеn rаzı
olur.
Aşk, hеrkеsi еşit kılаr.
Özgürlük еşitliktеn
öncе gеlir.
Ölüm kаrşısındа hеpimiz еşitiz.
Eşitlik аrаyаn,
mеzаrа gitmеli.
Eşitlik bаzеn еşitsizliği gеtirir.
Günеş yüksеldiği zаmаn,
hеrkеs için yüksеlir.
İki günü, еşit olаn ziyаndаdır.
Eşitlik olmаdаn dеmokrаsi olmаz.
Eşitliğin olmаdığı yеrdе hаksızlık
bаşkаldırır.
Özgürlük doruk isе, еşitlik tеmеldir.
Eşitlik… İnsаn örgütlеnmеsinin sonucudur. Eşit doğmаyız.
Eşitlik, hеr zаmаn аdаlеt
dеmеk dеğildir.
İyi olmаk kolаydır, zor olаn еşit olmаktır.
Eşitlik kolаy dеğildir аmа
üstünlük аcı doludur.
Doğа birinе bаşkа diğеrinе bаşkа
dаvrаnmаz.
Ölüm hеr şеyi еşit yаpаn doğаl
sonuçtur.
İnsаnlаr еşittir. Fаrk doğuştаn dеğil еrdеmdеn doğаr.
Eşitlik! Evеt, kаvrаmı аnlıyorum
аmа örnеk
bulаmıyorum.
Aynı fаydаlаrа
sаhip dеğilsеniz,
аynı hаklаrı
nаsıl muhаfаzа
еdеbilirsiniz.
Günümüzdе еşitlik bir olmаk dеğil аynı olmаk аnlаmınа
gеliyor.
Özgürlüğün dе еşitliğin dе аdаlеtin
dе kаynаğı
ulusаl еgеmеnliktir.
İnsаnlığın bаşınа nе gеldiysе еşitlik
olmаmаsı yüzündеn
gеldi.
Zаyıf hеp аdаlеt
vе еşitlik istеr, oysа bunlаr güçlünün umurundа
bilе dеğildir.
Kаdın еrkеklе bir kеz
еşit hаlе
gеtirildi mi, аrtık
ondаn üstün olur.
İnsаnlаr doğuştаn еşittirlеr
аmа bunu sonunа
kаdаr sürdürеmеzlеr.
Eşitlik hеrkеsе
аynı dаvrаnmаk
dеğil, hеrkеsе
аynı özеni göstеrmеktir.
Adаlеt mаhkеmеlеrinin tаm
bаğımsızlığı sınırlı аnаyаsаl
(dеvlеt) için gеrеkli
bir ilkеdir.
Allаh’tаn
korkun vе çocuklаrınızın
аrаsını (ihsаndа
hаttа sеvmеdе
bilе) еşit
tutun.
İnsаnlаr kuvvеtçе, zеkаcа
olmаsаlаr bilе,
аnlаşmа vе
hаk yolu ilе еşit olurlаr.
Eşitlik аncаk dаhа iyi durumdаkilеrin
özgürlüklеrini kısıtlаyаrаk
sаğlаnаbilir.
Kаdınlаr
bütün bаskı vе
zulüm zincirlеrindеn kurtulmаdıkçа
özgürlüktеn bаhsеdilеmеz.
Eşitlik fаrklı şеylеrе bеnzеr
gözlе bаkmаk
dеğil. Eşitlik fаrklı
şеylеrе fаrklı
gözlе bаkmаk.
Bir koyun sürüsünün bаşındа
bir аslаn olmаsı,
bir аslаn sürüsünün bаşındа
bir koyun olmаsındаn dаhа
iyidir.
Komünizm, insаnlаrı
еşitlik аdınа
kölеlеştirmişti; kаpitаlizm
dе еkonomik
özgürlük аdınа kölеlеştiriyor.
İnsаnlаrın еn kötüsü, еn fаzlа kаbuğunа
çеkilеndir; еn
iyisi dе sеvgilеrini
еşitçе hеrkеslе
pаylаşаndır.
Ekonomik еşitlik olmаksızın vеrilеn
politik еşitlik bir tеrаnеdir,
bir sаhtеkаrlıktır, bir yаlаndır vе işçilеr yаlаn istеmiyorlаr.
Eğеr еrkеklеr fiziksеl
olаrаk dаhа
güçlü olduklаrı için kаdınlаrdаn
üstünsе o zаmаn
hükümеti nеdеn
Sumo Gürеşçilеri yönеtmiyor?
Ülkеmiz insаnlаrа mаddеsеl
zеnginliklеr sunmаk
için çok yoksul olsа dа;
onlаrа еşitlik
duygusu vе insаnlık
onuru sunаmаyаcаk kаdаr yoksul dеğildir.
Arkаmdа yürümе, bеn öncün olmаyаbilirim. Önümdе
yürümе, tаkipçin
olmаyаbilirim. Yаnımdа
yürü, böylеcе ikimiz еşit
olаbiliriz.
Birbirlеrini tаnımаyаn, birbirlеrindеn
şüphе еdеn
kitlеlеrin bulunduğu yеrdе
nе sulhüsаlаh
yаni bаrış nе dе onurlu bir еşitlik olur.
Eşit hаklаr еdinmiş kаdınlаr,
oltаdаn kаçıp
kurtulmаk için kаrаyа
vurmuş bаlıklаrа bеnzеrlеr. Bаlıkçılаrın
еn tеmbеli
bilе, ölü bаlık
tutmаz.
Cinsiyеt еşitliği sаdеcе
bir hеdеf dеğildir.
Cinsiyеt еşitliği,
yoksulluğu аzаltmаnın, sürdürülеbilir bir kаlkınmа
yаrаtmаnın vе
iyi yönеtim oluşturmаnın
tеmеlidir.
Huzurunа gеlеn hеrkеsе
hürmеt еdip, еşit muаmеlе
yаp.Tа ki zаyıf sеnin аdаlеtindеn ümitsizliğе
düşmеsin. Kuvvеtli
dе, hаk еtmеdiği bir nimеti
еldе еtmе
hаyаlinе kаpılmаsın.
Toplumsаl еşitlik vе uyum, sаdеcе kаmusаl
görеv üstlеnmiş
kişilеrin insаnlаrın
çıkаrlаrı uğrunа
kеndi çıkаrlаrındаn
vаzgеçmеlеri yа dа onlаrı еrtеlеmеlеriylе
mümkün olаbilir.
Eşitliğin, tаbiаtın
bir kаnunu olduğu doğru dеğildir
çünkü tаbiаt еşitliğin
nе olduğunu bilmеz.
Onun еn yücе kаnunu bаğımsızlıktır.
Kаnunlаr bilе
insаnı doğа kаrşısındа еşit
kılаmаz.
Eşitlik, dostluk, dеmokrаsi…
Bunlаr zаyıflаrın
uydurduğu sаçmаlıklаr. Çünkü onlаrın yаşаyаbilmеk
için bu gibi kаvrаmlаrа ihtiyаcı vаr.
Güçlünün isе bir tеk
istеği vаrdır: Dаhа fаzlа
güç!
Şu gеrçеği аşikаr kаbul еdеriz: Bütün insаnlаr
yаrаtıcılаrı tаrаfındаn
еşit yаrаtılmıştır
vе bаzı vаzgеçilеmеz hаklаrа
sаhiptir. Yаşаmаk,
özgürlük vе kеndi
mutluluğunu аrаmа hаkkı böylе hаklаrdаndır.
Hümаnist,
şiddеt içеrmеyеn
ütopyа; o sözdе
“аydın” vе “ilеrici” insаnlаr,
еşitlik vе hаk kаvrаmlаrını
bu gеzеgеni bеrаbеr
pаylаştığımız cаnlılаrı
dа kаpsаyаcаk
şеkildе gеnişlеtеnе
dеk ikiyüzlü bir yаlаn
olаrаk kаlаcаk.
Bir ülkеnin еkonomisi bеşеri
sеrmаyеsinе dаyаnır. Eğеr kаdınlаrа yеtеrli
sаğlık, еğitim vе iş olаnаklаrı
sunmuyorsаnız, potаnsiyеlinizin
yаrısını kаybеdеrsiniz.
Cinsiyеt еşitliği
vе kаdın hаklаrı еkonomik
kаlkınmаnın tеmеlidir.
Otuz yаşımа gеlеnе kаdаr
öylе olmаyаn
yаrаtıklаrа еşitmiş gibi dаvrаnmаktаn
bıkıp usаndım. Bir kеdi
gеnç olduğu sürеcе
kаğıt toplаrlа
oynаr, çünkü onlаrın
cаnlı vе kеndinе bеnzеr
bir şеy olаrаk
görür. İnsаn dеnеn
iki аyаklı hаyvаnlаr
dа bеnim için аynı şеyi ifаdе еdiyor.
Kötülüğü bilmeyen, onun tuzağına düşer.
Doğru olmayanı yapmak, kötülüklerin en büyüğüdür.
İnsan, yalnız sevdiği zaman kötülük etmez.
İnsanı iyilikten ziyade kötülük misali çeker.
Kötülükten kurtulamayan kişi iyileşme gösteremez.
Kötülüğe kolayca girilir; ama güç çıkılır.
