ŞİKAYETİM VAR!!!

 

Gözlerim ile gördüklerimi yazıyorum:


Bir Haziran-2025 günü, ISPARTA Gülistan karakoluna saat 03:30 civarında gitmek zorunda kaldım. Karakolda 2 polis ve 6 bekçi bulunuyordu. Bekçiler çay partisi yapıyorlardı. Bekçilerin bu saatte karakolda ne işi vardı? Görevleri polisleri beklemek mi? Yoksa halkın huzurunun devamını sağlamak mı?

Bir gün (Mayıs 2025), yine karakolda (ISPARTA Gülistan) birini şikayet etmek için bulunuyordum. Şikayet edeceğim şahsın oğlu(davalı) polislerle tanışık çıktı. Bu şahıs(davalı), polis odasında yapılan telefon görüşmelerini dinledi ve polislerle şikayet teşkil edecek bir durum olmadığına karar verdiler. Biz (eşim ve ben) oturmamız gereken yerde ve polislerden uzaktayız. Bu zamanda, tanışıklık pirim yapıyor. Belki de başka şeyler...

ISPARTA Belediyesini istek ve şikayet telefonu ile en az iki kez şikayet ettim. Bana, hiç bir şekilde cevap vermediler. Şöyle ki; Dere mahallesi Andık deresi mevkiinde 2 taş var. Halk bu taşların etrafında dönerek, güya duaların kabul edileceğine inanıyor. Belediye de tutmuş buraya mescit yapmış. Biri de, köpek mezarlığı gibi bir mezar yapmış ve halk da, mezar başında dua ediyor. Ben, bunun hurafe olduğunu beyan ederek mescidin yıkılmasını istedim. Ortada artı ya da eksi yapılan bir şey yok.

Yine ISPARTA Belediyesinden istekte bulundum. Şöyle ki, hiç elektrikli, şehir içi belediye otobüsü bulunmamakta, bir tane bile olsa alınmasını rica ettim. Ortada artı ya da eksi yapılan bir şey yok.

ISPARTA şehir içi belediye otobüsü şoförleri, halka çok kötü davranıyor. Şöyle ki: 1- Bindiğim otobüs şoförü haksız yere bir bayanla tartışıyordu. Bayan otobüsten indi. Şoför ardından, "siktir git, basti bacak" dedi. Bunu bayan duydu. Edebini bozmayarak sinirli sinirli oradan uzaklaştı. 2- Bindiğim otobüs, bir durakta durdu. Bir bayan, otobüse binmeden, otobüsün nereye gideceğini ve ileride sağa dönüp-dönmeyeceğini öğrenmek için şoföre soru sordu. “Düz mü gideceksiniz?”, dedi. Şoför ise ukela bir tavır takınarak “sağlı-sollu gideceğim” dedi. Bayan da bu kelimeye anlam veremedi ve o da soru sorarcasına “sağlı-sollu” dedi. Bu otobüsün düz gideceğini şoför de biliyor, otobüs içerisindeki yolcular da biliyor. Belki de, sağır sultan da biliyor. Ortada artı ya da eksi yapılan bir şey yok.

Gelelim Türkçe kullanımımıza: TURKCELL, DIGITURK vb kelimeler birinin dürteklemesiyle görünür hale geldi. Ben bu marka! olacak kelimelerin Türkçe'ye aykırı olduğunu söylüyorum. Ve diyorum ki; bu kelimelerin “TÜRK” kelimesiyle her hangi bir alakalarının olmadığını savunuyorum. Böyle kelimeler ile güzel Türkçemizi bozmaya çalışıyorlar. "TÜRK" böyle yazılır ve göründüğü gibi okunur. “SİBERAY” kelimesini çok sevdim, “AYCELL” kelimesinden aynı ölçüde nefret ettim. Artık "Türkçemizi koruma kurumu" ve "Türkçemizi koruma kanunu" olmalı. 

Gelelim “sigara” kullanımımıza: ISPARTA ŞEHİR Hastanesine en az 2 kez şikayet dilekçesi bıraktım. Hastane sınırları içerisinde sigara kullanılması akla-mantığa aykırı, diyerek. Bir hastane (sosyal hizmetler) çalışanı bana; biz sarı çizgi çizerek çözüm bulduk, dedi. Sarı çizgi ile hastane arasında sigara içilmesini yasakladık, dedi. Ortada ne sarı çizgiyi gören var ne de bu kurala uyan var. Gidin, ALO 184 şikayet hattı yazısının altında (masalarda küllükle) sigara içiliyor.

Şunu halkımla paylaşmak istiyorum: Biz cumhur olarak başkanımızı seçebiliriz ama başkan hiç bir zaman cumhurunu seçemez...

Biraz dağınık oldu ama toparlamasını bilirsiniz.

Durumun iç yüzü işte böyle, durumun geneli de işte öyle…