O K U!

İslam’ın ilk emri “OKU”.

Bilgisayarda yaklaşık 500 komut vardır ve yüzbinlerce program bu komutlarla yapılır. Biz, eğitim hayatımızda binlerce şeyi öğrenmeye-öğretmeye çalışıyoruz. Oysaki 700-800 mantık(komut) ile çok iyi yetişmiş insanlara sahip olabiliriz. İlkokul mezunu, hayatında 150-200 mantık kullanır iken, profesörler 700-800 mantık kullanır.

Bilimde ilerlemiş (örnek: Nobel ödülü almış) kişilerin özelliği bıranşlarının yanında ek bıranşlara da yönelmiş olmalarıdır.

İbni Sina, dahiler dahisidir. Çünkü, onun öğretisi, tüm dünyada 600 yıla yakın hüküm sürmüştür ve insanlığı etkilemiştir. Yabancıların oyunlarına gelmeyelim: Einstein’in yüceltilmesi, Bill Gates’in dahi yapılmak istenmesi gibi. Bir avrupa ülkesi devlet başkanı çıkıp; “islam, cahillik ve fakirlik içinde” söylemlerini söyledikten sonra “Kur’an-ı Kerim’in değiştirilmesi, günümüz şartlarına uygun olması gerektiğini vb.” konuşabiliyor.

Bir olalım, diri olalım! Bizim yapamadığımız ve onların yaptığı bu.

İslam kelime olarak “Barış” anlamına gelir. Bizim asli görevimiz her (iyi) şeyle barışık olmamız. Bilimle barışık olmalıyız.

“En büyük ilerleme, en büyük hatadır.” ve “Aheste hızlan!” sözleri, bize ilerlemenin sindire sindire olması gerektiğini vurguluyor.

Her gelen “Kökten değiştireceğim.” diye geliyor. Bunun yerine iyisini-daha iyisini-en iyisini (eniyileme) yapacağım diyen biri karşımıza çıkmalı.

Türkçe’yi kullanma yaşını düşüremedik, aksine yükseliyor.

“Anlamak bilmek; bilmek affetmektir.” Mevlana. Bilgi kalıtsaldır. En büyük meziyetiniz affetmek olsun.

Yeni keşiflerle sömürgeciliğin artmasıyla 500-600 yıldır İslam yozlaştırılmaya çalışılıyor. Birileri maddi açıdan zengin olurken, İslam alemi fakirleştirildi. Bunun sonucunda ilme yeterince zaman ayrılamadı. Cahilleştirildik. Sonra da; siz cahilsiniz, fakirsiniz söylemleriyle “İslam-Kur’an değişmeli” sesleri yükseldi. Bu noktaya kadar gelinmemeliydi. Ama DAEŞ, Taliban vb. İslam adını kullanan ama İslam’la alakası olmayan ucubeler yüzünden Müslüman olmayanlar tarafından malzeme olarak kullanıldı.

Ama o devletlerden sadece biri, şu anda, Afrika’dan yılda ortalama 500 milyar dolar sömürüyor. Afrika, açlık ve sefalet içinde iken onlar en lüks yaşamları sürebiliyorlar. “Aç insan ne yer?” sorusunun cevabı; “önce namusunu yer”.
İslam, geldiğinden beri cahiller tarafından yozlaştırılmaya çalışılıyor. Kur’an-ı Kerim, sonsuza kadar değişmeden kalacaktır.

Aşağıda “cihad” kelimesinin Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisindeki anlamı: “Güç ve gayret sarf etmek, bir işi başarmak için elinden gelen bütün imkanları kullanmak” manasındaki cehd kökünden türeyen cihad, İslami literatürde “dini emirleri öğrenip ona göre yaşamak ve başkalarına öğretmek, iyiliği emredip kötülükten sakındırmaya çalışmak, İslam’ı tebliğ, nefse ve dış düşmanlara karşı mücadele vermek.”
Dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu tarifte “savaşmak” geçmiyor. Ama cihad, savaşmak olarak kabul ettiriliyor.

Aşağıda “şehadet” kelimesinin Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisindeki anlamı: Sözlükte “bir olaya şahit olmak, bildiğini söyleyip tanıklık etmek, bir yerde hazır bulunmak” gibi anlamlara gelen şehadet (şühûd) mastarından türeyen şehid (çoğulu şüheda) dini bir terim olarak Allah yolunda öldürülen müslümanı ifade eder.
Yine dikkatinizi çekerim, birinci derecede, savaş halinde iken ölenleri kastetmiyor.

Lütfen, Cihad ve Şehadet kelimelerinin anlamlarını 3-4 defa okuyun. Anlamların “İLİM” kelimesiyle bağlantılı olduğunu göreceksiniz.

İki anımı anlatacağım: Birincisinde, bir iş arkadaşımla konuşuyorduk; ben, ona sınavla (KPSS-1999) ve torpilsiz girdiğimi defalarca söylediğim halde inanmadı. Çünkü kendisi torpille girmişti. İkincisinde; işte çalışırken, bir bayanla karşılaştım. O, bana; ben de memur olacağım ama İzmir’e torpil bulmaya gidiyorum, yoksa işe giremeyeceğim, dedi. Şimdiki son durum: “Selam verdim, rüşvet değildir diye almadılar.”

Doğu-Güneydoğu bölgelerimizde teröristler yüzünden, görev başında, öldürülen öğretmenlerimiz, birinci derece şehadet şerbetini içmiş vatandaşlarımızdır. İlim sahiplerinin ve alimlerin, ilim yolunda iken, öldürülmesi en büyük şehitlik mertebesidir.

Biraz dağınık oldu ama toparlamasını bilirsiniz.

Durumun iç yüzü işte böyle, durumun geneli de işte öyle…