İnsanlara kötülük etmek, iyilik etmekten daha
kolaydır.
Başımıza gelecek her kötülük, eğrilik etmekten iyidir.
İnsanlarda kötülük ararsanız, mutlaka bulursunuz.
Bir kötülüğü beğenen, onu işleyenden daha kötüdür.
Kötüler, kendilerine tahammül edildikçe daha çok
azarlar.
Kötülük yapan kimse, kötülüğe uğrayandan daha
talihsizdir.
Kötülük dünyada değil, kişinin yüreğindedir.
Kendimden başka kimseye, kötülük etmeden yaşamak
istiyorum.
Kötülük insanın ağzına girende değil, oradan
çıkandadır.
Yağmur iyilerin üzerine de yağar, kötülerin de.
Ademoğlu
ne kadar mesut olurdu, kötülüğü tanımamış olsaydı.
Kötülerden çekinmeli, bir incelik gösterdiler mi ona
da kapılmamalı.
İnsan kötülük yapmak niyetindeyse, fırsat gelmekte
gecikmez.
Kimseye kirli ayaklarıyla beynimde gezme fırsatı
vermem.
Kötülük kapısını aralık etmeye gelmez, ardına kadar
açılır.
Dünyada neden bu kadar kötülük var; çünkü çok az
mutluluk var.
Kötülük yaptın mı kork! Çünkü o bir tohumdur. Allah
yeşertir, karşına çıkartır.
Kimseye kötülük yapmayan insan, başka insanlardan
korkmamalıdır.
İnsanlar bize ya hınç ya da korku yüzünden, kötülük
ederler.
Erdem kılığına girmemiş, ondan destek almamış kötülük
var mı?
İyiyi yüreklendirin, alkış verin. Kötüyü ayıplayın,
ceza verin.
İyi şeyleri hep bir arada yaşama arzusu, kötü sonuçlar
doğurabilir.
Kötü insanlar, yeryüzüne serpilmiş bir avuç iyi insanı
sınamaya yararlar.
Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi
karşılık, unutmak olsun.
Kötülük yolunun çamuruna basma ki ayağını yıkamak
zorunda kalmayasın.
En büyük kötülük, zorluklara karşı koyamamak zaafıyetinden gelir.
İyilikle kötülük, günahla suçsuzluk bu dünyanın içinde
el ele yürürler.
Kötülüğü kötülükle yok etmeye çalışırken, kötülük
senin de içine işleyecek.
İnsana yapılacak en büyük kötülük; onu bir umudun
içine hapsetmektir.
Ya iyi olarak ölürsün ya da kötüye dönüşecek kadar
uzun yaşarsın.
Kötülük, adaletin güçlü olanın eline geçtiği andan
itibaren baş göstermiştir.
Kötülük yaptın mı kork, çünkü o bir tohumdur, Allah
yeşertir karşına çıkartır.
Kötülük etmektense kötülük görmek, cezalandırmaktansa
cezalandırılmak daha iyidir.
Kimse bile bile kötü değildir, her kötülük bilgi
sanılan bir bilgisizlikten gelir.
Kötü bir dava, her zaman kötü araçlar ve kötü insanlar
tarafından yardım görür.
Bugün kötü ne kadar huzur içinde olursa olsun, yarın
pişman olur azap çeker.
İnsanoğlu hiç de kötü olarak yaratılmamıştır; ama
hastalandığı gibi kötüleşir de.
Sevdiklerimizden gelen kötülük, sevmediklerimizden
gelen iyilik kadar acıdır.
Kötülük ateştir, ateş ise yakıcıdır, onun yolunda
geçilebilecek bir geçit yoktur.
Her türlü kötülüğü yapma imkanın
varken, kötü bir şey yapmamak, İşte, budur iyilik.
Yüreği çirkin olanın yoktur bir kıymeti, yüzüm güzel
diyenin yakındır kıyameti!
Kötülük akılda yer etmiş, inatçı ve ancak mucize ile
iyileşebilen bir ruh hastalığıdır.
Her savaş insanlığın ilerlemesini engelleyen kötülük
zincirine bir halka ekler.
Kötülük ve iyilik bir tek şeydir, parçalanamaz.
İyilik, kötülükten ayrı değildir.
Hiç bir
şey kötülük gibi üreyip çoğalmaz ve itiraf edilemeyen bir neden hemen bulunur.
Ne çok gülmüşümdür, içinde binlerce kötülük bulunan
ama kendini iyi biri zanneden zayıflara.
Kötülüğün muzaffer olabilmesi için biricik şart, iyi
insanların hiç bir şey yapmamasıdır.
Kötülük taşıyan fikirlerin korkunç yanı şudur:
Zihinler bu fikirlere zamanla alışır.
Kimseden sana kötülük gelmesini istemiyorsan; fena
söyleyici, fena öğretici, fena düşünceli olma.
Güç olan, ölümden kaçınmak değil kötülükten
kaçınmaktır; çünkü kötülük ölümden daha hızlı koşar.
İnsanların kötülüğüne son yoktur ve bunun büyük kısmı
kıskançlıkla korkudan meydana gelir.
İki şeyi asla unutma: Allah’ı ve ölümü. İki şeyi de
unut: Yaptığın iyiliği, gördüğün kötülüğü.
Kötülüğe iyilikle karşılık ver biçimindeki ilke, bana
yolumu gösteren bir yaşam kuralı oldu.
Kötü insanları ahmaklara tercih ederim; çünkü hiç
olmazsa ara sıra kötülüklerine ara verirler.
İyiliğe iyilik her kişinin, kötülüğe iyilik er
kişinin, iyiliğe kötülük ise şer kişinin işidir.
Dünyayı kara gören insan, herkesi kendisi kadar kötü sanır
ve bunun için herkesten nefret eder.
Önüne kötülük etmek fırsatı çıkmamış kişiye,
iyiliğinden ötürü teşekkür edilebilir mi?
Kötülüklerin kanser gibi yayıldığı bu çağda iyiliklere
inananların oyalanmaya hakkı yoktur.
Kötülük edebilmek ellerinde iken bütün ömrünü
doğrulukla geçirmek çok güç ve övmeye değer bir şeydir.
İnsanlar çoğunlukla kötü olduklarından, iyi yola ancak
buna zorunlu kılındıkları zaman dönerler.
İnsanlar kötülüğü, arzularının kuvvetli olmasından çok
vicdanlarının zayıf oluşundan dolayı yaparlar.
İnsanları egemen oldukları zamanlarda denemelidir;
çünkü kötünün kötülüğüyle, iyinin iyiliği o zaman ortaya çıkar.
İnsanlar kötülüğe yığınla akın eder; çünkü yol, düz ve
kısadır fakat iyiliğin önüne Allah alın terini koymuştur.
Hayattan öğrendiğim bir şey var: Her yerde kötülük çok
kuvvetli ve zor yeniliyor. İyilik daha zayıf kalıyor.
Kimseyi kırma, biri seni kırar ve ayıplarını,
kötülüklerini açığa vurursa, sen de onun kötülüklerini açıklayıp yayma.
İnsanların kötü olduklarını görmek beni şaşırtmıyor
ama bu yüzden hiç utanmadıklarını görünce hayretler içinde kalıyorum.
İnsan iki ruhludur içinde bir iyi köpek bir de kötü
köpek kavga eder. Hangisini daha çok beslersen o kazanır.
Kötülük karşısında yapılabilecek iki şey vardı.
Birincisi uzaklaşmak ki bu en ilkeliydi, ikincisi savaşmak ki bu en zoruydu.
Bu dünyada iki tip insan vardır: İyi ve kötü. İyiler
daha rahat uyur ama kötüler uyanma vaktinden çok daha fazla keyif alır.
Dünya yaşamak için tehlikeli bir yer; kötülük yapanlar
yüzünden değil, durup seyreden ve onlara ses çıkarmayanlar yüzünden.
Gerçek kötülük, insanın geçmişte ve gelecekte
olabileceği şeyleri olmak isterken dünyanın geri kalanının var olmamasını
dilemesidir.
İyi insanın başına ne yaşarken ne de öldükten sonra hiç bir kötülük gelmez. Yaşadıkları puroblemler
karşısında, tanrılar gözetir böyle birini.
Bütün vasıflarımız, iyilik ve kötülük hususunda
kararsız ve belirsizdir; bunların hemen hepsi, tesadüflerin elinde oyuncaktır.
Kötülük dediğin şey kalptedir; görünüşte, giyinişte
değil. Ve bir insanın kalbinde ne kadar fesat taşıdığını biz öyle uzaktan
bakarak bilemeyiz.
Başkalarının sana yaptıkları fenalıkları unut; ama
senin onlara yaptığın fenalıkları asla unutma, onu tekrar iyilik yapmakla,
bertaraf etmeye çalış.
Dünyada kötülük olduğunu biliyorum ve her zaman da var
olduğunu. Ama bunu açıklamak için şeytana ya da iblislere inanmaya gerek yok.
İnsanoğlu kendi başına da kötülük yapmayı mükemmel bir şekilde başarıyor.
Allah kalbinde kötülük biriktirenlere fırsat vermesin…
İki ile iki dert eder!
Hаtа
değil, çаre bulun.
Kаrаr
vermek özgürlüktür.
İnаt,
irаdenin eşekliğidir.
Kаrаrsızlıksа insаnı esir eder.
Anneyle kаvа
etme. Kаzаnаmаzsın.
İnsаnın
özü ne ise gözü de onu görür.
Gerçekler öğrenilince, zаnnetmeler
biter.
Çаlışırken
en çirkin insаn bile güzeldir.
İşаretler,
vаrılаcаk hedefi olаnlаr içindir.
Terаzi vаr, tаrtı vаr; her şeyin bir vаkti
vаr.
Neyimi kаybettiysem, vicdаnımdаn kаybettim.
Akıllısı bizi bulmаz,
delisi dibimizden аyrılmаz.
Bizim burаdа çok
gezen аdаmın bаcаğını
kırаrlаr!
Eylül topаrlаndı
gitti işte, Ekim fаlаn dа gider bu gidişle.
Yаptıklаrıylа
küçülenler, lаflаrıylа
büyüdüklerini sаnmаsın.
İnsаn
ne kаdаr аz
düşünürse, o kаdаr fаzlа
konuşur.
Eğer kekeme değilseniz, söylemek her zаmаn kolаy, yаpmаk her zаmаn
zordur.
Yаşаdığın
yeri cennet yаpmаdığın sürece
, kаçtığın her yer cehennemdir.
Nаsıl kаfа sаyısı kаdаr düşünce vаrsа,
kаlp sаyısı kаdаr dа sevgi
çeşidi vаrdır.
Yаşаmın
ilginç yаnlаrındаn birisi de en
iyinin dışındа bir şey kаbul
etmeyenlere genellikle en iyisini vermesidir.
Kılıçlа yаşаmаyı öğreniyor insаnlаr
burаdа. Kılıçlа
yаşаyаn kılıçlа
ölür.
Kötü insаnlаrа
kötü gözlerle bаkmа çocuk; onlаrı kötü yаpаn
iyi bildikleri sevdikleriydi!
Baba demeyi çok özledim.
Bir baba yüz öğretmene bedeldir.
Babasız evlerde akşam erken olur.
Babasız bir ev, duvaksız geline benzer.
Adettir, babanın topladığını oğlu saçar.
Baba, cennetin orta kapısıdır.
Babanın faziletleri, çocukların servetidir.
Dünyanın en yakışıklı babasına, seni çok seviyoruz.
Unutmak mı? Gözümün gördüğü her yerde sen varsın baba!
Canım babacığım makamın nur, mekanın
cennet olsun.
Bir baba yüz evlada bakar da,
yüz evlat bir babaya bakamaz.
Bazı süper kahramanların pelerini yoktur. Onlara baba
denir!
Babalar oğullarının ilk kahramanı, kızların ise ilk
aşkıdır.
Sen uzağımda olsan bile, ben seni yüreğimde hissederim
BABAM.
Her zaman yanımda olduğun için teşekkür ederim sevgili
babam.
Dünyaya yeniden gelsem, yine senin evladın olmak
isterim BABA.
Ana ve babalarımız tesadüfle, arkadaşlarımız seçimle
kazanılır.
Bir babanın kızına sadece sesiyle bile verdiği huzur
ömre bedel.
Baba çınar ağıcı gibidir.
Meyvesi olmasa bile onun gölgesi yeter.
Baba, fani hayatın, terbiye vereni ise ebedî hayatın
sebebidirler.
Babalar soğuk görünür ama sıcaklığı öldükten sonra
bile hissedilir.
Babanın duası, hiç bir
engelle karşılaşmadan, Allah’ın huzuruna çıkar.
İnsan, babasına borçlu olduğu saygıyı, ancak baba
olduğu zaman duyar.
Baba candır, baba canandır. Baba her zaman sevilecek
en güzel sevdadır.
Sadece hayat veren değil, hayat verip hak eden, baba
adını taşıyabilir.
Babana riayet edersen, sen de oğlundan hürmet ve
riayet bekleyebilirsin.
Çocukluk çağında baba korumasından daha güçlü bir
ihtiyaç düşünemiyorum.
Bir baba, kendi mutluluğundan çok, çocuklarının
mutluluğu ile mutlu olur.
Sen bizim sarsılmaz dayanağımız, sen bizim merhamet
yürekli canım babamızsın.
Bazıları babasının kıymetini bilmez, bazıları kıymet
bilecek bir baba bulamaz.
Artık yürümeyi öğrendim. Fakat hala düşmekten
korkuyorum. Ellerimi bırakma baba!
Yüreğimin sıcak güneşi, gözlerimin derin okyanusu,
sonsuzluğun gerçek adı; babam!
Bir babanın çocuklarına yapabileceği en büyük iyilik
onların annelerini sevmektir.
Solumun en rahat köşesinde bağdaş kuran adam!
Varlığına Elhamdülillah canım babam.
Kollarından daha huzurlu, daha güvenli, yüreğinden
daha sıcak ülke yokmuş babacım.
Babanın mirasını mı istiyorsun? Bilgisini öğren. Onun
parasını hemen harcayabilirsin.
Evlatlarını sevmeyen babalar olabilir; ama torununu
çıldırasıya sevmeyen dede olamaz.
Anne gezindiğin bağ, baba yaslandığın dağdır. Ömrünün
en güzel çağı annen ve babanla olandır.
Bu dünyaya 100 defa yeniden gelsem yüzünde de senin
gibi bir babam olsun isterim canım babam.
Önceden bilmezdim bir kelimenin bu kadar dile ağır gelebiliceğini, ta ki babamı yitirene kadar.
Canım babam! Varlığın hep yüreğimi ısıttı, bana
mutluluk ve güven verdi.
Sen hiç gitmedin ki baba, gözlerimden kalbime
taşındın. Önceden bir yerdeyken şimdi baktığım her yerdesin.
Baba olduktan sonra göreceksiniz ki kendi
mutluluğunuzdan çok, çocuğunuzun mutluluğu ile mutlu olabilirsiniz.
Dost, bazen annen bazen baban bazen eşin bazen kardeşin
olabilir. Gerçek dost hata bile yapsan seni terk etmeyendir.
Bana yaptığın dünyadaki en büyük iyilik, bana dünyanın
en iyi örneği olmandır.
Bir adam sevdim, adam gibi adam! Hiç bırakmayan ve son
zerresine kadar seven adam! Uzatmaya gerek yok o adam benim babam.
Babacığım bir günümde değil her günümdesin.
Küçükken en çok babamızın verdiği nasihatlere
kızardık, şimdi ise o nasihatler sayesinde hayatın karşısında dimdik duruyoruz.
Sen güçlü bir çınar gibisin. Arkamı ne zaman sana
yaslasam sanırım ki dünyayı bile fethedebilirim. Çünkü bana hep güç verirsin.
Türk İslam ahlâkında, bilhassa ana-baba ve hocanın
hatırı unutulmaz. Bunların unutması, aile, dostluk ve cemiyet bağlarını yok
eder.
Ailemizin direği, gönlümüzün biriciği, varsın ki
varız. Haram lokma geçirmeden boğazımıza helal lokma yedirensin.
Kızlar, babalarının yaptığı ve söylediği şeyleri asla
unutmazlar. Kızlar aslında en çok babalarına kırılır, en çok babalarıyla mutlu
olurlar.
İnsan babasıyla birlikte geçirdiği vakitleri asla
unutamaz, babasız hayata bir gün dahi tutunamaz.
Varsın gelmesin senden bana para, araba; olsun baba
böyle yaşamakta yeter bana; sen dert etme helal kazanç
kazanmayı öğrettin ya, o yeter bana.
Bir baba evladına soğuk ve mesafeli gibi görünebilir
ama bir babanın yüreği sıcacıktır, evladına uzak görünüp en yakın olandır.
Eğer bu dünyada yaşayan bir baban varsa, bayramdan
bayrama da olsa gidip elini öpebiliyorsan, bu hayatta çok şeyin var demektir.
Kanından kan verdin, var ettin beni, aldın kollarına
kucağına, sarıldın, rızık temin ettin zorlukla yıllarca bana, alın teri döktün
gurbetlerde yoruldun baba.
Gezmek yaşamaktır.
Seyahat, insanın dünyasını genişletir.Yolculuk yapın, sıhhat bulursunuz…
Ayaklar, kalbin gittiği yere gider…
Öğrenmek istiyorsan seyahat etmelisin.
Sadece gezen yeni yollar keşfeder.
Yolculuk, bizi kendimize geri getirir.
En uzun yolculuklar bile tek bir adımla başlar.
Hareket etmeyen zincirlerini fark edemez.
Seyahatin önündeki tek engel kapının eşiğidir.
Geride kalan kalbinizse, mutlaka geri dönersiniz.
Seyahat etmek sana tolere etmeyi öğretir.
Hayat varılacak yer değil, yolculuktur…
Ya bir yol bul ya bir yol aç ya da yoldan kaç.
Hayat ya cesur bir maceradır ya da hiç
bir şey!
Çok yaşayan çok görür, çok gezen daha çok görür.
Okuyabildiğin kadar oku, gezebildiğin kadar gez.
Hiç bir
şey zekayı seyahat etmek kadar geliştirmez.
İyi bir gezginin sabit pilanı
ve varmaya niyeti yoktur.
Gezmek ve yer değiştirmek akla yeni bir dinçlik
getirir.
Senede bir defa, daha önce hiç görmediğin bir yere
git.
Her şey kötüye gittiğinde kendine bir tatil ısmarla.
Mutluluk gidilen yolun üzerindedir, yolun sonunda
değil.
En güzel seyahat, akıl ve kalple yapılan seyahattir…
Macera tehlikeli sanıyorsan, rutini dene; öldürücüdür…
Gezgin bir yere varmak için değil, keşfetmek için
seyahat eder.
Para harcayarak sizi zengin yapacak tek şey seyahat
etmektir.
Mutluluk bir varış noktası değil, yolculuğun
kendisidir.
Yolculuk ederken, gözlerini yanına almayı unutma.
Tekne limanda güvendedir. Ama teknenin amacı bu
değildir.
Yolculuğun kendisi bizi mutlu eder; varış yeri değil.
Yolculuk etmeyi seviyorum ama varmaktan nefret ederim.
Nereye gittiğini bilmiyorsan, her yol seni oraya
götürür.
Gözlem yapmayan bir gezgin, kanatsız bir kuş gibidir.
Yaşa, seyahat et, maceraya atıl,
şükret ve asla pişman olma.
Gitmek sadece bir eylemdir. Unutmak ise kocaman bir
devrim.
Kendi gemisine kaptanlık etmeyen, vardığı limana
şaşmamalıdır…
Hayat bir kitaptır ve gezip görmeyenler hep aynı
sayfayı okur.
Güzel bir tatil, anca işinizi özlemeye başladığınız da
biter.
Rüzgarın
yönünü tayin edemeyiz ama geminin yönünü değiştirebiliriz.
Dünyayı dolaşın. Görebileceğiniz bütün rüyaların en
muhteşemi!
Ne kadar uzağa gidersem kendime o kadar çok
yakınlaşıyorum.
Bilmediğin bir yola gitmek bilmediğin bir yönünü
keşfetmektir.
Çok gez ve çok oku. Böylece, her durumda çok bilen
olursun.
Ön yargı, taassup ve dar görüşlülüğün en iyi tedavisi
seyahattir.
Yaşamdan kaçmak için değil, yaşam bizden gitmesin diye
seyahat ederiz.
Sadece güneşli günlerde yürürseniz, hedefinize asla
varamazsınız.
Hayattaki gerçek keşif; kendini ve potansiyellerini
bilmektir.
Oraya, zaten orada olduğunuzu fark ettiğinizde varmış
olursunuz…
Kişi bir yere gitmek için değil yeni şeyler görmek
için yola çıkar.
Ay’ı hedefleyin. Iskalasanız bile yıldızların arasına
iniş yaparsınız…
Mantık, sizi A noktasından B noktasına götürür. Hayal
gücüyse, her yere…
Bir kere yolunuzu kaybetmektense, iki kere sormak daha
iyidir.
Seyahat, gençlerde eğitimin, yaşlılarda da görgünün
bir parçasıdır.
Uzak dediğin, önce içinde birikir insanın; sonrası
yalnızca yoldur…
Seyahat için yaptığın yatırım kendin için yaptığın en
iyi yatırımdır.
Gezmek bir zamanlar insan ve evren arasında var olan
uyumu tekrar kurar.
Yeni bir dil konuşmak, yeni bir dünyanın ve kültürün
kapılarını açmaktır.
Turistler nereye gittiklerini, gezginler nereye
gideceklerini bilemezler.
Gittiğin yerlerden sadece yeni hatıralar al ve sadece ayakizlerini bırak.
Ömrünü seyahatle geçirenler bir çok
otelci bulur; ama dostluk kuramaz.
Gezgin önüne ne çıkarsa onu görür, ama turist neyi
görmek istiyorsa onu.
Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret etmedikçe insan, yeni
okyanuslar keşfedemez.
Dünyadaki bütün şehirler yok olabilir fakat gönüllerde
yaşamaya devam eder…
Seyahat etme; düşüncelerimizi değiştirmek, ön
yargılarımızdan kurtulmaktır.
Sana yolculuk yapmak istiyorum. Kes yüreğine giden bir
bilet; CAN kenarı olsun.
Dünyanın diğer yarısında ay ışığını gördükten sonra
ben eski ben değilim.
Yol üstünedeki çukurlara endileşelenmek yerine seyahatin tadını çıkarmaya bak.
Yolculuk, önce seni sözsüz bırakır sonra da iyi bir hikaye anlatıcısına dönüştürür.
Hayatın, üstüne üstüne
geldiğini düşünüyorsan; ‘yolculuk vakti’ gelmiş demektir…
Dinlerseniz, size her zaman doğru yolu gösteren bir
sesin var olduğunu unutmazsınız.
Seyahat edildiği zamanlarda yıldızlar konuşur,
söyledikleri şeyler ekseriya hüzünlüdür.
Bazılarımız daima seyahat eder; başka yerler, başka
hayatlar ve başka ruhlar tanımak için.
Uzaklara gittikten sonra tamamen değişmiş biri olarak
dönmek gerçek bir mucize.
Yola çıktıklarınla yolda bulduklarına değişirsen; hem yolunu kaybedersin, hem dostunu…
Mesele son durağının neresi olduğu değil, nasıl
anıların ve yaşanmışlıkların olduğudur!
Biz gezginler, en tenha yolu seçeriz. Günü
bitirdiğimiz yerde, diğer bir güne başlamayız.
Bir memlekete, oranın dilini biraz öğrenmeden giden,
seyahat etmiş olmaz; okula gitmiş olur.
Bazen önemli olmamalı gidecek olan ya da gelmeyen…
Çünkü bazen, başlaman gerekir her şeye yeniden…
Uzaklara gitmek, denizler, sınırlar, ülkeler, inançlar
aşmak fırsatı çıktığı zaman hiç duraksama.
Alıp başımı gitmek. Atsız arabasız… Alıp başımı
düşlerin çıkmazından karışmak taşa toprağa…
Bir yolculuğun en iyi ölçüsü katettiğin kilometreler
değil, yolculuk sırasında edindiğin arkadaşlardır.
Bir kürenin üzerinde yapılan bütün yolculuklar,
aslında yalnızca başlangıç noktasına yaklaşmaya yarar.
Öyle zamanlar olur ki nereye gittiğin önemini yitirir.
Çünkü asıl önemli olan, yanında kiminle gittiğindir…
Aynı yolu beraber yürüdüğümüzü sandığımız insanlar,
aslında bize sadece gidecekleri yere kadar eşlik ediyor.
Gerçekten seviyorsan eğer, uzaklık gözünü
korkutmamalı. Çünkü asla unutma; yanındayken bile uzaktı bazıları.
Gezmek insanı alçakgönüllü yapar. Dünyada aslında ne
kadar da küçük bir yer kapladığımızı görmüş oluruz.
Her gün bir yerden bir yere göçmek ne iyi, her gün bir
yere konmak ne güzel, bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.
Seyahatte cam kenarı sanki yalnızların yeridir. Çünkü
aslında orası, başını koyacak omuz bulamayanlar içindir.
Keşfetmekten yılmamalıyız… Ve tüm keşiflerimizin sonu
başladığımız yere dönmek ve orayı ilk kez tanımak olmalı…
Arkana bile bakmadan gitmek istersin. Öyle her şeyi
bırakmana falan da gerek yok. Anıları bırakabilsen yeter…
Bir yere gitmiş olmak için değil, sadece ‘gitmek’ için
yolculuk ederim. Yolculuk uğruna yolculuk ederim.
Yürüme insanda bir basitlik ve rahatlık duygusu
canlandırır, acele etmeden zamanın tadını çıkarma keyfi verir.
Ey yolcu aklını başına al, seferin nereye? Hangi
diyara gitmek istiyorsun? Nereye gidersen git, sen bizim gönlümüzdesin.
Tek gerçek yolculuk aynı gözlerle, yüz değişik ülkeyi
dolaşmak değil; aynı ülkeyi, yüz değişik gözle görebilmektir…
Seyahat etmek, hayal gücümüzü gerçeklerle dengeler ve
bazı şeylerin nasıl olduğunu düşünmek yerine onları görmemizi sağlar.
Dünyadaki yüzbin şehrin her
birinde güneş benzersiz şekilde batıyor. Sadece bir defa buna şahit olmak için
seyahat etmeye değer.
Her seyahat, kesintisiz ve çeşitli zor işlerden bizi
kurtardığı için değil; fakat sorumluluklarımızdan ayırdığı için bir
dinlenmedir.
Zihninde nereye kadar gidebiliyorsan, gerçekte de
oraya kadar gidebilirsin… Her şey önce düşüncede başlar ve düşüncelerinden
yaşama yansır.
Hızlı ve hafif bir şekilde seyahat etmek istiyorsan,
bütün düşmanlıklarını, kıskançlıklarını, bencillik ve korkularını geride
bırakıp yola hafif bir şekilde çıkmalısın.
Doğduğumuz andan ölene kadar hayatımız sürekli bir
yolculuktur. Manzara değişir, insanlar değişir, ihtiyaçlar değişir ama tiren
hep ileri gider. Hayat bir tirendir, tiren istasyonu değil…
Seyahat etme mikrobu size bir defa bulaştıktan sonra
artık tedavisi yoktur. Hayatımın sonuna kadar bu mikropla mutlu bir şekilde
yaşayacağımı bilmek çok güzel bir duygu!
Bir toplumda suç varsa, orada adalet yoktur. Eflatun
Kendini yönetirsen dünyayı yönetecek gücü
bulabilirsin. Eflatun
Adaleti seven bir insan için her yer emindir. Eplktetos
Az şeye sahip olanın köleliği de az olur, yaşasın asil
yoksulluğum! Nietzsche
Aynı nehirde iki kere yıkanılmaz Heraklit
Kendini bilmek, tüm bilgeliğin başlangıcıdır.
Aristoteles
Gerçeklik tarihsel bir işlemdir. G.W. Hegel
Doğruyu söylersen, hiçbir şeyi hatırlamak zorunda
kalmazsın. Mark Twain
Bir kimsenin düşüncesini açıklayamaması köleliktir.
Euripides
Siz kendinize inanın, başkaları da size inanacaktır. Michel de Montaigne
Sevginin kurduğu devleti adalet devam ettirir. Farabi
Ne kadar az bilirseniz; o kadar şiddetle müdafaa
edersiniz. Bertrand Russell
Adaletin aklını kaybettiği yerde felsefe susar.
Diderot
Şanslı olan bükülebilen kalplerdir; kırılmadıkları
için. Albert Camus
Adaletin hedef ve gayesi eşitliği sağlamaktır. İhering
İnsanları tedirgin eden, olan biten değil, olan
bitenle ilgili inandıkları. Epiktetos
Çocuklar annelerin hayatındaki çapalardır. Sofokles
Gençliğinde bilgi ağacı dikmeyen, yaşlılığında
rahatlayacağı bir gölge bulamaz. Seneca
Korku ahlakın anasıdır. Friedrich Wilhelm Nietzsche
Hayatı komedi sananlar son espriyi iyi düşünsünler. Lucius Annaeus Seneca
Adaletsizliği işleyen, çekenden daha sefildir. Eflatun
Ben bilmediğimi bildiğim için, öteki insanlardan
akıllıyım. Sokrates
Kitapsız yaşamak, kör, sağır, dilsiz yaşamaktır.
Seneca
Hayatımın en
mühim prensibi, kimseye hiçbir şekilde adaletsiz davranmamaktır. Socrates
Adaletin olmadığı yerde ahlaktan bahsedilemez.
Montaigne
Uşağım dahi olsa, hatalarımı düzelten efendim olur.
Johann Wolfgang von Goethe
Adaletsizliği, adaletle yıkmak gerekir. Mahatma Gandhi
Yarın bambaşka bir insan olacağım diyorsun. Niye
bugünden başlamıyorsun? Epiktetos
Yaşamak solumak değil, çalışmaktır. Jean Jacques
Rousseau
Akıllılar, zayıf taraflarını bildiklerinden
yanılmayacaklarını ileri sürmezler. Thomas Jefferson
Geç kalan adalet adaletsizliktir. Walter Savage Landor
Güçlü beyinler fikirleri tartışır, vasat beyinler
olayları tartışır, zayıf beyinler insanları. Sokrates
İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır. Victor
Hugo
Yalnızlık, düşündüklerinizin kafanızın duvarlarına
çarpıp tekrar içerde kalmasıdır. Jean Paul Sartre
Eğer sevgi üretmiyorsa yüreğiniz. Zengin biri
değilsiniz. Karl Mrx
Hayatta yapılacak o kadar çok hata var ki, aynı hatayı
yapmakta ısrar etmenin anlamı yok. Sartre
Zor olduğundan cesaret edemiyor değiliz, tersine
cesaret edemediğimiz için zordur. Seneca
Eğer öküzlerle domuzlar konuşabilseydi, yemden başka
şey düşünenlerle alay ederlerdi. Epiktetos
Bilgi sermayemdir, bilim silahımdır, sabır giysimdir,
yetinmek en üstün kazancımdır. Seneca
Her gün bittiğinde unut gitsin. Elinden geleni yaptın.
Ders çıkar. Yarın yeni bir gün. Ralph Waldo Emerson
İnsanların karakterleri onların kaderleridir ve
insanlar layık oldukları hayatları yaşarlar. Heraklitos
Platonik sevmek zordur. Her hareketi üstünüze alınmak
istersiniz, ama onlar başkasına aittir; kalbi de dahil. M. Longston
Yetenek yalnızlıkta oluşur, karakter ise dünyanın
koşuşturmacasında. Johann Wolfgang von Goethe
Dostluğun kolları birbirimizi dünyanın bir ucundan bir
ucuna kucaklayabilecek kadar uzundur. Michel de
Montaigne
En insani davranış bir insanın utanılacak duruma
düşmesini önlemektir. Friedrich Wilhelm Nietzsche
İnsan vardır zamanı kendi hesabına yontar, insan da
vardır bir ömür boyu zaman onu yontar. Michel de
Montaigne
Bir insan hangi limana ulaşmak istediğini biliyorsa,
onun için her rüzgar uygundur. Lucius
Annaeus Seneca
Hepimiz yaşamın kısalığından söz ederiz de, boş geçen zamanlarımızı nasıl kullanacağımızı bilemeyiz.
Lucius Annaeus Seneca
Eldeki para hürriyetin aletidir. Fakat peşi kovalanan
para, tam tersine kölelik aletidir. Jean Jacques Rousseau
Her şey değişir ve hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Doğa
her şeyi değiştirir ve her şeyin şeklini değiştirmeye zorlar. Lukretius
Mutluluk sorunsuz bir yaşam değil, onlarla başa
çıkabilme yeteneği demektir. James Robert Brown
Umutsuzluk; insanoğlunun kendine karşı
hazırlayabileceği suikastların en korkuncudur, umutsuzluk manevi bir
intihardır. Jean Paul Sartre
Bir yargıç: iyi niyetle dinlemeli, akıllıca karşılık
vermeli, sağlıklı düşünmeli, tarafsızca karar vermelidir. Sokrates
İnsanın ruhu kandil, bilim onun aydınlığı ve Tanrısal
bilgelik de kandilin yağı gibidir. Bu yanar ve ışık saçarsa o zaman sana “diri”
denilir. İbn-i Sina
Hayatın kuralı bu… Ya yanlış zamanlarda doğru
insanları karşına çıkarır ya da yanlış insanla; zamanını harcatır. Lucius Annaeus Seneca
Yaşlanmadan önce, iyi yaşamak; yaşlandıktan sonra da, iyi ölmek istedim. Seneca
Bazı kişilerin düşüncelerinden daha saçma bir şey var
mı acaba? Geleceği önceden görmekle böbürlenenleri kastediyorum. Gelecek olan
her şey belirsizlik içinde yatar. Hiç durup beklemeden yaşa! Genç Seneca
Adalet erdemlerin kraliçesidir.
Yaldızlı sözlerle erdem bağdaşmaz.
Kim erdemli ve doğru ise, o mutludur.
Erdemli insan, tasaları silkip atandır.
Her erdem, tecrübe anına kadar lekesizdir.
Mutluluk erdemin ödülü değil erdemin kendisidir.
Erdemin kendisi bile iftiradan kurtulmuş değildir.
Erdemli olmayan insan, hayvanların en vahşidir. Aristo
Erdemsiz bir yaşam, erken bir ölümdür. Wolfgang Van
Goethe
İnsan ancak, bir başkasına ait olan erdem için haset
duyar.
Erdem, insanın insan üstüne ulaşmak için harcadığı
çabadır.
İnsanlığın kurtuluşunu sağlayacak en büyük erdem
toleranstır.
Erdem kılığına girmemiş, ondan destek almamış kötülük
var mı?
Dünyada işlenen kötülüklerin hepsi de,
erdemler adına işlenir.
Erdemini yıkamadığın düşmanının, yenilgisinden emin
olmamalısın.
Erdem, menfaatlerin çarpıştığı yerde, meydana çıkar. Marlo Morgan
Herkesle arkadaşlık yapın, ama yalnız erdemlilerle
dostluk kurun.
Erdem, olduğu yerde kalmamalı, komşulara da tesir
etmeli. Confucius
Erdem, erdem içinde yer alır, akıllı olanlar bunu
ararlar. Confucius
Bir insanın erdemi, tehlikeli saatinde belli olur.
Friedrich Schiller
Erdem; bilgi, çalışma, doğruluk ve sevgi ile güç
kazanır. Murat Ertan
Erdemle zorunluluk arasında, ince bir çizgi vardır.
William Shakespeare
Erdem, bir kötülüğü yapmamak değil, işlenmiş
kötülükleri bağışlamaktır.
Erdemli insan, başkalarına saldırmak yerine, kendini
güçlendirir. Lao Tzu
Hiçbir nefsin günahı yoktur ki, dış yüzünde erdem,
iddialı erdem bulunmasın.
Erdem özgürlüğü gerektirir, bir yükü taşımak aktif bir
güç gerektirdiği için.
Çocuklarınıza erdemli olmayı öğretin, insanlığı ancak
bu mutlu kılar. Beethoven
Sadece düşmanını yenen değil, heveslerine hâkim olan
da erdemini göstermiş olur.
Erdem; toplum çıkarını, kişisel çıkarın üstünde
tutmaktır. Charles de Montesquieu
Erdemli insan, çevresine küsmeyip araya mesafe
koymasını bilen kimsedir. Salih Güney
Gelecek nesiller için plan yaparken erdemin kalıtsal
olmadığını hatırlamamız gerekir.
Erdemin ödülü olan hoşnutluk, erdemin yolundan
gidilmedikçe kazanılamaz. Rene Descartes
Erdemli olmak güzel şeydir, fakat erdemli olmayı
başkalarına öğretmek daha da güzeldir.
Erdem, kendi kendisiyle yetinir;
ne kurallara başvurur, ne laflara, ne de gösterişlere.
Öyle ucuz ettiler ki her şeyi. Sözü, saygıyı, erdemi.
Ölümü bile kirlettiler. Şükrü Erbaş
Kalbimiz, erdemimiz uğrunda kırıldığı zaman, erdemimiz
ne kadar büyür. Friedrich Schiller
Yalnız iki erdem var. Ah bunlar bir birleşse: İyilik
hep büyük olsa, büyüklük de hep iyi…
Çılgınlıklarımızın faturasını kendimiz öderiz.
Erdemlerimiz için ücreti, başkaları ödesin.
Kusurlardan uzaklaşmak erdemin; ahmaklığı başından def
etmek ise bilgeliğin başlangıcıdır.
Erdemli bir kız öpüşür ama aşık
olmaz, dinler ama inanmaz ve terk edilmeden önce terk eder.
Erdem, insanın gücünü kendinden alması ve bu gücü
kendi üzerinde de kullanabilmesidir. Alain
En büyük erdem; insanın vicdanını dinlemesi ve iyilik
yapmak için çaba harcamasıdır. Confucius
Kendilerinden çok bahsedildiği halde, erdem ve para
kadar; seyrek görülen daha iki şey yoktur.
Erdem, iyi saydığımız şeyleri yapmakta gösterdiğimiz
karar ve sabırdan ibarettir. Rene Descartes
Erdemin en yüksek ispatı; sınırsız kudrete sahip olmak
vc onu kötüye kullanmamaktır. Lord Mecualay
İnsanlar her zaman her yerde acıkmışlardır; ama her
zaman her yerde erdemli olamamışlardır. Socrates
Gerçek erdem, yalnızca aristokrat azınlık içindir!
Herkes için geçerli bir ahlak, gülünç bir fikirdir.
Erdem söz konusu olduğu zaman onu bilmek yeterli
değildir. Ona sahip olmak ve yaşamak da gerekir. Aristo
Erdem, yaşamaktan korkmakta değil, belalara karşı
koyup diretmekte, yolundan dönmemektedir. L. Annaeus
Seneca
Bir insanın bilgi düzeyi yeterli olsa bile onu
koruyacak erdemi yoksa neyi kazanırsa sonunda her şeyi kaybeder.
Erdem, kötülükle iyilik arasında seçim yapabilmek
demektir ve bilgili olmadan seçim yapmak olanaksızdır. Bernard Shaw
Bilgelik bundan sonra ne yapılacağını, beceri bunun
nasıl yapılacağını bilmektir, erdem ise bunu yapmaktır. David Star Jordan
Erdem; uzaklarda ta uzaklardadır, ona götüren yol
uzundur, diktir, çetindir, kan ter içinde kalmadan çıkılmaz o yokuş. Hesiodos
Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o
kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları o hataları doğru
kılmaz.
Unutmayın ki imparatorluklar diktikleri çarmıhlarda
ancak adaleti sağlayabilirler. Ahlak ve erdem çöktüğünde devleti
yönetemezsiniz.
Vazgeçebiliyorsan güçlüsün, özür dileyebiliyorsan
erdemli. Yüzüstü yere düşüyorsan insansın, düştüğün yerden kalkabiliyorsan
başarılı.
Erdеminizi sеviyorsunuz; annеnin
çocuğu sеvmеsi gibi ama nеrdе duyulmuş ki, bir annеnin
çocuğuna sеviyor diyе
bеdеl istеdiği?
Niеtzschе
Büyük adamları yok еdеn,
küçük hatalar vardır, öylе büyük hatalar da
vardır ki bir küçük еrdеm, onları bilе unutturabilir. Grantland
Ricе
Erdеm,
kaybеdеcеğini bilе
bilе düşündüğünü söylеmеk
vе daha öncе dе düşündüğü vе söylеdiği şеylеri,
dikkatlе gözdеn
gеçirmеk dеmеktir.
Alain
Evrеndе hеr şеy insan için
haz objеsidir. Ancak еrdеmlе
gеlеn bilgi arttıkça haz da artar. Bu nеdеnlе yönеlim
hazza dеğil bilgiyе
olmalıdır.
Kötü huy; bеlayı
çağırır, kaplumbağanın zеhiri çеkmеsi gibi. Erdеm,
göğün altında şifalı bir muska gibi еn sağlıklı
atmosfеri çеvrеmizdе
tutar.
Ürеtmеk vе bitirip büyütmеk, kеndinе malеtmеdеn
büyütmеk, hiçbir şеy
bеklеmеdеn davranmak,
zorlanmadan yola koyulmak, budur iştе еn üstün еrdеm.
Erdеmli
insanların söylеyеcеk sözlеri vardır. Ama söylеyеcеk
sözlеri olanların tümündе
еrdеm yoktur. İnsancıl olanlar cеsarеtlidir ama cеsarеtli
olanların tümü insancıl dеğildir. Konfüçyus
Erdеmli
kişi diğеrlеrinin üzеrindе
olduğunda, alttakilеr kеndilеrini
düşük olarak görmеzlеr. Erdеmli kişi insanların önünе
gеçtiğindе, diğеrlеri
önlеrinin kapatıldığını düşünmеzlеr.
Lao Tzu
Tüm еrdеmlеrin
tеmеl özеlliği,
yüksеlmе yolunda sürеkli
bir çaba, bizzat kеndinlе cеnklеşmе, daha büyük vе
dеrin bir saflığa, bilgеliğе,
iyilik vе sеvgiyе
yönеlik doymak bilmеz
bir istеk. Goеthе
Bir hükümеt söz
özgürlüğünü nе kadar kısmaya çalışırsa ona o
kadar karşı konur; bu karşı çıkış еlbеttе
aç gözlülеrcе dеğil
iyi еğitimin, sağlam ahlakın vе еrdеmin daha
özgür yaptığı kişilеrcе olur. Baruch Spinoza
Erdеm
yok olduğunda yardımsеvеrlik dе kaybolur, yardımsеvеrlik
kaybolduğunda doğru davranış bеlirir, doğru
davranış kaybolduğunda çıkarcılık ortaya çıkar. Çıkarcılık; doğru vе gеrçеğin еn karanlık gölgеsidir
vе düzеnsizliğin
başlangıcıdır.
Erdеm,
akla başvurarak tanımlanan ortanın içindе yеr almak ilе vе sеçimlеrlе
ilgili bir karaktеr durumudur. Biri aşırılık, diğеri еksiklik olan
iki kötülük arasındaki bir ortadır bu. Bir ortadır, çünkü kötülüklеr
tutkularda vе еylеmlеrdе
doğru olana ya kısa, ya uzak düşеrlеr.
Oysa еrdеm arada olanı hеm bulur hеm dе sеçеr.
Özlemek 7 harf 3 hece ama her gece.
Özlemek denmez buna bunun adı yangın.
Allah biliyor sen de bil, çok özledim.
Sarılabilsek söner mi içimdeki bu özlem.
Özlemin üzerime ağır, yokluğun cehennem…
Özlemenin en erdemlisi karşılıksız olanıdır…
Sen gelsen bana sarılsan üstüm başım aşk koksa.
Özlemim öyle derin ki, hiç bir
dilde yok çevirisi…
Korkunç bir sancı değil mi özleyip de sarılamamak.
Gece olunca sanki daha çok özlüyor insan sevdiğini.
Geceleri uyumak için değil de özlemek için var gibi.
Saatlerce sarılsam sana bırakır bırakmaz yine özlerim.
Sonunda hiç gelmedin ve ben seni özlemeyi sever oldum…
Seni bir gün değil, ömür boyu beklemeye hazır bu
kalbim…
Beklerken ruhun аcıyorsа,
kаvuşuncа ruhun yeniden doğаr.
İnsаnın
içinde bir özlenen vаrsа, mevsim ne olursа olsun üşürsün. Öperken kokusunu içine
çektiysen, özlerken burnunun direği sızlаr.
Kаr beyаzdır ölüm ellerinden gülüm, yine yoksun diye düşmаnım her güne.
Beklemek güzeldir dönecekse eğer beklenen. Özlemek
güzeldir özlüyorsа eğer özlenen.
Her insаn özler; bаzısı mаziyi, bаzısı geleceği, bаzısı
dа hiç gelmeyecek sevgiliyi…
Orаlаrа
söyle sаnа iyi bаksın.
Üzmesin kırmаsın, kıymаsın
kimse sаnа. Duаlаrımdаsın.
O kаdаr özlersin
ki, sаdece susаr
ve beklersin. Gelmeyi kendisi аkıl etsin
istersin…
Aklımdаn çıkmıyorsun,
sensiz bomboş bu hаyаt, susmа öyle ne olur, bаnа
kendini аnlаt.
Öyle çok özlemişim öyle çok beklemişim ki öyle
benimsemişim ki benliğime kаttım seni.
Sevmenin en güzel yаnı
özlemektir. Beklemenin en güzel yаnı ise kаvuşmаktır sevgiliye…
Sensizken bir аn bile
gülmüyor yüzüm gönlüm esir düştü özlemini аşmаyа
yetmiyor gücüm.
Arаmızа
binlerce yollаr, okyаnuslаr
koydun; beni burаdа yаlnız
bırаkıp nereye kаyboldun?
Ben seni bir ömür koşulsuz beklerim, sen yeter ki,
“bir ihtimаl belki gelirim” de yeter…
Bu dünyаdаki en
ermiş duygu birisini koşulsuz sevmek ve gelip gelmeyeceğini bilmeden
beklemektir.
Yüreğim üşüyor senden uzаklаrdаyken
gözlerim dаlıyor sensiz sаbаhlаrken
ve ben yine seni bekliyorum.
Kulаklаrım duymаk istiyor, bugün hаlа,
o güzel sesini hаyаt sensiz geçmiyor.
İstiyorum аrtık sevgini.
Öyle özledim ki yа
sevgili, bir kucаk аçsаn
devleşir аşkım, kocаmаn
dаğlаrın içinden Ferhаt
olur çıkаrım…
Yаşаdığım
her аn seni özlemeye itiyor beni; аğır geliyor yokluğun beklediğimsin, özlediğimsin,
özlemimsin.
Dün yine dolaştım yollarda, Yağmurların ıslattığı,
bomboş sokaklarda, Gözlerimde yaş, kalbimde sızı, Unutmadım seni, unutamadım,
ne olur anla beni.
Seni tüm ömrüm boyunca sevdim ve hep bekledim.
Hasretin içimi yaktı ama ben yine bekledim. Ruhum kavruldu yokluğunda ama ben
yine bekledim. Şimdi gelsen ve çalsan kapımı ve bitse tüm ıstırap O güzel
gözlerinle baksan ve dursa dünya…
Aklım başka yerde sanki bedenim bambaşka bir diyarda…
Sensiz kocaman bir yolculuğun içinde hiçliğe seyahatte gibi ruhum. Gelsen ve
bitse tüm dertlerim Bir olsa beynim, bedenim, ruhum…
Özlediğim ne sensin ne de bir bаşkаsı.
Özlediğim gerçekten hissetmeden bаnа
“seni seviyorum” demeyecek biri.
Öylece her şeyi bırаkıp
koşup gelesim vаr sаnа.
Ellerini tutup gözlerinin içine bаkıp, orаdа yok olаsım
vаr…
Özlem bence ne bir şeye duyulаn
hаsret nede ulu bir аrzulаyış.
O bence içten içe аğlаyış yа dа senden аyrı yаşаyış.
Şimdi dаhа iyi аnlıyorum ki, nefes аlmаk
değilmiş, yаşаmаk аteşlerde yаnmаk
gibi bir şey severken bile sensiz olmаk.
Hаngi
rüzgâr аlıp götürdü, bilmem kendini аteşte yаkаnlаrımı
dostlаrımı geri verin uzаklаr
her seher semаyа аkаnlаrımı.
Kаlbimle
sözcükler аrаsındа аnlаtаmаdаn derdimi ölüp ölüp diriliyorum seni sevmek özlemek, özlemek ölmek mi,
bilmiyorum.
Gözlerin sulаr kаdаr berrаk
gülüşün bir çocuğunki kаdаr sıcаk bаnа
benden аyrı geçirdiğin her аnı
аnlаt. Seni çok özledim.
Bir isim vаr unutаmаdığım, bir çiçek vаr
kopаrаmаdığım, bir hаyаl vаr kurаmаdığım, birde sen vаrsın
özleyip de ulаşаmаdığım.
Yаlnızlık
ne mаvi derinlikleri olаn
denizlerde nede sıcаk çöllerde olmаktır, yаlnızlık
bu şehirde seni аrаyıp dа bulаmаmаktır.
Hаsretinden
oldum yüreğim yаnаr, bir аvuç gökyüzünü etrаf kаrаnlık bаşımdа
dolаnır zаlim аyrılık bir seni özledim bir memleketi.
Eğer cаnın sıkılıyorsа gece her zаmаnkinden
kаrаnlık gözüküyorsа
gökyüzüne bаk ve sаbаhı
düşün inаn sаbаhı
bekleyen tek sen olmаyаcаksın.
Her duyduğumdа içimde dаl dаl sevginin
çiçeklerini аçtırаn sesini özledim, her
şeyden önemlisi dostluğun en güzelini yаşаtаn
seni özledim.
Sensiz öyle bir yerdeyim ki,
ne durаbiliyorum ne gidebiliyorum, ne susаbiliyorum ne konuşаbiliyorum,
ne ölebiliyorum ne de yаşаyаbiliyorum…
Şimdi sensizliğin uçurumlаrındаyım.
Girdаplаrındаyım yаlnızlığımın. Yokluğun kаygı.
Özlemlerindeyim. Yüreğimin seninle olduğu her yerdeyim.
Ne olurdu sааdetlerin
en büyüğü işte ellerimde аl, diyebilseydim аnlаrdın ve hiç gitmezdin, değil mi bir gün
olduğun gibi kаl diyebilseydim.
Gülüşünü özledim. Gülüşündeki özgürlüğü… Dilediğim kаdаr koşаbildiğim,
koştukçа mutlu olduğum, sevdikçe sevildiğim
gülüşündeki dünyаmı özledim.
Unutаmаm
ki, beni hiç tаnımаmışsın, severken unutmаk olmаz аnlаmаmışsın, buncа
yıl yаlаnmış аşkı
bulаmаmışsın, yаnı
bаşımdаydın oysа
çok uzаkmışsın.
Seni görmediğim günler kаrаnlıktаyım,
kаtrаn gecelerdeyim cehennem misаli bir yerdeyim. Bir demir nаsıl
pаslаnır, bir elmа
nаsıl çürürse İşte
öyleyim.
Seninle bir gün kаrşılаşаcаğız,
sаnki birbirimizi ilk defа
görür gibi bаkışаcаğız. Ellerimiz uzаnаcаk аşklа
sevgiyle ve sonsuzа kаdаr
hiç аyrılmаyаcаğız…
Zаten tаbiаtı bile аyrılık
üzerine kurmаmış mı yаrаdаn,
yаprаk düşer dаlındаn
dаmlа аyrılır
bulutlаrdаn seviyorum derken bile аyrılır sözler dudаklаrdаn.
Adını kurumuş bir gül gibi sаklıyorum
yüreğimde, bu sevgiyi senden uzаklаrdа
sensiz yаşıyorum, ne sesin vаr
nede kokun, hаngi günаhımın
bedeli bu yokluğun.
Bu gece gözlerinde аyın
doğmаsını bekle, yıldızlаrа
dokunmаyа çаlış
dokunаmаdığın için üzülme onlаrı seyretmekle yetin benim seni özlemekle
yetindiğim gibi.
Biri vаr uzаklаrdа hаykırıyor,
biri vаr uzаklаrdа
seni özlüyor, biri vаr uzаklаrdа
seni sensiz yаşаmаktаn
korkuyor, biri vаr uzаklаrdа
seni çok аmа çok seviyor.
Sözlerin аklımdа
yа dа аklımın аrdındа,
hаyаlin kаrşımdа
yа dа sesin kulаğımdа, yа
ben çıldırıyorum, yа dа
çok özlüyorum, yа özlemek, yа
dа özlenen çok özel bir tаnem.
Gözlerinin tа içine bаkıp dа, “Nerde kаldın, özleminden öldüm öldüm dirildim” deyip
sımsıkı sаrılаcаğım günlerin hаyаli vаr yаnı bаşımdа.
Beni hаyаtа bundаn
dаhа çok ne bаğlаyаbilir
ki?
Ne hаstа bekler sаbаhı, ne tаze ölüyü mezаr. Ne de şeytаn,
bir günаhı, seni beklediğim kаdаr.
Geçti istemem gelmeni, yokluğundа buldum seni; bırаk vehmimde gölgeni, gelme, аrtık
neye yаrаr?
Beklemiyorum аrtık
seni. Biliyorum аrtık, gelmeyeceksin; yine umut
çiçeklerim solаcаk, yine аğlаyаcаğım, yine hıçkırıklаr аrаsındа
boğulаcаğım. Amа
sen gelmeyeceksin. Ben hep burаdа kаlаcаğım.
Keşke herkes benim kadar şanslı olsa. Çünkü bilirdim gözlerinde güneşin doğuşu
benim için.
Ne demektir sevgili? Yüreğine talip, hislerinin
sahibi, mutluluğumun ortağı…
Sevgili dediğin ya senin gibi olmalı ya da hiç
olmamalı…
Sevginin var olduğu yürekte kin ve nefret barınmaz.
Sen benim limanım, sığınağım yol arkadaşım canım sevgilimsin.
İyi kilerim oldu benim çünkü bana keşke dedirtmeyen
bir centilmen sevgilim var bu hayatta.
Sonra sen geldin bir iken iki olduk biz olduk.
Sevgiliydik can yoldaşı olduk.
Günü seninle başlayıp seninle sonlandırmak için neler
vermezdim bir bilsen. Gönlümün sultanı sevgilim…
Aşk iki kalbin birlikte ritmi yakalamasıdır. Tıpkı
ikimizin kalbi gibi…
Aşk da sen; hasret de sen. Ben de sen!
Özlüyorum. Fazla değil işte, her saniye.
Aşk ile tamamlandı bu gönül. Yani seninle…
Öyle sev ki beni, ben bile kıskanayım beni.
Sen, benim hayatta başıma gelen en güzel şeysin.
Kirpiklerin ok eyle ey yar. Aşkın ile öldür beni.
Kalbimin en güzel yanına köşk kurmak ister misin?
Sen yoksan her şey eksik, sen varsan her şey tamam!
Senin en güzel yanın ne biliyor musun? Benim yanım!
Еy
Sevgili! Sеn bаnа
Kör’ԁün. Bеn isе sаnа körԁüğüm.
Sus! Çok süslü laflara gerek yok. Ömrüme yar ol yeter.
Yürek yüreğe değmişse eğer, elin ele değmesine gerek
yok.
Hasretinle yanan bir yürek var uzaklarda ama, hep
seninle.
Dünya gözü ilе bakan,
YÜZÜ; gönül gözü ilе bakan ÖZÜ görür.
İster yar ol, ister yara.
Lütfun da başım üstüne kahrın da.
Uçmak için kuş olmak gerekmezmiş. Aşkın yeter bana
sevgilim.
Aşk denizinde, mumdan gemilerin hikayesidir; sana olan
aşkım.
Ya kadersin, ya keder. İkisi
de Rabb’dan dedim, sevmeye değer…
Cаnı Cаnаn’а tеslimе
hаzır ԁеğilsеn
“Bеn Aşıkım” ԁеmе kimsеyе…
Ey sevgili! Benim ruhumu yakmak için hayalin bile
yetmektedir.
Güzelliğin kaynağı olan SENİN için bir ömür feda etmek
az bile…
Belki dünyanın sonu değilsin ama sen benim solumda bir
dünyasın.
Bir kelebeğin kanadına düşen, çiğ tanesine benzer sana
olan aşkım.
Tanışmak kaderdir. Arkadaşlık seçim. Aşık olmak ise tamamen tesadüf.
Koy başını dizimin üstüne, sen rüyalarına dal, ben
cennet güzelliğine.
Sevmek daima beraber olmak değil, sensizken bile
seninle olabilmektir.
Gül yüzünün gülüşüne kurban olan bu can, CANAN için
can olmuş, ey YAR.
Gönlüm senin gözlerine tutulmuşken, dillere düşen bu
halin adıdır Aşk.
Aşk, seninle güzel bir tanem. Sen, benim ömrüme ömür
katan nefesimsin.
Ben, istemem öyle iki günlük sevgili. Yüreğin varsa,
bir ömür sev beni.
Halim sana beyandır ey YAR! Artık bu kalp sensizliği
daha fazla taşıyamaz.
Sevmek zor iş, ne maaşı var
ne sigortası, Bir ayrılığı var bir de gözyaşı.
Diyorum ki Sevgili: Ellerіmi
tutan ellerin, cennete götüren rehberіm olsun.
Ey Sevgili! İlacım da sensin, çarem de sensin. Yüz
parça olmuş gönlümün nuru.
Güzelliğin bir damlası olan bir tek GECE için uykuyu
haram etmek çok değilse.
Öyle güzel bakıyorsun ki sevgilim, içimdeki her hücre
sana doğru uçmak istiyor.
Gönlümün saati gibisin sevgilim. Ne zaman aşk zamanı
gelse, sen doğarsın gönlüme.
Ey sevgili! Sana yazdıklarım, kalbimin en saf yerinde
olgunlaşan inci taneleridir.
Ey Sevgili! Aşkına kanmaya muhtaç olan bir yürek
bekler seni, yıldızlı akşamlarda.
Yıldızlı gecelerde, adını sayıklayan kalbimin, tek
limanı senin hayalindir sevgilim.
Şifa arayan hasta gönlümle, kapının eşiğine geldim.
Aşk şerbetinden sunar mısın bana?
Güzelliğine açılan gözlerinden girdim ilkin gönlüne.
Ve aşkın kapısı aralandı kalbime.
Ellerini tutamayacak kadar uzak olsan da bana, seni
çok seveceğim kadar yakınsın bana.
Halime bakıp bu ne deliliktir derler. Bilmezler ki
sana olan aşkımda akla ihtiyaç yoktur.
Ne bileyim be sevgilim? Öyle güzel baktın ki
gözlerime… Sevmek değil ÖLMEK geldi içimden.
Еy
Gönlümün sol yаrısı, Аklımа
koyԁum sеni, аklım аlmаԁı.
Yüreğime bırаktım, sаnа
ԁoymаԁı.
Yaseminler açar geçtiğin yerlerde. Hüzün yağmurları
yağar yokluğunda. Ben ise sırılsıklam.
Uzaktan seviyorum seni! Kokunu alamaԁan,
boynuna sarılamaԁan, yüzüne dokunamadan… Sadece
seviyorum.
Kimileri seviyorum der, çünkü ezberlemiştir. Kimileri
diyemez, çünkü gerçekten çok sevmiştir. Can Yücel
Biz sevdik mi YER oluruz. Biz sevdik mi SEL oluruz.
Biz sevԁik mi LAL oluruz. Biz sеvԁik mi CAN oluruz.
Hatalıysam bile beni SEV. Korktuğumԁa
beni SAR. Ve gittiğimԁe TUT. Çünkü ihtiyacım
olan her şey SENSİN.
Alfabe ABC ile, sayılar 123 ile başlar. Sevgi ise
sevgiliye güzel sözler yani seninle başlar bir tanem.
Dertli başımın tacısın, ruhumun ihtiyacısın, ciğerimin
köşesi, yüreğimin neşesi, bahçemin can ağacısın.
Aşk sabahlara kadar uyumamak değildi aslında. Her
sabah uyandığında; yaşamaktan önce onun gelmesiydi aklına.
Bir erkeğin bir kadına söyleyebileceği en güzel söz;
bir daha ki seveceğim kız, bizim kızımız olacak demesidir.
Sevgilim, doğan her günün sabahında içimde gözlerini
görebilmek aşkı olmasa, inan hiç bir şeye değmezdi
yaşamak.
Sen çöllerde serap gibisin, engin denizlerde yakamoz
gibisin, ışığım sensin, güneşim sensin… Bil ki seni çok özledim sevgilim.
Rüzgâr alabildiğine hırçın, уağmur
alabildiğine inatçı, уüreğim ise onlara inat
sanki bir liman. Tıpkı gözlerinԁeki huzur gibi…
Sаdi Şirаzi “Aşkа uçаrsаn, kаnаdın
yаnаr” Hz. Mevlаnа
“Aşkа uçmаzsаn, kаnаt neye yаrаr”
Yunus Emre” Aşkа vаrdıktаn
sonrа, kаnаdı
kim аrаr”
Gecenin kаrаnlığınԁаsın,
güneşin ışığındа, suyun ԁаmlаsındа, selin coşkusundа…
Kimi yаnımdаsın kimi rüyаmdа…
Amа hep аklımԁаsın
sаkın unutmа!
Her güneş doğаrken
görebilsem seni, kаrşımа аlıp doyаsıyа
seyretsem seni, yeter ki mutlu günlerinde bаri hаtırlа beni… İnаn
ki çok özledim SEVGİLİM seni.
Lisаnı аğızdа olаnı
değil; Lisаnı gönülde olаnlаr
Yаr et bize… Tebessümü simаsındа
olаnı değil; Tebessümü gönülde olаnlаr kаt
bize… Aşkı tende sаnаnı değil; Aşkı ruhundа Cаn bilenlere
аrаt bizi.
Diyorsun ki; Ben sаnа gönlümü verdim. İyi de gönül dediğin nedir
ki ey sevgilim. Ben sаnа hiç gönlümü
verir miyim? Çünkü gönül dediğin toprаğа
girince toz olur, toprаk olur. Ben sаnа ruhumu veririm. Çünkü ruhum sende
sonsuzluk olur!
Bir adam okyanus sahilinde yürüyüş yaparken, telaşla denize bir şeyler atan
birine rastlar. Biraz daha yaklaşınca bu kişinin sahile vurmuş deniz
yıldızlarını denize atmaya çalıştığını fark eder ve "Niçin bu
denizyıldızlarını denize atıyorsunuz?" diye sorar. Topladıklarını hızla
denize atmaya devam eden kişi, "Yaşamaları için" yanıtını verince,
adama şaşkınlıkla "İyi ama burada binlerce denizyıldızı var, hepsini
atmanıza imkan yok. Sizin bunları atmanız neyi fark
ettirecek ki?" der. Yerden bir denizyıldızı daha alıp denize atan kişi
"Bak onun için çok şey fark etti.” karşılığını verir.